Ankara Anlaşması; Türkiye, Kerkük'e müdahale edebilir mi?

1926 yılında imzalanan Ankara Antlaşması. Irak'ın toprak bütünlüğünün korunması konusunda Türkiye'ye müdahale hakkı veren yoruma açık tartışmalı maddeler içeriyor.

Ankara Anlaşması; Türkiye, Kerkük'e müdahale edebilir mi?

1926 yılında imzalanan Ankara Antlaşması. Irak'ın toprak bütünlüğünün korunması konusunda Türkiye'ye müdahale hakkı veren yoruma açık tartışmalı maddeler içeriyor.

23 Eylül 2017 Cumartesi 00:48
Ankara Anlaşması; Türkiye, Kerkük'e müdahale edebilir mi?

Ankara Anlaşması, Türkiye, Kerkük'e müdahale edebilir mi?

Kuzey Irak'ta bölgesel Kürt hükümeti, referandum ısrarını sürdürürken, Türkiye Ankara Anlaşması'ndan doğan haklarını masaya koydu. Türkiye'nin 1926 yılında, İngiltere ile imzaladığı Ankara Anlaşması Kerkük ve Musul'un statüsüne atıfta bulunarak Irak'ın toprak bütünlüğünün garanti altına alındığı ilk sözleşmelerden biri olarak karşımıza çıkıyor. Türkiye'ye Irak'ın derinliğinde 75 KM kuş uçuşu müdahale hakkı veren Ankara Anlaşması için uzmanların farklı görüşleri var.

Dün toplanan Milli Güvenlik Kurulu'nda vurgulanan "uluslararası anlaşmalardan doğan haklar" paragrafının içinde Ankara Antlaşması 91 yıl sonra yeniden gündeme geldi.
Pazartesi günü yapılacak olan referandum, Irak'ın toprak bütünlüğünü parçalamaya yönelik en önemli gelişme olarak karşımıza çıkıyor.

Kuzey Irak yönetimini ve uluslararası kamuoyunu uyaran MGK bildirisinin son cümlelerinde yer alan "Tüm ikazlarımıza rağmen bu referandumun yapılması halinde Türkiye, ikili ve uluslararası anlaşmalardan doğan haklarını mahfuz tutar" paragrafı yorumlayan uzmanlar "Türkiye'nin Ankara Anlaşması ile, Irak'ın sınırlarının değiştirlmek istenmesi halinde askeri müdahale seçeneğinin bulunduğuna işaret ediyorlar.

ANKARA ANTLAŞMASI NEDİR?

Ankara Antlaşması, 5 Haziran 1926 tarihinde Türkiye ve Irak arasındaki siyasi sınırları belirlemek ve komşuluk ilişkilerini düzenlemek için İngiltere ve Türkiye arasında Ankara'da imzalanan anlaşmadır. Antlaşmanın imzalandığı tarihte İngiliz işgali altında bulunan Irak hükümetlerini bağlayan uluslararası antlaşma, Irak'ın toprak bütünlüğünün neredeyse sigortası niteliğindedir.

İngiltere'nin türlü oyun, kışkırtma ve Türkiye'yi 6 yıl boyunca uğraştırdığı iç karışıklıkların gölgesinde imzalanan Ankara Antlaşması, Musul ve Kerkük'ün tartışmalı durumu için de, Türkmenler açısından son derece önemlidir.

ANKARA ANTLAŞMASI İLE NELER OLDU?

Lozan Anlaşması'nın ardından Türkiye'nin uğraştığı sorunlar arasında Irak sınırı ve Musul sorunu yer alıyordu. İngiltere ile Türkiye arasındaki barışı tehlikeye sokan ve krizler yaratan Musul sorunu, zorlukla çözüldü.

Mondros Ateşkes Anlaşması'nın imzalandığı dönemde Musul, Osmanlı Devleti toprağıydı ve yüzyıllarca Türk egemenliğinde kalan Musul, Misak-ı Milli sınırları içinde yer alan bir topraktı.


Mondros Ateşkes Anlaşması'nın 7. maddesini kullanan İngiltere, anlaşmanın imzalanmasının ardından Musul'u işgal etti. Türkiye, Lozan Konferansı'nda Musul ve Kerkük'ün Misak-ı Milli sınırları içerisinde yer aldığını belirterek İngiltere'nin Musul'dan çekilmesini ve Musul'un Türkiye'ye bırakılmasını talep etti.

Ancak İngiltere ise, Musul bölgesinin geleceğinin Milletler Cemiyeti'nin kararına bırakılmasını istedi. Musul sorununa çözüm getirmek için İngiltere ile ilk kez 1924 yılında İstanbul Haliç Konferansı'na görüşmeler düzenlendi. İngilizler, Musul'un yanı sıra Hakkari'yi de isteyince anlaşma olmadı.

İngilizler, anlaşmayı zorla kabul ettirmek için Türkiye'ye bazı olayları bahane ederek bir ültimatom verdi. Verilen ültimatomda, İngiltere'nin isteklerinin kabul edilmemesi durumunda askeri müdahalenin yapılacağı belirtildi.

Türk hükümeti ise, İngiltere'nin verdiği ültimatoma karşılık olarak, olası bir askeri müdahalede sınırlarını ve bağımsızlığını korumak için her türlü önlemi alacağını ve karşılığını vereceğini bildirdi.

Türk hükümetinin verdiği sert ve kesin karar karşısında cesaret edemeyen İngiltere herhangi bir harekette bulunmadı. 1926 yılında Milletler Cemiyeti'ne taşınan Musul sorunu, burada da çözülmedi ve Yüksek Adalet Divanı'na taşındı.

Burada da olumlu bir sonuç alınmayınca sonunda İngilizler ile Ankara'da yapılan görüşmeler sonucunda Ankara Anlaşması'nın imzalanmasına karar verildi. 5 Haziran 1926 tarihinde imzalanan Ankara Anlaşması, 7 Haziran 1926 tarihinde TBMM'de onaylandı ve kabul edildi.

ANKARA ANLAŞMASI MADDELERİ

Türkiye ile Irak Arasındaki Hudutlar bu anlaşma ile belirlendi. Ankara anlaşmasının maddeleri şunlar;

Madde 1: Türkiye ile Irak arasındaki hudut Cemiyet-i Akvam’ın 29 Ekim 1924 tarihli toplantısında kararlaştırıldığı şekilde (Brüksel Sınır Çizgisi) kesinleşmiştir.

Madde 2: Son fıkrası saklı kalmak üzere 1. maddede tespit edilmiş hudut bu antlaşmaya bağlı 1/250.000 ölçekli harita üzerinde gösterilmiştir. Metin ile harita arasında aykırılık vukuunda metin geçerli olacaktır.

Madde 3: 1. maddede tasrih edilen hudut hattını arazi üzerinde belirlemek üzere bir "Hudut Komisyonu" kurulacak, bu komisyon Türkiye Hükûmetince tayin olunacak iki yetkili ve İngiltere ile Irak hükümetleri tarafından beraberce tayin edilecek iki temsilci ile uygun gördüğü takdirde İsviçre Cumhurbaşkanınca İsviçre vatandaşları arasından seçilecek bir başkandan oluşacaktır. Komisyon en kısa sürede ve en geç bu antlaşmanın yürürlüğe konulmasından başlayarak altı ay içinde toplanacak ve çoğunluğun alacağı karara bütün tarafların uyması mecburî olacaktır.

Tahdid-i Hudut Komisyonu her durumda bu antlaşmadaki tarifleri pek yakından takibe gayret edecek, komisyonun masrafları Türkiye ile Irak arasında eşit olarak taksim olunacaktır. İlgili devletler komisyonun vazifesini yapabilmesi için gerekli yerleşme, işçi, malzeme ile ilgili bütün mevzularda gerek doğrudan doğruya gerekse mahallî makamlar eliyle yardım etmeyi taahhüt ederler.

Söz konusu devletler bundan başka komisyonca konulacak nirengi noktalarına, hudut işaretlerine kazık ve alâmetlere riayet etmeyi taahhüt ederler.

Hudut işaretleri birinden diğeri görülebilecek surette yerleştirilecek ve üzerlerine numara konulacaktır. Bunların mevkileri ile numaraları bir harita üzerinde gösterilecektir.

Hudut belirleme kesin zabıtnamesi.; ve buna ekli harita ve vesikalar üç nüsha olarak tanzim edilecek ve bunlardan ikisi hemhudut devletlerin hükümetlerine ve üçüncüsü, aslına uygun tastiklenmiş suretleri Lozan Anlaşması’na imza koyan devletlere tebliğ edilmek üzere, Fransa Hükümeti'ne verilecektir.

Madde 4: 1. madde mucibince Irak'a terkedilen arazideki ahâlînin tabiiyyeti Lozan Anlaşması'nın 30-36. maddelerine dayanılarak halledilecektir.

Taraflar Lozan Anlaşması'nın 31, 32 ve 34. maddelerinde kayıtlı, seçme hakkının bu antlaşmanın yürürlüğe konulduğu tarihten başlayarak on iki ay müddetle geçerli olabileceğini kararlaştırmışlardır.

Bununla beraber Türkiye, ahâlîden seçme haklarını Türkiye uyruğu için kullananların işbu haklarını tanımak hususunda hareket serbestisini muhafaza eder.

Madde 5: Taraflardan her biri 1. maddede belirlenen sınır hattının kesin ve bozulmaz olduğunu kabul ederek bunu değiştirmeye matuf her türlü teşebbüsten sakınmayı taahhüd eder.

Türkiye ile Irak Arasındaki İyi Komşuluk Münasebetleri

Madde 6: Taraflar bir veya birkaç silahlı kişinin sınır mıntıkasında yağmacılık veya eşkiyalık yapmak maksadıyla girişecekleri hazırlıklara, sahip oldukları bütün vasıtalarla karşı koymayı ve bunların sınırdan geçmelerine mani olmayı karşılıklı olarak taahhüd ederler.

Madde 7: 11. maddede zikredilen yetkili memurlar sınır mıntıkasında yağmacılık veya eşkiyalık yapmak için bir veya birkaç silahlı kişinin hazırlıklarda bulunduklarını haber aldıklarında ihmal etmeden birbirlerini haberdar edeceklerdir.

Madde 8: 11. maddede zikredilen yetkili memurlar, bulundukları yerlerde yapılmış olabilecek bütün yağmacılık ve haydutluk fiillerinden karşılıklı olarak birbirlerine haber vereceklerdir.

Haberdar edilecek memurlar ellerindeki bütün vasıtalarla söz konusu fiillerin fâillerinin sınırdan geçmelerine mani olmaya gayret edeceklerdir.

Madde 9: Silahlı bir veya birkaç kişi sınır mıntıkasında bir cinayet veya cürüm işledikten sonra diğer sınır mıntıkasına ilticâ ederse oranın, bu kişileri silahları ve yağma ettikleri eşya ile birlikte, uyruğu bulunduğu tarafa teslim etmesi mecburîdir.

Madde 10: Antlaşmanın işbu faslının tatbik mıntıkası Türkiye'yi Irak'dan ayıran bütün sınır ile bu sınırın iki yanında 75 km. derinliğinde bulunan mıntıkadır.

Madde 11: Antlaşmanın işbu faslını tatbik etmekle görevli yetkili memurlar şunlardır: Umumî işbirliğini tanzim ve alınacak tedbirlerin mesuliyeti kendilerinde olmak üzere; Türkiye tarafından askerî sınır kumandanı, Irak tarafından Musul ve Erbil mutasarrıfları; mahallî bilgilerin ve acil tebligatın teatisi için Türkiye tarafından vâlilerin uygun görmesi ile tayin edilecek memurlar; Irak tarafından Zaho, İmâdiye, Zibar ve Revanduz kaymakamlarıdır.

Türkiye ve Irak hükümetleri gerek on üçüncü maddede zikrolunan Dâimi Hudut Komisyonu marifetiyle ve gerek siyasî yolla birbirini haberdar ederek, idarî sebeplerden dolayı yetkili memurların listesini değiştirebileceklerdir.

Madde 12: Türkiye ile Irak memurları diğer taraf uyruğundan olup, kendi toprakları üzerinde bulunan aşiret beyleri, şeyh veya öteki azaları ile resmî veya siyasî mahiyete sahip her türlü haberleşmeden kaçınacaklardır. Taraflar sınır mıntıkasında diğer devlet aleyhine yönelmiş hiçbir propaganda teşkilâtına ve topluluğuna izin vermeyeceklerdir.

Madde 13: Antlaşmanın bu faslının hükümlerinin icrasını kolaylaştırmak ve genellikle sınır üzerinde iyi komşuluk münasebetlerini sürdürmek üzere zaman zaman Türkiye ve Irak hükümetleri tarafından karşılıklı olarak tayin edilecek, eşit sayıda memurlardan mürekkeb bir "Dâimî Hudûd Komisyonu" kurulacak ve en az altı ayda bir kere ve durum gerektirdiği takdirde daha sık olarak toplanacaktır. Sıra ile Türkiye ve Irak'da toplanacak olan bu komisyon, antlaşmanın bu faslının hükümlerinin icrasına müteallik işleri ve ilgili sınır mıntıka memurları arasında anlaşmazlığa sebebiyet veren, diğer her türlü sınır meselelerini dostça çözmek vazifesiyle mükellef olacaktır. Komisyon bu antlaşmanın yürürlüğe girdiği tarihi takib eden iki ay zarfında ilk olarak Zaho'da toplanacaktır.

Genel Hükümler

Madde 14: Her iki ülke arasında ortak çıkarlar sahasını genişletmek maksadıyla, Irak Hükûmeti bu antlaşmanın yürürlüğe konulması gününden itibaren 25 sene müddetle, 14 Mart 1925 tarihli İmtiyaz Mukavelenamesi'nin 30. maddesi mucebince "Turkish Petroleum Kumpanyası"ndan, petrol ihraç edebilecek olan şirketlerden veya şahıslardan, teşkil edilecek olan muavin şirketlerden sağlanan gelirlerin %10'unu Türkiye Hükümeti'ne ödeyecektir.

Madde 15: Türkiye ve Irak, dost devletler arasında geçerli bir "suçluların iadesi" Anlaşması yapmak üzere açık müzakerelere girişmeğe karar vermişlerdir.

Madde 16: Irak Hükümeti kendi ülkesinde ikamet eden şahısları bu antlaşmanın imzasına kadar Türkiye lehindeki düşünce ve siyasî hareketlerinden dolayı tedirgin etmemeği ve onlara en geniş manada bir genel af tanımayı taahhüd eder.

Bu konuda verilmiş mahkeme kararlarının hepsi geçersiz kabul edilecek ve sürdürülmekde olan bütün kovuşturmalar durdurulacaktır.

Madde 17: Bu antlaşma tasdiknamelerin teatisinden itibaren yürürlüğe girecektir. Antlaşmanın ikinci faslı antlaşmanın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren on sene müddetle yürürlükte kalacaktır.

Antlaşmanın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki sene sonunda taraflardan her biri söz konusu faslı kendi açısından feshetmek hakkına sahip olacaktır. Keyfiyet, feshin bildirildiği tarihten itibaren bir sene sonra geçerli olacaktır.

Madde 18: Bu antlaşma taraflarca tasdik edilecek ve tasdiknameler süratle Ankara’da teati edilecektir. Antlaşmanın tasdiklenmiş suretleri Lozan Anlaşması'nı imza eden devletlere gönderilecektir.

Ek: Bu fasıl Türkiye ile Irak arasında sınır hattının Cemiyet-i Akvam'ın 29 Ekim 1924 tarihli toplantısında kararlaştırılmış güzergâha göre tespit olunan kesin şeklini açıklamaktadır.

Son Güncelleme: 23.09.2017 00:59
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.