Nazarbayev, Atatürk'ü kendine örnek aldı

Nazarbayev, Atatürk'ü kendine örnek aldı

04 Aralık 2012 Salı 10:38
Nazarbayev, Atatürk'ü kendine örnek aldı
Kazakistan'da iktidardaki Nur Otan Demokratik Halk Partisi eski Başkan Yardımcısı Darhan Kaletayev, Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev'in Türkiye Cumhuriyeti devletinin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ü örnek aldığını kaydetti. '1 Aralık Kazakistan Cumhurbaşkanı Günü ' ilan edilmesinin fikir babalarından biri olan Kaletayev, Cihan Haber Ajansı'na(Cihan) konuştu. Geçen yıl Kazakistan meclisinin aldığı karar doğrultusunda 1 Aralık ülke genelinde "Kazakistan Cumhurbaşkanı Günü " olarak kutlanıyor. -Siz Kazakistanlı siyasetçilerin içerisinde ilk olarak 'Halk Önderinin Faktörü' adlı eseri yazdınız ve Nazarabyev'e "milli lider, önder gibi' unvanların verilmesi fikrini ortaya attınız. Bu size bir yerden sipariş mi verildi, yoksa Cumhurbaşkanı'na yaranmak mı istediniz.? -"Her ikisi de değil. Eğer siz Kazakistan'daki siyasi gelişmelerin tarihini bilseydiniz, egemenliğimizden önce, tarihin dönüm noktalarında ülkenin başında olan bireylerin rolü devre dışında tutuldu. Tarih ile birey arasındaki bağın ayrılmaz bütünlüğü hakkında yazılmış, daha doğrusu belli bir tarihi süreç içerisinde önderin rolünü anlatan çalışmaların olmadığının görürsünüz.Çünkü bizim sosyal bilimler dalı Marksizm ve Leninizm felsefesi üzerine kuruluydu ve tarihi harekete geçiren güç olarak sadece onlar öne çıktı. Tabii ki, tarihi yapan temel güç halktır. Ancak o gücü belli bir amaç doğrultusunda yönlendirecek, yol gösterecek liderdir. Dolayısıyla, biz tarihe at gözüyle baktık, diğer bir deyişle kırılmış aynadaki yansıma gördük.Bildiğiniz gibi Kazakistan Cumhuriyeti bağımsızlığını 1991 yılında ilan etti. Vatan tarihinde sadece yeni bir dönem değildi bu. Bu tamamen yeni bir oluşum, yeni bir devlet ve yeni bir felsefenin başlangıcıydı. Biz bu zor, ama aynı zaman da şaşırtıcı olan dönemin tanığı olduk ve tüm süreçleri aşama aşama geçerek dışardan gözün göremeyeceği tarafları içten izledik. Ülkenin bugününü belirleyen, geleceğini öngören tarihsel kararlar ve başarılarının yazarının olduğunu gördük. Sovyet ideolojisi tarafından çok eleştirilen K. Jaspers'in "Tarih bazı bireylerin sürekli ilerleme arzusudur" dediği sözlerinin anlamını kavradık. Belki siz bilirsiniz buna benzer bir cümleyi Kazak halkının büyük düşünürü Abay söylemiş. O'nun tabiriyle " Kafasında bilgi olmayanın boş konuşanlarından fayda gelmez". Eğer özetlersek, tarihi bilincimizdeki bakış açımızı değiştirmek için "milli lider faktörü" adlı çalışmamı yazmama neden olan asıl sebepler bunlardır. Ayrıca çalışmamı ele alırken tarihi ve sosyoloji alanını genişleterek, dünya standartlarına uygun bir monografi yazmak istedim. Asıl düşüncem bunlardı, inanmak ya da inanmamak, siparişle yazılmış veya beğeni kazanmak için yapılmış demek artık size kalmış" -'Milli önder' kavramı sadece Kazakistan'ın şimdiki Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev'e yönelik kullanılacak mı yoksa, Kazak tarihindeki başka dönemleri de kapsayacak mı? -"Bu arada bir meseleyi açıklığa kavuşturmamız lazım. Tabii ki her dönemin kendi zorlukları vardır ve o zorluklardan çıkaran kahramanları vardır. Ben bir siyaset bilimcisi olarak Kazak halkının tüm siyasi tarihini analiz yapmayı amaçlamadım. Aksi halde Kazak tarihinde birçok reform yapan Kasım Han, Esim Han, Salkam Jangir Han, Tauke Han ve Abılay Han dönemleri incelenebilirdi. Reform yapmaktan kastettiğim olanı geliştirmek ve zamana uyarlamakla ilgili değil, daha önce olmayan bir şeyi kurmak ve geliştirmektir. Reformun bu türü en zorudur. Osmanlı döneminde de Türk toplumunu çağdaşlaştırmak için uğraşan reformcular olmuştur. Buna örnek olarak 18. yüzyılın sonunda III. Sultan Selim'i ve 19. yüzyılın başlarındaki II. Mahmud'u gösterebiliriz. Onlar, İngiliz doğubilimcisi B.Lyuis tabiriyle 'Neresi doğru değil, nerede hata yaptık?' sorusuna cevap aramışlardır. Oysa Atatürk neresinin hatalı olduğunu bilerek Türk toplumunu tamamen değiştirmiştir, diğer bir deyişle 'medeni' değişiklikleri yapmıştır. Bundan dolayı O tüm Türkiye tarihinde en büyük lideri olmuştur. Nazarbayev'in önünde de buna benzer 'medeni değişiklikler' yapma görevi vardı. Bundan dolayı şimdiki Kazakistan tarihinde Nazarbayev faktörünü başka dönemler ile beraber inceleyemiyoruz." -Siz Mustafa Kemal Atatürk ile Nursultan Nazarbayev'in reformları arasındaki benzerlikten bahsettiniz, bu konuyu biraz daha açar mısınız ? Mesela Türkiye'de 'cumhurbaşkanlığı günü' bayram olarak kutlanmıyor -"Bir meseleyi doğru anlamanızı isterim. Türkiye Melihşah'tan başlayan bin yıllık tarihinin çoğunda özgür yaşamıştır. 20. yüzyılın son yılları ve başı hariç Türkiye, özgür yaşamıştır. Türkiye gücünü kaybetse bile birçok ülkeye aynı anda hakkını savunmak adına meydan okuyabilen ülkeydi. Bu söylediklerimden şu çıkıyor, Atatürk Türk halkının kaderini değiştiren reformu yaparken, özgür halkı temsil ediyordu. Halbuki Nursultan Nazarbayev bir buçuk asırlık kolonize edilmiş, Sovyet sisteminden yorulmuş, ezilmiş ve milli değerleri ve devlet bilincini kaybetmeye başlayan halkı toplayarak yön verendir, her şeye yeniden başlayandır. Yani bizim için ilk cumhurbaşkanı kavramı bağımsız Kazakistan'ın bayrağı, milli marşı, milli arması ve başkenti gibi sembolik değere sahiptir. Kendi bağımsızlığına her taraflı güç kazandıran Kazakistan ve Kazak halkı için bu bayram böyle bir anlam ifade etse gerek. "DIŞ POLİTİKAMIZDA TÜRKİYE'NİN YERİ AYRIDIR-Nursultan Nazarbayev'in dış politikasında hangi entegrasyon yöntemi hakim? Ve onun önem verdiği öncelikleri anlatırmısınız ?-"Kazakistan Avrasya'nın tam beşiğindedir. Dolayısıyla bizim ülkemiz dünyadaki büyük devletlerin jeopolitik, stratejik ve ekonomik alanında ilgisini kazanmaktadır. Bundan yola çıkarak Nursultan Nazarbayev, dış politikada bağımsızlığımızın ilk yıllarından başlayarak diğer ülkelerle entegre olmayı güden çok yönlü politikayı takip etti. Sizin sorunuzu cevaplarsak tabii ki Kazakistan'ın dış politikada öncelikleri vardır. Birinciden , bu post-Sovyet ülkeleri ile işbirliği, çünkü bizi bu ülkelerle bir araya getiren ortak noktalarımız çoktur. İkinciden, Çin'in hızla gelişen büyük ekonomisiyle işbirliği kurmaktır. Son olarak dünya ekonomisine ABD ve Batı Avrupa ülkeleriyle entegre olarak katılmaktır. Ancak Kazakistan'ın dış politikasında köklerimizin bir olduğu Türki devletlerinin, özellikle Türkiye'nin yeri ayrıdır. Günümüzde dünyada tarihi, dini ortak dili yakın 6 ülke vardır. Bizim o ortak bağlantıdan yola çıkarak bir birimizle ekonomi, siyasi ve medeni alanda alışveriş yaparak ilerlememiz lazım. Kardeş ülkelere kucağını açarak birleşmesini sağlayan 1990. yıllarda dünyada tek özgür Türk devleti Türkiye'ydi ve Cumhurbaşkanı Turgut Özal'dı. Şimdi Kazakistan'ın Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev'in girişimleri tüm Türk dünyasına yeniden nefes kazandırmakta, diğer aşamaya geçirmektedir. 2009 yılında Nahçıvan'da gerçekleşen Türk Devletleri Cumhurbaşkanları Buluşması'nda Nazarbayev, Türk birliğini etkinleştirmek adına yeni bir inisiyatif alarak Türk Birliği'ni kurumsallaştırması fikrini ortaya attı. Bundan sonra Türk Devletleri Başkanlarının Konseyi, Türk Akademisi ve Türk Medya Platformu gibi kurumlar oluşturuldu. Kazakistan Cumhurbaşkanı'nın sunduğu tüm fikirler hayata geçirildiğinde Türk Dünyasını yönlendirmenin belli bir sistemi olacaktır. Burada vurgulanacak bir hususta bunca işlerin amacı - genel nüfusun kardeş ülkelerde serbest dolaşımı, iş kurma ve yapma imkanlarıdır. Bundan dolayı Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Nursultan Nazarbayev'e Türk Dünyası Lideri demişti. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ise Kazakistan ve Türkiye işbirliğinin "Yeni Sinerji" programına çok önem veriyor. Dikkat çekilecek diğer bir durum da Nazarbayev'in Ankara'ya yaptığı son ziyareti. Çankaya'da Gül tarafından verilen yemeğe iktidarı ve muhalefeti ile tüm parti başkanlarının katılması çok şeyi ifade ediyor. Biz gelecekte "Nazarbayev'in Avrasya doktrini ve Türk Dünyası" adlı yeni siyasi fenomenden bahsedeceğiz. Yani ticari ilişkiler ve ekonomik işbirliği arttıkça kardeş ülkelerin bütünlüğü de gelişecektir. Burada Nazarbayev, Türk iş adamlarının Kazakistan ve Rusya pazarına çıkmaya çağırdığını hatırlatmalıyız. Kazakistan ile Rusya Gümrük Birliği'nde olduğunu da hatırlarsak, bu teklifin neler getireceğini tahayyül etmek bile insanı heyecanlandırıyor. Bizim Cumhurbaşkanımız birlik ve bütünlüğü sadece kelime olmaktan çıkıp hayata geçmesini ve gelecek nesillere ulaşacak en büyük armağan olmasını amaçlıyor."
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.