Kategoriler

Son Dakika Haberler

Abdullah Gül ve Abdülaziz Han'ın İngiltere Ziyareti



Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül ve eşi, Kraliçe II. Elizabeth'in davetlisi olarak Londra'ya gitti ve görkemli bir törenle karşılandılar. Gül çifti birçok programa iştirak edecek ve Kraliçe Elizabeth'in Buckingham Sarayı'nda onurlarına verecek olan yemeğe katılacaklar. Anlaşıldığı kadarıyla sıcak bir ziyaret gerçekleştiriliyor.

Esas konumuz sizi 144 yıl öncesin götürmektir. Padişah Abdülaziz Han 1867 yılında Avrupa seyahatine çıkacaktır. Bu seyahat programında birçok Avrupa ülkesinin yanında İngiltere'de vardır.

Abdülaziz Han'a kadar ve Abdülaziz'den sonra da 1950 yılına kadar hiçbir padişah ve devlet başkanı başka bir ülkeye seyahat amaçlı gitmemiştir. Bu yüzden Abdülaziz'in bu seyahati, ilk olması açısından gerek Avrupa'da gerekse Osmanlı da ilgi ve merakla takip edilir. Bu seyahati organize eden ve bizzat padişaha refakat eden de Dışişleri Bakanı (Hariciye Nazırı) Keçecizade Fuat Paşa'dır.

Avrupa seyahati Temmuz ayında Paris de açılacak olan fuara denk gelecek şekilde planlanır. Daveti bizzat Fransız büyükelçisi getirir ve "Sultan hazretlerini bütün Paris ve Fransa, samimi bir heyecanla beklemektedir" der. Fransa davetinin ardından üç gün sonra İngiliz Kraliçesi Victoria'nın daveti alınır, o da "Yeryüzü Müslümanlarının Halifesi"ni Londra'da ağırlamak istiyoruz" der.

Davetler gelmesine ve seyahatin Dışişleri tarafından planlanmasına rağmen Avrupa seyahati ile ilgi eleştiriler başlar ve Padişahın gidip gitmemesi tartışma konusu olur. Sadrazam Ali Paşa ve Dışişleri Bakanı Fuat Paşa ısrarla bu seyahatin gerçekleşmesini isterler. Padişah bunun için devlet yöneticilerini toplantıya çağırır. "Bu güne kadar hiçbir Osmanlı Sultanı, Payitahtı terk eylememiştir" diyerek söze başlar.

Arkasından Şeyhülislama söz verir ve bunun uygun olup olmadığını sorar. Şeyhülislam: "Allah rızası için muharebe ve harpler dışında, ecnebi memleketine padişahın gitmesinin caiz olmayacağını" söyler.

 Bunun üzerine Sadrazam Ali Paşa söz ister: "Bu seyahat cihat niyetiyle yapılırsa Allah katında ve İnşallah, cihat sayılır. Zira günümüzde diploması yoluyla birçok zaferler kazanılmaktadır," diyerek Şeyhülislam'ın görüşüne karşı çıkar.
Dışişleri Bakanı Fuat Paşa'da bunu destekler ve "Rus Çarı, Fransızları kandırmaya çalışmaktadır. Ta ki birlikte, bize karşı cenk edeler. Efendimizin Paris'i teşrifleri devletimizi büyük bir beliyyeden (Rus-Fransız ittifakından) kurtarabilir" der.

Bunun üzerine Abdülaziz Han istişareyi yeterli bulur ve "Seyahat tafsilatıyla, Sadaret makamı meşgul olalar" diye gideceği talimatını verir. Bunun üzerine Avrupa seyahati hazırlıkları başlar. 

Avrupa seyahatine gidip-gitmeme konusunda padişahın veya yakın çevresinin tereddüdünün esas sebebinin dini açıdan olduğunu düşünmek pek anlamlı gelmiyor. Çünkü Fransızca bilen ve batılı devlet adamları ile iş birliği yapan Abdülaziz'in bu gerekçeye itibar etmesi zayıf bir ihtimaldir.

Esas Padişahı ve yakın çevresini korkutan öyle sanıyorum ki, 46 gün gibi uzun bir süre İstanbul'dan uzak kalmaktır. Çünkü bu süre içinde saltanat tehlikeye girebilir ve bir şehzade tahta çıkartılabilir. Bundan korkulmuş olacak ki, İstanbul'da tahta çıkabilecek hiç bir şehzade bırakılmaz ve hepsi seyahate götürülür. Hatta on yaşındaki oğlu bile uzun bir yolculuğa çıkarılmıştır.

Avrupa seyahatine 21 Haziran günü çıkılır. İstanbul'da padişahlık makamına da sadrazam Ali Paşa vekâlet edecektir. Padişahın yanında Veliaht Murat Efendi (V. Murat), kardeşi Şehzade II. Sultan Abdülhamit ve Abdülaziz'in on yaşındaki oğlu Şehzade Yusuf İzzettin efendi ile Dışişleri Bakanı sıfatıyla Fuat Paşa, Şeyhülislam ve diğer görevliler bulunurlar. Ayrıca Fransız Büyükelçisi de heyete eşlik eder. Seyahate Sultaniye Yat'ı çıkılır. Dolmabahçe Sarayı önünden hareket edilir, Anadolu ve Rumeli Hisarlarından atılan 41 pare topla selamlanır.
Sultaniye Yatını üç zırhlı takip eder. Boğaz dışında Fransız Donanması da bu güvenliğe katılır. Çanakkale boğazından geçilerek sırayla Midilli, Sakız, Girit adaları geçilir ve 29 Haziran'da Fransa'nın Toulon limanına varılır. Abdülaziz Han on gün Paris de kalır. Paris seyahati çok renkli geçmiştir.

Abdülaziz'in ikinci durağı İngiltere'dir. Muhteşem törenlerle karşılanır, ikametlerine Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün de kalacağı Buckingham sarayı tahsis edilir.

Bu seyahatte ilginç olaylar da gelişir. Mesela Kraliçe Viktorya, veliaht Murat efendiyi çok beğenir ve bir İngiliz prensesi ile evlendirmeyi teklif eder. Bu teklif gayri resmi olarak Dışişleri Bakanı Fuat Paşa'ya iletilir. Konuyu açan da  Veliaht Prens dö Gal'dür. Fuat Paşa'ya şöyle der:

"Size gayri resmi olarak bir hâdiseden bahsedeceğim. Biliyorsunuz ki İngiltere Sarayı'nda aralarında bizzat Kraliçe'nin kerimeleri de olan çok prenses vardır. Bunları, prenslerine alarak akrabalık tesis edebilmek, bütün dünya saraylarının en büyük arzusu ve gayeleridir. Emin olunuz, şimdiye kadar İngiltere Sarayı, hiçbir zaman böyle bir arzuyu kendisi açığa vurmamıştır. Fakat Kraliçemizin ihsas ettiği arzu budur ki, veliahdınız için İngiltere sarayından bir prenses verilebilir. Benim şahsi kanaatime ve tercihime göre, böyle bir izdivaç için yetişmiş birçok prensesler, meselâ Prenses Marie of Mountbatten vardır" der.

Fuat Paşa, hiç beklemediği bu teklif karşısında şaşırır ve buna cevap verebilmesi için süre ister. Fuat Paşa, konuyu Abdülaziz Han'a açar. Abdülaziz bu konudan çok rahatsız olur ve olumsuz cevap verilmesini ister. Tarihçiler böyle bir evliliğe karşı çıkmanın sebebini "Osmanlı imparatorluğunda büyük bir İngiltere nüfuzuna yol açılmasından çekinilmesine" bağlarlar.

Prens dö Gal, Fuat Paşa'nın olumsuz cevabı üzerine şunları söyler:

"Türkler bir fırsat daha kaçırdılar."

Bir başka hikâye daha anlatılır: Kraliçe Viktorya kulağındaki pırlanta küpeleri Fuat Paşa'ya göstererek "Bunu bana haşmetmeabların ağabeyi Sultan Abdülmecit hediye etmişti, broştu, bir süre göğsüme taktım, sonra kuyumcuya verip küpe yaptırdım. Acaba kendileri bana gücenirler mi?" diye sorar.

Hazırcevaplılığı ile ünlü Fuat Paşa bu fırsatı kaçırmaz "Bilakis efendim, Türkiye'den gelen şeylere daima kulak verdiğiniz için memnun olurlar!" der.

Abdülaziz burada on bir gün kalır, sonra Belçika'ya geçer.