<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" version="2.0">
		
         <channel>
         <title>Son Dakika Haberler | iyigunler.net</title>
         <link>https://www.iyigunler.net</link><item>
		   <title>Mart ayı 3. haftası kitap yorumları | Özkan saçkan inceledi</title>
		   <description><![CDATA[Mart ayının üçüncü haftasına girerken, kitapçıların raflarında yer alan yeni çıkan 6 kitabı Özkan Saçkan sizler için yorumladı.]]></description>
		   <content:encoded><![CDATA[Mart ayı 3. haftası kitap yorumları | Özkan saçkan inceledi

 


ÖRNEKLERLE KOLAY EKONOMİ: "Finans, parayı elden ele geçirip sonunda kaybetme sanatıdır." Robert W. Sarnoff.

ELLERİN HAMURLU KARNIN AÇ: Bu kitap, "Başardım!" diyenlerin değil, yolda kalanların ama vazgeçmeyenlerin hikâyesini anlatıyor

YALANIN SİYASETİ: “Alpay’ın kitabı uyanmak ve korunmak isteyenler için hem bir çağrı hem de referans niteliğinde.” Prof. Dr. Ahmet Kasım Han.

ÖLMÜYORSUN: İç dinamikleriyle büyüleyen, kahramanının geçmişi ve bugünüyle yüzleşmesindeki çekincesiz tutumuyla hayranlık uyandıran bir “gelişim” öyküsü.

GENÇ KIZ KALBİ: Yazar, bir kadının günlüğü olarak kitabında bir aşk macerasından ziyade, Osmanlı toplumunda kadınların aile hayatları, siyasi ve sosyal olaylarını da arka plana alarak başarılı bir şekilde aktarmaktadır.

VENEDİK’TE ÖLÜM: Dünyaca ünlü yönetmen Luchino Vicconti tarafından aynı adla sinemaya da uyarlanan kitap, akademisyen Olcay Akyıldız'ın önsözü ve dönem kronolojisiyle birlikte okur karşısında…

İşte o kitaplar;


“Finans, parayı elden ele geçirip sonunda kaybetme sanatıdır"



MAHFİ Eğilmez’den ÖRNEKLERLE KOLAY EKONOMİ (İngilizce baskısı: Easy Economics) Bu kitabın amacı, yalnızca ekonomiyi en basit haliyle anlatmak ve okuyan herkesin ekonomiyle ilgili söylenenleri, yazılanları, tartışılanları rahatça izleyebilmesini sağlamakla sınırlıdır. "Ekonomide ilk ders kıtlıktır. Buna göre ihtiyaçları karşılamakta kullanılan her şey kıttır. Siyasetteki ilk ders ise ekonomideki ilk dersin dikkate alınmamasıdır." Thomas Sowell. "Bugünün krizi yarının şakası olur." H. G. Wells.184 SAYFA. (REMZİ KİTABEVİ)

Sistemin içinde kalıp kendini kaybetmemeye çalışanların iç sesi



CEM Kurt’tan ELLERİN HAMURLU KARNIN AÇ. Bu kitap, "Başardım!" diyenlerin değil, yolda kalanların ama vazgeçmeyenlerin hikâyesini anlatıyor. Hayat bazen tüm açıklığı ve gerçekliğiyle karşında durur. Çabalarsın, terlersin, elini taşın altına koyarsın ve yine de karşılığını alamazsın. İşte o anda biri çıkar ve gerçeği söyler: Ellerin hamurlu, karnın aç. Yazar bu cümleyi romantikleştirmiyor, yumuşatmıyor, süslemiyor. Aksine onun etrafında dolaşıyor; pazarda su satan bir çocuktan mağaza raflarının arasında kaybolan bir çalışana, depodan kasaya, ofisten fabrika zeminine uzanan bir hayatı tüm çıplaklığıyla anlatıyor. Yukarıdan değil, hele kenardan hiç değil; tam ortasından. Bu bir "Nasıl zengin oldum?" anlatısı değil, basit bir kişisel gelişim kitabı hiç değil. Bu kitap, sistemin içinde kalıp kendini kaybetmemeye çalışanların iç sesi. Başlamak neden zor? Fark edilmek neden yetmez? Bilmek mi kazandırır, dayanmak mı? İnsan, ne zaman yolun ortasında durup "Ben ne yapıyorum?" diye sormalı? Cem Kurt, tüm bu sorulara hazır cevaplar aramaktansa deneyimlerini bırakıyor masanın üstüne. Okur da içinden istediğini alıyor. Terfi alamayanlara, bekleyenlere, haksızlığa uğradığını hissedenlere, hâlâ bir ihtimal olduğuna inananlara yazılan bu satırlar bir rehber değil, bir aynadır. O aynaya bakmak da cesaret gerektirir. 176 SAYFA. (CERES YAYINLARI)

Hakikatin gizlenmesi, yalanın meşrulaştırılması, hileye başvurulması



YALIN Alpay’dan YALANIN SİYASETİ- Yalanın Meşrulaştırılması, Hakikatin Önemsizleşmesi ve Hileli Akıl Yürütme Teknikleri. “Yalanın Siyaseti post-truth (hakikatin gizlenmesi, yalanın meşrulaştırılması, hileye başvurulması) denilen kavramı her yönüyle ele alıyor. Kitabı şiddetle tavsiye ederim, siyasete, medyaya bakışınız değişecektir.” Mehmet Tezkan, Milliyet, 2018. “Yalın Alpay’ın kitabını okuyun. Trump’ı anlayacaksınız. Türkiye’nin durumunu da göreceksiniz. Ülkenizi çok iyi anlayacaksınız. Ve dinlediğiniz yalanları, yalancının yüzüne çarpma isteğiniz nasıl bir karara dönüşecek, göreceksiniz...” - Erdal Atabek, Cumhuriyet, 2017. “Yalın Alpay’ın Yalanın Siyaseti adlı çok değerli kitabından yararlandım, alıntılar yaptım.” 

Güneri Cıvaoğlu, Milliyet, 2017.  “Yalın Alpay’ın Yalanın Siyaseti kitabının her sayfasını merakla okur ve sevinçle ‘tüketemezken’, hakikatin önemsizleş(tiril)mesinin, yalanı kabullenişten de öte, zihinsel konforumuzu korumak yönündeki yılgın talebimize çağın siyasetinin ve siyasetçisinin ürettiği bir cevap olduğu şüphesi dehşetle zihnimi sardı… Alpay’ın kitabı uyanmak ve korunmak isteyenler için hem bir çağrı hem de referans niteliğinde.” - Prof. Dr. Ahmet Kasım Han. 216 SAYFA. (DESTEK YAYINLARI)

Geçmişi ve bugünüyle yüzleşmesindeki hayranlık uyandıran bir “gelişim” öyküsü



KATHRİN Schmidt’ten ÖLMÜYORSUN. 2009’da Alman Kitap Ödülü’ne layık görülen roman, felç geçirip hafızasını kısmen yitirmiş Helene’nin gözünden bir insanın dününe ve bugününe, umutlarına ve hüzünlerine, hayallerine ve hayal kırıklıklarına okuru tanık ediyor. Helene, karman çorman bir yapbozu andıran hafızasının eksik parçalarını tamamladıkça bugünün aynasına hep başka bir tablo yansıyor ve görünen bu resim bir türlü sabitlenmiyor çünkü hafızasının alacakaranlık labirentinde dolaşıp dehlizleri aydınlattıkça geçmişi, dolayısıyla aynadaki bugünü de değişiyor. Benzer bir hastalık deneyiminden geçen yazarın hafif bir mizahı da eksik etmemeyi başardığı bir “sıfır noktası” romanı Ölmüyorsun: sıfırlarla dolu bir geçmiş – sıfırı tüketmiş bir hasta – sıfırların soluna başka bir rakam yazıp sıfırdan başlamak isteyen bir kadın. İç dinamikleriyle büyüleyen, kahramanının geçmişi ve bugünüyle yüzleşmesindeki çekincesiz tutumuyla hayranlık uyandıran bir “gelişim” öyküsü. 352 SAYFA. (EVEREST YAYINLARI)

Osmanlı toplumundaki kadınların aile hayatları ve evliliklerinde, yaşadıkları sorunlar


MEHMET Rauf’tan GENÇ KIZ KALBİ- Günümüz Türkçesiyle. Eğitimli ve idealist bir kız olan Pervin’in en büyük hedefi, kültürlü ve modern biriyle aşk evliliği yapmaktır. İzmir’de yaşayan ve İstanbul’u zarafetin, güzelliğin, şıklığın, mutluluk ve zevkin çiçek açtığı bir şehir olarak hayal eden Pervin, aradığı aşkı bulabilmek için İstanbul’a amcasının yanına gelir. Beklentilerinin aksine, konaklarda, Boğaz’daki yalılarda, şehrin sokaklarında ve eğlence mekânlarında gördüklerinden hayal kırıklığına uğrayan Pervin yaşadıklarını, duygularını ve gözlemlerini gerçekçi ve yer yer mizahi bir üslupla günlüğüne kaydeder.  Yazar, bir kadının günlüğü olarak kitabında, bir aşk macerasından ziyade, Osmanlı toplumunda kadınların aile hayatlarında, evliliklerinde, erkeklerle ilişkilerinde ve kamusal alanda yaşadıkları sorunları dönemin siyasi ve sosyal olaylarını da arka plana alarak başarılı bir şekilde aktarmaktadır. 88 SAYFA. (İŞ BANKASI KÜLTÜR YAYINLARI)

Modern insanın yalnızlığı, benliğinin çözülüşü ve güzelliğinin zehirli çekim gücü anlatılıyor



THOMAS Mann’den VENEDİK’TE ÖLÜM. Gustav von Aschenbach, disiplinine, ününe ve soylu kimliğine rağmen içindeki boşlukla yüzleşmek için yola çıkar. Venedik'e vardığında yalnızca şehrin büyüsüyle değil, ölümle yan yana ilerleyen, boğucu bir güzellikle de karşılaşır. Sıcak kumların üzerinde gördüğü genç Tadzio'nun saf ve erişilmez varlığı, Aschenbach'ın bütün bir ömrü boyunca bastırdığı arzuları uyandırır. Şehrin dar sokaklarında kol gezen salgın ve çürüme, bu "masum" bakışın yarattığı sarsıntıyla iç içe geçerken Aschenbach hayatının en keskin sorusuyla baş başa kalır: Sanatçı güzelliği yüceltirken kendi varlığını tüketir mi? Arzunun başladığı yerde akıl durur mu? Nobel Edebiyat Ödülü sahibi yazar, bu unutulmaz klasikle modern insanın yalnızlığını, benliğin çözülüşünü ve güzelliğin zehirli çekim gücünü eşsiz bir incelikle anlatır. "Güzellik bazen kurtuluş değildir; çoğu zaman sonun ta kendisidir" diyen romanda Venedik çağırır, Aschenbach duyar, okur artık geri dönemeyeceği bir yolculuğa çıkar. Dünyaca ünlü yönetmen Luchino Vicconti tarafından aynı adla sinemaya da uyarlanan kitap, akademisyen Olcay Akyıldız'ın önsözü ve dönem kronolojisiyle birlikte okur karşısında... 104 SAYFA. (KIRMIZI KEDİ YAYINEVİ)
 
]]></content:encoded>
		   <image>https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/03/mart-ayi-3-haftasi-kitap-yorumlari-ozkan-sackan-inceledi-4216.jpg</image>
		   <media:content url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/03/mart-ayi-3-haftasi-kitap-yorumlari-ozkan-sackan-inceledi-4216.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/03/mart-ayi-3-haftasi-kitap-yorumlari-ozkan-sackan-inceledi-4216-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/03/mart-ayi-3-haftasi-kitap-yorumlari-ozkan-sackan-inceledi-4216.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
		   <link>https://www.iyigunler.net/mart-ayi-3-haftasi-kitap-yorumlari-ozkan-sackan-inceledi/359259/</link>
		   <pubDate>Sun, 15 Mar 2026 18:24:08 +0300</pubDate>
		   </item><item>
		   <title>Yapımcı Barış Özdemir'e Melissa'dan 'Evet' yanıtı</title>
		   <description><![CDATA[Ünlü yapımcı Barış Özdemir, özel hayatında mutluluğa doğru önemli bir adım attı. Başarılı yapımcı, sevgilisi Melissa Mitrovic’e romantik bir evlenme teklifinde bulundu]]></description>
		   <content:encoded><![CDATA[Yapımcı Barış Özdemir'e Melissa'dan 'Evet' yanıtı

 

Yapımcı Barış Özdemir’in sürpriz teklifi karşısında duygulanan Melissa Mitrovic, bu özel soruya “Evet” yanıtını verdi. 


Çiftin yakın çevresinden edinilen bilgilere göre uzun süredir mutlu bir birliktelik yaşayan Özdemir ve Mitrovic, ilişkilerini evlilikle taçlandırma kararı aldı. 

Romantik anların yaşandığı teklif sonrası çiftin büyük mutluluk yaşadığı ve düğün hazırlıklarına şimdiden başladıkları öğrenildi.
 
]]></content:encoded>
		   <image>https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/03/yapimci-baris-ozdemir-e-melissa-dan-evet-yaniti-4983.jpg</image>
		   <media:content url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/03/yapimci-baris-ozdemir-e-melissa-dan-evet-yaniti-4983.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/03/yapimci-baris-ozdemir-e-melissa-dan-evet-yaniti-4983-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/03/yapimci-baris-ozdemir-e-melissa-dan-evet-yaniti-4983.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
		   <link>https://www.iyigunler.net/yapimci-baris-ozdemir-e-melissa-dan-evet-yaniti/359258/</link>
		   <pubDate>Sun, 15 Mar 2026 18:16:26 +0300</pubDate>
		   </item><item>
		   <title>Kadınlar Günü Özel Programı’nda Gülsin Onay sahne aldı</title>
		   <description><![CDATA[DenizBank’ın 21 yıldır desteklediği İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası (İDSO), Dünya Kadınlar Günü’nü özel bir programla kutladı. ]]></description>
		   <content:encoded><![CDATA[İDSO DenizBank Konserleri Kadınlar Günü Özel Programı’nda Gülsin Onay sahne aldı

 

13 Mart Cuma akşamı Atatürk Kültür Merkezi’nde Şef Hasan Niyazi Tura yönetiminde gerçekleşen konserde dünyaca ünlü piyanist Gülsin Onay solist olarak sahne alırken, programda Frederic Chopin ve Fransız kadın besteci Louise Farrenc’in eserleri seslendirildi.



İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası (İDSO) DenizBank Konserleri, Dünya Kadınlar Günü’ne özel anlamlı bir akşama ev sahipliği yaptı. 13 Mart Cuma akşamı Atatürk Kültür Merkezi’nde şef Hasan Niyazi Tura yönetiminde gerçekleşen konserin solistliğini devlet sanatçısı, dünyaca ünlü piyanist Gülsin Onay üstlendi. Programda romantik dönemin büyük bestecilerinden Frederic Chopin’in yanı sıra çağının kültürel engellerini aşarak 19. yüzyılın en önemli bestecilerinden biri haline gelen Fransız kadın besteci Louise Farrenc’in eserleri seslendirildi.

Konserin ilk bölümünde Frederic Chopin’in Piyano Konçerto No. 2 Fa minör Op. 21 eseri yorumlandı. “Bach muhteşem yıldızları keşfeden bir astronomdur. Beethoven evrene meydan okur. Ben ise sadece insanın ruhunu ve kalbini ifade etmeye çalışıyorum” sözleriyle anılan Chopin’in içten ve duygu yüklü dünyasını yansıtan eser, Gülsin Onay’ın zarif ve etkileyici yorumu eşliğinde dinleyicileri duygusal bir yolculuğa çıkardı.

Konserin ikinci bölümünde ise İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası, şef Hasan Niyazi Tura yönetiminde Louise Farrenc’in Senfoni̇ No.3, Op.36 adlı eserini repertuvarına taşıdı. Güçlü orkestral dili ve etkileyici temalarıyla öne çıkan eser, Farrenc’in romantik dönem senfonik repertuvarındaki özgün ve etkileyici müzikal dilini tüm ihtişamıyla ortaya koydu.

 

İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası hakkında

İstanbul’un müzik yaşamında önemli bir yere sahip olan İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası (İDSO), besteci Cemal Reşit Rey’in yönetiminde 1945’te kurulan İstanbul Belediyesi Şehir Orkestrası’nın devamı olarak faaliyete geçmiştir. Orkestranın kökleri 1827’de Donizetti Paşa’nın kurduğu Mızıkâ-i Hümâyun’a uzanır ve 1972’de Kültür Bakanlığı’na bağlanarak bugünkü adını almıştır. Kuruluşundan itibaren kısa sürede düzenli konserler vermeye başlayan orkestra, yurt içinde ve yurt dışında sayısız turne ve festivalde Türkiye’yi temsil etmiş, dünyanın önde gelen şef ve solistleriyle aynı sahneyi paylaşmıştır. Türk bestecilerin eserlerini ilk kez seslendirmesiyle de öncü rol üstlenen topluluk; İspanya, İtalya, Yunanistan, ABD, Japonya, Almanya, Mısır, Bulgaristan, Arnavutluk ve Güney Amerika’da verdiği konserlerle uluslararası alanda büyük başarı kazanmış, son olarak 2023’te Japonya turnesi ve Cumhuriyetin 100. yılı kapsamında Berlin Filarmoni ile Zürih Tonhalle’deki konserleriyle öne çıkmıştır. İDSO bugün, yenilenen Atatürk Kültür Merkezi’nde dünyaca ünlü şef ve solistlerle konserlerine devam etmektedir.

DenizBank hakkında

1997 yılında kurulan DenizBank, Temmuz 2019’dan bu yana MENAT bölgesinin lider bankacılık grubu Emirates NBD çatısı altında faaliyet göstermektedir. Bankanın Türkiye, Girne ve Bahreyn’de toplam 576 şubesi; Viyana’da bulunan iştiraki DenizBank AG’nin ise toplam 13 şubesi bulunmaktadır. DenizYatırım, DenizGYO, DenizPortföy Yönetimi, DenizLeasing, DenizFaktoring, DenizÖde, Intertech, Neohub, Neohub Bulut, Ekspres ve Bantaş Grubun yerli; DenizBank AG ve DenizBank Moscow ise uluslararası iştirakleridir.
]]></content:encoded>
		   <image>https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/03/kadinlar-gunu-ozel-programi-nda-gulsin-onay-sahne-aldi-3665.jpg</image>
		   <media:content url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/03/kadinlar-gunu-ozel-programi-nda-gulsin-onay-sahne-aldi-3665.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/03/kadinlar-gunu-ozel-programi-nda-gulsin-onay-sahne-aldi-3665-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/03/kadinlar-gunu-ozel-programi-nda-gulsin-onay-sahne-aldi-3665.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
		   <link>https://www.iyigunler.net/kadinlar-gunu-ozel-programi-nda-gulsin-onay-sahne-aldi/359257/</link>
		   <pubDate>Sat, 14 Mar 2026 09:08:40 +0300</pubDate>
		   </item><item>
		   <title>Kitap | Sistem Tüketebileceği Yazarı ve Okuru Üretiyor</title>
		   <description><![CDATA[Sarsılmışlar Bahçesi’nde Şenlik Kitabının yazarı Nesrin Orun,çağımızın hız kültürü içinde edebiyatın da farklı bir dolaşım düzenine girdiğini belirterek, “Sistem tüketebileceği yazarı ve okuru üretiyor” dedi.]]></description>
		   <content:encoded><![CDATA[Kitap | Sistem Tüketebileceği Yazarı ve Okuru Üretiyor

 



“Bir zamanlar kitapların kaderi büyük ölçüde eleştirmenlerin yürüttüğü tartışmalarla belirlenirdi. Metinler eleştiri yazılarında tartışılır, okur bu tartışmaların içinden geçerek metinle buluşurdu” değerlendirmesini yapan Orun,  edebiyatın yalnızca yazılan eserlerle değil, aynı zamanda o eserler üzerine kurulan düşünsel tartışmalarla geliştiğini söyledi.

Orun, günümüzde edebiyatın dolaşım biçiminin önemli ölçüde değiştiğini vurgulayarak, “Sosyal medya görünürlüğü, algoritmalar ve hız kültürü kitapların hangi okura ulaşacağını büyük ölçüde belirleyen yeni bir alan yaratıyor.” Dedi. Bu dönüşümün yalnızca yayıncılık dünyasının teknik yapısıyla ilgili olmadığını belirten Orun, bunun aynı zamanda okuma biçimlerini de değiştirdiğini söyledi.

Edebiyat tarihinde sık sık tartışılan “iyi okur” ve “kötü okur” ayrımının da bu bağlamda yeniden düşünülmesi gerektiğini kaydeden Orun, sistemin daha hızlı tüketen bir okur tipini teşvik ettiğini ifade etti. Orun, “Bugün hız çağındayız. Metinler çok hızlı dolaşıma giriyor ve çoğu zaman aynı hızla tüketiliyor. Bu durum yalnızca yazarlığı değil, okurluğu da değiştiriyor.” Sözlerini kullandı.

Edebiyatın geleceğine ilişkin tartışmaların giderek daha fazla okur kavramı etrafında şekillendiğini belirten Orun, metnin kaderini belirleyen unsurun artık yalnızca edebi değer değil, görünürlük ekonomisi olduğunu vurguladı. Orun şöyle devam etti : “Bir metnin ne kadar konuşulduğu, ne kadar paylaşıldığı ya da ne kadar hızlı dolaşıma girdiği çoğu zaman metnin kendisinden daha belirleyici hâle gelebiliyor.” Yazar Orun, bunun edebiyatın okurla kurduğu ilişkinin de değiştiğini gösterdiğini ifade etti.

Bu nedenle günümüz edebiyat tartışmalarının merkezinde artık yalnızca yazarlığın değil, okurluk biçimlerinin yer aldığını dile getiren Nesrin Orun, okurun metni nasıl okuduğu sorusunun her zamankinden daha önemli hâle geldiğini söyledi.
]]></content:encoded>
		   <image>https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/03/kitap-sistem-tuketebilecegi-yazari-ve-okuru-uretiyor-5846.jpg</image>
		   <media:content url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/03/kitap-sistem-tuketebilecegi-yazari-ve-okuru-uretiyor-5846.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/03/kitap-sistem-tuketebilecegi-yazari-ve-okuru-uretiyor-5846-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/03/kitap-sistem-tuketebilecegi-yazari-ve-okuru-uretiyor-5846.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
		   <link>https://www.iyigunler.net/kitap-sistem-tuketebilecegi-yazari-ve-okuru-uretiyor/359256/</link>
		   <pubDate>Sat, 14 Mar 2026 08:51:52 +0300</pubDate>
		   </item><item>
		   <title>İBB'den 20 bin öğrenciye kıyafet desteği</title>
		   <description><![CDATA[İBB, eğitimde fırsat eşitliğini güçlendirmek amacıyla 2025-2026 eğitim-öğretim döneminde ihtiyaç sahibi 20 bin ortaöğretim öğrencisine toplam 50 milyon TL tutarında nakdi kıyafet desteği sağlıyor. Ödemeler 12 Mart itibarıyla tamamlanmış olacak. 

]]></description>
		   <content:encoded><![CDATA[İBB'den 20 bin öğrenciye kıyafet desteği

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), ortaöğretim düzeyindeki öğrencilerin okul yaşamına katılımında ekonomik nedenlerle oluşabilecek eşitsizliklerin önüne geçmek için harekete geçti. Uygulanan kıyafet zorunluluğunun dezavantajlı aileler üzerindeki yükünü hafifletmeyi amaçlayan bu destekle, hem eğitim hakkının korunması hem de toplumsal adaletin güçlendirilmesi hedefleniyor.



50 MİLYON TL'LİK KAYNAK AYRILDI

2025-2026 eğitim-öğretim dönemini kapsayan planlama doğrultusunda, belirlenen şartları taşıyan 20.000 öğrenciye kişi başı 2.500 TL ödeme yapılacak. Proje için ayrılan toplam bütçe ise 50.000.000 TL olarak açıklandı. Ödemelerin 12.03.2026 tarihinde tamamlanması  planlanıyor.

 

İLÇELERE GÖRE DAĞILIM VERİLERİ

Esenyurt, 2.321 öğrenci ile desteğin en yoğun sağlandığı ilçe olurken; Sultangazi (1.231), Küçükçekmece (1.197) ve Bağcılar (1.060) öne çıkan diğer bölgeler oldu.

 

DESTEKTEN YARARLANMA KOŞULLARI

"Ortaöğretim Kıyafet Desteği" kapsamında sunulan bu hizmetten yararlanabilmek için belirli kriterler aranıyor:


	İstanbul il sınırları içerisinde ikamet etmek,
	Sosyal inceleme sonucunda sosyoekonomik desteğe ihtiyaç duyduğunun tespit edilmesi,
	Hanede ortaöğretim çağında ve aktif okul kaydı bulunan bir öğrencinin olması.

]]></content:encoded>
		   <image>https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/03/ibb-den-20-bin-ogrenciye-kiyafet-destegi-7454.jpg</image>
		   <media:content url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/03/ibb-den-20-bin-ogrenciye-kiyafet-destegi-7454.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/03/ibb-den-20-bin-ogrenciye-kiyafet-destegi-7454-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/03/ibb-den-20-bin-ogrenciye-kiyafet-destegi-7454.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
		   <link>https://www.iyigunler.net/ibb-den-20-bin-ogrenciye-kiyafet-destegi/359255/</link>
		   <pubDate>Sat, 14 Mar 2026 08:48:49 +0300</pubDate>
		   </item><item>
		   <title>Zeytinin Emeği, Doğası ve Bereketi Fotoğraflarla Anlatıldı</title>
		   <description><![CDATA[‘’Yeşilin Altın Damlası’’ Fotoğraf Yarışması’nda kazananlar açıklandı]]></description>
		   <content:encoded><![CDATA[Zeytinin Emeği, Doğası ve Bereketi Fotoğraflarla Anlatıldı

 

Türkiye’nin köklü zeytin ve zeytinyağı kültürünü sanatın evrensel diliyle görünür kılmayı amaçlayan “Yeşilin Altın Damlası; Türkiye’nin Zeytin ve Zeytinyağı Mirası 2. Ulusal Fotoğraf Yarışması”nın kazananları belli oldu.



Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği tarafından düzenlenen yarışma; Türkiye’nin zeytin üretim kültürünü, zeytin hasadının emeğini, zeytin ağacının doğayla kurduğu kadim bağı ve zeytinyağının sofralardaki yolculuğunu fotoğraf sanatı ile belgeledi. Yarışmaya Türkiye’nin dört bir yanından fotoğrafçılar yoğun ilgi gösterdi.



Türkiye’nin zeytin ve zeytinyağı mirasının görsel hafızasını oluşturmayı hedefleyen yarışmada, jüri değerlendirmesi sonucunda dereceye giren ve sergilenmeye değer bulunan eserler belirlendi.



Yarışmanın Proje Yöneticisi ve Jüri Üyesi Aysun Aras, yarışmanın sonuçlarına ilişkin yaptığı değerlendirmede zeytinin yalnızca bir tarım ürünü değil, aynı zamanda Anadolu’nun binlerce yıllık kültürel mirasının önemli bir parçası olduğunu vurguladı.

Aysun Aras açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Zeytin ağacı bu toprakların en güçlü sembollerinden biridir. Barışın, bereketin ve sürdürülebilirliğin simgesi olan zeytin; üreticimizin emeğini, kültürümüzün sürekliliğini ve gastronomimizin zenginliğini temsil ediyor. Yeşilin Altın Damlası; Türkiye’nin Zeytin ve Zeytinyağı Mirası 2. Ulusal Fotoğraf Yarışmamızla kadim mirasımız sanatın diliyle anlatmayı, zeytin ve zeytinyağı kültürümüzü daha geniş kitlelere ulaştırmayı amaçlıyoruz.”



Yarışmanın Proje Yöneticisi ve Jüri Üyesi İsmail Selçuk, yarışmanın aynı zamanda zeytin ve zeytinyağı sektörünün tanıtımına önemli katkı sağladığını belirterek şunları söyledi:  

 

“Türkiye bugün dünyanın en önemli zeytin ve zeytinyağı üretici ülkelerinden biri konumunda. Zeytin ağacının bereketini ve bu kültürün insan hikâyelerini fotoğraf kareleriyle kayıt altına almak hem kültürel mirasımızı korumak hem de uluslararası tanıtım açısından büyük değer taşıyor. Yarışmaya katılan tüm fotoğrafçılarımıza teşekkür ediyor, dereceye giren eser sahiplerini tebrik ediyoruz. Tüm jüri üyelerimize katkılarından ve emeklerinden dolayı şükranlarımızı sunuyoruz.” 

 

Yarışmaya gönderilen fotoğraflar arasında özellikle zeytin hasadı, üreticilerin emeği, zeytinliklerin doğal peyzajı ve zeytinyağının sofralara uzanan hikâyesini anlatan güçlü görsel anlatımlar öne çıktı.

 

Ödül Alan İsimler

 

Serbest Kategori (Dijital Renkli ve/veya Siyah-Beyaz)

 

Birincilik Ödülü

İlhan Uzunismail

İkincilik Ödülü

Gürsel Egemen Ergin

Üçüncülük Ödülü

Esengül Alıcı 

 

Kurgu ve Yaratıcı Fotoğraf Kategori

 

Birincilik Ödülü

Serdar Aydın

İkincilik Ödülü

Filiz Çarkoğlu

Üçüncülük Ödülü

Hüseyin Karahan

 

“Yeşilin Altın Damlası; Türkiye’nin Zeytin ve Zeytinyağı Mirası 2. Ulusal Fotoğraf Yarışması”, zeytin ağacının Anadolu’daki binlerce yıllık yolculuğunu sanat aracılığıyla anlatırken, Türkiye’nin zeytin ve zeytinyağı kültürünün gelecek kuşaklara aktarılmasına da katkı sunmayı hedefliyor.
]]></content:encoded>
		   <image>https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/03/zeytinin-emegi-dogasi-ve-bereketi-fotograflarla-anlatildi-5781.jpg</image>
		   <media:content url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/03/zeytinin-emegi-dogasi-ve-bereketi-fotograflarla-anlatildi-5781.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/03/zeytinin-emegi-dogasi-ve-bereketi-fotograflarla-anlatildi-5781-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/03/zeytinin-emegi-dogasi-ve-bereketi-fotograflarla-anlatildi-5781.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
		   <link>https://www.iyigunler.net/zeytinin-emegi-dogasi-ve-bereketi-fotograflarla-anlatildi/359254/</link>
		   <pubDate>Fri, 13 Mar 2026 23:53:21 +0300</pubDate>
		   </item><item>
		   <title>Türkiye'de toplumun yarısı dişlerini günde iki kez fırçalamıyor</title>
		   <description><![CDATA[Sensodyne’in Ipsos Türkiye iş birliğiyle gerçekleştirilen “Türkiye Ağız Sağlığı Haritası” araştırması, ağız ve diş sağlığı konusunda çarpıcı sonuçlar ortaya koyuyor. Araştırma sonuçlarına göre, Türkiye'de toplumun yarısı dişlerini günde iki kez fırçalama rutinini uygulamıyor.  ]]></description>
		   <content:encoded><![CDATA[Türkiye Ağız Sağlığı Haritası Araştırması Açıklandı

Türkiye'de toplumun yarısı dişlerini günde iki kez fırçalamıyor

 

Ağız sağlığına yönelik alışkanlıkları kapsamlı bir şekilde ortaya koymak üzere Ipsos Türkiye tarafından Sensodyne iş birliği ile gerçekleştirilen “Türkiye Ağız Sağlığı Haritası” araştırması, ülkenin ağız sağlığına dair güncel bir tablo sunuyor. Araştırma, tüketicilerin bildikleri ile uyguladıkları arasındaki farkı sayısal verilerle gözler önüne seriyor. 



İdeal fırçalama süresine uyanların oranı yalnızca yüzde 12

Dünya Sağlık Örgütü'nün (DSÖ) önerdiği ideal diş fırçalama süresi 2 dakika* olmasına rağmen, katılımcıların yalnızca yüzde 12'si bu süreye uyuyor. Bunun yanında toplumun yarısı diş hekimlerinin önerdiği günde iki kez fırçalama rutinini uygulamıyor. Yüzde 30’u dişlerini günde yalnızca bir kez, yüzde 13’ü ise haftada 3-4 kez fırçalıyor. Nüfusun yüzde 6’sı ise dişlerini yalnızca sosyalleşeceği zaman fırçaladığını ifade ediyor. Bu tablo, ağız bakımının düzenli bir sağlık rutini olmaktan ziyade dönemsel bir “sosyal vitrin” davranışına dönüşebildiğini gösteriyor.

 

Çürük dişler “acil ağrı” seviyesine gelene kadar erteleniyor

Araştırmaya göre toplumun yüzde 25’i, yani her 4 kişiden 1’i, ağzında aktif ve tedavi edilmemiş bir çürükle yaşamını sürdürüyor. Aktif çürüğü bulunan kişilerin yüzde 76’sı son 3 aydır diş hekimine gitmediğini belirtirken, her 5 kişiden 1’i son 2 yıldır diş hekimi koltuğuna hiç oturmadığını ifade ediyor. Veriler, çürüğün çoğu zaman “acil ağrı” seviyesine gelene kadar ertelendiğini gösteriyor.

 

İlk diş hekimi ziyareti ortalama 16 yaşında gerçekleşiyor

Türkiye'de yetişkinlerin diş hekimiyle ilk tanışma yaşı ortalama 16 olarak öne çıkıyor. Ancak ebeveynler, ağız sağlığı konusunda kendi yaşadıkları gecikmeyi yeni nesilde olumlu yönde kırıyor. Kendileri diş hekimiyle ortalama 16 yaşında tanışırken, bugün çocuklarını ortalama 7 yaşında diş hekimiyle tanıştırıyorlar. Ortalama 7 yaş büyük bir gelişme gibi görünse de bunun 1-2 yaşlara çekilmesi gerekiyor. Süt dişlerinin çıkmasıyla birlikte çocukların diş hekimiyle tanışması ve doğru bakım ritüeli kazanması büyük önem taşıyor. Öte yandan çocukların ağız bakımında florür farkındalığı da kritik bir rol oynuyor. Aileler çocukları için hala florürsüz diş macunlarına yönelme eğiliminde olsa da uzmanlar, çürük oluşumunu önlemede doğru dozlarda florür kullanımının başlıca faktör olduğunun altını çiziyor. İş çocuklara diş fırçalamayı sevdirmeye geldiğinde ise aromalar devreye giriyor: Satın alınan çocuk diş macunlarında ebeveynlerin yüzde 49'u açık ara "çilek" aromasını tercih ederken, onu yüzde 26 ile nane ve yüzde 21 ile karpuz takip ediyor.

 

Bugüne kadar diş hekimine bir kez gitmiş olanlara baktığımızda ise yaklaşık yüzde 40’lık kesimin bir yıldan uzun süredir hiç diş hekimine uğramadığını görüyoruz. Diş hekimine gitmeme nedenleri arasında en çok ihtiyaç duyulmaması ve maliyet öne çıkarken, bu faktörleri diş hekimi korkusu ve zaman bulamamak izliyor. Bu tablo, yetişkinlerde koruyucu hekimlik refleksinin hala zayıf olduğunu ve diş hekiminin çoğunlukla kriz anında başvurulan bir çözüm noktası olarak konumlandığını gösteriyor.

Diş hassasiyetini tedavi etmek yerine göz ardı ediyoruz

Toplumda yaygın görülen ağız sağlığı sorunlarından biri olan diş hassasiyeti, günlük yaşam kalitesini doğrudan etkiliyor. Hassasiyet en çok soğuk yiyecek ve içeceklerde hissedilirken; sıcak gıdalar ve tatlılar da başlıca tetikleyiciler arasında yer alıyor. Araştırma, bu sorunla başa çıkarken tedavi yöntemleri kadar, problemi göz ardı etme eğiliminin de yaygın olduğunu gösteriyor. Katılımcıların yüzde 41'i hassasiyet giderici macun kullanıp yüzde 36'sı diş hekimine başvururken; yüzde 35'lik kesim kalıcı bir önlem almak yerine, yalnızca sevdiği yiyecek ve içecekleri tüketmekten kaçınarak problemi hasıraltı etmeyi tercih ediyor.

 

Ağız ve Diş Sağlığında Yeni Bilgi Kaynağı: Yapay Zeka

Araştırma, toplumun ağız sağlığı konusunda kime güvendiğini net bir şekilde ortaya koyuyor. Yüzde 64’le diş hekimleri ezici bir üstünlüğe sahipken, toplumun yüzde 39’u bilgi almak için internet üzerinden araştırma yapmaya yöneliyor. Her dört kişiden biri ise eczacıların danışmanlığına güveniyor. Ancak araştırmanın en dikkat çekici çıktılarından biri dijitalleşen yeni neslin alışkanlıklarında gizli: Özellikle 18-25 yaş arası gençlerin ağırlıkta olduğu bir kesim (yüzde 9) için, ağız sağlığı hakkında yapay zekaya danışmak yükselen yeni bir trend olarak karşımıza çıkıyor.

 

Ağız sağlığı özgüveni doğrudan etkiliyor

Toplumun yüzde 78'i ağız ve diş sağlığının özgüvenini doğrudan etkilediğini belirtiyor. Diş görünümünden kaynaklanan memnuniyetsizliklerin temelinde kozmetik kaygılar yatıyor; özgüveni en çok zedeleyen sorunların başında yüzde 50 oranıyla diş rengi ve yüzde 40 oranıyla diş dizilimi geliyor. Bu durum günlük rutinlere de yansıyor; dişlerin fırçalanamadığı bir günde tüketicilerin yüzde 74'ü kendini huzursuz ve rahatsız hissederken, yüzde 33'ü doğrudan özgüven eksikliği yaşadığını ifade ediyor.

Araştırma Metodolojisi ve Kapsamı

“Türkiye Ağız Sağlığı Haritası” araştırması, Türkiye genelini temsil eden 1220 kişiyle, 13-17 Ekim 2025 tarihlerinde görüşülerek gerçekleştirilmiştir. Katılımcılar 18-65 yaş ve ABC1C2DE SES gruplarına mensup kadın ve erkeklerden oluşmaktadır. Türkiye temsiliyetini sağlamak adına; cinsiyet, yaş, SES ve bölge (NUTS1 – 12 bölge) dağılımları özelinde nüfusla paralel kota takip edilmiştir. Araştırma verileri dijital tabanlı CAWI (Bilgisayar Destekli Web Görüşmesi) yöntemiyle toplanmıştır.
]]></content:encoded>
		   <image>https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/03/turkiye-de-toplumun-yarisi-dislerini-gunde-iki-kez-fircalamiyor-5849.jpg</image>
		   <media:content url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/03/turkiye-de-toplumun-yarisi-dislerini-gunde-iki-kez-fircalamiyor-5849.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/03/turkiye-de-toplumun-yarisi-dislerini-gunde-iki-kez-fircalamiyor-5849-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/03/turkiye-de-toplumun-yarisi-dislerini-gunde-iki-kez-fircalamiyor-5849.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
		   <link>https://www.iyigunler.net/turkiye-de-toplumun-yarisi-dislerini-gunde-iki-kez-fircalamiyor/359253/</link>
		   <pubDate>Fri, 13 Mar 2026 23:52:09 +0300</pubDate>
		   </item><item>
		   <title>Siber casuslukta yeni dönem</title>
		   <description><![CDATA[ESET Research Rusya'nın en kötü şöhretli gruplarından biri olan Sednit’in Ukrayna'da casus yazılımlarla yeniden ortaya çıktığını tespit etti]]></description>
		   <content:encoded><![CDATA[Siber casuslukta yeni dönem  

 

Siber güvenlik şirketi ESET, yakın zamanda Sednit'in modern araç seti aracılığıyla yeniden faaliyete geçtiğini tespit etti. Bu araç seti, dayanıklılık için her biri farklı bir bulut sağlayıcı kullanan BeardShell ve Covenant adlı iki eşleştirilmiş implantı merkezine alıyor.  Bu çift implant yaklaşımı, Ukrayna askeri personelinin uzun vadeli gözetimini mümkün kılıyor ve Nisan 2024'ten beri kullanılıyor. 2016 yılında, ABD Adalet Bakanlığı Sednit grubunu, Rus ordusunun Ana İstihbarat Müdürlüğü bünyesindeki bir Rus istihbarat ajansı olan GRU'nun 26165 Birimi ile ilişkilendirdi.

 

ESET'in modern Sednit faaliyetlerine ilişkin açıklaması, Nisan 2024'te CERT-UA tarafından Ukrayna hükümetine ait bir makinede keşfedilen bir casusluk implantı olan SlimAgent ile başlıyor. SlimAgent, tuş vuruşlarını kaydetme, ekran görüntüsü alma ve panoya verileri toplama yeteneğine sahip basit ama etkili bir casusluk aracı. ESET telemetri kapsamında, SlimAgent'a benzer kodlara sahip ve daha önce bilinmeyen örnekler tespit etti. Bu örnekler, Ukrayna vakasından altı yıl önce, 2018 yılında iki Avrupa ülkesindeki devlet kurumlarına karşı kullanılmıştı. Dolayısıyla SlimAgent, en az 2018 yılından beri bağımsız bir bileşen olarak kullanılan Xagent keylogger modülünün bir evrimi gibi görünüyor. Xagent, Sednit grubu tarafından altı yıldan fazla bir süredir özel olarak kullanılan bir araç seti.

SlimAgent, 2024 yılında Ukrayna'daki makinede bulunan tek implant değildi; Sednit'in özel cephaneliğine çok daha yakın zamanda eklenen BeardShell de burada kullanılmıştı. BeardShell, .NET çalışma zamanı ortamında PowerShell komutlarını yürütebilen sofistike bir implant ve meşru bulut depolama hizmeti Icedrive'ı Komuta ve Kontrol kanalı olarak kullanıyor. Nadir bir gizleme tekniğinin ortak kullanımı ve SlimAgent ile aynı yerde bulunması, ESET'in BeardShell'in Sednit'in özel cephaneliğinin bir parçası olduğunu yüksek güvenle değerlendirmesine yol açmaktadır.

İlk 2024 vakasından bu yana, Sednit, BeardShell'i 2025 ve 2026 yıllarında, öncelikle Ukrayna askeri personelini hedef alan uzun vadeli casusluk operasyonlarında kullanmaya devam etti. Bu yüksek değerli hedeflere sürekli erişim sağlamak için Sednit, BeardShell'in yanı sıra sistematik olarak başka bir implant da kullanıyor: Modern silahlarının son bileşeni olan Covenant. Covenant, açık kaynaklı bir .NET post-eksploitasyon çerçevesi ve 90'dan fazla yerleşik görev sunarak veri sızdırma, hedef izleme ve ağ pivoting gibi yetenekleri destekler.

2023'ten bu yana, Sednit geliştiricileri Covenant'ı birincil casusluk implantı olarak kurmak için bir dizi değişiklik ve deney yaptı. BeardShell'i, Covenant'ın bulut tabanlı altyapısının devre dışı bırakılması gibi operasyonel sorunlarla karşılaşması durumunda yedek olarak tuttu. Sednit, özellikle Ukrayna'daki seçilmiş hedefler karşısında, birkaç yıldır Covenant'a başarıyla güveniyor. Örneğin, 2025 yılında Sednit tarafından kontrol edilen Covenant bulut sürücülerini analiz ettiğimizde altı aydan uzun süredir izlenen makineler ortaya çıktı. CERT UA'nın bildirdiğine göre, Sednit Ocak 2026'da CVE 2026 21509 güvenlik açığını kullanan bir dizi spearphishing kampanyasında da Covenant'ı kullandı.

BeardShell'in gelişmişliği ve Covenant'ta yapılan kapsamlı değişiklikler, Sednit'in geliştiricilerinin gelişmiş özel implantlar üretme konusunda hâlâ tam kapasiteye sahip olduğunu göstermektedir. Ayrıca bu araçları 2010 dönemindeki öncüllerine bağlayan ortak kod ve teknikler, geliştirme ekibi içinde süreklilik olduğunu güçlü bir şekilde göstermektedir.
]]></content:encoded>
		   <image>https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/03/siber-casuslukta-yeni-donem-2764.jpg</image>
		   <media:content url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/03/siber-casuslukta-yeni-donem-2764.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/03/siber-casuslukta-yeni-donem-2764-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/03/siber-casuslukta-yeni-donem-2764.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
		   <link>https://www.iyigunler.net/siber-casuslukta-yeni-donem/359252/</link>
		   <pubDate>Fri, 13 Mar 2026 09:48:07 +0300</pubDate>
		   </item><item>
		   <title>Ergen beyni, güçlü motora sahip frensiz araba gibi…</title>
		   <description><![CDATA[Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölümü’nden Dr. Öğr. Üyesi Demet Gülaldı, son dönemde okullarda artış gösteren şiddet vakalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.]]></description>
		   <content:encoded><![CDATA[Ergen beyni, güçlü motora sahip frensiz araba gibi…

Ergenlikte dürtüsellik ve risk alma şiddeti tetikleyebiliyor!

Siber zorbalık okulda fiziksel şiddete dönüşebiliyor!

Ergen beynini “frenleri takılmamış güçlü bir motora sahip arabaya” benzeten Çocuk Gelişimi Uzmanı Dr. Demet Gülaldı, “Ergenlikte yaşanan dürtüsellik ve risk alma eğilimi, uygun destek ve yönlendirme olmadığında şiddet davranışlarına zemin hazırlayabilir.” dedi.

Sosyal medyada kullanılan sert dilin gençlerin iletişim biçimini etkilediğini belirten Dr. Gülaldı, “Siber zorbalık çevrim içi ortamda başlasa da etkileri gerçek hayata taşınabiliyor. Sosyal medya üzerinden yapılan aşağılamalar, dışlama ya da tehditler öğrenciler arasında gerginliği artırabiliyor ve bu durum okul ortamında fiziksel çatışmalara dönüşebiliyor.” diye konuştu.

Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölümü’nden Dr. Öğr. Üyesi Demet Gülaldı, son dönemde okullarda artış gösteren şiddet vakalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Türkiye’de de daha fazla görülmeye başladı!

ABD’de sıkça gündeme gelen okul şiddetinin artık Türkiye’de de daha fazla görülmeye başladığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Demet Gülaldı, “Özellikle ergenlik dönemi, yani lise çağı, gençlerin yoğun duygusal değişimler yaşadığı ve kimlik gelişiminin öne çıktığı bir dönemdir. Bu nedenle bu yaş grubunda öfke kontrolü, akran baskısı ve kendini kanıtlama isteği gibi faktörler şiddet davranışlarını tetikleyebilmektedir. Şiddet vakaları belirli bir okul türüyle sınırlı değildir; ancak riskli sosyal çevre, düşük okul aidiyeti ve destek mekanizmalarının zayıf olduğu ortamlarda daha sık görülebilir.” dedi.

Ergen beyni henüz tam olgunlaşmamış oluyor

Ergenlik döneminde şiddet davranışının yalnızca disiplin sorunu olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Demet Gülaldı, “Ergen beynini frenleri takılmamış güçlü bir motora sahip bir arabaya benzetebiliriz. Planlama, dürtü kontrolü ve mantıktan sorumlu alan ancak 20’li yaşların ortasında tamamlanır. Dolayısı ile ergenlikte duygusal tepkiler ve dürtüler çok hızlıdır ve kontrol edilemeyebilir. Herhangi bir kriz veya stres anında sonucunu düşünmeden öfke ile şiddete başvurabilirler. Ayrıca ergenlik döneminde beynin özellikle duygularla ilgili bölgeleri çok aktif çalışırken, karar verme ve sonuçları değerlendirme ile ilgili bölümler henüz tam olarak olgunlaşmamıştır. Bu durum gençlerin bazen ani kararlar almasına, riskli davranışlara yönelmesine ve öfke anında sonuçlarını düşünmeden hareket etmesine yol açabilir. Dolayısıyla ergenlikte yaşanan dürtüsellik ve risk alma eğilimi, uygun destek ve yönlendirme olmadığında şiddet davranışlarına zemin hazırlayabilir.” diye konuştu.

Olumlu okul iklimi şiddeti azaltıyor

Araştırmaların, öğrencilerin kendilerini güvende hissettikleri ve okula ait olduklarını düşündükleri ortamlarda şiddet davranışlarının belirgin şekilde azaldığını gösterdiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Demet Gülaldı, “Okul iklimi, bir okulun eğitim-öğretim faaliyetlerini, paydaşların tutumlarını ve akademik başarıyı etkileyen psikolojik ve sosyal ortamdır. Güvenli ve huzurlu bir ortam, sosyal ilişkiler ve aidiyet duygusu, öğretmen ve akranlarla ilişkiler, kabul görme okul ikliminin sosyal boyutudur ve şiddet oranları üzerindeki etkisi kritiktir. Okul iklimi olumlu olduğunda öğrenciler sorunlarını konuşabilecekleri yetişkinler bulabilir ve krizler büyümeden çözülebiliyor. Bu noktada rehberlik servisleri çok kritik bir rol oynuyor. Ancak birçok okulda psikolojik danışman sayısının sınırlı olması, öğrenci sayısına göre destek hizmetlerinin yetersiz kalmasına neden olabiliyor. Önleyici çalışmaların güçlendirilmesi büyük önem taşıyor.” ifadesinde bulundu.

Aile içi iletişim belirleyici rol oynuyor

Okul şiddetinin ortaya çıkmasında aile ortamının önemli bir belirleyici olduğunu dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Demet Gülaldı, şöyle devam etti:

“Okul şiddetinin veya genel olarak çocuklardaki şiddet eğiliminin ortaya çıkmasında en önemli belirleyiciler aile içi iletişim ve ebeveyn tutumlarıdır. Evde şiddete uğrayan veya şiddete tanık olan çocukların şiddete meyilli olmaları açısından yüksek risk altında olduğu bilinmektedir. Çocuklar okul dışındaki sosyal çevrelerinde ve özellikle aile ortamında öğrendikleri davranışları okula taşımaktadırlar. Aile içerisindeki çatışmalar, ev ortamındaki sert iletişim, şiddet içeren davranışlar veya aşırı baskıcı tutumlar sonucunda çocuk bu davranışları içselleştirerek bir problem çözme yöntemi olarak sergileyebilir.  Buna karşılık açık iletişimin olduğu, çocuğun duygularının dinlendiği ve sınırların sağlıklı şekilde korunduğu ailelerde çocukların sosyal becerileri daha güçlü gelişir ve şiddete yönelme olasılığı azalır.”

PISA verilerine göre Türkiye’de öğrenciler daha yalnız hissediyor

Toplumsal kutuplaşma ve öfke dilinin de gençler üzerinde etkili olduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Demet Gülaldı, şunları kaydetti:

“Gençler sadece ailelerinden ve okullarından değil, aynı zamanda içinde yaşadıkları toplumdan da öğrenirler. Toplumda artan kutuplaşma ve öfke dili, gençlerin hem okul içindeki sosyal ilişkilerini hem de genel psikolojik iyi oluşlarını derinden etkilemektedir. Toplumsal kutuplaşmanın bir yansıması olarak okul ortamında ‘ötekileştirme’ davranışları sıklıkla görülmektedir. PISA 2022 verileri, Türkiye’deki öğrencilerin OECD ortalamasına göre okulda kendilerini daha fazla yabancılaşmış, dışlanmış ve yalnız hissettiklerini göstermektedir. Özellikle ‘diğer öğrenciler tarafından kasıtlı olarak yalnız bırakılma’ oranı Türkiye'de (%12,3), OECD ortalamasının (yüzde 7) oldukça üzerindedir.”

Siber zorbalık fiziksel şiddete dönüşebiliyor

Sosyal medyada kullanılan sert dilin gençlerin iletişim biçimini etkilediğini belirten Dr. Gülaldı, “Toplumda öfke dilinin yaygınlaşması, farklılıklara tahammülün azalması ve çatışmaların sert şekilde ifade edilmesi gençler üzerinde model etkisi yaratabilir. Özellikle sosyal medya ortamlarında kullanılan sert dil, gençlerin iletişim tarzını ve çatışma çözme yöntemlerini etkileyebilmektedir. Siber zorbalık ile okul içi fiziksel şiddet arasında güçlü bir ilişki bulunmaktadır. Siber zorbalık çevrim içi ortamda başlasa da etkileri gerçek hayata taşınabiliyor. Sosyal medya üzerinden yapılan aşağılamalar, dışlama ya da tehditler öğrenciler arasında gerginliği artırabiliyor ve bu durum okul ortamında fiziksel çatışmalara dönüşebiliyor. Bu nedenle dijital ortamlarda yaşanan zorbalığın da okul güvenliği ve öğrenci ruh sağlığı açısından ciddiye alınması gerekiyor.” şeklinde konuştu.

Londra’daki “Red–Blue School Wars” örneği

Gençlerin şiddet eğilimine ilişkin güncel bir örnek olarak İngiltere’de özellikle Londra’da gündeme gelen “Red–Blue School Wars” olaylarını hatırlatan Dr. Gülaldı, “Londra’da bazı bölgelerde farklı okullardaki öğrenciler sosyal medya üzerinden organize olarak kırmızı ve mavi renklerle sembolleşen gruplar halinde karşı karşıya geldikleri olaylar ile gündeme geldi. Sosyal medya aracılığı ile öğrenciler arasında ‘Kırmızıya Karşı Mavi’ çatışmaları düzenlenmesini ve öğrencilerin pergel, metal tarak, makas, cetvel ve mutfak bıçağı, havai fişek gibi diğer silahlarla kendilerini silahlandırarak ‘şiddete başvurmalarını’ teşvik ediyorlar. Bu durum bir tür okul aidiyetinin zaman zaman rekabet ve çatışmaya dönüşebildiğini gösteriyor. Sosyal medya bu tür gruplaşmaları hızlandırabiliyor ve ciddi boyutlara ulaşabilecek toplu bir harekete dönüşebiliyor.” dedi.

Gençlerin aidiyet ihtiyacı doğru yönlendirilmeli

Ergenlik döneminde gençlerin güçlü bir aidiyet ihtiyacı hissettiğini vurgulayan Dr. Gülaldı, “Bu örnekler aslında gençlerin kimlik arayışı ve aidiyet ihtiyacının ne kadar güçlü olduğunu gösteriyor. Ergenlik döneminde gençler bir gruba ait hissetmek ister. Eğer bu aidiyet duygusu sağlıklı sosyal ortamlar yerine rekabet ve çatışma üzerinden kurulursa, okul içi şiddet olayları ortaya çıkabiliyor.   Okullarda yaşanan şiddet olaylarını sadece bireysel bir sorun olarak görmek doğru değildir. Bu tür olaylar çoğu zaman bireysel, ailevi, okul ve toplumsal faktörlerin bir araya gelmesiyle ortaya çıkar. Bu nedenle çözüm de çok boyutlu olmalıdır. Okullarda sosyal-duygusal becerileri geliştiren programların artırılması, psikolojik destek hizmetlerinin güçlendirilmesi, ailelerle iş birliğinin artırılması ve dijital ortamların daha bilinçli kullanılması bu konuda önemli adımlar olabilir. En önemlisi ise gençlerin kendilerini görülmüş, anlaşılmış ve değerli hissettikleri güvenli ortamlar yaratmaktır. Bir öğrenci kendini gerçekten ait hissettiği bir okulda, sorunlarını konuşabileceği yetişkinler bulduğunda şiddete başvurma ihtimali önemli ölçüde azalır.” şeklinde sözlerini tamamladı.
]]></content:encoded>
		   <image>https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/03/ergen-beyni-guclu-motora-sahip-frensiz-araba-gibi-3343.jpg</image>
		   <media:content url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/03/ergen-beyni-guclu-motora-sahip-frensiz-araba-gibi-3343.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/03/ergen-beyni-guclu-motora-sahip-frensiz-araba-gibi-3343-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/03/ergen-beyni-guclu-motora-sahip-frensiz-araba-gibi-3343.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
		   <link>https://www.iyigunler.net/ergen-beyni-guclu-motora-sahip-frensiz-araba-gibi/359251/</link>
		   <pubDate>Fri, 13 Mar 2026 18:34:33 +0300</pubDate>
		   </item><item>
		   <title>Çanakkale Şehitlerinin Huzurunda Tarihi Rekor Denemesi</title>
		   <description><![CDATA[Çanakkale’de Anzak Koyu’ndaki Mimoza Plajı’nda gerçekleştirilecek rekor denemesinde Mazlum Kibar, soğuk denizde tam 36 saat boyunca kesintisiz olarak su altında kalmayı hedefliyor.]]></description>
		   <content:encoded><![CDATA[Çanakkale Şehitlerinin Huzurunda Tarihi Rekor Denemesi

 


Profesyonel dalış eğitmeni Mazlum Kibar, 18 Mart Çanakkale Zaferi’nin 111. yıl dönümü anısına Guinness Dünya Rekoru için suya iniyor. Çanakkale’de Anzak Koyu’ndaki Mimoza Plajı’nda gerçekleştirilecek rekor denemesinde Kibar, soğuk denizde tam 36 saat boyunca kesintisiz olarak su altında kalmayı hedefliyor. 


Türk sualtı sporları açısından önemli bir dünya rekoru denemesi bu hafta sonu Çanakkale’de gerçekleştirilecek. Profesyonel dalış eğitmeni Mazlum Kibar, 18 Mart Çanakkale Zaferi’nin 111. yıl dönümü anısına düzenlenen özel etkinlik kapsamında Guinness Dünya Rekoru için suya dalacak.



Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı’nın resmi izin ve destekleriyle gerçekleştirilecek proje kapsamında Kibar, 14 Mart 2026 Cumartesi günü saat 07.00’de Anzak Koyu mevkiindeki Mimoza Plajı’nda suya girecek. Rekor denemesi planlandığı şekilde tamamlanırsa 15 Mart 2026 Pazar günü saat 19.00’da su yüzüne çıkarak 36 saat boyunca kesintisiz su altında kalmış olacak.

Soğuk suda ve 7 metre derinlikte zorlu mücadele

Guinness Dünya Rekorları’nın “Soğuk Denizde En Uzun Süre Tüplü Dalış” kategorisinde gerçekleştirilecek denemede Mazlum Kibar, 12 derece su sıcaklığında ve 7 metre derinlikte dalış yapacak.



Hedef, daha önce Norveçli dalgıç Nils-Roar Selnes’in 15 saat 10 dakika ve ardından Türk dalgıç Cem Karabay’ın 30 saat 20 dakika ile kırdığı rekoru 36 saate taşıyarak yeni bir dünya standardı belirlemek.

Rekor denemesi aynı zamanda bir farkındalık çağrısı

Anzak Koyu’ndaki Mimoza Plajı’nda gerçekleştirilecek rekor denemesi yalnızca bir dayanıklılık testi değil, aynı zamanda önemli bir mesaj da taşıyor. Çanakkale Şehitleri’nin anısına gerçekleştirilen dalış, deniz kirliliği ve müsilaj tehdidine dikkat çekerek “Mavi Vatan”ın korunmasına yönelik küresel bir farkındalık çağrısı niteliği taşıyor.

 

Rekor denemesine günler kala açıklamalarda bulunan Mazlum Kibar, “Dalış yapacağımız lokasyon Conk Bayırına çıkan Anzak Koyu bölgesi, Çanakkale Savaşları’nın en kritik noktalarından biri. Arkamızda şehitliklerimiz, önümüzde Mavi Vatanımız varken bu rekoru denemek bizim için büyük bir sorumluluk ve aynı zamanda bir vefa borcu. Ecdadımızın huzurunda Türk milletinin kararlılığını suyun altından dünyaya göstermek istiyoruz.” dedi.

50 kişilik ekip görev yapacak

 
Rekor denemesi, TSSF / CMAS standartlarına uygun şekilde gerçekleştirilecek. Operasyon boyunca Guinness Dünya Rekorları temsilcileri/hakemleri, sağlık ekipleri, teknik personel ve güvenlik dalgıçlarından oluşan 50’den fazla kişilik bir ekip sahada görev yapacak.

 

Rekor denemesi kesintisiz olarak canlı yayınlanacak ve elde edilecek sonuç Guinness’in küresel ağı üzerinden dünya genelinde binlerce haber ajansına servis edilecek.

Basın Daveti ve Etkinlik Programı

Bu tarihi rekor denemesine tanıklık etmek isteyen tüm basın mensupları Çanakkale’ye davet edilmektedir.

Rekor başlangıcı (Dalış):

14 Mart 2026 – Cumartesi / 07.00

Rekor bitişi (Su yüzüne çıkış):

15 Mart 2026 – Pazar / 19.00

Lokasyon:

Mimoza Plajı – Anzak Koyu Mevkii

Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alanı Başkanlığı

Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Park

Medya iletişim ve akreditasyon:

Arif Can Koca

Telefon: +90 542 210 5328
]]></content:encoded>
		   <image>https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/03/canakkale-sehitlerinin-huzurunda-tarihi-rekor-denemesi-1661.jpg</image>
		   <media:content url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/03/canakkale-sehitlerinin-huzurunda-tarihi-rekor-denemesi-1661.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/03/canakkale-sehitlerinin-huzurunda-tarihi-rekor-denemesi-1661-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/03/canakkale-sehitlerinin-huzurunda-tarihi-rekor-denemesi-1661.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
		   <link>https://www.iyigunler.net/canakkale-sehitlerinin-huzurunda-tarihi-rekor-denemesi/359250/</link>
		   <pubDate>Fri, 13 Mar 2026 18:31:23 +0300</pubDate>
		   </item><item>
		   <title>Yumurta üretiminde son üç yılın rekoru kırıldı</title>
		   <description><![CDATA[Türkiye Yumurta Üreticileri Merkez Birliği (YUM-BİR) Başkanı İbrahim AFYON, açıklanan verilerin sektörün üretim kapasitesinin artarak güçlü şekilde devam ettiğini ortaya koyduğunu söyledi]]></description>
		   <content:encoded><![CDATA[ 

Yumurta üretiminde son üç yılın rekoru kırıldı

YUM-BİR Başkanı İbrahim Afyon: “Üretimdeki artış arz güvenliği açısından önemli”
Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı Kümes Hayvancılığı Üretimi verilerine göre Türkiye’de tavuk yumurtası üretimi Ocak ayında önemli bir artış gösterdi. TÜİK verilerine göre Ocak ayında tavuk yumurtası üretimi 1 milyar 902 milyon 299 bin adet olarak gerçekleşti. Böylece yumurta üretimi 2022 yılından bu yana en yüksek seviyesine ulaşmış oldu. Türkiye Yumurta Üreticileri Merkez Birliği (YUM-BİR) Başkanı İbrahim AFYON, açıklanan verilerin sektörün üretim kapasitesinin artarak güçlü şekilde devam ettiğini ortaya koyduğunu belirterek üretimdeki artışın hem sektör hem de tüketiciler açısından önemli bir gösterge olduğunu ifade etti.

Açıklanan verilere göre tavuk yumurtası üretimi bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 15,1 oranında artış kaydetti. Üretimde aylık bazda da artışın sürdüğü görülüyor. Bir önceki ay 1 milyar 860 milyon 594 bin adet olan yumurta üretimi Ocak ayında yüzde 2,2 artarak 1 milyar 902 milyon 299 bin adede yükseldi.

ÜRETİMDEKİ ARTIŞ DİKKAT ÇEKİYOR

Son dönemde yumurta üretiminde dönemsel dalgalanmalar yaşansa da açıklanan verilerin sektörün üretim gücünü koruduğunu gösterdiğini belirten YUM-BİR Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim AFYON, “Ocak ayında üretimin 1,9 milyar adedi aşması, Türkiye’nin yumurta üretim kapasitesinin sürdürülebilirliğine işaret ediyor. Bu seviyenin son yılların en yüksek üretim rakamlarından biri olması, güçlü üretim altyapımız sayesinde yumurtada arz güvenliğinin sürdürüldüğünü ortaya koyarken üretimdeki artışın piyasadaki dengelerin korunmasına da katkı sağladığını gösteriyor. Yumurta yüksek besin değerine sahip temel gıdalar arasında yer alıyor ve dengeli beslenme açısından önemli bir protein kaynağı olarak öne çıkıyor. Üretimdeki istikrarlı artış seyri, tüketicilerin kısa bir dönem uygun fiyatlı ve kaliteli protein kaynaklarına erişimini desteklerken, üretim tarafının sürdürülebilirliğini tehdit etmektedir. Bu durum yumurta sektörünün gıda arzı açısından stratejik bir rol üstlendiğini de ortaya koyuyor” dedi.

TÜRKİYE YUMURTA ÜRETİMİNDE GÜÇLÜ ÜLKELER ARASINDA 

Türkiye’nin yumurta üretiminde dünyada önemli üretici ülkeler arasında yer aldığını ve sektörün hem iç pazarın ihtiyacını karşılayacak kapasiteye sahip olduğunu hem de ihracat potansiyelini koruduğunu ifade eden YUM-BİR Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim AFYON, “Yumurta üretiminde güçlü bir üretim altyapısına sahibiz. Açıklanan veriler, sektörümüzün üretim kapasitesini koruduğunu ve üretimde istikrarın sürdüğünü gösteriyor. Bu durum hem iç piyasadaki arz güvenliği hem de sektörün sürdürülebilirliği açısından önemli bir gösterge” dedi. AFYON, açıklanan TÜİK verilerinin Türkiye’de yumurta üretiminin dönemsel dalgalanmalar gösterebilse de güçlü bir üretim altyapısına dayandığını ortaya koyduğunu belirterek, ocak ayında ulaşılan 1,9 milyar adetlik üretim seviyesinin sektörün üretim kapasitesinin sürdüğünü gösterdiğini ve üretimdeki bu seviyenin piyasa dengeleri açısından da önemli bir gösterge niteliği taşıdığını ifade etti.

DEĞİŞEN KÜRESEL DENGELERDE TÜRKİYE’NİN ÜRETİM GÜCÜ

Son dönemde dünyada değişen dengelerin Türkiye’nin gıda üretimindeki stratejik konumunu bir kez daha ortaya koyduğunu belirten AFYON, “Rakibimiz olan birçok ülke çeşitli tarım ve gıda ürünlerinde ihracat kısıtlamalarına giderken Türkiye’de üretim gücü sayesinde arz fazlası oluşabilmektedir. 2024 yılında yüzde 133, 2025 yılında yüzde 115 seviyesinde gerçekleşen yeterlilik oranımızın 2026 yılında yeniden yüzde 130 seviyelerine ulaşması bekleniyor. Bu da iç tüketim karşılandıktan sonra ihracatımızı yeniden eski seviyelerine rahatlıkla taşıyabileceğimiz anlamına geliyor. Özellikle altını çizmek isterim ki ihracat, gıda arz güvenliği ve üretim artışının en önemli sigortalarından biridir” dedi.

ARZ FAZLASI İHRACAT VE GIDA SANAYİİNDE DEĞERLENDİRİLMELİ

Arz fazlasının üretim artışından kaynaklanmasının sektör açısından daha sağlıklı bir tablo ortaya koyduğunu ifade eden AFYON, bu ürünlerin ihracat ve gıda sanayii aracılığıyla değerlendirilmesinin üreticinin sürdürülebilir şekilde üretim yapmasını güvence altına aldığını belirtti.
 

RAMAZAN’DA ÜRETİCİDEN TÜKETİCİYE DESTEK
 

AFYON ayrıca, devletin enflasyonla mücadele sürecine sektör olarak destek verdiklerini ifade ederek, “Ramazan ayında vatandaşlarımızın yumurtaya daha uygun fiyatlarla ulaşabilmesi için üretici tarafı önemli bir fedakârlık göstermiştir. Bu süreçte üreticilerin desteğini tüketiciye en doğru şekilde ulaştıran tüketici dostu perakende zincirlerine de teşekkür ediyoruz” dedi.

YUMURTAYA YÖNELİK YANLIŞ ALGILARA DİKKAT

Yumurtaya yönelik yanlış algılara da değinen AFYON, tüketicilere şu mesajı verdi: “Halkımız, tazelik ve temizlik kriterleri sağlandığı sürece tüm yumurtaları gönül rahatlığıyla tüketebilir. Farklı renkler veya çeşitli sıfatlarla pazarlanan yumurtalar arasında besin değeri açısından temel bir fark bulunmamaktadır. Bu tarz sınıflandırmalara itibar edilmemesi gerekir. Bu vesileyle de altını çizmek isterim ki, Ramazan ayında sofralarda sıkça yer alan yumurta, yüksek besin değeri sayesinde uzun süre tok tutan önemli bir gıdadır.”

 
]]></content:encoded>
		   <image>https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/03/yumurta-uretiminde-son-uc-yilin-rekoru-kirildi-7761.jpg</image>
		   <media:content url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/03/yumurta-uretiminde-son-uc-yilin-rekoru-kirildi-7761.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/03/yumurta-uretiminde-son-uc-yilin-rekoru-kirildi-7761-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/03/yumurta-uretiminde-son-uc-yilin-rekoru-kirildi-7761.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
		   <link>https://www.iyigunler.net/yumurta-uretiminde-son-uc-yilin-rekoru-kirildi/359249/</link>
		   <pubDate>Fri, 13 Mar 2026 18:24:16 +0300</pubDate>
		   </item><item>
		   <title>PUBG MOBILE PMNC Türkiye’ye 250 bini aşkın oyuncu kaydı</title>
		   <description><![CDATA[Toplam 1 milyon TL ödül havuzuna sahip olan PMNC Türkiye, yüz binlerce oyuncunun aynı hedef doğrultusunda mücadele ettiği büyük bir rekabet ortamı sunuyor.]]></description>
		   <content:encoded><![CDATA[PUBG MOBILE PMNC Türkiye’ye 250 bini aşkın oyuncu kaydı

 

PUBG MOBILE’ın Türkiye’de düzenlediği en büyük espor organizasyonlarından biri olan PUBG MOBILE National Championship (PMNC) Türkiye, bu yıl 250 bini aşkın tekil oyuncu kaydına ulaştı. Bu rakam, Türkiye’deki PUBG MOBILE topluluğunun ulaştığı ölçeği ortaya koyarken, organizasyonu bölgesel ölçekte de en yüksek katılımlı turnuvalardan biri haline getirdi.

 

13 Mart 2026 / Toplam 1 milyon TL ödül havuzuna sahip olan PMNC Türkiye, yüz binlerce oyuncunun aynı hedef doğrultusunda mücadele ettiği büyük bir rekabet ortamı sunuyor. Turnuva, yalnızca ulusal düzeyde bir şampiyonluk mücadelesiyle sınırlı kalmıyor; Türk oyuncular için global PUBG MOBILE espor sahnesine uzanan önemli bir basamak işlevi de görüyor. Katılım düzeyi, Türkiye’de mobil esporun geldiği noktayı göstermesi açısından dikkat çekiyor. Aynı zamanda yeni nesil oyuncular için uluslararası arenaya açılan yolun ilk adımını oluşturuyor.

Turnuva sonunda en başarılı 10 takım, PMNC Azerbaycan’dan gelecek 5 takım ve davetli 5 partner takımla birlikte PMGO bölgesel finallerinde mücadele etme hakkı kazanacak. Bu aşama, takımların uluslararası rekabet ortamına adım attığı kritik bir eleme süreci olarak öne çıkıyor.

PMGO bölgesel finallerinde başarı elde eden takımlar ise global PUBG MOBILE turnuvalarında yer alma fırsatı yakalayacak. Takımların bu süreçte toplayacağı puanlar, PUBG MOBILE World Cup (PMWC) ve PUBG MOBILE Global Championship (PMGC) gibi dünyanın önde gelen PUBG MOBILE espor organizasyonlarının da kapısını aralıyor. 
]]></content:encoded>
		   <image>https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/03/pubg-mobile-pmnc-turkiye-ye-250-bini-askin-oyuncu-kaydi-5642.jpg</image>
		   <media:content url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/03/pubg-mobile-pmnc-turkiye-ye-250-bini-askin-oyuncu-kaydi-5642.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/03/pubg-mobile-pmnc-turkiye-ye-250-bini-askin-oyuncu-kaydi-5642-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/03/pubg-mobile-pmnc-turkiye-ye-250-bini-askin-oyuncu-kaydi-5642.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
		   <link>https://www.iyigunler.net/pubg-mobile-pmnc-turkiye-ye-250-bini-askin-oyuncu-kaydi/359248/</link>
		   <pubDate>Fri, 13 Mar 2026 18:19:50 +0300</pubDate>
		   </item><item>
		   <title>İsmini Vermek İstemeyen Söyleşi |  Kadınların Sessiz Kalan Sorunları</title>
		   <description><![CDATA[Programın moderatörlüğünü İnci Ertuğrul üstlenirken, alanında uzman isimler ve farklı alanlardan konuklar kadınların yaşamında çoğu zaman görünmeyen veya konuşulmayan konulara dair görüşlerini paylaştı.]]></description>
		   <content:encoded><![CDATA[Üsküdar’da “İsmini Vermek İstemeyen Söyleşi” ile Kadınların Sessiz Kalan Sorunları Konuşuldu

 

Üsküdar Belediyesi ile Medicana Çamlıca Hastanesi iş birliğiyle, Dünya Kadınlar Günü kapsamında düzenlenen “İsmini Vermek İstemeyen Söyleşi: Konuşamadıkça Büyüyen Duygular” programı Bağlarbaşı Kültür Merkezi Çamlıca Salonu’nda gerçekleştirildi. Kadınların çoğu zaman dile getirmekten çekindiği sağlık, psikoloji ve toplumsal konuların ele alındığı söyleşide farkındalık oluşturulması hedeflendi.



Programın moderatörlüğünü İnci Ertuğrul üstlenirken, alanında uzman isimler ve farklı alanlardan konuklar kadınların yaşamında çoğu zaman görünmeyen veya konuşulmayan konulara dair görüşlerini paylaştı.

 

“Kadınların güçlenmesini son derece kıymetli buluyoruz”

 

Programda konuşan Üsküdar Belediye Başkan Yardımcısı Amine Cansu Çelik, yoğun programı nedeniyle etkinliğe katılamayan Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş’ın selamlarını ileterek sözlerine başladı.

Çelik konuşmasında, kadınların fiziksel ve ruhsal sağlığına dikkat çekmek ve toplumsal hayattaki güçlerini görünür kılmak amacıyla düzenlenen programın önemine değinerek, alanlarında önemli bir birikime sahip konukların paylaştığı görüş ve deneyimlerin kadın sağlığı, psikolojik dayanıklılık, sporun yaşamımıza kattığı güç ve toplumsal dayanışma açısından son derece değerli olduğunu ifade etti.

Üsküdar Belediyesi ile Medicana Çamlıca Hastanesi iş birliğiyle gerçekleştirilen programda emeği geçen herkese teşekkür eden Çelik, kadınların hayatın her alanında güçlenmesini, dayanışma ve ortak akılla daha görünür hale gelmesini son derece kıymetli bulduklarını belirtti.

Kadın sağlığı ve psikolojik dayanıklılık ele alındı

 

Söyleşide Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Bahar Temur, “İsmini Vermek İstemeyen Kalp” başlıklı sunumunda kadınlarda kalp sağlığını etkileyen faktörlere değindi. Temur, kırık kalp sendromu, stres kaynaklı kalp hastalıkları ve tükenmişlik sendromunun kalp üzerindeki etkileri hakkında katılımcıları bilgilendirdi.

Psikiyatri Uzmanı Uzm. Dr. Meltem Vural ise “İsmini Vermek İstemeyen Cinsellik” başlıklı konuşmasında vajinismus, libido kaybı, menopoz ve cinsel kimlik gibi toplumda çoğu zaman konuşulmaktan çekinilen konuların aslında tedavi edilebilir sağlık sorunları olduğuna dikkat çekti.

Klinik Psikolog Cansu Kaya, “İsmini Vermek İstemeyen Tükenmişlik” başlıklı sunumunda kadınların iş ve sosyal yaşamda görünmeyen emeği, sürekli eksik hissetme duygusu ve kendini geri plana atmanın psikolojik etkileri üzerine değerlendirmelerde bulundu.

 

Kadınların yaşam deneyimleri farklı başlıklarda ele alındı

 

Uzman Klinik Psikolog ve yazar Fundem Ece, “Anne Olmak, Yetersizlik ve Suçluluk Hissi” başlıklı konuşmasında iyi anne olma baskısı, çalışan annelerin yaşadığı suçluluk duygusu ve çocukluk deneyimlerinin annelik üzerindeki etkilerini ele aldı.

THY Spor Kulübü Kadın Voleybol Takımı oyuncusu Melis Yılmaz ise “İsmini Vermek İstemeyen Güç” başlığıyla spor dünyasında kadın olmanın zorluklarını, güçlü görünme baskısını ve sporun kadınların hayatındaki dönüştürücü etkisini katılımcılarla paylaştı.

Üsküdar Acıbadem Mahalle Muhtarı Semra Aydın da “İsmini Vermek İstemeyen Mahalle” başlıklı konuşmasında mahallelerde en sık gizlenen kadın sorunlarına, ev içi fiziksel ve psikolojik şiddete ve kadınların destek mekanizmalarına ulaşma süreçlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Üsküdar Belediyesi ve Medicana Çamlıca Hastanesi iş birliğiyle düzenlenen söyleşi, kadınların sağlık, psikoloji ve toplumsal yaşamda çoğu zaman dile getirilmeyen sorunlarını görünür kılmayı amaçlayan önemli bir farkındalık buluşması olarak tamamlandı.
]]></content:encoded>
		   <image>https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/03/ismini-vermek-istemeyen-soylesi-kadinlarin-sessiz-kalan-sorunlari-6684.jpg</image>
		   <media:content url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/03/ismini-vermek-istemeyen-soylesi-kadinlarin-sessiz-kalan-sorunlari-6684.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/03/ismini-vermek-istemeyen-soylesi-kadinlarin-sessiz-kalan-sorunlari-6684-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/03/ismini-vermek-istemeyen-soylesi-kadinlarin-sessiz-kalan-sorunlari-6684.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
		   <link>https://www.iyigunler.net/ismini-vermek-istemeyen-soylesi-kadinlarin-sessiz-kalan-sorunlari/359247/</link>
		   <pubDate>Fri, 13 Mar 2026 18:15:12 +0300</pubDate>
		   </item><item>
		   <title>Elmalılı Hamdi Yazır Camii ibadete açıldı</title>
		   <description><![CDATA[İBB tarafından Pendik'e kazandırılan Elmalılı Hamdi Yazır Camii, kılınan ilk cuma namazıyla ibadete açıldı. Açılışta konuşan İBB Başkanvekili Nuri Aslan, 2019 yılından bu yana 15'inci cami açılışını gerçekleştirdiklerini söyledi]]></description>
		   <content:encoded><![CDATA[Elmalılı Hamdi Yazır Camii ibadete açıldı

 


ELMALILI HAMDİ YAZIR CAMİİ İBADETE AÇILDI

İLK CUMA NAMAZIYLA HİZMETE GİRDİ

NURİ ASLAN PENDİK'TEKİ CAMİ AÇILIŞINDA KONUŞTU: 

"ŞİŞLİ HALASKAR CAMİİ İNŞAATIMIZ BİTTİ, YENİ CAMİ ÇALIŞMALARIMIZ DEVAM EDİYOR"

"HİZMET ETMEYİ İBADET OLARAK SAYANLARDANIZ"

"BİZ GEÇMİŞİNE SAHİP ÇIKAN, BUGÜNÜNE SAHİP ÇIKAN, 

GELECEĞİNE SAHİP ÇIKAN CUMHURİYET ÇOCUKLARIYIZ"


İBB tarafından Pendik'e kazandırılan Elmalılı Hamdi Yazır Camii, kılınan ilk cuma namazıyla ibadete açıldı. Açılışta konuşan İBB Başkanvekili Nuri Aslan, 2019 yılından bu yana 15'inci cami açılışını gerçekleştirdiklerini belirterek, "Şu ana kadar İstanbul'da 2019 yılından sonra 14 cami açmıştık.



Bugün 15. camimizi de yurttaşlarımızın, vatandaşlarımızın hizmetine alıyoruz. 2 cami inşaatımız devam ediyor. Hatta bir tanesi bitti. Şişli'de Halaskar'daki cami inşaatımız bitti. Bir diğer camimiz de yine Pendik'te Şehit Turgay Karaman Sokak'ta bir bağışçımızın da destekleriyle beraber yapıyoruz" dedi. Aslan, İBB olarak hizmet anlayışlarına ilişkin "Biz Ekrem İmamoğlu'yla beraber, onun yol arkadaşları olarak, İBB görevlileri, bürokratları, siyasetçileri olarak hizmet etmeyi ibadet olarak sayanlardanız. Dolayısıyla Allah bu hizmetimizi de kabul eylesin" ifadelerini kullandı.

Pendik'te yeniden inşa edilen camiye Elmalılı Hamdi Yazır ismini vermekten duydukları memnuniyeti dile getiren Aslan, "Bu caminin adını koyarken çok hassas davrandık. İstedik ki topraklarımızda derin izler bırakmış, ilmiyle yolumuzu aydınlatmış bir büyüğümüzün adını sonsuza dek yaşatalım. Hamdi Yazır hepinizin bildiği gibi Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün talimatıyla Türkiye'nin en önemli Kuran tefsirlerinden birini yapan bir alimdir. Onun hayatı bizlere ilham göstericidir, mirastır. Bu miras camimizle sonsuza dek yaşamaya devam edecektir. Çünkü biz geçmişine sahip çıkan, bugününe sahip çıkan, geleceğine sahip çıkan cumhuriyet çocuklarıyız" diye konuştu.

PENDİK / İSTANBUL

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) tarafından Pendik'e kazandırılan Elmalılı Hamdi Yazır Camii, kılınan ilk cuma namazıyla ibadete açıldı. Deprem riski nedeniyle yıkılan eski caminin yerine yeniden inşa edilen ve 430 kişilik ibadet kapasitesine sahip olan camiinin açılış törenine İBB Başkanvekili Nuri Aslan, Çekmeköy Belediye Başkanı Orhan Çerkez, Sancaktepe Belediye Başkanı Alper Yeğin, Sarıyer Belediye Başkanı Mustafa Oktay Aksu ve çok sayıda vatandaş katıldı. Açılış öncesi bir konuşma gerçekleştiren Nuri Aslan, duaların ardından caminin resmi açılışını yaparak ilk cuma namazını vatandaşlarla birlikte kıldı.



NURİ ASLAN: "EKREM BAŞKANIMIZIN SELAMLARINI İLETİYORUM"

Açılış töreninde kürsüye gelen İBB Başkanvekili Nuri Aslan, sözlerine Elmalılı Hamdi Yazır Camii'nde bir araya gelmekten duyduğu memnuniyeti ifade ederek başladı. Aslan, "Açılışını yapmak için Elmalı Hamdi Yazır Camii'nde bir araya gelmekten onur duyuyorum. Sizlere aylardır hukuksuzca bizlerden uzak tutulan Ekrem Başkanımızın selamlarını iletiyorum. Ben her durumda Ekrem Başkanımızı ve yol arkadaşlarımızı anıyor, ülkemiz için adalet, barış ve bereket diliyorum" dedi.

"RAMAZAN AYINDA BİRLİK VE BERABERLİK VURGUSU"

Konuşmasında Ramazan ayının manevi iklimine dikkat çeken Nuri Aslan, birlik ve beraberliğin önemine vurgu yaptı. Aslan, "Kıymetli misafirler, birlik ve beraberliğin, dayanışmanın, kardeşliğin öne çıktığı Ramazan ayında bir aradayız. Ne yazık ki hem dünyamız hem ülkemiz için zor zamanlardayız. Ama inşallah bugünleri de hep birlikte sırt sırta vererek aşacağız. Rabbim tüm mazlumları ve masumları kötülükten, yalandan ve iftiradan korusun. Adaletten ve doğruluktan ayırmasın" ifadelerini kullandı.

CAMİNİN İSMİ VE ELMALILI HAMDİ YAZIR'IN MİRASI

Yeniden inşa edilen camiye Elmalılı Hamdi Yazır ismini vermekten büyük onur duyduklarını belirten Aslan, "Bu caminin adını koyarken çok hassas davrandık. İstedik ki topraklarımızda derin izler bırakmış, ilmiyle yolumuzu aydınlatmış bir büyüğümüzün adını sonsuza dek yaşatalım. Hamdi Yazır hepinizin bildiği gibi Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün talimatıyla Türkiye'nin en önemli Kuran tefsirlerinden birini yapan bir alimdir. Bir inanç önderidir. Osmanlı'nın son dönemiyle cumhuriyetin ilk yılları arasında yetişen önemli bir İslam alimi ve düşünürdür aynı zamanda. Osmanlı meclisinde Antalya mebusu olarak görev yapmış bir siyasetçi, bir hattat ve bir şairdir. Onun hayatı bizlere ilham göstericidir, mirastır. Bu miras camimizle sonsuza dek yaşamaya devam edecektir. Çünkü biz geçmişine sahip çıkan, bugününe sahip çıkan, geleceğine sahip çıkan cumhuriyet çocuklarıyız" diye konuştu.

İBB'NİN CAMİ HİZMETLERİ VE 15. CAMİ AÇILIŞI

İBB olarak 2019 yılından bu yana 14 cami açtıklarını hatırlatan Nuri Aslan, Elmalılı Hamdi Yazır Camii'nin 15'inci cami olduğunu söyledi. Aslan, "Şu ana kadar İstanbul'da 2019 yılından sonra 14 cami açmıştık. Bugün on beşinci camimizi de yurttaşlarımızın, vatandaşlarımızın hizmetine alıyoruz. İki cami inşaatımız devam ediyor. Hatta bir tanesi bitti. Şişli'de Halaskar'daki cami inşaatımız bitti. İnşallah genel başkan Sayın Özgür Özel yoğun programı ve akşam iftarı nedeniyle bu programa katılamadı ama inşallah Halaskar'daki Şişli'deki yaptığımız camimizin açılışına katılacak. Bir diğer camimiz de yine Pendik'te Şehit Turgay Karaman Sokak'ta bir bağışçımızın da destekleriyle beraber yapıyoruz. Biz Ekrem İmamoğlu'yla beraber, onun yol arkadaşları olarak, İBB görevlileri, bürokratları, siyasetçileri olarak hizmet etmeyi ibadet olarak sayanlardanız. Allah bu hizmetimizi de kabul eylesin" dedi.

KADİR GECESİ VE BAYRAM MESAJI

Konuşmasının son bölümünde Kadir Gecesi ve Ramazan Bayramı'na ilişkin mesajlar veren Nuri Aslan, 16 Mart Pazartesi akşamı camide mevlit okutulacağını duyurdu. Aslan, "Hepinizi bir kez daha saygıyla selamlıyor, mübarek Kadir Gecemizi idrak edeceğiz. On altı Mart Pazartesi akşamı burada Kadir Gecesi'ne istinaden bir mevlit okutacağız. Ben o gün Beylikdüzü'nde hayırlı iftarlar sofrasında olacağım. Çünkü Ekrem İmamoğlu on yılı aşkın süredir Beylikdüzü'nde ilk o başlatmıştı hayırlı iftarlar sofrasını. Bu vesileyle hem Kadir Gece'nizi hem mübarek Ramazan Bayramı'nı şimdiden tebrik ediyorum. İnşallah bu bayramla beraber ülkemize adalet gelir, barış gelir, huzur gelir. Biliyorsunuz bayramlarda bayramlaşmak, güçlerin barışması, dargınların barışması sevaptır. Dolayısıyla bu topraklarda yaşayan herkesin, devletin en başındakinden en aşağıdakine kadar milletimizin her ferdi lütfen birbiriyle bayramlaşsın ve helalleşsin. Elmalılı Hamdi Yazır Camii'miz hayırlı uğurlu olsun" diyerek sözlerini tamamladı.

İBADETE HAZIR

İBB tarafından Pendik'e kazandırılan Elmalılı Hamdi Yazır Camii, 430 kişilik ibadet alanıyla bölge sakinlerine hizmet verecek. Deprem riski taşıdığı tespit edilen eski caminin Pendik Belediyesi tarafından yıkılmasının ardından Temmuz 2024'te yeniden inşasına başlanan cami, modern görünüşü ve yüksek kapasitesiyle dikkat çekiyor. Cami bünyesinde 280 kişi kapasiteli çok amaçlı salon, kütüphane, şadırvan ve lojman gibi sosyal donatı alanları da yer alıyor. Tarih boyunca camilerin sadece ibadet yeri değil, aynı zamanda dayanışmanın, yardımlaşmanın ve eğitimin de ortak mekanı olduğu anlayışını yaşatan Elmalılı Hamdi Yazır Camii, kütüphanesi, salonu, bahçesi ve avlusuyla insanları birleştiren, manevi duyguları yücelten bir atmosfer sunuyor.
]]></content:encoded>
		   <image>https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/03/elmalili-hamdi-yazir-camii-ibadete-acildi-4382.jpg</image>
		   <media:content url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/03/elmalili-hamdi-yazir-camii-ibadete-acildi-4382.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/03/elmalili-hamdi-yazir-camii-ibadete-acildi-4382-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/03/elmalili-hamdi-yazir-camii-ibadete-acildi-4382.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
		   <link>https://www.iyigunler.net/elmalili-hamdi-yazir-camii-ibadete-acildi/359246/</link>
		   <pubDate>Fri, 13 Mar 2026 16:52:28 +0300</pubDate>
		   </item><item>
		   <title>Ayşegül Eraslan'ın ölümü | İntihar mı? Cinayet mi?</title>
		   <description><![CDATA[TV'nin popüler yarışma programlarından İşte Benim Stilim yarışmacısı Ayşegül Eraslan evinde ölü bulundu. Eraslan'ın evinde dikkat çeken kanlı not bulundu.]]></description>
		   <content:encoded><![CDATA[Ayşegül Eraslan'ın ölümü | İntihar mı? Cinayet mi?

 

'İşte Benim Stilim' yarışmasıyla tanınan 27 yaşındaki moda tasarımcısı ve sosyal medya fenomeni Ayşegül Eraslan, İstanbul'daki evinde ölü bulundu.

İstanbul'un Kağıthane ilçesine bağlı Ortabayır Mahallesi'nde saat 00.00'da feci bir olay meydana geldi.



Edinilen bilgiye göre; moda tasarımcısı ve sosyal medya fenomeni Ayşegül Eraslan'dan (27) haber alamayan yakınları, evine geldi. Kapıyı çaldıklarında ise açan olmadı ve Eraslan'a ulaşamadılar. Bunun üzerine yakınları polis ekiplerine ihbarda bulundu.

Olay yerine gelen polis ekipleri içeriye girdiklerinde Ayşegül Eraslan'ın hareketsiz şekilde olduğunu gördü. Sağlık ekiplerinin yaptığı kontrollerde Eraslan'ın hayatını kaybettiği belirlendi.

"BEN ÇOK İYİ BİR İNSANDIM"

Olay yeri inceleme ekipleri ve Cumhuriyet savcısının evde yaptığı inceleme sonrasında Ayşegül Eraslan'ın cansız bedeni, cenaze aracıyla Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. E

Eraslan'ın ölümünden kısa bir süre önce sosyal medya hesabından "Paylaşamadığım şeyler olacaktır, sizin bilmediğiniz, size anlatmadığım. Tek bildiğim ben çok iyi bir insandım. Kimseye kötülüğüm olmadı" yazılı not paylaştığı ortaya çıktı.

KANLI NOT DİKKAT ÇEKTİ!

Eraslan'ın başka bir paylaşımında ise "Ben hassasım ya da hayat gerçekten kötü. Tek istediğim köpeklerime iyi bakın. Hayatta insanlara hep değer verdim. Babamdan da özür dilerim. Bu hayatta ne anne ne de baba sevgisini görmedim çok şiddetle büyüdüm çok" yazılı kanlı bir notu paylaştığı görüldü. Polisin olayla ilgili soruşturması sürüyor.


 
]]></content:encoded>
		   <image>https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/03/aysegul-eraslan-in-olumu-intihar-mi-cinayet-mi-788.jpg</image>
		   <media:content url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/03/aysegul-eraslan-in-olumu-intihar-mi-cinayet-mi-788.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/03/aysegul-eraslan-in-olumu-intihar-mi-cinayet-mi-788-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/03/aysegul-eraslan-in-olumu-intihar-mi-cinayet-mi-788.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
		   <link>https://www.iyigunler.net/aysegul-eraslan-in-olumu-intihar-mi-cinayet-mi/359245/</link>
		   <pubDate>Fri, 13 Mar 2026 16:42:16 +0300</pubDate>
		   </item><item>
		   <title>Cem Uzan, Fransa'da 68 milyar dolarlık davayı kaybetti</title>
		   <description><![CDATA[Türkiye’deki varlıklarına el konulmasını hukuki değil "siyasi" olarak niteleyen Cem Uzan, son umudu olan Paris’teki 68 milyar dolarlık dev tazminat davasını da kaybetti. Cem Uzan’ın son umudu olan tazminat davasını, beş yıllık hukuk mücadelesinin sonunda TMSF kazandı. ]]></description>
		   <content:encoded><![CDATA[Cem Uzan, Fransa'da 68 milyar dolarlık davayı kaybetti

Cem Uzan, yıllardır Türkiye’deki mahkeme kararlarının hukuki değil "siyasi" olduğunu iddia ederek Avrupa’da hukuk mücadelesi yürütüyordu. Ancak Fransız yargısı, bu iddiaların aksine son yıllardaki kararlarında, Türkiye’deki mahkeme kararlarının Fransa’da da geçerli olduğuna hükmetti. Bu süreç, Uzan ailesinin 2021 yılında açtığı dev tazminat davasının reddedilmesiyle zirveye ulaştı.

 

PARİS’TEKİ ÖZEL KASASINA EL KONULDU, BANKA HESAPLARI DONDURULDU

Türkiye’deki mahkeme kararlarının Fransa’da da geçerli olduğuna karar verilmesinden sonra:


	TMSF, Cem Uzan’ın Paris’teki konutunda bulunan özel kasasına el koydu.
	Fransız bankalarındaki tüm hesaplarına ihtiyati tedbir konuldu.
	Bir dönemin büyük medya patronu, Fransız bankalarından tek kuruş para çekemez hale geldi.


68 MİLYAR DOLARLIK "HUKUKSUZ EL KOYMA" İDDİASI ÇÖKTÜ

Uzan kardeşlerin 2021 yılında; "Türkiye’deki şirket ve gayrimenkullerimize hukuksuz şekilde el konulup satıldı" gerekçesiyle açtığı 68 milyar dolarlık dev tazminat davasında Paris Mahkemesi son sözü söyledi. 5 yıl süren inceleme sonunda mahkeme, Uzanların Türk mahkemelerinin yetkisini aşmak için "yapay bir zemin" oluşturmaya çalıştığını saptadı.

Mahkeme gerekçeli kararında, TMSF’nin bir kamu tüzel kişiliği olduğunu vurgulayarak, Fransız mahkemelerinin yabancı bir devletin kamu hizmetlerinin işleyişine müdahale yetkisinin bulunmadığını belirtti. Davayı "yetkisizlik" gerekçesiyle reddeden mahkeme, ayrıca Uzanların davalılara toplam 100.000-EUR tazminat ödemesine hükmetti.

 

Uzan Ailesinin Türkiye’ye vermiş olduğu zarar minimum 17,4 milyar Dolar

Cem Uzan ve ailesinin yönetiminde bulunan İmar Bankası’nda ikili kayıt tutulması yaklaşık 6,5 milyar Dolar kamu zararına sebep olmuş ve oluşan zarar halkın vergileriyle karşılanmıştı. Söz konusu zarar tutarı için TMSF, Hazine’den borçlanmış ve İmar Bankasının mağdur ettiği kişilere parasını geri ödeyebilmişti. Uzan Ailesinin sebep olduğu bu kamu zararı, DİBS’e endekslendiğinde bugünün parasıyla yaklaşık 17,4 milyar Dolara karşılık geliyor.

Öte yandan; Cem Uzan’ın İmar Bankası yolsuzluğunda sorumluluktan kurtulmak için geriye dönük yaptırdığı işlemler tespit edilince, bu usulsüzlük için de Cem Uzan hakkında mahkûmiyet kararı verilmişti.

İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesi, İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesi ve Pamukova Asliye Ceza Mahkemesinde görülen davaların sonucunda; Cem Uzan’ın kamu kurum ve kuruluşlarını dolandırmak, nitelikli zimmet, suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme, resmî belge düzenlemek ve azmettirmek suretiyle kişiyi hürriyetinden yoksun bırakmaktan suçlu bulundu. Kesinleşmiş 47 yıl 5 ay 20 günlük hapis cezasına çarptırıldı.

TMSF Uzanların mal varlıklarını satarak sebep oldukları kamu zararını tahsil etmek için yurt dışında da hukuk mücadelesi veriyor.

Uluslararası Tahkim Heyeti ÇEAŞ ve KEPEZ davasında Türkiye’yi haklı buldu

Uzan Ailesinin Çukurova Elektrik (ÇEAŞ) ve Kepez Elektrik ile ilgili açtığı, faizleriyle birlikte 23.5 milyar Doları bulan Libananco davası da Türkiye Cumhuriyeti lehine sonuçlanmıştı.
]]></content:encoded>
		   <image>https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/03/cem-uzan-fransa-da-68-milyar-dolarlik-davayi-kaybetti-2515.jpg</image>
		   <media:content url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/03/cem-uzan-fransa-da-68-milyar-dolarlik-davayi-kaybetti-2515.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/03/cem-uzan-fransa-da-68-milyar-dolarlik-davayi-kaybetti-2515-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/03/cem-uzan-fransa-da-68-milyar-dolarlik-davayi-kaybetti-2515.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
		   <link>https://www.iyigunler.net/cem-uzan-fransa-da-68-milyar-dolarlik-davayi-kaybetti/359244/</link>
		   <pubDate>Fri, 13 Mar 2026 16:37:59 +0300</pubDate>
		   </item><item>
		   <title>Türkiye'de 72 bin diyaliz hastası bulunuyor</title>
		   <description><![CDATA[Türkiye'de 72 bin diyaliz hastası bulunuyor. Bu hastaların büyük çoğunluğu her hafta defalarca hastaneye koşmak zorunda. Oysa çözüm çok daha yakında — evde.]]></description>
		   <content:encoded><![CDATA[Türkiye'de 72 bin diyaliz hastası bulunuyor

 

ANKARA, 13 Mart 2025 — Dünya Böbrek Günü, bu yıl Türkiye'de güçlü bir farkındalık dalgasıyla kutlandı. Türk Nefroloji Derneği (TND), Sağlık Bakanlığı ve Ankara Aile Hekimliği Derneği iş birliğiyle Ankara Üniversitesi İbni Sina Tıp Fakültesi'nde gerçekleştirilen Sağlık Politikaları Zirvesi ve Aile Hekimleri Eğitim Toplantısı'nda kronik böbrek hastalığı tüm boyutlarıyla masaya yatırıldı. Global böbrek sağlığı şirketi Vantive, etkinliğin ana çözüm ortağı olarak evde diyaliz teknolojileri ve hasta odaklı yaklaşımıyla dikkat çekti.



Etkinlik öncesinde Türk Nefroloji Derneği yönetim kurulu, Anıtkabir'i ziyaret ederek Atatürk'ün huzurunda saygı duruşunda bulundu ve çelenk koydu. Böbrek sağlığı mücadelesini milli bir dava olarak benimseyen dernek, bu anlamlı duruşuyla toplumsal farkındalık çalışmalarına verdiği önemi bir kez daha ortaya koydu.

TÜRKİYE EVDE DİYALİZDE DÜNYA LİDERİ KONUMUNA YÜKSELİYOR

Türkiye, ev hemodiyalizi uygulamasında Avrupa'da 2'nci, dünyada 5'inci sıraya yerleşmiş durumda. Ancak rakamlar daha büyük bir potansiyele işaret ediyor: Türkiye'de yaklaşık 72 bin son dönem kronik böbrek yetmezliği hastası bulunurken bunların yalnızca 3 bini periton diyalizi tedavisiyle yaşamını sürdürüyor. Uzmanlar, uygun şartları taşıyan hasta sayısının çok daha yüksek olduğunu ve evde diyalizin önünün açılması gerektiğini vurguluyor.

Veriler de bu dönüşümün ne denli kritik olduğunu gözler önüne seriyor: Ev hemodiyalizi uygulanan hastalarda ölüm riskinde yüzde 40 azalma saptanmış, ilaç kullanım ihtiyacı yüzde 51 ila 87 oranında gerilemiş; üstelik Türkiye'deki ev hemodiyalizi hastalarının yüzde 48'i aktif olarak çalışmaya devam edebiliyor.

VANTİVE: TEDAVİYİ HASTANIN AYAĞINA GÖTÜRMEK

Vantive Türkiye Ülke Müdürü Fuat Çukadar, evde diyalizin yalnızca bir tedavi yöntemi değil, bir yaşam biçimi olduğunu vurguladı: "Bugün pek çok hastamız diyaliz için haftanın belirli günlerini hastanelerde geçirmek zorunda olduğunu düşünüyor. Oysaki Vantive olarak sunduğumuz global inovasyonlar sayesinde, en ileri teknolojiye sahip evde diyaliz tedavi seçeneklerini hastalarımızın yaşam alanlarına taşıyoruz."

Vantive'in periton diyalizi başta olmak üzere sunduğu evde diyaliz ekosistemi; akıllı cihazlar, uzaktan hasta takip sistemleri ve kapsamlı eğitim programlarından oluşuyor. Şirketin bağlantılı sağlık platformu sayesinde evde uygulanan her diyaliz seansı anlık olarak klinik ekipler tarafından izlenebiliyor; kan basıncı ve sıvı dengesindeki sapmalar otomatik uyarı sistemiyle anında ilgili uzmana iletiliyor.

 HER 7 KİŞİDEN BİRİ RİSK ALTINDA

Etkinliğin bir diğer çarpıcı mesajı erken tanıya ilişkindi. Dünya genelinde her 10 kişiden birinde kronik böbrek hastalığı bulunurken Türkiye'de her 6-7 yetişkinden biri böbrek hastalığı riski taşıyor. Uzmanlar, hastalığın yıllarca sessiz ilerlediğini ve basit bir kan ile idrar testiyle erken evrede yakalanabileceğini bir kez daha hatırlattı. Diyabet ve hipertansiyon hastalarının öncelikli risk grubunda yer aldığı da özellikle vurgulandı.

Türk Nefroloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Aydın Türkmen, toplumsal bilinç oluşturmanın aciliyetine dikkat çekerek şunları söyledi: "Ülkemizde her yıl 10 binden fazla hasta diyaliz tedavisine başlamakta ve bu sayının giderek artmasından endişe duymaktayız. Kapsamlı ve uzun soluklu çalışmalara ihtiyaç duyuyoruz."

Türk Nefroloji Derneği (TND) Hakkında:

Türk Nefroloji Derneği, 1970 yılında kurulan ve böbrek sağlığı alanında Türkiye'nin en köklü bilimsel kuruluşudur. Dernek, nefroloji eğitimi, araştırma ve politika geliştirme alanlarında ulusal ve uluslararası platformlarda etkin rol üstlenmektedir.

Vantive Hakkında

Vantive, böbrek hastalıkları tedavisine odaklanan global bir sağlık şirketidir. Diyaliz teknolojileri ve hasta odaklı çözümleri ile Türkiye dahil 100'den fazla ülkede faaliyet göstermektedir.
]]></content:encoded>
		   <image>https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/03/turkiye-de-72-bin-diyaliz-hastasi-bulunuyor-9280.jpg</image>
		   <media:content url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/03/turkiye-de-72-bin-diyaliz-hastasi-bulunuyor-9280.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/03/turkiye-de-72-bin-diyaliz-hastasi-bulunuyor-9280-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/03/turkiye-de-72-bin-diyaliz-hastasi-bulunuyor-9280.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
		   <link>https://www.iyigunler.net/turkiye-de-72-bin-diyaliz-hastasi-bulunuyor/359243/</link>
		   <pubDate>Fri, 13 Mar 2026 16:32:49 +0300</pubDate>
		   </item><item>
		   <title>Uyku beynin temizlik ve restorasyon modu!</title>
		   <description><![CDATA[Uykunun sadece dinlenmekten ibaret olmadığını belirten uzmanlar, beynin temizlik ve restorasyon süreci olduğunu söylüyor.]]></description>
		   <content:encoded><![CDATA[Uyku, beynin temizlik ve restorasyon modu!

 

İnsanların uyku sorunlarını genellikle hafife aldığına dikkat çeken Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Barış Metin, “Birçok insan kronik uykusuzluk sıkıntısı çekmesine karşın bu konuda hekime başvurmuyor. Çok küçük bir hasta grubu gereksiz ilaç kullanıyor olabilir.” dedi. Uyku ilaçlarının sadece hekim önerisiyle ve kısa süreli kullanılması gerektiğini kaydeden Prof. Dr. Metin, yanlış kullanımın psikolojik ve fiziksel bağımlılık riskini artırabildiğini vurguladı.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Barış Metin, 13 Mart Dünya Uyku Günü dolayısıyla, uykusuzluk için sık başvurulan uyku ilaçlarının etkileri hakkında bilgi verdi. 

Uyku beynin temizlik ve restorasyon modu!

Uykunun beyin ve vücut için sadece bir dinlenme süreci olmadığını hatırlatan Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Barış Metin, “Uyku aynı zamanda beynin temizlik ve restorasyon modudur. Gündüz uyanıkken beyinde biriken beta-amiloid gibi toksik proteinler gece uyurken lenfatik sistem aracılığıyla temizlenir.” dedi.

Hafızanın konsolidasyonu için öğrenilen bilgilerin kısa süreli bellekten uzun süreli belleğe uyku sırasında aktarıldığını ifade eden Prof. Dr. Metin, vücudun dokularının yenilenmesi, kas gelişimi ve bağışıklık sisteminin güçlenmesinin yine uykuda gerçekleştiğini aktardı.

Uyku ilacı sadece hekim tarafından gerekli görüldüğünde ve reçete edildiğinde kullanılmalı!

Uyku ilaçlarının akut stres, yas, travma, jet-lag veya uykuyu zorlaştıran tıbbi durumlar gibi 2-4 haftalık geçiş dönemlerinde kullanılabileceğine değinen Prof. Dr. Barış Metin, “Psikiyatrik nedenlerle uyku problemi yaşayan hastalarda uyku verici özelliği olan antidepresanlar kullanılabilir.” dedi. 

Uyku apnesi gibi solunumu etkileyen hastalık varlığında dikkatli kullanılması gerektiği uyarısını yapan Prof. Dr. Metin, şöyle devam etti:

“Uyku ilacı sadece hekim tarafından gerekli görüldüğünde ve reçete edildiğinde kullanılmalı ve alışkanlık yapıcı ilaçların uzun süre kullanımından kaçınılmalıdır.

Pek çok uyku ilacı hem psikolojik hem de fiziksel bağımlılık yapma potansiyeline sahiptir. Tolerans geliştiğinde, ilacın aynı etkiyi yapması için ilacın dozunu artırmak gerekir. Uzun süreli kullanımında gündüz sersemliği, bilişsel gerileme, denge bozuklukları ve yaşlılarda düşme riskini artırarak kişinin güvenliğini tehlikeye atar. Kronik uykusuzlukta ilk seçenek ilaçlar değil, öncelikle altta yatan nedenin tedavi edilmesi gerekir. Örneğin huzursuz bacaklar sendromu sıklıkla kronik uykusuzluk nedenidir ve tedavisinde uyku ilaçları kullanılmaz.”

Takviyeler etkili olabilir ancak şiddetli uykusuzlukta hekime danışılmalı!

Uyku ilaçlarının sadece uykusuzluk için değil epilepsi,  parasomniler (uyku terörü, uyurgezerlik) gibi durumlarda da tedavinin bir parçası olabildiğini kaydeden Prof. Dr. Barış Metin, uykuya yardımcı doğal yöntemler hakkında da bilgi verdi:

“Melatonin vücudun biyolojik saatini düzenler. Uykudan 1-2 saat önce düşük dozda kullanımı etkilidir. Valerian (kediotu), pasiflora ve papatya çayı hafif sakinleştirici etkileriyle bilinir. Magnezyum ise kas gevşemesi ve sinir sistemi regülasyonu için akşam saatlerinde alınması faydalı olabilir. Bu besin takviyeleri hafif bir uyku isteği verebilmekle birlikte çok şiddetli uykusuzluk durumunda mutlaka hekim tavsiyesi alınmalı.” 

Uyku ilaçları bilinçsiz kullanıldığında beynin doğal uyku düzenini bozabiliyor!

İnsanların uyku sorunlarını genellikle hafife aldığına dikkat çeken Prof. Dr. Barış Metin, “Birçok insan kronik uykusuzluk sıkıntısı çekmesine karşın bu konuda hekime başvurmuyor. Çok küçük bir hasta grubu gereksiz ilaç kullanıyor olabilir.” dedi.

Uyku ilaçlarının bir tedavi değil geçici bir yardım olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Metin, sözlerini şöyle tamamladı:

“Doktor gözetimi olmadan kullanılan uyku ilaçları, beynin doğal uyku mimarisini, REM ve derin uyku dengesini bozabilir. Uyku bozukluklarında tedavi öncelikle altta yatan nedenlerin iyileştirilmesidir.

Sirkadiyen tutarlılığı sağlamak için hafta sonu dahil her gün aynı saatte uyanın. Dijital detoks için yatmadan en az 1 saat önce telefon, tablet gibi mavi ışık kaynaklarını kapatın. Tamamen karanlık ve yaklaşık 18-20°C hafif serin bir odada uyuyun. Uykusuzluk probleminiz kronik bir hal aldıysa bir uyku uzmanına danışabilirsiniz.”
]]></content:encoded>
		   <image>https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/03/uyku-beynin-temizlik-ve-restorasyon-modu-2350.jpg</image>
		   <media:content url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/03/uyku-beynin-temizlik-ve-restorasyon-modu-2350.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/03/uyku-beynin-temizlik-ve-restorasyon-modu-2350-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/03/uyku-beynin-temizlik-ve-restorasyon-modu-2350.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
		   <link>https://www.iyigunler.net/uyku-beynin-temizlik-ve-restorasyon-modu/359242/</link>
		   <pubDate>Fri, 13 Mar 2026 16:30:00 +0300</pubDate>
		   </item><item>
		   <title>Türkiye'nin acı kaybı | Duayen tarihçi İlber Ortaylı hayatını kaybetti!</title>
		   <description><![CDATA[Rahatsızlığı nedeniyle 1 haftadır tedavi gören ünlü tarihçi İlber Ortaylı hayatını kaybetti.]]></description>
		   <content:encoded><![CDATA[Türkiye'nin acı kaybı | Duayen tarihçi İlber Ortaylı hayatını kaybetti!


Türk halkı onu çok sevdi. Her kesimden, her yaş grubundan milyonlarca insanın kalbinde taht kurmayı başaran Prof. Dr. İlber Ortaylı rahatsızlığı nedeniyle 1 haftadır tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti.



Bir süredir hastanede tedavi gören ve son olarak entübe edildiği açıklanan Prof. Dr. İlber Ortaylı, 78 yaşında hayata gözlerini yumdu.

Gazeteci İzzet Çapa, sosyal medya platformu X hesabı üzerinden Ortaylı'nın yaşamını yitirdiğini açıkladı.

Çapa paylaşımında, "Bazı insanlar yalnızca yaşadıkları yıllara değil, bir milletin hafızasına yerleşir… Prof. Dr. İlber Ortaylı da onlardan biriydi. O yalnızca tarih anlatan bir akademisyen değildi… Geçmişin kapılarını aralayan, bize kim olduğumuzu hatırlatan bir ses, bir akıldı. Bir cümlesiyle yüzyılları özetlerdi… Bir bakışıyla cehaletin üstüne yürürdü… Bir kahkahasıyla bir salonu doldururdu. Şimdi insan düşünmeden edemiyor… Bir millet hafızasının en güçlü seslerinden birini kaybetmiş gibi. Kitaplar kalır… Sözler kalır… Ama o sesi, o tonu, o keskin zekâyı bir daha duymak mümkün olmaz. Bazı insanlar bir ömür yaşar… Bazı insanlar ise bir çağ anlatır. İlber Ortaylı ikinci türdendi. Ve bazı isimler vardır ki… Tarih onları yazmaz. Onlar zaten tarihin kendisidir" ifadelerini kullandı.

BAKAN MEMİŞOĞLU'NDAN BAŞSAĞLIĞI MESAJI

Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, yaptığı açıklamada: "Türkiye büyük bir değerini, bir tarih dâhisini yitirdi. Ülkemizin yetiştirdiği en müstesna değerlerden, kıymetli hocamız Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın vefatını büyük bir üzüntüyle öğrendim. Hocamıza Allah’tan rahmet; ailesine, öğrencilerine ve aziz milletimize başsağlığı diliyorum. Mekânı cennet, makamı âli olsun. Başımız sağ olsun” ifadelerini kullandı.

NE OLMUŞTU?

78 yaşındaki Ortaylı’nın yoğun bakımda süren tedavisi sırasında durumunun ağırlaşması üzerine entübe edildiği öğrenilmişti.

Ailesi daha önce yaptığı açıklamada Ortaylı’nın sağlık durumunun stabil olduğunu bildirmişti.
]]></content:encoded>
		   <image>https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/03/turkiye-nin-aci-kaybi-duayen-tarihci-ilber-ortayli-hayatini-kaybetti-9217.jpg</image>
		   <media:content url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/03/turkiye-nin-aci-kaybi-duayen-tarihci-ilber-ortayli-hayatini-kaybetti-9217.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/03/turkiye-nin-aci-kaybi-duayen-tarihci-ilber-ortayli-hayatini-kaybetti-9217-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/03/turkiye-nin-aci-kaybi-duayen-tarihci-ilber-ortayli-hayatini-kaybetti-9217.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
		   <link>https://www.iyigunler.net/turkiye-nin-aci-kaybi-duayen-tarihci-ilber-ortayli-hayatini-kaybetti/359241/</link>
		   <pubDate>Fri, 13 Mar 2026 16:21:11 +0300</pubDate>
		   </item><item>
		   <title>Türk İstiklal Marşı'na arabça ihaneti</title>
		   <description><![CDATA[Türkçe'nin Başkenti, Türk dilinin kalbi sayılan Karaman, arap yandaşlığının hızla yaygınlaştığı, arapçılığı islamla özdeşleştiren AKP'lilerin resmi kurumları istila ettiği kent haline geldi. Türk İstiklal Marşı'nı, liseli çocuklara arabça okutmakta sakınca görmeyen il milli eğitim müdürlüğüne, şehrin üst düzey yöneticiyeri de tanık oldu.]]></description>
		   <content:encoded><![CDATA[Türk İstiklal Marşı'na arabça ihaneti


Türk dilini istila eden Farsça'ya karşı isyan bayrağı çeken ve yaşadığı sürece işgalci Moğol güçlerine karşı direnen Karamanoğlu Mehmet Bey'in şehri Karaman, Türk İstiklal Marşı'nı arapça okutan resmi yetkililerin suskunluğu gündeme damgasını vurdu. Topluma arapçılığı İslam'la özdeşleştirmeye çalışan tarikat, diyanet ve AKP üçgeni, yurdu sessiz sedasız işgal eden milyonlarca Suriyeli ve Afgan kökenliye karşı suskun kalırken, Türk nüfusunu eritme çalışmalarına okullarda hız veriliyor.

Karaman’da dün düzenlenen anma programında İstiklal Marşı Arapça okutuldu. Karaman İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nün düzenlediği 12 Mart İstiklal Marşı’nın Kabulü ve Mehmet Akif Ersoy’u Anma günü kapsamında gerçekleştirilen etkinlikte gerçekleştirilen uygulama tepki çekti. İşte o anlar...

Karaman’da Cahit Zarifoğlu İmam Hatip Ortaokulu öğretmen ve öğrencileri tarafından hazırlanan 12 Mart İstiklal Marşı’nın kabulü programında yaşananlar tepki çekti.

Program dahilinde öğrenciler İstiklal Marşı’nın bir bölümünü Arapça tercümesiyle okudu.


Sözcü'de yer alan habere göre, şehrin en üst düzey protokolünün katıldığı tören Karaman İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün sitesinde de yayımlandı.

PROTOKOL İZLEMEKLE YETİNDİ

Etkinliğe Karaman Valisi Hayrettin Çiçek, Belediye Başkanı Savaş Kalaycı, Cumhuriyet Başsavcısı Tuba Ersöz Ünver, Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Gavgalı, İl Jandarma Komutanı Albay Osman Saygılı, İl Emniyet Müdürü Mehmet Turhan, İl Milli Eğitim Müdürü Mehmet Çalışkan ve diğer mülki idari amirler ile öğretmenler katıldı.

Törende sessiz kalan protokol üyelerinden henüz resmi bir açıklama da gelmezken, programın resmi kurumların dijital mecralarında yer bulması eleştirilerin dozunu artırdı.

BÜYÜK TEPKİ ÇEKTİ

İstiklal Marşı'nın Arapça okunmasına tepki gösteren Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay, uygulamanın münferit bir olay olarak görülemeyeceğini söyledi.

Özbay, İstiklal Marşı’nın Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlık sembolü olduğunu hatırlatarak şu ifadeleri kullandı:

“Hangi ülkenin ulusal marşı resmi törende başka bir dilde okunur? İstiklal Marşı bağımsızlık mücadelesinin sesidir. Arapça okunması basit bir tercih değil, Cumhuriyetin ortak sembollerine ve diline yönelik bir yaklaşımın göstergesidir. Anayasamıza göre marşımızın dili Türkçedir.”
]]></content:encoded>
		   <image>https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/03/turk-istiklal-marsi-na-arabca-ihaneti-3012.jpg</image>
		   <media:content url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/03/turk-istiklal-marsi-na-arabca-ihaneti-3012.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/03/turk-istiklal-marsi-na-arabca-ihaneti-3012-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/03/turk-istiklal-marsi-na-arabca-ihaneti-3012.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
		   <link>https://www.iyigunler.net/turk-istiklal-marsi-na-arabca-ihaneti/359240/</link>
		   <pubDate>Fri, 13 Mar 2026 11:15:12 +0300</pubDate>
		   </item></channel>
</rss>