4 Marka Bu Yazılımı Kullanıyor
Avrupa Birliği ülkeleri otomobillerdeki emisyon kriterleri konusunda oldukça hassas bir yaklaşım sergiliyor. Bu hassasiyet otomobil üreticilerinin emisyon kriterlerini karşılamada çoğu zaman zorlanmasına yol açıyor. Bu yüzden bazı markaların emisyon testlerini yanıtlmak maksadıyla özel yazılım kullandığı belirtildi.
Hollanda’da ortaya çıkan olaya ilişkin detaylar belli oldu. Hollanda’da görülen bir davada “Opel”, “Peugeot”, “Citroen” ve “DS” markalı dizel otomobillerde emisyon testlerinin yanıltılabilmesi için özel yazılım kullanıldığı kararı çıktı. Hollanda’da 2009’dan beri satışı gerçekleştirilen otomobilleri dahil eden toplu dava sürecine ilişkin ara karar verildi.
Mahkemenin verdiği ara kararda söz konusu 4 otomobil devinin emisyon kontrol sistemini manipüle etmeyi sağlayan yazılımlara araçlarında yer verdiği belirtildi. Söz konusu otomobil markaları olan “Opel”, “Peugeot”, “Citroen” ve “DS” markalarının “Stellantis” çatısı altında çalışma gerçekleştirdiği belirtildi.
Oran Yapay Şekilde Düşük Gösterildi
Mahkeme tarafından görülen davada söz konusu 4 otomobil markası tarafından satışa sunulan dizel otomobil modellerinde yapılan emisyon testlerinde “azot oksit salınımı” değerlerinin özel yazılım aracılığıyla yapay şekilde düşük gösterildiğinin tespit edildiği açıklandı.
Mahkemeden yapılan açıklamada Peugeot, Citroen ve DS tarafından bu yaklaşımın 2014 yılından beri satışa sunulan dizel araçlarda uygulandığının belirlendiği belirtildi. Opel markasının ise 2009 yılından beri satışa sunduğu dizel otomobil modellerinde bu yazılımı kullandığının tespit edildiği açıklandı.
Bunun yanı sıra Peugeot, Citroen ve DS markalarının 2009’dan sonra 2014’e kadar satışa sunduğu dizel otomobil modellerinde de söz konusu yazılımı bulundurmasına ilişkin güçlü şüphelerin olduğuna da dikkat çekildi
Karara İtiraz Geldi
4 otomobil markasını bünyesinde bulunduran Stellantis ise mahkemenin aldığı karara itiraz etti. Kendisine yöneltilen suçlamaları reddeden Stellantis, araçlarında yürürlükte olan emisyon düzenlemelerine etkin biçimde riayet edildiği ve mahkemenin ara karar alırken, hatalı hareket ettiği öne sürüldü.