Samer Araştırması: Doğu Ve Güneydoğu'ya Göre Türkiye'nin En Önemli Olayı Kobani

MERKEZİ Diyarbakır'da bulunan Siyasal ve Sosyal Araştırmalar Merkezi'nin (SAMER) Doğu ve Güneydoğuda, 22 ilde 3 bin 380 kişi ile yaptığı araştırmada, 'Türkiye'nin en önemli olayı' Kobani olarak gösterilirken, bunu 'Çözüm süreci'...

Samer Araştırması: Doğu Ve Güneydoğu'ya Göre Türkiye'nin En Önemli Olayı Kobani

MERKEZİ Diyarbakır'da bulunan Siyasal ve Sosyal Araştırmalar Merkezi'nin (SAMER) Doğu ve Güneydoğuda, 22 ilde 3 bin 380 kişi ile yaptığı araştırmada, 'Türkiye'nin en önemli olayı' Kobani olarak gösterilirken, bunu 'Çözüm süreci'...

03 Kasım 2014 Pazartesi 14:34
Samer Araştırması: Doğu Ve Güneydoğu'ya Göre Türkiye'nin En Önemli Olayı Kobani
MERKEZİ Diyarbakır'da bulunan Siyasal ve Sosyal Araştırmalar Merkezi'nin (SAMER) Doğu ve Güneydoğuda, 22 ilde 3 bin 380 kişi ile yaptığı araştırmada, 'Türkiye'nin en önemli olayı' Kobani olarak gösterilirken, bunu 'Çözüm süreci' ve IŞİD terörünün izlediği belirtildi. Araştırmada, 'Çözüm sürecine' destek oranı yüzde 84.7 çıkarken, 6-7 Ekim olayları araştırmaya katılanların yüzde 62.4'ü tarafından 'Halk ayaklanması' olarak algılandığı belirtildi.
SAMER tarafından Doğu ve Güneydoğu Bölgesi'ndeki 22 ilde ülke ve bölge gündemini meşgul eden 'Çözüm süreci', Kobani ve IŞİD terörüne ilişkin algı ve tutumları tespit etmek amacıyla 3 bin 380 kişi ile yapılan çalışmanın sonuçları merkezin Genel Koordinatörü Welat Ay tarafından açıklandı. Araştırmaya katılanların yüzde 70.9'u kimliğini Kürt, yüzde 20.1'i Türk, yüzde 2'si Arap, ve yüzde 0.5 memleketi ve kimliğini açıklamadı. Ay, Türkiye'nin en önemli sorunu nedir sorusuna, araştırmaya katılanların yüzde 63'ü Kobani, yüzde 16.4'ü 'Çözüm süreci', yüzde 6.6'sı IŞİD terörü, yüzde 2.7'si Kobani için yapılan eylemler, yüzde 2'si dış politikalar, yüzde 1.4'ü askerlerin şehit edilmesi, yüzde 0.7'si işsizlik yanıtını aldıklarını söyledi.
SAMER Koordinatörü Ay, Türkiye'nin en önemli olayı olarak Kobani'nin görülmesi ve akabinde çözüm sürecinin yer alması her ikisi arasında ilişkiselliği de gündeme getirdiğini belirterek, şöyle konuştu:
"Yani bölge halkı bir yandan Kobani'yi, çözüm süreci tartışmalarının önünde değerlendirirken, öte yandan daha Çözüm süreci için gerek şartlardan biri olarak Kobani'ye gördüğünü ortaya koymaktadır."
"ÇÖZÜM SÜRECİNE DESTEK YÜZDE 84.7 ÇIKTI"
Araştırmaya katılanların yüzde 84.7'sinin çözüm sürecini desteklediğini belirttiklerini söyleyen Ay, çözüm sürecine olan yüksek oranda desteğin Türkiye'de son dönemde Kürt sorununun çözümüne ilişkin olumlu bir gelişme yaşanıp yaşanmadığı sorusunu gündeme getirdiğini ifade etti. Ay, şöyle dedi:
"Araştırmaya katılanların yüzde 26.3'ü son dönemde Kürt sorununun çözümüne ilişkin bir takım olumlu gelişmeler yaşandığını düşünürken, geçen yıl yapılan araştırmada bu oranın yüzde 39.6 olduğu ve bu konuda bir düşüş söz konusu olduğu görülüyor. Araştırmaya katılanların yüzde 17,1'i hükümetin çözüm sürecinde üstüne düşeni yaptığını belirtirken, yüzde 64.3'ü ise hükümetin üzerine düşen sorumluluklarını yerine getirmediğini düşünüyor. Aynı soru sürecin diğer tarafı olan PKK-KCK açısından sorulduğunda ise, PKK'nın sorumluluğunu yerine getirdiğini düşünenlerin oranı yüzde 51.3 çıktı. Yüzde 29.4 ise PKK'nın sorumluluklarını yerine getirmediğini söyledi. Araştırmaya katılanların yüzde 85.9'u çözüm sürecinin şeffaf bir şekilde yürütülebilmesi için kamuoyuna bilgilendirme yapılması görüşüne sahip olduklarını açıkladı."
"6-7 EKİM OLAYLARI HALK AYAKLANMASI OLARAK ALGILANMIŞ"
Samer, Koordinatörü Welat Ay, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Abdullah Öcalan'ın süreçte baş müzakereci olması ve sekreterya kurulması ile ilgili soruya, araştırmaya katılanların yüzde 66.3'ü Öcalan'ın baş müzakereci olması tartışmalarını olumlu bulurken, yüzde 67.9'u sekreterya heyeti kurulmasının müzakere sürecine katkı sağlayacağını söyledi. Paralel yapının çözüm sürecini sabote etmeye çalıştığı ile ilgili soru üzerine ise araştırmaya katılanların yüzde 60,2'si paralel yapının çözüm sürecini sabote etmeye çalıştığını düşündüğünü ifade etti. 6-7 Ekim olaylarının nasıl değerlendirildiği ile ilgili soruya araştırma deneklerinin yüzde 62.4'ü bu eylemleri halk ayaklanması olarak değerlendirirken, yüzde 17.6'sı provokasyon, yüzde 7.1'i 'Çözüm sürecini sabote etmek' için yapılan eylem, yüzde 3'ü ise vandalizm olarak değerlendirdi. Araştırmaya katılanların yüzde 91.4'ü IŞİD'i terör örgütü, yüzde 4.1' i ise IŞİD'i terör örgütü olarak görmediğini söyledi. Araştırmaya katılanların yüzde 60.4'ü 17 Aralık operasyonunu, yolsuzluk operasyonu olarak görürken, yüzde 16.3'ü ise hükümete karşı darbe girişimi, yüzde 9.3'ü ise AKP-Cemaat çatışması olarak algılamaktadır."
"SÜREÇTEKİ AKSAMA VE OLAYLAR ORTAK YAŞAM ALGISINI OLUMSUZ ETKİLEMİŞ"
Ay, silahlı çatışma ortamının tekrar başlayacağına dair endişelerin sorulduğu deneklerden yüzde 58.6'sı silahlı çatışma ortamının tekrardan başlayacağı endişesini taşıdığını yüzde 41.4'ünün bu tarz bir endişe taşamadığı ortaya çıktığını söyledi. Türkler ile Kürtlerin ortak yaşam imkanları ile ilgili soruya araştırmaya katılanların yüzde 76.4'ü ortak yaşam imkanı bulunduğunun ortaya çıktığını söyleyen Ay, "2013 yılında yapılan araştırmada bu oran yüzde 81.6 olarak çıkmıştı. Dolayısıyla Türklerin ve Kürtlerin birlikte ortak yaşam alanı bulunduğunu düşünenlerin oranı son bir yılda yüzde 5.2 oranında düşmüştür. Bu veriye dayanarak çözüm sürecindeki aksamaların Türkler ve Kürtlerin ortak yaşam algısını olumsuz etkilediğini belirtmek mümkündür" dedi.

FOTOĞRAFLI

 

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.