Trajların Efendisi, okullarda ders kitabı olmalı

Trajların Efendisi, okullarda ders kitabı olmalı

15 Mart 2013 Cuma 00:11
Trajların Efendisi, okullarda ders kitabı olmalı
Özünde hep isyan olan haberlere, yazılara imza atmış bir gazeteci.Yazdığı kitaplara da bu içindeki isyan yansımış bir meslektaş.O, bu kez değişik bir kitapla gündeme geldi.Aynen kendisi gibi farklı bir gazetecinin, mesleğimizin duayenlerinden Rahmi Turan'ın hayatını yazdı.İnanılmaz bir öykü.İnişli-çıkışlı bir hayat.Enfes bir anlatım.Birçok köşe yazarı kitabı köşesine taşıdı ve ismiyle içeriği bu kadar 'cuk' diye oturan az kitap olduğunu özellikle vurguladılar."Tirajların Efendisi."Çıkarttığı 6'sı siyasi-aktüel, 3'ü de günlük 9 gazeteyi hep başa güreştiren ve yeryüzünde "9 gazete çıkartarak kırılması zor bir rekora imza atan Rahmi Turan'ın Türk basınının amiral gemisi Hürriyet'in Genel Yayın Müdürlüğü'nü de yaptığını unutmamalı. Kısaca gerçekten yazılması gereken bir kitabı her nedense İstanbul'da Rahmi Turan'la çalışmış bir dolu gazeteci varken Ankaralı bir gazeteci yazmış. İşte biz de bugün bu Ankaralı gazeteciyle Rahmi Turan'ın hayatını konu alan "Tirajların Efendisi" kitabını konuşacağız.Nereden gündeme geldi, nasıl oldu? Kitabın kendisi gibi yazılışı da enteresan. Üstelik iddia ediyoruz tam da İletişim Fakülteleri'nde ders olarak okutulacak nitelikte.İyigunler.net : Bu kitap sizin açınızdan nasıl gündeme geldi hadi anlarız İstanbul'da yaşayan, Rahmi Bey'le birlikte gazetecilik yapmış arkadaşların aklına gelse, böyle bir kitap yazalım dese anlayacağız da neden siz?Faruk Mangırcı: -Aslında nedeni çok basit. Nasıl ki gazeteci için haberin konusunun önemi olmaz her haber yazılmaya layıktır, okunmamış her haber yenidir. Rahmi Turan'ın gazetecilik hayatı da yazılması gerekiyormuş, bugüne kadar bunu akıl eden çıkmamış, bana kısmet oldu.Bu kadar basit aslında hadise.İyigunler.net : Nasıl karar verdiniz bu kitaba?Faruk Mangırcı: Ben çocuk yaştan itibaren muhabirim,  gazeteciyim, yazarım. Kendimi bildim bileli gazeteciyim kısaca ve hayatımız, kişiliğimiz, karakterimiz gazetecilikle gelişti, şekillendi. Polis adliye muhabirliğinden başladım, morglarda nöbet tuttum, adliyede emniyette kapılarda yattım.Ankara'ya geldim doğal olarak siyasetin göbeği ve siyasete ilgimiz var. Polis-adliye günleri geride kaldı başladık siyaseti takip etmeye.Gazeteciliğin siyasi tarafını yaşıyoruz yıllardır. Ben gazeteciliğe daha önceki lise yıllarımdaki heyecan-macera sayılabilecek çalışmaları saymazsak üniversitede okurken Yeni Asır'da başladım. Yeni Asır o günlerde bugünkü gibi değildi. Bir ekoldü, bir okuldu. Gazeteciliği orada öğrendim diyebilirim.Habere bakmayı, haberi tersten görmeyi. Haberi farklı yönden ele almayı.Yeni Asır ekolü bu yüzden çok önemlidir. Yeni Asır'da o tarihte bir siyasi gelişme olmuşsa bunun beş adım sonrası verilirdi.Gazeteci yazarken çizerken bunu düşünür, çalışır, gereğini yapardı. Basit sıradan ajans haberi niteliğinde haberler girmezdi.  Dolayısıyla Yeni Asır mantığıyla yetişince doğal olarak bir haberi görünce şimşek çakar bende. Haber büyür gözümün önünde manşet olur.Başlığını gelişmesini, ardından olabilecekleri bir haberi kurarken hayal ederim, tahmin ederim. Muhabir olarak çalıştığım dönemde neredeyse kendi yazdığım haberde kendi attığım başlığa İstanbul yazı işleri ekibi hiç dokunmamıştır.Zira tam yazı işlerinin istediği başlıkları atmışımdır. O ekibi yormamışımdır.Haberin nereden kaç sütun, kaç santim gireceğini az çok bilir bu duruma göre haber yazardım.İyigunler.net: Gelelim Rahmi Turan'aFaruk Mangırcı: Geçen yaz bir internet sitesinde bir röportaj vardı. Yeni çıkacak gazete ile ilgili bir röportajdı.Soruyu yönelten gazeteci arkadaşımız "tam kitap olacak hayatınız  var" diyordu röportajda.İşte o cümleyle şimşekler çaktı.Açıkçası Rahmi Turan'ı hiç görmedim,konuşmadım, tanışmadım.Sadece çıkarttığı gazetelere ilişkin bilgim vardı. O an gözümün önünden aktı çıkarttığı bütün gazeteler.Dehşet birşeydi. Bir faninin yaşayabileceği güzel olaylardı bunlar. Düşünün 30 yaşındasınız ve Günaydın'ı çıkartıyorsunuz. Günaydın bir milyon satıyor. 40'lı yaşların başındasınız ve Türkiye'nin en büyüklerinden biri olacak Sabah'ı çıkartıyorsunuz.Kapış kapış giden bir yönetmensiniz.Doğrusunu söylemek gerekirse ne Kara Muratlar'ı biliyordum o gün ne de Rahmi Turan'ın bugün gıpta ile bakılan hayatını.Kitaba başlarken belki de bir biyografi olarak başladım ama kitap bitip ortaya çıkınca çok farklı birşey ile karşılaştım.Rahmi Turan'ın gazeteciliği öyle roman gibi bir  hayat diye geçiştirilecek bir hayat değil açıkçası.Böyle söyleyen haksızlık eder, hadiseyi küçültmüş olur.Evet başta sadece bir gazetecinin hayatını yazmak gibi idi hadise ama sonrasında dehşet birşey çıktı ortaya.İyigunler.net: Nasıl yani ne oldu, farklı bir Rahmi Turan'la mı karşılaştınız?Faruk Mangırcı: Şöyle ki, aslında Rahmi Turan behemal Rahmi Turan değilmiş.Rahmi Turan gazetecilikte bir duruşun adıymış. Seveni vardır sevmeyeni vardır elbet. Bu kadar yıl gazetecilik yapıp sevmeyeni olmasa şaşardım zaten. Ama bu söyleyeceklerim realite. Rahmi Turan bir duruşun adıymış aslında. Olması gereken gazeteci tipi. Gazeteci kimdir?Halkın gözü kulağı.Halk adına, halkın haber alma hakkını kullanmasına aracılık eden meslek bizim mesleğimiz.Yapacaksan adam gibi yapacaksın. İyigunler.net : Ne yani şimdi adam gibi yapılmıyor mu?Faruk Mangırcı: Bekleyin şimdi hemen bugüne gelmeyelim. Ama merakınızı gidereyim, adam gibi gazetecilik mi? Nerede o dediğiniz?İyigunler.net: Gazetecilik kaldı mı sanki?Gelelim Rahmi Bey'in kişiliğinde gazetecilik meselesine. Tirajların Efendisi çıktığında aslında ortaya şöyle bir karakter çıktı. Doğru bildiğini okuyan bir adam Rahmi Turan. İlk dönem çalıştığı patronları da öyle.Haldun Simavi'yi yeni nesiller tanımaz. Ben de Rahmi Turan'dan dinledikçe tanıdım.Eskiden gazetecilik diye bir meslek varmış, gazeteci diye meslek adamları varmış. Patronlar varmış.3. katta otururken 3 kat aşağıda çalışan baskı makinasının sesinden, makinada arıza olduğunu anlayan patronmuş Haldun Simavi.Şimdi nerede o patronlar.Adam milyar dolara gazete, tv satın alıyor.Ama daha gazetesinin yolunu bilmiyor.Gazetesinin yolunu bilmiyor ama yolunu buluyor...Nasıl demeyin zira nasıl olduğunu herkes biliyor.Rahmi Turan'ın meslekteki duruşuna açıkçası hayran oldum.Tirajların efendisi kitabı biraz da gecikmelere rağmen Rahmi Bey'le oturup sohbet ettiğimiz toplam beş günden sonra 45. günde çıktı.Bugün düşünüyorum , bazı olayları alt alta koyuyorum biraz daha uzun zamanda yazmış olsaydım bu kitabı çok daha farklı malzemeler koyabilirdim kitaba.GAZETECİ ARKADAŞLARIMDAN NOTLAR ALDIMÇoğu gazeteci olarak bildiğim konulardı ama hem meslek kıdemim hem yaşım itibariyle hem de Ankara'da oluşumdan dolayı bilmediğim çok şeyi hem Rahmi Turan'dan hem de gazeteci arkadaşlarımdan dinleyip notlar aldım. Bildiklerimi de ekleyince ortaya bu kitap çıktı.Kitabı niye önemsiyorum şimdi buna gelelim. Bana göre bu kitap İletişim Fakülteleri'nde ders kitabı olarak okutulmalı.Nedenine gelince.. Gazeteciliğin neden ve nasıl yapılması gerektiğini çok kısa örnek olaylarla anlatıyor bu kitap.Öncelikle gazetecinin siyasetçiyle-işadamıyla işi olmaz hatta özel konularla ilgili olarak görüşmez bile.Bu ilke ortaya konuyor.İkincisi gazeteci kalemini kırar ama satmaz. Menfaatleri için gazetesini, köşesini kullanmaz. Üçüncüsü yakayı patrona, siyasetçiye kaptırdın mı bir daha iflah olmazsın. Bakın şimdi kitapta detaylarıyla anlattım.Rahmi Turan'ın Sabah'ta olduğu dönem Dinç Bilgin, Hürriyet'in şimdiki gece müdürü olan Hasan Kılıç'a talimat veriyor.Beğenmediği haberi değiştirmesini istiyor.Kılıç, özür dileyerek değiştiremeyeceğini söylüyor.Rahmi Turan'ın talimatı olmadan gazeteye dokunulamayacağını söylüyor patrona kısaca.Hayal gibi değil mi, hikaye geliyor size dinlerken.Dinç Bilgin köpürüyor ve Hasan Kılıç'ın işten atılması talimatını veriyor.O da ne ?Rahmi Turan'a bu olay anlatılınca, "Hop ağır olun bakalım" diyor.Patronun sadece kendisini işten atmaya yetkili olduğunu bunun dışında gazeteden kimseyi atamayacağını söylüyor.Nutkunuz tutuldu değil mi? Var mı şimdi böyle bir Genel Yayın Müdürü?Arayın belki bulursunuz.Bakın Milliyet'te yaşananlara. Demirören grubunun Beşiktaş'tan dolayı sıkıntısı var.Beşiktaşla ilgili bir çok evrakın , belgenin Başbakan'ın elinde olduğu söyleniyor. Yıldırım Demirören her dakika hapsi boylayabilir. Ne yapıyorlar Vatan'da Milliyet'te?Yazarları toplayıp rica üstüne rica olmadı yazıları konulmuyor.Derya Sazak ne yapıyor bu arada?Hakkını yemeyelim belki kibarca direniyor ama patronların istediği oluyor.Ne diyor patron?"Başbakan velinimetimiz, gerekirse gazeteyi kapatırım!"Benim şu kısa dönemde tanıdığım Rahmi Turan olsa Derya Sazak'ın yerinde " hadi buyur kapat " derdi.Patron ise bu cevap karşılığında gıkını çıkartamazdı.Ama yılların Hasan Cemal'i cezalı!!Milliyet'te yazı yazamıyor.Üstelik yüce Başbakan'ımızın "Hasan Abisi'ydi.""Yetmez ama evetçiydi!"Başbakan da şimdi yetmez ama evet diyor.Hasan Cemal'i gönder, Melih Aşık'ı gönder, Hasan Pulur'u gönder.Gerekirse kendisinin yazı yazabileceğini bile söylüyor gülerek.Ne de olsa eski basın danışmanını göndermiş yılların Milliyet'inin başına CEO yapmıştı.Rahmi Turan'ın duruşu, mertliği işte böyle durumlarda ortaya çıkıyor.Bakın Hürriyet'in başındaki Ertuğrul Özkök , Emin çölaşan'a ne diyor?"Ben elindeki üç topu havaya atıp, birer birer tutan ve yere düşürmemek için gayret eden adamım. Patronu idare ederim, kızını idare ederim, damadını idare ederim. Hükümeti idare ederim, askeri idare ederim."Ama Ertuğrul Özkök'ten önceki Hürriyet'in Genel Yayın Müdürü Rahmi Turan ne yapmış?Erol Simavi, gazetedeki bir fotoğrafı kaldırtınca Hürriyet gibi bir gazeteden istifa ederek çekip gitmiş.Rahmi Turan aptal mı peki?Ertuğrul Özkök'ten zekası az mı?İyigünler.net: İstese idare etmesini bilmez miydi Erol Simavi'yi?Faruk Mangırcı: Ederdi elbet. Ama Ertuğrul Özkök gibi şamar oğlanı olurdu. Bir gün sırf hükümete şirin görünmek için umreye giderdi, bir gün Başbakan'ın kişiliğini överdi.Bir gün CHP'ye verir veriştirdi. Ya Özkök'ten sonraki Enis Berberoğlu?Şırnak terör örgütü PKK tarafından kuşatılmış , 15 gün Viyana muhasarası gibi çatışma oluyor ve Berberoğlu gidip dağ başına masa kurup, beyaz örtü örtüp yazı yazıyor.İyigunler.net Niye?Faruk Mangırcı: Çünkü hükümet öyle istiyor? Kısacası Rahmi Turan'ın bu gazetecilik anlayışı kitap yazıldıktan sonra bambaşka birşeylerin ortaya çıkmasına neden oldu. Meğer sadece bir biyoğrafi yazmamışım.İyigunler.net: Yani tam gazeteci olmak isteyenlere ders çıkartılabilecek kitap diyorsunuz?Faruk Mangırcı: Şöyle söyleyim. Sadece gazeteci olmak isteyenlere değil, hali hazırda gazetecilik yapanlara, Genel Yayın Müdürlerine. Hatta gazete patronlarına. Patronlar sevmez "hayır" diyen adamı.Ama görüyorsunuz patronlar ne hale geldi.Keşke her patronun elinin altında Rahmi Turan karakterinde Genel Yayın Müdürleri olsaydı.Kendisine  "hayır" denilebilen patronlar yok şimdi?İyigunler.net: Gazetecilik artık farklı bir hal aldı değil mi Türkiye'de?Faruk Mangırcı: -Nasıl almasın? patronlara da hak vermiyor değilim. Acımasız bir zulüm var Türkiye'de.Canı sıkılıyor güç odaklarının, bakıyorsunuz pat diye adamı içeri tıkıveriyorlar.Canı sıkılıyor gönderiyor vergi memurunu bir borç çakıyorlar 500 sene çalışsanız ödeyemezsiniz, yiyecek ekmeğe muhtaç olursunuz.Ama bugünlere yine bu gazeteler , bu gazete sahipleri sayesinde geldi Türkiye.Bakın ibretlik olaylar var.Gazete sahibi yüz milyonlarca dolar çakmış vatandaşa. Vefat ediyor, Allah rahmet eylesin, Cumhurbaşkanı evine taziye ziyaretine gidiyor, başta Başbakan olmak üzere bir dolu bakan ve siyasicenazesinde buluşuyor. insanı olarak bu güzel birşey ama daha üç gün öncesine kadar bu gazete sahibinin batan finans kuruluşunu devletin sırtına nasıl yükleriz diye metot arıyorlardı Ankara'da.Yani gazete sahibi vatandaşı kazıklıyor sonra da bu yükü devlete bindirmeye çalışıyor. işte bu görüşmeleri yapan siyasetçiler, o basın patronunun cenazesinde buluşuyor.Niye?Nedeni çok basit?10 yıldır iktidarda olan AKP'nin aleyhine, AKP'nin canısı sıkacak bir satır yazı çıkmamış gazete ve tv'sinde o patronun.Eeee sevmez mi iktidar sahipleri böyle medya patronunu?Sever..Rahmi Turan'ı severler mi?Sevmezler.Niye?Eğilip büğülmemiş.Oturmuş Demirel'le röportaj yapmış, yurt dışı geziye gitmiş, sohbet etmiş yemek yemiş.Ertesi gün hükümet vatandaşın canını yakacak bir zam yapmış.Almış manşetten giydirmiş dün akşam oturduğu yemek yediği adama.Tansu Çiller'i Başbakan adayı olarak ilan etmiş, Türkiye için bir şans demiş ama beklediği gibi çıkmayıncaalmış gazetesinin manşetinden, " Ağlayan ülkenin gülen başbakan'ı" diye manşet yapmış.Tüm bunlardan dolayı ben "Tirajların Efendisi"ni önemsiyorum.Yola çıkarken farklı ama sonuçlanınca ortaya koyduğu önem itibariyle çok özel bir çalışma oldu bu kitap.İyigunler.net: Peki niye acele ettiniz bu kadar sürede bir kitap yazmak için?Faruk Mangırcı: İlginç soru... insanların 45 günde bir kitap okuduğu bir ülkede (gülerek) kitap yazmak için inanılmaz kısa bir süre.Açıkçası burada kendime bir övgü çıkartıyormuşum gibi algılanmasın ama benim beğendiğim bir huyum vardır.Bir konuya odaklanmışsam, o konu için çalışma yapmayı düşünmüşsem ölçer biçerim.Oluyorsa olur olmuyorsa hiç girişmem.Giriştiğim iştenden de sonuç alırım.Bu tür bir kitaba odaklandığınızda  bugün oturayım üç sayfa yazayım, öbürgün beş sayfa denmez.Oturup bir bütünlük halinde yazarsanız okunurluk anlamında akıcı bir kitap çıkar ortaya.Rahmi Bey'in yakın arkadaşı Akgün Tekin'in Günaydın gazetesini anlattığı bir kitabı da okudum, Tirajların Efendisi'ni yazarken.Bir iki konuda Akgün Bey'in kitabından aldığım anekdotlarla Rahmi Bey'in gazeteciliğini anlatırken farklı mantıksal olaylar çıktı ortaya.Bu bir iki konunun dışında akıcı ve heyecanla bir sayfa sonrasında nelerin olacağının merak edildiği bir kitap oldu.İyigunler.net: Mustafa Mutlu'nun eleştirileri oldu?Faruk Mangırcı: -Evet değerli meslektaşım Mustafa Mutlu'yu zevkle okurum hergün istinasız. Çok sevdiğim hatta Ankara'dan da sık sık skandal niteliğinde hadiseleri pasladığım bir gazeteci ağabeyim.Kitapla ilgili eleştirileri oldu.Şöyle ki, Türkiye'nin en cesur yayıncısı denilebilecek bir isim Togan Yayınlarının sahibi İsmail Arlı.Bugünkü hükümetin işine gelmeyen onlarca kitabı yayınlayarak büyük bir hizmet yapıyor.Çok agresif bir yayıncı.Kitabı kendisine gönderdiğimde çok heyecan duydu ve hemen basmak istedi.Kendi matbaasının iş yükü dolu olduğu için bir başka matbaada bastırmak istemiş kitabı.O matbaaya da mail yoluyla göndermişler.Ve o matbaa hangi programda açtıysa kitap bitişik nizam tek bir cümle olarak açılmış .Sonra o matbaadaki arkadaşlar oturmuşlar koca kitabı tek tek ayırmışlar.Dolayısıyla birçok da imla hatası olmuş.Togan'ın sahibi İsmail Arlı bu konudaki hatanın kendilerinde olduğunu açıkladı bu konuda eleştiri yapan bazı internet sitelerine.Mustafa Mutlu, "yazarının bile okumadığı kitap" diye başlık atmış.Keşke kitabın içeriği ile ilgili eleştirileri olsaydı.Birçok gazeteci arkadaş tarafından okunan ve üzerinde redaksiyon yapılan bir çalışmaydı ama sonuçta ikinci baskıda düzeltildi o hatalar veardından 3. baskıyı yaptı tirajların efendisi.Eminim ki, Türk basını için faydalı bir kitap oldu.İnşallah birileri bu kitapta anlattıklarımızdan bir ders çıkartır.Zira Türkiye için medya çok önemli bir kurum ve Türkiye maalesef zor günler geçiriyor.İyigunler.net: Siz nereden yaşıyorsunuz acaba kimi gazetelere bakarsanız hiç sorun yok Türkiye'de?Faruk Mangırcı: Evet kimilerine göre hiç sorun yok. çünkü o gazeteleri çıkartan arkadaşlar gazeteci değil.Hükümetin emir eri. Ethem Sancak çıkıp, "Biz Star gazetesini Tayyip Bey'e destek için aldık!" demedi mi?Sabah Gazetesi'ne kamu bankalarından 750 milyon dolar 'proje kredisi' adı altında kredi çıkartıp kimilerine medya patronu yapmadılar mı?Dahası o kadar yüzsüzler ki, devlet imkanlarıyla sahip oldukları gazetelerin başına yeğenlerini, damatlarını getirmediler mi?Bu gazeteler mi yazacak Türkiye'nin kötüye gittiğini? "Nöbetçi eczane " gibi her akşam bir televizyonda gezen ve AKP'nin basın sözcüsü benim de sevdiğim bir insan olan Hüseyin Çelik'ten aldığı talimatlarla yorum yapan gazeteciler mi doğruları konuşacak o televizyon programlarında?Doğrusunu söylemek gerekirse ben adına gazete denilen ama kısaca "AKP'nin yayın organı diyebileceğim" yayınların başında olan arkadaşlarımızı gazeteci olarak görmüyorum. Başbakan'ın karşısına tuzluk gibi dizilip yanlış anlaşılmaya müsait bir soru karşısında "Bana bak Mustafa, bana gazetecilik mi yapacaksın?" diye fırçalandığında sesini çıkartamayan arkadaşlar olsa olsa AKP'nin yayın organını çıkartan birimde çalışan insanlar olur.Hatta daha ötesini söyleyim, keşke akıl edebilseler gidip basın kartlarını, aldıkları yere iade etseler.Zira haketmiyorlar o kartları taşımayı.İyigunler.net: Çok dolmuşsunuz gibi anlaşılıyor bu sözlerden?Faruk Mangırcı: -Mesleğini seven, ülkesini seven her insan bu gidişattan rahatsızdır.Dünya'nın en pahalı benzinini, en pahalı elektriğini, en pahalı internetini kullanan, asgari ücreti açlık sınırının 500 lira altında olan bir ülkede yaşayıp, teröristin baş tacı edilip, teröristle mücadele eden TSK'nın mensuplarının hatta TSK'nın başındaki komutanın terör örgütü lideri diye içeriye atıldığı bir ülkede gazeteciyim, vicdan sahibiyim diyen her insan rahatsız olur. Rahatsız olmayanda da zaten ya akıl yoktur ya da vicdan.O yüzden dolmuş gibi değilim daha kötüsü otobüs gibiyim bu rahatsızlıklardan dolayı...İyigunler.net : İnşaallah bu röportaj güzel şeylere vesile olur, dobra dobra konuştunuz hiç hesapsız kitapsız.Faruk Mangırcı: -Umarım...
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.