Niye İnadına Sevişicem biliyor musun?

Can Yücel, çoooook sevgili Can Yücel huzur içinde uyu ama niye erken gittin ki... Azıcık biraz daha bi kalaydın ne kalaylardın şu soytarı düşünceleri.
Seni yakından tanımak nasip olmuş, çok keyifli bir çalışmanın içinde kadronda olup minikden gazeteci olmuştum. Ve Almanya da bir maden grevinin haberini yapmaya gitmiştim. Gazete alanında ilk deneyimimdi.

Birlikte geçirilen sohbetler de, dudağından dökülen her bir harfine on kulak on gözle bakıyordum. Nasıl bi değersin sen diye ve içim coşuyordu sana. Kısa bi süre sonra da zaten sen uzun seyahatine çıktın ve dönmedin. Az biraz daha kalaydın ya! Kalaydın da kadına dair biraz daha bi şeyler yazaydın ya!

Kadın Dediğin iyi Sevişecek Arkadaş!
Aşksız yatmayacak yatağa ve sen bunu bileceksin.

Kadın dediğin hatun olacak Arkadaş!
Sözüne güvenilir olacak.

Kadın dediğin güzel olacak.
Zeki olacak zeki...

Aklını başından alacak ama,
Aklını sadece bununla yormayacak.

Can Yücel'den


Profesör Aziz Sancar'ın Nobel Ödülü'nü aldığı gün... Milli eğitim bakanlığının "ilm-i hal" isimli kitabı, İstanbul Güngören'de 11 yaşındaki ilkokul öğrencilerine dağıtıldı. Bu kitapta..."Bir kadının yüzme, güneşlenme, kişisel bakım gibi sebeplerle, vücudunun göbek ile diz arasında kalan kısmını açması haramdır " yazıyor. " Kadınlar mahremi olmayan erkeklerin yanında örtünmelidir" yazıyor. Kitabın "cenaze işlemleri " Bölümü'nde temsili ölü resmi var.
Yılmaz Özdil yazısından.

Vallahi derin bir iç çektim, dokundu kadın oluşuma. Dedim anasını satayım hazır Aziz hocamız bu DNA tamir onarım işini bulmuş, bazı beyin hücrelerine biz kadınların şeklini bi çiziversek yeniden... Yeni bir format atsak ya da tamir yapsak kadına dair de... Bize artık bi ilişilmese.

Kadın kadın olacak be, seni sadece
Sen olduğun için, sensin diye sevecek.

Kadının hası yumuşak başlı olmaz
Ama ağırbaşlı ve sıcak olur.

Kadının hası nerde nasıl davranacağını bilir
Bu tebessümler sevgidir.

Yumuşacık bir sevgi olur kadın yüreğinde.
Konuşurken insanın yüzüne bakar kadın,

Bazı Akşamlar anason kokulu tüter sofrasının sıcağı
İçkili bir türkü dinler bazen, üşür sırtına hırkasını alır

Dünya'nın olaylarını bilir, anlar,
Söyleyecek sözü vardır.

Kişiliklidir. Beceriklidir.
Etini teşir etmez. Fosforlu bir taş gibiliği yoktur onun,

Loş bir cazibesi vardır.
Albenisi metrelerce öteden çarpar Adam'ı,

Ne kadar örtüneceğini, ne kadar açılacağını,
Yerine ve zamanına görebilir.

C.Y...den

Bizim dizimizden göbeğimize gelene kadar çok daha insani olunması gereken konular da var bu 510.065.284 km2 ilk alanın 148.939.062 km2 'sinde.
Çok daha yaşamsal konular.
Ama bizim dizimizle göbek arası mesafemiz de önemli tabi. Hem de çok önemli. Herşey bitti, açlık bitti, işsizlik bitti, çalma çırpma saptırma bitti, yakıp yıkmalar, öldürmeler, yok etmeler bitti sıra bizim kişisel bakım sebeplerimizin bölgesi kaldı bi tek.
Savaşların susmadığı, ufacık bebelerin denizlerde boğulmadığı, parmak kadar kızlara tecavüzlerin olmadığı, evlerin yakılıp yıkılmadığı, ocakların sönmediği bir günümüz yokken benim oram buram da ki mesafe önemli bir dert tabii.

Egeli olmakla, İzmir'li olmakla gururluyum arkadaş!
Mini etek de giyerim, askılımıda.
Fıkır fıkır oynayan, oynaştıkça yürek hoplatan entarilerde giyerim elbet.
Biz Egeli hatunlar güzel kadınlarızdır.
Güzel, sıcak, işveli, albeni,
Güneş gibi hatunlarızdır.
İstanbul da bana hep sormuşlardır " Egeli'misiniz? "
Nerden anladınız?
Güneş gibisiniz.
Güler yüzlüsünüz.
Sıcak kanlısınız.
Ben biraz fazlasından sıcak kanlıyımdır. Dokunurum insanlara mesela konuşurken.
Elim,  kim varsa karşımda gider ya omuzuna ya koluna dokunur.

Keseyim mi bu eli ne yapayım? Insana insanca dokunuyor. Kadın erkek demiyor. Vurmuyor, öldürmüyor yani. Çalmıyor, çırpmıyor. Değer verir edasında his bırakıyor.
Bildim bileli mini etek olmazsa olmazımdır. Kızım erkek arkadaşının ailesi ile tanışmamı istedi. Annecim dedi ne olur mini etek giyme. Tamam kızım dedim. Beni almaya geldiklerinde yüzü düştü beni görünce. Kaldır yüzünü çocum dedim, kaldır evladım. En uzun olan miniyi buldum senin için daha ne yapayım?
Ayol babam elleşmemiş kıyafetlerime sen mi karışıcan bu saatten sonra a kızım...a gelinim..geliniiiim sana söylüyorum.
Zaten buruş buruş olunca alsan da versen de giyemicem. Bırak yaşımda başımda tadını çıkarayım. Oda bi özgürlüktür. O da bi haktır. O da bi seçimdir.

Neyse benden devam edeyim artık...meseleniz meselemdir anacım unutmadım.

Çok giyinebilen bi kadın değilim bi de.
Kışın bile ayağımda bacağımda ince ya da kalın çorap göremezsiniz. Kalın kazak da zor görürsünüz. Palto giymişsem de bi süre sonra ya koluma takılı ya çantama takılı dolaşırım. Kış aylarında iki tane kod adım olur :) tanımam kendilerini...Yanık Ayşe, Yangın Emine en çok duyduğum iki ismimdir. Severim Ayşe ile Emine'yi belli ki benim gibi ateşli hatunlarmış :)
Acaba onlarda benim gibi yaz kış çıplak yatarlarmı?

Bende ki bu tutmayan termo derecem menopozla alakalı değil vallahi. Ben doğuştan yangın Emine'yim :) 7 yaş, 15 yaş, 25 yaş, 35 yaş, ehhh daha 45 olmadım ama :) hala Yanık Ayşe'yim.
Bi çokları sıcaktan mayışır ben fıkır fıkır oluyorum bedenimde. Üç itfaiye arabası ANCA söndürür beni :) ayıp yerlere çekmeyin hemen edepsizler :))

Hal böle olunca tek sıkıntım beni giydirmeye çalışmaları olur. Daralırım çünkü o zaman.
Zaten kadın dediğin ateşli olacak yavru kuşum,
Ateşli...
Sonra adamlara bi kibrit dokunuşu yapıcak :))  yandı gitti bittiiii!
Kökü kurudu işte...ohhh! Rahatladık.

Çok yaramasım di mi :))

Yaa! Vallahi daralıyorum böle konularda. Şu iki bacak arası konular uçuşunca hava da, sağda solda, ciddi platformlarda kuduruyorum. Aslan kükremesi oluyor sesim. Parçalıyasım geliyor tüm o zihniyetleri.
De git! bi dünya derdiyle uğraşın yahu. Bırakın bizim boyamızı, saçımızı, süsümüzü, püsümüzü, etek boyumuzu.
Biz kadınlar her bişeye yorabiliyoruz kafalarımızı. Sadece kullanmak isteyelim yeter ki.
Neyin doğru, neyin yanlış olduğunu, neyin ne doğuracağını, kendi başımıza ayakta kalmayı, tutunmayı, dimdik durabilmeyi, yeri geldiğinde adamdan çok adam olmayı çok daha iyi biliyoruz. Yeter ki özgüvenimiz yok edilmesin. Kolumuz kanadımız koparılmasın.

Bi yazımda daha demiştim belki. Şu an yine yazmak istiyorum. Hani küçük yaşlarımız da bi YAŞ gelir de duyduğumuz her şeyi beyin kurcalamamızı sağlar hani. Sorarız, merak ederiz, sorgularız. Saklar depolarız.
İşte o yaşlarımda çocukça yaşlarımda yani sık sık şunu duyardım, Devlet Baba. Kim bu der, babamla kıyaslardım bazı davranışlarını.

Devlet baba,

Hepimizin babası, babamızın da babasıdır. Bizi korur sakınır bizim büyüğümüzdür. Paramızı o verir. Bize o bakar.
Aile babası,
evet o da bizi korur, bizim atamızdır, babamızdır. Bize harçlık verir okula giderken. Bize o bakar yani.

Devlet baba,
bazı yasaklar koyar uymazsak cezalandırır. Sokağa çıkma yasağı, bi şi yapmama yasağı...bazen de polis amcalar insanların peşlerinde koşar ellerinde ki copla vururlardı. Belli ki onlar yaramazlık yapar kurallara uymazlardı.
Aile babası,
evet oda eve geç kalmama, erkeklerle oynamama, kılıf kıyafete karışma gibi bir çok yasaklar ve yapmazsak cezalar veriyor. Babam da kaç kez dövmüştü beni :(

Demek ki derdim, devlet baba küçükken  aile babası ne yapıyorsa o da büyüyünce devlet baba olunca onu yapıyor.

Ama bazı arkadaşlarımızın babaları da vardı mesela ama onlar hiç bi şi demezlerdi arkadaşımın kıyafetine ya da erkek arkadaşlarına. Biraz daha modern dururlardı zaten ailece. Onların babaları anneleri biraz daha büyük okullara gitmişti.

Acaba ondan mı derdim başka davranıyorlar. Benim annem babam büyük okullara gidememişlerdi onları çok seviyordum ama bazı davranışlarına kızıyordum tabii illa zorla kendi dediklerini yaptırmalarına. Dinlememelerine en çok kızıyordum. Lafı ağzımıza tıkmalarına.

Yani o zaman şöle diyordum çocukça...Arkadaşımın babası Avrupa Ülkesinden bi tanesinin devlet babasın da büyümüş, benim babam da gelişmemiş başka zihniyetlerde kalmış ülkenin devlet babasında. İkimizde  babalarımızı çok seviyoruz. Ama ben biraz sıkıntı yaşıyorum oluyordu :))

Bazen bağırıp çağırdığında beni dövdüğünde Saddam diyordum babama içimden. Saddam kimdi neydi tam bilmezdim bile. Ama belli ki o da kızlarını çocuklarını dövüyordu, iyi bi şi yapmıyordu ki benim aklıma öyle yer etmişti.

Biz diyordum nasıl bir ülke olduğumuzu anlamak istiyorsak aileye baksak anlarız. Çoğunluğa ama az biraz boyu uzun okullara gidenlere bakıp yanılmamak lazım.

Ayyy...aklıma geldi o yaşlarda ki kadın olmaktan, kız olmaktan ki sıkıntılı günlerim. Çok şükür babam değişti. Saddam öldü.
Babamı koyduğu yasaklar değiştirdi. O yasak koydukça ben çiğnedim. Ablam çiğnedi. O yasak koydu biz merak ettik denedik. O da bizi dövdü. Başka bi tane daha koydu onu da merak ettik denedik. Yine dövdü... Sonra baktı ki olmuyor. Sevgi gidiyor elden... Sevgiyi tercih etti herkes. İlişmedi kişisel küçük haklarımıza. Göz yumdu denememize, öğrenmemize, düşüp kalkıp güçlenmeye çalışmamıza.
Seni seviyorum canım babam. Annem hiç dövmedi kıyamam. İkisi de gönül tacım, baş tacım.

En çok okumak istedim çocukluk hayallerimde. Okumak. Okuyunca insan, sandım ki bi başkasına, bi başkasının haklarına saygılı olur. Modern olur. Modern aileler oluşturur. Çoçuğum devlet babasını da aile babasını da sevsin istedim. Korksun değil.

İşte o yaşlarda karar almıştım yurt dışına gidicem diye. Gittim. Yaşadım. Az biraz gördüm geçirdim. Küçükken aile babama diyemediklerimi bir bir dedim. Bir insanın kendini ifade edebilmesi, anlatabilmesi, düşüncesini dile getirebilmesi nasıl bir güç, nasıl bir insan olma duygusu veriyor. Nasıl bir bütün kılıyor evrenle insanı. Nasıl bir özgüven. İnsan olma hakkını tamamlıyor, hem bedensel, hem ruhsal gelişiminde.
Kadın olmak bile ikinci planda kalıyor. Önce insan oluyorsun.
Onun için diyorum bizim dizimizden göbeğimize öğrenmemiz gereken olmamız gereken çok hallerimiz çoooook şeylerimiz var insan olma yolunda.

Gerçek bir kadın göbek atmayı, gerdan kırmayı iyi becerir,
Ama öyle her yerde masaların üzerine çıkıp oynamaz.
Havasında oldu mu, bir oynadı mı, herkes onu izler.
Kadın korunmayı sever ama korunmaya muhtaç olmaz.
Nerede öyle kadın yoktur deme?
Sen de adam olacaksın seçmesini bileceksin!

C.Y...den

Ayy!
Az bi fingirdeseydim ayol bu yazımda :) pek bi dalmış gitmişim çocukluğuma...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Caner Öztaş 2015-12-15 20:40:44

Elinize sağlık sevgili Lale Roche.. O güzel ve akıcı kaleminizle yine harikalar yaratarak toplumsal bir yaraya parmak basmışsınız.. Artık şunu çok iyi biliyorum ki Lale Roche sürekli doğruları yazıyor ve bunu da “Gülsem mi, ağlasam mı?” tarzında esprilerle donatarak kulak memesi kıvamında bizlere sunuyor.. Keşke şu yazılar çok daha büyük kitlelere ulaşabilse de bir takım embesiller beyinlerini bacaklarının arasından çıkararak olması gereken yere, yani başlarına geri taşıyarak etraflarındaki asıl gerçek tehlikelerin farkına varabilme yetisine erişebilseler…

Avatar
Oyadeniz Deniz 2015-12-15 20:42:05

Sevgili lale.okudugum yazıda sunu buldum. Kadın ozguvenini almaya ailede baslar.desteklede ayakda kalmayı basarır.cekirdek aile.ve buyuklerlede yeserir.kadın mal gibi goruldugunde buna tepki gosteremiyorsa ki .bu her konuyu icine alıyor cinsellikle de.vay vay .da vay. sende can yucelin kadınlara yazılarında verdigi cesareti gordum... ve okumadan paylasmadan gecemem..harikasın.....seni kutluyorum devamını bekliyorum..

Avatar
kemal katı 2016-10-30 18:09:12

3.kezdir yorumlarım siliniyor küfür etmiyorum abesle iştigal etmiyorum ..sadece türk kadınından çok şey istiyoruz derim.her türk erkeği bunları ister.kadınlarımız gerçek hayatta çok başarılı olabiliyorlar sizler sayesinde..sizden daha çok aydınlık bekliyoruz..saygılarımla..