Ramazan'da cennet soluklu oruç zamanları nasıl yaşanır?

Oruçlu bedenlerimiz öfkenin kinin hasedin yerini sukut ve sabır orucuna bıraksın Ramazan esenliğiyle. İşte Selvigül Şahin'in kaleminde

Ramazan'da cennet soluklu oruç zamanları nasıl yaşanır?

Oruçlu bedenlerimiz öfkenin kinin hasedin yerini sukut ve sabır orucuna bıraksın Ramazan esenliğiyle. İşte Selvigül Şahin'in kaleminde

26 Haziran 2014 Perşembe 07:49
Ramazan'da cennet soluklu oruç zamanları nasıl yaşanır?

                                   ORUÇLU BEDENLERLE SUSMA ORUCU KUŞANMIŞ TEFEKKÜR ZAMANLARINA

 

Selvigül Kandoğmuş Şahin

Mübarek Ramazan geliyor. Yine Rabbim en onulmaz yaraları sarar gibi, en kavurucu sıcaklara şifa gibi, yanan yüreklere akan nehirler gibi gönderiyor oruç vakitlerini… Onulmaz yaralara duçar olduğumuz zamanlarda, sürur ve huzur saatlerine doğru yolculuğa çıkar gibi uyanıyoruz oruçlu zamanlara… Dünya yine üzerine düşeni yapıyor, mesken olmaya aday olup, sükûnetten uzak bir mekân olan dünya… İnsanoğlunun adımlarını kaygan zeminlere taşıyan dünya… Oysa insanoğlu dünyanın beka diyarlarında, baki olmak için her çırpınış durağında daha da gömülüyor günah çukurlarına. Bu çukurlardan azat etmek için esiyor Ramazan rüzgârı.

Korkular, acılar, yokluklar, sıkıntılar, bunalımlar, ahir zaman duraklarında çalıyor kapımızı. Öfkeli, huzursuz, hırslı, karamsar kalabalıklar akıyor caddeler ve sokaklar boyu... Geçici dünya mülkünün kavgasına tutuşmuş kalabalıklar, isyanlarla, inkârlarla, itaatten uzak hal ile öylece akıyorlar gecelerin karanlığına, gündüzlerin aydınlığına inat… Gerçek güç sahibini unutan isyan ve eylemlerle yine gerçek güç sahibinden ziyade kendi güçlerini putlaştıran inanışlarla akıyorlar oluk oluk şehrin meydanlarına…  Rabbim hatırlatıyor: “ ( O inanmış kimseler ki,) kalplerini O bağdaştırdı, kaynaştırdı: (O inanmış kimseler ki,) uğrunda yeryüzündeki her şeyi toptan harcasaydın onların, kalplerini birbirine ısındırıp kaynaştıramazdın; ama işte Allah onları bir araya getirdi. Gerçekten de Allah hikmetle edip-eyleyen en yüce iktidar sahibidir.” Enfal Suresi – 62)

O yüce iktidar sahibine dönme zamanlarındayız. Dualarımızı yaralı bilinçlerimize, yalnızlıklarımıza, örselenmişliklerimize akıtarak, yüreklerimizi kinden, hasetten, kötülükten, fitneden arındırma hallerindeyiz. Yine geldi Ramazan, oruç şerha şerha akıyor yanan meydanlara, maneviyattan yoksun insanlığın ruhsal açlıklarına, eviçlerinin huzursuz saatleri kuşanmış zamanlarına… Hiç durmadan akıyor oruç… Yıkamak, arındırmak, bir etmek, kardeş kılmak, kinden, nefretten soyutlamak için akıyor. Bu akışı ruhumuzun çölleşen kavrulmuş, yalancı seraplar gören vahalarına doğru bırakarak, yumruklaşmış kavgalı avuçlarımızı ak güvercinler gibi semaya çevirelim. Rabbimize dönelim. İçimizin oyuklarında gizli kalmış, girdaplarda boğulan, silik, tanımsız, kimliklerimize dönerek Bir olana dönerek, O’nun ipine sımsıkı tutunalım…

Oruçla, tefekkür, tezekkür, teyakkuz, tezkiye duraklarında soluklanarak, aşkın mertebelere doğru yolculuklara çıkalım. Dağ burçlarında esen rüzgârın soluğu gibi sarsın bizi tevbe, kurtuluş nidaları gibi yaralarımıza, ruhsal açlıklarımıza aksın tefekkür saatleri… Kurtuluş için, insan olmak, eşrefi mahlûkat olmak için onarsın bizi oruç… Sonra orucun bereketli kuşanmışlıklarına anlamlı susmalarımızla yoldaşlık edelim. Susadığımız zamanlarda derin suskunluklarla,  ‘ susma oruçlarını’ taşıyalım sözün, öfkenin kalabalığına… Oysa ne çok söz var hakikatin karşısında… Hakikatin suskun apaçık gerçekliğine inat, ne çok söz kalabalığı ve yazı kalabalığı haykırışlar halinde insanlığın gündemini kuşatmış…

Hakikat duraklarında soluklanan, iftiralarla, haksız saldırılarla incitilen nazenin Meryem gibi susmanın erdemli, onurlu tesellisi sarsın yüreklerimizi. Bu suskunluk bazen perde perde yükselen hakikatin gerçekliğini haykıran gür nidalar da olabilir. Bazen bu suskunluk, şerrin, şeytanın, şirretin karşısında teyakkuz hali almak da olabilir. Bazen bu Meryem’ce suskunluk; irfandan, hikmetten, Furkan’dan yoksun zihinler karşısında, tefekkür ve tezekkür saatlerine sığınmak da olabilir... Bazen de nasuh tevbelerinin arıtan ırmaklarında yıkanırken, anlamsız, yorgun, yılgın söz kalabalığından, atışmalardan sıyrılmak ve uzak durmak da olabilir… Zekeriya Peygamber gibi, aklaşmış sakallarını yalayıp geçen gözyaşlarıyla yöneldiği Rabbine sığınırken, muştulu bir oğul bekleyişinin sevincini suskun tebessümlerle yaşayışına eş bir duyarlılıkla, mutlak hakikatle sarmalanmış günlere yeniden doğmaktı susma zamanları...

Mutlak hakikatle sarmalamış günlere yeniden, yeniden doğmak için oruca tutunalım… Oruç zamanları, yorgun, yılgın ve yıpranmış kardeşliklerimizin üzerinden rahmet zamanlarıyla öylece aksın… Vahdetle kuşanmış kardeşliklerimizle fitne zamanlarının ters esen rüzgârından sıyrılarak tevhidi birlikteliklere doğru yürüyelim. Şer odaklarının bir olduğu, fitne tuzaklarının kol gezdiği ahir zaman duraklarında, bizi bir yapan kardeşliklerimize hicret ederim. Merhametten maraz olan hallerinden adım alarak, merhametin Peygamberi bir ahlakla bizi birlik ve beraberliklere götüren Ensar ve Muhacir soluklu kardeşliklere yolculuğa çıkalım…

Mekke’nin kavrulan sokaklarında yüreğine derman arayan kutlu Nebi nasıl Hirasına sığınmışsa ve susmuşsa günlerce, bizler de bu anlamlı tefekkür saatleriyle kendi Hiramızı bulma telaşına düşelim… Oruç yıkayıp arıtsın gönülleri, yılgın umutsuzlukları… Oruç aksın gecenin koynundan kirlenen şehrin sokaklarına ve insanlarına öylece... Ramazan yine cennet soluğuyla kuşatsın asık yüzünü dünyanın… Yine mahyalarla aydınlanan gecenin karanlığı, insanların barış ve dostlukla açtığı iftar sofralarına konuk olsun… Rabbim oruç zamanlarını gönderiyor, zalimlerin, katillerin, şerlilerin üzerine. Rabbim oruç zamanlarını gönderiyor, mübarek Ramazan geliyor. Gündemler üzere bir gündem; oruç. Mazlumun ağlayan gözünü silmeye, fakirin sofrasını şenlendirmeye, muhacire sıcak bir yuva olmaya, yetime ana baba olmaya geliyor Ramazan… Sadra şifa sahurlarıyla, iftarlarıyla, teravileriyle, kurtuluş nidası yüklenmiş ezanlarıyla geliyor Ramazan… Ramazanın esenlik ve sürur duraklarına… Kardeşliklere, dostluklara, umutlu yarınlara… Mübarek Ramazan’la cennet soluklu oruç zamanlarına…

Selvigül Kandoğmuş Şahin

Edebistan dergisinde yayınlanmıştır

 


Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.