Güçlü: BDP'li vekillerin dokunulmazlıklarının kaldırılması siyasi krize yol açar

Güçlü: BDP'li vekillerin dokunulmazlıklarının kaldırılması siyasi krize yol açar

06 Aralık 2012 Perşembe 12:08
Güçlü: BDP'li vekillerin dokunulmazlıklarının kaldırılması siyasi krize yol açar
ANKARA (CİHAN)- Kürt siyasetçi ve yazar İbrahim Güçlü, BDP milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılmasının yeni bir siyasi krize yol açacağını belirterek, Asıl merkezi sorunu gözden uzak tutma, çözümsüzlük için koşullar yaratma olanağını ortaya çıkaracaktır. dedi. BDP milletvekillerinin davranışının Türk kamuoyunun tümünün, Kürt kamuoyunun bir kesiminin hassasiyetlerini zorlayan, tahrik edici, hatta sarsıcı nitelikte bir davranış olduğunu dile getiren Güçlü; soruna, BDP milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılmasından öteye, daha kapsamlı, çok yönlü bakılması gerektiğini ifade etti.

Cihan Haber Ajansı'na (Cihan) konuşan Güçlü, demokrasilerde yasama dokunulmazlığını tartışmanın 'abesle iştigal' olduğunu kaydetti. Yasama dokunulmazlığının, düşünce ve ifade özgürlüğü olduğunu dile getiren Güçlü, demokrasisi gelişmiş bütün ülkelerde, düşünce ve ifade özgürlüğünün sorunsuz olduğunu belirtti.

Bütün vatandaşlar ile milletvekillerinin bu alanda dokunulmaz olduğuna dikkat çeken Güçlü, Milletvekilleri, yasama görevlerini yerine getirirken, milletvekilliğini icra ederken, düşünce ve ifade özgürlüklerini sınırsız kullanmak durumundadırlar. Herhangi bir vatandaş ve elbette milletvekilleri de düşünce ve ifade özgürlüklerinin sonuçlarından yargılanmaya tabi tutulamazlar. Demokrasilerde, düşünce ve ifade özgürlüğünün sonucundan fikir suçu üretilemez, yaratılamaz. Vatandaşlar da milletvekilleri de düşüncelerinden dolayı yargılanamazlar. Milletvekilleri, düşünce ve ifade özgürlüğünün ürünlerinden dolayı, parlamento dışına çıkarılamazlar. Düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamında olmayan tüm eylemler, başka suç kavramları içinde ele alınır. O durumda vatandaşlara dokunulduğu gibi, milletvekillerine de dokunulur. Vatandaşlar da milletvekilleri de yargılanırlar. Çünkü esas olan hukukun üstünlüğüdür. Düşünce ve ifade özgürlüğünün de demokrasiye, evrensel hukuka göre tanımlanması gerekir. diye konuştu.

MİLLETVEKİLLERİ, HALKI DEĞİL GENEL BAŞKANLARI TEMSİL EDİYOR

Yasama dokunulmazlığının, milletvekillerinin yetki ve sorumluluklarının sınırlarını bilme sorunu olduğunu anlatan Güçlü, Eğer bir milletin ve memleketin milletvekilleri yetki ve sorumluluklarını bilemeyecek durumda ise nelerin düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamında, nelerin düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamı dışında olduğunu bilmeyecek durumda ise asıl sorun budur. Türkiye'deki sorun da budur. Asıl tehlikeli olan ve demokrasinin var olmadığının verisini sunan konudur. Türkiye'de asıl başka sorun, mevcut seçim ve siyasal parti sistemi, en önemlisi de devletin üniter yapısından dolayı; Türkiye'deki etnik, dinsel, mezhepsel, düşünsel, sınıfsal çoğulculuğa göre bir çoğulcu demokratiklik, temsil etme, iktidarı paylaşma olmadığı için yasama dokunulmazlığı oldukça sorunlu bir durumdur. Türkiye'de milletvekilleri, Türkleri, Kürtleri, değişik etnik gruplardan olanları, değişik dinlerden ve mezheplerden olanları, değişik sınıfsal yapılardan ve düşüncede olanları temsil etmiyorlar. Daha çok parti genel başkanlarını temsil ediyorlar. Bu nedenle, zaten her gün dokunulan insanlar konumundalar. Başbakan, Bahçeli, Kılıçdaroğlu, Öcalan düdük çaldığı zaman, eğer bütün partilerin milletvekilleri hizaya giriyorlarsa, o zaman zaten milletvekillerinin dokunulmazlığından bahsedilemeyeceği gibi yasama dokunulmazlığına da gerek olmaz. şeklinde konuştu.

Yasama dokunulmazlığının demokrasisi gelişkin olmayan, düşünce ve ifade özgürlüğü içselleşmemiş olan, fikir suçunu benimsemiş olan devletlerde-ülkelerde milletvekillerine tanınan bir imtiyaz olduğunun altını çizen Güçlü, demokrasilerde imtiyazlı gruplar olamayacağını vurguladı.

BDP'Lİ MİLLETVEKİLLERİNİN DAVRANIŞI TAHRİK EDİCİ HATTA SARSICI NİTELİKTE

Güçlü; BDP milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırılmasının gerekçesi olarak teröristlerle kucaklaşmanın gösterildiğini dile getirerek; Başbakan'ın, bir yandan kucaklaşmayı gösterip, öte yandan terör örgütü PKK ile görüşme ve müzakere yapılacağını söylemesinin başlı başına garip, çelişkili, anlaşılmaz bir yaklaşım olduğunu savundu.

PKK ile müzakereye oturulacağına göre, o zaman PKK'yı kucaklayanlarla müzakere yapılmaması ve onların dokunulmazlığını kaldırma talebi, olsa olsa çok özgün ve genel prensiplere de uygun olmayan bir yaklaşım olur. diyen Güçlü, şöyle devam etti: BDP milletvekillerinin davranışı, Türk kamuoyunun tümünün Kürt kamuoyunun bir kesiminin hassasiyetlerini zorlayan, tahrik edici, hatta sarsıcı nitelikte bir davranış. Ama bu davranışın, düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamında olup olmadığı sorunu tartışmalı da olsa, o kapsam içinde kabul edilmesi, evrensel hukuk kuralları açısından olanak dahilindedir. En önemli konu, Türkiye'nin en büyük ve merkezi sorununun Kürt milletinin haklarının iade edilmesi, devletin, Kürtlerin ve Türklerin devleti olacak şekilde yeniden yapılandırılmasıdır. Merkezi görev ve sorun bu olduğuna göre, sorunun çözülmesinde engel oluşturacak ikincil sorunlar yaratmamak gerekir. BDP milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması yeni bir siyasi krize yol açarak, asıl merkezi sorunu gözden uzak tutma, çözümsüzlük için koşullar yaratma olanağını ortaya çıkaracaktır. Bu nedenle asıl sorun, çoğulcu, katılımcı, kimlikleri benimseyen, çağdaş, adem-i merkeziyetçi, otonom, federal demokrasiyi yapılandırma, kurulaştırma, içselleştirme, düşünce ve ifade özgürlüğünü evrensel hukuka göre tanımlama sorunudur. Bu durumda, yasama dokunulmazlığına ihtiyaç olmayacaktır. Türkiye'de tartışmalı olan bu yasama dokunulmazlığına da gerek olmayacaktır. Bu bağlamlarda, BDP milletvekillerinin dokunulmazlıkları da kaldırılmamalıdır.

CİHAN
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.