<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" version="2.0">
         <channel>
         <title>Eğitim</title>
         <link>https://www.iyigunler.net/egitim/</link>
         <description></description><item>
			<title><![CDATA[2 milyona yakın aday bu testi çözdü]]></title>
			<description><![CDATA[YKS tercih sürecinin son günlerine girilirken puanlar, başarı sıralamaları ve kontenjanlar kadar "Ben hangi meslekte mutlu olurum?" sorusu da adayların en çok zorlandığı konuların başında geliyor. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[2 milyona yakın aday bu testi çözdü | Hala kararsızsanız bu testi çözün!


Bu kritik dönemde Üsküdar Üniversitesi tarafından geliştirilen ve bilimsel temellere dayanan Kariyer Testi, bugüne kadar yaklaşık 2 milyona yakın gencin geleceğine ışık tuttu ve sadece bu tercih döneminde yaklaşık 10 bin kararsız adayın kendi potansiyelini keşfetmesini sağladı.


Bugüne kadar milyonlarca gencin meslek seçimine ışık tutan Üsküdar Üniversitesi Kariyer Testi, yalnızca puana ve sıralamaya göre değil; ilgi alanları, kişilik özellikleri ve bireysel yetenekleri merkeze alan yaklaşımıyla adayların daha bilinçli tercih yapmasına katkı sağlıyor. Özellikle tercihlerin son günlerinde kararsız kalan öğrenciler, birkaç dakika içinde elde ettikleri analizlerle hangi mesleklerin kendilerine daha uygun olduğunu görebiliyor.

2015'ten bu yana milyonlarca adaya rehberlik eden ve bilimsel bir altyapıya dayanan Üsküdar Üniversitesi Kariyer Testi bugüne kadar 1 milyon 738 bin 285 kişinin geleceğine ışık tuttu ve sadece bu tercih döneminde 9 bin 182 kararsız adayın kendi potansiyelini keşfetmesini sağladı.

Bilimsel altyapısıyla öne çıkıyor

Üsküdar Üniversitesi Kariyer Testi, dünyada uzun yıllardır kullanılan Holland Mesleki Tercih Envanteri (RIASEC) modelini esas alıyor. Yaklaşık 10 dakikada tamamlanan 90 soruluk testte adaylar, çeşitli etkinlikler için "Hoşlanırım" veya "Hoşlanmam" seçeneklerini işaretliyor. Test sonunda ise kişinin ilgi alanları ve baskın kişilik özellikleri analiz edilerek hangi meslek gruplarında daha başarılı ve mutlu olabileceğine ilişkin ayrıntılı bir profil oluşturuluyor.

Bu yönüyle test, adayların yalnızca "hangi bölümü yazmalıyım?" sorusuna değil, "nasıl bir çalışma hayatı bana uygun?" sorusuna da yanıt veriyor.

Altı farklı kişilik tipi, yüzlerce farklı kariyer seçeneği

Holland Mesleki Tercih Envanterine dayanan 90 soruluk test, size basit ama etkili sorular sorarak kişilik profilini analiz ediyor ve adayı 6 ana tipten birine yönlendiriyor:

Gerçekçi: Elleriyle çalışmayı seven, pratik insanlar. (Mühendislik, Tarım vb.)

Araştırıcı: Gözlem yapmayı, araştırmayı ve problem çözmeyi sevenler. (Bilim insanı, Doktor vb.)

Artistik: Yaratıcı, sanatsal ve özgün bireyler. (Mimar, Tasarımcı, Müzisyen vb.)

Sosyal: İnsanlara yardım etmeyi, öğretmeyi sevenler. (Öğretmen, Psikolog, Sosyal Hizmet Uzmanı vb.)

Girişimci: İkna etmeyi, yönetmeyi ve liderlik etmeyi sevenler. (Yönetici, Avukat, Pazarlamacı vb.)

Geleneksel: Düzenli, kurallara uygun ve detaycı çalışanlar. (Muhasebeci, Bankacı vb.)

Sadece meslek önermiyor, kişiyi tanımaya yardımcı oluyor

Uzmanlara göre testin en önemli farkı, adaylara doğrudan "şu bölümü seç" demek yerine, önce kişinin kendisini tanımasını sağlaması. Birçok öğrenci, test sonucunda daha önce hiç düşünmediği alanların aslında kendi kişilik özellikleriyle büyük ölçüde örtüştüğünü fark ediyor. Kararını vermiş adaylar ise seçmeyi düşündükleri bölümün kişilik yapılarıyla ne kadar uyumlu olduğunu görebiliyor.

Bu yönüyle Kariyer Testi, tercih listesini oluşturmadan önce yapılan önemli bir öz değerlendirme aracı olarak dikkat çekiyor.

Dijital test, uzman danışmanlıkla destekleniyor

Üsküdar Üniversitesi, test sonucunu tek başına bırakmıyor. Sonuçlarını değerlendirmek isteyen adaylar, üniversitenin uzman tercih danışmanlarıyla birebir ya da çevrim içi görüşmeler gerçekleştirerek test sonuçlarını başarı sıralamaları, puanları ve kariyer hedefleriyle birlikte değerlendirebiliyor.

Böylece adaylar yalnızca test sonucuna göre değil; akademik başarıları, ilgi alanları, gelecek hedefleri ve iş dünyasının beklentileri birlikte analiz edilerek daha sağlıklı bir tercih listesi oluşturabiliyor.

Doğru tercih, doğru kariyerin ilk adımı

Uzmanlar, üniversite tercihini yalnızca bir yerleştirme işlemi olarak değil, yaşam boyu sürecek kariyer yolculuğunun başlangıcı olarak değerlendiriyor.

Meslek seçiminin başarı kadar mutluluğu da belirlediğine dikkat çeken uzmanlar, tercih döneminin son günlerinde acele karar vermek yerine, bilimsel kariyer analizlerinden ve uzman danışmanlığından yararlanmanın gençlerin geleceği açısından önemli avantaj sağlayacağını vurguluyor.

YKS tercih sürecinin son saatleri yaklaşırken Üsküdar Üniversitesi Kariyer Testi de binlerce adayın kendi potansiyelini keşfetmesine yardımcı olarak, yalnızca üniversite değil, yaşam tercihi yapmalarına rehberlik etmeyi sürdürüyor.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/08/2-milyona-yakin-aday-bu-testi-cozdu-953.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/08/2-milyona-yakin-aday-bu-testi-cozdu-953.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/08/2-milyona-yakin-aday-bu-testi-cozdu-953-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/08/2-milyona-yakin-aday-bu-testi-cozdu-953.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.iyigunler.net/2-milyona-yakin-aday-bu-testi-cozdu/359978/</link>
			<pubDate>Sat, 08 Aug 2026 21:04:37 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[İBB’den gençlere özel teknoloji kampı]]></title>
			<description><![CDATA[İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB)’nin girişimcilik faaliyetlerini yürüten markası Tech Istanbul’un gençlerin teknoloji alanındaki yetkinliklerini artırmak amacıyla düzenlediği İnovasyon Yaz Kampı sona erdi. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[İBB’den gençlere özel teknoloji kampı


Tech Istanbul | Şişhane'de gerçekleştirilen 35 saatlik programda gençler; yapay zekâ, üretken yapay zekâ araçları ve Python uygulamaları üzerine eğitim alırken, eğitim sonunda kendi yapay zekâ chatbotlarını geliştirdi. 


İBB'nin gençlerin dijital dönüşüme uyum sağlamalarını desteklemek ve teknoloji alanındaki kariyer yolculuklarına katkı sunmak amacıyla hayata geçirdiği İnovasyon Yaz Kampı, 22 Temmuz–1 Ağustos 2026 tarihleri arasında Tech Istanbul | Şişhane'de gerçekleştirildi. 18-25 yaş arasındaki gençlere yönelik düzenlenen programa 222 başvuru yapıldı. Başvurular arasından seçilen 30 katılımcı, iki haftaya yayılan 35 saatlik eğitim programına katıldı. 

YAPAY ZEKÂ ODAKLI EĞİTİM

Geçtiğimiz yıl yazılım ve robotik odaklı 16 saatlik bir eğitim programı olarak düzenlenen kamp, bu yıl yapay zekâ ekseninde yeniden tasarlanarak kapsamı genişletildi. Katılımcılar programın ilk gününde tanışma ve kariyer gelişimlerini destekleyen soft skills eğitimlerine katıldı. Kamp boyunca üç farklı günde gerçekleştirilen teknik eğitimlerde ise yapay zekâ temelleri, etkili prompt yazımı, Python ile yapay zekâ uygulamaları ve güncel yapay zekâ araçlarının kullanımı gibi başlıklarda uygulamalı eğitimler aldı. Böylece katılımcılar toplam 6 eğitim ve etkinlik gününde 35 saatlik yoğun bir programa dâhil oldu.

KENDİ YAPAY ZEKÂ CHATBOTLARINI GELİŞTİRDİLER

Teknik eğitimlerin yanı sıra gençler, İSBAK ve Kariyer.net'e gerçekleştirilen ofis ziyaretlerinde sektör profesyonelleriyle buluştu. Şirket ziyaretleri sayesinde teknoloji sektöründeki çalışma alanlarını yakından tanıyan katılımcılar, kariyer planlamalarına katkı sağlayacak deneyimler edinirken sektörün güncel ihtiyaçları ve beklentileri hakkında da bilgi sahibi oldu. Programın son bölümünde katılımcılar, eğitim süresince edindikleri bilgi ve becerileri uygulamaya dönüştürerek kendi yapay zekâ chatbotlarını geliştirdi. Kapanış programında projelerini sunan gençler, jüri değerlendirmesinin ardından sertifikalarını aldı.

GENÇLERE TEKNİK VE KARİYER ODAKLI KAZANIMLAR

İnovasyon Yaz Kampı sonunda katılımcılar, yalnızca yapay zekâ alanında teknik bilgi edinmekle kalmadı; üretken yapay zekâ araçlarını etkin kullanma, Python ile yapay zekâ uygulamaları geliştirme, problem çözme, takım çalışması, proje geliştirme ve sunum yapma gibi iş dünyasında öne çıkan yetkinliklerini de geliştirdi. Kendi yapay zekâ chatbotlarını geliştirerek somut bir proje ortaya koyan gençler, teknoloji alanındaki kariyer yolculuklarında kullanabilecekleri önemli bir uygulama deneyimi ve portföy çalışması kazanmış oldu.

İKİNCİ DÖNEM AĞUSTOS’TA BAŞLIYOR

Yoğun ilgi gören İnovasyon Yaz Kampı'nın ikinci dönemi 10 Ağustos'ta başlıyor. Programa katılmak isteyenler, 6 Ağustos tarihine kadar yazetkinlikleri.ibb.gov.tr adresi üzerinden başvurularını gerçekleştirebilecek.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/08/ibb-den-genclere-ozel-teknoloji-kampi-8761.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/08/ibb-den-genclere-ozel-teknoloji-kampi-8761.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/08/ibb-den-genclere-ozel-teknoloji-kampi-8761-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/08/ibb-den-genclere-ozel-teknoloji-kampi-8761.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.iyigunler.net/ibb-den-genclere-ozel-teknoloji-kampi/359958/</link>
			<pubDate>Mon, 03 Aug 2026 09:04:30 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Üniversite için tercih süreci başladı | Uzmandan "nokta atışı tercih" tüyoları!]]></title>
			<description><![CDATA[Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) resmi tercih süreci başladı. Adaylar, 29 Temmuz-10 Ağustos 2026 tarihleri arasında üniversite ve bölüm tercihlerini yaparak geleceklerine yön verecek. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Üniversite için resmi tercih süreci başladı | Uzmandan "nokta atışı tercih" tüyoları!

"Puan değil başarı sırasına bakın", "İstemediğiniz bölümü asla yazmayın!"

 


Tercih sürecinde doğru stratejinin en az sınav başarısı kadar önemli olduğuna dikkat çeken Uzman Psikolojik Danışman Özgür Akoğlan, “YKS tercihlerinde doğru bir liste oluşturmak, sadece yüksek puan alan yerleri dizmekten çok daha fazlasıdır. Doğru bir stratejiyle başarı sıranızı en verimli şekilde kullanabilirsiniz. Puana değil, başarı sırasına bakmalısınız.” dedi.


Üsküdar Üniversitesi Eğitim Kurumları ve Rehberlik Hizmetleri Yöneticisi Uzman Psikolojik Danışman Özgür Akoğlan, adaylara "nokta atışı tercih" için tüyolar verdi.

YKS tercihlerinin 29 Temmuz-10 Ağustos 2026 tarihleri arasında ÖSYM'nin Aday İşlemleri Sistemi (AİS) üzerinden elektronik ortamda gerçekleştirildiğini hatırlatan Özgür Akoğlan, “Adaylar tercihlerini ais.osym.gov.tr web sitesine T.C. Kimlik Numaraları ve şifreleriyle girerek veya cep telefonlarına indirebilecekleri ÖSYM AİS mobil uygulaması üzerinden yapabilirler. Ayrıca e-Devlet kapısı üzerinden de AİS sistemine doğrudan giriş yapılabilmektedir. Okullardan veya dilekçeyle fiziki olarak tercih teslimi yapılmaz; işlemler tamamen dijital ortamda tamamlanıp onaylanır.” dedi.

"Doğru tercih sadece yüksek puanlı bölümleri sıralamak değildir"



Akoğlan, doğru tercih stratejisinin bilinçli planlamayla oluşturulması gerektiğini ifade ederek, “YKS tercihlerinde doğru bir liste oluşturmak, sadece yüksek puan alan yerleri dizmekten çok daha fazlasıdır. Doğru bir stratejiyle başarı sıranızı en verimli şekilde kullanabilirsiniz. İlk olarak puana değil, başarı sırasına bakmalısınız. ÖSYM sınavlarında soruların zorluğu her yıl değiştiği için puanlar dalgalanır, ancak başarı sıralamaları çok daha kararlı bir göstergedir. Listenizi hazırlarken sadece başarı sıralamanızı baz almalısınız.” diye konuştu.

"Tercih listenizi üç gruba ayırın"

Başarılı bir tercih listesinde risk, hedef ve güvenlik dengesi kurulması gerektiğini belirten Özgür Akoğlan, adaylara şu önerilerde bulundu:

“İkinci adımda tercihinizi üç ana gruba ayırmalısınız. İlk 3-5 tercihinizi başarı sıranızın yaklaşık yüzde 5 veya yüzde 30 yukarısından seçerek hayal ve risk grubu olarak belirleyebilirsiniz. Orta kısımdaki 10-12 tercihi kendi sıranıza çok yakın olan ideal hedeflerinize ayırmalısınız. Son 4-6 tercihi ise risk almamak için sıralamanızın %30 ile %50 kadar altına inen güvenlik grubundan seçmelisiniz.”

"Listeyi sıralarken sadece isteğinizi esas alın"

ÖSYM'nin yerleştirme sisteminin çalışma mantığının doğru anlaşılması gerektiğini dile getiren Özgür Akoğlan, “Listenizi oluştururken sıralama aralığını mantıklı tutmalı, ancak maddeleri dizerken tamamen kendi istek sıranızı ön planda tutmalısınız. ÖSYM sisteminin listenizi yukarıdan aşağıya doğru taradığını ve girebildiğiniz ilk yere yerleştirdiğini unutmayın. Başarı sırası daha düşük olsa bile daha çok istediğiniz bir bölümü, daha az istediğiniz bir bölümün üstüne yazmalısınız.” şeklinde konuştu.

"Özel koşulları mutlaka okuyun"

Tercih kılavuzunda yer alan özel koşulların gözden kaçırılmaması gerektiğini vurgulayan Özgür Akoğlan, “Bölüm ve üniversite araştırması yaparken tercih kılavuzundaki özel koşullar maddelerini mutlaka okumalısınız. Yaş sınırı, sağlık raporu, kampüs konumu veya hazırlık sınıfı gibi detaylar burada yer alır. Ayrıca bölümün akademik kadrosunu, akreditasyonunu, staj imkanlarını, şehir yapısını ve barınma koşullarını araştırmalısınız.” dedi.

"Baraj sıralamalarını kontrol edin"

Bazı programlarda başarı sıralaması barajı bulunduğunu hatırlatan Özgür Akoğlan, "Tıp, hukuk, mühendislik, mimarlık, öğretmenlik, diş hekimliği ve eczacılık gibi bölümlerdeki baraj sıralamalarını kontrol etmeniz gerekir." ifadesinde bulundu. 

"Gitmeyi düşünmediğiniz bölümü yazmayın"

Tercih listesine sadece gerçekten okunmak istenen programların yazılması gerektiğini belirten Özgür Akoğlan, “En önemlisi de kesinlikle okumayı düşünmediğiniz bir yeri listenize eklememelisiniz; kazandığınız takdirde gitmeseniz bile bir sonraki yıl Ortaöğretim Başarı Puanınız yarı yarıya düşecektir.” şeklinde sözlerini tamamladı.

Tercih Günleri 10 Ağustos'a kadar sürecek

Akoğlan, Üsküdar Üniversitesi olarak tercih günleri kapsamında adaylara ücretsiz tercih danışmanlığı hizmeti sunduklarını, uzman akademisyenler ve psikolojik danışmanlar eşliğinde gerçekleştirilecek görüşmelerde adaylara bölüm seçimi, kariyer planlaması ve tercih stratejileri konusunda birebir destek verdiklerini söyledi. Akoğlan, tercih yapacak adayları yerleşkelerde kurulan tercih merkezlerine davet etti.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/07/universite-icin-tercih-sureci-basladi-uzmandan-nokta-atisi-tercih-tuyolari-3778.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/07/universite-icin-tercih-sureci-basladi-uzmandan-nokta-atisi-tercih-tuyolari-3778.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/07/universite-icin-tercih-sureci-basladi-uzmandan-nokta-atisi-tercih-tuyolari-3778-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/07/universite-icin-tercih-sureci-basladi-uzmandan-nokta-atisi-tercih-tuyolari-3778.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.iyigunler.net/universite-icin-tercih-sureci-basladi-uzmandan-nokta-atisi-tercih-tuyolari/359921/</link>
			<pubDate>Wed, 29 Jul 2026 11:18:48 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[YKS sonuçları açıklandı | Netler yüksek sıralamalar düşük, yığılma fazla!]]></title>
			<description><![CDATA[Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) sonuçlarının 21 Temmuz'da açıklanmasının ardından milyonlarca aday için üniversite tercih heyecanı da başladı. 2026 YKS'nin en dikkat çeken sonucunun sayısaldaki yığılma olduğuna dikkat çeken uzmanlar, öğrencilerde netlerin yüksek, sıralamalarının düşük olduğunu kaydediyor.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[YKS sonuçları açıklandı, netler yüksek sıralamalar düşük, yığılma fazla!

Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) sonuçlarının 21 Temmuz'da açıklanmasının ardından milyonlarca aday için üniversite tercih heyecanı da başladı. 2026 YKS'nin en dikkat çeken sonucunun sayısaldaki yığılma olduğuna dikkat çeken uzmanlar, öğrencilerde netlerin yüksek, sıralamalarının düşük olduğunu kaydediyor.

Üniversite tercihlerinde en kritik göstergenin başarı sırası olduğunun altını çizen Uzman Psikolojik Danışman Özgür Akoğlan, Üniversite kontenjanları ve taban puanların her yıl değiştiği için puan yerine başarı sırasına bakmak gerektiğini hatırlattı. 

Tercih listesinin yalnızca ulaşılması zor bölümlerden oluşturulmaması gerektiğini kaydeden Akoğlan, “Tercih yaparken listenizi yerleştirme başarı sıranıza göre oluşturmalı, kendi sıranızın daha üstündeki ve altındaki aralıkları kapsayacak esneklikte bir tercih listesi hazırlamalısınız.” diye konuştu.

Üsküdar Üniversitesi Eğitim Kurumları ve Rehberlik Hizmetleri Yöneticisi Uzman Psikolojik Danışman Özgür Akoğlan, 2026 YKS sonuçlarının dikkatle analiz edilmesi gerektiğini anlattı.

Sonuç belgelerindeki puanlar iki ana gruba ayrılıyor

Özgür Akoğlan, sonuç belgesinin doğru okunmasının sağlıklı tercih yapmanın ilk adımı olduğuna dikkat çekerek, "Sonuç belgenizde puanlar iki ana gruba ayrılır. Sınav puanları sadece sınav netlerinizle hesaplanan, okul puanınızın henüz eklenmediği kısımdır. Yerleştirme puanları (Y-YKS) ise sınav puanınıza Okul Başarı Puanı (OBP) eklendikten sonra oluşan nihai puanınızdır. Tercih yaparken sadece yerleştirme puanlarınızı (Y-TYT, Y-SAY, Y-EA, Y-SÖZ, Y-DİL) dikkate almalısınız.” dedi.

Başarı sırası puandan daha önemli

Üniversite tercihlerinde en kritik göstergenin başarı sırası olduğunun altını çizen Özgür Akoğlan, “Tercih sürecindeki en kritik değer başarı sırasıdır. Üniversite kontenjanları ve taban puanları her yıl değiştiği için puan yerine başarı sırasına bakmak gerekir. 4 yıllık lisans bölümleri için Y-SAY, Y-EA, Y-SÖZ veya Y-DİL yerleştirme başarı sırasına; 2 yıllık ön lisans bölümleri için ise Y-TYT yerleştirme başarı sırasına bakılır.” diye konuştu.

Bazı bölümlerde başarı sırası şartı bulunuyor

Tercih yapılacak bölümlerde ÖSYM tarafından belirlenen başarı sırası barajlarının mutlaka dikkate alınması gerektiğini belirten Özgür Akoğlan, “Belirli bölümleri tercih edebilmek için ÖSYM tarafından konulan minimum başarı sırası barajlarını geçmek gerekir. Örneğin Tıp için ilk 50 bin, Diş Hekimliği için ilk 80 bin, Eczacılık için ilk 100 bin, Hukuk için ilk 100 bin, Mimarlık için ilk 250 bin, Mühendislikler ve Öğretmenlikler (PDR dahil) için ilk 300 bin içinde olmak şarttır.” şeklinde konuştu.

Doğru-yanlış analizi adayın performansını gösteriyor

Sonuç belgesindeki doğru ve yanlış sayılarının da dikkatle incelenmesi gerektiğini ifade eden Özgür Akoğlan, “Belgenin alt kısmında yer alan doğru ve yanlış sayıları netlerinizi oluşturur. 4 yanlış 1 doğruyu götürür. Bu kısım hangi dersten ne kadar verim aldığınızı gösterir.” ifadesinde bulundu.

Tercih listesi dengeli hazırlanmalı

Tercih listesinin yalnızca ulaşılması zor bölümlerden oluşturulmaması gerektiğini kaydeden Özgür Akoğlan, “Tercih yaparken listenizi yerleştirme başarı sıranıza göre oluşturmalı, kendi sıranızın daha üstündeki ve altındaki aralıkları kapsayacak esneklikte bir tercih listesi hazırlamalısınız.” dedi.

2026 YKS'nin en dikkat çeken sonucu sayısaldaki yığılma oldu

2026 YKS'nin en önemli özelliklerinden birinin özellikle sayısal puan türünde yaşanan yoğun yığılma olduğunu belirten Özgür Akoğlan, “2026 YKS sonuçları incelendiğinde sınavın kolay olması ve eleyici tabir edilen soruların çoğunluk tarafından yanlış yapılması özellikle sayısal puan türünde 360 puan üzeri öğrencilerde yığılmaya neden olmuş.” ifadesinde bulundu. 

Tıp ve diş hekimliği hedefleyen adaylar ne yapacak?

Sayısal alandaki bu tablonun özellikle başarı sırası şartı bulunan bölümleri etkilediğini ifade eden Özgür Akoğlan, "Bu yıl oluşan sıralama değişikliği tıp ve diş isteyen adayların bölüm barajlarına takılmasına neden olacak, bu durum nedeniyle tercih yapmama eğilimleri olabilir.” diye konuştu.

Aynı başarı sırası için daha yüksek puan gerekti

2025 ve 2026 sonuçlarını karşılaştıran Özgür Akoğlan, “Öğrencilerde yüksek netler ile düşük sıralamaları oluşmuş. Örneğin 2025 YKS de sayısal 453 puanla 50.000 başarı sırası aşılabilirken 2026 YKS de 50.000 sıralamalarına girebilmek için 465 üzeri puan alınması gerekmiş. Ortaöğretim Başarı Puanlarının da yerleştirme puanlarına etkisinin çok önemli olduğu bir kez daha belirgin bir şekilde ortaya çıkmış.” şeklinde sözlerini tamamladı. 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/07/yks-sonuclari-aciklandi-netler-yuksek-siralamalar-dusuk-yigilma-fazla-7347.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/07/yks-sonuclari-aciklandi-netler-yuksek-siralamalar-dusuk-yigilma-fazla-7347.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/07/yks-sonuclari-aciklandi-netler-yuksek-siralamalar-dusuk-yigilma-fazla-7347-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/07/yks-sonuclari-aciklandi-netler-yuksek-siralamalar-dusuk-yigilma-fazla-7347.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.iyigunler.net/yks-sonuclari-aciklandi-netler-yuksek-siralamalar-dusuk-yigilma-fazla/359889/</link>
			<pubDate>Wed, 22 Jul 2026 11:53:49 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[İBB YKS tercih döneminde gençlerin yanında]]></title>
			<description><![CDATA[İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Yükseköğrenim Kurumları Sınavı’na (YKS) giren gençler için sunduğu ücretsiz tercih danışmanlığı hizmetiyle bu yıl da İstanbul’un meydanlarındaki yerini aldı. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[İBB YKS tercih döneminde gençlerin yanında

 

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Yükseköğrenim Kurumları Sınavı’na (YKS) giren gençler için sunduğu ücretsiz tercih danışmanlığı hizmetiyle bu yıl da İstanbul’un meydanlarındaki yerini aldı. 22 Temmuz’dan (yarın) itibaren tercih dönemi boyunca İstanbul’un dört yanına kurulan İBB Tercih Danışma ve Rehberlik Merkezleri’nde 210 PDR uzmanı ve eğitmen en uygun üniversiteyi ve bölümü seçebilmeleri için gençlere destek olacak.  

ÜNİVERSİTE TERCİHİ YAPACAK GENÇLER İÇİN ÜCRETSİZ DANIŞMANLIK HİZMETİ 

20-21 Haziran tarihlerinde gerçekleşen YKS sınavı sonrası gençlerde tercih heyecanı başladı. Yaklaşık 2,5 milyon kişinin katıldığı YKS sonuçlarının açıklanması ile birlikte gençleri de tercih heyecanı sardı. İBB Gençlik Hizmetleri Şube Müdürlüğü tarafından İstanbul’un meydanlarında kurulan İBB Tercih Danışma ve Rehberlik Merkezleri her yıl olduğu gibi 2026 tercih döneminde de gençlere ücretsiz tercih danışmanlığı hizmeti verecek. 

TERCİHLE İLGİLİ HER KONUDA BİLGİ ALABİLECEKLER

2019’dan buyana 369.594 gencin tercih desteği aldığı İBB Tercih Danışma ve Rehberlik Merkezleri’nde psikolojik danışman ve rehberlerden (PDR) oluşan uzmanlar gençlere puanları, başarı sıralamaları ve üniversitelerin kontenjanlarına göre hangi üniversiteleri tercih edebileceklerine dair destek olacak. 

İBB’nin İBB’nin 210 kişiden oluşan danışman kadrosu tercih listelerini oluştururken gençlerin yeteneklerini, tercih edecekleri alanlarla ilgili beklentilerini, eğitim için başka bir şehirde yaşamak isteyip istemediklerini, tercih yapacakları üniversitenin bulunduğu şehrin barınma imkanlarını, ulaşım olanaklarını ve diğer etkenleri göz önünde bulundurmaları gerektiği gibi konularda da rehberlik edecek. 

UZMANLAR GENÇLERE DESTEK OLACAK

23 meydan, 6 İletişim Noktası, 4 kütüphane, 4 Enstitü İstanbul İSMEK merkezi ve 2 İstihdam Ofisi olmak üzere toplam 39 noktada kurulacak İBB Tercih Danışma ve Rehberlik Merkezleri, 22 Temmuz’dan (yarın) itibaren hizmet verecek olan İBB Tercih Danışma ve Rehberlik Merkezleri’nde PDR uzmanlarından oluşan ekipler tercih döneminin sonuna kadar saat 10.00-19.00 saatleri arasında danışmanlık hizmeti verecek. 

İstanbul’da yaşayıp meydanlara gelemeyenler için Alo 153 Çözüm Merkezi tercih danışmanlığı hizmeti verecek. Şehir dışından tercih desteği almak isteyen gençler 0212 153 00 00 numaralı hattı arayarak bilgi alabilecek. İBB’nin PDR uzmanları, talep etmeleri durumunda engel veya hastalık sebebiyle merkezlere gelemeyenlerin evlerinde ya da tedavi gördükleri hastanelerde bu hizmeti verecek. Ayrıca tüm adaylar https://tercih.ibb.istanbul/ adresinde yer alan “İBB Tercih Robotu” sistemini kullanarak tercih listelerini oluşturup daha sonra ÖSYM’nin sistemi üzerinden tercihlerini yapabilecek.

 TERCİH DANIŞMA VE REHBERLİK MERKEZİ MEYDANLAR


	Bakırköy Meydan 
	Şirinevler Meydan 
	Gaziosmanpaşa Meydan 
	Şişli Meydan 
	Kadıköy Meydan 
	Üsküdar Meydan 
	Sultanbeyli Meydan 
	Bağcılar Meydan 
	Beşiktaş Meydan 
	Beylikdüzü Meydan 
	Kartal Meydan 
	Çekmeköy Meydan 
	Ümraniye Meydan 
	Şile Meydan 
	Aksaray Meydan 
	Pendik Meydan 
	Taksim Meydan 
	Esenyurt Meydan 
	Silivri Meydan 
	Esenler Meydan 
	Beykoz Meydan 
	Sultangazi Meydan 
	Avcılar Meydan 


TERCİH DANIŞMA VE REHBERLİK MERKEZİ İLETİŞİM NOKTALARI


	Adalar 
	Büyükçekmece 
	Çatalca 
	Küçükçekmece 
	Sarıyer 
	Başakşehir 


TERCİH DANIŞMA VE REHBERLİK MERKEZİ KÜTÜPHANELER


	Arnavutköy (İBB Rıfat Ilgaz Kütüphanesi) 
	Eyüpsultan (İBB Hasan Hüseyin Korkmazgil Kütüphanesi) 
	Bayrampaşa (İBB Suat Derviş Kütüphanesi) 
	Güngören (İBB Osman Nuri Ergin Kütüphanesi) 


TERCİH DANIŞMA VE REHBERLİK MERKEZİ ENSTİTÜ İSTANBUL İSMEK


	Maltepe (Mutfak Sanatları Okulu) 
	Sancaktepe (Abdurrahman Gazi Eğitim Merkezi) 
	Zeytinburnu (Seyitnizam Eğitim Merkezi) 
	Tuzla (Yayla Eğitim Merkezi) 


 

TERCİH DANIŞMA VE REHBERLİK MERKEZİ İSTİHDAM OFİSİ


	Ataşehir (İBB Bölgesel İstihdam Ofisi Ataşehir) 
	Kağıthane (İBB Bölgesel İstihdam Ofisi Kağıthane)


 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/07/ibb-yks-tercih-doneminde-genclerin-yaninda-3590.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/07/ibb-yks-tercih-doneminde-genclerin-yaninda-3590.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/07/ibb-yks-tercih-doneminde-genclerin-yaninda-3590-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/07/ibb-yks-tercih-doneminde-genclerin-yaninda-3590.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.iyigunler.net/ibb-yks-tercih-doneminde-genclerin-yaninda/359885/</link>
			<pubDate>Tue, 21 Jul 2026 16:57:37 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Yuvamız İstanbul 40 binden fazla çocuğa gelecek oldu]]></title>
			<description><![CDATA[İBB Başkanvekili Nuri Aslan, Yuvamız İstanbul Çocuk Etkinlik Merkezleri mezuniyetinde miniklerin heyecanına ortak oldu.
]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Yuvamız İstanbul 40 binden fazla çocuğa gelecek oldu


İBB Başkanvekili Nuri Aslan, Yuvamız İstanbul Çocuk Etkinlik Merkezleri’nin mezuniyet töreninde, “Biz onları mutlu olsunlar diye büyütüyoruz. Çünkü çok iyi biliyoruz ki; Mutlu insanlar hayatı güzelleştirir, Mutlu insanlar dünyayı güzelleştirir, Mutlu insanlar evreni güzelleştirir. Mutlu insanlar paylaşır, iyiliği büyütür, dayanışmayı güçlendirir. İstanbul’umuza kazandırdığımız yuvalarımız yalnızca birer bina değil.  Yuvalarımız, Ekrem Başkanımızın öncülüğünde hepimizin, şehrimizin çocuklarına ve annelerine verdiğimiz söz, ettiğimiz yemin. Bugün ne mutlu bize ki, bu mutluluk vizyonuyla İstanbul genelinde toplam 12.699 çocuk kapasitesine sahip 127 Çocuk Etkinlik Merkezi ile hizmet veriyoruz.  Merkezlerimizde, her yıl açılan kontenjanlar ve hizmet dönemleriyle birlikte bugüne kadar 40 binden fazla çocuğumuz hizmet aldı.  Bugün, bu merkezlerimizden tam 4.551 çocuğumuzu daha gururla mezun ediyoruz.  Buraya bakıp gurur duymamak mümkün değil. Allah senden razı olsun Ekrem İmamoğlu” dedi.


MALTEPE / İSTANBUL

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) tarafından çocukların nitelikli okul öncesi eğitim alabilmesi amacıyla kurulan Yuvamız İstanbul Çocuk Etkinlik Merkezleri, yeni mezunlarını coşkulu bir törenle uğurladı. Bu yıl 4 bin 551 çocuğun mezun olduğu törende İBB Başkanvekili Nuri Aslan da hem miniklerin hem de ailelerin heyecanına ortak oldu. Törene İBB Genel Sekreteri Prof. Dr. Volkan Demir, Maltepe Belediye Başkanı Esin Köymen, ilgili İBB Bürokratları, meclis üyeleri ve çok sayıda vatandaş da katıldı. Gün boyu Maltepe Etkinlik alanında düzenlenen çok sayıda etkinliklerle eğlenen çocuklar akşam saatlerinde mezuniyet heyecanını yaşadı. Mezuniyet töreninde konuşma yapan İBB Başkanvekili Nuri Aslan, sözlerine Cumhurbaşkanı Adayı ve İstanbul’un seçilmiş Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun Silivri’deki hücresinden gönderdiği selamlarını ve sevgilerini ileterek başladı.

Aslan, daha sonra konuşmasına şu şekilde devam etti;

“Yuvamız İstanbul Çocuk Etkinlik Merkezlerimizin mezuniyet törenine hoş geldiniz. Sizlere, İstanbul’un seçilmiş belediye başkanı, cumhurbaşkanı adayımız ve İstanbul’un çocuklarını kendi evlatları gibi seven Sayın Ekrem İmamoğlu’nun selamlarını getirdim. Hepiniz çok iyi hatırlarsınız; bir evladımız, Ekrem Başkanımıza, ‘Belediye başkanının görevi süt getirmektir’ demişti. O an her aklıma geldiğinde gözlerim doluyor. Bizler, çocuklarımızın kapısına 2019’dan sonra süt götürmeye başladık. Bugüne kadar 52 milyon litreden fazla sütü evlatlarımıza ulaştırdık. Bununla da kalmadık. İlkokul, ortaokul ve lisede eğitim gören 94 bin 303 öğrencimize !Sen Oku Diye! eğitim desteği sağladık.   Bugüne dek toplamda 610 bin 828 kez 761 milyon 877 bin TL destek olduk. İlkokul çağındaki kız çocuklarının eğitimi, bu ülkenin aydınlık yarınları demektir.  İşte bu yüzden, ‘Kızlar Okusun Diye’ eğitim desteği sağladık. 2019’dan 31 Aralık 2025 tarihine kadar 39 bin 291 hanemize 117 milyon 873 bin TL destek sunduk.  2025 yılında, 15 bin 714 ihtiyaç sahibi hanede yaşayan evlatlarımıza Okul Beslenme Desteği ile doğrudan omuz verdik.”

“HİÇBİR ÇOCUK İMKANSIZLIKLAR NEDENİYLE OKUL ÖNCESİ DÖNEM HİZMETLERİNDEN MAHRUM KALMASIN DİYE YUVAMIZ İSTANBUL MERKEZLERİMİZİ ÇIĞ GİBİ BÜYÜTÜYORUZ”

“Biz Ekrem Başkanımızla daha 2019’dan da önce yola çıktığımızda tek bir şey düşledik: Çocukları mutlu ve huzurlu bir İstanbul inşa etmek. Bunun için de çok çalıştık, çalışmaya devam ediyoruz.  İnanın İstanbul’un tüm çocuklarını kendi evladımız biliyoruz. İşte bu yüzden, hiçbir çocuk imkansızlıklar nedeniyle okul öncesi dönem hizmetlerinden mahrum kalmasın diye Yuvamız İstanbul Merkezlerimizi çığ gibi büyütüyoruz. Yuvamız İstanbul Çocuk Etkinlik Merkezlerimizde çocuklarımıza nitelikli okul öncesi dönem hizmet imkanları sağlamanın yanı sıra aynı zamanda ailelerimizin bütçelerine de katkı sağlıyoruz. Verdiğimiz hizmetler sayesinde ailelerimiz bu yıl toplam 3,2 milyar TL tasarruf etti.  Bu yıl ile birlikte Yuvamız İstanbul Çocuk Etkinlik Merkezlerimizin hane bütçesine sağladığı tasarruf miktarı toplamda 8 milyar TL’ye dayandı.”

 

“YUVALARIMIZ, EKREM BAŞKANIMIZIN ÖNCÜLÜĞÜNDE HEPİMİZİN, ŞEHRİMİZİN ÇOCUKLARINA VE ANNELERİNE VERDİĞİMİZ SÖZ, ETTİĞİMİZ YEMİN”

 

“Bizler çok iyi biliyoruz ki; ancak eğitimle değişir bir çocuğun yarını ve bir ülkenin kaderi… Bazen merkezlerimizde çocuklarımızı ziyaret ediyorum. Öğretmenleri izin verirse derslerine katılıyor; onlarla birlikte resim yapıyor, oyunlar oynuyorum. Onlara orada nasıl şefkatle bakıldığını, neler öğretildiğini gözlerimle görüyorum. Benim bir baba olarak içim çok rahat. Biliyorum ki sizlerin de içi çok rahat. Çünkü bizim için en önemli şey çocuklarımızı gözetmek. Onlar büyüyecekler... Ama biz onları sadece ‘büyük adam olsunlar’ diye büyütmüyoruz. Biz onları mutlu olsunlar diye büyütüyoruz. Çünkü çok iyi biliyoruz ki; Mutlu insanlar hayatı güzelleştirir, Mutlu insanlar dünyayı güzelleştirir, Mutlu insanlar evreni güzelleştirir. Mutlu insanlar paylaşır, iyiliği büyütür, dayanışmayı güçlendirir. İstanbul’umuza kazandırdığımız yuvalarımız yalnızca birer bina değil.  Yuvalarımız, Ekrem Başkanımızın öncülüğünde hepimizin, şehrimizin çocuklarına ve annelerine verdiğimiz söz, ettiğimiz yemin. Bugün ne mutlu bize ki, bu mutluluk vizyonuyla İstanbul genelinde toplam 12.699 çocuk kapasitesine sahip 127 Çocuk Etkinlik Merkezi ile hizmet veriyoruz.  Merkezlerimizde, her yıl açılan kontenjanlar ve hizmet dönemleriyle birlikte bugüne kadar 40 binden fazla çocuğumuz hizmet aldı.  Bugün, bu merkezlerimizden tam 4.551 çocuğumuzu daha gururla mezun ediyoruz.  Buraya bakıp gurur duymamak mümkün değil. Allah senden razı olsun Ekrem İmamoğlu.”

“CUMHURİYET, BU TOPRAKLARDA HİÇBİR ÇOCUĞUN YALNIZ VE ÇARESİZ KALMAMASI DEMEKTİR”

“Çocuklarımızın okul öncesi dönem hizmetlerinde fırsat eşitliğinden faydalanabilmeleri için çalışırken bir yandan da geçim sıkıntısının derinden hissedildiği bu günlerde ailelerimize nefes olmaya devam edeceğiz. ‘Kreşler açarak mı İstanbul’u yöneteceksiniz?’ diye bu büyük emeği, bu adalet mücadelesini küçümseyenler; bugün gelip bu meydandaki binlerce çocuğumuzun yüzündeki parıltıyı, ailelerimizin gözündeki o sarsılmaz güveni görsünler! İşte o zaman Ekrem İmamoğlu’nun ve bu vizyonun milletimizin gönlünde nasıl sarsılmaz bir yer ettiğini anlayacaklardır. Biz bu gücü nereden alıyoruz biliyor musunuz? Kimsesizlerin kimsesi olan Cumhuriyet’imizden. Cumhuriyet, bu topraklarda hiçbir çocuğun yalnız ve çaresiz kalmaması demektir. Biz bu sözün bekçileriyiz. Her biri bir cihan parçası olan güzel çocuklarım; gözlerinizden öpüyorum. İyi ki varsınız, iyi ki kocaman ve çok mutlu bir aileyiz! Tüm mezunlarımızı tebrik ediyor, başta öğretmenlerimiz ve ailelerimiz olmak üzere bu büyük başarıda emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.Hepinize saygı ve sevgiyle selamlıyorum. Yolunuz, bahtınız açık olsun!”

Konuşmaların ardından sahneye davet edilen protokol üyeleri ellerinde Türk Bayraklarıyla birlikte marşlar söyledi. Tören, miniklerin “Yuvamız İstanbul” şapkalarını havaya atması ve toplu anı fotoğrafı çekilmesiyle son buldu.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/07/yuvamiz-istanbul-40-binden-fazla-cocuga-gelecek-oldu-2822.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/07/yuvamiz-istanbul-40-binden-fazla-cocuga-gelecek-oldu-2822.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/07/yuvamiz-istanbul-40-binden-fazla-cocuga-gelecek-oldu-2822-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/07/yuvamiz-istanbul-40-binden-fazla-cocuga-gelecek-oldu-2822.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.iyigunler.net/yuvamiz-istanbul-40-binden-fazla-cocuga-gelecek-oldu/359837/</link>
			<pubDate>Sun, 12 Jul 2026 23:16:51 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Boğaziçili öğrenciye fotoğraf çektirmeme cezası]]></title>
			<description><![CDATA[AKP'li kadrolaşmanın durmak bilmediği Boğaziçi Üniversitesi'nde öğrencilerin tepkisine rektörlüğün verdiği cezalar sert tepkilere neden oluyor.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Boğaziçili öğrenciye fotoğraf çektirmeme cezası

Boğaziçi Üniversitesi mezuniyet töreninde, 'paraşüt' akademisyen Yasin Ramazan Başaran ile fotoğraf çektirmeyi reddeden öğrencinin mezun kartının iptal edildiği ve 5 yıl süreyle kampüse girişinin yasaklandığı öğrenildi.
Boğaziçi Üniversitesi Felsefe Bölümü mezuniyet töreninde, kayyım yönetimi döneminde bölüme atanan "paraşüt akademisyen" Yasin Ramazan Başaran ile fotoğraf çektirmeyi reddettiği için gündeme gelen öğrencinin kampüse 5 yıl boyuna girişi yasaklandı.

Boğaziçi'nin Sesi'nin sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, mezuniyet törenindeki protestonun ardından öğrencinin mezun kartının üniversite yönetimi tarafından iptal edildiği ve hakkında 5 yıl süreyle kampüse giriş yasağı kararı verildiği belirtildi.

"BU OKULDAN ELİNİZİ ÇEKİN!"

Paylaşımda şu ifadelere yer verildi:

"Yasin Ramazan isimli paraşüt ile fotoğraf çekilmek istemediği için arkadaşımızın mezun kartının AKP'li Naci İnci yönetimi tarafından iptal edildiğini, 5 sene boyunca kampüse giriş yasağı aldığını öğrendik. Bu okuldan elinizi çekin!"
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/07/bogazicili-ogrenciye-fotograf-cektirmeme-cezasi-2221.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/07/bogazicili-ogrenciye-fotograf-cektirmeme-cezasi-2221.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/07/bogazicili-ogrenciye-fotograf-cektirmeme-cezasi-2221-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/07/bogazicili-ogrenciye-fotograf-cektirmeme-cezasi-2221.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.iyigunler.net/bogazicili-ogrenciye-fotograf-cektirmeme-cezasi/359798/</link>
			<pubDate>Fri, 03 Jul 2026 20:24:13 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[YKS'de tartışmalı soru ÖSYM tarafından iptal edildi]]></title>
			<description><![CDATA[Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi az önce açıkladı, YKS sınavında AYT’de bir soru iptal edildi, bir sorunun da yanıtı değişti]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[YKS'de tartışmalı soru ÖSYM tarafından iptal edildi

Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) tartışmalara neden olan YKS ile ilgili kararını açıkladı. ÖSYM bir sorunun iptal edildiğini bir sorunun ise cevabının değiştirildiğini açıkladı.

Milyonlarca üniversite adayının girdiği Yükseköğretim Kurumları Sınavı Alan Yeterlilik Testi'nde (YKS AYT) "soru iptali" ve "yanıt değişikliği" kararı alındı. 

ÖSYM tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi; 


"20 Haziran 2026 tarihinde uygulanan 2026-YKS 1. Oturum Temel Yeterlilik Testi (TYT) ile 21 Haziran 2026 tarihinde uygulanan 2026-YKS 2. Oturum Alan Yeterlilik Testleri’nin (AYT) madde analizleri incelenmiş, cevap anahtarlarının kontrolleri tamamlanmış, itirazlar bilimsel açıdan değerlendirilmiş olup ÖSYM Yönetim Kurulu tarafından, Alan Yeterlilik Testleri’nin Matematik Testi Temel Soru Kitapçığı’nda yer alan 23 numaralı sorunun “C” olarak girilmiş cevabının “A” olarak değiştirilmesine; Türk Dili ve Edebiyatı-Sosyal Bilimler-1 Testi Temel Soru Kitapçığı’nda yer alan 20 numaralı sorunun iptal edilmesine karar verilmiştir. 2026-YKS Kılavuzunun "3.10.1. Sınav Puanları Nasıl Hesaplanacaktır?" maddesinde yer alan "Sınavdan sonra ÖSYM veya yargı mercileri tarafından iptaline karar verilen sorular değerlendirme dışı bırakılarak geçerli soruların puan değerinin yeniden saptanması suretiyle puanlama yapılacaktır." hükmü gereğince değerlendirme yapılacaktır."
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/07/yks-de-tartismali-soru-osym-tarafindan-iptal-edildi-4115.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/07/yks-de-tartismali-soru-osym-tarafindan-iptal-edildi-4115.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/07/yks-de-tartismali-soru-osym-tarafindan-iptal-edildi-4115-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/07/yks-de-tartismali-soru-osym-tarafindan-iptal-edildi-4115.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.iyigunler.net/yks-de-tartismali-soru-osym-tarafindan-iptal-edildi/359781/</link>
			<pubDate>Wed, 01 Jul 2026 12:42:49 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[İBB’den YKS adaylarına ücretsiz kumanya desteği]]></title>
			<description><![CDATA[İBB'ye bağlı toplu ulaşım araçları, 20 Haziran Cumartesi ve 21 Haziran Pazar günü yapılacak Yükseköğretim Kurumları Sınavı’na (YKS) girecek öğrenci ve görevlilere ücretsiz hizmet verecek. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[İBB’den YKS adaylarına ücretsiz kumanya ve ulaşım desteği

 

İBB'ye bağlı toplu ulaşım araçları, 20 Haziran Cumartesi ve 21 Haziran Pazar günü yapılacak Yükseköğretim Kurumları Sınavı’na (YKS) girecek öğrenci ve görevlilere ücretsiz hizmet verecek. İBB, ayrıca her iki sınav gününde de Mobil Çözüm Noktaları ile belirlenen noktalarda öğrenciler için kumanya dağıtımı gerçekleştirecek.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin (İBB) toplu ulaşım araçları, 20 Haziran 2026 Cumartesi ve 21 Haziran 2025 Pazar günü gerçekleştirilecek YKS’ye girecek öğrencilere ve sınav görevlilerine ücretsiz hizmet verecek. 

Her iki sınav günü için geçerli olacak ücretsiz toplu ulaşımdan faydalanmak isteyen öğrencilerin sınav giriş belgesini, görevli personellerin de görevli belgelerini göstermeleri yeterli olacak. Sınavın 2 saat öncesinden başlayan ücretsiz ulaşım imkânı, sınav bitişinin 2 saat sonrasına kadar devam edecek. 

İBB'DEN ÖĞRENCİLERE KUMANYA DAĞITIMI

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Destek Hizmetleri Daire Başkanlığı İşletmeler Şube Müdürlüğü, 20- 21 Haziran tarihlerinde yapılacak olan YKS sınavı kapsamında Mobil Çözüm Noktaları ile belirlenen okullarda öğrenciler ve yakınları için kumanya dağıtımı gerçekleştirecek. Okul önünde hazır bekleyen mobil araçlar aracılığıyla adaylara ve ailelere çay, su, kek, meyve suyu servisi yapılacak.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/06/ibb-den-yks-adaylarina-ucretsiz-kumanya-destegi-445.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/06/ibb-den-yks-adaylarina-ucretsiz-kumanya-destegi-445.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/06/ibb-den-yks-adaylarina-ucretsiz-kumanya-destegi-445-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/06/ibb-den-yks-adaylarina-ucretsiz-kumanya-destegi-445.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.iyigunler.net/ibb-den-yks-adaylarina-ucretsiz-kumanya-destegi/359739/</link>
			<pubDate>Fri, 19 Jun 2026 12:56:46 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[YKS stresini yönetmenin 7 altın kuralı]]></title>
			<description><![CDATA[Dikkat! Bu hatalar sınav stresini körüklüyor! YKS öncesi hem gençlere hem ailelere kritik  neriler! Sınav stresi sandığınız kadar kötü olmayabilir! Sınav stresi doğru yönetilirse başarıyı destekliyor! Anne babalar, kaygınızı çocuğunuza yüklemeyin!]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[YKS stresini yönetmenin 7 altın kuralı

 

 

 

Yüksek Öğretim Kurumları Sınavı'na (YKS) sayılı günler kala yaklaşık 2,5 milyon aday ve ailesinde heyecanla birlikte stres de giderek artıyor. Sınav öncesinde hissedilen stresin doğal ve hatta belirli ölçüde gerekli olduğunu belirten Acıbadem Fulya Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Talat Sarıkavak, başarının anahtarının stresi ortadan kaldırmak değil, onu doğru yönetebilmekten geçtiğini vurguluyor. Stresin doğru yönetildiğinde dikkati artırıp motivasyonu destekleyerek performansa olumlu katkı sağlayabildiğine dikkat çeken Sarıkavak “Unutulmamalıdır ki; YKS bir son değil, sadece bir başlangıçtır. Gençlerimizin bu süreçten zihinsel ve bedensel olarak sağlıklı, aile ilişkileri yara almamış bir şekilde çıkması, sınavda alacakları puandan çok daha uzun vadeli bir başarı kriteridir” diyor. Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Sarıkavak, sağlıklı ve verimli bir sınav için hem gençlere hem de ailelerine stresi yönetmenin 7 altın kuralını anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. 


	
	Sınavı ‘kader anı’ olarak görmeyin
	


Sınavın bir "kader anı" olarak görülmesi stresi artıran en önemli etkenlerin başında gelmektedir. Ailelerin, çocuklarının sınav başarısını kendi ebeveynlik performanslarının bir karnesi olarak görmesi sık yapılan bir hatadır. Bu durum hem ebeveynin kaygısını artırır hem de gencin sırtına taşıyamayacağı bir yük bindirir. Beklentilerin; çocuğun önceki akademik geçmişi, ilgi alanları ve mevcut koşullarıyla uyumlu, esnek ve gerçekçi olması iç motivasyonu destekler. Sınav öncesi çocuğa ‘zaman zaman zorlandın, zaman zaman çok çalıştın. Eksiklerin olsa bile bu süreci bugüne kadar getirdin. Bizim için bu çaban ve emeğin her şeyden daha değerli’ demek en güçlü psikolojik kalkan olacaktır. 


	
	Duygularınızı konuşmaktan çekinmeyin
	


Ergenlik döneminde gençlerin kaygılarını, korkularını veya tükenmişliklerini kelimelere dökmesi zordur. Ev içinde yargıdan uzak, duyguların rahatça konuşulabildiği bir atmosfer yaratmak çok değerlidir. Gencin "Çok yoruldum, çalışmak istemiyorum" serzenişine "Tembellik yapma, az kaldı" demek yerine, onun bu duygusunu merak eden ve anlamaya çalışan bir yaklaşım sergilenmelidir. Aileler kendi kaygılarını fark etmeli ve bu yükü çocuğa yansıtmak yerine, gerekirse bir uzmandan destek almalıdır. 


	
	Uyku ve günlük düzeninizi koruyun
	


Sınav döneminde ailenin en somut rolü; düzenli uyku, dengeli beslenme ve huzurlu bir çalışma ortamı sağlamaktır. Ders dışı tüm sosyal ve keyifli aktiviteleri kısıtlanan, sürekli olumsuz eleştiriye maruz kalan bir gencin tükenmişlik riski artar. Sınav haftasında ev içi gürültüyü azaltmak, gencin günlük ritmine saygı duymak ve kısa molalarla deşarj olmasına izin vermek performansı doğrudan olumlu etkiler. 


	
	Sınavı hayatın tek belirleyicisi olarak görmeyin
	


Araştırmalar, sınavı "geri dönüşü olmayan tek şans" olarak gören öğrencilerin stres seviyelerinin çok daha yüksek olduğunu gösteriyor. Eğitim ve kariyer hayatının; yatay geçişler, ikinci tercihler, tekrar deneme şansı veya farklı kariyer rotaları gibi pek çok alternatif barındırdığı evde açıkça konuşulmalıdır. Bu durum sınavı önemsizleştirmek değil; "Bu sınav önemli bir adım ama senin değerini belirleyen tek ölçüt değil" mesajını vermektir.


	
	Nefesinizi ve bedeninizi sakinleştirmeyi öğrenin
	


Stres zihinde başlasa da bedende yaşanır. Kalp çarpıntısı, nefes darlığı gibi fizyolojik belirtileri yatıştırmak için basit nefes egzersizleri ve kas gevşetme teknikleri hayat kurtarıcıdır. Bu tekniklerin sadece sınav günü değil, öncesinde deneme sınavlarında da prova edilmesi beynin bu beceriyi otomatikleştirmesini sağlar. Böylece gerçek sınav anında panik dalgası çok daha hızlı kontrol altına alınabilir.


	
	Sonuca değil sürece odaklanın
	


"Ya kazanamazsam?" düşüncesi öğrenciyi kontrol edemediği bir alana sürükler. Stres yönetiminin temel kuralı, kontrolünüz altındaki alanlara odaklanmaktır. Sınav gününe dair "ya başaramazsam" senaryoları kurmak yerine; bugün kaç soru çözüleceği, hangi konunun tekrar edileceği gibi somut hedeflere odaklanmak kaygıyı dengeler. Gencin kendi iç konuşmasında "Başaramam" yerine "Daha önce de zorlu konuları aştım, elimden geleni yapıyorum" diyebilmesi, sınavı bir tehdit değil, bir performans alanı olarak görmesini sağlar.


	
	Sınav günü için küçük planlar yapın
	


Sınav sabahında yaşanabilecek stresi azaltmanın en etkili yollarından biri önceden plan yapmaktır. Sınava giderken giyilecek kıyafetlerin hazırlanması, ulaşım planının önceden yapılması ve sınav merkezine erken gidilmesi gençlerin kendilerini daha güvende hissetmesini sağlar. Rahat kıyafet seçimi, sınav merkezine ideal zamanda varış, sıraya oturunca alınacak birkaç derin nefes ve sınava ‘en iyi bilinen’ konudan başlamak adaptasyonu kolaylaştırır. Sorularda takıldığınızda bir yudum su içip, soruyu işaretleyerek geçmek gibi mikro planlar, sınav anında duygusal enerjinin doğru yönetilmesini sağlar. 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/06/yks-stresini-yonetmenin-7-altin-kurali-4171.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/06/yks-stresini-yonetmenin-7-altin-kurali-4171.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/06/yks-stresini-yonetmenin-7-altin-kurali-4171-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/06/yks-stresini-yonetmenin-7-altin-kurali-4171.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.iyigunler.net/yks-stresini-yonetmenin-7-altin-kurali/359712/</link>
			<pubDate>Tue, 16 Jun 2026 20:31:45 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[TEGV’de Yaz Etkinlikleri Başlıyor]]></title>
			<description><![CDATA[Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı’nın (TEGV) gelenekselleşen yaz dönemi etkinlikleri 30 Haziran’da başlıyor. Çocukların yaz tatillerini TEGV’de verimli, eğlenceli ve öğretici etkinliklerle değerlendirmelerini amaçlayan program, 31 Temmuz’a kadar TEGV etkinlik noktalarında ücretsiz olarak gerçekleştirilecek.
]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[
	
		
			
			TEGV’de Yaz Etkinlikleri Başlıyor

			 

			
			Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı’nın (TEGV) gelenekselleşen yaz dönemi etkinlikleri 30 Haziran’da başlıyor. Çocukların yaz tatillerini TEGV’de verimli, eğlenceli ve öğretici etkinliklerle değerlendirmelerini amaçlayan program, 31 Temmuz’a kadar TEGV etkinlik noktalarında ücretsiz olarak gerçekleştirilecek. Yaz etkinlik döneminde 80’den fazla farklı içerikten oluşan yaz programı ve TEGV Akademi ile binlerce çocuğa ulaşılması hedefleniyor.
			

			 “Bir Çocuk Değişir, Türkiye Gelişir” vizyonuyla çocukları nitelikli eğitim desteğiyle buluşturan Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı’nın (TEGV) yaz dönemi etkinlikleri, 30 Haziran’da başlıyor. TEGV’in Türkiye’nin dört bir yanındaki etkinlik noktalarında, ilköğretim çağındaki tüm çocuklara açık ve tamamen ücretsiz olarak gerçekleştirilecek etkinlikler, 31 Temmuz’a kadar devam edecek. Çocuklar yaz boyunca hem eğlenecek hem de yeni bilgiler öğrenerek farklı beceriler geliştirme fırsatı bulacak. Fiziksel etkinlik noktalarının yanı sıra TEGV Akademi dijital eğitim platformu da çocuklara etkileşimli ve oyun temelli içeriklerle bulundukları her yerden eğlenerek öğrenme imkânı sunacak.

			Yaşam becerilerinin gelişimine destek olan zengin bir program

			TEGV’in yaz dönemi etkinlikleri; sanat, spor, beslenme, müzik, bilim, felsefe, kodlama ve İngilizce gibi farklı alanlarda hazırlanan 80’den fazla içerikten oluşuyor. Çocukların ilgi alanlarını keşfetmelerine, yeni deneyimler kazanmalarına ve farklı beceriler geliştirmelerine katkı sağlayan etkinlikler, kısa süreli ve etkileşimli biçimde tasarlandı.

			Program kapsamında çocuklar sanat etkinliklerinde yaratıcılıklarını ortaya koyarken, spor etkinliklerinde takım çalışması ve hareket odaklı uygulamalarla eğlenceli vakit geçiriyor. Beslenme etkinliklerinde sağlıklı yaşam alışkanlıkları hakkında bilgi edinirken, müzik etkinliklerinde ritim ve seslerle kendilerini ifade etme fırsatı buluyorlar. Bilim etkinlikleriyle merak duygularını besleyen çocuklar, felsefe etkinliklerinde sorgulama ve düşünme becerilerini geliştiriyor. Kodlama ve İngilizce içerikleri ise çocukların dijital okuryazarlık, problem çözme ve yabancı dil farkındalığı gibi alanlarda gelişimlerini destekliyor. 

			Yaz Evde Değil TEGV’de Geçer

			“Yaz Evde Değil TEGV’de Geçer” sloganıyla gerçekleştirilen TEGV yaz etkinlikleri, çocukların yalnızca yeni bilgiler edinmelerini değil; aynı zamanda zamanı etkin kullanma, grup çalışması, iletişim kurma, eleştirel ve yaratıcı düşünme gibi yaşam becerilerini geliştirmelerini de amaçlıyor. Çocuklar, farklı temalar etrafında şekillenen etkinlikler sayesinde çevre bilinci kazanıyor, haklarını öğreniyor, okuma alışkanlıklarını güçlendiriyor ve kendilerini daha yakından tanıma fırsatı buluyor. TEGV’in dijital eğitim platformu TEGV Akademi ise etkileşimli ve oyun temelli yaklaşımıyla hazırlanan zengin içerikleri sayesinde çocukların kendi hızlarında ve ilgi alanlarına göre öğrenmelerine olanak tanıyor. 

			Tüm çocuklara açık ve ücretsiz

			Her yıl gerçekleştirilen yaz etkinlikleri kapsamında bu yıl yaklaşık 5 bin 500 çocuğa ulaşılması hedefleniyor. TEGV, yaz tatilini dolu dolu geçirmek, yeni arkadaşlar edinmek ve eğlenerek öğrenmek isteyen tüm çocukları etkinlik noktalarına davet ediyor.

			Etkinlikler hakkında detaylı bilgi almak ve kayıt süreçlerini öğrenmek isteyenler, TEGV’in sosyal medya hesaplarını ve www.tegv.org adresini ziyaret edebilir. Katılımcılar, TEGV’in web sitesi üzerinden kendilerine en yakın etkinlik noktasının konum ve iletişim bilgilerine ulaşarak kayıt süreçleri hakkında bilgi alabiliyorlar.

			 
			
		
	

]]></content:encoded>
		    <image>https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/06/tegv-de-yaz-etkinlikleri-basliyor-3775.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/06/tegv-de-yaz-etkinlikleri-basliyor-3775.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/06/tegv-de-yaz-etkinlikleri-basliyor-3775-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/06/tegv-de-yaz-etkinlikleri-basliyor-3775.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.iyigunler.net/tegv-de-yaz-etkinlikleri-basliyor/359711/</link>
			<pubDate>Tue, 16 Jun 2026 20:26:10 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[YKS’ye sayılı günler kala velilere kritik uyarılar!]]></title>
			<description><![CDATA[Üsküdar Üniversitesi Eğitim Kurumları ve Rehberlik Hizmetleri Yöneticisi Uzman Psikolojik Danışman Özgür Akoğlan, 20-21 Haziran 2026 tarihlerinde gerçekleştirilecek Yükseköğretim Kurumları Sınavı’na (YKS) kısa bir süre kala ebeveyn tutumlarını değerlendirdi. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[YKS’ye sayılı günler kala velilere kritik uyarılar! “Sınav kampı değil, güvenli liman olun!”

YKS’ye sayılı günler kala velilerin tutumlarının öğrencilerin sınav performansı üzerinde belirleyici rol oynadığını söyleyen Uzman Psikolojik Danışman Özgür Akoğlan, “Bu süreçte velilerin dikkat etmesi gereken ilk ve en önemli kural, ev içindeki doğal düzeni korumaktır. Sınav yaklaştıkça evi bir ‘sınav kampı’ havasına sokmak, sürekli ‘Ne kadar çalıştın?’ gibi sorular sormak öğrenciyi baskı altında hissettirir.” dedi.

Velilerin en çok dikkat etmesi gereken konulardan birinin beklenti yönetimi olduğunu kaydeden Özgür Akoğlan, “Öğrenci, sınav sonucundan bağımsız olarak sizin sevginizden emin olduğunda, stresini daha kolay yönetebilir. Başarıya giden yolda ‘güvenli liman’ olabilmek değerlidir.” diye konuştu.

Üsküdar Üniversitesi Eğitim Kurumları ve Rehberlik Hizmetleri Yöneticisi Uzman Psikolojik Danışman Özgür Akoğlan, 20-21 Haziran 2026 tarihlerinde gerçekleştirilecek Yükseköğretim Kurumları Sınavı’na (YKS) kısa bir süre kala ebeveyn tutumlarını değerlendirdi. 

Evdeki doğal düzeni koruyun

YKS’ye günler kala birçok ailede sınav odaklı bir atmosfer oluştuğunu ifade eden Özgür Akoğlan, “YKS’ye kısa bir süre kala öğrencilerin üzerindeki baskı kadar, velilerin üzerindeki görünmez yük de oldukça yoğundur. Bu kritik dönemde hem öğrenciyi sağlıklı bir şekilde desteklemek hem de evin huzurunu korumak, sınav başarısının ötesinde bir öneme sahiptir. Bu süreçte velilerin dikkat etmesi gereken ilk ve en önemli kural, ev içindeki doğal düzeni korumaktır. Sınav yaklaştıkça evi bir ‘sınav kampı’ havasına sokmak, sürekli ‘Ne kadar çalıştın?’, ‘Deneme kaç net geldi?’ gibi sorular sormak öğrenciyi sıkıştırılmış ve baskı altında hissettirir. Günlük rutinlerinizi, yemek saatlerinizi ve genel sohbet konularınızı mümkün olduğunca normal tutmak, öğrencinin sınav dışındaki dünyayla bağını koparmamasını sağlar.” dedi.

Sayılar değişir, öğrencinin değeri değişmez

Velilerin en çok dikkat etmesi gereken konulardan birinin beklenti yönetimi olduğunu kaydeden Özgür Akoğlan, “Ebeveyn olarak başarabileceğiniz en kıymetli şeylerden biri de beklenti yönetimini sağlıklı bir zemine oturtmaktır. Kıyaslama yapmak, başarıyı sadece yüksek netlere indirgemek veya ‘Emeklerin boşa gitmesin’ gibi dolaylı yollardan suçluluk hissettirebilecek cümleler kurmak, öğrencinin özgüvenini ciddi şekilde zedeler. Bunun yerine, sonucun bir varoluş meselesi olmadığını, sizin için her koşulda değerli olduğunu hissettiren güven tazeleyici bir yaklaşım sergilemelisiniz. Öğrenci, sınav sonucundan bağımsız olarak sizin sevginizden emin olduğunda, stresini daha kolay yönetebilir. Başarıya giden yolda ‘güvenli liman’ olabilmek değerlidir.” diye konuştu.

Uyku, beslenme ve sınav lojistiği velilerin desteğiyle planlanmalı

Bu dönemde öğrencinin fiziksel ihtiyaçlarının da ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayan Özgür Akoğlan, “Öğrencinin fiziksel ve biyolojik ihtiyaçlarını desteklemek de tamamen sizin sorumluluğunuzdadır. Sınav gününe en yakın uyku ve beslenme düzenini şimdiden oturtmak, sınav günü oluşabilecek biyolojik aksaklıkların önüne geçer. Ayrıca, sınav giriş belgesi ve sınav yerinin görülmesi gibi lojistik detayları sizin üstlenmeniz, öğrencinin zihnini bu gibi detaylarla yormamasını sağlar. Son olarak, unutmamalısınız ki öğrenciler velilerinin kaygısını bir ayna gibi yansıtır. Sizin sakin, soğukkanlı ve ‘her ne olursa olsun yanındayım’ mesajını veren duruşunuz, öğrencinin bu süreci en az hasarla ve en yüksek performansla tamamlamasına yardımcı olan en büyük destek kaynağıdır. Bu dönemde öğrencinin öğretmeni veya kariyer danışmanı değil, her şeyden önce sınav masasında görünmez bir destek ebeveyni olmanız en doğrusudur.” şeklinde konuştu.

Sınavdan çıkar çıkmaz performans sorgulamayın

Özgür Akoğlan, velilere sınav sonrasındaki iletişim konusunda da önemli önerilerde bulunarak, “Sınav sonrası iletişim planı oluşturun. Sınavdan çıktığı an, ‘Nasıl geçti?’, ‘Şu soru zor muydu?’ gibi sorular sormak yerine, sınavın bittiğini kabul ederek normal bir akşam planı yapın. Sınavı konuşmak istiyorsa bırakın kendisi açsın; konuşmak istemiyorsa konuyu kapalı tutun.” şeklinde sözlerini tamamladı.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/06/yks-ye-sayili-gunler-kala-velilere-kritik-uyarilar-9824.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/06/yks-ye-sayili-gunler-kala-velilere-kritik-uyarilar-9824.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/06/yks-ye-sayili-gunler-kala-velilere-kritik-uyarilar-9824-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/06/yks-ye-sayili-gunler-kala-velilere-kritik-uyarilar-9824.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.iyigunler.net/yks-ye-sayili-gunler-kala-velilere-kritik-uyarilar/359706/</link>
			<pubDate>Tue, 16 Jun 2026 09:20:25 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Genç Modacılar Tasarladı, Büyükada'da podyuma çıktı]]></title>
			<description><![CDATA[İstanbul’un tarihi dokusu, geleceğin tasarımcılarının çevre dostu vizyonuyla Büyükada’da hayat buldu. Üniversiteli modacılar kendileri tasarladığı özel mezuniyet koleksiyonu izleyenlerden tam not aldı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Genç Modacılar Tasarladı, Büyükada'da podyuma çıktı

 

İstanbul Aydın Üniversitesi Anadolu BİL Meslek Yüksekokulu Moda Tasarım Bölümü öğrencilerinin "Sıfır Atık ve Sürdürülebilir Moda" anlayışıyla hazırladığı özel mezuniyet koleksiyonu, “Yeditepe’den Dokuz Ada’ya Defile” başlığıyla modaseverlerle buluştu.



Adalar İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nün ev sahipliğinde, Büyükada’nın tarihi atmosferine sahip Anadolu Kulübü’nde gerçekleşen bu anlamlı etkinlik, moda ve sanatı sürdürülebilirlik ortak paydasında bir araya getirdi. 

Çevre Dostu Dokunuşlar Podyumda

Geleceğin tasarımcıları, tekstil atıklarına ve çevre kirliliğine dikkat çekmek amacıyla tamamen sürdürülebilir malzemeler kullanarak hazırladıkları özgün tasarımları bu özel gecede sergilendi. Estetiğin çevre bilinciyle harmanlandığı koleksiyon, izleyicilere hem görsel bir şölen sundu hem de sürdürülebilir bir gelecek için güçlü bir mesaj verdi.
Moda ve sanat tutkunu İstanbullular, Adalılar ve seçkin konukların katılımıyla gerçekleşen bu özel etkinliğin sunuculuğunu ise ekranların deneyimli televizyon programcısı, yazar Aynur Ayaz üstlendi.



Projenin hayata geçmesinde İstanbul Aydın Üniversitesi Tasarım Bölüm Başkanı Nihal Bolkol, öğretim görevlisi Atelierist Kurucusu ve tasarımcısı Aycan Öktem, bölüm hocaları tamamının emekleri yer aldı.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/06/genc-modacilar-tasarladi-buyukada-da-podyuma-cikti-7458.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/06/genc-modacilar-tasarladi-buyukada-da-podyuma-cikti-7458.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/06/genc-modacilar-tasarladi-buyukada-da-podyuma-cikti-7458-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/06/genc-modacilar-tasarladi-buyukada-da-podyuma-cikti-7458.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.iyigunler.net/genc-modacilar-tasarladi-buyukada-da-podyuma-cikti/359702/</link>
			<pubDate>Tue, 16 Jun 2026 08:43:58 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Yeditepe Üniversitesi’nde Dijital Oyun Tasarımı Bölümü Açıldı]]></title>
			<description><![CDATA[Yeditepe Üniversitesi, dijital oyun sektörüne yaratıcı ve teknik açıdan donanımlı profesyoneller kazandırmak amacıyla “Dijital Oyun Tasarımı Bölümü”nü açtı. Bölüm, önümüzdeki yıl 29 öğrenciyle eğitime başlayacak.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Dijital Oyunun Geleceği için Yeni Bölüm Açıldı

 


Dijital Oyun Dünyasının Yeni Tasarımcıları Yeditepe’den Çıkacak. Yeditepe Üniversitesi’nde Dijital Oyun Tasarımı Bölümü Açıldı

Yeditepe Üniversitesi, dijital oyun sektörüne yaratıcı ve teknik açıdan donanımlı profesyoneller kazandırmak amacıyla “Dijital Oyun Tasarımı Bölümü”nü açtı. Bölüm, önümüzdeki yıl 29 öğrenciyle eğitime başlayacak.


Dijital oyun sektörü, son yıllarda dünya genelinde en hızlı büyüyen yaratıcı endüstrilerden biri olarak öne çıkıyor. Uluslararası araştırma şirketlerinin verilerine göre küresel dijital oyun pazarının büyüklüğü 2025 itibarıyla yaklaşık 190 milyar dolara yaklaşırken dünya genelindeki oyuncu sayısı da 3,5 milyarı aştı. Gaming in Türkiye tarafından hazırlanan Oyun Sektörü Raporu 2025’e göre ise ülkemizdeki pazarın büyüklüğü 1,1 milyar dolara ulaştı. 

Mobil oyunlardan bağımsız yapımlara, artırılmış ve sanal gerçeklik deneyimlerinden yapay zekâ destekli oyun teknolojilerine kadar genişleyen sektör; yalnızca eğlence alanını değil, eğitimden sağlığa, kültürden iletişime kadar birçok alanı da dönüştürüyor. Bu dönüşüm, yaratıcı ve teknik yetkinlikleri bir arada taşıyan oyun tasarımcılarına duyulan ihtiyacı da artırıyor. 

Disiplinlerarası Eğitim Yaygınlaşıyor

Bu gelişmelere paralel olarak dijital oyun tasarımı eğitimi, dünya genelinde üniversitelerde hızla yaygınlaşan disiplinlerarası alanlar arasında yerini alıyor. Özellikle ABD, İngiltere ve Avrupa’daki birçok üniversite; oyun tasarımını sanat, yazılım, hikâye anlatıcılığı ve kullanıcı deneyimiyle birleştiren lisans ve yüksek lisans programları açıyor. New York University, University of Southern California, Abertay University ve DigiPen Institute of Technology gibi üniversiteler, oyun tasarımı alanındaki programlarıyla dünya sıralamalarında öne çıkıyor. Bu programlar; öğrencileri yalnızca oyun geliştirmeye değil, aynı zamanda yaratıcı teknoloji üretimi, etkileşim tasarımı ve dijital medya alanlarında da uzmanlaşmaya hazırlıyor.

Yaratıcılık ve Teknik Altyapı Bir Arada 

Yeditepe Üniversitesi de, dijital oyun sektörüne yaratıcı ve teknik donanımı güçlü profesyoneller kazandırmak amacıyla Sanat ve Tasarım Fakültesi bünyesinde lisans düzeyinde “Dijital Oyun Tasarımı Bölümü”nü açtı. 2026-2027 akademik yılında öğrenci kabul etmeye başlayacak bölüm, tam burslu ve yüzde 50 burslu olmak üzere toplam 29 öğrenci kontenjanıyla eğitim verecek.

Dijital Oyun Tasarımı Bölümü; sanat, teknoloji, anlatı, iletişim ve etkileşim alanlarını bir araya getirerek öğrencileri oyun tasarımının tüm üretim süreçlerine hazırlamayı hedefliyor.

Dört yıllık lisans programı öğrencilere yaratıcı, teknik ve kuramsal açıdan güçlü bir altyapı kazandırmayı amaçlıyor. Program kapsamında öğrenciler; oyun tasarımı, programlama, görsel tasarım, ses, anlatı, kullanıcı deneyimi ve oyun kültürü gibi alanlarda eğitim alacak.

Yapay Zekâdan XR Oyunlara Geniş Seçmeli Ders Havuzu
 

Program kapsamında öğrenciler, ilgi alanlarına göre farklı uzmanlık alanlarına yönelme fırsatı da bulacak. Oyunlarda Yapay Zekâ, XR Tabanlı Oyunlar, Mobil Oyun Tasarımı, Ses Tasarımı, Oyunlar için Çevre Tasarımı, Eğitsel Oyun Tasarımı, Oyun Kültürü ve Sosyolojik Analiz gibi seçmeli dersler öğrencilerin farklı alanlarda uzmanlaşmasını destekleyecek.

Uygulamalı Eğitim ve Zorunlu Staj İmkânı
 

Bölüm, proje temelli ve uygulama odaklı eğitim modeliyle dikkat çekiyor. Oyun Stüdyosu derslerinde öğrenciler; fikir geliştirme, prototipleme, görsel tasarım, yazılım, kullanıcı deneyimi ve test süreçlerini ekip çalışmasıyla deneyimleyecek.

Program kapsamında öğrenciler için 60 iş günü zorunlu staj bulunuyor. Öğrenciler stajlarını dijital tasarım stüdyoları, oyun ve yazılım şirketleri, animasyon stüdyoları, televizyon kanalları ve post-prodüksiyon şirketlerinde yapabilecek.

Geniş Kariyer Olanakları 

Dijital Oyun Tasarımı Bölümü mezunları; oyun stüdyolarında karakter sanatçısı, ortam tasarımcısı, UI/UX uzmanı, konsept sanatçısı ve oyun geliştiricisi olarak görev alabilecek. Mezunlar ayrıca animasyon ve görsel efekt stüdyolarında, AR/VR projelerinde, reklam ve medya ajanslarında ya da etkileşimli medya alanında kariyer yapabilecek.

Program, öğrencilerin bağımsız projeler geliştirmelerini de destekliyor. Mezunlar kendi oyun stüdyolarını kurabilecek, bağımsız oyun geliştiricisi olarak çalışabilecek veya akademik kariyerlerini sürdürebilecek.

Geleceğin Oyun Tasarımcıları Yetişecek
 

Yeditepe Üniversitesi Dijital Oyun Tasarımı Bölümü, dijital oyun alanını yalnızca teknik bir üretim süreci olarak değil; sanat, kültür, iletişim ve etkileşim disiplinlerinin kesişiminde yer alan çağdaş bir tasarım alanı olarak ele alıyor. Bölüm, yaratıcı düşünme becerisi yüksek, teknolojiye hâkim ve ekip çalışmasına yatkın oyun tasarımcıları yetiştirerek Türkiye’nin yaratıcı endüstrilerine katkı sunmayı hedefliyor.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/06/yeditepe-universitesi-nde-dijital-oyun-tasarimi-bolumu-acildi-6761.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/06/yeditepe-universitesi-nde-dijital-oyun-tasarimi-bolumu-acildi-6761.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/06/yeditepe-universitesi-nde-dijital-oyun-tasarimi-bolumu-acildi-6761-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/06/yeditepe-universitesi-nde-dijital-oyun-tasarimi-bolumu-acildi-6761.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.iyigunler.net/yeditepe-universitesi-nde-dijital-oyun-tasarimi-bolumu-acildi/359678/</link>
			<pubDate>Wed, 10 Jun 2026 11:16:33 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Sınav günü için gerekli belgeleri önceden hazırlayın!]]></title>
			<description><![CDATA[13 Haziran Cumartesi günü gerçekleştirilecek Liselere Geçiş Sistemi (LGS) öncesinde öğrenci ve velilere önemli tavsiyelerde bulunan Çocuk Gelişimi Uzmanı Dr. Demet Gülaldı, ailelerin çocuklarına baskı yerine destek vermesi gerektiğini ifade etti.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Psikolojik dayanıklılık için aile desteği önemli!

 


13 Haziran Cumartesi günü gerçekleştirilecek Liselere Geçiş Sistemi (LGS) öncesinde öğrenci ve velilere önemli tavsiyelerde bulunan Çocuk Gelişimi Uzmanı Dr. Demet Gülaldı, ailelerin çocuklarına baskı yerine destek vermesi gerektiğini ifade etti.

“Başarı, yalnızca alınan puanla değil; gösterilen emek, kararlılık ve öğrenme sürecinde kazanılan deneyimlerle de ölçülmektedir.” diyen Dr. Demet Gülaldı, öğrencilere “Sınav günü için gerekli belgeleri önceden hazırlamayı unutmayın” uyarısında bulundu.


Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölümü’nden Dr. Öğr. Üyesi Demet Gülaldı, 13 Haziran 2026 Cumartesi günü gerçekleştirilecek Liselere Geçiş Sistemi (LGS) öncesinde öğrenci ve velilere önemli uyarı ve önerilerde bulundu.

Bu yıl 1 milyondan fazla 8. sınıf öğrencisinin katılacağı sınavın öğrencilerin eğitim hayatında önemli bir basamak olduğunu belirten Dr. Demet Gülaldı, “Hafta sonu gerçekleştirilecek LGS, öğrenciler ve ailesi için önemli bir dönüm noktası niteliği taşıyor. Uzun süredir devam eden hazırlık sürecinin ardından öğrenciler akademik bilgi birikimlerini ortaya koyacakları kritik bir sınava girecekler. LGS, öğrencilerin eğitim yolculuğunda önemli bir basamak olmakla birlikte, hayatlarının tamamını belirleyen tek unsur değildir. Bu nedenle hem öğrencilerin hem de ailelerin sürece dengeli bir bakış açısıyla yaklaşmaları, sınavı bir son değil, eğitim yaşamının doğal bir aşaması olarak görmeleri önem taşımaktadır.” dedi.

Sınav başarısı yalnızca akademik yeterlilikle açıklanamaz

Sınav başarısının sadece akademik bilgi düzeyiyle ilişkilendirilmemesi gerektiğini kaydeden Dr. Demet Gülaldı, “Sınav başarısı yalnızca akademik yeterlilikle değil, aynı zamanda psikolojik hazırlık ve aile desteğiyle de yakından ilişkili olduğunu görmekteyiz. Sınav öncesinde öğrencilerin heyecan, endişe ve stres yaşamaları beklenen ve doğal kabul edilen duygusal tepkilerdir. Belirli düzeyde kaygı öğrencinin dikkatini artırarak performansını olumlu etkileyebilecektir. Ancak aşırı kaygı; dikkat dağınıklığına, unutkanlığa ve performans düşüklüğüne yol açabilmektedir. Bu nedenle son hafta içerisinde yoğun konu tekrarlarından çok, mevcut bilgilerin gözden geçirilmesi, uyku düzeninin korunması ve günlük yaşam rutinlerinin sürdürülmesi önemlidir. Özellikle sınava birkaç gün kala yeni konu öğrenmeye çalışmak öğrencilerin kaygı düzeyini artırabilmektedir.” diye konuştu.

Aile desteği psikolojik dayanıklılığı güçlendiriyor

Sınav sürecinde ailelerin yaklaşımının büyük önem taşıdığını vurgulayan Dr. Gülaldı, şöyle devam etti:

“Bu stresli sınav dönemlerinde aile desteğinin öğrencilerin psikolojik dayanıklılığını güçlendirecektir. Ailelerin bu süreçte çocuklarına yönelik gerçekçi beklentiler geliştirmesi ve başarıyı yalnızca sınav sonucuyla ilişkilendirmemesi büyük önem taşımaktadır. Sürekli başarı baskısı oluşturmak, diğer öğrencilerle kıyaslamak veya sınavı hayatın tek belirleyicisi gibi sunmak öğrencilerde kaygıyı artırabilmektedir. Ebeveynlerin bu dönemde çocuklarına verdikleri mesaj önemlidir; ‘Elinden geleni yapman bizim için yeterlidir.’, ‘Seni sınav sonucundan bağımsız olarak seviyoruz.’, ‘Bu sınav hayatının tamamını belirlemez.’, ‘Gösterdiğin emek ve çaba bizim için değerlidir.’ gibi ifadeler sınav kaygısını azaltmaya yardımcı olacaktır.”

Öğrencilere öneriler

LGS’ye hazırlanan öğrenciler için önerilerde bulunan Dr. Gülaldı, “Uyku saatlerinizi düzenli olarak en az 8 saat olacak şekilde planlayın. Sağlıklı ve dengeli beslenmeye dikkat edin. Sosyal medya ve ekran kullanımınızı sınırlayın. Günlük hafif fiziksel aktivitelere zaman ayırın. Sınav günü için gerekli belgeleri önceden hazırlamayı unutmayın. Özellikle sınavdan bir gün önce yoğun deneme çözmek yerine dinlenmek ve zihinsel olarak rahatlamak daha yararlı olacaktır. Unutulmamalıdır ki başarı, yalnızca alınan puanla değil; gösterilen emek, kararlılık ve öğrenme sürecinde kazanılan deneyimlerle de ölçülmektedir.” şeklinde sözlerini tamamladı.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/06/sinav-gunu-icin-gerekli-belgeleri-onceden-hazirlayin-5002.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/06/sinav-gunu-icin-gerekli-belgeleri-onceden-hazirlayin-5002.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/06/sinav-gunu-icin-gerekli-belgeleri-onceden-hazirlayin-5002-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/06/sinav-gunu-icin-gerekli-belgeleri-onceden-hazirlayin-5002.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.iyigunler.net/sinav-gunu-icin-gerekli-belgeleri-onceden-hazirlayin/359677/</link>
			<pubDate>Wed, 10 Jun 2026 11:07:31 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Bilgi Üniversitesi yeniden açıldı | Öğrenci eylemleri etkili olmuş]]></title>
			<description><![CDATA[Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile gece yarısı kapatılan ve Bilgi Üniversitesi öğrencilerinin sert tepkisine neden olan karar gece yarısı geri alındı. Gözaltına alınan öğrencilerin durumu ise bilinmiyor.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Bilgi Üniversitesi yeniden açıldı | Öğrenci eylemleri etkili olmuş

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul Bilgi Üniversitesi'nin 3 gün önce gece yarısı kapatılmasının ardından karar yürürlükten çekildi. Gelişmenin ardından Yükseköğretim Kurulundan da açıklama geldi. Bu arada okul içinde direnen öğrencilere yiyeyecek ve su verilmemesi konusunda talimat veren rektöre tepkiler devam ediyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın imzasıyla yayımlanan karara göre kurucu vakfına kayyım atanan İstanbul Bilgi Üniversitesinin faaliyet izninin kaldırılmasına dair Cumhurbaşkanı Kararı'nın yürürlükten kaldırılmasına karar verildi.

KARAR SONRASI POLİS ABLUKASI KALDIRILDI

Kağıt üstünde üç gün boyunca kapalı kalan ve öğrenci direnişine sahne olan Bilgi Üniversitesi, uluslararası eğitim kurumu kimliğine sahip. İçeri alınmayan öğrenci, veli, mezun ve akademisyen de çevik kuvvet ekiplerinin barikat kurduğu okulun dışında bekleyişi devam ederken, polis ablukasının kaldırıldığı bildirildi.

Bu arada okulda düzenlenen gösterilerde sık sık “YÖK, polis, medya; bu abluka dağıtılacak”, “Polis dışarı, öğretmenler içeri” ve “Direne direne kazanacağız” sloganı atıldı. Eş zamanlı olarak okulun içinde ve dışında bir araya gelen grubu polis ablukaya aldı.

Bazı öğrenciler tarafından “Bir gecede bilgisiz kaldık”, “Bilgi bizimdir, bizim kalacak” ve “Bölümümüzü, hocalarımızı, müfredatımızı, kampüsümüzü vermeyiz” yazılı dövizler açıldı. Öğrenciler ablukadayken yoldan geçen çok sayıda araç da kornalarına basarak eyleme destek verdi.

YÖK'TEN AÇIKLAMA GELDİ

Dün gece yaşanan bu gelişmelerin ardından Yükseköğretim Kurulu'ndan (YÖK) son duruma ilişkin açıklama geldi.  

YÖK'ten yapılan açıklamada, 25 Mayıs tarihli Cumhurbaşkanı Kararı ile "21 Mayıs tarihli İstanbul Bilgi Üniversitesi eğitim faaliyet izninin kaldırılmasına ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı'nın" yürürlükten kaldırıldığı anımsatıldı.

“CUMHURBAŞKANIMIZ MAĞDURİYET YAŞANMAMASI İÇİN DURUMU YENİDEN ELE ALDI”

Konuyla ilgili kayyım heyetinin raporu ve YÖK'ün değerlendirmesinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a arz edildiği aktarılan açıklamada, üniversitenin mali, idari ve kurumsal yapısına ilişkin sürecin yakından takip edilerek kapsamlı bir değerlendirme yapıldığı aktarıldı.

Açıklamada, "Cumhurbaşkanımızın, gençlerimizin ve ailelerinin beklentilerine ilişkin güçlü hassasiyeti doğrultusunda kamu yararı, yükseköğretim sistemimizin istikrarı ve hiçbir öğrencimizin mağduriyet yaşamaması için sürecin yeniden ele alınmasına ve üniversitenin eğitim öğretim faaliyetlerine kesintisiz şekilde devam etmesine karar verildi" ifadeleri kullanıldı.

Cumhurbaşkanlığınca, İstanbul Bilgi Üniversitesinin mali yapısının koruma altına alındığına işaret edilen açıklamada, başta 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu olmak üzere her türlü mevzuata tam uygunluk sağlandığı ve üniversitede halihazırda 22 bin öğrenci, 1100 akademik ve idari personel, 1000 kısmi zamanlı akademik personel, stajyer ve çalışan öğrenci bulunduğu bilgisine yer verildi.

"ÖĞRENCİLERİMİZİN BEKLENTİLERİNİ HASSASİYETLE GÖZETMİŞTİR"

YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, konuya ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:

“İlk süreç, yürürlükteki mevzuat çerçevesinde yerine getirilmesi gereken hukuki bir işlemdi. Ancak sunulan raporlar ve güncel durum değerlendirmeleri doğrultusunda Sayın Cumhurbaşkanımız, öğrencilerimizin herhangi bir mağduriyet yaşamasına izin vermemiş, her zaman olduğu gibi öğrencilerimizin, ailelerimizin ve üniversite çalışanlarımızın beklentilerini hassasiyetle gözetmiştir.”
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/05/bilgi-universitesi-yeniden-acildi-ogrenci-eylemleri-etkili-olmus-1512.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/05/bilgi-universitesi-yeniden-acildi-ogrenci-eylemleri-etkili-olmus-1512.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/05/bilgi-universitesi-yeniden-acildi-ogrenci-eylemleri-etkili-olmus-1512-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/05/bilgi-universitesi-yeniden-acildi-ogrenci-eylemleri-etkili-olmus-1512.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.iyigunler.net/bilgi-universitesi-yeniden-acildi-ogrenci-eylemleri-etkili-olmus/359614/</link>
			<pubDate>Mon, 25 May 2026 12:21:34 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Çin Üniversiteleri Fuarına Öğrenciler Akın Etti]]></title>
			<description><![CDATA[İstanbul’da düzenlenen Çin Üniversiteleri fuarı Türk öğrencilerden yoğun ilgi gördü. Başta Çin'in en önde gelen üniversitesi olan Pekin Üniversitesi olmak üzere Pekin'de bulunan 19 üniversite İstanbul’a gelerek öğrencilerle buluştu.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Çin Üniversiteleri Fuarına Öğrenciler Akın Etti

 

İstanbul’da düzenlenen Çin Üniversiteleri fuarı Türk öğrencilerden yoğun ilgi gördü. Başta Çin'in en önde gelen üniversitesi olan Pekin Üniversitesi olmak üzere Pekin'de bulunan 19 üniversite İstanbul’a gelerek öğrencilerle buluştu.

Fuarın açılışında Çin Halk Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosu Wei Xiaodong bir konuşma yaptı. Programda 6 Çin Üniversitesi, Türkiye’de Çince hazırlık sınıfı olan tek lise durumundaki Küçükçekmece, Şehit Mehmet Güder Anadolu İmam Hatip Lisesi öğrencileri için burs verdiler.  Burs belgelerini Okul Müdürü Beklan Emre Özdemir aldı.

Öğrenciler ve veliler, fuar alanını ziyaret ederek üniversitelerin temsilcileriyle birebir görüşme fırsatı buldular. Eğitim imkanları, burs süreçleri, Çince seviye sınavı olan HSK dil eğitimi ve Çin’deki üniversite yaşamı hakkında bilgiler aldılar. Türk Çin Kültür Derneği’nin gönüllüleri tarafından stantlarda Çince tercüme yapıldı. Gönüllü gençlerin akıcı şekilde Çince konuşmaları ziyaretçilerin ilgisini çekti.

Derneğin Başkan Yardımcısı Mustafa Karslı ise, Çin üniversitelerinin Türk öğrenciler tarafından son yıllarda yoğun ilgi gördüğünü ve her yıl çok sayıda Türk öğrencisinin Çin üniversitelerine kayıt işlemlerini yaptıklarını dile getirdi. Bu fuarların yakın zamanda tekrarlanacağı bilgisini de veren Karslı, Türk gençlerine Çin’de eğitimin avantajlarını okullarda düzenledikleri seminerlerle aktardıklarını da ifade etti.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/05/cin-universiteleri-fuarina-ogrenciler-akin-etti-7365.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/05/cin-universiteleri-fuarina-ogrenciler-akin-etti-7365.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/05/cin-universiteleri-fuarina-ogrenciler-akin-etti-7365-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/05/cin-universiteleri-fuarina-ogrenciler-akin-etti-7365.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.iyigunler.net/cin-universiteleri-fuarina-ogrenciler-akin-etti/359567/</link>
			<pubDate>Tue, 19 May 2026 13:35:08 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Hassan Dekor ve Sabah Vakfı Bursları, Gençlere Umut Oldu]]></title>
			<description><![CDATA[Kimsesiz çocukların, dar gelirli ailelerin zor dönemlerde yanında olmayı sürdüren Sabah Vakfı, eğitimden sağlığa pek çok alanda üstlendiği sosyal sorumluluk projelerinde vatandaşların umudu haline geldi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Hassan Dekor ve Sabah Vakfı Bursları, Gençlere Umut Oldu

 

Türkiye'nin en büyük el aletleri üreticisi, Hassan Dekor tarafından kurulan Sabah Vakfı, üstlendiği sosyal sorumluluk projeleriyle gençlere umut oluyor. Yüksek öğrenimde çok sayıda gence burs vererek hayatı kolaylaştıran Sabah Vakfı, Milli Eğitim Bakanlığı'na ait okulların onarım ve tadilatlarına da destek veriyor.



İnşaat sektörü için ürettiği el aletleriyle, Türk ekonomisine 62 yıldır damgasını vuran Dekor, başarısını toplumun değişik kesimlerine kattığı değerle de taçlandırıyor. Hassan Dekor tarafından kurulan Sabah Vakfı, Buz Agency aracılığıyla yürüttüğü sosyal sorumluluk projeleriyle, güçlü bir dayanışma ağı oluşturuyor. 

YAŞLILARA HUZUEVİ DESTEĞİ

Hassan Dekor’un sosyal sorumluluk vizyonu, yalnızca eğitimle sınırlı kalmıyor. Yaşlıların yalnız olmadığını hissettiren huzurevi projeleri, kadın emeğini destekleyen çalışmalar ve çocukların hayatına umut katan sosyal etkinlikler, şirketin toplumsal faydayı merkeze alan yaklaşımının önemli bir parçasını oluşturuyor. Toplumun farklı kesimlerine uzanan bu projeler, üretim gücünü sosyal faydayla buluşturan sürdürülebilir bir model ortaya koyuyor. Hassan Dekor, gerçekleştirdiği her projeyle sadece ekonomik değil, insani bir değer de üreterek “kazandığını toplumla paylaşan” bir marka olmanın sorumluluğunu taşıyor. 

OKULLARI ONARDI, ÖĞRENCİLERE BURS VERDİ

Gaziantep ve Darıca’da iki okulun tadilat ve onarımı üstlenen Sabah Vakfı, 2023 yılında yaşanan deprem felaketinde, depremden etkilenen tüm şehirlere yardım gönderek felaketin acılarını hafifletmeye çalıştı. Deprem bölgesinde 13 ton kuru bakliyat, 1.5 ton çay ve şeker, 1 tona yakın yağ ve jeneratör desteği sağlarken, içme suyu desteğini aylarca sürdürdü. 

HER YIL 50'YE YAKIN ÖĞRENCİYE BURS

Üniversite sınavlarını başarıyla geçen öğrencilere yıllardır burs sağlayan vakıf, bu yıl 50'ye yakın öğrenciye, eğitim hayatı boyunca destekte öncü oldu. Vakfın kimsesiz çocuklarla ilgili 17 yıldır kesintisiz sürdürdüğü yardımlar ile beraber, sığınma evlerindeki kadınların eğitim ve istihdamına desteği de devam ediyor.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/05/hassan-dekor-ve-sabah-vakfi-burslari-genclere-umut-oldu-3595.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/05/hassan-dekor-ve-sabah-vakfi-burslari-genclere-umut-oldu-3595.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/05/hassan-dekor-ve-sabah-vakfi-burslari-genclere-umut-oldu-3595-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/05/hassan-dekor-ve-sabah-vakfi-burslari-genclere-umut-oldu-3595.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.iyigunler.net/hassan-dekor-ve-sabah-vakfi-burslari-genclere-umut-oldu/359541/</link>
			<pubDate>Thu, 14 May 2026 18:20:59 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[BİLGİ 30. Yıl Mühendislik Şenliği’nde genç mucitler geleceği tasarladı]]></title>
			<description><![CDATA[Bu yıl 30. yılını kutlayan İstanbul Bilgi Üniversitesi, bilime ve teknolojiye ilgi duyan lise öğrencilerini santralistanbul Kampüsü’nde düzenlenen Mühendislik Şenliği’nde buluşturdu. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[BİLGİ 30. Yıl Mühendislik Şenliği’nde genç mucitler geleceği tasarladı

BİLGİ Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi tarafından; BİLGİ Spark Up TEKMER, CCN ve DAIKIN işbirliğiyle gerçekleştirilen şenlik kapsamındaki ‘Gelecekte Yaşam ve Teknoloji Tasarım Yarışması’nda en iyi beş proje ödüllendirildi. Şenliğe katılan gençler; yapay zekadan robotiğe uzanan atölyelerle mühendislik dünyasını deneyimleme imkanı buldu.

Bu yıl 30. yılını kutlayan İstanbul Bilgi Üniversitesi, bilime ve teknolojiye ilgi duyan lise öğrencilerini santralistanbul Kampüsü’nde gerçekleştirilen BİLGİ 30. Yıl Mühendislik Şenliği’nde bir araya getirdi. BİLGİ Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi’nin BİLGİ Spark Up TEKMER, CCN ve DAIKIN işbirliğiyle düzenlediği şenlikte, lise öğrencileri teknoloji ve tasarım odaklı yenilikçi projelerini görücüye çıkardı.

Etkinliğin açılış töreninde konuşan İstanbul Bilgi Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. M. N. Alpaslan Parlakçı, mühendislik eğitiminde yenilikçi projelerin dönüştürücü gücüne dikkat çekti. Şenliğin sadece bir yarışma olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Parlakçı, bu platformun gençlerin kendi potansiyellerini keşfetmeleri için önemli bir fırsat sunduğunu belirtti.

Gençlerin "ben de proje yapabilirim" özgüveniyle hareket etmelerinin akademik gelişimleri için kritik bir eşik olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Parlakçı, “BİLGİ Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi olarak teoriyle pratiği birleştiren bir eğitim anlayışını benimsiyoruz. Bugün burada lise öğrencilerimizin sergilediği projelerde, sadece teknik bilgiyi değil, aynı zamanda hayatın gerçek sorunlarına çözüm üretme heyecanını ve özgüvenini görüyoruz. Bu tür etkinliklerin, gençlerimizin gelecekteki akademik başarılarına ve mesleki donanımlarına çok büyük zenginlik katacağına inanıyoruz.” dedi.

Geleceğin teknolojileri ödüllendirildi 

Gelecekte Yaşam ve Teknoloji Tasarım Yarışması'nda, lise öğrencilerinden oluşan ekipler özgün projelerini sergiledi. Mühendislik alanında üretimi teşvik etmeyi amaçlayan yarışmada projeler hem uzman akademisyenlerden oluşan jüri hem de şenlik katılımcılarının oylarıyla değerlendirildi. Toplumun ve teknolojinin geleceğine çözüm sunan çalışmalar arasından seçilen en başarılı 5 proje, düzenlenen törenle ödüllendirildi.

Jüri değerlendirmesi ve katılımcı oylarıyla belirlenen sonuçlara göre; Radarlı Füze İmha Sistemi (RFİS) projesiyle Emirhan Çelik, Mustafa Ömer Koparan, Kerem Saliş, Ahmet Yusuf Yener ve Yusuf Yiğit Ayan; ANKAGÖZ - Otas projesiyle Altan Bağubek, Eren Dinçman, Taha Kalaycı ve Berat Erden; SÖYLE (Yapay Zeka Destekli EMG İletişim Sistemi) projesiyle Selim Hilmi Sarıdanişment, Halit Selim Yıldız ve Halid Karababa; WATERFLY (İnsansız Su Aracı) projesiyle Elif Berra Kayaoğlu ve Nehir Ravza Göze; Akıllı Atık Yönetimi projesiyle ise Ecrinnur Yıldız, Zeynep Çengeloğlu ve Esra Ersavaştı ödüle layık görüldü.

Atölyelerde mühendislik deneyimi 

Şenlikte düzenlenen atölyelerle öğrenciler, yapay zekadan giyilebilir robotiğe, elektronik devreden ilaç tasarımına kadar pek çok alanda uygulama yapma imkânı buldu. Öğrenciler, BİLGİ akademisyenleri eşliğinde teorik bilgilerini pratiğe dökerek mühendislik mesleğini yerinde deneyimledi.

Ayrıca program kapsamında katılımcılar, santralistanbul Kampüsü’nde yer alan Enerji Müzesi’ni ziyaret ederek Türkiye’nin ilk kent ölçekli elektrik santrali olan Silahtarağa Elektrik Santrali’nin endüstriyel mirasını yerinde inceleme olanağı buldu.

İstanbul Bilgi Üniversitesi Hakkında: 

İstanbul Bilgi Üniversitesi, 1996 yılında “Okul için değil, yaşam için öğrenmeli” mottosuyla Türkiye’de üniversite yaşamına yeni bir soluk getirmek amacıyla kurulmuştur. Bugün 20.000'in üzerinde öğrencisi ve 70.000’i aşkın mezunu bulunmaktadır. İstanbul Bilgi Üniversitesi, Hukuk, İletişim, İşletme, Mimarlık, Mühendislik ve Doğa Bilimleri, Uygulamalı Bilimler, Sağlık Bilimleri ile Sosyal ve Beşerî Bilimler fakültelerinin yanı sıra Bilişim Teknolojisi Yüksekokulu, Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu, Meslek Yüksekokulu, Lisansüstü Programlar Enstitüsü, Avrupa Birliği Enstitüsü ve Bilişim ve Teknoloji Hukuku Enstitüsü çatısı altında 150’yi aşkın önlisans, lisans ve lisansüstü program sunmaktadır. Üniversitenin İstanbul’un merkezinde, santralistanbul, Dolapdere ve Kuştepe olmak üzere üç kampüsü bulunmaktadır.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/05/bilgi-30-yil-muhendislik-senligi-nde-genc-mucitler-gelecegi-tasarladi-6990.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/05/bilgi-30-yil-muhendislik-senligi-nde-genc-mucitler-gelecegi-tasarladi-6990.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/05/bilgi-30-yil-muhendislik-senligi-nde-genc-mucitler-gelecegi-tasarladi-6990-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/05/bilgi-30-yil-muhendislik-senligi-nde-genc-mucitler-gelecegi-tasarladi-6990.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.iyigunler.net/bilgi-30-yil-muhendislik-senligi-nde-genc-mucitler-gelecegi-tasarladi/359539/</link>
			<pubDate>Wed, 13 May 2026 09:51:14 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Gençlerin umudu | Türk Eğitim Vakfı 59 yaşında]]></title>
			<description><![CDATA[Türk Eğitim Vakfı (TEV), 59. kuruluş yıl dönümü kapsamında bağışçıları, bursiyerleri ve destekçileri ile bir araya geldi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Gençlerin umudu | Türk Eğitim Vakfı 59 yaşında

TEV Mütevelliler Heyeti Başkanı Ömer M. Koç, Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Mehmet Şükrü Tekbaş, Genel Müdür Melike Koçoğlu’nun konuşmaları ve Türk sinemasının usta sanatçılarından Ediz Hun’un da katılımıyla gerçekleşen etkinlikte; vakfın köklü geçmişi ve geleceğe uzanan vizyonu bir kez daha vurgulandı. 



Kurulduğu günden bu yana başarılı ve imkânları sınırlı öğrencilerin eğitimine destek olan Türk Eğitim Vakfı (TEV); 59. kuruluş yıl dönümünü bağışçıları, bursiyerleri ve mezunlarını bir araya getirdiği özel bir buluşmayla kutladı. Etkinlikte, vakfın 59. kuruluş yıldönümü kutlandı. TEV Mütevelliler Heyeti Başkanı Ömer M. Koç, Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Mehmet Şükrü Tekbaş ve Genel Müdür Melike Koçoğlu’nun konuşmalarıyla başlayan program, bursiyerlerin ve mezunların hikayelerini görünür kılan konuşmalarla devam etti. 

Türk sinemasının usta sanatçılarından Ediz Hun’un da katıldığı gecede; bursiyer hikayeleri, TEV İnanç Lisesi öğrencilerinin akapella dinletisi ve Haldun Dormen’in anısına sergiledikleri sahne performansları ile vakfın hayatlara dokunan etkisini anlatan içerikler duygu dolu anlara sahne oldu. 

Ediz Hun’dan TEV’in 59. Yılına Anlamlı Mesaj

Eğitime gönül veren isimlerin katıldığı etkinlikte, Türk sinemasının usta sanatçılarından Ediz Hun da davetliler arasında yer aldı. Hun, konuşmasında Türk Eğitim Vakfı’nın 59. yılını kutlayarak eğitimin toplumların geleceğini şekillendiren en güçlü unsurlardan biri olduğunu vurguladı. Vakfın 59 yıldır gençlerin hayatına dokunan çalışmalarının ve fırsat eşitliği anlayışının son derece kıymetli olduğuna dikkat çeken Hun, gençlere sunulan her desteğin ülkenin yarınlarına yapılan önemli bir yatırım niteliği taşıdığını ifade etti. 

“Fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesillerin yetişmesine katkı sunmayı asli vazifemiz olarak görmekteyiz”

TEV Mütevelliler Heyeti Başkanı Ömer M. Koç konuşmasında, vakfın kuruluş vizyonuna dikkat çekerek şunları söyledi: “Vakfımızın kuruluş felsefesinin temeli; başarılı ve imkânları sınırlı öğrencilere destek olmak; onların refaha, yüksek sosyal bilince ve fırsat eşitliğine kavuşabilmesini sağlamaktır. Bugün geriye dönüp baktığımızda; destek verdiğimiz her bir gencin içinde bulunduğu toplumu da dönüştüren bir etki yarattığını görmek, bizler için büyük bir mutluluktur. Büyük Atatürk’ün de işaret ettiği üzere, hayatta en hakiki mürşit ilimdir. Bizler de bu düsturdan hareketle; fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesillerin yetişmesine katkı sunmayı asli vazifemiz olarak görmekteyiz. Önümüzdeki yıl kutlayacağımız 60. kuruluş yıl dönümümüz, bu köklü mirasın daha geniş ufuklara taşınması adına müstesna bir merhale olacaktır. Bu vesileyle, başta kurucularımız olmak üzere; vakfımızın kuruluşunda emeği geçenleri rahmet ve minnetle yâd eder; bugün bu kıymetli emaneti büyüten siz değerli destekçilerimize samimî şükran ve saygılarımı sunarım”.

“Türk Eğitim Vakfı, umudu büyüten bir zincir”

TEV Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Mehmet Şükrü Tekbaş ise konuşmasında hem kurucuların vizyonuna hem de kendi bursiyerlik deneyimine değinerek şunları ifade etti: “Türk Eğitim Vakfı’nı bir köprüye benzetiyorum. Bir ucunda hayalleri olan ama imkanları sınırlı gençler; diğer ucunda ise o hayallere inanan sizler varsınız. Ve bu köprü kurulduğunda bir güven, bir cesaret ve bir yön duygusu inşa ediliyor. O köprüden geçen her genç, bir süre sonra dönüp başkaları için yeni köprüler kuruyor. İşte bu yüzden Türk Eğitim Vakfı’nın etkisi, yıllar içinde büyüyerek çoğalan bir etkiye dönüşüyor. 59 yıldır süren bu iyilik hareketinin bir parçası olmaktan büyük bir gurur duyuyorum. Önümüzdeki dönemde de daha fazla gence ulaşmak, daha fazla hayatın yönünü değiştirmek için hep birlikte çalışmaya devam edeceğiz”.

“Bu, imkan bulduğunda neleri başarabileceğini gösteren gençlerin hikayesi”

TEV Genel Müdürü Melike Koçoğlu ise göreve yeni başlamanın heyecanını şu sözlerle dile getirdi: “Bu kapıdan içeri adım attığım ilk günden itibaren TEV’in bir parçası gibi hissettim. Çünkü her birimizin kalbinde fırsat eşitliğine olan inanç, köklü bir sorumluluk ve yıllar içinde birikmiş gerçek bir iyilik kültürü var. Türk Eğitim Vakfı’nın 59 yıllık hikâyesine baktığımızda, aslında sayılardan çok daha fazlasını görüyoruz. Bu hikâye imkân bulduğunda neleri başarabileceğini gösteren gençlerin hikâyesi. Hayatın farklı başlangıç noktalarından gelip, aynı hayalin etrafında buluşan binlerce gencin hikâyesi. Ve elbette bu hikâyeyi mümkün kılan destekçilerimizin, bu iyilik zincirini sürdürenlerin hikâyesi. Türk Eğitim Vakfı’nı bugünlere taşıyan tüm kurucularımızı saygıyla anıyor; yıllardır bu yolculuğa omuz veren bağışçılarımıza, gönüllülerimize ve ekip arkadaşlarıma içtenlikle teşekkür ediyorum”

Programda Bursiyer Hikayeleri ve Sanat Ön Plandaydı

Etkinlik kapsamında gerçekleştirilen “Dünden Bugüne” ve “Onu Tanırsınız” film gösterimleri, bursiyerlerin ve mezunların hayatlarına dokunan TEV etkisini görünür kılarken; bir mezun bursiyerin doktorluk yolculuğuna uzanan hikayesi katılımcılarla paylaşıldı.

Programın devamında TEV bursiyerlerinin müzik dinletisi ve TEV İnanç Lisesi öğrencilerinin akapella performansı büyük ilgi gördü. Etkinlikte ayrıca Türk tiyatrosunun duayen isimlerinden Haldun Dormen’in anısına Dormen ailesinin oluşturduğu Haldun Dormen Tiyatro Fonu’na ithafen gerçekleştirilen özel performans, etkinliğe anlam kattı. 

 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/05/genclerin-umudu-turk-egitim-vakfi-59-yasinda-8735.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/05/genclerin-umudu-turk-egitim-vakfi-59-yasinda-8735.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/05/genclerin-umudu-turk-egitim-vakfi-59-yasinda-8735-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/05/genclerin-umudu-turk-egitim-vakfi-59-yasinda-8735.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.iyigunler.net/genclerin-umudu-turk-egitim-vakfi-59-yasinda/359500/</link>
			<pubDate>Wed, 06 May 2026 10:18:13 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Toplumlar da çaresizliği öğreniyor!]]></title>
			<description><![CDATA[Üsküdar Üniversitesi’nden Prof. Dr. Tayfun Uzbay ve Prof. Dr. Barış Erdoğan, bireysel psikolojinin önemli kavramlarından “öğrenilmiş çaresizlik” teorisini toplumsal düzeye taşıyarak dikkat çeken bir akademik çalışmaya imza attı. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Toplumlar da çaresizliği öğreniyor!

“Kolektif öğrenilmiş çaresizlik” yeni bir kavram olarak literatüre girdi!


Üsküdar Üniversitesi’nden Prof. Dr. Tayfun Uzbay ve Prof. Dr. Barış Erdoğan, bireysel psikolojinin önemli kavramlarından “öğrenilmiş çaresizlik” teorisini toplumsal düzeye taşıyarak dikkat çeken bir akademik çalışmaya imza attı. Uluslararası saygınlığı yüksek dergilerden Theory and Society’de yayımlanan makale, “kolektif öğrenilmiş çaresizlik” kavramını teorik bir çerçeveye oturttu.

Makalede, “kolektif öğrenilmiş çaresizlik” kavramı şöyle tanımlandı: “Bir toplumun geniş kesimlerinin, süregelen veya tekrarlanan travmatik olaylara yanıt olarak kronik motivasyon kaybı yaşaması, değişimin mümkün olduğuna dair inancını yitirmesi ve genel bir pasiflik hali geliştirmesidir.”


Üsküdar Üniversitesi Rektör Danışmanı ve Tıp Fakültesi Farmakoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Tayfun Uzbay ve Üsküdar Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Başkanı Prof. Dr. Barış Erdoğan, iki farklı disiplinden bir araya gelerek bireysel psikolojinin önemli kavramlarından “öğrenilmiş çaresizlik” teorisini toplumsal düzeye taşıyarak dikkat çeken bir akademik çalışmaya imza attı. Uluslararası saygınlığı yüksek dergilerden Theory and Society’de yayımlanan makale, “kolektif öğrenilmiş çaresizlik” kavramını teorik bir çerçeveye oturttu.

Araştırma, özellikle günümüzde toplumların iklim krizi, ekonomik eşitsizlik ve demokrasi sorunları karşısında neden giderek daha pasif kaldığını anlamaya yönelik önemli bir açıklama sunuyor.

Bireysel bir teori, toplumsal bir açıklama aracına dönüştü

Makalenin çıkış noktasının, psikolog Martin Seligman tarafından geliştirilen “öğrenilmiş çaresizlik” kavramı olduğunu dile getiren Prof. Dr. Tayfun Uzbay, bu kavramın bireylerle sınırlı kalmadığını vurguladı ve “Öğrenilmiş çaresizlik, bireylerin tekrarlanan ve kontrol edilemeyen olumsuz deneyimler sonucunda çaba göstermeyi bırakmasıdır. Benzer bir süreç, kolektif travmalara maruz kalan toplumlarda da ortaya çıkabilir.” dedi.

Makalede, “kolektif öğrenilmiş çaresizlik” kavramı şöyle tanımlanıyor:

“Bir toplumun geniş kesimlerinin, süregelen veya tekrarlanan travmatik olaylara yanıt olarak kronik motivasyon kaybı yaşaması, değişimin mümkün olduğuna dair inancını yitirmesi ve genel bir pasiflik hali geliştirmesidir.”

“Ne yaparsak yapalım değişmez” inancı yayılıyor

Çalışmaya göre bu süreç bireysel değil, sosyal ağlar üzerinden yayılan bir mekanizma ile güç kazanıyor.

“Başarısızlık deneyimleri bireyler arasında paylaşılır, yayılır ve zamanla kolektif bir zihinsel çerçeveye dönüşür. Böylece ‘ne yaparsak yapalım hiçbir şey değişmez’ inancı toplumsal bir norm haline gelir.” diyen Prof. Dr. Barış Erdoğan, bu durumun yalnızca psikolojik değil, aynı zamanda sosyolojik ve politik sonuçlar doğurduğuna dikkat çekti.

Kolektif travma, depresyon ve çaresizlik aynı şey değil

Makalede, sıkça karıştırılan üç kavram arasında net bir ayrım yapılarak, şöyle devam edildi:

“Kolektif travma, savaş, doğal afet veya soykırım gibi toplumun maruz kaldığı sarsıcı olaylardır. Kolektif depresyon, bu travmaların sonrası ortaya çıkan yaygın umutsuzluk ve karamsarlık gibi duygusal sonuçlarıdır. Kolektif öğrenilmiş çaresizlik ise tekrarlanan başarısızlıklar sonucu oluşan eylemin faydasızlığına dair inanç ve davranışsal pasiflik sürecidir. Negatif koşullar ortadan kalksa bile bu pasiflik devam edebilir.”

Makalede, bu yönüyle kavramın, yalnızca bir duygu durumunu değil, doğrudan eylemsizliği açıklayan bir çerçeve sunduğu vurgulandı.

Beyindeki nöronlar ve toplum benzerliği vurgusu…

Makalede, beyindeki nöronlar arasındaki sinaptik bağlar ile toplumdaki bireyler/kurumlar arasındaki etkileşim arasında bir benzetme yapıldı ve beyindeki bağların zayıflamasının depresyona yol açtığı hatırlatıldı. Sosyal plastisite kavramına da işaret edilen makalede, “Sosyal plastisite toplumun travmalara uyum sağlama yeteneğidir. Eğitim, ifade özgürlüğü ve adil hukuk sistemleri toplumsal direnci (sosyal plastisiteyi) artırırken; otoriter rejimler ve adaletsizlik bu direnci kırarak kolektif öğrenilmiş çaresizliğe zemin hazırlar.” vurgusunda da bulunuldu.

Çözüm için demokratik katılımın yeniden inşası kritik rol oynuyor

Makalede çözüm yollarına da işaret edilerek, “Öğrenilmiş çaresizlik, bireylerde harekete geçme ve kontrolü geri kazanma ile tersine çevrilebilir” görüşüne yer verilerek, toplumsal dönüşüm için de kurumsal reformlar, şeffaflık ve adaletin güçlendirilmesi, sivil toplumun somut başarılar üretmesi ve demokratik katılımın yeniden inşasının kritik rol oynadığına da işaret edildi.

Makalede, kolektif öğrenilmiş çaresizliğin günümüzde demokrasilerin gerilemesi, gelir adaletsizliği ve çevre krizleri karşısındaki toplumsal ataleti (eylemsizliği) açıklamak için güçlü bir araç olduğuna dikkat çekilerek, bu kavramın sosyoloji, psikoloji, nörobilim ve siyaset bilimi arasında köprü kurarak daha derinlemesine incelenmesi gerektiğine vurgu yapıldı.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/04/toplumlar-da-caresizligi-ogreniyor-6263.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/04/toplumlar-da-caresizligi-ogreniyor-6263.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/04/toplumlar-da-caresizligi-ogreniyor-6263-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/04/toplumlar-da-caresizligi-ogreniyor-6263.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.iyigunler.net/toplumlar-da-caresizligi-ogreniyor/359473/</link>
			<pubDate>Wed, 22 Apr 2026 22:01:54 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[“Okul sosyal hizmeti artık zorunluluk!”]]></title>
			<description><![CDATA[Okul saldırıları, sosyal hizmetin zorunluluğunu bir kez daha gösterdi!]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Prof. Dr. İsmail Barış: “Okul sosyal hizmeti artık zorunluluk!”

Türkiye’de yaşanan iki okul saldırısının ardından önemli uyarılarda bulunan Sosyal Hizmet Bölüm Başkanı Prof. Dr. İsmail Barış, şiddetin önlenmesi için yalnızca bireysel tedbirlerin yeterli olmadığını vurguladı.

Prof. Dr. Barış, okul sosyal hizmeti birimlerinin kurulması, silaha erişimin sıkı denetlenmesi ve erken uyarı sistemlerinin hayata geçirilmesi gerektiğini belirterek, “Bu iki olay, bize okul sosyal hizmetinin zorunluluk olduğunu göstermektedir. Çünkü sosyal çalışmacı, ailelerdeki silah varlığını, şiddet öyküsünü, ruh sağlığı sorunlarını ev ziyaretiyle tespit edebilecek en yetkin meslek elemanıdır.” dedi.

Üsküdar Üniversitesi Rektör Danışmanı ve Sosyal Hizmet Bölüm Başkanı Prof. Dr. İsmail Barış, son iki gün içinde yaşanan okul baskını niteliğindeki şiddet olaylarına ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.

14 ve 16 Nisan tarihlerinde, 48 saat içinde Türkiye’de iki ağır okul saldırısının yaşandığını hatırlatan Prof. Dr. Barış, “Her iki olay için de İçişleri Bakanlığı ‘bireysel hadise, terör bağlantısı yok’ açıklaması yaptı. Soruşturmalar sürüyor ve yayın yasağı getirildi. Kahramanmaraş’ta eğitime iki gün ara verildi” dedi.

Silaha erişim ve ev içi güvenlik zafiyeti!

Olayların en dikkat çekici yönlerinden birinin faillerin evdeki silahlara kolayca erişebilmesi olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Barış, “Bu ciddi bir sorun, evinde silah bulundurma hakkı olan yetişkinler, bu silahlarını evdeki diğer kişilerin bilhassa küçüklerin ulaşamayacağı özel yerlerde mesela çelik kasalarda bulundurmaları gerekir.” diye konuştu.

7/24 kriz hattı ve acil eylem sistemleri çağrısı

Yalnızca bireysel önlemlerin değil, sistematik çözümlerin de devreye girmesi gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Barış, “Sosyal medya tehditleri ve akran ihbarları için 7/24 kriz hattı kurulmalıdır. Özellikle okullar ve toplu yaşam alanları için acil eylem sistemleri oluşturulmalıdır. Okullara her türlü silahla girişin engellenebilmesi için mekanizmalar kurulmalı ve fiziki güvenlik önlemleri etkinleştirilmelidir” ifadesinde bulundu.

Riskli öğrencilerin erken tespiti için izleme mekanizması olmalı

Psikososyal risklerin erken tespitine dikkat çeken Prof. Dr. Barış, “Psikososyal risk taşıyan öğrencilerin zamanında tespit edilebilme için tüm okullarımızda okul sosyal hizmet birimi   kurularak gerekli alt yapı oluşturulmalı ve meslek elemanları olan sosyal çalışmacılar ivedilikle görevlendirilmelidir. Bu birim, her okulda tam zamanlı sosyal çalışmacılar ve psikolojik danışmanlar vasıtasıyla çocukların tamamını bireysel, ailesel, çevresel ve psikolojik yönden izleyerek okul içi akran zorbalığından tutun da her türlü şiddeti engelleme ve asgari düzeye indirmeye çalışmalıdırlar.” şeklinde konuştu.

Sosyal çalışmacıların önleyici rolü ve saha müdahalesi şart

Sosyal çalışmacıların rolüne özel vurgu yapan Prof. Dr. Barış, “Bu iki olay, bize okul sosyal hizmetinin zorunluluk olduğunu göstermektedir. Çünkü sosyal çalışmacı, ailelerdeki silah varlığını, şiddet öyküsünü, ruh sağlığı sorunlarını ev ziyaretiyle tespit edebilecek en yetkin meslek elemanıdır. Akran zorbalığı, dışlanma gibi riskleri erken fark edip müdahale planları hazırlayıp uygulayabilir böylece ikincil önleme programları ve uygulamaları ile şiddeti önlemeyi gerçekleştirebilirler.” dedi.

Yasal düzenleme ve dijital denetim çağrısı!

Eğitim ve öğretim kurumlarının en güvenli mekanlar olması için her kesimin bu hususta azami gayreti göstermesi gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Barış, “Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yitirdiğimiz evlatlarımız ve öğretmenimiz için milletçe yastayız. Hayatını kaybedenlere Allahtan rahmet yakınlarına ve milletimize sabırlar diliyorum. 

Son söz olarak da TBMM’de kurulması planlanan Araştırma Komisyonu hızla çalışmalı. Okul sosyal hizmeti yasal zemine kavuşturulmalı, her okula kadro tahsis edilmeli. Şiddeti özendiren dijital platformlar etkin bir şekilde denetlenmelidir.” şeklinde sözlerini tamamladı.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/04/okul-sosyal-hizmeti-artik-zorunluluk-2715.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/04/okul-sosyal-hizmeti-artik-zorunluluk-2715.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/04/okul-sosyal-hizmeti-artik-zorunluluk-2715-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/04/okul-sosyal-hizmeti-artik-zorunluluk-2715.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.iyigunler.net/okul-sosyal-hizmeti-artik-zorunluluk/359445/</link>
			<pubDate>Sat, 18 Apr 2026 23:46:37 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Okul şiddeti önlenebilir mi?]]></title>
			<description><![CDATA[Bir genç ‘kimse beni anlamıyor’ diyorsa dikkat! Saldırganların yüzde 70–80’i önceden sinyal veriyor!]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Okul şiddeti önlenebilir mi?

 

Okul şiddetinin aniden ortaya çıkan bir kriz değil, önceden sinyaller veren bir süreç olduğunu vurgulayan Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, şiddetin çoğu zaman sosyal geri çekilme, yoğun öfke ve tehdit diliyle kendini önceden belli ettiğini söyledi.

Okul şiddetinin tamamen ortadan kaldırılamasa da büyük ölçüde önlenebilir olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, “Bir genç ‘kimse beni anlamıyor’ diyorsa bu bir alarmdır” diyerek erken farkındalığın hayati önem taşıdığına dikkat çekti.

Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, okul şiddetinin önlenmesi konusunu değerlendirdi.

Okul şiddeti ‘ani patlama’ değil, önceden gelişen bir süreç

Prof. Dr. Nevzat Tarhan, okul şiddetinin tamamen ortadan kaldırılamasa da büyük ölçüde önlenebilir olduğuna dikkat çekerek, “Okul şiddeti sıfırlanamaz ama büyük ölçüde önlenebilir. Çünkü okul şiddeti ‘ani patlama’ değil, önceden gelişen bir süreçtir bu yüzden erken fark edilirse önlenebilir. Çünkü araştırmalar şunu gösteriyor: Saldırganların yüzde 70–80’i önceden sinyal verir. Çoğunda: sosyal geri çekilme, tehdit dili,yoğun öfke ve planlama davranışı vardır şiddet görünmez değil, erken evrede fark edilebilir. Sadece güvenlik önlemleri (metal dedektör vs.), sadece disiplin cezaları veya sadece kamera sistemi sonucu azaltabilir ama nedeni çözmediği için geçici olur.” dedi.

ABD’de okullarda psikolojik sağlamlık çalışmaları başladı

ABD’deki verileri örnek gösteren Prof. Dr. Tarhan, “2013–2023 arasında bin 468 okul silah olayı (önceki on yıla göre yüzde 324 artış) olur. Bunun üzerine hızlı bir şekilde okullarda Mindfulness (Bilinçli Farkındalık) ile empati, anlam, amaç paylaşımcılık, minnettarlık, dürtü kontrolu modülleri ile psikolojik sağlamlık çalışmalar başladı. Okullarda SEL (Sosyal ve Duygusal Beceri eğitimleri) verildi. 2024 yılında yaklaşık 336 okul silah olayı raporlanmış iken 2025 okul yılında bu sayı 254’e düştü (yaklaşık yüzde 22 azalma).  Buna rağmen, bu düzey, 25 yıl öncesinin 2 katından fazladır.” diye konuştu.

Birincil önleme (Her öğrenci için)

Okul şiddetini önlemede üç aşamalı bir yaklaşım gerektiğini belirten Prof. Dr. Tarhan, birincil önlemenin tüm öğrencilere yönelik olduğunu ve okul iklimini dönüştürmeyi hedeflediğini söyledi. Bu kapsamda sosyal-duygusal öğrenme (SEL), empati eğitimi, zorbalık karşıtı programlar ve duygu düzenleme becerilerinin kazandırılması gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Tarhan, Üsküdar Üniversitesi tarafından 5 yıllık çalışmayla hazırlanan “Mutluluk Bilimi ve Değerler” isimli yardımcı ders kitabının da rehberlik programlarında kullanılabileceğini belirtti.

İkincil önleme (Riskli öğrenciler için)

İkincil önlemenin riskli öğrencileri hedef aldığını dile getiren Prof. Dr. Tarhan, erken müdahalenin kritik olduğunu vurguladı. “Bu çocuk neden sessizleşti, neden görünmez oldu ya da neden alışılmışın dışında davranmaya başladı?” sorularının sorulması gerektiğini belirten Prof. Dr. Tarhan, yalnız öğrencilerin tespit edilmesi, depresyon belirtilerinin izlenmesi ve okul psikolojik danışmanlığının etkin kullanılması gerektiğini söyledi. 

Üçüncül önleme (Yüksek risk durumlarında kriz müdahalesi)

Üçüncül önlemenin ise yüksek risk durumlarında kriz müdahalesini kapsadığını ifade eden Prof. Dr. Tarhan, tehdit değerlendirme ekiplerinin kurulması, aile-okul-uzman iş birliğinin sağlanması ve gerektiğinde güvenlik önlemlerinin devreye alınmasının önemine dikkat çekti.

Psikolojik ihtiyaçların karşılanamamasına dikkat!

Araştırmaların en net bulgularından birinin, bir öğrencinin hayatında en az bir güvenilir yetişkinin bulunmasının şiddet riskini dramatik biçimde düşürdüğü olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, “Öğretmen, rehberlik uzmanı, ebeveyn ya da akran mentörü ile güvenli ilişki kuran çocuk hayatı güvenilir bulur ve şiddete başvurmaz.” dedi.

“Bir genç ‘kimse beni anlamıyor’ diyorsa dikkat!” uyarısında bulunan Prof. Dr. Tarhan, okul şiddetinin çoğunlukla temel psikolojik ihtiyaçların karşılanmamasıyla ilişkili olduğunu ifade etti. 

Bu ihtiyaçları aidiyet (bağlanma ve ait olma), değerlilik (önemli hissetme), anlam (hayat yaşamaya değer dedirten amaçlar) ve duyguları ifade edebilme olarak sıralayan Prof. Dr. Tarhan, bu alanlarda eksiklik yaşandığında yalnızlık, öfke ve umutsuzluğun ortaya çıktığını belirtti.

Mafya lideri gibi bazı rol modeller şiddeti estetikleştiiyor

Aşırı dijitalleşmenin de önemli bir risk faktörü olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, yoğun ekran maruziyetinin sosyal izolasyona ve yüzeysel ilişkilere yol açtığını, mafya lideri gibi bazı rol modellerin şiddeti estetikleştirdiğini ifade etti ve “Bu nedenle modern önleme çalışmaları sadece okul içinde değil, dijital yaşamı da kapsamalı.” diye sözlerini tamamladı.

Mutluluk Bilimi ve Değerler

PDF olarak sosyal sorumluluk amacı ile bu kitabı indirebilirsiniz ve okul rehberlik programında uygulayabilirsiniz.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/04/okul-siddeti-onlenebilir-mi-1094.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/04/okul-siddeti-onlenebilir-mi-1094.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/04/okul-siddeti-onlenebilir-mi-1094-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/04/okul-siddeti-onlenebilir-mi-1094.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.iyigunler.net/okul-siddeti-onlenebilir-mi/359436/</link>
			<pubDate>Thu, 16 Apr 2026 10:45:11 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Okullarda şiddet alarm veriyor!]]></title>
			<description><![CDATA[Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Sosyoloji Bölümü’nden Dr. Berat Dağ, son dönemde okullarda artan şiddet olaylarını değerlendirdi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Okullarda şiddet alarm veriyor!

Suça sürüklenen çocuk oranında artış eğilimi var!

Şanlıurfa’nın Siverek ilçesindeki bir liseye düzenlenen silahlı saldırıda 10 öğrenci, 4 öğretmen, 1 polis ve 1 kantin işletmecisi olmak üzere toplam 16 kişi yaralandı. Okulun eski öğrencisi olan saldırgan ise olay sonrası intihar etti.

Son dönemde okullarda artan şiddet olaylarını değerlendiren Dr. Berat Dağ, “Özellikle 15 ila 17 yaş aralığındaki çocuklarda cinayet, yaralama, tehdit, uyuşturucu kullanımı ve hırsızlık gibi suçlara yönelmede son dönemde bir yoğunluk olduğu belirtilebilir.” dedi.

“Çocukların şiddet düzeyinin azalmasında ailelerin ve okulların koordineli bir şekilde hareket etmesi kritiktir.” diyen Dr. Dağ, gençlerin toplumun sürekliliğini sağlayan en önemli grup olduğunu, çözümün kuşaklar arası gerilimi derinleştirmekte değil, anlamaya çalışmakta olduğunu söyledi.

Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Sosyoloji Bölümü’nden Dr. Berat Dağ, son dönemde okullarda artan şiddet olaylarını değerlendirdi.

15 ila 17 yaş aralığındaki çocuklarda suça yönelmede artış var

İstatistiksel veriler üzerinden genel tabloyu yorumlayan Dr. Dağ, “İstatistiksel verilere bakıldığı zaman suça sürüklenen çocukların oranında çok ciddi bir yükseliş eğilimi olduğunu görmek mümkündür. Dolayısıyla özellikle 15 ila 17 yaş aralığındaki çocuklarda cinayet, yaralama, tehdit, uyuşturucu kullanımı ve hırsızlık gibi suçlara yönelmede son dönemde bir yoğunluk olduğu belirtilebilir.” dedi.

Okul iklimi güven ve adalet üzerine inşa edilmeli

Okul ikliminin şiddet oranları üzerindeki etkisine dikkat çeken Dr. Dağ, “Okullardaki yönetici, öğretmen ve öğrenci ilişkilerinin güven ve adalet üzerine inşa edilmesi elbette ki çok önemlidir. Öğrencilerin eğitim-öğretim süreci boyunca güven, sevgi, saygı ve adalet gibi değerleri tam anlamıyla içselleştirmesi gereklidir.” diye konuştu.

Rehberlik servisleri ve psikolojik danışmanlık birimlerinin etkinliğine de değinen Dr. Dağ, “Burada rehberlik ve psikolojik danışmanlık birimlerinin etkin bir şekilde bu süreci yürütmesi söz konusudur. Ayrıca eğitimin temel bir toplumsal kurum olması hasebiyle bu birimlerin okulda eğitim alanında uzmanlaşmış sosyologlarla çalışması ihtiyacı da gündeme gelmelidir. Bu iş birliği bağlamında ilgilenilen öğrenci sayısını azaltacak atamalar yapıldığında okuldaki şiddet temelli sorunlar azalabilir.” ifadesinde bulundu.

Aile ve okul eşgüdümlü hareket etmeli

Aile içi iletişim biçimleri ve ebeveyn tutumlarının okul şiddetine etkisine ilişkin değerlendirmesinde Dr. Dağ, “Diğer toplumsal kurumlarda olduğu gibi, aile ve eğitim kurumu da eşgüdümlü bir etkileşim dâhilinde süreklileşir. Yani ailelerinde dengeli bir ilişki düzeyi sürdürülmediği zaman çocuklar benzer dengesiz eylemlerini okulda da gerçekleştirebilir. Yine tersinden okulda şiddet temelli bir yaşamı içselleştiren çocukların yaşadığı aile ve ileride kendi kuracağı ailede sağlam bir ilişki biçimi inşa etmesi güçleşir. Dolayısıyla çocukların şiddet düzeyinin azalmasında ailelerin ve okulların koordineli bir şekilde hareket etmesi kritiktir.”   

Toplumsal kutuplaşma gençleri doğrudan etkiliyor

Toplumda artan kutuplaşma ve öfke dilinin gençler üzerindeki etkisine de değinen Dr. Dağ, “Toplumsal düzeyde yoğunlaşan bir kutuplaşma sürecinden söz etmek mümkündür. Bugün hemen her konuda bireylerin ve grupların uzlaşmaz taraflar haline geldiği örnekler çoktur. Bu da insanların güvensizlik, korku, öfke, sevgisizlik ve saygısızlık temelli şedit yönelimlere hızla yönelebildiğini göstermektedir. Gençlerin bu toplumun önemli parçalarından biri olduğu fark edildiğinde mevcut şiddet sarmalından etkilenmemesi düşünülemez.” şeklinde konuştu.      

Siber zorbalık ile fiziksel şiddet arasında karşılıklı bir bağ var

Siber zorbalık ile okul içi fiziksel şiddet arasındaki ilişkiye ilişkin olarak ise Dr. Dağ, “Siber zorbalık ve okul içi fiziksel şiddet arasında birbirini karşılıklı bir şekilde etkileyen bir bağ olduğu düşünülebilir. Bu bağlamda siber ortamda zorbalık yapmayı normalleştiren birinin fiziksel şiddete de başvurması beklenebilir. Aynı şekilde sorunlarını fiziksel şiddetle çözmeye çalışan bireylerin siber zorbalığa yönelme ihtimali de güçlüdür.” dedi.

Tekil vakalar söz konusu olsa dahi her iki alanda da önleyici politikaların hayata geçirilmesi gerektiğini belirten Dr. Dağ, “Diğer taraftan bu ihtimaller gerçekleşmese dahi tekil olarak fiziksel şiddeti olduğu kadar siber zorbalığı da önleyici tedbirler almak şarttır.” ifadesinde bulundu.

Gençleri yargılamak yerine anlamaya çalışmak gerekiyor

Gençlerin toplumun sürekliliğini sağlayan en önemli grup olduğunu vurgulayan Dr. Dağ, “Gençler, toplumsal sürekliliği sağlayan en önemli gruptur. O bağlamda toplumların geleceğinin şekillenmesinde gençlerin şu anki durumu belirleyici olacaktır. Dolayısıyla toplumda süregelen kuşaklar arasındaki arzu uyuşmazlıklarının nedenlerini yargılamaktan çok anlamaya çalışmak sahici bir adım olabilir.” şeklinde sözlerini tamamladı. 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/04/okullarda-siddet-alarm-veriyor-7235.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/04/okullarda-siddet-alarm-veriyor-7235.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/04/okullarda-siddet-alarm-veriyor-7235-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/04/okullarda-siddet-alarm-veriyor-7235.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.iyigunler.net/okullarda-siddet-alarm-veriyor/359425/</link>
			<pubDate>Wed, 15 Apr 2026 19:27:35 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Özel okula, yabancı öğrenciler sahte belgeyle kaydedilmiş]]></title>
			<description><![CDATA[İstanbul Bağcılar'da sahte denklik belgesiyle çok sayıda Iraklı'nın kaydını yapan özel okul müdürüne dava açıldı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Özel okula, yabancı öğrenciler sahte belgeyle kaydedilmiş

Yabancı kökenli öğrencilerin özel okullara sahte belgelerle kaydı yapıldığı yolundaki ihbarlar artınca savcılık harekete geçti. HalkTv'de Dinçer Gökçe imzasıyla yayınlanan habere göre İstanbul Bağcılar ilçesinde bulunan özel bir liseye, sahte denklik belgesi ile 20’ye yakın Iraklı öğrencinin kaydı yapıldı. Okula dahi gitmeyen öğrencilere, yüksek not verilerek mezun olmaları sağlandı. 

Skandal ortaya çıkınca bakanlık müfettiş görevlendirdi. Özel okulun müdürü İzzeddin Uğurlu hakkında 7 yıla kadar hapis istemi ile dava açıldı.
Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davaya göre, skandal ölçekteki olay Bağcılar’daki bir özel okulda yaşandı. Bağcılar Özel Kazanım Anadolu Lisesi'nde yaşandığı anlaşılan olayın tarihi ise 2022-2023 yılları arası olarak kayda girdi.

DENKLİK BELGELERİ SAHTE

Dava dosyasına göre Milli Eğitim Bakanlığı müfettişleri, anılan okuldaki kayıt işlemlerini mercek altına aldı. Yapılan incelemede en az 17 Iraklı öğrencinin kaydında sahtecilik yapıldığı anlaşıldı. Söz konusu öğrencilerin dosyasında yer alan denklik belgelerinin sahte olduğu belirlendi. Yapılan incelemede, tespit edilen 17 öğrencinin okula gitmedikleri gibi 12’inci sınıfta yüksek not verilerek mezun olmalarının sağlandığı görüldü.


KAYMAKAMLIK ŞİKÂYET ETTİ

Müfettişlerin hazırladığı rapor sonrası Bağcılar Kaymakamlığı, şüpheli konumdaki okul müdürü İzzeddin Uğurlu (44) hakkında 2 Aralık 2024 günü suç duyurusunda bulundu. Savcılık tarafından yürütülen soruşturma kapsamında Uğurlu’nun da ifadesi alındı. Uğurlu yaptığı savunmada “O dönem okula çok sayıda yabancı uyruklu öğrenci kayıt yaptırdı. Öğrenciler okula, ajanslar aracılığı ile gruplar halinde başvurdu. Gruplar halinde başvurdukları için kayıt esnasında indirim hakkı kazandılar” dedi.

‘BELGENİN SAHTE OLDUĞUNU ANLAMADIM’

Uğurlu ifadesinin devamında “Belirtilen yabancı uyruklu öğrenciler denklik belgelerini getirdi. Bunun üzerine sistem üzerinden kayıtlarını yaptık. Bu öğrencilerin getirdiği denklik belgelerinin sahte olduğunu bilmiyordum. Sistem üzerinden bu denklik belgeleri sorgulanamıyor. Bu nedenle, denklik belgelerinin sahte olup olmadığını bilme imkanım yoktu” ifadelerini kullandı.

7 YILA KADAR HAPSİ İSTENİYOR

Yürütülen soruşturma sonrası İzzeddin Uğurlu hakkında “resmi belgede sahtecilik ve görevi kötüye kullanma” suçlaması ile dava açıldı. Her iki sevk maddesinde istenen cezanın üst sınırı ise 7 yıla denk geliyor. Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesinde yargılandığını kaydeden Uğurlu, Halktv.com.tr muhabirine, yargılamanın devam ettiğini daha önce verdiği ifadeden farklı bir şey söylemeyeceğine işaret etti.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/04/ozel-okula-yabanci-ogrenciler-sahte-belgeyle-kaydedilmis-227.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/04/ozel-okula-yabanci-ogrenciler-sahte-belgeyle-kaydedilmis-227.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/04/ozel-okula-yabanci-ogrenciler-sahte-belgeyle-kaydedilmis-227-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/04/ozel-okula-yabanci-ogrenciler-sahte-belgeyle-kaydedilmis-227.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.iyigunler.net/ozel-okula-yabanci-ogrenciler-sahte-belgeyle-kaydedilmis/359382/</link>
			<pubDate>Tue, 07 Apr 2026 11:13:48 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Genç öğretmeni 'Büyücü' diye CİMER'e şikayet ettiler]]></title>
			<description><![CDATA[Vatandaşların kamu kurumlarıyla ilgili yaşadığı sorunlara hızlı cözüm üretmek amacıyla kurulan CİMER, şantaj silahına mı dönüştü. Genç bir öğretmenin sosyal medya görüntüsünü "Büyücü' diye şikayet eden kıskanç öğrenci velisi istifaya neden oldu.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Genç öğretmeni 'Büyücü' diye CİMER'e şikayet ettiler

 


"Velilerin CİMER’e büyücü diye şikayet ettiği öğretmen" notuyla kıyafetlerini gösterdiği video sosyal medyada viral olan genç öğretmen istifa etti. Genç öğretmen, süreçte yaşananları yine sosyal medya hesabından anlattı.
Özel eğitim veren bir kurumda görev yapan genç öğretmen, "Velilerin CİMER’e büyücü diye şikayet ettiği öğretmen" notuyla TikTok hesabından video paylaştı. Sınıfta çektiği videoda kıyafetlerini gösteren genç öğretmen kısa sürede viral oldu.

Gelen tepkilerin ardından İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüyle görüşme yapan öğretmen, istifa ettiğini duyurdu.

SINIFTA ÇEKTİĞİ "BÜYÜCÜ" VİDEOSU GENÇ ÖĞRETMENİ İSTİFA ETTİRDİ

Sözcü'nün haberine göre, TikTok’ta "parliamentaquablueslims" kullanıcı adıyla paylaşımlar yapan genç kadın öğretmen, sınıfta giydiği kıyafetle çektiği bir videoyu sosyal medyada yayımladı. Görüntünün üzerine düştüğü "büyücü" şikayeti notuyla kısa sürede viral olan öğretmenin bu paylaşımı, dokuz gün süren tartışmaların ardından istifa kararıyla sonuçlandı.

Konuya ilişkin bir açıklama yapan genç öğretmen, videonun tamamen ironi barındıran ve zararsız bir içerik olduğunu ancak rızası dışında bağlamından koparılarak yayıldığını belirtti.

Yaşanan süreçte İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ile bir görüşme gerçekleştirdiğini ifade eden öğretmen, "Oluşan haksız tepkiler nedeniyle kurumumun ve çok sevdiğim öğrencilerimin bu tartışmaların odağında daha fazla yıpranmaması adına, büyük bir özveriyle yürüttüğüm özel eğitim öğretmenliği görevimden istifa etmek durumunda kaldım" ifadelerini kullanarak görevinden ayrıldığını duyurdu.

"GÖREVİMDEN İSTİFA ETMEK DURUMUNDA KALDIM"

Genç öğretmenin konuyla ilgili açıklamasının tamamı şöyle:

"Son günlerde kişisel sosyal medya hesabımdan paylaştığım, tamamen ironi barındıran ve zararsız bir videomun rızam dışında bağlamından koparılarak yayılması neticesinde ne yazık ki üzücü bir noktaya gelmiş bulunuyoruz.

Bugün İlçe Milli Eğitim Müdürlüğümüz ile gerçekleştirdiğimiz görüşme sonucunda, oluşan haksız tepkiler nedeniyle kurumumun ve çok sevdiğim öğrencilerimin bu tartışmaların odağında daha fazla yıpranmaması adına, büyük bir özveriyle yürüttüğüm özel eğitim öğretmenliği görevimden istifa etmek durumunda kaldım."

'ÖĞRETMENLİĞE DEVAM ETMEK İSTİYORUM'

"Benim için her şeyden önemli olan çocukların hayatına dokunabilmek ve mesleğimi layıkıyla yapabilmektir. Süreç boyunca durumun doğrusunu anlayıp bana destek olan herkese yürekten teşekkür ederim.

Öğretmenlik mesleğini aynı tutku ve heyecanla icra etmeye devam edebileceğim, tamamen eğitime odaklanabileceğim yeni fırsatlara ve tekliflere açık olduğumu belirtmek isterim.
 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/04/genc-ogretmeni-buyucu-diye-cimer-e-sikayet-ettiler-8236.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/04/genc-ogretmeni-buyucu-diye-cimer-e-sikayet-ettiler-8236.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/04/genc-ogretmeni-buyucu-diye-cimer-e-sikayet-ettiler-8236-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/04/genc-ogretmeni-buyucu-diye-cimer-e-sikayet-ettiler-8236.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.iyigunler.net/genc-ogretmeni-buyucu-diye-cimer-e-sikayet-ettiler/359358/</link>
			<pubDate>Thu, 02 Apr 2026 20:52:17 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Avrupa Üniversiteleri 16-17 Nisan’da İstanbul’da Buluşuyor]]></title>
			<description><![CDATA[Avrupa’nın dört bir yanından üniversite yöneticileri, 16–17 Nisan 2026 tarihlerinde İstanbul’da bir araya gelecek. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Avrupa Üniversiteleri 16-17 Nisan’da İstanbul’da Buluşuyor

 

Avrupa yükseköğretiminin en önemli platformlarından biri olan Avrupa Üniversiteler Birliği (EUA) Yıllık Konferansı, Yeditepe Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenecek. Konferans, yalnızca üniversiteleri değil, eğitim politikalarını, gençlerin geleceğini ve ülkelerin rekabet gücünü de yakından ilgilendiren başlıkları gündeme taşıyacak.



48 Ülkeden Rektör ve Üst Düzey Üniversite Yöneticisi Katılacak

 

Avrupa üniversitelerini temsil eden EUA’nın her yıl düzenlediği bu konferans, rektörleri, üniversite yöneticilerini, politika yapıcıları ve uzmanları bir araya getiriyor. Bu yıl İstanbul’da 29’uncusu yapılacak toplantıda, Avrupa üniversitelerinin önümüzdeki yıllarda nasıl bir yol haritası izleyeceği, hangi alanlarda birlikte hareket edeceği ve değişen dünya koşullarına nasıl uyum sağlayacağı tartışılacak.

 

Üniversiteler Yeni Dünyada Nasıl Konumlanacak?

 

Bu yıl konferansın ana teması “Değişen Bağlamlarda Üniversiteler Arası İş Birliği” olarak belirlendi. Başlık akademik görünse de içeriği son derece güncel. Çünkü üniversiteler bugün sadece eğitim veren kurumlar değil; aynı zamanda araştırma, teknoloji, inovasyon ve istihdamın merkezinde yer alıyor. Dijital dönüşüm, ekonomik dalgalanmalar, küresel rekabet ve demografik değişim, üniversitelerin bu rolü nasıl sürdüreceği sorusunu da beraberinde getiriyor.

 

Eğitimden Dijital Dönüşüme Kritik Başlıklar

 

İki gün sürecek konferansta; üniversitelerin birbirleriyle, kamu kurumlarıyla ve özel sektörle nasıl daha güçlü iş birlikleri kurabileceği ele alınacak. Eğitim programlarının geleceği, araştırma ve inovasyon alanında ortak projeler, üniversite–sanayi iş birlikleri ve gençlerin değişen beklentileri masaya yatırılacak. Dijitalleşmenin eğitim ve araştırma üzerindeki etkileri, üniversitelerin bu sürece nasıl uyum sağlayacağı da öne çıkan başlıklar arasında yer alıyor.

 

AB’nin Yükseköğretim Stratejisi Gündemde

 

Konferansta ayrıca, Avrupa Birliği’nin yükseköğretime yönelik yeni fon ve destek programları, akademik özgürlük, toplumsal güven ve üniversitelerin demokrasiyle ilişkisi gibi konular da tartışılacak. Sürdürülebilirlik, iklim krizi ve toplumsal dönüşüm gibi küresel meselelerde üniversitelerin nasıl bir rol üstlenmesi gerektiği de gündemin önemli başlıkları arasında bulunuyor.

 

Türkiye için Neden Önemli?

 

Her yıl farklı bir Avrupa ülkesinde düzenlenen EUA Yıllık Konferansı, yükseköğretimde alınan kararların şekillendiği en önemli platformlardan biri olarak kabul ediliyor. İstanbul’da yapılacak toplantının, Türkiye’nin yükseköğretim alanındaki uluslararası görünürlüğüne katkı sağlaması ve üniversiteler arası yeni iş birliklerinin önünü açması bekleniyor.

 

Konferans Yol Gösterici Olacak

 

Konferans, Avrupa üniversitelerinin geleceğine dair tartışmaların İstanbul’dan dünyaya taşınacağı önemli bir buluşma olacak. Yeditepe Üniversitesi’nin bu prestijli organizasyon için ev sahibi olarak seçilmesi, üniversitenin uluslararası akademik alandaki görünürlüğünün ve güvenilirliğinin bir göstergesi olarak değerlendiriliyor. Toplantı boyunca yapılacak görüşmelerin hem Avrupa hem de Türkiye yükseköğretim sistemi açısından yol gösterici olması hedefleniyor.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/04/avrupa-universiteleri-16-17-nisan-da-istanbul-da-bulusuyor-771.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/04/avrupa-universiteleri-16-17-nisan-da-istanbul-da-bulusuyor-771.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/04/avrupa-universiteleri-16-17-nisan-da-istanbul-da-bulusuyor-771-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/04/avrupa-universiteleri-16-17-nisan-da-istanbul-da-bulusuyor-771.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.iyigunler.net/avrupa-universiteleri-16-17-nisan-da-istanbul-da-bulusuyor/359353/</link>
			<pubDate>Wed, 01 Apr 2026 10:38:46 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[İBB'den 20 bin öğrenciye kıyafet desteği]]></title>
			<description><![CDATA[İBB, eğitimde fırsat eşitliğini güçlendirmek amacıyla 2025-2026 eğitim-öğretim döneminde ihtiyaç sahibi 20 bin ortaöğretim öğrencisine toplam 50 milyon TL tutarında nakdi kıyafet desteği sağlıyor. Ödemeler 12 Mart itibarıyla tamamlanmış olacak. 

]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[İBB'den 20 bin öğrenciye kıyafet desteği

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), ortaöğretim düzeyindeki öğrencilerin okul yaşamına katılımında ekonomik nedenlerle oluşabilecek eşitsizliklerin önüne geçmek için harekete geçti. Uygulanan kıyafet zorunluluğunun dezavantajlı aileler üzerindeki yükünü hafifletmeyi amaçlayan bu destekle, hem eğitim hakkının korunması hem de toplumsal adaletin güçlendirilmesi hedefleniyor.



50 MİLYON TL'LİK KAYNAK AYRILDI

2025-2026 eğitim-öğretim dönemini kapsayan planlama doğrultusunda, belirlenen şartları taşıyan 20.000 öğrenciye kişi başı 2.500 TL ödeme yapılacak. Proje için ayrılan toplam bütçe ise 50.000.000 TL olarak açıklandı. Ödemelerin 12.03.2026 tarihinde tamamlanması  planlanıyor.

 

İLÇELERE GÖRE DAĞILIM VERİLERİ

Esenyurt, 2.321 öğrenci ile desteğin en yoğun sağlandığı ilçe olurken; Sultangazi (1.231), Küçükçekmece (1.197) ve Bağcılar (1.060) öne çıkan diğer bölgeler oldu.

 

DESTEKTEN YARARLANMA KOŞULLARI

"Ortaöğretim Kıyafet Desteği" kapsamında sunulan bu hizmetten yararlanabilmek için belirli kriterler aranıyor:


	İstanbul il sınırları içerisinde ikamet etmek,
	Sosyal inceleme sonucunda sosyoekonomik desteğe ihtiyaç duyduğunun tespit edilmesi,
	Hanede ortaöğretim çağında ve aktif okul kaydı bulunan bir öğrencinin olması.

]]></content:encoded>
		    <image>https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/03/ibb-den-20-bin-ogrenciye-kiyafet-destegi-7454.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/03/ibb-den-20-bin-ogrenciye-kiyafet-destegi-7454.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/03/ibb-den-20-bin-ogrenciye-kiyafet-destegi-7454-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/03/ibb-den-20-bin-ogrenciye-kiyafet-destegi-7454.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.iyigunler.net/ibb-den-20-bin-ogrenciye-kiyafet-destegi/359255/</link>
			<pubDate>Sat, 14 Mar 2026 08:48:49 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[İETT, Fatma Nur öğretmenin adını sonsuza dek yaşatacak]]></title>
			<description><![CDATA[İstanbul’da bir öğrencisinin saldırısı sebebiyle hayatını kaybeden ve tüm Türkiye’yi yasa boğan Fatma Nur Çelik öğretmenin değerli hatırası İstanbul’da ilelebet yaşatılacak. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[İETT, Fatma Nur Çelik Öğretmenin adını sonsuza dek yaşatacak

 

İETT, Fatma Nur öğretmen için bir otobüsünü özel olarak tasarladı ve 8 Mart Emekçi Kadınlar Günü’nden itibaren başlamak üzere İstanbul Anadolu Yakası’nda göreve başlattı. 



Özellikle Fatma Nur öğretmenin görev yaptığı okul bölgesinde hizmet verecek olan İETT Otobüsü UM40 Atatürk Mahallesi – Necip Fazıl Metro Hattı ile ve 9K Atatürk Mahallesi – Kadıköy hatlarında hizmet verecek. 

İETT ayrıca, Fatma Nur öğretmenin görev yaptığı ve şimdi onun adını taşıyan Taşdelen Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi bölgesindeki durağın adını da Öğretmen Fatma Nur Çelik durağı olarak değiştirme kararı aldı.


 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/03/iett-fatma-nur-ogretmenin-adini-sonsuza-dek-yasatacak-4512.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/03/iett-fatma-nur-ogretmenin-adini-sonsuza-dek-yasatacak-4512.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/03/iett-fatma-nur-ogretmenin-adini-sonsuza-dek-yasatacak-4512-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/03/iett-fatma-nur-ogretmenin-adini-sonsuza-dek-yasatacak-4512.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.iyigunler.net/iett-fatma-nur-ogretmenin-adini-sonsuza-dek-yasatacak/359229/</link>
			<pubDate>Sun, 08 Mar 2026 12:25:56 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[SOCAR Türkiye ve ODTÜ'nün programı ilk mezunlarını verdi]]></title>
			<description><![CDATA[ODTÜ iş birliğiyle, kamu sektörü çalışanlarına özel hazırlanan “Enerjide Dönüşüm ve Stratejik Gelişim Programı”nın ilk dönemi tamamlandı. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[SOCAR Türkiye ve ODTÜ iş birliğiyle hayata geçirilen “Enerjide Dönüşüm ve Stratejik Gelişim Programı” ilk mezunlarını verdi

SOCAR Türkiye ve Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) iş birliğiyle, kamu sektörü çalışanlarına özel hazırlanan “Enerjide Dönüşüm ve Stratejik Gelişim Programı”nın ilk dönemi tamamlandı. Programı başarıyla tamamlayan katılımcılar, Ankara’da düzenlenen törenle sertifikalarını aldı. 

Türkiye’nin en büyük doğrudan dış yatırımcısı ve entegre endüstri grubu SOCAR Türkiye tarafından enerji sektöründeki dönüşümü desteklemek ve nitelikli insan kaynağının gelişimine katkı sağlamak amacıyla Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) iş birliğiyle başlatılan sertifika programının ilk dönemi tamamlandı.



Çevrim içi gerçekleştirilen ve toplam 32 saat süren program kapsamındaki eğitimler, ODTÜ’nün alanında uzman akademisyenleri ile SOCAR Türkiye’nin deneyimli yöneticileri tarafından verildi. 

Enerji dönüşümü, dijitalleşme ve sürdürülebilirlik ekseninde tasarlanan program, kamu sektöründe görev yapan ve bu alanlarda uzmanlaşmak isteyen profesyonellere yönelik geliştirildi. Katılımcılara, yapay zeka, veri yönetimi, enerji güvenliği, yeşil finans, karbon yönetimi ve değişim liderliği gibi başlıklarda güncel, bütüncül ve disiplinler arası bir perspektif kazandırılması hedeflendi. 

“Bu programı sürdürülebilir bir öğrenme ekosisteminin temeli olarak görüyoruz”

SOCAR Türkiye CEO’su Elchin Ibadov, sertifika töreninde yaptığı konuşmada “Üniversite ve sanayi iş birliğinin yenilikçi bir örneğini hayata geçirmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Bu program, Türkiye’de özel sektör tarafından kamu çalışanlarına yönelik hazırlanan enerji odaklı ilk sertifika programı olma özelliği taşıyor. Enerjide Dönüşüm ve Stratejik Gelişim Sertifika Programı ile kurduğumuz iş birliği modelini bir başlangıç olarak görüyoruz. Programımızı yeni içeriklerle, güncellenmiş modüllerle ve daha geniş katılımcı gruplarıyla devam ettirme kararlılığındayız” dedi.

“Programın hayata geçirilmesinde gösterdiği vizyoner ve destekleyici yaklaşım için Sayın Elchin Ibadov’a özellikle teşekkür etmek isterim” diyen ODTÜ Rektörü Prof.Dr.Ahmet Yozgatlıgil ise, “Akademi ile sektör arasındaki iş birliğinin güçlenmesine verdiği önem ve bu programa sağladığı güçlü destek, bu çalışmanın ortaya çıkmasında belirleyici olmuştur. ODTÜ olarak biz de enerji dönüşümünü üniversitemizin stratejik öncelikleri arasında görüyoruz. Üniversitemizde enerji alanındaki çalışmalar; Elektrik-Elektronik, Makine, Kimya ve Çevre Mühendisliği başta olmak üzere birçok bölümün katkısıyla disiplinler arası bir yaklaşımla yürütülmektedir. Yenilenebilir enerji teknolojileri, enerji depolama sistemleri, hidrojen teknolojileri, akıllı şebekeler, enerji verimliliği ve karbon azaltımı gibi alanlarda önemli araştırmalar gerçekleştiriyoruz” diye konuştu.

Üniversite ile özel sektörün bilgi birikimini aynı çatı altında buluşturan program, enerji sektörünün hızla değişen dinamiklerine uyum sağlayabilecek yetkin insan kaynağı yetiştirmeyi amaçlıyor. SOCAR Türkiye, insan kaynağına yapılan yatırımın sektörün ve ülkenin enerji geleceğine yapılan yatırım olduğu anlayışıyla, benzer gelişim programlarını önümüzdeki dönemde de sürdürmeyi planlıyor.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/03/socar-turkiye-ve-odtu-nun-programi-ilk-mezunlarini-verdi-4192.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/03/socar-turkiye-ve-odtu-nun-programi-ilk-mezunlarini-verdi-4192.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/03/socar-turkiye-ve-odtu-nun-programi-ilk-mezunlarini-verdi-4192-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/03/socar-turkiye-ve-odtu-nun-programi-ilk-mezunlarini-verdi-4192.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.iyigunler.net/socar-turkiye-ve-odtu-nun-programi-ilk-mezunlarini-verdi/359211/</link>
			<pubDate>Fri, 06 Mar 2026 09:23:41 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Dijital dünyada çocuklar için yeni dönem!]]></title>
			<description><![CDATA[Çocukların dijital ortamlarda karşılaşabilecekleri risklerden korunması gerekliliğine vurgu yapan Çocuk Gelişimi Uzmanı Dr. Demet Gülaldı, “Ancak çözümün yalnızca yasaklama üzerinden kurgulanması, sosyal medyanın eğitim, yaratıcılık, sosyal bağ kurma ve kamusal katılım gibi olumlu yönlerini göz ardı etme riskini taşımaktadır.” dedi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Dijital dünyada çocuklar için yeni dönem!

Amaç yasaklamak değil, güçlendirmek!

ABD’de oyun bağımlısı olduğu öne sürülen 11 yaşındaki bir çocuğun babasını öldürmesi ve Trabzon’da 13 yaşındaki Abdulkadir Eymen Bilgin’in ölümü, dijital bağımlılık tartışmalarını yeniden gündeme taşıyarak “yasaklama mı, güçlendirme mi?” sorusunu kamuoyunun merkezine yerleştirdi. 

Çocukların dijital ortamlarda karşılaşabilecekleri risklerden korunması gerekliliğine vurgu yapan Çocuk Gelişimi Uzmanı Dr. Demet Gülaldı, “Ancak çözümün yalnızca yasaklama üzerinden kurgulanması, sosyal medyanın eğitim, yaratıcılık, sosyal bağ kurma ve kamusal katılım gibi olumlu yönlerini göz ardı etme riskini taşımaktadır.” dedi.

Bu bağlamda daha sürdürülebilir bir yaklaşımın, “yasaklama” yerine “güvenli tasarım” ve “çocuk hakları temelli düzenleme” ilkelerini merkeze alan politikalar geliştirmek olduğunu dile getiren Dr. Gülaldı, “Amaç, gençleri dijital dünyadan izole etmek değil; onları bilinçli, eleştirel düşünebilen ve çevrim içi risklerle başa çıkabilecek dayanıklılığa sahip bireyler olarak güçlendirmektir.” diye konuştu.

ABD’de oyun bağımlısı olduğu öne sürülen 11 yaşındaki bir çocuğun babasını öldürmesi ve geçtiğimiz günlerde Trabzon’da 13 yaşındaki Abdulkadir Eymen Bilgin’in ölümü, dijital bağımlılık tartışmalarını yeniden gündeme taşıyarak “yasaklama mı, güçlendirme mi?” sorusunu kamuoyunun merkezine yerleştirdi.

Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölümü’nden Dr. Öğr. Üyesi Demet Gülaldı, dijital bağımlılık konusunu “yasaklama mı, güçlendirme mi?” bağlamında ele aldı.

Dijital okuryazarlık becerilerinin geliştirilmesi hedefleniyor

Dr. Öğr. Üyesi Demet Gülaldı, ülkemizde 3 Şubat 2026 tarihli resmî gazete yayınlanan Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile “Dijital Dünyada Çocukların Güçlendirilmesine Yönelik Eylem Planı 2026-2030”nın Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı koordinasyonunda yürürlüğe girdiğini hatırlatarak, “Bu eylem planının stratejik amaçları; Farkındalık ve Bilinçlendirme, Koruyucu ve Önleyici Mekanizmaların Geliştirilmesi, Dijital Risklere Karşı Müdahale ve Destek Mekanizmalarının Güçlendirilmesi ve Yasal ve Kurumsal Düzenlemelerin Güçlendirilmesi başlıklarında belirlenmiştir. Özellikle hem çocukların hem de ailelerin dijital okuryazarlık becerilerinin geliştirilmesi, dijital platformlarda güvenli davranış biçimlerinin kazandırılması ve eleştirel düşünme, etik sorumluluk ve mahremiyet bilinci gibi becerilerin desteklenmesi hedeflenmektedir. Çocukların bilgiye erişim, çevrim içi öğrenme ve teknolojiyi etkin bir şekilde kullanmaları teşvik edilerek, dijital teknolojilerin yalnızca tüketim aracı değil aynı zamanda üretim ve gelişim alanı olarak görülmesi amaçlanmaktadır.” dedi.

Avustralya öncü oldu

10 Aralık 2025 itibarıyla Avustralya’da 16 yaş altındaki çocuk ve ergenlerin TikTok, Instagram, YouTube, Snapchat, X ve Facebook gibi büyük sosyal medya platformlarında hesap açmaları ve mevcut hesaplarını sürdürmelerinin yasaklandığını kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Demet Gülaldı, “28 Kasım 2024’te kabul edilen ‘Online Safety Amendment (Social Media Minimum Age) Bill 2024’ ile sosyal medya kullanımında asgari yaş 16 olarak belirlenmiş; böylece bu kapsamda dünyada öncü bir düzenleme hayata geçirilmiştir. Yasa, yaptırımları çocuklara ya da ebeveynlere değil, doğrudan teknoloji şirketlerine yöneltmektedir. Düzenlemenin temel gerekçesi, çocuk ve ergenlerin ruh sağlığını, güvenliğini ve genel iyilik hâlini korumaktır. Siber zorbalık vakalarındaki artış, zararlı içeriklere maruz kalma, çevrim içi istismar riski, kötü niyetli yetişkinlerle temas olasılığı ve sürekli karşılaştırma kültürünün benlik saygısı üzerindeki olumsuz etkileri, yasanın dayanak noktaları arasında gösterilmektedir.” diye konuştu.

Sosyal medya yasaklamaları küresel ölçekte hızlandı

Avustralya’daki bu düzenlemenin, benzer tartışmaları küresel ölçekte hızlandırdığını söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Demet Gülaldı, “Birleşik Krallık 16 yaş altına yönelik kısıtlamaları değerlendirmekte; Fransa’da 15 yaş altına sosyal medya yasağını öngören tasarı parlamentodan geçmiştir. Çin, ‘minor mode’ uygulamasıyla yaşa bağlı ekran süresi sınırlamaları getirmiştir. İspanya ve Danimarka’da da benzer düzenlemeler gündemdedir. Avrupa Parlamentosu ise bağlayıcı olmamakla birlikte 16 yaş sınırını öneren bir karar üzerinde uzlaşmıştır. Bu gelişmeler, sosyal medyanın çocuk gelişimi üzerindeki etkisinin pedagojik bir tartışmanın ötesine geçerek hukuki ve siyasal bir mesele hâline geldiğini göstermektedir.” ifadesinde bulundu.

Yasaklama bir çözüm mü?

12–16 yaş aralığının kimlik gelişiminin hızlandığı, sosyal kabul ihtiyacının arttığı ve duygusal dalgalanmaların yoğunlaştığı kritik bir dönem olduğunu ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Demet Gülaldı, “Ergenlikte bireyin fiziksel değişimlere uyum sağlaması, kendilik algısını yapılandırması ve sosyal ilişkiler içinde konumunu belirlemesi beklenir. Ancak nörogelişimsel açıdan dürtü kontrolü ve uzun vadeli sonuçları değerlendirme kapasitesi henüz tam olarak olgunlaşmamıştır. Bu durum, sosyal medya ortamlarında karşılaşılan içeriklere karşı ergenleri daha kırılgan hâle getirebilmektedir.” şeklinde konuştu.

Ergenlik kırılgan bir dönem

Araştırmalar, sosyal medya platformlarında idealize edilmiş yaşam temsillerinin, mükemmel beden algısı ve popülerlik odaklı görünürlük kültürünün, ergenlerin benlik gelişimi üzerinde olumsuz etkiler yaratabildiğini ortaya koyduğunu da anlatan Dr. Öğr. Üyesi Demet Gülaldı, “Özellikle sosyal karşılaştırma süreçleri, özsaygı ve beden algısı üzerinde belirleyici olabilmektedir. Bununla birlikte sosyal medya, ergenlerin kendilerini ifade edebildikleri, akran ilişkilerini sürdürebildikleri ve toplumsal meselelere dair farkındalık geliştirebildikleri bir alan olarak da işlev görmektedir. Dolayısıyla sosyal medya hem risk hem de fırsat barındıran çift yönlü bir dijital ekosistem sunmaktadır.” dedi.

Gençleri 16 yaşına kadar dijital deneyimden bütünüyle uzak tutmanın da riski var

Çocukların dijital ortamlarda karşılaşabilecekleri risklerden korunması gerekliliğine vurgu yapan Dr. Öğr. Üyesi Demet Gülaldı, “Ancak çözümün yalnızca yasaklama üzerinden kurgulanması, sosyal medyanın eğitim, yaratıcılık, sosyal bağ kurma ve kamusal katılım gibi olumlu yönlerini göz ardı etme riskini taşımaktadır. Ayrıca gençleri 16 yaşına kadar dijital deneyimden bütünüyle uzak tutmak, sonrasında ani ve denetimsiz bir geçişe yol açabilir. Bu durum, dijital okuryazarlık ve öz düzenleme becerilerinin kademeli olarak gelişmesini engelleyebilir.” diye konuştu.

Dijital okuryazarlık eğitimleri temel olmalı

Bu bağlamda daha sürdürülebilir bir yaklaşımın, “yasaklama” yerine “güvenli tasarım” ve “çocuk hakları temelli düzenleme” ilkelerini merkeze alan politikalar geliştirmek olduğunu dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Demet Gülaldı, “Algoritmik şeffaflık, yaşa uygun içerik tasarımı, veri koruma önlemleri, etkili denetim mekanizmaları ve dijital okuryazarlık eğitimleri bu yaklaşımın temel bileşenleri olmalıdır. Amaç, gençleri dijital dünyadan izole etmek değil; onları bilinçli, eleştirel düşünebilen ve çevrim içi risklerle başa çıkabilecek dayanıklılığa sahip bireyler olarak güçlendirmektir. 16 yaş altı sosyal medya yasağı yalnızca hukuki bir düzenleme değil; dijital çağda çocukluk ve ergenlik kavramlarının yeniden tanımlandığı bir kırılma noktasına işaret etmektedir. Bu kırılmanın nasıl yönetileceği ise yasaklardan çok, bilimsel veriye dayalı, çok paydaşlı ve çocuk merkezli politikaların geliştirilmesine bağlıdır.” şeklinde sözlerini tamamladı.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/02/dijital-dunyada-cocuklar-icin-yeni-donem-3603.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/02/dijital-dunyada-cocuklar-icin-yeni-donem-3603.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/02/dijital-dunyada-cocuklar-icin-yeni-donem-3603-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/02/dijital-dunyada-cocuklar-icin-yeni-donem-3603.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.iyigunler.net/dijital-dunyada-cocuklar-icin-yeni-donem/359159/</link>
			<pubDate>Tue, 24 Feb 2026 10:19:08 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Bilim Kahramanları Fuar İzmir'de buluştu]]></title>
			<description><![CDATA[Bilim Kahramanları Buluşuyor FIRST LEGO League Challenge turnuvalarının 22’nci sezonu İzmir Ortaokul Yerel Turnuvaları’nın 2. ve 3’üncüsü Fuar İzmir’de düzenlendi. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Bilim Kahramanları Fuar İzmir'de buluştu

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde, İZFAŞ’ın desteğiyle Bilim Kahramanları Derneği tarafından düzenlenen etkinlikte 10 takım ulusal turnuvaya katılma hakkı kazandı.  

Her yıl 9-16 yaş arası çocuk ve gençlerin kendilerini “topluma duyarlı bilim insanı ve mühendis olarak görmelerini” sağlayan, dünyada 100’ü aşkın ülkeden 300 binden fazla çocuk ve gencin katıldığı FIRST LEGO League Challenge turnuvalarının 22’nci sezonu yapıldı. Ülkemizde, Bilim Kahramanları Derneği tarafından 2004-2005 sezonundan bu yana Bilim Kahramanları Buluşuyor adıyla düzenlen etkinliğe ilgi yine yoğun oldu. 2004 yılından bu yana Türkiye’de 80 şehirden 47 bin 127 çocuğun katıldığı turnuvalar, bu yıl UNEARTHED temasıyla gerçekleştiriliyor. Takımlar; geçmişin izini sürerek arkeolojik süreçleri, yer altı yapılarıyla gizli kalmış alanları ve eski uygarlıkların izlerini araştırıyor. Öğrenciler, karşılaştıkları sorunlara yenilikçi çözümler geliştirirken inşa edip kodladıkları robotlarla görevleri tamamlamaya çalışıyor. 

Turnuvanın 22. sezonunda, 2. ve 3. İzmir Ortaokul Yerel Turnuvaları, Fuar İzmir D Hol’de gerçekleştirildi. 2. İzmir Ortaokul Turnuvası’na İzmir, Aydın, Balıkesir, Çanakkale, Denizli, Manisa ve Muğla’dan 36 takım, 318 öğrenci katılırken 3. İzmir Ortaokul Yerel Turnuvası’nda ise yine aynı illerden 36 takım ile 319 öğrenci yer aldı. Öğrenciler, kendilerine ayrılan stantlarda projelerinin tanıtımını yaptı ve robotlarının verilen görevleri yerine getirmesi için yoğun çaba harcadı. Yarışma için jürinin karşısına çıkan küçük bilim kahramanları, buldukları çözüm önerilerini paylaştı. İki günün sonunda düzenlenen ödül törenleriyle öğrencilere kupa ve madalyaları verilirken 10 takım da ulusal turnuvaya katılma hakkı elde etti.

Bilimle büyüyen bir nesil

Turnuvalarda iki günün birincisi olan takımlara ödüllerini veren İzmir Büyükşehir Belediyesi Meclis Üyeleri İpek Kul Bayar ve Sedef Cem, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin gençlere ve çocuklara her zaman destek olduğunu vurgulayarak, bilimin ve üretmenin geleceğin anahtarı olduğuna dikkat çekti.

Büyükşehir ve İZFAŞ’a teşekkür etti

Organizasyona uzun yıllardır ev sahipliği yapmaktan mutluluk duyduklarını belirten İZFAŞ İletişim ve Etkinlikler Müdürü Zeynep Gülşen Can, geleceğin bilim insanları olan çocuklar ve gençlerden öğrenecek çok şeyleri olduğunu vurgulayarak, ulusal turnuvada yeniden Fuar İzmir’de buluşma temennisini paylaştı.

Bilim Kahramanları Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Aytuğ Mecik, daha iyi bir geleceğin, bugün sorular sormaya cesaret eden çocuklarla ve gençlerle mümkün olduğunu belirterek, “Bu sezon, Türkiye genelinde 501 takım ile 4 bin 472 çocuğa ulaşmayı hedefliyoruz. Ankara, Antalya, Eskişehir, İstanbul, İzmir, Kocaeli, Mersin ve Ordu'da gerçekleşecek yerel turnuvalarımızın ardından İzmir’de 7 – 8 Mart tarihlerinde ulusal turnuva gerçekleştirilecek” diyerek yıllardır İzmir yerel ve ulusal turnuvalarına ev sahipliği yapan İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne ve İZFAŞ’a teşekkür etti.

 

Ulusal Turnuva da İzmir’de düzenlenecek

Şubat ve Mart 2026 boyunca İzmir’in yanı sıra Ankara, Antalya, Eskişehir, İstanbul, Kocaeli, Mersin ve Ordu’da gerçekleştirilecek 18 yerel turnuvanın ardından sezon, 7–8 Mart 2026 tarihlerinde yine İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde, İZFAŞ desteğiyle Fuar İzmir’de düzenlenecek Ulusal Turnuva ile tamamlanacak.

 

İki günün sonunda Ulusal Turnuva’ya katılmaya hak kazanan takımlar ise şu şekilde oluştu:

 

21 Şubat 2026 

Karşıya Özel TAKEV Ortaokulu Astronova takımı - Şampiyonluk Ödülü

Özel Rota Ortaokulu Relic Hunters takımı - İkincilik Ödülü

Özel İzmir İstek Ortoakulu Northstars takımı - Üçüncülük Ödülü

İzmir Bayraklı Uğur Okulları Kampüsü Ortaokulu Cyber Ninjas takımı - Ulusal Çıkış 4

Özel Türk Koleji Marmaris Ortaokulu Felix takımı - Ulusal Çıkış 5

 

22 Şubat 2026

Çiğli Aydoğan Yağcı Bilim ve Sanat Merkezi Spıca Jr takımı - Şampiyonluk Ödülü

Muğla Turgutreis Uğur Okulları Kampüsü Ortaokulu Maxıma Prime takımı - İkincilik Ödülü

Özel Çakabey Ortaokulu Leukai takımı - Üçüncülük Ödülü

Özel Bandırma Bahçeşehir Koleji Ortaokulu Enterprıse Kyzikos takımı - Ulusal Çıkış 4

Özel Manisa Bahçeşehir Koleji Ortaokulu Ouroboros takımı - Ulusal Çıkış 5
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/02/bilim-kahramanlari-fuar-izmir-de-bulustu-9684.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/02/bilim-kahramanlari-fuar-izmir-de-bulustu-9684.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/02/bilim-kahramanlari-fuar-izmir-de-bulustu-9684-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/02/bilim-kahramanlari-fuar-izmir-de-bulustu-9684.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.iyigunler.net/bilim-kahramanlari-fuar-izmir-de-bulustu/359151/</link>
			<pubDate>Mon, 23 Feb 2026 12:58:03 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Üsküdar Belediyesi'nden gençlere YKS desteği]]></title>
			<description><![CDATA[Üsküdar Belediyesi, 2026 YKS sınavına girecek 25 yaş altı öğrencilerin sınav ücretlerinin bu yıl da belediye tarafından karşılanacağını duyurdu.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Üsküdar Belediyesi'nden gençlere YKS desteği

Sosyal Belediyecilik anlayışını benimseyen Üsküdar Belediyesi, eğitim alanında yaptığı projelerle adından söz ettirmeye devam ediyor. Belediye, Yükseköğretim Kurumları Sınavı’na (YKS) girecek öğrencilerin başvuru giriş ücretini bu yıl ikinci kez ödeyecek.

Üsküdar Belediyesi, 2026 YKS sınavına girecek 25 yaş altı öğrencilerin sınav ücretlerinin bu yıl da belediye tarafından karşılanacağını duyurdu.

Sınav ücreti desteğinden yararlanmak isteyen öğrencilerin Üsküdar’da ikamet etmesi ve sosyal inceleme durumuna göre ihtiyaç sahibi olduğu tespit edilmiş olması gerekiyor.

YKS ücreti desteğinden yararlanmak isteyen, ilçede ikamet eden öğrenciler sınav kaydını tamamladıktan sonra sınav kayıt belgesi ve başvuru yapan kişi adına IBAN bilgisi ile birlikte belediyeye şahsen başvuru yapabilecek.

Sosyal Destek Hizmetleri Müdürlüğüne şahsen başvuru ya da resmi web sitesi “uskudar.bel.tr” üzerinden online olarak alınacak başvurular 10 Mart’a kadar sürecek.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/02/uskudar-belediyesi-nden-genclere-yks-destegi-5250.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/02/uskudar-belediyesi-nden-genclere-yks-destegi-5250.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/02/uskudar-belediyesi-nden-genclere-yks-destegi-5250-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/02/uskudar-belediyesi-nden-genclere-yks-destegi-5250.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.iyigunler.net/uskudar-belediyesi-nden-genclere-yks-destegi/359069/</link>
			<pubDate>Wed, 11 Feb 2026 20:35:05 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Psikolojik danışman, mali müşavir gibi zorunlu hale geldi!]]></title>
			<description><![CDATA[Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, terapi sürecine dair her şey konusunu değerlendirdi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Psikolojik danışman, mali müşavir gibi zorunlu hale geldi!

 

Günümüzde terapiye olan ihtiyacın artışını değerlendiren Psikiyatrist Prof. Dr. Tarhan, “Modern insan artık yalnız, beklentilerini yönetemiyor, ilişkiler yüzeyselleşti. Bu da terapiste yönelimi artırdı. Artık bir mali müşavir, hukuk danışmanı gibi psikolojik danışman sahibi olmak modern yaşamın bir gerekliliği hâline geldi.” dedi.

Danışanların büyük bölümünün sorunlarını dış etkenlere bağladığını belirten Prof. Dr. Tarhan, “Terapiye gelenlerin yüzde 70–80’i problemi dış nedenlere bağlıyor; eşine, topluma, ekonomiye… Oysa insan akışı değiştiremiyorsa bakışını değiştirmelidir. Zihinsel esneklik kazandırmak terapi sürecinin önemli bir hedefidir.” dedi.

Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, terapi sürecine dair her şey konusunu değerlendirdi.

Terapiste olan ihtiyaç gerçek mi, yapay mı?

Prof. Dr. Tarhan, modern çağda terapinin yalnızca bir tedavi değil, bir yaşam gereksinimi hâline geldiğini belirterek, “Geçenlerde bir anne anlatıyordu; çocuğu terapiste gidiyormuş. ‘Anne, sen de çocukken gittin mi terapiye?’ diye sormuş. Anne de ‘Hayır, hiç gitmedim, ihtiyaç da hissetmedim’ demiş. Bu diyalog günümüzün gerçeğini gösteriyor. Şimdi ergenler bile terapi ihtiyacı hissediyor. Peki bu ihtiyaç gerçek mi, yoksa yapay mı? Tartışmalı bir konu. Modernizm, insanın stres yönetimini zayıflattı. İnsan artık problemlerini çözmekte zorlanıyor, duygusal baskı altında hissediyor. Böyle durumlarda terapi bir zorunluluk hâline geliyor.” dedi.

Prof. Dr. Nevzat Tarhan, günümüzde terapiye olan ihtiyacın artışını değerlendirerek, “Modern insan artık yalnız, beklentilerini yönetemiyor, ilişkiler yüzeyselleşti. Bu da terapiste yönelimi artırdı. Artık bir mali müşavir, hukuk danışmanı gibi ‘psikolojik danışman’ sahibi olmak modern yaşamın bir gerekliliği hâline geldi.” diye konuştu.

Modern yaşamın insanın stres eşiğini zorladığını ifade eden Prof. Dr. Tarhan, şöyle devam etti:

“İlk çağlarda bir insan aslanla, kaplanla karşılaştığında nabzı yılda birkaç kez 140’a çıkardı. Bugün ise şehir trafiğinde, iş hayatında, her gün nabzı 140’a çıkan insanlar var. Stresörler arttı, beklentiler çoğaldı. İnsan artık her istediğini ihtiyaç zannediyor. Halbuki insanın ihtiyaçları sınırsız değil, istekleri sınırsız. Modern çağ, insanı bu farkı unutturdu.”

Yalnızlık artık küresel bir tehdit hâline geldi

Yalnızlığın artık küresel bir tehdit hâline geldiğini vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, modern insanın “derin bağ” kurma kapasitesini kaybettiğini ifade etti:

Prof. Dr. Tarhan, “Birleşmiş Milletler, küresel ölçekte üç büyük sorun tanımlıyor; gelir eşitsizliği, iklim değişikliği ve yalnızlık. Yalnızlık çağın salgını hâline geldi. İnsan artık çok arkadaş sahibi ama güvenli, derin ilişkiler kuramıyor. Aile içinde bile güvenli bağ kuramayan gençler, bu ilişkiyi terapistle kurmaya çalışıyor.” şeklinde konuştu.

Klasik terapi yaklaşımları yerini “pozitif psikoterapi”ye bıraktı

Klasik terapi yaklaşımlarının artık yerini “pozitif psikoterapi”ye bıraktığını söyleyen Prof. Dr. Tarhan, “Kişi değişim ihtiyacı hissediyorsa ama bunu nasıl yapacağını bilmiyorsa, pozitif psikoterapi devreye girer. Bu yaklaşımda patolojiye değil, potansiyele odaklanırız. Kişinin güçlü karakter özelliklerini ortaya çıkarıp, zayıf yönlerini bu kaynaklarla yönetmesini öğretiriz. Bu, yara açmadan iyileştirme yaklaşımıdır.” ifadesinde bulundu.

Nörobilim alanındaki gelişmelerin psikoterapiyi dönüştürdüğünü vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, “Beyindeki mutlulukla ilgili alanların pozitife odaklı terapilerde daha aktif olduğu görüldü. Negatife odaklı terapiler, kişiyi geçmişe hapsederken; pozitife odaklı olanlar psikolojik bağışıklığı güçlendiriyor. Bu da travmalarla baş etmede daha kalıcı sonuçlar veriyor.” dedi.

Güven oluşmadan terapi olmaz

Bir terapinin en temel unsurlarından birinin “terapötik ittifak” olduğunu kaydeden Prof. Dr. Tarhan, “Hiç kimseye anlatamadığı bir şeyi terapistine anlatacak. Eğer terapist geçmişteki danışanlarının isimlerini söylüyorsa, orada güven oluşmaz. Bu, mesleki etik sorunudur. Terapötik ittifak için güven, şeffaflık, samimiyet ve aktif dinleme şarttır. Samimi bir terapist, karşısındaki kişinin beynindeki ayna nöronları harekete geçirir. Bu nedenle güvenin oluştuğu her terapide, duygusal iyileşme çok daha hızlı gerçekleşir.” diye konuştu.

Ayrıca “nonverbal iletişimin” yani mimik, jest ve beden dilinin terapi sürecinde sözcükler kadar önemli olduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, “İnsanlar sadece sözle değil, duyguyla iletişim kurar. Bazen bir bakış, bir mimik bin kelimeden daha etkilidir. O sıcaklık hissi, terapinin yarısını çözer.” ifadesinde bulundu.

Her terapi kişiye özel

Prof. Dr. Tarhan, terapi sürecinin kişiselleştirilmesi gerektiğini ifade ederek, “Biz genelde 10 seanslık bir hedefle başlıyoruz. Önce kişilik testleri, ilişki değerlendirme ölçekleri yapıyoruz. Kişinin iç ve dış dünyasını, söylemediklerini projektif testlerle anlamaya çalışıyoruz. Sonra hangi terapi yönteminin uygun olduğuna karar veriyoruz. Tıpkı iyi bir tamircinin çantasında her aletin bulunması gibi, terapistin de araçları farklıdır. Bazen bilişsel davranışçı terapi, bazen nörofeedback, bazen psikanaliz gerekir.” şeklinde konuştu.

Psikiyatrist ve psikologların ekip çalışmasının önemine vurgu yapan Prof. Dr. Tarhan, “İnsanı biyopsikososyal ve spiritüel bir bütün olarak ele almak gerekir. Biyolojik altyapı bozuksa, psikolojik müdahaleler tek başına yeterli olmaz. Bu nedenle ilaç tedavisiyle birlikte terapi planı en ideal sonuçları verir. Terapide amaç sadece yarayı görmek değil, kişinin kendini yeniden inşa etmesine yardımcı olmaktır.” dedi.

“Terapist önyargılarını vestiyere asmalı”

Prof. Dr. Tarhan, terapistin kimlik rollerinden sıyrılıp, danışan karşısında yalnızca “klinis­yen” rolünde olması gerektiğini dile getirerek, “Terapide paylaşılabilecekler var, paylaşılamayacaklar var. Terapistin kişinin özeline, özrüne ve kutsalına saygı duyması gerekir. Mesela birinin kekemeliği olabilir, bu onun özrüdür. Ya da farklı bir alt kültüre mensup olabilir. Terapist bunu hissettirmemeli. Ön yargılarını vestiyere asmalı. Dışarıda anne, baba, eş, iş insanı, hatta politik kimliği olabilir ama terapide sadece klinisyen kimliğiyle bulunmalı. O role giremeyen, kategorik düşünce yapısına sahip olmayan kişi terapi yapamaz. Her vakayı ayrı değerlendirmek gerekir. Bir gün içinde on farklı vaka görebilirsiniz. Önceki vakayı rafa kaldırmadan yeni vakaya odaklanamazsınız. Bu yüzden yazılı not almak çok değerlidir. Danışan, ‘Benim anlattıklarım önemli, terapistim not alıyor’ duygusunu yaşar. O notlar sonraki seanslarda kullanıldığında güven ilişkisi güçlenir.” diye konuştu.

Nasihatle terapi aynı değil

Prof. Dr. Tarhan, terapiyi nasihatten ayıran temel farkın “yapılandırılmış bir süreç” olması gerektiğini belirterek, “Bazı kişiler nasihat arıyor. Oysa terapi nasihat değildir. Terapi, kişinin ihtiyaçlarına göre yapılandırılmış bir süreçtir. Hedef belirlenir, yol haritası çizilir. Terapist, başlangıçta değerlendirme ölçekleriyle kişinin durumunu ölçer, terapi sonunda da aynı ölçeklerle değişimi gözlemler. Subjektif ve objektif veriler karşılaştırılır. Böylece terapinin somut etkisi izlenir.” ifadesinde bulundu.

İnsan akışı değiştiremiyorsa bakışı değiştirmeli

Danışanların büyük bölümünün sorunlarını dış etkenlere bağladığını belirten Prof. Dr. Tarhan, şöyle devam etti:

“Terapiye gelenlerin yüzde 70–80’i problemi dış nedenlere bağlıyor; eşine, topluma, ekonomiye… Oysa insan akışı değiştiremiyorsa bakışını değiştirmelidir. Kişinin psikolojik kaynakları güçlü olsa bile düşünce çarpıtmaları varsa bunları kullanamaz. Zihinsel esneklik kazandırmak terapi sürecinin önemli bir hedefidir. Biz buna ‘kognitif fleksibilite’ diyoruz. Yani sadece A planı değil, B ve C planlarını da görebilmeli insan.”

Ego savaşları ilişkilere zarar veriyor

Aile ve çift terapilerinde sıkça gözlenen durumun “karşı tarafın değişmesini bekleme” olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, “Yakın ilişkilerde taraflar genellikle birbirini değiştirmeye çalışıyor. Oysa ‘İlişkimizin geleceği için doğru olan nedir?’ sorusunu sormak gerekir. Çoğu kişi ‘Eşim düzelirse ben de düzelirim’ diyor. Her iki taraf da böyle düşününce ego savaşları başlıyor. Değişim önce kendinden başlamalı. Terapi de bu farkındalığı kazandırmakla başlar.” şeklinde konuştu.

Değişim isteğinin terapiye başlamanın en önemli koşulu olduğunu söyleyen Prof. Dr. Tarhan, “Bir kişi sürekli eşini, patronunu, çevresini anlatıyor ama kendinden hiç bahsetmiyorsa bu kişi değişim istemiyor demektir. O yüzden terapide ilk hedef değişim motivasyonu oluşturmaktır. Terapiste gitmeyi kabul etmek bile yüzde 50 iyileşme anlamına gelir. Çünkü bu bir olgunluk göstergesidir.” dedi.

Terapide rahatlama değil değişim hedeflenir

Prof. Dr. Tarhan, terapi sürecinde “rahatlama” yerine “değişim” hedefinin altını çizerek, “Bazıları ‘Terapiden çıktım, çok rahatladım’ diyor. Oysa terapinin amacı rahatlama değil, değişimdir. Terapi bir basamak gibidir; kişi her seansta bir adım yukarı çıkmalıdır. Amaç belirlenmeli, bağ kurulmalı ve kişiye ödevler verilmelidir. Bu, terapötik sürecin yapıtaşlarından biridir.” ifadesinde bulundu.

Terapötik ilişkinin duygusal boyutuna da değinen Prof. Dr. Tarhan, “Bazı kişiler terapisti bir bağlanma nesnesi olarak görür; annesi, eşi ya da hayatındaki eksik rolün yerine koyar. Buna ‘transferans’ diyoruz. Terapist, böyle bir durumda profesyonel sınırlarını korumalı ve gerekiyorsa danışanı başka bir uzmana yönlendirmelidir. Aksi hâlde terapi bozulur.” diye konuştu.

Prof. Dr. Tarhan, aile içi ilişkilerdeki güç savaşlarına da değinerek, “Bazı kişiler gerçekten ‘hastayı eden’ kişiler oluyor. Ama kişi izin vermezse kimse onu hasta edemez. Kontrol duygusu yüksek, empati yoksunu bireyler karşı tarafı köleleştirmeye çalışıyor. Bu sürdürülebilir değil. Evliliğin ilk dönemlerinde ‘hayır deme becerisi’ kazandırmak çok önemli. ‘Bunu senin için yapıyorum ama doğru değil’ diyebilmek, ilişkileri dengede tutar.” şeklinde konuştu.

Terapinin nihai amacının kişinin kendine tarafsız bakabilmesi olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, “Bir insan yaşadığı soruna tarafsız olamıyorsa çözüm üretemez. Hep kendini haklı gören kişi, kendi kör noktasını göremez. Terapide hem danışanın hem terapistin kendi ön yargılarına karşı bağımsız olması gerekir. Gerçek değişim ancak bu farkındalıkla mümkündür.” dedi.

10 seanslık bir terapi almak kişinin kendine yatırımı

Terapiye gitmenin bir “lüks” olarak değil, kişinin ruhsal sağlığına yaptığı orta ve uzun vadeli bir yatırım olarak görülmesi gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Tarhan, “Tabii lüks gibi gözüküyor ama kişi böyle durumlarda kaybedeceği şeyleri düşündüğü zaman, on seanslık bir terapi almak aslında orta-uzun vadeli bir yatırımdır. Bu, ileride birçok hata yapmasını, yalnız kalmasını, depresyona girmesini önler. Her olayı bir travma olarak değil, geliştiren bir deneyim olarak görebilmek mümkündür. Hayatın olumlu ve olumsuz yönlerini birlikte görebilmeli, ama odağı olumludan yana kurabilmeliyiz.” ifadesinde bulundu.

Kişinin bunu kendi başına başaramadığı durumlarda “bir bilenden yardım almasının son derece insani ve faydalı” olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, “Hayat yolunda ilerlerken karşına bir engel çıktıysa ve sen aşamıyorsan, danışırsın. Bu konuda yüzlerce hasta görmüş bir uzman, ‘Bu açıdan bak, şöyle yaparsan düzelir’ diyebilir. Eskiden insanlar bu rehberliği bilge kişilerden alırdı, şimdi bunu mesleki formasyon almış terapistler yapıyor.” diye konuştu.

Terapi sürecinde kültürel uyumun önemine de değinen Prof. Dr. Tarhan, “Terapi eğitiminin içinde bile bu vurgulanır: Kişinin kültürünü, kimliğini ve değerlerini bilmek gerekir. Danışan kendi değerlerini anlamayan bir terapistten fayda göremez. Kültürüne uygun terapistle çalışan kişi daha hızlı yol alır.” şeklinde konuştu.

Yapay zekâ terapinin süresini kısaltacak ama yerini alamaz

Prof. Dr. Tarhan, yapay zekânın terapi sürecindeki rolünü değerlendirerek, “Yapay zekâdan faydalanılabilir. Terapiste gitmeden önce kişi yapay zekâya sorular sorabilir, düşüncelerini tartabilir. Bu, seans sayısını azaltabilir. Belki on seansta yapılacak terapi altı seansta tamamlanabilir. Ama yapay zekâ bilinçli bir varlık değildir. Onu terapist yerine koyarsanız sizi yönetir, çocuk gibi yönlendirir. O yüzden alınan bilgileri terapistle birlikte değerlendirmek gerekir.” şeklinde sözlerini tamamladı.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/02/psikolojik-danisman-mali-musavir-gibi-zorunlu-hale-geldi-2165.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/02/psikolojik-danisman-mali-musavir-gibi-zorunlu-hale-geldi-2165.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/02/psikolojik-danisman-mali-musavir-gibi-zorunlu-hale-geldi-2165-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/02/psikolojik-danisman-mali-musavir-gibi-zorunlu-hale-geldi-2165.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.iyigunler.net/psikolojik-danisman-mali-musavir-gibi-zorunlu-hale-geldi/359054/</link>
			<pubDate>Tue, 10 Feb 2026 08:52:43 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Sömestir İstanbul'da dolu dolu geçti]]></title>
			<description><![CDATA[İBB bünyesinde faaliyet gösteren müzeler ise sömestir tatilinin gözdesi oldu. Dijital Deneyim Merkezi’ne 39 binin üzerinde ziyaretçi ile rekor katılım gerçekleşti.   ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Sömestir İstanbul'da dolu dolu geçti

 

İBB, 2026 yılı sömestir tatili boyunca çocuklara ve gençlere yönelik müze ziyaretlerinden teknoloji kamplarına, deniz turlarından eğitici atölyelere kadar uzanan geniş kapsamlı bir etkinlik programı gerçekleştirdi. İBB bünyesinde faaliyet gösteren müzeler ise sömestir tatilinin gözdesi oldu. Dijital Deneyim Merkezi’ne 39 binin üzerinde ziyaretçi ile rekor katılım gerçekleşti.   



İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), 17 Ocak – 1 Şubat 2026 tarihleri arasındaki sömestir tatili boyunca, tüm birimleriyle çocuklar ve gençler için kent genelinde kapsamlı bir etkinlik programı hayata geçirdi. Gençlik merkezlerinden müzelere, bilim ve teknoloji çalışmalarından kültürel ve sosyal etkinliklere uzanan programlarla sömestir tatili, İstanbul’un farklı noktalarında dolu dolu geçti.

İBB KÜLTÜR AŞ MÜZELERİNE YOĞUN İLGİ

İBB iştiraklerinden Kültür AŞ bünyesinde faaliyet gösteren müzeler, sömestir tatili boyunca her yaştan ziyaretçinin yoğun ilgisiyle karşılaştı. Miniatürk, Dijital Deneyim Merkezi, Panorama 1453 Tarih Müzesi, Türk Dünyası Kültür Mahallesi, Yerebatan ve Şerefiye Sarnıçları ile İstanbul Kitapçısı şubeleri özellikle çocuk ve gençlerin uğrak noktası oldu.

MİNİATÜRK 6 BİN 800 ÇOCUĞU ÜCRETSİZ AĞIRLADI

17 Ocak – 1 Şubat tarihleri arasında 15 yaş ve altı ziyaretçilere ücretsiz olan Miniatürk’ten 6.800 kişi yararlandı. Türkiye ve dünyadan mimari eserlerin minyatürleriyle Miniatürk, sömestirde ailelerin ilk tercihlerinden biri oldu.

DİJİTAL DENEYİM MERKEZİNE REKOR KATILIM 

Türkiye’nin ilk tam kapsamlı Dijital Deneyim Merkezi, sömestir tatilinde 39 binin üzerinde ziyaretçiyi ağırladı. Sanal gerçeklik, artırılmış gerçeklik ve 360 derece projeksiyon teknolojileriyle hazırlanan sergiler, çocuk ve gençlere kültürel içeriği yenilikçi bir deneyimle sundu. Tatil kapsamında düzenlenen “Yıldızlı Gece Temalı Resim Atölyesi” ile çocuklar sanatsal üretim imkanı buldu.

KÜLTÜR VE SANATLA İÇ İÇE TATİL

Sömestir tatili kapsamında Şehir Tiyatroları Şube Müdürlüğü tarafından çocuklara yönelik toplam 48 etkinlik düzenlendi. Bu etkinliklere 16.863 kişi katıldı. Turizm Müdürlüğü tarafından sömestir etkinlikleri kapsamında çocuklar için 18 tur düzenlenerek toplam 630 çocuk İstanbul’u gezdi. Kültürel Etkinlikler Müdürlüğü koordinasyonunda tüm kültürel mekânlarda gerçekleştirilen programlarda ise 38 çocuk atölyesi ile 432 katılımcıya, 13 film gösterimi ile 1.885 katılımcıya ve 22 çocuk tiyatrosu etkinliği ile 5.123 katılımcıya ulaşıldı.

SİNEBÜS VE ÇOCUK ETKİNLİKLERİ TATİLE RENK KATTI

Miniatürk ve Panorama 1453 Tarih Müzesi’nde çocuklara yönelik atölyeler, gösteriler ve el işi çalışmaları düzenlendi. Sinebüs projesiyle İstanbul’un farklı ilçelerinde ücretsiz film gösterimleri gerçekleştirildi. İstanbul Kitapçısı Beylikdüzü şubesi ise çocuklara yönelik renkli atölye ve sahne performanslarına ev sahipliği yaptı. 

ÇOCUKLAR VE GENÇLER SÖMESTİR’DE SPORA ARA VERMEDİ

İBB tarafından düzenlenen sömestir etkinlikleri sporda da çocuk ve gençleri bir araya getirdi. İBB’nin her yıl düzenli olarak gerçekleştirdiği ‘Karneni Getir’ etkinlikleri bu yarı yıl tatilinde de katılanlardan tam not aldı. Bu kapsamda Silivrikapı Buz Pisti Karneni Getir Buzda Kay etkinliğine ev sahipliği yaparken, Hidayet Türkoğlu Spor Kompleksi’nde aqua ve eğitsel oyunlar etkinlikleri düzenlendi. Karnesi ile Haliç Su Sporları Merkezi’ne gelenlerin kürek çekme deneyimi yaşadığı etkinlikler kapsamında Tuzla Kafkale Spor Kompleksi’nde ve Recep Türkoğlu Spor Kompleksi’nde okçuluk; Sefaköy Spor Tesisi’nde ise masa tenisi etkinliği yapıldı. Ayrıca spor tesislerinde ve okul spor salonlarında gerçekleştirilen spor okulları da ara tatil dönemi boyunca kesintisiz bir şekilde hizmetlerine devam etti.  

GENÇLİK MERKEZLERİNDE TEKNOLOJİ VE EĞLENCE BİR ARADA

Bağcılar’da bulunan İBB Cüneyt Arkın Gençlik Merkezi ile Küçükçekmece’deki Filenin Sultanları Gençlik Merkezi, tatil süresince çocukların ve gençlerin uğrak noktası haline geldi. Bu merkezlerde bir araya gelen katılımcılar; konsol oyunlarından zeka oyunlarına, karaoke performanslarından bilgi yarışmalarına, robot yarışlarından VR simülasyonlarına kadar pek çok farklı aktiviteye dahil oldular. Ayrıca sinema gösterimleri ve resim atölyeleriyle gençlerin sanatsal yönleri desteklenirken, Bilim Hattı otobüsü de 9 farklı meydanda enerji, akıllı şehirler ve uzay serüveni gibi tematik deney setlerini öğrencilerle buluşturdu.

BİLİM HATTI 9 MEYDANDA ÇOCUKLARLA BULUŞTU

Eğitim-öğretim yılı boyunca okullarda temel bilim konularını öğrencilere aktaran Bilim Hattı, yarıyıl tatilinde Cüneyt Arkın ve Filenin Sultanları Gençlik Merkezleriyle birlikte İstanbul’un 9 farklı meydanında hizmet verdi. Otobüs içerisinde enerji, akıllı şehirler, elektrik şebeke sistemi, kum havuzu, plazma küreleri, uzay serüveni, geri dönüşüm ile rüzgar ve güneş enerjisi uygulamalarına yönelik deney setleri çocuklarla buluşturuldu.

İBB’DEN ÖĞRENCİLERE TEMATİK GEZİLER

İBB’nin Ders ve Teknoloji Atölyeleri ile gençlik ofislerindeki programlara katılan öğrenciler için tematik ve kültürel gezi programları düzenlendi. Geziler kapsamında İSKİ Su Müzesi, Panorama 1453 Tarih Müzesi, Miniatürk, Yerebatan Sarnıcı, Şerefiye Sarnıcı ve Dijital Deneyim Müzeleri ziyaret edildi. Öğrenciler ayrıca Kısırkaya ve Pendik Hayvan Barınakları ile Kemerburgaz Katı Atık Tesisleri’ni gezdi.

TECH ISTANBUL’DAN ÇOCUKLARA TEKNOLOJİ VE GİRİŞİMCİLİK PROGRAMI

Tech Istanbul tarafından sömestir tatiline özel olarak düzenlenen “Geleceğin Tekno-Kurucuları Bootcamp Programı”, 9–12 yaş arası çocukları teknoloji ve girişimcilik dünyasıyla buluşturdu. Programda çocuklar yapay zekâ, IoT ve robotik alanlarında çalışmalar yaptı, tasarım odaklı düşünme yaklaşımıyla çözüm önerileri geliştirdi.

ŞEHİR HATLARI’NDAN ÇOCUKLARA BOĞAZ TURU

Şehir Hatları, yarıyıl tatili kapsamında ilkokul ve ortaokul öğrencilerine yönelik özel bir Boğaz Turu düzenledi. Kabataş İskelesi’nden başlayan turda 150 çocuk ve aileleri İstanbul’u denizden keşfetme fırsatı buldu. Tur boyunca canlı müzik dinletileri ve boyama atölyeleri gerçekleştirildi.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/02/somestir-istanbul-da-dolu-dolu-gecti-4307.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/02/somestir-istanbul-da-dolu-dolu-gecti-4307.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/02/somestir-istanbul-da-dolu-dolu-gecti-4307-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/02/somestir-istanbul-da-dolu-dolu-gecti-4307.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.iyigunler.net/somestir-istanbul-da-dolu-dolu-gecti/359002/</link>
			<pubDate>Wed, 04 Feb 2026 08:18:17 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Hatay Hüsnü Özyeğin Anadolu Lisesi eğitime başladı]]></title>
			<description><![CDATA[6 Şubat 2023’te meydana gelen depremlerde ağır hasar görmesi nedeniyle kontrollü olarak yıkılan Hatay Osman Ötken Anadolu Lisesi, öğrencilerine kavuştu. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Hatay Hüsnü Özyeğin Anadolu Lisesi eğitime başladı

6 Şubat depremlerinde ağır hasar alan Hatay’ın köklü eğitim kurumlarından Osman Ötken Anadolu Lisesi, Hüsnü M. Özyeğin Vakfı tarafından Fiba Grubu şirketlerinden Gelecek Varlık Yönetimi’nin destekleriyle yeniden inşa edildi. Hüsnü Özyeğin Anadolu Lisesi adıyla eğitime başlayan okulun açılış töreninde konuşan Hüsnü M. Özyeğin Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Hüsnü Özyeğin; kentin iyileşme sürecine katkıda bulunmayı ve öğrencilerin nitelikli bir ortamda eğitimlerine devam etmelerini amaçladıklarını dile getirdi.

6 Şubat 2023’te meydana gelen depremlerde ağır hasar görmesi nedeniyle kontrollü olarak yıkılan Hatay Osman Ötken Anadolu Lisesi, öğrencilerine kavuştu. Hüsnü M. Özyeğin Vakfı tarafından Fiba Grubu şirketlerinden Gelecek Varlık Yönetimi’nin destekleriyle yeniden inşa edilen okul, eğitime Hüsnü Özyeğin Anadolu Lisesi adıyla devam edecek. 

24 derslikli olarak inşa edilen Hüsnü Özyeğin Anadolu Lisesi, Hüsnü M. Özyeğin Vakfı tarafından yapımı tamamlanan 30’uncu okul oldu. Öğrencilerin çeşitli alanlarda gelişimlerini destekleme hedefiyle planlanan lise bünyesinde fizik–kimya–biyoloji ortak laboratuvarı, görsel sanatlar atölyesi, müzik atölyesi, kütüphane, çok amaçlı salon, açık basketbol sahası ve açık voleybol sahası bulunuyor.

“Öğrencilerin nitelikli ve güvenli bir ortamda öğrenimlerini sürdürmelerini amaçladık”

Okulun resmi açılış töreni Hatay Valiliği, il ve ilçe Milli Eğitim Müdürlükleri ve Belediye Başkanlıklarının yanı sıra Hüsnü M. Özyeğin Vakfı ve Gelecek Varlık Yönetimi’nden üst düzey yöneticilerin de katılımıyla gerçekleşti.

Törende konuşan Hüsnü M. Özyeğin Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Hüsnü Özyeğin, “Hatay’da birçok başarılı öğrenci yetiştirmiş olan bu okulun deprem sonrasında yeniden inşasını üstlenirken amacımız, şehrin iyileşme sürecine katkıda bulunmak ve öğrencilerin nitelikli ve güvenli bir ortamda öğrenimlerini sürdürmeleriydi” ifadelerini kullandı. Özyeğin, sözlerini şöyle sürdürdü: “Her zaman önce insan faktörüne inandım ve en değerli yatırımın ülke insanının geleceğine yapılan yatırım olduğunu savundum. Çünkü bir ülkenin gelişimi, yetiştirdiği gençlerle doğrudan ilişkilidir. Fiziksel yapılar zamana yenilebilir ve zamanla da yenilenebilir. Asıl önemli olan, o yapıların içinde yetişen nesillerdir. Sevgili gençler, burada alacağınız eğitimin, gelecekte vereceğiniz kararlarda önemli bir rolü olacak. Çalışmaktan vazgeçmeyin ve karşılaştığınız zorluklar karşısında geri durmayın. İş hayatında 50 yılı geride bırakmış, Vakfımızın çatısı altında ülkemize pek çok okul ve yurt kazandırmış biri olarak, hala bir sürü yapmak istediğim şeyin ve hayallerimin olduğunu vurgulamak isterim. Her bir gencimizin de bu ülkeye ve kendilerine dair büyük hayaller kurması, o hayaller için durmadan çalışması en büyük dileklerimden biri.”

“Bizim için yalnızca okul desteği değil, geleceğe inancımızın güçlü bir göstergesi”

Gelecek Varlık Yönetimi Genel Müdürü Sezin Ünlüdoğan ise şu değerlendirmede bulundu; “Gelecek Varlık olarak bireylerin ve kurumların finansal özgürlüğe kavuşma yolculuğunda, ekonomik sisteme değer kazandırırken toplumsal faydayı da sorumluluğumuzun ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz. Bu yönde Hatay’da Hüsnü M. Özyeğin Vakfı ile birlikte yeniden inşasını sağladığımız, yeni adıyla Hüsnü Özyeğin Anadolu Lisesi’nin açılışı, bizim için yalnızca bir okul desteğinden ibaret değil; geleceğe, eğitime ve gençlerimizin potansiyeline duyduğumuz inancın güçlü bir göstergesidir. Bu anlayışla, ülkemiz için kalıcı değerler üretmeye devam edeceğiz.”

Hüsnü M. Özyeğin Vakfı’nın deprem bölgesi destekleri

Fiba Grubu ve Hüsnü M. Özyeğin Vakfı, 6 Şubat depremlerinin ardından afet bölgesinde eğitim, sağlık, barınma ve gıda odak alanlarında çalışmalar yürüttü. Afetten etkilenen bölgelerde umudun yeniden yeşertilmesi için Adıyaman, Nurdağı-Gaziantep ve Defne-Hatay’da kurulan konteyner kentlerle 5 bin kişinin barınma ihtiyacı karşılandı. Nurdağı’nda 8, Defne’de 11 derslikli okullar eğitime kazandırıldı; çocukların fiziksel gelişimi için çok amaçlı spor sahaları inşa edildi. Adıyaman, Gaziantep ve Hatay’da açılan AÇEV Çocuk ve Aile Merkezleri’nde konteyner kentlerde kalan çocukların eğitimleri desteklendi, ailelere psiko-sosyal destek sunuldu. Çukurova Üniversitesi, ulusal ve uluslararası önemli tıp dernekleriyle birlikte depremde uzuv kaybı yaşayan çocukların ortez, protez ve rehabilitasyon ihtiyaçlarını karşılamak için Çocuk İyilik Merkezi hayata geçirildi. Bugüne kadar protez ve ortez desteği, psikolojik destek, eğitim bursu ve mesleki eğitimler ile toplam 155 çocuğa ulaştı.

Anne Çocuk Eğitim Vakfı (AÇEV) ve TOKTUT, afet koşullarına bağlı olarak çocukların karşılaştığı beslenme eksikliklerinin giderilmesine destek olmak için Hatay Valiliği’nin koordinasyonunda ve Hatay İl Milli Eğitim Müdürlüğü iş birliğiyle “Sağlıklı Beslen Sevgiyle Büyü” Okul Beslenme Desteği Projesi'ni hayata geçirdi. Proje kapsamında, Antakya’daki konteyner kentlerde yer alan 25 anaokulundaki bin 350 çocuğa, 2024-25 eğitim öğretim yılı boyunca 200 bin adet beslenme paketi dağıtıldı. 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/02/hatay-husnu-ozyegin-anadolu-lisesi-egitime-basladi-6227.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/02/hatay-husnu-ozyegin-anadolu-lisesi-egitime-basladi-6227.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/02/hatay-husnu-ozyegin-anadolu-lisesi-egitime-basladi-6227-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/02/hatay-husnu-ozyegin-anadolu-lisesi-egitime-basladi-6227.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.iyigunler.net/hatay-husnu-ozyegin-anadolu-lisesi-egitime-basladi/358997/</link>
			<pubDate>Mon, 02 Feb 2026 20:29:32 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[TEGV 31. Yaşını TEGV Çocuklarıyla Kutladı]]></title>
			<description><![CDATA[Milyonlarca Çocuğun Hayatına Dokunan Bir Eğitim abidesi 31 yılını geride bırakırken sanatçılar ve aydınlar vakfa destek çağrısında bulunuyor.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[TEGV 31. Yaşını TEGV Çocuklarıyla Kutladı

 

Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı (TEGV) 31. kuruluş yıl dönümünü 23 Ocak Cuma günü İstanbul Gaziosmanpaşa Öğrenim Birimi’nde çocuklarla birlikte kutladı. Kutlamaya Yönetim Kurulu Üyeleri, gönüllüler ve yöneticiler katıldı. Etkinlikte, yıl boyunca elde edilen kazanımlar paylaşılırken yeni döneme dair umutlar dile getirildi. 1995’ten bu yana eğitimde fırsat eşitliği için çalışan TEGV, 31 yılda milyonlarca çocuğun hayatında nitelikli eğitim desteğiyle fark yarattı.

 

“Bir Çocuk Değişir, Türkiye Gelişir” vizyonuyla nitelikli eğitimi Türkiye’nin dört bir yanındaki çocuklarla buluşturan Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı (TEGV), 31. kuruluş yıl dönümünü 23 Ocak Cuma günü, TEGV İstanbul Gaziosmanpaşa Öğrenim Birimi’nde düzenlenen bir etkinlikle kutladı.

TEGV’in geleneksel hale gelen kuruluş yıl dönümü buluşması TEGV Yönetim Kurulu Başkanı M. Özalp Birol, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Alp Öğücü, Yönetim Kurulu Üyesi Emine Çakıroğlu, Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet H. Uysal, Genel Müdür Sait Tosyalı, TEGV yönetim ekibi, gönüllüler ve çocukların katılımıyla gerçekleşti. Önceki yıllarda olduğu gibi, yıl boyunca elde edilen kazanımların paylaşıldığı ve yeni döneme ilişkin umutların vurgulandığı etkinlik, çocuklarla birlikte pasta kesimiyle sona erdi. 

 

TEGV 3.3 Milyondan Fazla Çocuğa Nitelikli Eğitim Desteği Ulaştırdı

Cumhuriyetin ilke ve değerlerini temel alarak çağdaş nesillerin yetişmesine katkı sunmak amacıyla 1995 yılında kurulan TEGV, geride bıraktığı 30 yılda 108 bini aşkın gönüllüsünün desteğiyle 3.3 milyondan fazla çocuğa nitelikli eğitim desteği ulaştırdı. Eğitimde fırsat eşitliğini güçlendirmeyi hedefleyen vakıf, ilköğretim çağındaki çocukların yeteneklerini özgürce keşfetmelerini sağlayan, 21. yüzyıl becerilerini odağına alan özgün eğitim modeliyle çalışmalarını sürdürüyor.  Bugün 24 ilde, 62 etkinlik noktasında çocuk dostu mekânları ve yenilikçi programlarıyla gönüllülerinin desteğiyle faaliyet gösteren TEGV, Türkiye’nin en yaygın sivil toplum kuruluşlarından biri olma özelliğini taşıyor.

“Suna Kıraç’ın Başlattığı Eğitim Yolculuğu 31 Yıldır Umut Olmaya Devam Ediyor”

TEGV Yönetim Kurulu Başkanı M. Özalp Birol vakfın 31. yılına ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi:

“Kurucumuz merhum Suna Kıraç’ın önderliğinde 1995 yılında başlayan bu anlamlı eğitim yolculuğunda 31. yılımızı kutlamanın gururunu yaşıyoruz. 108 bini aşkın gönüllümüzün özverisiyle, 3.3 milyonu aşkın çocuğumuzun hayatına dokunmuş olmanın mutluluğu ve daha fazla çocuğa ulaşmanın sorumluluğuyla çalışıyoruz. Cumhuriyetimizin değerlerinden aldığımız güçle çocuklarımızı çağdaş, özgüveni yüksek, sorgulayan ve üreten bireyler olarak geleceğe hazırlamaya devam edeceğiz. 31. yılımızda da daha fazla çocuğa ulaşmak, eğitimde kalıcı ve anlamlı katkılar sunmak en büyük hedefimiz.”

“Çocukları Geleceğe Hazırlayan Sürdürülebilir Bir STK Olma Vizyonumuzla Çalışıyoruz.”

TEGV Genel Müdürü Sait Tosyalı, yıl dönümüne ilişkin mesajında şu ifadelere yer verdi:

 

“Geride bıraktığımız 30 yılda, Suna Kıraç’ın öngördüğü hedefler doğrultusunda toplum tarafından benimsenen ve güçlü destekle büyüyen bir sivil toplum kuruluşu olduk. Eğitime yaklaşımımızdaki nitelik anlayışını kurum kültürümüzde de sürdürmeye özen gösteriyoruz. Gönüllülerimiz, bağışçılarımız ve paydaşlarımızla her geçen gün büyüyen bir aile olarak çocukları geleceğe hazırlayan, etki alanı geniş ve sürdürülebilir bir yapıda STK olma vizyonumuzla çalışıyoruz. Yeni yaşımızda da aynı kararlılık ve azimle çalışmaya devam edeceğiz.”

Türkan Şoray’ın Yer Aldığı Kamu Spotu Filmi Yayında

Türk sinemasında “Sultan” unvanıyla gönüllerde taht kuran usta sanatçı Türkan Şoray’ın yer aldığı yeni TEGV filmi de ekranlarda yerini aldı. Usta sanatçı Türkan Şoray, TEGV’in 30’uncu yılı vesilesiyle İstanbul’daki Zeyrek Öğrenim Birimi’ni ziyaret ederek çocuklarla unutulmaz bir gün geçirmişti. TEGV’in yeni kamu spotu filminde çocuklarla bir araya gelen, etkinliklere katılan ve onlarla sohbet eden Şoray’ın bu buluşmadan yansıyan samimi anları izleyiciyle buluşuyor. Filmde, eğitimin toplumun geleceği için taşıdığı hayati öneme dikkat çeken Türkan Şoray, herkesi TEGV’e destek olmaya davet ediyor. “Bu Bir Gelecek Çağrısıdır” adlı kamu spotunda Şoray şu sözleriyle izleyiciye sesleniyor: “Eğitim… Bir toplumun geleceğini aydınlatan en güçlü ışık. Haydi, hep birlikte TEGV’e destek olalım, çocukları nitelikli eğitimle buluşturalım. Unutmayın… Bir Çocuk Değişir, Türkiye Gelişir!”. Topluma mal olmuş değerli sanatçının, eğitimin toplumun geleceği için taşıdığı önemi bu denli içten bir dille sahiplenmesi, film aracılığıyla güçlü bir farkındalık mesajına dönüştü. TEGV’in 30 yılı geride bıraktığı eğitim yolculuğuna iz bırakan bu özel kamu spotu çocukların potansiyeline, nitelikli eğitimin iyileştirici gücüne ve dayanışmanın yarattığı umuda dair güçlü bir hatırlatma niteliği taşıyor.


 Uluslararası Standartlarda Güçlü ve Şeffaf Bir Yapı

TEGV, yaygın organizasyonunu güçlü bir kurumsal yönetişim anlayışıyla destekleyerek sürdürülebilir bir yapı oluşturdu. Şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkeleri doğrultusunda her yıl bağımsız denetimlerden geçen vakıf, Entegre Faaliyet Raporları aracılığıyla uluslararası standartlarda bilgi paylaşımı yapıyor.

Birleşmiş Milletler Global Compact imzacısı ve Türkiye Yönetim Kurulu’na giren ilk sivil toplum kuruluşlarından biri olan TEGV ISO 9001 Kalite Yönetim Sistemi ve ISO 27001 Bilgi Güvenliği Yönetim Sistemi sertifikalarına sahip öncü STK’lardan. Ölçme ve Değerlendirme metodolojisinin Harvard Üniversitesi tarafından vak’a çalışması olarak kabul edilmesi, vakfın eğitim alanındaki örnek konumunu pekiştiriyor.

31. Yılında da Türkiye’nin Dört Bir Yanındaki Çocukların Yanında

Nitelikli eğitimin her çocuğun hakkı olduğuna inanan TEGV, 31. yılında da Türkiye’nin dört bir yanındaki çocukların yaratıcılıklarını ve potansiyellerini geliştiren programlarla etki alanını genişletmeyi hedefliyor. Dijitalleşme odağını sürdüren vakıf, tegvakademi.org adlı   dijital platformunda yer alan içerikleri ile eğitimde dönüşümü destekleyip daha fazla çocuğa ulaşırken afet bölgelerinde yürüttüğü çalışmalar, deprem farkındalığı projeleri ve yenilikçi uygulamalarıyla eğitim ekosistemine katkı sunmaya devam ediyor.

TEGV, 31. yaşında da çocukların hayallerini eğitimle destekleyerek, daha aydınlık bir gelecek için çalışmalarını kararlılıkla sürdürüyor.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/01/tegv-31-yasini-tegv-cocuklariyla-kutladi-3623.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/01/tegv-31-yasini-tegv-cocuklariyla-kutladi-3623.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/01/tegv-31-yasini-tegv-cocuklariyla-kutladi-3623-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/01/tegv-31-yasini-tegv-cocuklariyla-kutladi-3623.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.iyigunler.net/tegv-31-yasini-tegv-cocuklariyla-kutladi/358979/</link>
			<pubDate>Thu, 29 Jan 2026 11:45:43 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Artık Üniversite Diplomasından Fazlası Gerek]]></title>
			<description><![CDATA[Prof. Dr. Mehmet Durman: “Diploma bir sonuçtur. Asıl mesele, üniversitenin gençlere nasıl bir düşünce biçimi kazandırdığıdır.”]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[İşsizlik Tartışması Düşündürüyor | Artık Üniversite Diplomasından Fazlası Gerek

Üniversite diplomasının giderek değer kaybettiği yönündeki tartışmalar, artan işsizlikle birlikte yeniden gündemin üst sıralarına taşındı. Yeditepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Durman, bu tartışmanın yalnızca “iş bulma” ekseninde yürütülmesini eksik buluyor.

Durman’a göre mesele, diplomanın varlığından çok, üniversitenin bireyi değişen dünyaya nasıl hazırladığıyla ilgili. Üniversitenin temel işlevinin, öğrenciyi sürekli dönüşen koşullara uyum sağlayabilecek bir düşünme ve öğrenme becerisiyle donatmak olduğunu vurgulayan Durman, diplomanın bu sürecin yalnızca bir çıktısı olduğuna dikkat çekiyor.

Geleceğin Güvencesi: Kendini Güncelleyebilmek

Birkaç yıl öncesine kadar “geleceğin garantili mesleği” olarak görülen pek çok alanın bugün dönüşüm geçirmesi, diplomanın ötesinde yetkinliklerin önemini artırıyor. Prof. Dr. Durman’a göre asıl belirleyici olan, tek bir meslek bilgisine sahip olmak değil; kendini yenileyebilme ve öğrenmeye devam edebilme kapasitesi.

Prof. Dr. Durman, şu değerlendirmeyi yapıyor:

“Bir dönem belirli teknik beceriler, tek başına güçlü bir gelecek vaadi olarak görülüyordu. Ancak bugün bilgiye erişim hızlandı, araçlar çeşitlendi ve teknoloji birçok alanda insan emeğinin sınırlarını dönüştürüyor. Bu tablo, tek bir beceriye ya da mesleğe yaslanmanın yeterli olmadığını gösteriyor. Kalıcı olan, bireyin değişen koşullara uyum sağlayabilme ve kendini sürekli yenileyebilme kapasitesidir. Geleceğin iş dünyasında ‘tek meslek’ anlayışı, yerini birden fazla alanda düşünebilen ve kendini yeniden konumlandırabilen bireylere bırakıyor.”

Üniversite Gençleri Neye Hazırlamalı?

Üniversite eğitiminin yalnızca sınıflarla ve ders programlarıyla sınırlı kalmaması gerektiğini belirten Yeditepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Durman, eğitimin doğasına ilişkin şu değerlendirmeyi yapıyor:

“Hayat tek disiplinli değil. Üniversite de öyle olmamalı. Öğrenci, dersin dışına çıkmalı; araştırmayla, üretimle, gerçek problemlerle karşılaşmalı. Mezuniyet, devam eden bir sürecin bir aşamasıdır.”

Üniversite Tercihi Artık Nasıl Yapılmalı?

Üniversite diploması etrafında yürüyen tartışmaların aday öğrenciler ve veliler için kaygı verici olmasının doğal olduğunu söyleyen Prof. Dr. Durman, çözümün üniversite eğitiminden vazgeçmek değil, üniversiteyi doğru yerden tanımlamak olduğunu belirtiyor:

 

“Bugün gençler için en büyük güvence, sadece diplomaya sahip olmak değil; düşünebilen, üretebilen ve gerektiğinde kendini yeniden inşa edebilen, farklı koşullara göre yön değiştirebilen bireyler olarak yetişmektir. Bu nedenle üniversite tercihi, yalnızca puan ve bölüm üzerinden değil, sunulan eğitim anlayışı üzerinden yapılmalıdır.”

Veliler ve Gençler Aynı Soruyla Karşı Karşıya

Velilerin çocuklarının geleceğine dair kaygılarının anlaşılır olduğunu ifade eden Durman, bugünün dünyasında güvence kavramının da değiştiğine dikkat çekiyor:

“Artık tek bir diplomayla ömür boyu güvende olmak mümkün değil. Ama öğrenmeye açık, kendini geliştirebilen ve değişime uyum sağlayabilen bireyler her koşulda ayakta kalabilir.”

Gençlere ise üniversite tercihi yaparken şu soruyu sormalarını öneriyor: “Bu üniversite bana ne kazandıracak değil; beni nasıl bir insan yapacak?”

Bir Kriz Değil, Dönüşüm Süreci

Üniversite diplomasının değeri üzerine yürüyen tartışmayı bir krizden çok, yükseköğretimi yeniden düşünme çağrısı olarak değerlendiren Yeditepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Durman, üniversitelerin açık ve dürüst bir dil kullanması gerektiğini söylüyor:

“Nicelikten çok niteliği önceleyen, gençleri geleceğe hazırlayan bir anlayış olması önemlidir. Bir üniversitenin değeri, verdiği diplomadan çok, yetiştirdiği insanla ölçülmelidir.”
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/01/artik-universite-diplomasindan-fazlasi-gerek-4315.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/01/artik-universite-diplomasindan-fazlasi-gerek-4315.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/01/artik-universite-diplomasindan-fazlasi-gerek-4315-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/01/artik-universite-diplomasindan-fazlasi-gerek-4315.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.iyigunler.net/artik-universite-diplomasindan-fazlasi-gerek/358974/</link>
			<pubDate>Wed, 28 Jan 2026 11:04:15 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Sınav Stresine Karşı Altın Kurallar | Dengeli Çalışma ve Doğru Beslenme Şart]]></title>
			<description><![CDATA[İstinye Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Diyetisyen Pınar Hamurcu, vize ve final dönemlerinde artan stresin en önemli nedenlerinin gerçekçi olmayan çalışma planları ve düzensiz beslenme olduğunu belirterek, dengeli çalışma, yeterli uyku ve doğru beslenmenin akademik performans için kritik rol oynadığını vurguladı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Sınav Stresine Karşı Altın Kurallar | Dengeli Çalışma ve Doğru Beslenme Şart

 

 

Vize ve final dönemleri üniversite öğrencileri için yoğun stresin yaşandığı zamanlar olarak öne çıkıyor. İstinye Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Diyetisyen Pınar Hamurcu, sınav dönemlerinde stresle baş etmenin yollarını, doğru çalışma planının ve beslenmenin önemini anlattı. 



Gerçekçi Çalışma Planı Stresi Azaltıyor

Doç. Dr. Hamurcu’ya göre sınav dönemlerinde yaşanan stresin en önemli nedenlerinden biri plansız ve gerçekçi olmayan çalışma programları. Kısa sürede çok şey başarmaya çalışmanın öğrencilerde kaygıyı artırdığını belirten Hamurcu, etkili bir çalışma planının yalnızca ders saatlerinden ibaret olmaması gerektiğini vurguluyor. Hamurcu, “Uyku, beslenme ve dinlenme sürelerini içeren dengeli bir plan, öğrencinin kontrol duygusunu güçlendirir” diyerek özellikle sınavı yakın ve zorlayıcı derslere öncelik verilmesini öneriyor. Uzun ve kesintisiz çalışma saatleri yerine 25–50 dakikalık odaklanmış çalışma periyotlarının kısa molalarla desteklenmesinin hem verimi artırdığını hem de zihinsel tükenmeyi azalttığını ifade ediyor. 

Uyku ve Beslenme İhmal Edilmemeli

Sınav haftalarında “daha çok çalışmak” adına uykunun ve öğünlerin ihmal edilmesinin ciddi bir hata olduğuna dikkat çeken Hamurcu, yetersiz uykunun dikkat, hafıza ve öğrenme süreçlerini olumsuz etkilediğini söylüyor. Düzensiz beslenmenin de zihinsel performansı düşürerek stresi artırdığını belirten Hamurcu, çalışma planlarının mutlaka esnek olması gerektiğini vurguluyor. 

Aşırı Kafein ve Fast Food Performansı Düşürüyor

Sınav dönemlerinde artan kafein tüketimi ve fast food alışkanlıklarının kısa vadede enerji verse de uzun vadede zihinsel performansı olumsuz etkilediğini ifade eden Hamurcu, aşırı kafeinin kaygı, çarpıntı ve uyku bozukluklarına yol açabileceğini belirtiyor. Günlük kafein tüketiminin 400 mg’ın altında tutulması ve özellikle akşam saatlerinde sınırlandırılması gerektiğini söylüyor. Fast food tarzı besinlerin ise kan şekerinde ani dalgalanmalara neden olarak dikkat azalması ve duygu durum değişikliklerine yol açabildiğini belirten Hamurcu, bu durumun sınav dönemlerinde öğrenme sürecini zorlaştırdığını dile getiriyor 

Hafıza İçin Ne Tüketilmeli

Doğru beslenmenin sınav başarısında kilit rol oynadığını vurgulayan Doç. Dr. Hamurcu, rafine şekerler yerine kompleks karbonhidratların tercih edilmesini öneriyor. Yeterli protein alımının dikkat ve odaklanmayı desteklediğini belirten Hamurcu, yumurta, süt ürünleri, balık, tavuk, kuru baklagiller ve yağlı tohumların önemli protein kaynakları olduğunu ifade ediyor. Hafıza ve bilişsel işlevler için özellikle omega-3 yağ asitleri, B grubu vitaminleri ve magnezyumun önemine dikkat çeken Hamurcu; balık, ceviz, yeşil yapraklı sebzeler, tam tahıllar ve kuruyemişlerin beslenme düzeninde mutlaka yer alması gerektiğini söylüyor. Ayrıca yeterli su tüketiminin bile dikkat ve kısa süreli hafıza üzerinde belirleyici olduğunun altını çiziyor.

“Sınavlar Değerinizi Belirlemez”

Stres yaşayan öğrencilere seslenen Doç. Dr. Hamurcu, her öğrencinin stresle baş etme düzeyinin farklı olduğunu hatırlatıyor. Stresin doğal bir tepki olduğunu ancak yoğun ve sürekli hale geldiğinde performansı olumsuz etkileyebileceğini belirtiyor. “Sınavlar, bireyin değerini belirleyen nihai ölçütler değildir” diyen Hamurcu, öğrencilerin bu süreci başarısızlık korkusu yerine öğrenmenin bir parçası olarak görmelerinin stres algısını azalttığını söylüyor. Mükemmeliyetçi beklentilerden uzak durulması gerektiğini vurgulayan Hamurcu, sınavların geçici olduğunu; ancak bu süreçte kazanılan stresle baş etme becerilerinin yaşam boyu kalıcı olduğunu ifade ediyor.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/01/sinav-stresine-karsi-altin-kurallar-dengeli-calisma-ve-dogru-beslenme-sart-247.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/01/sinav-stresine-karsi-altin-kurallar-dengeli-calisma-ve-dogru-beslenme-sart-247.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/01/sinav-stresine-karsi-altin-kurallar-dengeli-calisma-ve-dogru-beslenme-sart-247-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/01/sinav-stresine-karsi-altin-kurallar-dengeli-calisma-ve-dogru-beslenme-sart-247.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.iyigunler.net/sinav-stresine-karsi-altin-kurallar-dengeli-calisma-ve-dogru-beslenme-sart/358904/</link>
			<pubDate>Wed, 21 Jan 2026 17:18:44 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[ÖRAV Çevrim İçi Atölyeleri Yıl Boyunca Öğretmenlerle]]></title>
			<description><![CDATA[Öğretmenlerin mesleki ve kişisel gelişimlerine katkı sağlamak amacıyla düzenlenen ÖRAV Çevrim İçi Atölyeleri’nde yeni dönem başlıyor. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[ÖRAV Çevrim İçi Atölyeleri Yıl Boyunca Öğretmenlerle

Daha önce Yarıyıl Atölyeleri adıyla yürütülen program, artık yıl geneline yayılan, sürdürülebilir ve herkes için erişilebilir bir öğrenme deneyimi sunuyor. Atölyelere başvurular 21 Ocak 2026 tarihinde açılacak.



Garanti BBVA’nın kurucusu ve daimî destekçisi olduğu Öğretmen Akademisi Vakfı (ÖRAV) tarafından düzenlenen ÖRAV Çevrim İçi Atölyeleri, bu yıl yeniden kapsamlı eğitimlerle öğretmenlerle buluşmaya hazırlanıyor. Türkiye’nin dört bir yanından eğitimcilerin katılımına açık olan ve yıl boyunca devam edecek atölyelere başvurular 21 Ocak 2026 tarihinde açılacak.

Özenle hazırlanan atölye içerikleri; öğretmenlerin mesleki becerilerini güçlendirmenin yanı sıra kişisel gelişimlerini destekleyen, ilham veren ve deneyim paylaşımını merkeze alan bir yaklaşımla öne çıkıyor. Kapsayıcı eğitim ve öğrenmede evrensel tasarım, sosyal-duygusal öğrenme, iyi oluş ve mindfulness, iletişim ve koçluk becerileri, yaratıcı sanatlar ve hikâye anlatıcılığı, dijital araçlar ve yapay zekâ destekli öğretim uygulamaları, farklılaştırılmış ve aktif öğrenme yaklaşımları gibi geniş bir tematik yelpazede tasarlanan atölyeler, öğretmenlerin sınıf içi uygulamalarını zenginleştirmeyi ve mesleki yolculuklarını bütünsel bir bakış açısıyla desteklemeyi hedefliyor.

“Türkiye’nin dört bir yanındaki öğretmenlere mekândan bağımsız, açık ve kapsayıcı bir öğrenme alanı sunuyoruz”

ÖRAV Genel Müdürü Arzu Atasoy, ÖRAV Çevrim İçi Atölyeleri’ne ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Öğretmenlerin gelişim olanaklarına eşit ve sürdürülebilir biçimde erişebilmesi, bugün eğitim ekosisteminin en kritik ihtiyaçlarından biri. Çevrim içi atölyelerimizle Türkiye’nin dört bir yanındaki öğretmenlere mekândan bağımsız, açık ve kapsayıcı bir öğrenme alanı sunuyoruz. Amacımız; öğrenmeyi yıl geneline yayılan bir deneyime dönüştüren, öğretmenlerin mesleki ve kişisel yolculuklarını destekleyen güçlü bir ekosistem oluşturmak.”

Öğrenme ve paylaşma kültürünü odağına alan ÖRAV Çevrim İçi Atölyeleri, öğretmenlerin birbirlerinden ilham aldığı, bilgi ve deneyimlerini geliştirdiği bir buluşma alanı olarak konumlanıyor. Öğrenmenin ve paylaşmanın heyecanını bir arada yaşamak isteyen tüm eğitimciler, bu eşsiz deneyimde yerlerini almaya davet ediliyor. 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/01/orav-cevrim-ici-atolyeleri-yil-boyunca-ogretmenlerle-7552.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/01/orav-cevrim-ici-atolyeleri-yil-boyunca-ogretmenlerle-7552.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/01/orav-cevrim-ici-atolyeleri-yil-boyunca-ogretmenlerle-7552-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/01/orav-cevrim-ici-atolyeleri-yil-boyunca-ogretmenlerle-7552.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.iyigunler.net/orav-cevrim-ici-atolyeleri-yil-boyunca-ogretmenlerle/358898/</link>
			<pubDate>Wed, 21 Jan 2026 09:53:47 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Kaçak Elektrik Kullanımı Enerji Arzını Tehlikeye Atıyor!]]></title>
			<description><![CDATA[Dicle Elektrik, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde kış aylarında kaçak elektriğin yanı sıra elektrikli ısıtıcı kullanımının artmasıyla birlikte dağıtım şebekesinde aşırı yük oluştuğunu açıkladı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Isınmada Kaçak Elektrik Kullanımı Enerji Arzını Tehlikeye Atıyor!


Bu durumun arıza ve kesintilere yol açtığını ifade eden Dicle Elektrik Şebeke Operasyonlarından Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Nedim Tüzün, “Isınma ihtiyacının kaçak elektrikle karşılanması şebeke altyapısını zorlarken, sürdürülebilir enerji dağıtımını da sekteye uğratıyor” dedi.


 Kayıpsız, kesintisiz ve kaliteli enerji dağıtımı hedefiyle faaliyetlerini sürdüren Dicle Elektrik, kış aylarında artan kaçak elektrikle ısıtıcı kullanımının bölgedeki elektrik dağıtım şebekesini ciddi problemlere yol açtığına dikkat çekti. Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde dağıtım hizmeti veren şirket, özellikle sabah ve akşam saatlerinde elektrikli soba gibi cihazların aynı anda devreye girmesinin trafolarda hasar oluşturduğunu ve bu nedenle enerji kesintilerinin yaşandığını bildirdi. 


“Bu yükü hiçbir şebeke taşıyamaz”

 

Soğuk havaların etkisiyle bireysel elektrikli ısıtıcı kullanımının artması, özellikle kaçak tüketimin yaygın olduğu bölgelerde şebeke altyapısına ciddi zararlar veriyor. Dicle Elektrik’ten yapılan açıklamada bu durumun trafolarda aşırı yüklenmeye, bağlantı noktalarında gevşemeye ve koruma sistemlerinin sık devreye girmesine neden olduğu belirtildi. Şirketin Şebeke Operasyonlarından Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Nedim Tüzün, elektrikle ısınmanın kısa vadede pratik gibi görünse de uzun vadede enerji kalitesini düşürdüğünü ve enerji arzının sürekliliğini tehdit ettiğini ifade etti. Bölgedeki bazı trafolarda meydana gelen sorunların da bu aşırı yüklenmeden kaynaklandığını kaydeden Tüzün, “Dünyanın hiçbir yerinde konut ısıtması, kaçak elektrikten sağlanan enerjiyle sağlanamaz. Bu yükü hiçbir şebeke taşıyamaz” dedi.


“Kaçak tüketim hem bireye hem sisteme zarar veriyor”

 

Kaçak elektrik kullanan tüketicilerin, yasal kullanıcıların 9-10 katı kadar elektrik tükettiği tespit eden şirketin araştırma verilerine göre kullanıcıların elektrikle ısınmayı tercih etmesi, dağıtım şirketinin sürdürülebilir hizmet sunmasını engelliyor. Tüzün, özellikle kırsal bölgelerde kaçak tüketimin yoğunlaştığını, bu yasa dışı kullanımın hem teknik arızaları artırdığını hem de yasal kullanıcıları mağdur ettiğini vurgulayarak, “Kaçak kullanım, diğer abonelerin de elektriksiz kalmasına neden oluyor. Bu sebeple tüm abonelerimizin kayıt dışı tüketimden kaçınarak, ortak sistemin zarar görmesini engellemeleri gerekiyor” şeklinde konuştu. 

Bilinçsizlik elektrik tüketimi faturayı artırıyor 

 

Kaçak elektrik kullanımının yanı sıra elektrikli ısıtıcıların yoğun ve bilinçsiz şekilde yasal yollardan kullanılması da kullanıcıların bütçesini olumsuz etkiliyor. Dicle Elektrik Genel Müdür Yardımcısı Tüzün, mesken tarifesinde uygulanan kademeli sistem nedeniyle yüksek tüketimin faturaları hızla üst kademeye taşıdığını, bu nedenle elektrikle ısınmanın ekonomik bir çözüm olmaktan çok uzak olduğunu belirtti. 3 kW gücünde sıradan bir ısıtıcının günde 8 saat çalışması durumunda aylık maliyetinin yaklaşık 3 bin TL’yi bulduğuna dikkat çeken Tüzün, bu rakamın cihaz sayısı ve güç arttıkça katlanarak yükseldiğini ifade etti.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/01/kacak-elektrik-kullanimi-enerji-arzini-tehlikeye-atiyor-960.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/01/kacak-elektrik-kullanimi-enerji-arzini-tehlikeye-atiyor-960.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/01/kacak-elektrik-kullanimi-enerji-arzini-tehlikeye-atiyor-960-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/01/kacak-elektrik-kullanimi-enerji-arzini-tehlikeye-atiyor-960.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.iyigunler.net/kacak-elektrik-kullanimi-enerji-arzini-tehlikeye-atiyor/358887/</link>
			<pubDate>Tue, 20 Jan 2026 22:50:54 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[YKS konularını “hızlı bitirme” taktikleri!]]></title>
			<description><![CDATA[Video derslerin 1,5 veya 1,75 hızda izlenmesini öneren Özgür Akoğlan, “Beyin buna çok kısa sürede adapte olur. Öğrenciler bu hızdan korkmamalı” diye konuştu.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[YKS konularını “hızlı bitirme” taktikleri!

20-21 Haziran 2026’da yapılacak Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) öncesinde adaylara “konuları yetiştirememe” kaygısının doğru yöntemlerle büyük ölçüde aşılabileceğini söyleyen Uzman Psikolojik Danışman Özgür Akoğlan, “YKS müfredatı oldukça geniştir ancak ‘her şeyi sırayla öğrenmek’ yerine stratejik ve nokta atışı çalışarak konuları çok daha hızlı bitirebilirsiniz.” dedi.

Üsküdar Üniversitesi Eğitim Kurumları ve Rehberlik Hizmetleri Yöneticisi Uzman Psikolojik Danışman Özgür Akoğlan, 20-21 Haziran 2026'da yapılacak Yükseköğretim Kurumları Sınavı’na (YKS) aylar kala YKS konularını hızlı bitirme taktikleri verdi.

YKS müfredatının genişliğinin öğrencileri zorladığını belirten Özgür Akoğlan, “YKS müfredatı oldukça geniştir ancak ‘her şeyi sırayla öğrenmek’ yerine stratejik ve nokta atışı çalışarak konuları çok daha hızlı bitirebilirsiniz.” dedi.

TYT ve AYT’yi ayrı düşünmek zaman kaybettiriyor

Özgür Akoğlan, YKS’ye hazırlanan adaylar için “Hızlandırılmış Bitirme Taktikleri” ni şöyle sıraladı:

Konuların zincirleme şekilde ele alınması gerektiğini vurgulayan Özgür Akoğlan, “TYT ve AYT’yi birbirinden kesin çizgilerle ayırmak öğrenciyi gereksiz tekrar yükünün altına sokar. Konuları bir bütün olarak çalışmak hem kalıcı öğrenmeyi artırır hem de süreyi ciddi biçimde kısaltır” dedi.

Özgür Akoğlan, matematikte fonksiyonlar, polinomlar ve ikinci dereceden denklemler; fen bilimlerinde ise atom, periyodik sistem ve hücre gibi konuların TYT–AYT birlikte ele alınmasının büyük avantaj sağladığını ifade etti.

Her detaya çalışmak değil, çıkanlara odaklanmak kazandırır

YKS’de soruların büyük bölümünün sınırlı sayıda konudan geldiğini hatırlatan Özgür Akoğlan, "Sadece Çıkanlar" filtresi yani Pareto prensibine dikkat çekerek, “Soruların yaklaşık yüzde 80’i, konuların yüzde 20’sinden geliyor. Öğrenciler önce ‘banko’ konuları bitirmeli, ÖSYM’nin yıllardır sormadığı detaylarda boğulmamalı” diye konuştu.

Çıkmış soru analizinin önemine değinen Özgür Akoğlan, “Son beş yılda soru gelmeyen bir alt başlığa günler harcamak, sınav stratejisi değildir” ifadelerini kullandı.

Yazarak değil, akıllı notlarla çalışın

Konu çalışırken defter doldurmanın ciddi bir zaman tuzağı olduğunu belirten Özgür Akoğlan, “Her şeyi baştan sona yazmak aylarınızı alır. Video ders defterleri ve hazır notlar, öğrenciyi yüzde 50 hızlandırır” dedi.

Video derslerin 1,5 veya 1,75 hızda izlenmesini öneren Akoğlan, “Beyin buna çok kısa sürede adapte olur. Öğrenciler bu hızdan korkmamalı” diye konuştu.

Konuyu testin içinde öğrenin

Klasik ‘önce konu, sonra test’ anlayışının değişmesi gerektiğini söyleyen Özgür Akoğlan, “Konu anlatımına günlerce çalışmak yerine, kısa bir özetin ardından hemen çözümlü sorulara geçilmeli. Konu en iyi, soru üzerinde öğrenilir” ifadesinde bulundu.

Akoğlan, yapılamayan soruların çözümünün bekletilmeden öğrenilmesinin kalıcı öğrenmeyi artırdığını vurguladı.

Aynı derse kamp yapın, zihni bölmeyin

Günde çok sayıda derse dağınık biçimde çalışmanın öğrenmeyi yavaşlattığını belirten Özgür Akoğlan, blok çalışma yöntemini önerdi.

Akoğlan, “Üç gün boyunca sadece tek bir konuya odaklanmak, öğrenme hızını katlar. Beyin o konuya adapte olur ve konu kalıcı şekilde biter” şeklinde konuştu.

Bildiğiniz konularda ego yapmayın ama durmayın

Öğrencilerin gerçekten bildikleri konuları acımasızca elemesi gerektiğini söyleyen Özgür Akoğlan, “Bir tarama testinde yüksek net yapan öğrencinin o konunun videosunu yeniden izlemesine gerek yok. Sadece soru çözerek pratik yap ve bir sonraki konuya geç.” şeklinde sözlerini tamamladı.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/01/yks-konularini-hizli-bitirme-taktikleri-401.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/01/yks-konularini-hizli-bitirme-taktikleri-401.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/01/yks-konularini-hizli-bitirme-taktikleri-401-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/01/yks-konularini-hizli-bitirme-taktikleri-401.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.iyigunler.net/yks-konularini-hizli-bitirme-taktikleri/358838/</link>
			<pubDate>Sun, 18 Jan 2026 16:55:44 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Yapay zekayı akıllıca kullanan restoranlar başarılı olacak]]></title>
			<description><![CDATA[İstanbul Bilgi Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Ece Şener, gastronomi sektöründe 2025 yılını değerlendirerek  2026’ya yönelik öngörüleri paylaştı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Yapay zekayı akıllıca kullanan restoranlar başarılı olacak

2025’in yeme içme alışkanlıklarının, iş modellerinin ve tüketim biçimlerinin köklü biçimde sorgulandığı bir yıl olduğunu belirten Şener, 2026 yılında sektörün iç dengelerinin yeniden şekilleneceğini söyledi. Şener, "Başarılı restoranlar, teknolojiyi vitrininde sergileyenler değil; onu arka planda akıllıca kullananlar olacak” dedi.

İstanbul Bilgi Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Ece Şener, gastronomi sektöründe 2025 yılını değerlendirerek 2026’ya dair beklentileri paylaştı. Şener’e göre 2025, gastronomi sektörü için durağan gibi görünse de yeme içme alışkanlıklarının, iş modellerinin ve tüketim biçimlerinin sorgulandığı bir “yeniden düşünme ve yön bulma yılı” oldu. 2026 yılında bu sorgulamanın somut uygulamalara dönüşeceğini belirten Şener, gastronomi sektörünün iç dengelerinin yeniden şekillenmeye başladığı bir döneme girildiğini belirtti.

Yaratıcı tabaklarda yerellik vurgusu

2025 yılında Michelin yıldızlı restoran sayısındaki artışın Türkiye gastronomisinin uluslararası görünürlüğünü güçlendirdiğini vurgulayan Şener, “Michelin yıldızlı restoran sayımızdaki artış, Türkiye gastronomisinin görünürlüğüne yeniden büyük bir katkı sağladı. Yerellik vurgusu ve yerel ürünlerin yaratıcı tabaklarda yeni formlar ve tatlarıyla karşımıza çıkması gastronomi sektöründe bizi çok daha yaratıcı yılların beklediğini ortaya koyuyor” dedi.  

2025 matcha’dan antep fıstığına ‘yeşilin yılı’ oldu

Renkler ve görsellik açısından 2025’in gastronomide “yeşilin yılı” olarak öne çıktığını belirten Şener, Antep fıstığı ve matcha gibi ürünlerin özellikle sosyal medyada güçlü bir estetik dil oluşturduğunu ifade etti. Yeme içme görsellerinin moda ve güzellik dünyasını da etkisi altına aldığını belirten Şener, “Lüks markalar restoran yatırımlarını artırırken; gıda ürünleri defilelerde, koleksiyonlarda ve lüks markalarla yapılan iş birliklerinde sıkça karşımıza çıktı. Basit bir fıstık ezmesinin özel ambalajlarla lüks bir ürüne dönüşmesi, defilelerde mayonez cebi bulunan çantalar ya da vitrinlerde sergilenen ketçap koleksiyonları; gastronominin artık yalnızca mutfakta değil, kültürel ve sembolik bir alan olarak da konumlandığını gösteriyor” diye konuştu.

‘2025’in kırılma noktası uzun ve sağlıklı yaşam yaklaşımı’

Şener’e göre 2025’in en güçlü kırılma noktası ise uzun ve sağlıklı yaşam (longevity) yaklaşımının yeme içme tercihlerine yön vermesi oldu. Küresel ölçekte etkisini artıran bu yaklaşım küçük porsiyonlarda daha yüksek besin değeri, liften zengin içerikler, fermente ürünler ve dengeli protein kaynaklarını öne çıkardı. Özellikle bağırsak sağlığına yönelik artan farkındalık, lif ve fermente ürünleri ana akım tüketicinin gündemine taşıdı. 

2025 yılında bitkisel protein vurgusunun yerini daha dengeli bir yaklaşıma bıraktığını söyleyen Şener, “Bitkisel, hayvansal ve hibrit protein kaynaklarının; lif ve fermente bileşenlerle birlikte değerlendirildiği daha bütüncül beslenme modelleri öne çıkmaya başladı” dedi.

Bu dönüşümde yeni nesil zayıflama ilaçlarının da tüketici davranışları üzerinde etkili olduğunu belirten Şener, “daha az ama daha iyi yeme” fikrinin öne çıktığıni belirterek “ABD ve Avrupa pazarlarında tüketicilerin daha az hacimde ancak daha yüksek besin değerine sahip ürünlere yönelmesi fonksiyonel barların, lif–protein dengesi güçlü hazır gıdaların ve ‘shot’ formatındaki içeceklerin hızla yaygınlaşmasına yol açtı” diye konuştu. 

Gastronomi girişimciliğinde esneklik öne çıkıyor

Gastronomi girişimciliği açısından 2025’in zorlu bir yıl olduğuna dikkat çeken Şener, “2025’te gastronomi girişimciliğini en çok etkileyen faktörler; artan hammadde maliyetleri, nitelikli iş gücüne erişimde yaşanan zorluklar ve giderek ağırlaşan kira baskısı oldu. Bu koşullar, büyük yatırım ve yüksek risk üzerine kurulu modelleri geri plana iterken; küçük, esnek ve kimliği net biçimde tanımlanmış konseptleri öne çıkardı. 2026’ya yönelik öngörü ise daha seçici bir girişimcilik ortamına işaret ediyor. Yatırımcılar artık yalnızca iyi yemek fikrine değil; ölçeklenebilirliği olan, veriyi etkin kullanan ve güçlü bir marka vizyonu ortaya koyabilen projelere odaklanacak” dedi.

Yapay zekâ ve dijital teknolojilerin 2025’te sektörde görünür hale gelmeye başladığını belirten Şener, “2026’da bu dönüşümün kalıcı hale gelmesi bekleniyor. Menü planlamasından stok yönetimine kadar pek çok süreç artık veri temelli kararlarla şekilleniyor. Başarılı restoranlar, teknolojiyi vitrininde sergileyenler değil; onu arka planda akıllıca kullananlar olacak. 2025 gastronomi sektörü için bir duraklama yılı değil; yeniden düşünme ve yön bulma yılı oldu. 2026 ise bu sorgulamaların somut kararlara, net trendlere ve daha bilinçli tercihlere dönüştüğü bir dönem olacak.” diye konuştu.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/01/yapay-zekayi-akillica-kullanan-restoranlar-basarili-olacak-6144.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/01/yapay-zekayi-akillica-kullanan-restoranlar-basarili-olacak-6144.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/01/yapay-zekayi-akillica-kullanan-restoranlar-basarili-olacak-6144-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/01/yapay-zekayi-akillica-kullanan-restoranlar-basarili-olacak-6144.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.iyigunler.net/yapay-zekayi-akillica-kullanan-restoranlar-basarili-olacak/358767/</link>
			<pubDate>Thu, 08 Jan 2026 22:09:28 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Darüşşafaka Giriş Sınavı 17 Mayıs'ta 81 İlde Düzenlenecek]]></title>
			<description><![CDATA[Darüşşafaka Eğitim Kurumları’nın 2026 yılı giriş sınavı, 17 Mayıs 2026 Pazar günü saat 11.00'de Türkiye'nin 81 ilinde düzenlenecek. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[ Darüşşafaka Giriş Sınavı 17 Mayıs’ta 81 İlde Düzenlenecek

Babası ve/veya annesi hayatta olmayan, maddi olanakları yetersiz, başarılı çocuklara tam burslu, yatılı, nitelikli eğitim fırsatı tanıyan Darüşşafaka Eğitim Kurumları’nın 2026 yılı giriş sınavı, 17 Mayıs 2026 Pazar günü saat 11.00'de Türkiye'nin 81 ilinde düzenlenecek. Sınavda başarılı olan, mali durum araştırması ve sağlık kurulu kontrolünden geçen 100 öğrenci, 5. sınıftan itibaren Darüşşafaka’da nitelikli eğitim alma hakkı elde edecek.

Eğitimde fırsat eşitliği misyonuyla 1863 yılından bu yana faaliyetlerine devam eden Türkiye’nin eğitim alanındaki ilk sivil toplum kuruluşlarından Darüşşafaka, binlerce çocuğun hayatını değiştirmeye devam ediyor. Babası ve/veya annesi hayatta olmayan, maddi olanakları yetersiz, başarılı öğrencilere tam burslu, yatılı ve nitelikli eğitim olanağı sunan Darüşşafaka Eğitim Kurumlarının giriş sınavı, 17 Mayıs 2026 Pazar günü saat 11.00’de 81 ilde düzenlenecek.

Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı, babası ve/veya annesi hayatta olmayan, maddi olanakları nitelikli eğitim almak için yetersiz, ilkokul 4. sınıf öğrencilerinin katılabildiği Darüşşafaka Giriş Sınavı’nda başarılı olan, mali durum araştırması ve sağlık kurulu kontrolünden geçen öğrenciler, tam burslu, yatılı ve İngilizce ağırlıklı eğitim alma imkânı kazanacak. 

Millî Eğitim Bakanlığı ile imzalanan “Eğitimde Fırsat Eşitliği” İş Birliği Protokolü doğrultusunda 2026 yılı Darüşşafaka Giriş Sınavı’na başvurular, e-Okul sistemi üzerinden yapılacak. Aday öğrenciler, okul yönetimlerinden ve sınıf öğretmenlerinden destek alarak sınava başvurabilecek.

Her yıl sınavı kazanan öğrencilerin başta eğitim olmak üzere sağlık, beslenme, barınma, okul kıyafeti, kırtasiye gibi tüm gereksinimlerinin Darüşşafaka tarafından karşılanıyor. Darüşşafaka, yükseköğrenime devam eden mezunlarına da burs desteğini sürdürüyor.

 

Çağın gereklerine uygun eğitim modeli

Yeni sınav dönemine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Darüşşafaka Eğitim Kurumları Genel Müdürü Ebru Arpacı, “Darüşşafaka olarak, ülkemizin aydınlık geleceğinin gerçek sahipleri olarak gördüğümüz çocukları değerlerine bağlı, değişime uyum sağlayan, sorumluluklarının bilincinde, Türkçeye hâkim, İngilizceyi etkin kullanabilen, çağın gerektirdiği teknolojileri üst düzeyde kullanan, yetenekli olduğu spor ve sanat dallarında kendisini geliştiren, öz güven sahibi, akademik ve sosyal alanda başarılı bir şekilde  yetiştiriyoruz. 162 yıldır ‘Eğitimde Fırsat Eşitliği’ misyonumuz doğrultusunda, daha fazla çocuğun hayatına değer katmak için çalışmalarımızı aralıksız sürdürüyoruz. 17 Mayıs’ta 81 ilde gerçekleştireceğimiz giriş sınavı ile baba ve/veya anne kaybı yaşamış, maddi olanakları yetersiz çocuklarımıza nitelikli eğitim olanağı tanıyacağız. Bu noktada özellikle 4. sınıf öğretmenleri ile okul müdürlerimizin desteğini de bekliyoruz.” dedi.

Başvurular 27 Mart’a Kadar Alınacak

Sınava katılmak isteyen adayların başvurularını, e-Okul sistemi üzerinden 27 Mart Cuma gününe kadar tamamlamaları gerekiyor. Sınavda başarılı olan öğrenciler, mali durum araştırması ve sağlık kurulu kontrolünün ardından 5. sınıftan başlayan tam burslu, yatılı ve nitelikli eğitim hakkı elde edecek.

Darüşşafaka Eğitim Kurumları Giriş Sınavı başvuru şartları

Öğrencinin;


	T.C. vatandaşı olması
	Babasının ve/veya annesinin hayatta olmaması
	Ailesinin maddi olanaklarının kolej düzeyinde eğitim alması için yeterli olmaması
	2025-2026 eğitim yılında ilkokul sınıf öğrencisi olması


 

Yukarıdaki koşulları taşıyan adaylar, okul müdürlükleri aracılığıyla e-Okul sistemi üzerinden başvuruda bulunabilirler. Başvuru alındıktan sonra adaylara okul müdürlükleri tarafından onaylı sınav giriş bilgisi verilecek ve sınava bu belge ile giriş yapılacaktır.

 

Öğrenciler, sınav günü TC kimlik kartlarını yanlarında bulundurmalıdır.

 

Darüşşafaka Eğitim Kurumları Giriş Sınavı'na nasıl başvurabilirsiniz?

Aday öğrenciler, Darüşşafaka Giriş Sınavı’na başvurmak için aşağıdaki adımları izlemelidir:


	Mevcut okullarının yönetimine veya sınıf öğretmenlerine başvurur.
	e-Okul sistemi üzerinden, Darüşşafaka Giriş Sınavı Başvuru Kılavuzu’nu okuyarak okul yönetimi ve sınıf öğretmeniyle birlikte başvuru işlemini tamamlar.
	4–8 Mayıs 2026 tarihleri arasında sınav giriş belgelerini, kayıtlı oldukları okulun yönetiminden alırlar.


Darüşşafaka Giriş Sınavı hakkında ayrıntılı bilgi için: www.darussafaka.org

 

DARÜŞŞAFAKA HAKKINDA 

 

Türkiye’nin eğitim alanındaki ilk sivil toplum kuruluşlarından biri olan Darüşşafaka Cemiyeti; babası ve/veya annesi hayatta olmayan, maddi olanakları yetersiz ve başarılı öğrencilere kaliteli eğitim olanağı tanıyarak onların yaşamlarını değiştiriyor. “Eğitimde Fırsat Eşitliği” misyonuyla 1863 yılından bu yana çalışan Cemiyet, bugüne kadar binlerce çocuğun Darüşşafaka Eğitim Kurumlarında çağdaş koşullarda okumasını ve yükseköğrenimleri esnasında burs almasını sağladı. Tarihi boyunca ülkenin gelişiminin bireylerin gelişmesine paralel olacağı ilkesiyle hareket eden ve “eğitimle değişen yaşamlar” misyonunu benimseyen Cemiyet, 10 yaşında ailelerinden emanet aldığı çocukların; Atatürk ilkelerine bağlı, yaşam boyu öğrenen, araştıran, sorgulayan, çağdaş, öz güven sahibi ve topluma karşı sorumlu bireyler olarak yetişmesini sağlıyor.  

Bugün Türkiye’nin her coğrafyasından sınavla belirlenen 1000’i aşkın öğrenci, İstanbul Maslak’taki Darüşşafaka Eğitim Kurumlarında tam burslu, yatılı okuyor. Yabancı dil ağırlıklı nitelikli bir eğitim sürecinden geçen öğrenciler, sosyal ve kültürel anlamda da tam donanımlı bireyler olarak yetişiyor.  

2015 yılında Birleşmiş Milletler Ekonomik ve Sosyal Konseyi (ECOSOC) tarafından Özel Danışmanlık Statüsü’ne layık görülen Darüşşafaka Cemiyeti, yine Birleşmiş Milletler’in en büyük sosyal sorumluluk projelerinden biri olan UN Global Compact üyesidir. 2013 yılında kurumsal yönetim derecelendirme çalışması yaptırarak yönetiminin şeffaflığını, hesap verebilirliğini ve sürdürülebilirliğini belgeleyen ilk sivil toplum kuruluşu olan Darüşşafaka Cemiyeti; 2021’de notunu 9,74’e, 2022’de 9,77’ye, 2023’te 9,80’e, 2024’te 9,89’a ve 2025’te 9,94’e yükseltmiştir. 

 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/01/darussafaka-giris-sinavi-17-mayis-ta-81-ilde-duzenlenecek-9774.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/01/darussafaka-giris-sinavi-17-mayis-ta-81-ilde-duzenlenecek-9774.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/01/darussafaka-giris-sinavi-17-mayis-ta-81-ilde-duzenlenecek-9774-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/01/darussafaka-giris-sinavi-17-mayis-ta-81-ilde-duzenlenecek-9774.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.iyigunler.net/darussafaka-giris-sinavi-17-mayis-ta-81-ilde-duzenlenecek/358751/</link>
			<pubDate>Thu, 08 Jan 2026 10:19:01 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[TEGV geleceğe iz bırakmak isteyenleri gönüllü olmaya davet ediyor]]></title>
			<description><![CDATA[30 yıldır çocukları nitelikli eğitim desteğiyle buluşturan Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı (TEGV), geleceği eğitimle aydınlatmak isteyen herkesi, “Gönüllü ol, gelecekte izin olsun” çağrısıyla TEGV’de gönüllü olmaya davet ediyor. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[TEGV geleceğe iz bırakmak isteyenleri gönüllü olmaya davet ediyor

 

TEGV’in tüm eğitim faaliyetleri, gönüllülerin özverisi ve destekleriyle hayat buluyor. Gönüllüler; Türkiye’nin dört bir yanındaki çocukların özgüvenli, sorgulayan ve güçlü bireyler olarak yetişmesine destek oluyor.

 

“Bir Çocuk Değişir, Türkiye Gelişir” anlayışıyla çağdaş nesillerin yetişmesine katkı sunan Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı’na (TEGV), gönüllü başvuruları başladı. Türkiye’nin dört bir yanındaki etkinlik noktalarında çocuklara nitelikli eğitim desteği sunan TEGV’in tüm çalışmaları, gönüllülerin özverisiyle hayat buluyor. TEGV, gönüllülüğü yalnızca bir destek faaliyeti olarak değil; çocuklar, toplum ve gönüllüler için dönüştürücü bir sosyal etki alanı olarak ele alıyor.

 

Zamanlarını, bilgi ve deneyimlerini çocuklarla paylaşan gönüllüler; çocukların özgüvenli, sorgulayan ve güçlü bireyler olarak yetişmesine destek oluyor. Kuruluşundan bu yana 3.3 milyondan fazla çocuğa, 108 binin üzerinde gönüllüye ulaşan TEGV’in yaygın gönüllü ağı; her yıl binlerce yeni gönüllünün katılımıyla büyümeye devam ediyor. TEGV’de çocuklar, gönüllü “abla” ve “ağabey”lerinin rehberliğinde öğrenirken; gönüllüler de toplumsal fayda yaratmanın değerini deneyimliyor. Çocuklarla kurulan bağ, ekip çalışması ve ortak bir amaç etrafında bir araya gelmek; gönüllülerin toplumsal aidiyet duygusunu pekiştiriyor. 

 

Geçmişte TEGV etkinliklerine katılan birçok çocuk ise bugün gönüllü olarak vakfa geri dönüyor; edindikleri kazanımları yeni nesillere aktararak gönüllülük zincirinin bir parçası oluyor. TEGV, eğitimin dönüştürücü gücüne inanan ve geleceğe umutla katkı sunmak isteyen herkesi, “Gönüllü ol, gelecekte izin olsun” çağrısıyla gönüllü olmaya davet ediyor.

 

Nasıl TEGV gönüllüsü olunur

 

Türkiye’nin dört bir yanında etkinlik noktalarıyla çocuklara ulaşan TEGV’de gönüllü olmak için 18 yaşını doldurmuş ve lise mezunu olmak gerekiyor. İstisnai gönüllülük kapsamında izin süreçlerine bağlı olarak 15-17 yaş gönüllü desteği de sağlanabiliyor. Bu koşullara sahip, çocuk sevgisiyle dolu herkes TEGV’de gönüllü olabilir. Başvuru sürecinde; çocuk ve eğitim hassasiyetini merkeze alan, TEGV’in kurumsal yapısıyla uyumlu ve ISO kalite anlayışı çerçevesinde tasarlanan Adım Adım Gönüllülük Modeli uygulanıyor. www.tegv.org sitesinden başvuru yaparak gönüllü olabilmenin ilk adımı atılıyor. Daha sonra vakıf tanıtımını, temel gönüllü eğitimini ve program gönüllü eğitimini kapsayan ‘adım adım’ gönüllülük süreci belirlenmiş yönlendirmeler ve takiple yürütülüyor. 

 

TEGV gönüllülük programına gösterilen yoğun ilgi doğrultusunda, gönüllü ihtiyaçları birimler bazında planlanmakta ve başvuru süreçleri güncel ihtiyaçlara göre yönetilmektedir. Bu nedenle başvuruda bulunan adayların süreci düzenli olarak takip etmeleri önerilmektedir. Ayrıntılı bilgiye https://tegv.org/gonullu-ol adresinden erişilebiliyor.

 

Gönüllüler anlatıyor: Bambaşka bir mutluluk kaynağı

 

TEGV gönüllülerinden bazıları, gönüllülüğün hayatlarında yarattığı etkiyi şu sözlerle ifade ediyor:

“Herhangi bir karşılığı olmadan bu denli güçlü bağların kurulabileceğini, çocukların yüzündeki o gülümsemeyi görmenin ne demek olduğunu TEGV sayesinde deneyimledim. ‘Daha ne yapabiliriz?’ diyerek birlikte çabalamak bambaşka bir mutluluk kaynağı.”

“TEGV’de geçen 20 yıl, yalnızca bir gönüllülük hikâyesi değil; umutla dokunan binlerce geleceğin bir parçası olmaktı. Bir tebessümün dünyaları değiştirdiğine şahit olduğum bu yolculuk bana hayatımın en büyük mutluluğunu verdi.”

“2011’de adım attım kapıdan içeri. Yıllar geçti, bana kattıkları belki de benim kattıklarımdan daha fazla oldu. ‘Gönüllülük, iyi bir insan olmaya çalışma meselesidir’ demiştik. Hâlâ o noktada olmaktan gurur duyuyorum.”

 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/01/tegv-gelecege-iz-birakmak-isteyenleri-gonullu-olmaya-davet-ediyor-9878.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/01/tegv-gelecege-iz-birakmak-isteyenleri-gonullu-olmaya-davet-ediyor-9878.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/01/tegv-gelecege-iz-birakmak-isteyenleri-gonullu-olmaya-davet-ediyor-9878-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/01/tegv-gelecege-iz-birakmak-isteyenleri-gonullu-olmaya-davet-ediyor-9878.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.iyigunler.net/tegv-gelecege-iz-birakmak-isteyenleri-gonullu-olmaya-davet-ediyor/358738/</link>
			<pubDate>Wed, 07 Jan 2026 10:00:54 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Gençlerdeki yalnızlığın nedeni dijital yalnızlık!]]></title>
			<description><![CDATA[Üsküdar Üniversitesi tarafından “7. Uluslararası Yalnızlık Sempozyumu, “Gençlik ve Yalnızlık” teması ile gerçekleştirildi! ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Dostluk duygusunu kaybettiğimiz için yalnızız”

 

Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Dostluk duygusunu kaybettiğimiz için yalnızız. Anadolu irfanına, Doğu bilgeliğiyle Batı’nın bilimsel birikimini sentezlemeye ihtiyacımız var. Bu sorun ancak böyle çözülebilir.” dedi.

Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nazife Güngör: “Garip bir yalnızlaşma ve kopma yaşıyoruz. Daha da vahimi, yalnızlıktan haz almaya başladık.”

Sosyolog Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı: “Biz burada yalnızlığı kader gibi kabullenen bir yaklaşımı değil; dönüştürülebilir bir toplumsal mesele olarak ele alan bir anlayışı güçlendirmeyi amaçlıyoruz.”

Üsküdar Üniversitesi tarafından bu yıl “Gençlik ve Yalnızlık” temasıyla düzenlenen “7. Uluslararası Yalnızlık Sempozyumu”, Merkez Yerleşke Nermin Tarhan Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi.

Sempozyumun açılış konuşmalarını Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve Yönetim Üst Kurulu Başkanı Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nazife Güngör ve Sempozyum Düzenleme Kurulu Başkanı Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı yaptı.

Gelecekte insanlığı bekleyen büyük tehlike yalnızlık!

Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve Yönetim Üst Kurulu Başkanı Prof. Dr. Nevzat Tarhan, yalnızlık konusunu gündeme getirmelerinin temel nedeninin gelecekte insanlığı bekleyen büyük bir tehlikeyi fark etmeleri olduğunu ifade ederek, “Yalnızlık Sempozyumu’nun yedincisini gerçekleştiriyoruz. Bir psikiyatrist olarak yalnızlığın neden bu kadar önemli olduğunu özellikle gelecekte bekleyen tehlikeyi gördüğümüz için gündeme getirme ihtiyacı hissettik.” dedi.

Prof. Dr. Tarhan, günümüzde literatürde giderek daha fazla tartışılan “Kaliforniya Sendromu” kavramına dikkat çekerek, “Bu sendromun dört temel belirtisi var. Kaliforniya Sendromu’nun birinci belirtisi hedonizmdir; yani haz odaklı yaşam felsefesi. Aslında Aristoteles bunu 2500 yıl önce söylemişti. İki tür mutluluk vardır: Biri hedonik mutluluk, yani haz mutluluğu; diğeri ise ödomanik mutluluk, yani anlam mutluluğu.” diye konuştu.

“İnsan ancak anlam peşinde koştuğunda gerçekten mutlu olabiliyor”

Haz ve anlam mutluluğunun nörobiyolojik karşılıklarının da ortaya konduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, modern yaşamın anlam mutluluğunu ihmal ettiğini vurguladı ve “Haz mutluluğu beyinde dopaminle ilişkilidir; kısa vadeli ve geçicidir. Anlam mutluluğu ise serotoninle ilgilidir; daha yavaş salgılanır ama daha kalıcıdır. Kapitalist sistem hedonik mutluluğu tercih etmiş, anlam mutluluğunu ihmal etmiştir. Oysa insan ancak anlam peşinde koştuğunda gerçekten mutlu olabiliyor.” şeklinde konuştu.

Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisine de değinen Prof. Dr. Tarhan, psikolojide uzun süre göz ardı edilen önemli bir noktaya dikkat çekerek, “Maslow, son dönemde vefatından önce ihtiyaçlar hiyerarşisinin en tepesine ‘kendini gerçekleştirme’yi değil, ‘kendini aşma’yı koymuştu. Kendini aşmanın en üst noktasında ise başkalarına yardım etmek ve manevi ihtiyaçlar vardı. Bu gerçek 2017 yılında açıklandı.” ifadesinde bulundu.

“Bencil insan, yaşlılık veya zorluk anlarında derin bir yalnızlık hissi yaşar”

Kaliforniya Sendromu’nun ikinci belirtisinin egoizm ve narsisizm olduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, özellikle gençler arasında narsisizmin hızla yayıldığını söyledi.

“ABD’de ‘Narsisizm Epidemisi’ adıyla kitaplar yayımlandı. Narsisizm, egoizmin kişilik haline gelmesidir. Bencil insan, güçlü ve sağlıklı olduğu zaman iyidir; ancak hastalık, yaşlılık veya zorluk anlarında derin bir yalnızlık hissi yaşar.” diye konuşan Prof. Dr. Nevzat Tarhan, bu sürecin kaçınılmaz olarak yalnızlık ve depresyonu beraberinde getirdiğini vurguladı.

Dünyada depresyon küresel ölçekte artıyor

Prof. Dr. Tarhan, “Kaliforniya Sendromu’nun üçüncü belirtisi yalnızlık, dördüncü belirtisi ise mutsuzluk ve depresyondur. Bugün dünyada depresyonun küresel ölçekte artışında bir virüs mü var diye araştırılıyor. Aslında burada virüs, hedonizm virüsüdür.” dedi.

Yalnızlıkla baş etmenin yolunun anlam odaklı bir yaşamdan geçtiğini ifade eden Prof. Dr. Tarhan, insanın yalnızlığı kendini değiştirmek ve olgunlaşmak için bir fırsata dönüştürebileceğini anlattı.

Gençler yaşlılardan daha yalnız

Gençlik ve yalnızlık arasındaki ilişkiye de değinen Prof. Dr. Tarhan, İngiltere’de yapılan geniş kapsamlı bir araştırmanın çarpıcı sonuçlarını paylaştı ve “Manchester Üniversitesi ve BBC’nin 55 bin kişiyle yaptığı araştırmada, 16-24 yaş arası gençlerin yüzde 40’ı ‘çok yalnızım’ diyor. 75 yaş üzerindekilerde bu oran yüzde 27. Yani gençler, yaşlılardan daha yalnız.” diye konuştu.

Yalnızlığın artık devlet politikalarını da etkilediğini vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, “İngiltere 2018’de, Japonya ise 2021’de Yalnızlık Bakanlığı kurdu. Birleşmiş Milletler, geleceği bekleyen üç büyük tehlike tanımlıyor: Gelir eşitsizliği, iklim değişikliği ve yalnızlık.” ifadesinde bulundu.

Gençlerdeki yalnızlığın nedeni dijital yalnızlık!

Gençlerde yalnızlığın en önemli nedenlerinden birinin dijital yalnızlık olduğunu da belirten Prof. Dr Tarhan, “Dijital dünyada ilişki çok ama derinlik yok. Sosyal paylaşım var ama duygusal paylaşım yok. Sosyal medya aslında sosyal değil; sanal medyadır. Duygusal aktarımın olmadığı yerde yalnızlık vardır.” dedi.

Konuşmasının sonunda, sağlıklı ve mutlu bir yaşamın temelinde derin ve anlamlı ilişkilerin yer aldığını vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, Harvard Üniversitesi’nin 75 yıl süren araştırmasına atıfta bulunarak, “En uzun, en mutlu ve en sağlıklı yaşayanlar; zengin, ünlü veya başarılı olanlar değil, derin ve anlamlı ilişkileri olan kişiler.” şeklinde konuştu.

Türk kültüründeki “dost” kavramının altını çizen Prof. Dr. Tarhan, “Dost, insanın kendini yalnız hissettiğinde konuşabileceği kişidir. Güvenli ilişki kurabildiği, zor anında yanında olan kişidir. Dostluk duygusunu kaybettiğimiz için yalnızız. Anadolu irfanına, Doğu bilgeliğiyle Batı’nın bilimsel birikimini sentezlemeye ihtiyacımız var. Bu sorun ancak böyle çözülebilir.” şeklinde sözlerini tamamladı.

Prof. Dr. Nazife Güngör: “Yalnızlık, gündelik yaşamın içine yerleşmiş bir problem haline geldi”

Konuşmasına sempozyuma katılanları selamlayarak başlayan Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nazife Güngör, “Önemli bir sempozyum, çok önemli bir konu. Son derece ciddi; çağımızın temel problemlerinden biriyle karşı karşıyayız.” dedi.

Yalnızlığın artık gündelik hayatın doğal bir parçası haline geldiğini vurgulayan Prof. Dr. Güngör, bireylerin yalnızlaşmasını sadece teorik bir mesele olarak değil, yaşanan ve hissedilen bir gerçeklik olarak değerlendirdi ve “Bugün artık bireylerin yalnızlaştığını sadece akademik metinlerde değil, günlük konuşmalarımızın içinde de dile getiriyoruz. Çünkü görüyoruz, hissediyoruz ve yaşıyoruz. Yalnızlık, gündelik yaşamın içine yerleşmiş bir problem haline geldi.” diye konuştu.

“Teknolojiyle birlikte aile içi ilişkiler zayıfladı”

Yalnızlaşmanın tarihsel kökenlerine de değinen Prof. Dr. Güngör, modernleşme süreciyle birlikte aile yapısında yaşanan dönüşümlerin bu süreci hızlandırdığına dikkat çekti. Prof. Dr. Güngör, “Aslında modernleşmeyle birlikte bireyin yalnızlaşmaya başladığını söyleyebiliriz. Bunun en önemli nedenlerinden biri büyük aileden, geleneksel aileden çekirdek aileye geçiştir. Elbette çekirdek ailenin modern yaşam açısından olumlu yönleri vardı; sanayileşmiş kentlerin bir gereği haline gelmişti. Ancak bu dönüşüm, kuşaklar arası kopuşu da beraberinde getirdi.” şeklinde konuştu.

Aile yapısındaki bu parçalanmanın zamanla daha derin bir yalnızlaşmaya dönüştüğünü belirten Prof. Dr. Güngör, “Teknolojiyle birlikte aile içi ilişkiler zayıfladı. Çekirdek ailelerde bile ebeveynlerle çocukların arasına teknoloji girdi. Bu aracıyla birlikte aile bireyleri giderek birbirinden kopmaya başladı. İlk etapta bu durum özerklik ve özgürlük hissi verdi; hatta bir süre bunun keyfi yaşandı. Ancak zaman içinde aile bireylerinin aynı evin içinde bile birbirleriyle iletişim kurmadığını, kursalar bile bunu artık bir araç üzerinden yaptıklarını görmeye başladık.” ifadesinde bulundu.

“Yalnızlıktan haz almaya başladık”

Günümüzde bireylerin sanal dünya ile kurduğu ilişkinin gerçek sosyal ilişkilerin yerini aldığını söyleyen Prof. Dr. Güngör, “Artık her birimiz elimizdeki mobil telefonların sunduğu sanal dünyayla ilişki kuruyoruz. Bir kafeye sohbet etmek için gidiyoruz, aynı masada oturuyoruz ama birkaç dakika sonra hepimiz o kafenin dışındayız. Aynı masadayız ama her birimiz başka bir dünyadayız.” dedi.

Bu sürecin en tehlikeli boyutunun yalnızlıktan haz almaya başlanması olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Güngör, “Garip bir yalnızlaşma ve kopma yaşıyoruz. Daha da vahimi, yalnızlıktan haz almaya başladık. Bireylerin birbirine ihtiyaç duymamaya başlaması çok büyük bir tehlike. Oysa insan dediğimiz varlık sosyal bir varlıktır. Bugün bu sosyal varlık olma halinin çelişkilerini derin biçimde yaşamaya başladık.” diye konuştu.

Modern ve postmodern süreçlerin bireyi ve aileyi parçaladığını belirten Prof. Dr. Güngör, insanın artık hem gerçek hem de sanal dünyada parçalı bir yaşam sürdürdüğünü ifade etti ve “Bir yandan somut gerçeklikte yaşıyoruz, diğer yandan sanal gerçeklikte var oluyoruz. Bu da bizi parçalı hale getiriyor. İlk başta keyif verici gibi görünen bu durum, zamanla insanın kendi çelişkileriyle yüzleştiği çok daha vahim bir süreci beraberinde getiriyor.” ifadesinde bulundu.

“Makinelerle birlikte bir şeyleşme sürecine girdik”

Teknolojinin insanı makinelere bağımlı hale getirdiğini söyleyen Prof. Dr. Güngör, bu süreci “şeyleşme” kavramıyla açıkladı ve “Birbirimizden uzaklaşırken makinelerle bütünleşmeye başladık. Makinelere eklemlendik. İnsan olmaktan, birey olmaktan uzaklaşıp, makinelerle birlikte bir şeyleşme sürecine girdik. Bu son derece kaygı verici bir durum.” dedi.

Duyguların ve zihinsel süreçlerin de bu dönüşümden etkilendiğini vurgulayan Prof. Dr. Güngör, “Duygularımız yumuşuyor, hatta olumsuz anlamda duygularımızdan arınmaya başlıyoruz. Zihnimizi yapay zekâya, duygularımızı sanal âleme teslim ediyoruz. Bunun sonucunda yalnızlaşma ve yabancılaşmanın iç içe geçtiği çok garip bir sürecin tam ortasında bulunuyoruz.” diye sözlerini tamamladı.

Prof. Dr. Süleymanlı: “Gençlerimiz zaman zaman kendilerini duyulmamış ve yalnız hissetmektedir”

Sempozyum Düzenleme Kurulu Başkanı ve Üsküdar Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, Kazakistan’ın başkenti Astana’dan çevrimiçi katılarak gençlerin dijital çağda giderek derinleşen yalnızlık deneyimlerine dikkat çekti.

Bu yıl sempozyumun ana temasının özellikle gençlik olarak belirlendiğini vurgulayan Prof. Dr. Süleymanlı, dijitalleşmenin gençlerin sosyal ilişkilerini dönüştürdüğüne işaret ederek, “Dijital çağın sunduğu tüm iletişim imkânlarına rağmen, sosyal medya üzerinden sürekli etkileşim içinde olan gençlerimiz zaman zaman kendilerini duyulmamış ve yalnız hissetmektedir. Bu tablo, gençlerin yaşadığı yalnızlığın bireysel tercihlerden ziyade içinde bulundukları toplumsal koşullarla yakından ilişkili olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.” dedi.

Sempozyum süresince gençlerin yalnızlık deneyimlerini şekillendiren çok sayıda başlığın ele alınacağını belirten Prof. Dr. Süleymanlı, “Göçmen gençlikten üniversite gençliğine, dijital kuşaktan sosyal medya fenomenlerine, otizmli gençlerin özgün yalnızlık deneyimlerinden yurt dışında öğrenim gören gençlerin yaşadığı yalnızlık olgusuna kadar pek çok başlığı karşılaştırmalı bir bakış açısıyla ele alacağız. Bu gruplar, günümüzde yalnızlığın yeni ve farklı görünümlerini en yoğun biçimde deneyimleyen toplumsal kesimler arasında yer almaktadır.” diye konuştu.

‘Gençlik, Dijitalleşme ve Yalnızlık’ araştırması

Her yıl olduğu gibi bu yıl da kapsamlı bir alan araştırmasının sempozyum kapsamında paylaşılacağını dile getiren Süleymanlı, “Sempozyumumuz kapsamında Method Research Company ile iş birliği içerisinde Türkiye genelinde gerçekleştirdiğimiz ‘Gençlik, Dijitalleşme ve Yalnızlık’ başlıklı geniş kapsamlı alan araştırmasının bulgularını da değerlendireceğiz.

Sempozyumun yalnızca sorunları tespit etmeyi değil, çözüm üretmeyi hedeflediğini vurgulayan Prof. Dr. Süleymanlı, “Biz burada yalnızlığı kader gibi kabullenen bir yaklaşımı değil; dönüştürülebilir bir toplumsal mesele olarak ele alan bir anlayışı güçlendirmeyi amaçlıyoruz. Yalnızca sorunları tanımlayan değil, aynı zamanda çözüm üreten bir akademik zemin oluşturmayı önemsiyoruz.” ifadesinde bulundu.

Yalnızlığın evrensel bir mesele olduğunun altını çizen Prof. Dr. Süleymanlı, “Sempozyumda bu yıl Azerbaycan, Finlandiya, İsviçre, Kazakistan, Rusya ve Özbekistan olmak üzere altı ülkeden yüz yüze ve çevrim içi katılımla geniş bir uluslararası temsil sağlanmıştır. Bu tablo, yalnızlık olgusunun sınırları aşan, evrensel bir sorun olduğunu bir kez daha ortaya koymaktadır.” dedi.

Dijitalleşen dünyada gençlerin yalnızlık serüveni ele alındı

Moderatörlüğünü Dr. Öğr. Üyesi Nihan Kalkandeler Özdin’in yaptığı birinci oturumda; Düzce Üniversitesi’nden Prof. Dr. Metin Kılıç “Modernleşen Aile ve Dijitalleşen Gençlik”, Finlandiya Kızılhaçı’ndan Annakatriina Jylhä ve Tommi Korhonen “Yalnızlığın Gönüllülükle Önlenmesi”, Marmara Üniversitesi’nden Doç. Dr. Müge Akbağ “Gençlikte İlişkisel İhtiyaçlar” ve çevrim içi katılımıyla Prof. Dr. Mustafa Koç “Duyguda Yaşayan Gençliğin Yalnızlık Mücadelesi” başlıklı sunumlarını gerçekleştirdi.

Türkiye’de Gençliğin Yalnızlığı Araştırması sonuçları açıklandı

Sempozyumun en dikkat çekici bölümlerinden birinde; Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, Dr. Öğr. Üyesi Nihan Kalkandeler Özdin ve Method Research Company’den Hale Aslı Kılıç tarafından hazırlanan “Türkiye’de Gençlik, Yalnızlık ve Dijitalleşme: Güncel Araştırma Bulguları” ilk kez kamuoyuyla paylaşıldı.

Öğleden önceki ikinci oturumda ise; NEET (ne eğitimde ne istihdamda olan) gençlerden göçmen gençlere, otizmli bireylerden uluslararası öğrencilere kadar geniş bir yelpazede “Gençlik ve Toplumsal Yalnızlık Deneyimleri” ele alınacak. Doç. Dr. Cihan Ertan, Dr. Gökhan Özcan, Uzman Klinik Psikolog Buse Duran Birlik, Serden Ferhatoğlu Anıl (İsviçre), Nuriye Novruzova (Konuşma Terapisti) ve Sümeyra Yaman (Çocuk Gelişimi Uzmanı) gençlikte yalnızlığın psikopatolojik ve sosyolojik boyutlarını değerlendirildi.

Sempozyumun öğleden sonraki bölümü çevrim içi olarak devam etti. Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı moderatörlüğündeki bu bölümde; Rusya (RUDN Üniversitesi), Özbekistan, Kazakistan, Kırgızistan ve Azerbaycan’dan katılan bilim insanları, kendi ülkelerindeki gençlik yalnızlığı, siber politikalar ve sosyal medya düzenlemeleri üzerine sunumlar yaptı. 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.iyigunler.net/images/haberler/2025/12/genclerdeki-yalnizligin-nedeni-dijital-yalnizlik-6423.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2025/12/genclerdeki-yalnizligin-nedeni-dijital-yalnizlik-6423.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2025/12/genclerdeki-yalnizligin-nedeni-dijital-yalnizlik-6423-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2025/12/genclerdeki-yalnizligin-nedeni-dijital-yalnizlik-6423.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.iyigunler.net/genclerdeki-yalnizligin-nedeni-dijital-yalnizlik/358648/</link>
			<pubDate>Thu, 25 Dec 2025 11:40:36 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Okul müdürü öğrenciyi yere fırlattı]]></title>
			<description><![CDATA[Okullarda şiddet durmak yerine hızla artıyor. Bu kez bir okul müdürü, lise öğrencisini yakasından tutarak yere savurdu]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Okul müdürü öğrenciyi yere fırlattı

 

Türkiye'de son zamanlarda artan okullardaki şiddet olayları endişe yaratıyor. Son olarak Bursa'da bir ortaokul müdürü, okul bahçesinde sırada dururken yanına çağırdığı öğrenciyi yakasından tutup yere savurdu. O anlar cep telefonuyla görüntülendi.

İnegöl ilçesinde bulunan Ömer Osman Çağlayan Ortaokulu’nda 12 Aralık’ta skandal bir olay meydana geldi.

Öğrenciler bayrak töreni için sıradayken, okul müdürü Mustafa Ç., M.K. (11) adlı öğrenciyi; iddiaya göre sıra düzenini bozduğu gerekçesiyle yanına çağırdı.

Mustafa Ç., yakasından tuttuğu öğrenciyi, ittirdi. M.K., geriye doğru savrulup yere düşerken, o anlar cep telefonuyla görüntülendi.

Ailenin şikâyeti üzerine olayla ilgili inceleme başlatıldı.


OKULLARDA ŞİDDET OLAYLARI SÜRÜYOR

Yaşanan olay akıllara Bursa'nın Osmangazi ilçesindeki bir eğitim merkezinde öğrencilerin sıraya bağlanıp ders işletmeye çalışılmasını getirdi.

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Baha Cemal Zağra Özel Eğitim Uygulama Okulu’nda otizmli öğrenciler sıralara bağlanarak ders işlenmişti. 9-16 yaş arasındaki özel gereksinimli öğrencilere eğitim verilen okuldaki görüntüler üzerine İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından inceleme başlatılmıştı.


10 YAŞINDAKİ ÖĞRENCİ DARBEDİLMİŞTİ!

Şanlıurfa'da da 5. sınıf öğrencisi 10 yaşındaki M.S., derste arkadaşlarının gözü önünde sınıf öğretmeni A.K. tarafından feci şekilde darbedilmişti.


Ailenin şikayeti üzerine başlatılan soruşturma kapsamında sınıf öğretmeni tutuklanarak cezaevine gönderilmişti.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.iyigunler.net/images/haberler/2025/12/okul-muduru-ogrenciyi-yere-firlatti-9563.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2025/12/okul-muduru-ogrenciyi-yere-firlatti-9563.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2025/12/okul-muduru-ogrenciyi-yere-firlatti-9563-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2025/12/okul-muduru-ogrenciyi-yere-firlatti-9563.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.iyigunler.net/okul-muduru-ogrenciyi-yere-firlatti/358546/</link>
			<pubDate>Mon, 15 Dec 2025 17:56:02 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[FMV 140 yaşında | Asırlık eğitim mirası ilk kez sergileniyor]]></title>
			<description><![CDATA[Atatürk’ün Onayıyla “Işık” Adını Alan FMV Işık Okulları 140. Kuruluş Yılını Kutluyor ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[ 

FMV 140 yaşında | Asırlık eğitim mirası ilk kez sergileniyor

 

Eğitim dünyamızın en köklü kurumlarından Feyziye Mektepleri Vakfı (FMV) Işık Okulları, 140 yıllık köklü tarihini 14 Aralık kuruluş yıl dönümünde, beş yerleşkesinde düzenlenecek geleneksel törenler ve aynı gün açılacak özel bir sergi ile kutlamaya hazırlanıyor.  “Feyziye’den Işık’a - 140 Yıl ve Ötesi” sergisi, Selanik’ten İstanbul’a uzanan eğitim yolculuğunu tarihsel kayıtlar, fotoğraflar, belgeler ve kişisel hatıralarla ile ilk kez bu kadar kapsamlı bir şekilde gözler önüne serecek. 



FMV Işık Okulları’nın 1885 yılında Selanik’te küçük bir sınıfta 50 kişi ile başlayan eğitim yolculuğu, İstanbul’da binlerce öğrenci ve on binlerce mezunla devam ediyor. Türkiye’nin iş, sanat, cemiyet, siyaset ve bilim dünyasına yön veren çok sayıda ismi yetiştiren kurum, mezunlarıyla buluşacağı 140. Kuruluş Yıl Dönümünü özel etkinliklerle kutlayacak. Nişantaşı, Ayazağa, Erenköy, Ispartakule ve Florya yerleşkelerindeki törenlerde emekli öğretmenler, yöneticiler, mezunlar ve öğrenciler bir araya gelecek; FMV Işık ruhunun yeniden yaşandığı anlamlı buluşmalar yaşanacak.



14 Aralık’ta Bir Eğitim Geleneği Yeniden Yaşatılacak

Nişantaşı Yerleşkesi’ndeki 140. yıl töreni, 14 Aralık 2025 Pazar günü saat 09.45’te Atatürk büstüne çelenk sunumu ile başlayacak, anaokulu öğrencilerinin açılış konuşması, ilköğretim korosu konseri, FMV Yönetim Kurulu Başkanı Av. Akın Süel’in konuşması ile devam edecek. 

Mezuniyetlerinin 70., 60., 50., 40. ve 25. yılını kutlayan Işıklı mezunlara anı plaketleri takdim edilirken en küçük Işıklı öğrencilerin geleneksel bir şekilde mezunları sahnede selamlayacağı özel an ise, Işık topluluğunun kuşaklar arası güçlü bağını bir kez daha etkileyici bir şekilde simgeleyecek. 

FMV Işık Okulları’nda görev almış öğretmenlerin anısını yaşatmak ve öğrencilerin eğitim yolculuklarına destek olmak amacıyla verilen “FMV Özel Ödülleri” de tören kapsamında sahiplerini bulacak. 



Geleneksel mezunlar yemeği, spor müsabakaları ve mezunların anı fotoğraflarının sergilenmesiyle devam edecek etkinlikler kapsamında, FMV’nin deprem bölgesi Hatay – Samandağ’da düzenlediği “Mizah Günleri” kapsamında bölgedeki çocukların karikatüristler eşliğinde çizdiği yaklaşık 65 karikatür de sergilenecek.

 

Bir Ulusun Eğitim Tarihini Taşıyan Miras

Törenin bu yıla özel bölümü ise “Feyziye’den Işık’a - 140 Yıl ve Ötesi” sergisi olacak. Feyziye Mektepleri Vakfı’nın değişmeyen eğitim vizyonunu ve köklü tarihini tek bir çatı altında sunan sergi, baş öğretmenden müdüre, muallimden öğretmene, talebeden öğrenciye, mekteplerden modern yerleşkelere uzanan 140 yıllık yolculuğu belgeleyen nadir fotoğraflar, belgeler, arşiv kayıtları ve kişisel hatıralardan oluşuyor.

 

Cumhuriyet’in İlk Kuşak Öğrencilerinden Kareler ve Daha Fazlası… 

Cumhuriyet’in ilk kuşak öğrencilerinin izlenebileceği “Işık’la Büyüyenler” bölümü, dönemin eğitim anlayışını, öğrenci profillerini ve FMV Işık Okullarının eğitim vizyonunu yansıtıyor. Serginin en özel bölümü ise “Atatürk ve Işık” bölümü. Bu bölümde Atatürk’ün, okulun Türk Dil Devrimi’ni takiben “Işık” adını alışını tebrik ettiği tarihi telgraf yer alıyor. 

Erken dönem yıllıklardan kareler, laboratuvar fotoğrafları, 1900’lerin başından bugüne uzanan öğrenci görüntüleri, öğretmen ve öğrenci portreleri; Türkiye’nin ilk kadın milletvekillerinden ve FMV Işık Okullarında müdire olarak görev almış Nakıyye Elgün ve Seniha Hızal, Türk Dil Kurumunun kurucularından Celal Sahir Erzoan, Gençlik Marşı’nın söz yazarı Ali Ulvi Elöve gibi Türk eğitim tarihine damga vurmuş Işıklı isimlerin fotoğraflarıyla birlikte sergilenecek.

Son Arapça karne, eski öğrenci defterleri, okul eşyaları, kasalı bilgisayarlardan dokunmatik ekranlara uzanan dijital dönüşümün fotoğraflı örnekleri, ziyaretçilere “eski Türkiye’nin eğitim iklimini” yeniden hissettirecek.

 

“Önce iyi insan yetiştirmek”

FMV, 140 yıllık yolculuğu boyunca yalnızca akademik başarılarıyla değil; Atatürk ilke ve değerlerini yaşatma konusundaki kararlılığı, çocuklara ve gençlere yönelik sanat-kültür üretimleri, ulusal ve uluslararası yarışmalarda elde ettiği akademik, sanat ve spor dereceleriyle de dikkat çekiyor.

Tüm bu birikimin merkezinde ise “Önce iyi insan yetiştirmek” ilkesi yer alıyor. Bu vizyon sayesinde FMV Işık Okulları, Türkiye’nin eğitim tarihinde yalnızca bir kurum olarak değil; ülkenin kültürel, sportif ve toplumsal gelişimine yön veren köklü bir yapı olarak özel konumunu sürdürüyor.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.iyigunler.net/images/haberler/2025/12/fmv-140-yasinda-asirlik-egitim-mirasi-ilk-kez-sergileniyor-7447.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2025/12/fmv-140-yasinda-asirlik-egitim-mirasi-ilk-kez-sergileniyor-7447.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2025/12/fmv-140-yasinda-asirlik-egitim-mirasi-ilk-kez-sergileniyor-7447-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2025/12/fmv-140-yasinda-asirlik-egitim-mirasi-ilk-kez-sergileniyor-7447.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.iyigunler.net/fmv-140-yasinda-asirlik-egitim-mirasi-ilk-kez-sergileniyor/358482/</link>
			<pubDate>Mon, 08 Dec 2025 20:47:36 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Otizmli öğrencilere eğitimde işkence gibi uygulama]]></title>
			<description><![CDATA[Özel gereksinimli çocukların eğitim aldığı özel okullarda, öğrencilere yönelik kötü ve şiddet dolu uygulamalara bir yenisi daha eklendi. Bursa'da meydana gelen olayın sosyal medyaya yansımasının ardından tepkiler çığ gibi yükseldi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Otizmli öğrencilere eğitimde işkence gibi uygulama

 

Bursa'da eğitim veren BTSO Baha Cemal Zağra Özel Eğitim Uygulama Okulu’nda, otizmli öğrencilerin sıralara bağlanarak ders işlendiği görüntüler ortaya çıktı. 9-16 yaş arasındaki özel gereksinimli öğrencilere eğitim verilen okuldaki görüntüler üzerine İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından inceleme başlatıldı.

Bursa'nın Osmangazi ilçesinde eğitim veren BTSO Baha Cemal Zağra Özel Eğitim Uygulama Okulu’nda, otizmli öğrenciler sıralara bağlanarak ders işlendi.

O görüntüler, oğlu da okulda eğitim gören bir veli tarafından cep telefonu kamerasıyla kayda alındı.

9-16 yaş arasındaki özel gereksinimli öğrencilere eğitim verilen okuldaki görüntüler üzerine İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından inceleme başlatıldı.

"KÜFÜR DE EDİYORLAR"

Oğlunun okulda eğitim gördüğünü söyleyen Tülay Gürel, öğrencilerin küfür ve hakarete de maruz kaldığını belirterek, “Şehrimizde oldukça çok eğitim merkezi var. Ama eğitimcilerin eğitimsiz olması, aynı zamanda çocuklar hakkında bilgi sahibi olmamaları ciddi zararlara yol açıyor. Eğitimsiz öğretmenler yüzünden çocuklarımız çok zorluk çekiyor. Küfürden, bağlanmaya kadar her şey yapılıyor. Buna bir çözüm bulunmasını istiyoruz” dedi.

‘ÖĞRENCİLERİ İDARE ETMEK İÇİN BAĞLIYORLAR’

Çocukların uygunsuz ortamda eğitim gördüğünü belirten Tülay Gürel, “Bu çocukların sessiz sakin alanlarda okulları olması gerekiyor. Çocuklara sürekli olumsuz cevap veren eğitimciler var. Benim çocuğum 11 yaşında ve otizmlidir. Benim oğlum Konya’da eğitim gördüğünde resim bile çiziyordu. Şehir değiştiğimizde, sorunlar yaşamaya başladık. Çocuğu okula alıyorlar ve ‘İçeri giremezsiniz, yasak’ diyorlar. Çocuğun uygunsuz ortamda olması ciddi zarar veriyor. Şiddet gösteren öğretmenlerimiz var. Bilgi ve gücünün yetmemesinden dolayı yapılıyor. Öğrencileri idare etmek için bağlıyorlar” diye konuştu.


 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.iyigunler.net/images/haberler/2025/12/otizmli-ogrencilere-egitimde-iskence-gibi-uygulama-2066.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2025/12/otizmli-ogrencilere-egitimde-iskence-gibi-uygulama-2066.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2025/12/otizmli-ogrencilere-egitimde-iskence-gibi-uygulama-2066-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2025/12/otizmli-ogrencilere-egitimde-iskence-gibi-uygulama-2066.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.iyigunler.net/otizmli-ogrencilere-egitimde-iskence-gibi-uygulama/358479/</link>
			<pubDate>Mon, 08 Dec 2025 12:23:53 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[İBB, Arnavutköy fırıncılık ve pastacılık moda okulları açıldı]]></title>
			<description><![CDATA[İBB, 2019’dan sonra yenilenen Enstitü İstanbul İSMEK bünyesine, Arnavutköy Fırıncılık ve Pastacılık ile Moda Okulları’nı kattı. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[İBB, Arnavutköy fırıncılık ve pastacılık moda okulları açıldı

 

Ahmet İsvan Halk Ekmek Fabrikası’nın bulunduğu kompleks içinde açılan okulların yapımına, seçilmiş İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun talimatı üzerine başlandığını hatırlatan İBB Başkanvekili Nuri Aslan, “Biz, toplumumuzun tüm kesimleri için çalışıyoruz. Ailelerimiz güçlenmesi için çalışıyoruz. Ailelerimiz güçlenecek, İstanbul gülecek. Dahası İstanbul, Türkiye’nin yüzünü güldürecek,” dedi. 

ARNAVUTKÖY / İSTANBUL 

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), Gençlik ve Spor Hizmetleri Dairesi Başkanlığı, Hayat Boyu Öğrenme Şube Müdürlüğü’ne bağlı olarak faaliyetlerini sürdüren Enstitü İstanbul İSMEK’leri büyütmeye devam ediyor. Enstitü İstanbul İSMEK Arnavutköy Fırıncılık ve Pastacılık ile Moda Okulları, İBB Başkanvekili Nuri Aslan tarafından açıldı. Hadımköy’deki Ahmet İsvan Halk Ekmek Fabrikası’nın bulundu kompleks bünyesinde hizmete giren okulların açılışında konuşan Aslan, sözlerine, “Hepinize Silivri zindanlarında tutulan İstanbul’un seçilmiş Başkanı ve cumhurbaşkanı adayımız Sayın Ekrem İmamoğlu’nun selamlarını iletiyorum. Keşke bu kadar hizmeti yapan, bu kadar İstanbullunun yanında ve Türkiye'nin yanında duran bir Belediye Başkanı, yaptığı hizmetleri kendisi açmak kendisine nasip olsaydı. Ama bu bir yol. Dolayısıyla bu yolu yürürken, bazen onun yerine görevlendirdiği veya da işaret ettiği arkadaşların bunu yapması gerekiyor olabilir. O da içeride bizim için, sizin için, İstanbul için gece gündüz çalışmaya devam ediyor,” cümleleriyle başladı.

ASLAN: “İSMEK’İ BAŞTAN SONA YENİLEDİK”

Fırıncılık ve Pastacılık ile Moda Okullarını, anlamlı bir günde, 24 Kasım’da açtıklarını hatırlatan Aslan, kendisi ve İmamoğlu adına Öğretmenler Günü’nü kutladı. “Ekrem Başkanımız, 2019’da göreve geldiğinde bir İstanbul hayal etti,” diyen Aslan, özetle şunları söyledi:

“Çocukları mutlu; kadınları güvende ve istihdamda; gençleri yarınlarından kaygısız; büyükleri huzur içinde bir İstanbul… Bunun için atılacak tüm adımları attı, atmaya da devam ediyoruz. Ekrem Başkanımız, memleketin en can yakıcı sorunlarını kendi sorunları bildi. Hiçbir zaman mazeret üretmedi, çözüm üretti. Bugün en büyük dertlerimizden birisi işsizlik. İşsizlik yüzünden yuvalar yıkılıyor, hayatlar yitip gidiyor. Milyonlarca gencimiz, en üretken çağlarını evde geçiriyor. Ailelerimiz de gençlerimiz de bir çıkış yolu arıyor. Biz de bu çıkış yolu için çalışıyoruz. İşte tam da bu yüzden göreve geldiğimizde, İSMEK’i baştan sona yeniledik. Enstitü İstanbul İSMEK olarak, yeni yüzüyle yoluna devam ediyor. Zamanın ihtiyaçlarını dinledik, müfredatımızı çağın gereklerine göre düzenledik, meslek alanlarımızı çeşitlendirdik. Eğitim merkezlerimizin bulunduğu bölgelere, sektörün beklentilerine ve istihdam fırsatlarına göre, titiz bir yol haritası hazırladık. Çağın gerektirdiği tüm değişiklikleri yaptık.”

“TOPLUMUMUZUN TÜM KESİMLERİ İÇİN ÇALIŞIYORUZ”

“Enstitü İstanbul İSMEK’te başlattığımız bu köklü değişimler sayesinde, çağın gerektirdiği tüm yenilikleri ortaya koyduğumuz son örneğimiz ise, bugün açılışını yaptığımız Enstitü İstanbul İSMEK Fırıncılık ve Pastacılık Okulu ile Moda Okulumuz oldu. Okulumuzun hikayesi de Başkanımızın vizyonuyla başladı. Ekrem Başkanımız, Ahmet İsvan Halk Ekmek Fabrikası’nın açılışında, hemen yanındaki arazinin değerlendirilmesini ve Enstitü İstanbul İSMEK olarak hizmet vermesini istemişti. Biz de hemen çalışmalarımıza başladık. 5 bin metrekare alana kurulu, toplam 2 bin metrekareden oluşan bu binayı, ileri seviye mesleki eğitimlerin verileceği, Fırıncılık ve Pastacılık ile Moda Okulları haline getirdik. Bu okullar sayesinde, burada aldığı eğitimlerle gençlerimiz meslek edinecek, kadınlar hane bütçelerine destek olacak. Şunu da söylemem gerekli; merkezlerimize sadece kadınlar ve gençler ilgi göstermiyor. Erkek katılımcılarımız da buradan fayda sağlayacaklar. Yani biz aslında, toplumumuzun tüm kesimleri için çalışıyoruz. Ailelerimiz güçlenmesi için çalışıyoruz. Ailelerimiz güçlenecek, İstanbul gülecek. Dahası İstanbul, Türkiye’nin yüzünü güldürecek.”

“AÇILIŞLARA, TEMEL ATMALARA YETİŞEMİYORUZ”

“Bugün hizmetlerimizle ve halkçı politikacılık anlayışımızla, Türkiye’nin ve İstanbul’un her yerindeyiz. Sadece burayı açmıyoruz; Elazığ'da depremde hasar gören bir okulu yıktık ve yeniden 742 milyon TL harcayarak, üniversite kampüsü gibi bir lise yaptık Elazığ'a. Ve Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel'le birlikte o okulun açılışını gerçekleştirdik. Yine Yozgat'ta, Çayıralan’da, sosyal tesisimizi milletvekillerimizle birlikte açtık. Yine Çorum Mecitözü'nde kültür merkezini de çok yakında hizmete açacağız. Yine hatırlayın; 29 Ekim'de, İstanbul'un göbeğinde, Şişli'de bir kız öğrenci yurdu yaptık. Arazisi 6,5 milyar değerinde. Üstüne, o günün parasıyla 800 milyon para harcayarak, yani toplamda 7,3 milyarlık bir para harcayarak; cami, itfaiye merkezi, kültür merkezi, kütüphanesi, sinema salonu ve aynı zamanda bir öğrenci yurdunu oraya açtık. Bugünkü değeriyle yaklaşık 8,5 milyar lira. Şimdi oradaki bir öğrenci, gecelik 2 bin 850 liraya kalıyor dört yıldızlı bir otel konforunda. Sabah yemeği, akşam yemeği, konaklama ücreti dahil Mecidiyeköy Meydanı'nda, Eski Ali Sami Yen Stadı'nın yanında bir yaşam alanı yaptık. Neredeyse her gün, bu ve buna benzer açılışlar yapıyoruz. Terkos Arıtma tesisimizi, yaklaşık 4 milyar lira harcayarak bitirdik. Temiz Su Arıtma Tesisi’ni açacak vakit bulamıyoruz. Sancaktepe Paşaköy'de 4 milyar liralık bir temel atma yapacağız atık su arıtma, vakit bulamıyoruz. Biz, halkımız için durmadan çalışmaya, üretmeye devam edeceğiz. Çalışmaya devam ediyoruz.”

PASTACILIK FIRINCILIK OKULU

İBB tarafından yapımı tamamlanan Enstitü İstanbul İSMEK Pastacılık ve Fırıncılık Okulu’nda aşağıdaki eğitimler verilecek:

•             Aşçı Çırağı

•             Baklava Yapımı

•             Butik Çikolata Hazırlama

•             Dünya Mutfağı

•             Evde Pizza Yapımı Atölyesi

•             Suşi Yapım Teknikleri Atölyesi

•             Spesiyal Kek Çeşitleri Atölyesi

•             Yaş Pasta Yapımı

MODA OKULU

Aynı alan içerisinde Enstitü İstanbul İSMEK’e ait Moda Okulu’nda ise toplam 6 derslikte şu eğitimler verilecek:

●             Bilgisayarda Giysi Kalıbı Hazırlama (Gerber)

•             Bilgisayarlı Modelistlik (PolyPattern)

•             Giyim Üretiminde Temel İşlemler

•             Pratik Giysi Kalıpları Hazırlama

•             Pratik Dıi Giysi Kalıpları Hazırlama

•             Pratik Dış Giysileri Dikimi

•             Stil Danışmanlığı Başlangıç Seviye

Şimdilik 7 programla eğitime başlayan Moda Okulu’nda da dönem sonuna kadar 17 programa ulaşılması planlanıyor.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.iyigunler.net/images/haberler/2025/11/ibb-arnavutkoy-firincilik-ve-pastacilik-moda-okullari-acildi-5307.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2025/11/ibb-arnavutkoy-firincilik-ve-pastacilik-moda-okullari-acildi-5307.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2025/11/ibb-arnavutkoy-firincilik-ve-pastacilik-moda-okullari-acildi-5307-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2025/11/ibb-arnavutkoy-firincilik-ve-pastacilik-moda-okullari-acildi-5307.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.iyigunler.net/ibb-arnavutkoy-firincilik-ve-pastacilik-moda-okullari-acildi/358384/</link>
			<pubDate>Mon, 24 Nov 2025 13:01:25 +0300</pubDate>
			</item></channel>
</rss>