Kitap | Hayat ile ölümün arasındaki göbekbağı; Göbeklitepe

İskender Pala’nın romanı Akşam Yıldızı 12 bin yıl öncesinin bir kutsal tapınağı ve yaşam alanı olan Göbektepe’ye götürüyor. Aşkla, tarihle, insanla, hayatla ve ölümle….

27 Nisan 2020 Pazartesi 20:59
Kitap | Hayat ile ölümün arasındaki göbekbağı; Göbeklitepe

Kitap | Hayat ile ölümün arasındaki göbekbağı; Göbeklitepe

En eski yerleşim yeri Çatalhöyük olarak okutuldu bize tarih derslerinde… Bu Göbeklitepe’nin 2007 yılından itibaren Bakanlar Kurulu kararı ile Alman Arkeoloji Enstitüsü’nden Arkeolog Klaus Schmidh başkanlığında yazı çalışmaları ile ortaya çıkarılmasından önceydi. 

Alman arkeolog Klaus Smith’in öncülük ettiği kazılarda 12 bin yıl öncesine ait bir tapınak ve etrafında yaşam alanı ortaya çıkarıldı. 

Bölge ilk kez 1983 yılında tarlasını karasabanla sürerken bulduğu oymalı taşı müzeye götüren bir çiftçi sayesinde fark edildi. Kazı başkanı Schmidh ise ‘Önce tapınak geldi, şehir sonradan geldi’ diyerek tarihe farklı bir perspektif getirmiştir.
Schmidt; Avcı-toplayıcı toplumlara ait eş zamanlı olarak kurulan birçok yerleşim birimi var. Göbekli Tepe, bu yerleşimlerde yaşayan insanlar için bir ibadet yeriydi’…
Schmidt’e göre bu tapınağı yapanlar yeryüzünde ilk kez evren nedir biz neden buradayız sorusunu soran kişilerdir.

Şanlıurfa’da özellikle Harran Ovası’nı 30-40 km’lik mesafelerle bir hilal şeklinde çevreleyen tepelerde bulunan 80 dönümlük alana sahip olan Göbekli  Tepe, ancak yerleşim yerlerine uzak. Ağırlığı 16 ton olan 12 sütun tapınak alanına taşınarak belli bir düzende yerleştirilmiş. Yüksek bir konuma inşaa edilmiş. Çatalhöyük kalıntıları 8 bin yıl önceye ait Göbeklitepe’de yapılan kazılarda 4 adet anıtsal yapı açığa çıkarıldı. Taş çağı insanlarının yaşam alanı yerleşik hayata ve tarım toplumuna geçen insanlardan çok daha farklı. Yaşam alanlarının sulak alanlara inşaa edildiği kabul ediliyordu ancak burada yüksek ve taş bir alana inşaa edilmiş merkezde tapınağın olduğu bir kült merkezi. 
12 bin yıl önceye ait farklı dönemlerden katmanlar var, ancak arkeologlar bu katlara tam olarak ulaşabilmiş değiller. Göbeklitepe insanlık tarihini yeniden yazdıracak gibi görünüyor. Tarihle ilgili bildiğimiz genelgeçerleri gözden geçirip yeniden yazacağız gibi görünüyor. Elleri karınlarında ibadet eder şekilde dikilmiş sutünların üstünde aslan, yaban domuzu, yılan figürleri var. 


İngiliz Yazar David Rohl’e ait. Adem ve Havva Göbeklitepe’de buluştu der. İskender Pala bundan yola çıkarak Akşam yıldızı rehberliğinde romanındaki karakterleri bu kült mekanda buluşturuyor. Adem ve Havva kuşkusuz hak dinin temsilcisi. Tek bir Yaratıcıya inanılan –alemde karmaşaya ve kötülüğe yer verilmeden-bu ibadet mekanında eski dinlerin ulu Kayın, Ulu Ruh gibi kavramlarından tek tanrıya geçişi kadın ve erkeğin hikayesinde birleştiriyor İskender Pala.

Arkeologların yıllarca süren buluntularını bir kurgu etrafında biraraya getirip kurgulamak ancak bir edebiyatçının başarabileceği birşeydir. Yazar Akşam Yıldızı ile Göbeklitepe’nin hikayesini ete kemiğe büründürüyor. Zihinlerde kalıcı kılıyor. 

Yazarın birçok eserinde görülen dili kullanma ve kurgu yapabilme başarısı böyle zor bir konuda bile kendini göstermiş; baştan sona okuyucuyu sürükleyecek ve Göbeklitepe’nin hikayesini zihinlere yerleştirecek şekilde Akşam Yıldızı romanı ile anlatmış

Karantina günlerinde farklı bir tarih devresinde geçen farklı bir eser okumak isteyenlere önerilir. 

Anahtar Kelimeler:
KitapKitabıIskender Pala
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.