<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" version="2.0">
         <channel>
         <title>Kitap</title>
         <link>https://www.iyigunler.net/kitap/</link>
         <description></description><item>
			<title><![CDATA[6 Eylül yeni çıkan kitap yorumları | Özkan Saçkan inceledi]]></title>
			<description><![CDATA[Gazeteci Yazar Özkan Saçkan, seçkin yayınevlerinden kitapçı raflarına ulaşan yeni kitaplardan özel bir seçkiyi sizler için inceledi. İşte o kitaplar:]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[6 Eylül yeni çıkan kitap yorumları | Özkan Saçkan inceledi

AİLE DENEYİ: “Korkutucu derecede mümkün görünen, sürükleyici, karanlık ve inanılmaz zekice.”  –Claire Douglas. “Ürpertici finaline doğru soluksuz ilerleyen bir hız treni gibi. Bayıldım.” Ellery Lloyd.

SEVİMLİ ÇIKARTMALI NEŞELİ YUVALAR: Bu sevimli çıkartma kitabıyla çocuklar kendi yuva sahnelerini yaratabilecekler. Sıcacık kekleriyle mutfaklar, rahat okuma köşeleri, renkli bahçeler ve daha nicesi onları bekliyor.

SEVİNCİM EKSİLMESİN YETER Kİ: Kitap, yaşamı, doğayı, umudu yücelten, türünün klasikleri arasına girmeyi hak eden bir roman.

ANTİGONE’NİN CESARETİ: Bu kitapta cesaret, çoğu zaman yüksek sesle haykırmak değil; bazen susmak, bazen kalmak, bazen de gitmeyi göze almaktır.

GÜVERCİN CURNATASI: Kitap, sanatçının şiirden hayata, cinsellikten edebiyata, politikadan gündelik olana kadar birçok konudaki düşüncelerini bütün samimiyetiyle gün yüzüne çıkarıyor.

LONG ISLAND: Yazar, gösterişsiz ama son derece etkili anlatımıyla aileyi, sadakati, sınıfı, yuvayı soruşturuyor. Long Island, duyguyu büyütmeden derinleştiren, sarsıntısını okurun içinde yavaş yavaş biriktiren güçlü bir roman.

İşte o kitaplar;

Yedi yirmi dört canlı yayınlanacak bir televizyon şovu

JOHN Marrs’tan AİLE DENEYİ. Dünya nüfusu hızla artıyor, ekonomik kriz tüm ülkeleri tek tek vuruyordu. Her geçen gün daha fazla insan çocuk sahibi olma hayalinden vazgeçmek zorunda kalıyordu. Ancak ebeveyn olmayı arzulayanlar için yeni bir seçenek vardı: Aylık abonelik ücreti karşılığında metaverse ve sanal gerçeklik gözlükleri aracılığıyla erişebilecekleri sanal bir çocuğu sıfırdan tasarlayabileceklerdi. Bu çığır açan teknolojiyi halkın erişimine açmadan önce sansasyonel bir tanıtım yapmak şirketin dâhiyane bir planı vardı. Herkesi ekranların başına kilitleyecek ve yedi yirmi dört canlı yayınlanacak bir televizyon şovu. Programda on bir yarışmacı, doğumdan on sekiz yaşına kadar bir sanal çocuğu büyütecekti. Üstelik sadece dokuz ayda. Yarışmanın kazananı ya sanal ailesini devam ettirecek ya da ödül parasıyla kendi gerçek ailesi kuracaktı. Tabii insanların arkalarında bıraktıklarını sandıkları karanlık sırların er ya da geç ortaya çıkmak gibi bir huyu olmasaydı. “Korkutucu derecede mümkün görünen, sürükleyici, karanlık ve inanılmaz zekice.” Claire Douglas. “Ürpertici finaline doğru soluksuz ilerleyen bir hız treni gibi. Bayıldım.” Ellery Lloyd. “Spekülatif kurgu türünün en iyi örneklerinden biri: özgün, karanlık ve şeytani bir zekâyla kurgulanmış. Dünya kurgusu, karakterler, sürprizler ve ters köşeler o kadar iyi ki bu kitap âdeta bir Netflix uyarlaması için yazılmış.” C. L. Taylor. 464 SAYFA. (NOX YAYINLARI)

Çocuklar kendi yuva sahnelerini yaratabilecek

SEVİMLİ ÇIKARTMALI NEŞELİ YUVALAR. Çocuklar için yaratıcı bir deneyim... Bu sevimli çıkartma kitabıyla çocuklar kendi yuva sahnelerini yaratabilecekler. Sıcacık kekleriyle mutfaklar, rahat okuma köşeleri, renkli bahçeler ve daha nicesi onları bekliyor. Çıkartmaları kullanarak harika üç boyutlu sahneler oluşturup boyama sayfalarında yaratıcılıklarını daha da konuşturabilecekler. 48 SAYFA. (REMZİ KİTABEVİ)

Şair Bobi başka türlü bir yaşamın olası olduğunu gösterir   

JEAN Giono’den SEVİNCİM EKSİLMESİN YETER Kİ. On dokuzuncu yüzyılın başı. Fransa'nın güneyinde, Provence'ta Grémone yaylası. Jourdan, karısı Marthe'la birlikte yurt bellerler bu yaylayı. Bu görkemli doğa parçası onların dışında birkaç aileye daha ev sahipliği yapmaktadır. Her biri kendi yaşam savaşımını sürdürür, tekdüze, bencilce, sıkıntıyla. Günün birinde bilge Bobi gelir. Şair Bobi. Başka türlü bir yaşamın olası olduğunu göstermek ister onlara. Kitap, yaşamı, doğayı, umudu yücelten, türünün klasikleri arasına girmeyi hak eden bir roman. 388 SAYFA. (YAPI KREDİ YAYINLARI)

Görünmez bir mücadeleyi anlatan 12 öykü

NİLAY Şimşek Ercan’dan ANTİGONE’NİN CESARETİ. İnsanın en derin çatlaklarından sızan duygular. Söylenemeyenlerin, bastırılanların ve yüzleşmekten kaçınılanların hikâyeleri... Klinik psikolog yazar, ilk öykü kitabı okuru, insan ruhunun karanlık ve aydınlık kıyıları arasında incelikle örülmüş bir yolculuğa davet ediyor. Her biri farklı bir içsel kırılmayı, bir eşik anını ya da görünmez bir mücadeleyi anlatan 12 öykü; karakterlerin en savunmasız anlarında, en gerçek halleriyle karşımıza çıkıyor. Bu kitapta cesaret, çoğu zaman yüksek sesle haykırmak değil; bazen susmak, bazen kalmak, bazen de gitmeyi göze almaktır. Antigone'nin izinden giden bu hikâyeler, okurun kendi iç sesine kulak vermesini sağlarken, belki de en zor soruyu fısıldıyor: İnsan, kendine ne kadar dürüst olabilir? 128 SAYFA. (A7 KİTAP)

Sanatçının şiirden hayata, cinsellikten edebiyata, kadar birçok konudaki düşünceleri

CEMAL Süreya’dan GÜVERCİN CURNATASI: KONUŞMALAR SORUŞTURMA YANITLARI. (...) Bence, sanatçılarla, yazarlarla yapılmış konuşmaları, hatta soruşturmaları, dergi ve gazete sayfalarında bırakmamalı. Bunların hepsini toplamalı. Hatta yalnız bu işi yapan yayınevleri olmalı. Niçin önem veriyorum buna? Şundan: Sanatçıyla yapılmış bir konuşma, ileriye doğru, onun üstüne yapılmış on eleştiriden daha aydınlatıcıdır. Eleştirilere de ayrıca katkısı olmaktadır. İkinci olarak, sanatçının görüşlerini, kendini açımlayıcı, çağdaşlarını değerlendirici sözlerini öğrenmek yalnız kitaplıklara dadanan araştırıcıların değil, düz okurun da hakkıdır. Cemal Süreya'yla farklı zamanlarda, farklı vesilelerle yapılan konuşmaları ve onun çeşitli soruşturmalara verdiği yanıtları bir araya getiren Kitap, sanatçının şiirden hayata, cinsellikten edebiyata, politikadan gündelik olana kadar birçok konudaki düşüncelerini bütün samimiyetiyle gün yüzüne çıkarıyor. 336 SAYFA. (CAN YAYINLARI)

Gösterişsiz ama son derece etkili anlatımla aile, sadakat, sınıf ve yuva soruşturuluyor

COLM Toibin’den LONG ISLAND. "Eilis adamın ziyaretini kafasından atmaya çalışıyordu ama olmadık anlarda sesi aklına geliyordu. Öyle anlarda, sıcaklıkta ya da ışıkta bir değişim olmuş gibi ürperiyordu." Çağdaş İrlanda edebiyatının en büyük isimlerinden yazarın büyük ilgi gören ve Observer gazetesi tarafından en iyi on tarihi romandan biri olarak gösterilen romanı Brooklyn'in devamı kitapta, kurduğu hayata adım adım tanık olduğumuz Eilis Lacey ile yıllar sonra yeniden karşılaşıyoruz. Eilis artık Long Island'da, eşi Tony ve iki çocuğuyla yaşamaktadır; Tony'nin ailesi de hemen yanı başlarındadır. Bir gün kapılarına gelen beklenmedik bir ziyaretçi, Eilis'in yıllardır dikkatle kurduğu düzeni tek bir cümleyle çatlatır. O ana kadar konuşulmamış olanlar, ertelenmiş sorular ve eski kırgınlıklar birer birer görünür hale gelir. Eilis, gerçeği öğrenmek ve kendi payına düşen kararı verebilmek için yeniden İrlanda'ya dönmek zorunda kalır; Enniscorthy'de onu bekleyen şeyse yalnızca geçmişin hatıraları değildir. Yazar, gösterişsiz ama son derece etkili anlatımıyla aileyi, sadakati, sınıfı, yuvayı soruşturuyor. Long Island, duyguyu büyütmeden derinleştiren, sarsıntısını okurun içinde yavaş yavaş biriktiren güçlü bir roman. 328 SAYFA. (EVEREST YAYINLARI)
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/09/6-eylul-yeni-cikan-kitap-yorumlari-ozkan-sackan-inceledi-9192.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/09/6-eylul-yeni-cikan-kitap-yorumlari-ozkan-sackan-inceledi-9192.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/09/6-eylul-yeni-cikan-kitap-yorumlari-ozkan-sackan-inceledi-9192-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/09/6-eylul-yeni-cikan-kitap-yorumlari-ozkan-sackan-inceledi-9192.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.iyigunler.net/6-eylul-yeni-cikan-kitap-yorumlari-ozkan-sackan-inceledi/360144/</link>
			<pubDate>Sun, 06 Sep 2026 19:09:56 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Eylül ayı ilk haftası kitap yorumları | Özkan Saçkan inceledi]]></title>
			<description><![CDATA[Sonhabar mevsimi Eylül ayı ilk haftası kitapçıların raflarında yerini alan yeni yayınlanmış kitaplardan bazılarını Gazeteci Yazar Özkan Saçkan sizler için inceledi]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[ 

Eylül ayı ilk haftası kitap yorumları | Özkan Saçkan inceledi

 

YESEVİ’DE HİKMET VAKTİ: Bu kitap; Asırlar önce bir gönülden diğerine uzatılan o kutlu hurma gibi, vakti gelmiş bir kalbe bırakılmış manevî bir emanettir.

AYNADAKİ ÇUKUR: "Anne, içeride çok kitap var." Filozof'a döndü. "Dede, sen bu kitapların hepsini okudun mu?" Filozof, çocuğa tatlı bir gülümsemeyle bakarak başını okşadı.

TALİM VE TERBİYE: Yazar, eğitimi yalnızca bir bilgi aktarım süreci olarak değil, kişilik terbiyesi ve toplumsal bilinç oluşturma süreci olarak ele alırken Doğu ile Batı arasında kurmaya çalıştığı dengeyi kitap boyunca düşünsel bir olgunlukla tartışmaya açar.
 

BAŞKA BİR YOL: “Belki de ihtiyacın olan şey daha yukarı tırmanmak değil, olduğun yerde daha derine inmektir. Ve belki senin için de Başka Bir Yol vardır.”

KAN GÜNLERİ VE NAR AĞRISI: Yazarın “iyi yazar” tanımının gereklerine işaret ettiği bu yazıları, geçmişten günümüze yol gösterici bir ışık ve değerli bir kaynak niteliğinde.

KIZIL KÖŞKÜN RÜYASI 1: Kitabın elyazması kopyaları Pekin'de elden ele dolaşmış, soylu ailelerin salonlarında olduğu kadar halk arasında da büyük beğeni kazanmıştır.
İşte o kitaplar;

Bazı emanetler vardır; zamana değil, gönüllere bırakılır...

HACER Özlem Çiçek’ten YESEVİ’DE HİKMET VAKTİ:AN-BEKA-KIYAMET. Rivayet olunur ki Fahr-i Âlem Efendimiz'in mübarek elinden çıkan bir hurma, asırlar boyunca korunarak Arslan Baba'ya emanet edildi; vakti geldiğinde ise Hoca Ahmed Yesevî'ye ulaştırıldı. O kutlu emanet artık yalnızca bir hurma değil; hikmetin, irşadın ve gönülden gönüle taşınan manevî nurun nişânesiydi. Bu eser; "An", "Bekâ" ve "Kıyamet" kavramları etrafında, zamanı sadece geçen bir ömür değil, insanın hakikate yürüyüşü olarak okumaya davet ediyor. Ahmed Yesevî'nin hikmet ikliminde zaman; bazen bir uyanış, bazen bir teslimiyet, bazen de kalbin Rabbine dönüş vaktidir. Her satırında bir hatırlayış... Her kelimesinde kadim bir çağrının sesi saklı... Ve belki de bu kitap; Asırlar önce bir gönülden diğerine uzatılan o kutlu hurma gibi, vakti gelmiş bir kalbe bırakılmış manevî bir emanettir. 256 SAYFA: (A7 KİTAP)

İkisinin de sorunları aynı: İçe dönük, uyumsuz ve kekemeler

MAHMUT Baycan’dan AYNADAKİ ÇUKUR. Bir yanda, her gün mantar gibi üreyen gecekonduların birinde yaşayan, konfeksiyon bekçisi Şevket'in oğlu Şahin... Öte yanda Boğaz'da, ahşap bir konakta yaşayan, iş insanı Feridun Bey'in oğlu Şamil... İkisinin de sorunları aynı: İçe dönük, uyumsuz ve kekemeler. İnsanlardan kaçıp kendi hayallerinde yaşamayı seviyorlar. Çünkü insanlar acımasız... Onların eksikliğini, bir eğlence aracı olarak görüyor ve kendi içlerindeki eksikliği gidermek için onlarla eğleniyor, alay ediyorlar. Biri dışında... Filozof. Bu sırada Şahin, Şamil'i kulübeye götürmüş, içerideki kitapları gösteriyordu. Emel Hanım, bir süre sonra Şamil'i göremeyince telaşlandı: "Şamil? Şamil, oğlum, nereye kayboldun?" Annesini duyan Şamil, koşup geldi: "Anne, içeride çok kitap var." Filozof'a döndü. "Dede, sen bu kitapların hepsini okudun mu?" Filozof, çocuğa tatlı bir gülümsemeyle bakarak başını okşadı. 160 SAYFA. (KORA YAYIN)

Eğitim yalnızca bir bilgi aktarım süreci olarak değil, kişilik terbiyesi olarak ele alınıyor

HALİDE Edib Adıvar’dan TALİM VE TERBİYE. Bir muallimin bir çocuğa edebileceği en büyük iyilik o çocuğun istidat-ı zatisini keşfetmektir. Yazar eserini İstanbul Kız Öğretmen Okulu'nda (Darülmuallimat) öğretmenlik yaptığı sırada kaleme almış, kitap 1912 yılında Tanin Matbaası'nda basılmıştır. Amerikalı pedagog H. Harrell Horne'un İlm-i Talimin Psikolojik Esasları kitabından yararlanarak Talim ve Terbiye adlı bu kitabı hazırlayan yazar, öğrenciler için çok yönlü bir eğitim anlayışının geliştirilmesi gerektiğinden söz etmiş, bu konuda öğretmenlere düşen vazifeleri izah etmiştir. Milli kimliğin inşasında eğitimin rolünü, öğretmenin sorumluluğunu ve çocuğun birey olarak gelişimini merkeze alan kitap, Cumhuriyet'in kuruluş yıllarında daha da anlam kazanacak zihinsel dönüşümün haberci metinlerinden biridir. Yazar, eğitimi yalnızca bir bilgi aktarım süreci olarak değil, kişilik terbiyesi ve toplumsal bilinç oluşturma süreci olarak ele alırken Doğu ile Batı arasında kurmaya çalıştığı dengeyi kitap boyunca düşünsel bir olgunlukla tartışmaya açar. Öğretmenler için kaleme alınan, zaman içerisinde herkes için bir başvuru kaynağı olarak ön plana çıkan bu kitap, eğitimin yalnızca sınıflarda değil, hayatın içinde deneyimlerle birlikte şekillendiğini hatırlatan güçlü ve ufuk açıcı bir metin olarak görülebilir. 240 SAYFA. (CAN YAYINLARI)

“Uzmanlık” bir varış noktası değil; yolculuğun kendisidir

BAKİ Özlük’ten BAŞKA BİR YOL- Ezberlerin Ötesinde Bir Yaşam ve Kariyer Felsefesi. “Çok çalış, fark edil ve yönetici ol.” İş hayatım boyunca bu cümleyi o kadar çok duydum ki… İşinde iyiysen bir sonraki adımının yöneticilik olması sanki yazısız bir kuraldı. Peki ya yönetici olmak istemiyorsan? Ya ilerlemeyi işinde derinleşmek, öğrenmek, üretmek ve gerçek bir değer yaratmak olarak görüyorsan? Bu kitabı, başarının tek bir biçimi olmadığını, uzmanlığın da başlı başına bir başarı yolu olduğunu hatırlatmak için yazdım. Üstelik uzmanlık yalnızca işini ne kadar iyi bildiğinle ölçülmez. Bildiklerini nasıl kullandığın, insanlarla nasıl bağ kurduğun ve işini yaparken nasıl biri olduğun da en az bilgin kadar önemlidir.  Sana hangi yolu seçmen gerektiğini söyleyemem. Ama sana sunulan yol sana ait değilse, başka bir ihtimalin daha olduğunu bilmeni isterim. Belki de ihtiyacın olan şey daha yukarı tırmanmak değil, olduğun yerde daha derine inmektir. Ve belki senin için de Başka Bir Yol vardır. 256 SAYFA. (DESTEK YAYINLARI)

Geçmişten günümüze yol gösterici bir ışık ve değerli bir kaynak

İNCİ Aral’dan KAN GÜNLERİ VE NAR AĞRISI. Kişisel çıkarı için adil olmayanı isteyip savunan, iyi insan değildir. Ülkesine ve dünyaya ilişkin kaygıları, soruları, karşı çıkışları olmayan da iyi yazar olamaz. Yazarın 2010-2013 yıllarında kaleme aldığı, gazetede yayımlanmış yazılarının bir araya geldiği kitap, ülkeye ve dünyaya ilişkin kaygıları ve tespitlerinin yanı sıra edebiyattan sanata, doğaya ve insana dair geniş bir panoramik bakış sunuyor. Yazarın “iyi yazar” tanımının gereklerine işaret ettiği bu yazıları, geçmişten günümüze yol gösterici bir ışık ve değerli bir kaynak niteliğinde. 368 SAYFA. (EVEREST YAYINLARI)

Eser iki kolunun yaşadığı, komşu malikânede geçer

CAO Xueqin’ten KIZIL KÖŞKÜN RÜYASI 1- Taşın Hikâyesi. Cao Xueqin (1715?-1763): Qing Hanedanı dönemi yazar, şair ve ressamı. İmparatorun güvenine mazhar olsa da sonradan gözden düşüp bütün servetlerine el konan, soylu bir aileden gelmektedir. Cao Xueqin Çin edebiyatının en ünlü dört klasiğinden biri olan Kızıl Köşkün Rüyası'nı, Pekin sokaklarında yaptığı resimleri satıp geçinmeye çalışırken yazmıştır. Kitabın elyazması kopyaları Pekin'de elden ele dolaşmış, soylu ailelerin salonlarında olduğu kadar halk arasında da büyük beğeni kazanmıştır. İlk baskısıysa ancak yazarının ölümünden 30 yıl sonra yapılabilmiştir. Karakterlerin, giysilerin, yapıların, çevrenin, hatta doğaüstü olayların neredeyse en ince ayrıntısına kadar tasviriyle özellikle dikkat çeken eser, Jia ailesinin iki kolunun yaşadığı, komşu iki malikânede geçer. Yazar vaktiyle bir parçası olduğu soylu ailelerin yaşantısını anlatırken, daha merhametli denebilecek Daoizm ile Buddhizm'i, egemen inanış ve ideoloji Ruizm'in karşısına koymayı da ihmal etmez. Hasan Âli Yücel Klasikler Dizisinde dört cilt halinde yayımlanacak olan Kızıl Köşkün Rüyası (Taşın Hikâyesi), özgün dili Çinceden çevirisiyle ilk kez dilimize kazandırılmış oluyor.  Gao E (1738-1815): Qing Hanedanı döneminin en seçkin yazar ve aydınlarındandır. 1801'de ülkenin en prestijli bilimsel kurumu olan Hanlin Akademisi'ne üye seçildi. 472 SAYFA. (İŞ BANKASI KÜLTÜR YAYINLARI)  


 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/09/eylul-ayi-ilk-haftasi-kitap-yorumlari-ozkan-sackan-inceledi-17.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/09/eylul-ayi-ilk-haftasi-kitap-yorumlari-ozkan-sackan-inceledi-17.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/09/eylul-ayi-ilk-haftasi-kitap-yorumlari-ozkan-sackan-inceledi-17-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/09/eylul-ayi-ilk-haftasi-kitap-yorumlari-ozkan-sackan-inceledi-17.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.iyigunler.net/eylul-ayi-ilk-haftasi-kitap-yorumlari-ozkan-sackan-inceledi/360116/</link>
			<pubDate>Wed, 02 Sep 2026 09:27:30 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Ağustos ayının son haftası kitap yorumları]]></title>
			<description><![CDATA[Ağustos ayının son haftası kitapçı raflarında yerini alan yeni kitapları Gazeteci Yazar Özkan Saçkan sizler için yorumladı. Haftanın kitap incelemeleri haberin detayında]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Ağustos ayının son haftası kitap yorumları


HECCAV: “Güldürüye abanmayan, sözel açıdan hantallaşmayan, yergi dozu oyunun ‘gerçek’ ile ‘fantezi’ arasında gidip gelişine göre dikkatlice ayarlanmış bir metin kotarmış yazar.” Prof. Dr. Ayşegül Yüksel.”

VATHEK: Çoğunlukla korku edebiyatının ve kimi zaman da Gotik edebiyatın ilk örneklerinden biri sayılan kitap, kaotik ve baş döndürücü akışı, özellikle de dahil edildiği türlere tümden aykırı mizahıyla klasik mertebesini hak ediyor.
 

HİŞT HİŞT SAİT FAİK’İN KİTAPSIZ METİNLERİ: “Bana bakarken gözleri pırıl pırıl yanıyordu. Birden ona acır gibi oldum. Sonra o ilave etti: 'Bir de' dedi, 'şu siyatiğim olmasa...'"  

HAYATA AÇTIĞIM YELKEN: Kitap, bir yaşam öyküsünden çok daha fazlası: Bir aile destanı, bir dönem panoraması ve Türkiye'nin yakın tarihine içeriden bir bakış.

ALTIN GÖZLÜK: Yakın dönemin en önemli edebiyatçı ve yazarlarından W.G. Sebald'in de en sevdiği romanlar arasında yer alan kitap, en yakın kişiler tarafından bir anda mahvedilen hayatları anlatan sürükleyici, çarpıcı, trajik bir eser.  

ORMAN İÇİNDE TOPRAK DÜZEYİNDE: Onat Kutlar'ın ifadesiyle "Toprak düzeyinden ve çok içinden bir bakış" sunuyor, Latife Tekin. Bu bakışı korurken bir yandan da korkusuzca   yeni yollar deniyor.

İşte o kitaplar;


“Eşref, o gün de bugün de zorbalara, cadı kazanlarına karşı mücadele eder”

SEMİH Çelenk’ten HECCAV- Yahut Şair Eşref'in Esrarengiz Macerası. Hiciv şiirinin yetkin örneklerini vermiş Şair Eşref, 1902 yılında Tevfik Nevzad ve Hafız İsmail ile birlikte bir “fesat şebekesi” kurdukları gerekçesiyle İzmir’de gözaltına alınır. Oyun, o tarihte gözaltına alınan Eşref’in nezarethanede gözlerini açtığında bugüne uyanmasıyla başlar. Eşref, o gün de bugün de zorbalara, “cadı kazanlarına” karşı mücadele eder. Gerçek bir aydın gibi bedel öder. Yazarın 2009 yılından bu yana sahnelenen, Ankara Sanat Kurumu En İyi Oyun Yazarı, Lions Asaf Çiyiltepe Özel Ödülü ve Karabağlar Belediyesi Mizaha Katkı Ödülü gibi ödüller kazanmış oyunu Heccav Yahut Şair Eşref’in Esrarengiz Macerası, Şair Eşref’in alaycı diliyle eğlenceli bir “diktatörle mücadele kılavuzu” sunuyor. “Semih Çelenk’in oyunu Heccav, Eşref’in sözel zekâsının ürünleriyle tatlandırılmış, ‘demokrasi’ sürecini bir türlü tamamlayamayan ülkemizin geçmişini, şimdisini ve geleceğini güleçliğe gölge düşürmeden taşlayan, yalın bir dramatik doku oluşturuyor. Güldürüye abanmayan, sözel açıdan hantallaşmayan, yergi dozu oyunun ‘gerçek’ ile ‘fantezi’ arasında gidip gelişine göre dikkatlice ayarlanmış bir metin kotarmış yazar.” Prof. Dr. Ayşegül Yüksel. 160 SAYFA. (EVEREST YAYINLARI)

Korku edebiyatının ve Gotik edebiyatın ilk örneklerinden biri sayılıyor

WİLLİAM Beckford’tan VATHEK- Hasan Ali Yücel Klasikler. Yazar (1760-1844): İngiliz koleksiyoncu, yazar, eleştirmen. Londra belediye başkanı olan babasının ölümüyle çok küçük yaşta sahip olduğu büyük serveti oldukça rahat, eksantrik bir yaşam sürmesini sağladı. Bir yergi olan ilk eseri Memoirs of Extraordinary Painters’ı yirmi, seyahatleri hakkındaki Dreams, Waking Thoughts and Incidents eseriniyse yirmi üç yaşındayken yazdı. Yine de başyapıtı Vathek’i yazana kadar yazarlığından ziyade koleksiyonculuğu ve savurganlığıyla tanınıyordu. Yazar, Vathek’i çoğu zaman günlerce süren eğlencelerinden birinde üç gün iki gece süren bir tür “trans” halinde yazdığını iddia eder. Bu “romantik” iddianın değeri ne olursa olsun eserinki ortada: Çoğunlukla korku edebiyatının ve kimi zaman da Gotik edebiyatın ilk örneklerinden biri sayılan kitap, kaotik ve baş döndürücü akışı, özellikle de dahil edildiği türlere tümden aykırı mizahıyla klasik mertebesini hak ediyor. 96 SAYFA. (İŞ BANKASI KÜLTÜR YAYINLARI) 

“Ezberden yetmiş mısra okudu. Bir tek beytinde bir tek şiir kıvılcımı yoktu…”

SAİT Faik Abasıyanık’tan HİŞT HİŞT-SAİT FAİK’İN KİTAPSIZ METİNLERİ. Hişt, Hişt!... Elinizdeki kitapta, Sait Faik külliyatının daha önce kitaplaşmayan metinleri bir araya getiriliyor. Üç bölümden oluşan kitabın ilk bölümünde Abasıyanık'ın "ilk dönem" öyküleri kadar Dostoyevski'den bir çeviri öyküsü, ikinci bölümünde yine erken dönem şiirleri ve üçüncü bölümünde ise yazı ve anket cevapları okurla buluşuyor. Hişt, Hişt!... "'Nasılsın büyük şair?' dedim. Koluma girdi. Ezberden yetmiş mısra okudu. Bir tek beytinde bir tek şiir kıvılcımı yoktu. 'Mesutsun şair' dedim. Bana bakarken gözleri pırıl pırıl yanıyordu. Birden ona acır gibi oldum. Sonra o ilave etti: 'Bir de' dedi, 'şu siyatiğim olmasa...'"  96 SAYFA. (KIRMIZI KEDİ YAYINLARI)

Bir aile destanı, bir dönem panoraması ve Türkiye'nin yakın tarihine içeriden bir bakış

PROF. DR. EMRE Gönensay’dan HAYATA AÇTIĞIM YELKEN. Bir dönemin panoraması, yakın tarihe içeriden bakış... Yazarın hayat yolculuğu, rengârenk yelkenleriyle bir Dufy tablosunu andıran Kalamış'ta başlıyor; diplomasiden siyasete, akademiden iş dünyasına, İstanbul'dan Batı'ya ve Doğu'ya uzanan geniş bir dünyaya açılıyor. Yazarın hayat yolculuğunun arka planında ise adeta masalı andıran bir aile hikâyesi yer alıyor. Doğuda hüküm süren isyankâr ve savaşçı Bedirhanlar ile batıda, dünya ticaretine açık liman kenti Selanik'te ilme ve eğitime adanmış yazarlar... Cumhuriyet'in son yetmiş yılına akademisyen, iktisatçı, diplomat ve siyasetçi kimlikleriyle tanıklık eden yazar Hayata Açtığım Yelken'de yalnızca kendi yaşam öyküsünü değil, Türkiye'nin ve dünyanın dönüşümünü de gözler önüne seriyor. İkinci Dünya Savaşı sonrasında kurulan yeni iktisadi düzene, Türk siyasetinin dönüm noktalarına ve ülkenin düşünce hayatına yön veren isimlere dair pek bilinmeyen anıları ve tanıklıkları okurla paylaşıyor. Kitap, bir yaşam öyküsünden çok daha fazlası: Bir aile destanı, bir dönem panoraması ve Türkiye'nin yakın tarihine içeriden bir bakış. 288 SAYFA. (REMZİ KİTABEVİ)

En yakın kişiler tarafından bir anda mahvedilen hayatları anlatan sürükleyici bir eser

GİORGİO Bassani’den ALTIN GÖZLÜK- Modern Klasikler. İtalya'nın zengin, büyüleyici ve öte yandan faşizmin baskıladığı Ferrara kentinde, genç bir Yahudi öğrencinin kaderi orta yaşlı, olgun ve alanında ün yapmış doktor Athos Fadigati'yle kesişir. Aralarında gelişen bu dostluk, romanın anlatıcısı gencin, Doktor Fadigati'nin kültürlü ve seçkin kişiliğinin gizlediği eşcinselliği yüzünden içine düştüğü yalnızlık uçurumunu keşfetmesini sağlar. Ne var ki antisemitizmin giderek güçlenmesi ve siyasi saflaşmaların katılaşmasıyla birlikte anlatıcının dışlanan doktora olan hisleri de kaçınılmaz olarak değişime uğrar. Yakın dönemin en önemli edebiyatçı ve yazarlarından W.G. Sebald'in de en sevdiği romanlar arasında yer alan kitap, en yakın kişiler tarafından bir anda mahvedilen hayatları anlatan sürükleyici, çarpıcı, trajik bir eser. Yazar bir sanatçı olarak İkinci Dünya Savaşı öncesi ve sonrası İtalya'nın en önemli tanıklarındandır. Tarihin akışının bireylerde yol açtığı derin yaraların kaydını tutan eserleri her şeyin başında faşizmin yükselişini ve çok kültürlü Avrupa'nın trajik kaderini anlatır. Yazarın yanında oturup, yıkıcı, güzel ve her şeyden önce büyüleyici bir ateşin yalazlarını izlemek, Bassani'nin eserlerini okurken hissedilen duyguyu büyük ölçüde yansıtıyor. Tim Parks.  Giorgio Bassani'nin muazzam bir hüzne, inceliğe ve matemli bir ihtişama sahip Ferrara kitapları İtalyan Yahudilerinin büyük bir kısmı için bir ağıt niteliğindedir. Harold Bloom. 96 SAYFA. (YAPI KREDİ YAYINLARI)

Toprak düzeyinden ve çok içinden bir bakış

ORMAN İÇİNDE TOPRAK DÜZEYİNDE- Latife Tekin Edebiyatı Üzerine Yazılar. Onat Kutlar'ın ifadesiyle "Toprak düzeyinden ve çok içinden bir bakış" sunuyor, Latife Tekin. Bu bakışı korurken bir yandan da korkusuzca   yeni yollar deniyor. Latife Tekin'in kendini tekrar etmeyen yazma biçimi kaynağını, yazma arzusunun sabitlendiği o kara noktadan alıyor. Gölü, toprağı, ağacı, doğayı metnin kendisi gibi gören bir bakış bu. Yeniye ulaşma cesareti gösterirken de yine doğaya ait olan aşırılıktan hareket ediyor. Burcu Şahin tarafından yayına hazırlanan Ormanın İçinde, Toprak Düzeyinde, Latife Tekin edebiyatına dair bir kuşatma denemesi. Tekin'in edebî birikiminin izini süren kitapta Onat Kutlar, Nurdan Gürbilek, Gönül Kıvılcım, Osman Damla, Esra Yalçın, Fatih Altuğ, Semih Gümüş, Mustafa Sütlaş, Özlem Öğüt Yazıcıoğlu, Belma Fırat, Esra Dicle, Başak Deniz Özdoğan, Burcu Şahin, Yeşim Tabak, Deniz Gündoğan İbrişim, Mahmut Temizyürek, Gonca Özmen, Pınar Öğünç, Murat Özyaşar, Pelin Özer, Haydar Ergülen, Mehmet Mahsum Oral, Mine Söğüt, Abdullah Ezik, Mesut Varlık ve Dila Keleş'in yazıları yer alıyor. 344 SAYFA. (CAN YAYINLARI)
 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/08/agustos-ayinin-son-haftasi-kitap-yorumlari-4833.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/08/agustos-ayinin-son-haftasi-kitap-yorumlari-4833.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/08/agustos-ayinin-son-haftasi-kitap-yorumlari-4833-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/08/agustos-ayinin-son-haftasi-kitap-yorumlari-4833.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.iyigunler.net/agustos-ayinin-son-haftasi-kitap-yorumlari/360112/</link>
			<pubDate>Sun, 30 Aug 2026 23:32:48 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Haftanın Kitap yorumları | Özkan Saçkan inceledi]]></title>
			<description><![CDATA[26 Ağustos 2026 tarihinde yayın evleri raflarında yerini alan yeni kitapları Gazeteci Yazar Özkan Saçkan sizler için yorumladı]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Haftanın Kitap yorumları | Özkan Saçkan inceledi

SAİT MADEN: Haydar Ergülen’in “Bir şiir dervişi” diyerek tanımladığı Maden’in bütün şiirleri ilk kez bir araya geliyor.

MEKTUPLAR 1925-1975: Bu kitabın sayfaları arasında, iki büyük zihnin entelektüel düellosunu değil, aynı zamanda yarım asra yayılan sevginin hikâyesini bulacaksınız.

ZAMANIN TORTUSU: Nesiller ötesi kurumların yöneticilerine, balyoz inmeden kendi kendilerine teşhis koymanın ve saygılı yıkımı soğukkanlılıkla yönetmenin yolunu açıyor…

HAYSİYETSİZLİK: Kitap, Osmanlı aristokrasisinin artık yok olmuş dünyasına, modern Yunanistan ve Arnavutluk'un kuruluşuna, küresel bir finans krizine, savaşın dehşetine ve Balkanlar'da komünizmin doğuşuna doğru uzanan o devasa altüst oluşun içinde kendine bir yol çizmeye çalışan bir kadının yürek burkan portresi.

KIRK YIL 2.CİLT: Dönemin edebiyat çevreleri ve saray erbabını da işin içine dahil eden kitap, geç dönem Osmanlı'ya dair sunduğu panoramayla dikkat çeker.

YAPAY ZEKÂ ÇAĞINDA LİDERLİK: Bu kitap; algoritmaların gölgesinde karar alan, veriyle yön bulan ama içgüdüsünü kaybetmek istemeyen, hız ile doğruluk, performans ile vicdan arasında kalan liderler için yazıldı.

İşte o kitaplar;

“Yönden yöne mekik dokuyan deli bir rüzgâr çarpıyordu çepçevre kapılara pencerelere”

SAİT Maden’den SAİT MADEN- Bütün Şiirleri. Grafik tasarımcı, ressam, yayıncı, çevirmen kimlikleriyle uzun yıllar sanat dünyamızın merkezinde duran Sait Maden, her şeyden önce bir şairdi. Yaptığı her işte şairliği yer buluyordu kendine. Haydar Ergülen’in “Bir şiir dervişi” diyerek tanımladığı Maden’in bütün şiirleri ilk kez bir araya geliyor. Korkuların ne güzel yüzleri vardı, ufacık elleri, ufacık ayakları. Kuş gibi yan yan bakarlardı yüzümüze. Ne hoş parlardı gözleri karanlıkta derinden, aramızda ne ürkektiler! Ne iyiydiler aramızda usul sesleriyle, utangaç bakışlarıyla, alında bir deniz yeli, ağızda hafif bir şeker tadı benzeri. Her çabamızda yardıma hazırdı elleri biz nicedir ovar, parlatırken büyük geceyi. Bir gün ne görsek iyi? Yer gök dört duvar. Ne yeni korkular var ne eski korkular. Yönden yöne mekik dokuyan deli bir rüzgâr çarpıyordu çepçevre kapılara pencerelere. Bizi süzüyordu bir köpek yolun sonundan. 544 SAYFA. (EVEREST YAYINLARI)

Aşkın en felsefi hâlinin birbirine karıştığı; sadakatin, ihanetin, yoldaşlığın bir belgesi

MARTİN Heidegger- Hannah Arendt’ten MEKTUPLAR 1925-1975. Sizin öğrencim olmanız, benim sizin hocanız olmam, aramızda vuku bulanların yalnızca bir vesilesinden ibârettir. Size hiçbir zaman sahip olamayacağım. Fakat siz bundan böyle hayatıma ait olacaksınız. Hayatım da sizinle beraber büyüyecek. Yazar. Biri varoluşçu felsefenin mimarı, diğeri totalitarizm üzerine analizleriyle tanınan bir siyaset bilimci. Ancak bu kitabın sayfaları arasında, iki büyük zihnin entelektüel düellosunu değil, aynı zamanda yarım asra yayılan sevginin hikâyesini bulacaksınız. 1925 yılında, Marburg’da genç bir öğrenci ile evli bir profesör arasında başlayan bu ilişki, Avrupa’nın en karanlık dönemlerine; Nasyonal Sosyalizmin yükselişine, savaşa ve sürgüne tanıklık eder. Arendt’in Yahudi kimliği nedeniyle Almanya’dan kaçışı ve Heidegger’in Nazi Partisi’ne katılımıyla kopma noktasına gelen bağları, yıllar sonra, affedişin ve anlamanın sınırlarını zorlayan bir mektuplaşma trafiğiyle yeniden kurulur. Kitap, felsefenin en insani hâliyle, aşkın en felsefi hâlinin birbirine karıştığı; sadakatin, ihanetin, hayranlığın ve entelektüel yoldaşlığın bir belgesidir. Bu mektuplar, düşüncenin gölgesinde yeşeren ve tarihin fırtınalarına direnen bir yakınlığın, "öteki"ne duyulan inancın öyküsüdür. Siyaset kuramcısı ve filozof Hannah Arendt, pek çok kült eseriyle yüzyılın en mühim entelektüellerinden biri olmuştur. Gençliğinde öğrencisi olduğu Heidegger ile kurduğu hem sarsıcı bir aşkı hem de ömür boyu süren entelektüel bir diyaloğu barındıran ilişkisi hayatında derin izler bırakmıştır. 448 SAYFA. (VAKIFBANK KÜLTÜR YAYINLARI)

Sorgulanmayan kurallar, kimsenin bozmaya cesaret edemediği ritüeller

HİLMİ Güvenal’dan ZAMANIN TORTUSU: NESİLLER ÖTESİ KURUMLARDA DEĞİŞİM YÖNETİMİ. Köklü kurumların akılları neden ancak duvara çarpınca başlarına geliyor? Yazar, yeni kitabında bu sorunun peşine düşüyor. IBM, NHS, LEGO, Siemens: Hepsi bir gün duvara tosladı, sonra kendini yeniden inşa etti. Hepsinde de balyoz şu üç alandan birine indi: Para, hizmet ya da hukuk-etik. Ama darbeden önce içerideki manzara hep aynıydı: Sorgulanmayan kurallar, kimsenin bozmaya cesaret edemediği ritüeller, "Biz bunu her zaman böyle yaptık" cümleleri... Zamanın tortusu işte budur: Bir zamanlar hayat kurtaran reflekslerin bugün sistemi tıkayan bir kireç tabakasına dönüşmüş hâli. Bu kitap, okuyucuya bir reçete değil, bir alet çantası sunuyor. Nesiller ötesi kurumların yöneticilerine, balyoz inmeden kendi kendilerine teşhis koymanın ve saygılı yıkımı soğukkanlılıkla yönetmenin yolunu açıyor. Çünkü zaman, her kurumun işleyişine nüfuz eder. Mesele zamandan kaçmak değil, bıraktığı tortuyu kazıyıp kurumun çekirdeğini canlı tutmaktır. Yazar, yönetici, girişimci ve yatırımcı olarak kırk yılı aşkın süredir iş hayatının içinde. Kurumsal dönüşüm ve kriz yönetimi alanındaki uzmanlığıyla farklı sektörlerden ve ülkelerden şirketlerin yönetim kurullarında başkan, üye ve danışman olarak görev yapmayı sürdürüyor. İlk kitabı Yol Yakınken: Etkin Yöneticinin El Kitabı (2023), Platin dergisi tarafından yılın en iyi üç iş kitabı arasında gösterildi. İkinci kitabı Kuartet: Belirsizlik Çağında Etkin Karar Alma Sanatı, Ekonomi gazetesinin 2025 Yılının En İyileri Ödülleri'nde "Yılın İş Yönetimi Kitabı" seçildi. Robert Kolej'i, Boğaziçi Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü'nü ve Harvard Business School'un Yönetici Geliştirme Programı'nı bitirdi. 1962'de Ankara'da doğdu, 1968'den bu yana İstanbul'da yaşıyor. 248 SAYFA. (REMZİ KİTABEVİ)

Fikirler tarihle karşılaştığında ve kararlar silah zoruyla alındığında neler yaşandığını inceliyor

LEA Ypi’den HAYSİYETSİZLİK- Yeniden Biçimlendirilen Bir Hayat. Her şey tek bir fotoğrafla başladı: 1941 yılının kışında, Alpler'in karlı zirvelerinde lüks içinde gülümseyen genç bir kadın. Yazar hayatı boyunca nezaketine ve bilgeliğine sığındığı babaannesi Leman'ın bu görüntüsü sosyal medyada "hain" yaftasıyla linç edildiğinde, sadece bir kadını değil, bir ailenin onurunu kurtarmak için geçmişin karanlık dehlizlerine iniyor. Arşivlerin soğuk belgeleriyle anıların sıcaklığını harmanlayarak bir hayatı yeniden kurguluyor ve bazen gerçeğin belgelerin bittiği ve hayal gücünün bir kadının ruhuna dokunduğu o ince çizgide gizli olduğunu ortaya koyuyor. Kitap, Osmanlı aristokrasisinin artık yok olmuş dünyasına, modern Yunanistan ve Arnavutluk'un kuruluşuna, küresel bir finans krizine, savaşın dehşetine ve Balkanlar'da komünizmin doğuşuna doğru uzanan o devasa altüst oluşun içinde kendine bir yol çizmeye çalışan bir kadının yürek burkan portresi. Sevilen birinin "aslında kim olduğunu" anlama sancısı, ölüleri tarihin kibrinden kurtarma çabası ve her şeyini kaybeden bir insanın ruhundaki o sarsılmaz kaleyi, yani haysiyetini nasıl ayakta tuttuğuna dair epik bir ağıt. "Ypi'nin bir romanı aratmayan anlatımıyla hayat bulan bir tarih." The Guardian. "Çarpıcı derecede çok katmanlı... fikirler tarihle karşılaştığında ve kararlar silah zoruyla alındığında neler yaşandığını inceliyor." Prospect. 304 SAYFA. (YAPI KREDİ YAYINLARI)

Dönemin edebiyat çevreleri ve saray erbabını da işin içine dahil eden kitap

HALİD Ziya Uşaklıgil’den KIRK YIL 2.CİLT- Açıklamalı Orijinal Metin. "Bugün, ta uzaklardan, uzun yılların türlü türlü vukuatla dolu fasılasının beri tarafından, bu henüz genç, henüz hayatın boğuşmalarından yıpranmamış, ancak kırk yaşlarında, daha geçtiği yollarda ayakları kendisini yere kapanacak kadar sarsan taşlara ilişmemiş, henüz bir daha kalkılamayacak sukutlarla sendeleyip baş aşağı düşüp yuvarlanmamış adamı görüyorum. Yüreğinde azîm bir duygu izdihamının sıkleti, ciğerlerinde elastikiyetini kaybeden bir nefes darlığı, uykusunun içinde yürüyen bir hasta halinde, beyni donuk, gözleri görmeden bakar, diz bağlarında dakikadan dakikaya daha ziyade çözülüp gevşeyen bir istidatla onu ilk defa ateşe karşı yürüyen bir genç nefer gibi mihaniki bir cisim duygusuzluğunda buluyorum. Ve böyle uzaklardan ona bakarken, adım adım onu takip ederken sanki yanı başında ona refakat ediyormuşçasına kulaklarına fısıldıyorum: 'Çocuğum, bu karanlık, daracık yolun ifadesini anlıyor musun?..'" Başta II. Abdülhamid dönemi olmak üzere II. Meşrutiyet ve sonrasında yaşananları kendi deneyim ve tanıklıkları üzerinden anlatan Uşaklıgil, edebiyattan sanata, devrin İstanbul'undan kültürüne kadar birçok konuya dair düşüncelerini açık sözlülükle dile getirir. Dönemin edebiyat çevreleri ve saray erbabını da işin içine dahil eden kitap, geç dönem Osmanlı'ya dair sunduğu panoramayla dikkat çeker. 480 SAYFA. (CAN YAYINLARI)

Yazar, liderliği taşınan bir sorumluluk, üstlenilen bir yük, bilinçli bir tercih olarak ele alıyor

CEM Tokbay’dan YAPAY ZEKÂ ÇAĞINDA LİDERLİK- Maestro Hala İnsan. Kararlar hızlandı. Veri çoğaldı. Algoritmalar öneriyor, sistemler yön gösteriyor. Ama sorumluluk hâlâ bir yerde duruyor: İnsanda. Maestro Hâlâ İnsan, yapay zekâ çağında liderliğin neye dönüştüğünü anlatan bir teknoloji kitabından ziyade liderliğin etik, kültürel ve insani bedelini görünür kılan bir yüzleşme kitabı. Bu kitap; algoritmaların gölgesinde karar alan, veriyle yön bulan ama içgüdüsünü kaybetmek istemeyen, hız ile doğruluk, performans ile vicdan arasında kalan liderler için yazıldı. Sayfalar boyunca şunu sorguluyor: • Yapay zekâ kararları hızlandırırken liderin rolü neye dönüşüyor? • Etik, artık bir kural mı yoksa bir refleks mi? • Ve en önemlisi: Son söz kimde olmalı? Bu kitapta "10 adımda liderlik" vaatleri yok. Bunun yerine; saha deneyimlerinden süzülen gerçek karar anları, etik ikilemler, sessiz bedeller ve hâlâ insan kalabilmenin yolları var. Yazar, bu kitapta liderliği taşınan bir sorumluluk, üstlenilen bir yük, bilinçli bir tercih olarak ele alıyor. Çünkü teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin, sistemler ne kadar öğrenirse öğrensin, bir orkestrayı yöneten hâlâ tek bir şey var: Maestro. Ve o... Hâlâ insan. 192 SAYFA. (CERES YAYINLARI)
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/08/haftanin-kitap-yorumlari-ozkan-sackan-inceledi-9009.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/08/haftanin-kitap-yorumlari-ozkan-sackan-inceledi-9009.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/08/haftanin-kitap-yorumlari-ozkan-sackan-inceledi-9009-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/08/haftanin-kitap-yorumlari-ozkan-sackan-inceledi-9009.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.iyigunler.net/haftanin-kitap-yorumlari-ozkan-sackan-inceledi/360088/</link>
			<pubDate>Wed, 26 Aug 2026 18:49:30 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[23 Ağustos 2026 haftanın kitap yorumları | Özkan Saçkan inceledi]]></title>
			<description><![CDATA[Ağustos ayının son haftasına girerken, kitapçı raflarında yerini alan yeni kitapları Gazeteci Yazar Özkan Saçkan sizler için inceledi. Seçkin yayınevleri listelerini güncellerken yeni kitaplara göz atmayı ihmal etmeyin]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[23 Ağustos 2026 haftanın kitap yorumları | Özkan Saçkan inceledi


ALTIN GÜNLERDEN KURŞUN GECELERE: Kitap, Leydi Anna Brassey'nin 1874 ve 1878 yılları arasında Gün Hüzmesi yatıyla gerçekleştirdiği Akdeniz seferlerini, hassas olduğu kadar serüvenci bir ruhla kayda geçiriyor.

ÇOCUK KALBİ: Enrico’nun sınıf arkadaşları, öğretmenleri ve ailesiyle kurduğu ilişkiler aracılığıyla biz de dönemin ahlaki değerlerine, sınıf farklılıklarına ve vatan sevgisine tanıklık ederiz.

BORGES’LE YARIM ASIR: Denemeler, söyleşiler ve anılar eşliğinde Borges’in edebiyatı, düşünce tarzı, alışkanlıkları ve dünyaya bakış açısı eşsiz bir samimiyetle aktarılıyor.

PSİKOLOJİK ASTROLOJİ: Astrolojiyi insan psikolojisiyle birlikte ele alan; doğum haritası, gezegen ve burçları dejenerasyon ve klişelerin ötesine taşıyıp kişinin iç dünyası, algısı, bilinçaltı eğilimleri ve yaşamla kurduğu ilişki üzerinden yorumlayan özgün bir eser.

AH BENİM ÜLKEM VAH BENİM GÜZEL HALKIM: Yazar, Oumar Faye’nin tek kişilik mücadelesini kaleme aldığı romanında, sömürgecilik tecrübesinin, ırkçılığın ve geleneklerinin ağırlığından kurtulmaya çalışan, değişim sancıları içindeki Afrika’nın portresini çiziyor.

HERKES AYNI MI? MODA VE ÖZGÜRLÜK: Varoluşumuz sorularla doludur ve bunların herkes için geçerli, hazır cevapları yoktur.  Peki eğer düşünmeyi öğrenmezsek tüm bu sorularla tek başımıza nasıl başa çıkabiliriz?

İşte o kitaplar;

Gün ışığının zarafeti ile fırtınanın sertliği arasında salınan yılların seyir defteri...

ANNİE Brassey’den ALTIN GÜNLERDEN KURŞUN GECELERE- İstanbul ve Kıbrıs Seferleri (1874- 1878) Gün ışığının zarafeti ile fırtınanın sertliği arasında salınan yılların seyir defteri... Kitap, Leydi Anna Brassey'nin 1874 ve 1878 yılları arasında Gün Hüzmesi yatıyla gerçekleştirdiği Akdeniz seferlerini, hassas olduğu kadar serüvenci bir ruhla kayda geçiriyor. Kıbrıs'tan İstanbul'a uzanan bu yolculuklar, yalnızca coğrafyaları değil; özellikle Osmanlı dünyasında yönetim ve yerel hayatı canlı bir panorama hâlinde sunuyor. Yazar, dönemin kalıplarını aşan bir merak ve cesarete sahip... Güvertede denizcilik işlerini takip eden, karaya çıktığında yeni rotalara yönelen, at sırtında tanımadığı dünyalara tereddütsüz adım atan bir gezgin...392 SAYFA. (REMZİ KİTABEVİ)

Yazar eserini çocuklara, ebeveynlere ve öğretmenlere adadı

EDMONDO de Amicis’ten ÇOCUK KALBİ. İlk kez 1886’da yayımlanan, birçok neslin kitaplığında yer alan kitap ilkokul üçüncü sınıf öğrencisi Enrico’nun ders yılı boyunca tuttuğu günlüğü okuruz. Enrico’nun sınıf arkadaşları, öğretmenleri ve ailesiyle kurduğu ilişkiler aracılığıyla biz de dönemin ahlaki değerlerine, sınıf farklılıklarına ve vatan sevgisine tanıklık ederiz. Sayfalar ilerledikçe İtalya’nın 19. yüzyıldaki toplumsal yapısını, bir çocuğun okul ve aile çevresinde karşılaştığı zorluklar karşısında dürüstlüğü, yardımlaşmayı ve empati kurmayı nasıl öğrendiğini anlarız. Yazarın çocuklara, ebeveynlere ve öğretmenlere adadığı bu eser, Fratelli Treves Editori’nin ilk kez 1886’da yayımladığı metnin özgün ve eksiksiz çevirisidir. O günden bu yana çocuk edebiyatının klasikleri arasındaki yerini korumaktadır. 320 SAYFA. (YAPI KREDİ YAYINLARI)

Denemeler, söyleşiler ve anılar eşliğinde Borges’in edebiyatı

MARİO Vargas Llosa’dan BORGES’LE YARIM ASIR. Kitap Nobel Ödüllü Perulu yazarın, Jorge Luis Borges’le yarım yüzyılı aşan edebiyat, okurluk ve dostluk maceralarının izlerini taşıyor. Denemeler, söyleşiler ve anılar eşliğinde Borges’in edebiyatı, düşünce tarzı, alışkanlıkları ve dünyaya bakış açısı eşsiz bir samimiyetle aktarılıyor. Kaplanlardan labirentlere, siyasi tartışmalardan edebiyatın keskin sınırlarına dek uzanan sayfalar hem Arjantinli yazarın hem de okuyucuların zihinlerinde açılan yolları ve labirentleri ortaya koyuyor. 96 SAYFA. (CAN YAYINLARI)

Hiç astroloji bilgisi olmayan birisi bile bu kitabı aldıktan sonra "İyi geldi!" diyecek  

ERTAN Alyaprak’tan PSİKOLOJİK ASTROLOJİ. Bilinçaltındaki Kendin İle Tanışmaya Hazır mısın? Astroloji, çoğu zaman günlük burç yorumlarının, kehanet beklentilerinin ve karmaşık teknik bilgilerin gölgesinde kalan bir konu. Oysa insanın kendini tanıma yolculuğunda öylesine büyük bir yer kaplıyor ki çok daha derinlerdeki "Neden böyle oluyor?" sorusunun da kapılarını aralıyor. Kitap, astrolojiyi insan psikolojisiyle birlikte ele alan; doğum haritası, gezegen ve burçları dejenerasyon ve klişelerin ötesine taşıyıp kişinin iç dünyası, algısı, bilinçaltı eğilimleri ve yaşamla kurduğu ilişki üzerinden yorumlayan özgün bir eser. Teknik ayrıntılara boğmadan, akıcı ve keyifli bir akış vadediyor. Aynı zamanda astrolojiyle ilgilenen okurlar için de alışılmış tanımların ötesine geçen yeni bakış açıları, farklı yorumlar, kayıtlı astroloji tarihinde ilk defa kullanılan tespitler, tanımlamalar ve psikolojik çözümleme alanları sunuyor. Hiç astroloji bilgisi olmayan birisi bile bu kitabı aldıktan sonra "İyi geldi!" diyecektir. Ve bundan mutlaka başkalarına bahsedecektir. Alanda bilgi sahibi olanlar için ise derinleşmelerine önayak olabilecek sıra dışı ve düşündürücü bir rehber! 240 SAYFA. (CERES YAYINLARI)

Değişim sancıları içindeki Afrika’nın portresi

OUSMANE Sembene’den AH BENİM ÜLKEM VAH BENİM GÜZEL HALKIM. Senegal’in bağımsızlığına kavuşmasından sonra Oumar Faye, özgürlükçü fikirleri ve genç beyaz karısıyla birlikte, sekiz yılın ardından, doğduğu topraklara döner. Ülkesini uzun bir uykudan uyandırmak için kolları sıvayan Oumar, yeni tohumlar filizlendirmeye çalıştığı bu yerde, gelenekle modernlik arasındaki çatışmanın, dallanıp budaklanan dedikoduların ortasında kalır. Çağdaş Afrika edebiyatının ve sinemasının öncü ismi yazar, Oumar Faye’nin tek kişilik mücadelesini kaleme aldığı romanında, sömürgecilik tecrübesinin, ırkçılığın ve geleneklerinin ağırlığından kurtulmaya çalışan, değişim sancıları içindeki Afrika’nın portresini çiziyor. Yarını düşünmeden yaşamayı delicesine arzuluyordu hepsi. Ama derin uykusundan uyanan ülke, bir nehrin çamuru götürmesi gibi onları da beraberinde sürüklüyordu. Hem kendi gelecekleri hem de halkın geleceği onlardan her gün daha fazlasını talep ediyordu. İki ırkın çatışmasından kaynaklanan dramayı artık yaşamayacakları bir Afrika istiyorlardı. Akşam oluyordu, karanlık azar azar bitirdi şekilleri, sonra birdenbire her şeyi yuttu gece. 216 SAYFA. (EVEREST YAYINLARI) 

Moda, güçlü ve zayıf taraflarımızın yansımasıdır

JENNİFFER Thiault’ten HERKES AYNI MI? MODA VE ÖZGÜRLÜK- GENÇ YETİŞKİNLERLE DÜŞÜNMEK. Moda nedir? Toplumsal bir olgu mu, bir yaşam tarzı mı, endüstri mi, bir ekonomi mi, bir sanat mı? Başkalarını taklit ederek uyum sağlamakla mı yoksa kalabalığın arasından sıyrılmakla mı ilgilidir? Ben ve başkaları, şimdiki zaman ve tarih, kısıtlılık ve özgürlük arasında daimi gerilim halinde bir dil olarak moda, her şeyden önce, kim olduğumuzun, güçlü taraflarımızın ve zayıflıklarımızın yansımasıdır. Varoluşumuz sorularla doludur ve bunların herkes için geçerli, hazır cevapları yoktur.  Peki eğer düşünmeyi öğrenmezsek tüm bu sorularla tek başımıza nasıl başa çıkabiliriz? 48 SAYFA. (İŞ BANKASI KÜLTÜR YAYINLARI) 


 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/08/23-agustos-2026-haftanin-kitap-yorumlari-ozkan-sackan-inceledi-3178.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/08/23-agustos-2026-haftanin-kitap-yorumlari-ozkan-sackan-inceledi-3178.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/08/23-agustos-2026-haftanin-kitap-yorumlari-ozkan-sackan-inceledi-3178-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/08/23-agustos-2026-haftanin-kitap-yorumlari-ozkan-sackan-inceledi-3178.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.iyigunler.net/23-agustos-2026-haftanin-kitap-yorumlari-ozkan-sackan-inceledi/360085/</link>
			<pubDate>Sun, 23 Aug 2026 07:56:50 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Ağustos ayı 3. haftası kitap yorumları | Özkan Saçkan inceledi]]></title>
			<description><![CDATA[Ağustos ayı 3'ncü haftasına girerken kitapçı raflarında yerlerini alan yeni kitapları okurlarıyla buluşmaya hazırlanıyor. Gazeteci Yazar Özkan Saçkan yeni kitapları sizler için yorumladı]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Ağustos ayı 3. haftası kitap yorumları | Özkan Saçkan inceledi

KIRMIZI YEL: Bir coğrafyanın insan-doğa gerçeğini derinlikli biçimde anlatır. Kırsal kesim insanının ezintili, yoksun durumu onu öykülerinde yeniden can bulur.

DERUN: Yazar, modern koçluğun araçlarını tasavvufun acele etmeyen, hüküm vermeyen, insana kendi derinliğini hatırlatan bakışıyla buluşturuyor. Ancak bunu bir reçete gibi sunmuyor; hazır cevapları bir kenara bırakıp okurunu kendi içinde yankılanan sorulara çağırıyor.

DÖRT KAPILI ŞEHİR-ŞİDDETİN ÇOCUKLARI 5: Parçalanan, nükleer felakete doğru sürüklenen bir dünyada büyüyen bu çocukları izlerken kendi bulanık zihnini arındırmaya çalışarak benliğini keşfetmek üzere bir yolculuğa çıkar.

HASIR ŞAPKALAR: Sürekli evlenip aile kurmayı düşleyen Maria; kendini nakış işlemeye veren ve atını insanlardan çok seven İnfanta; yazar olup dünyayı gezme hayalleri kuran anlatıcı Katerina.

KUŞATILMIŞ KENT: Yazarın geleneksel anlatı kalıplarını yıkarak, Lucrécia Neves'in bakışı üzerinden şehrin katmanlı ve değişken yapısını incelediği kitap, bireyin ve mekânın içsel sınırlarını sorgulayan özgün bir roman.

BOŞ GARDIROPLAR: Kitap, muhafazakâr Salazar diktatörlüğü sırasında ataerkil toplumun baskısı altında sıkışıp kalmış; teslimiyet ile umut, hayal ile hayal kırıklığı arasında gidip gelen kadınların hikâyesidir.

İşte o kitaplar;


Toroslar'ın gerçeğine kapı aralar başlangıçtaki öykülerinde  

OSMAN Şahin’den KIRMIZI YEL- Acenta Mirza. Bir anlatı adasıdır Osman Şahin. Orada insana/topluma/doğaya dair tanıklıklar vardır. Güneydoğu'nun, Toroslar'ın gerçeğine kapı aralar başlangıçtaki öykülerinde. Kitap onun öykücülüğünün yol haritasının başlangıcını oluşturur. Bir coğrafyanın insan-doğa gerçeğini derinlikli biçimde anlatır. Kırsal kesim insanının ezintili, yoksun durumu onu öykülerinde yeniden can bulur. Okurken sizi de o hayatlara dair düşünmeye, sorgulamaya çağırır. "Bana on Türk öyküsü seç deselerdi, birini Kırmızı Yel seçerdim." Yaşar Kemal. "Türk edebiyatında Fırat'ı öykü olarak ilk yazanlardanım. İlk kitabım 'Kırmızı Yel', tümüyle Doğu hikâyeleri." Osman Şahin. "Osman Şahin'in Kırmızı Yel ile başlayan öykü yolculuğu günümüz düzyazısında başlı başına bir yol/yön açıcı olmuştur. Onun anlatıcılığının renkleri, doğa-insan, yöre gerçekleri üzerine kuruludur. Öyle ki; her bir anlatısını bir imgeye, simgelerle yüklü öyküleyişe taşıyan onun bakışıdır kuşkusuz." Feridun Andaç. 132 SAYFA. (LİTERATÜR HAYAT)

Kitap, koçluğun ardında insan kalmak isteyenlere, sesleniyor

ÇİĞDEM Başer’den DERUN- İçsel Soru Sanatı. İnsanın elinde nitelikli belgeler, zihninde en iyi öğrenilmiş modeller, dilinde güçlü mü güçlü sorular olabilse de yanıtlamakta güçlük çektiği sorular her zaman olmuştur. Derun, koçluğun görünmeyen eşiğinde duranlara yazılmış, bu sorulara cevap veren bir iç çalışma metni. Danışana ne soracağını bilmekten çok o soruyu kendi içinde hangi yerden sorduğunu fark ettiğinde anlıyor insan esas meseleyi. Yazar, modern koçluğun araçlarını tasavvufun acele etmeyen, hüküm vermeyen, insana kendi derinliğini hatırlatan bakışıyla buluşturuyor. Ancak bunu bir reçete gibi sunmuyor; hazır cevapları bir kenara bırakıp okurunu kendi içinde yankılanan sorulara çağırıyor. Bu sayfalarda koçluk; başarı hikâyelerinin parıltısından, ezberlenmiş tekniklerin güvenli kıyısından çıkar. Daha yalın, daha sahici bir yere yaklaşır. Burada dinlenir, susulur, görülür, kendini unutmadan başkasına alan açılır. Kitap, koç olmak isteyenlere, koçluğun ardında insan kalmak isteyenlere, sana sesleniyor. Bu yolda hâlâ kendin misin? Sen misin? 240 SAYFA. (CERES YAYINLARI)

Toplumların nasıl yozlaşabildiği tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor

DORİS Lessing’ten DÖRT KAPILI ŞEHİR-ŞİDDETİN ÇOCUKLARI 5. Kitap, Nobel Edebiyat Ödülü sahibi yazarın yarı otobiyografik roman serisinin beşinci ve son kitabı. Artık orta yaşlı bir kadın olan Martha Quest, savaşın ardından kendine yeni bir hayat kurma umuduyla Londra’ya gitmek için Afrika’dan ayrılır. Colridge Ailesi’nin hizmetçisi olarak bakımını üstlendiği çocukların büyümesini izler. Onlar yeni “şiddetin çocukları” dır. Parçalanan, nükleer felakete doğru sürüklenen bir dünyada büyüyen bu çocukları izlerken kendi bulanık zihnini arındırmaya çalışarak benliğini keşfetmek üzere bir yolculuğa çıkar. Yazar serinin bu çarpıcı final kitabıyla medeni olduğu kabul edilen toplumların nasıl yozlaşabildiğini, insanın yapabileceklerinin sınırının olmadığını tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor. “Eğer 20. yüzyıl yazarları için bir Rushmore Dağı Anıtı olsaydı üzerine oyulmuş yüzlerden biri kesinlikle Doris Lessing olurdu.” Margaret Atwood. 752 SAYFA. (EVEREST YAYINLARI)

Bir çiftlikte yaşayan üç kız kardeşin büyüme hikâyesi 

MARGARİTA Liberaki’den HASIR ŞAPKALAR. Kitap, Atina yakınlarında bir çiftlikte yaşayan üç kız kardeşin büyüme hikâyesini anlatıyor. Sürekli evlenip aile kurmayı düşleyen Maria; kendini nakış işlemeye veren ve atını insanlardan çok seven İnfanta; yazar olup dünyayı gezme hayalleri kuran anlatıcı Katerina. Her biri tamamen farklı bu kardeşler tüm sırlarını birbirleriyle paylaşırken, geçen her yaz onların yaşamlarını başka yönlere savurur. Gelecek kaygıları, ilk aşkları, aile sırları ve tuhaf komşularının davranışlarıyla bezeli çiftlik hayatında bu üç kız kardeş er ya da geç özgürleşmenin de gitmenin de kalmanın da bir bedeli olduğunu öğrenecektir. Yazar yaz mevsimine özgü o pastoral ışığı ve sıcaklığı edebiyata kusursuzca yansıtıyor. Çoğu Avrupa diline "Üç Yaz" başlığıyla çevrilen Hasır Şapkalar fantastik, gerçekçi, doğal, romantik ve sıcak bir roman. Bu kitap beni derinden etkiledi. Gerçek bir şiir... Albert Camus, Liberaki'ye yazdığı mektuptan coşkulu ama aynı zamanda düşündürücü, hayalperest ama aynı zamanda gerçekçi olan Hasır Şapkalar, bir yandan bir kasaba hikâyesi, bir yandan çağdaş bir peri masalı, bir yandan da kızların kendilerini serbest bırakmalarının, sınırlarını zorlamalarının ve kim olduklarını keşfetmelerinin verdiği baş döndürücü hazzın neşeli bir tasviri... Karen Van Dyck, The Paris Review. 272 SAYFA. (YAPI KREDİ YAYINLARI)

Kitap, bireyin ve mekânın içsel sınırlarını sorgulayan özgün bir roman 

CLARİCE Lispector’dan KUŞATILMIŞ KENT. Bu inşa etme, yıkma ve yeniden inşa etme sabrıydı ve bir gün tam yıkmışken ve yeniden inşa etmeye koyulmuşken ölebileceğini bilmenin sabrı. Lucrécia Neves, S. Geraldo'nun büyüyüp gelişmekte olan banliyösünde yaşar. Şehir modernleşirken viyadükler yükselir, yabani atlar uzaklaştırılır, insanlar ve mekânlar yeniden şekillenir. Lucrécia ise tüm bunları sessizce gözlemler ve içsel dönüşümle kentsel dönüşümün kol kola ilerlediği, hem psikolojik hem toplumsal bir kuşatma altında olduğunu fark eder. Yazarın geleneksel anlatı kalıplarını yıkarak, Lucrécia Neves'in bakışı üzerinden şehrin katmanlı ve değişken yapısını incelediği kitap, bireyin ve mekânın içsel sınırlarını sorgulayan özgün bir roman. "Dâhiyane ve tanımlanamaz... Göz kamaştırıcı, kültürlü, zaman zaman melankolik Lispector, Kafka ve Joyce'la aynı panteonda yer alması gereken, 20. yüzyılın en ikonik yazarlarından biri." Edmund White. 208 SAYFA. (CAN YAYINLARI)

Hayal kırıklığı arasında gidip gelen kadınların hikâyesi

MARİA Judite De Carvalho’dan BOŞ GARDIROPLAR. Büyük şehirde yaşayan kadınların umutsuzluğunun ve yalnızlığının mahir gözlemcisidir. Yazarın yapıtlarında “suskunluk” bazen karakterler arasındaki diyalog eksikliğinden, bazen de diyalogdaki tutarsızlıktan kaynaklanan olmazsa olmaz bir unsurdur. Yalnızlığın adeta haritasını çıkaran yazar, sessizliğe gömülmüş, hayal kırıklığı içindeki kadınları anlatır bize. Kitap, muhafazakâr Salazar diktatörlüğü sırasında ataerkil toplumun baskısı altında sıkışıp kalmış; teslimiyet ile umut, hayal ile hayal kırıklığı arasında gidip gelen kadınların hikâyesidir. Ana olay örgüsü, on yıllık bir dönem içinde itaatkâr ev kadınından teselli bulamayan dula ve derken ihanete uğrayıp aşağılanan “yaşlı” kadına dönüşen Dora Rosario’ya odaklanır. Minimalist üslubuyla gündelik hayatın trajedisini ve varoluşun absürdlüğünü eşine az rastlanan bir beceriyle sözcüklere döken yazar, karakterlerinin iç dünyasında olup bitenlerle dış dünya arasında nüanslı bir etkileşim yaratmaktaki ustalığıyla dikkat çeker. 120 SAYFA. (İŞ BANKASI KÜLTÜR YAYINLARI)
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/08/agustos-ayi-3-haftasi-kitap-yorumlari-ozkan-sackan-inceledi-2672.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/08/agustos-ayi-3-haftasi-kitap-yorumlari-ozkan-sackan-inceledi-2672.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/08/agustos-ayi-3-haftasi-kitap-yorumlari-ozkan-sackan-inceledi-2672-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/08/agustos-ayi-3-haftasi-kitap-yorumlari-ozkan-sackan-inceledi-2672.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.iyigunler.net/agustos-ayi-3-haftasi-kitap-yorumlari-ozkan-sackan-inceledi/360058/</link>
			<pubDate>Wed, 19 Aug 2026 08:27:10 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[16 Ağustos 2026 kitap tanıtımları | Özkan Saçkan inceledi]]></title>
			<description><![CDATA[Ağustos ayının üçüncü haftasına girerken, Gazeteci Yazar Özkan Saçkan yayın evlerinin raflarında yerini alan yeni kitapları sizler için yorumladı]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[16 Ağustos 2026 kitap tanıtımları | Özkan Saçkan inceledi

 

AĞIZ İÇİNDE DİL GİBİ: “Bu kitaptaki on üç öykü bunun kanıtıdır. Öykülerin her biri, otantik bir Türkiye gerçekliğini ortaya koymakla birlikte okuyucuya güçlü bir evrensel gerçekliği de sunmaktadır."

CANAVAR: 1952'den beri verilen İspanya'nın en prestijli edebiyat ödülünü kazanan Canavar eşitsizliği, adaleti, halkı kâr uğruna hiçe sayan politikacıları, yoksulluğu ve idealler uğruna nereye kadar gidilebileceğini sorgulayan, sıra dışı bir polisiye...

ALMANYA NERE ZARA NERE: Sözcüklerinde bazen bir isyan, bazen adı konmamış bir hüzün, bazen de hayatı bütün çıplaklığıyla kavrayan derin bir insan sevgisi vardır.

DEĞİŞİM İNSAN CEO: Bu kitap, teorik kabullerin ya da akademik modellerin tekrarı değil. Gerçek iş hayatının içinden süzülen; kararların, hataların, risklerin ve sonuçların iç içe geçtiği bir deneyimin ürünü...

DEVRİMCİ MİZAÇ: FRANSIZ DEVRİMİ’NE GİDEN YOLDA PARİS: Yazar, "devrimci mizaç" olarak adlandırdığı şeyin tezahürünü anlamak için broşürler, kitaplar, yeraltı yayınları, şarkılar, şiirler ve halka açık performanslar üzerine yaptığı araştırmalarından yola çıkarak Paris'i bir bilgi toplumu olarak inceliyor.

KÜÇÜK ADAM KÜÇÜK ADAM: Yazar, Küçük Adam'ı "yetişkinler için yazdığım çocuk kitabım" diye adlandırmış, yakın arkadaşı Parisli ressam Yoran Cazac'tan kitabı resimlemesini istemişti.

İşte o kitaplar;

Kitap bir anlatı ustasının birikimiyle okuru buluşturuyor

OSMAN Şahin’den AĞIZ İÇİNDE DİL GİBİ- Acı Duman. Toroslar ve Güneydoğu gerçeği insanı, doğasıyla, yaşanan sorunlarıyla büyülü bir anlatıcıyı karşımıza çıkarır. Öykülerinde yarattığı her bir dünya doğa-insan çatışmasının, insanı insana taşıyan her bir meselenin tözünü yansıttığı gibi; anlatıcı olarak kurduğu dil evreniyle de Türk edebiyatına yeni açılımlar taşır. Kitap bir anlatı ustasının birikimiyle okuru buluşturur. "Ağız İçinde Dil Gibi'yi, Osman Şahin öykücülüğünde onun anlatıcılığının nirengi noktası olarak gördüğümü söylemeliyim. Burada kurup yakaladığı söyleyiş biçimi ve Türkçeyi zenginleştiren dil duygusu, öykücülüğünün sonraki birikiminin önünü açmıştır. Ağız İçinde Dil Gibi'ye Osman Şahin öykücülüğünün manifestosu demek abartılı sayılmamalı. İleride, Sonuncu İz'le erişeceği çizginin de ilk 'nefes'idir." Feridun Andaç. "1983 tarihli öykü kitabı Acı Duman'ı incelediğim ve 1984 yılında World Literature Today'de yayınlanan bir yazımda şunları belirtmiştim: 'Şahin'in öykülerindeki yoğunluk ve ritmik yapı baş döndürücüdür. Türk yazınındaki pek az yazar birkaç sayfalık bir betimlemeye böylesine yoğun duyguları sığdırabilir.' O zaman yaptığım bu gözlem Şahin'in yazın sanatının ilerleyen yıllardaki gelişimi karşısında geçerliliğini sürdürmüştür. Bu kitaptaki on üç öykü bunun kanıtıdır. Öykülerin her biri, otantik bir Türkiye gerçekliğini ortaya koymakla birlikte okuyucuya güçlü bir evrensel gerçekliği de sunmaktadır." Talât Sait Halman. 200 SAYFA. (LİTERATÜR HAYAT)

İdealler uğruna nereye kadar gidilebileceğini sorgulayan, bir polisiye

CARMEN Mola’dan CANAVAR. Herkes kendi derdine düşmüş; köpeği ve yanak kısmına sapladığı sivri dişleriyle tuttuğu kafayı sağa sola sallarken çıkardığı oyunbaz hırlamayı kimsenin fark etmemesinde bir tuhaflık yok. Yıl 1834: Surlarla çevrili Madrid, tüm şehri kırıp geçiren koleraya ve siyasi çekişmelere teslim olmuş halde. Bu esnada surların dışında, yoksulların hayatta kalma mücadelesi verdiği yerde, küçük kızları parçalara ayıran Canavar kol geziyor. 14 yaşındaki Lucía ise eski polis tek gözlü Donoso ve meraklı gazeteci Diego'nun yardımıyla, kaybolan kardeşi Clara'yı canlı halde bulmak için şehirde girilmedik delik bırakmıyor. Lucía'nın şehrin karanlık dehlizlerinde bulduğu sırlarsa boyunu aşan ve asla peşini bırakmayacak türden... 1952'den beri verilen İspanya'nın en prestijli edebiyat ödülünü kazanan kitap eşitsizliği, adaleti, halkı kâr uğruna hiçe sayan politikacıları, yoksulluğu ve idealler uğruna nereye kadar gidilebileceğini sorgulayan, sıra dışı bir polisiye... 472 SAYFA. (MUNDİ KİTAP)

Sözcüklerinde bazen bir isyan ve bazen de derin bir insan sevgisi var  

HALİT Ünal’dan ALMANYA NERE ZARA NERE.  “Halit Ünal'ın Türk danış görevlisi olarak yurttaşlarımızın sorunlarıyla ilgilenirken karşılaştığı birbirinden ilginç olayları hikâye etmesinin yanı sıra, kurucusu ve yöneticisi olduğu "Kuzey Ren Vestfalya/KRV-Türkiyeli Yazarlar Çalışma Grubu"nun yaptığı çalışmaları anlatıyor.” Mecit Ünal. Halit Ünal'ın sözcüklerini Fakir Baykurt bir zamanlar şöyle anlatmıştı: "Onun söz denilen çelik mermileri, kalem denilen silahı ile düşmanın yüreğine fırlattığını göreceğiz. Gittikçe sakıncalara dalan günümüz yaşamını kurtarmaya yardım edecek." Haklıydı, bununla birlikte onun sözlerinin okurunun kalbine ve zihnine usulca yerleşen bir yanı da vardır. Halit Ünal'ın sözü ve kalemi; insanı bulan, çözen, anlayan bir yerden gelir. Memleketine yönelttiği kırgınlık da öfkeden değil, aidiyetten ve sevgiden doğar. Sözcüklerinde bazen bir isyan, bazen adı konmamış bir hüzün, bazen de hayatı bütün çıplaklığıyla kavrayan derin bir insan sevgisi vardır. Halit Ünal'ı 22 Aralık 2024'te Köyceğiz'in toprağına, kuşlarına, güneşine, yağmuruna, ağaçlarına emanet ettik. Anısı, sözcüklerinde ve uzun sohbetlerin sonunda "demek öyle ha!" denilen her anda yaşayacaktır. Deniz Özturan.203 SAYFA. (KORA YAYIN)

Bu kitap, teorik kabullerin ya da akademik modellerin tekrarı değil

BURHAN Karaçam’dan DEĞİŞİM İNSAN CEO- Kurumlarda Değişimin Akılcı Yolu Bir kurum zamana nasıl uyum sağlar? Nasıl yükselir veya neden geriler? Başarı tesadüf müdür, yoksa yönetilebilir bir süreç mi? Türkiye'de bankacılık sektörünün dönüşümüne öncülük etmiş, farklı sektörlerde değişim süreçlerini ve sonuçlarını yaşamış bir yönetici olan yazar, okura bir değişim sürecinde "ne yapılması gerektiğini" anlatmakla yetinmiyor, bunun "nasıl yapılması gerektiğini" de detaylandırıyor. Bu kitap, teorik kabullerin ya da akademik modellerin tekrarı değil. Gerçek iş hayatının içinden süzülen; kararların, hataların, risklerin ve sonuçların iç içe geçtiği bir deneyimin ürünü... Kurumların neden değişmek zorunda olduğunu, bu sürecin nasıl yönetilmesi gerektiğini açık, yalın ve doğrudan bir dille ortaya koyuyor. Kitap, değişimi anlamak isteyenler için bir başlangıç, onu yönetmek isteyenler için ise eşsiz bir kılavuz... 232 SAYFA. (REMZİ KİTABEVİ)

O yıllarda bir halkın mizacının nasıl şekillendiği anlatılıyor

ROBERT Darnton’dan DEVRİMCİ MİZAÇ: FRANSIZ DEVRİMİ’NE GİDEN YOLDA PARİS- 1748-1789. Temmuz 1789'da Parisli bir kalabalığın Bastille'i basması küresel neticeleri olacak bir vakayı tetikledi: Monarşinin devrilmesi ve yeni bir toplumun doğuşu. Çoğu tarihçi bu vakayı ve Fransız Devrimi'ni, kriz içinde bir ekonomi, toplumsal sınıfların çatışması veya Aydınlanma ideolojisi gibi altta yatan tarihsel gelişmelerin bir sonucu olarak görür. Kültür tarihçiliğinin yaşayan en büyük isimlerinden yazar, bunların hiçbirini yadsımadan başka bir izah sunuyor: Bizzat Parislilerin, yani Devrim'in merkezindekilerin o vaka öncesinde ve sonrasında ne olup bittiğine dair düşünceleri, inançları ve zihniyetleri bu vakaya yön vermişti. Yazar, "devrimci mizaç" olarak adlandırdığı şeyin tezahürünü anlamak için broşürler, kitaplar, yeraltı yayınları, şarkılar, şiirler ve halka açık performanslar üzerine yaptığı araştırmalarından yola çıkarak Paris'i bir bilgi toplumu olarak inceliyor. Şehirdeki haber ağları kafelerde, pazar yerlerinde, park banklarında ve dedikoducuların favori toplanma mekânı olan Palais-Royal'deki Krakow Ağacı'nın altında yuvalanmıştı. Darnton, felaketlerle sonuçlanan uluslararası antlaşmalardan, yolsuzluklara ve kraliyet skandallarına, hayret verici sıcak hava balonu uçuşlarından yeni bir ulus anlayışına kadar Devrim öncesindeki kırk yıla yayılan olayların, sıradan Parislilerin kolektif bilincine nasıl bir yer edindiğini gösteriyor. Haberler ve fikirler, derin eşitsizliklerle dolu toplumda yayıldıkça, Kral'ın otoritesine duyulan güven aşındı, monarşinin meşruiyeti sarsıldı ve toplumsal düzen çözülüverdi. Tarihin saklı dinamiklerini büyük devinimlerin izahı olarak kullanan Darnton, rengârenk anlatısında okurunu Paris sokaklarına götürüyor. Kitap 1748-1789 Parislilerin zihniyet dünyasını ve Devrim'e giden o yıllarda bir halkın mizacının nasıl şekillendiğini sürükleyici bir hikâyeye çeviriyor. 528 SAYFA. (VAKIFBANK KÜLTÜR YAYINLARI)

“Küçük adam", yetişkinlerin dünyasıyla yüzleşiyor

JAMES Baldwin’den KÜÇÜK ADAM KÜÇÜK ADAM. Dört yaşındaki TJ günlerini Harlem'de, en iyi arkadaşları WT ve Kırpışık'la oynayarak ve komşuları için ufak tefek işler yaparak geçirir. Büyük hayalleri olan bu "küçük adam", yetişkinlerin dünyasıyla ve bu dünyanın acımasız gerçekleriyle yüzleşir. Okurlar TJ'in çocuk gözlerinden yoksulluğun, toplumsal eşitsizliğin, şiddetin ve ayrımcılığın yıkıcı etkilerini sürdürdüğü 1970'lerin siyah kent yaşamını içeriden keşfeder. Yazar, Küçük Adam'ı "yetişkinler için yazdığım çocuk kitabım" diye adlandırmış, yakın arkadaşı Parisli ressam Yoran Cazac'tan kitabı resimlemesini istemişti. Kitabın bu yeni edisyonunda, Baldwin'in yeğenleri Tejan "TJ" Karefa-Smart'ın önsözü ve Aisha Karefa-Smart'ın sonsözünün yanı sıra, iki Baldwin araştırmacısının da giriş yazısı yer alıyor. 120 SAYFA. (YAPI KREDİ YAYINLARI)
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/08/16-agustos-2026-kitap-tanitimlari-ozkan-sackan-inceledi-9583.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/08/16-agustos-2026-kitap-tanitimlari-ozkan-sackan-inceledi-9583.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/08/16-agustos-2026-kitap-tanitimlari-ozkan-sackan-inceledi-9583-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/08/16-agustos-2026-kitap-tanitimlari-ozkan-sackan-inceledi-9583.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.iyigunler.net/16-agustos-2026-kitap-tanitimlari-ozkan-sackan-inceledi/360029/</link>
			<pubDate>Sun, 16 Aug 2026 15:32:52 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Haftanın kitap yorumları 12 Ağustos 2026 | Özkan Saçkan inceledi]]></title>
			<description><![CDATA[Gazeteci Yazar Özkan Saçkan, yeni yayınlanan kitapları sizler için inceledi. Ağustos ikinci haftasının ikinci kitap yorumlarında 6 kitap sizler için incelendi. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Haftanın kitap yorumları 12 Ağustos 2026 | Özkan Saçkan inceledi

Gazeteci Yazar Özkan Saçkan, yeni yayınlanan kitapları sizler için inceledi. Ağustos ikinci haftasının ikinci kitap yorumlarında 6 kitap sizler için incelendi. 

EMPAT: Kitap, okuru bir suçun peşinde, insan zihninin en kırılgan bölgelerine sürüklüyor. Güçlü dili, sinematografik sahneleri ve unutulmaz karakterleriyle kitap, çağdaş Türk polisiyesinde ayrıksı bir yerde duruyor.

GERİLLA YÖNETİM: Ölçek farklı olabilir, ama gerçek aynı kalıyor: Belirsizlik, hazırlıklı olanı ödüllendirir; katı olanı cezalandırır. Bu kitap; yöneticiler, girişimciler ve karar vericiler için pratik bir saha rehberidir.

VASSAF BEY: Vassaf Bey yeni bir yaşam kurulması için kendi görmediği zamanın akışını adeta yeniden yaratıyor.

BAĞIŞLAMA MESAFESİ: Kitap, ödüllü yazarın sahici, çarpıcı ve içgörüyle bezeli diliyle kurduğu yeni öykülerin bir toplamı.

TRANSKRİPSİYON: "İnceliğine rağmen, bugün yüz yüze olduğumuz en büyük ve en kalıcı felsefi soruları ortaya çıkaran bir kitap." MJ Franklin, The New York Times.

KUMPANYA: Yazarın kendine özgü yalın ve akıcı öykülerinde okuru şaşırtan, insanı ve doğayı bütün içtenliğiyle anlatmaktan geri durmayan, her şeyin merkezine insan sevgisini koyan bir yazar.
İ

şte o kitaplar;


Gölün dibinden yükselen fısıltılar, kaybolan bebekler

GÜNAY Gafur’dan EMPAT. Bir çocuğun kâbusu herkesin uykularını kaçırır! Polisiye edebiyatın dikkat çeken isimlerinden Günay Gafur'un kaleme aldığı kitap, okuru geçmişin yükü, kayıp duygusu ve insan ruhunun karanlık tarafıyla hesaplaştıran psikolojik bir yolculuğa çıkarıyor. Sekiz yaşındaki Güney'in bir yaz akşamı başlayan masum görünen çocukluk oyunu, kısa süre içinde ölümle, sırlarla ve "hatırasız olma" fikriyle örülü büyük bir labirente dönüşüyor. Gölün dibinden yükselen fısıltılar, kaybolan bebekler, yarım kalmış hayatlar ve kuşaktan kuşağa taşınan travmalar... Kitap, okuru bir suçun peşinde, insan zihninin en kırılgan bölgelerine sürüklüyor. Güçlü dili, sinematografik sahneleri ve unutulmaz karakterleriyle kitap, çağdaş Türk polisiyesinde ayrıksı bir yerde duruyor. Hafızanın, suçun ve vicdanın iç içe geçtiği bu roman, 2024 yılında Kristal Kelepçe Ödülü'ne layık görülen yazarın karanlık atmosfer kurmadaki ustalığını bir kez daha ortaya koyuyor. 160 SAYFA. (KIRMIZIKEDİ YAYINLARI)

Bu kitap; yöneticiler, girişimciler ve karar vericiler için pratik bir saha rehberidir

SAVAŞ Ünsal’dan GERİLLA YÖNETİM- Zorlu Zamanlarda Zorlu Yönetim. Bu Kitap, 2025-2030 Döneminin Olağanüstü zamanlarında yönünü kaybetmeden liderlik etmek isteyenler için olağanüstü bir yönetim rehberidir. Savaş Ünsal. Olağanüstü zamanlar her organizasyonu sınar. Zayıflıkları açığa çıkarır, belirsizliği büyütür ve net cevapların olmadığı kararlar almayı zorunlu kılar. 2000'li yılların başındaki dot-com dalgasından 2008 küresel finans krizine uzanan süreçte; hızın, çevikliğin ve hazırlıksız organizasyonların belirsizlik altında nasıl zorlandığını bizzat yaşadım. Bu kitap, işte bu deneyimlerin üzerine inşa edildi. Gerilla Yönetim, bir teori değildir. Belirsizliğin, baskının ve kaynak kısıtlarının yoğun olduğu ortamlarda test edilmiş bir yaklaşımdır. Mükemmellik yerine netliğe, karmaşıklık yerine aksiyona, katı planlar yerine uyum yeteneğine odaklanır. Bugün yeni bir dönüşüm dönemine giriyoruz. 2025 ile 2030 arasındaki süreç; teknolojik sıçramalar, ekonomik dalgalanmalar, jeopolitik oynaklık ve müşteri beklentilerindeki hızlı değişimle şekillenecek. Ölçek farklı olabilir, ama gerçek aynı kalıyor: Belirsizlik, hazırlıklı olanı ödüllendirir; katı olanı cezalandırır. Bu kitap; yöneticiler, girişimciler ve karar vericiler için pratik bir saha rehberidir. Mehmet Dolgan- Kurucu & CEO- Basefunder Kitlesel Fonlama Platformu. 206 SAYFA. (CERES YAYINLARI)

Başkalarını mutlu etmek dileğindeki Vassaf Bey anlatılıyor

MEMDUH Şevket Esendal’dan VASSAF BEY- Modern Türk Edebiyatı Klasikleri 69. M.Ş.E. bu romanı, hayatları adeta “öldürülenlere” umut vermek için yazıyor; ölümden sonra başkalarını mutlu etmek dileğindeki yaşını başını almış, görmüş geçirmiş Vassaf Bey’i anlatıyor. Vassaf Bey yeni bir yaşam kurulması için kendi görmediği zamanın akışını adeta yeniden yaratıyor. Siyaset hayatının ortasında ömür boyu yazma arzusunu, edebiyata bağlılığını asla yitirmemiş Esendal’ı gerçekten özümsemek istiyorsak eşsiz Vassaf Bey romanı nerdeyse tek başına bir olanak. – Sunuş’tan. Selim İleri. 200 SAYFA. (İŞ BANKASI KÜLTÜR YAYINLARI)

Her ilişkide bir bağışlama mesafesi var

NESLİHAN Önderoğlu’ndan BAĞIŞLAMA MESAFESİ. "Ama her ilişkide bir bağışlama mesafesi var; biz seninle o mesafeyi çoktan geçtik." Kitap, ödüllü yazarın sahici, çarpıcı ve içgörüyle bezeli diliyle kurduğu yeni öykülerin bir toplamı. Yazar, tempolu anlatımı, capcanlı karakterleri, çok katmanlı kurgu yapısı ve duru bakışıyla okurunu kimi zaman bir kaptan üniformasında kimi zaman kayıp bir anahtarda veya donmuş gölde saklı sırlara götürüyor. Biraz buruk, biraz da muğlak duyguları damıtan yazarın kıvrak ve güçlü kaleminden on bir öykü, on bir yolculuk. "Anne, neden hiç mutlu olamıyoruz?" dedim. Şaşırdı. "Mutluyuz ya oğlum," dedi. "Çok şükür ele güne muhtaç değiliz, başka ne ister ki bir insan?" "Ben onu demiyorum." "Ya ne?" Ayağa kalktı, yüzüme bakıp söyleyecek bir şey aradı. "İyisi mi baban kalkmadan ben çayı getireyim." Eşikte bir an durdu. "Senin dediğin nasıl bir mutluluk, belki de ben onu bilmiyorum," deyip içeri girdi. 160 SAYFA. (EVEREST YAYINLARI)

Kolektif rüyalara ve kayıt cihazlarının içinde saklanan hayaletlere dair bir roman

BEN Lerner’den TRANSKRİPSİYON. Yazarın dördüncü romanı Transkripsiyon, isimsiz anlatıcısının, üniversiteden hocası da olan ünlü sanatçı Thomas'la söyleşi yapmak üzere Thomas'ın yaşadığı kente gelmesiyle başlıyor. Almanya'da doğmuş, Fransa yıllarından sonra ABD'ye yerleşmiş, tarih ve teknoloji konulu eserleriyle ünlenmiş Thomas'ın vereceği belki de son söyleşi olacaktır bu, ancak anlatıcının elindeki tek kayıt cihazı olan akıllı telefonu söyleşiden kısa süre önce bozulur; dahası, Thomas'ın evine geldiğinde bu gerçeği bir türlü itiraf edemez ve "söyleşi" başlar. Thomas'ın çağrışımlara dayalı konuşma tarzı bu son görüşmeye tarih, sanat ve edebiyat arasında beklenmedik bağlantıların kurulduğu düşsel bir çehre kazandırır; zaman zaman karşısındaki kişiyi arasının iyi olmadığı oğlu Max'le karıştırması ise konuşmaya beklenmedik bir itiraf havası katar. Anlatıcının bu son görüşmeye dair alacağı karar, onu Thomas ve Max'le karmaşık bir ilişkinin içine sürükleyecektir. Çağdaş dünya edebiyatının en önemli romancılarından Ben Lerner'dan, Covid salgınının, başka felaketlerin ve hayatımızı işgal eden teknolojilerin değiştirdiği algımızın içinden görünen yeni dünyaya, babalara ve (gerçek veya manevi) çocuklarına, zamana ve mesafelere, kolektif rüyalara ve kayıt cihazlarının içinde saklanan hayaletlere dair şiirsel bir roman. "Lerner'ın en tuhaf ve duygulu kitabı." Kevin Lozano, New York Magazine. "İnceliğine rağmen, bugün yüz yüze olduğumuz en büyük ve en kalıcı felsefi soruları ortaya çıkaran bir kitap." MJ Franklin, The New York Times. 104 SAYFA. (YAPI KREDİ YAYINLARI)

İnsanı ve doğayı bütün içtenliğiyle anlatmak

SAİT Faik Abasıyanık’tan KUMPANYA. İnsanların ve onların ruhlarına, hislerine ait hiçbir tekâmül olmayacak mıydı? O halde beyhude yere niçin şiirler ve romanlar yazılıyordu? Edebî eserler insanı yeni ve mesut, başka iyi ve güzel dünyaya götürmeye, kurmaya yardım etmiyorlarsa neye yarardı? Yazarın kendine özgü yalın ve akıcı öykülerinde okuru şaşırtan, insanı ve doğayı bütün içtenliğiyle anlatmaktan geri durmayan, her şeyin merkezine insan sevgisini koyan bir yazar. "Kökü kendinden olan" bir yazar olarak Abasıyanık, Cumhuriyet sonrası edebiyatımızda bir mihenk noktası olarak belirirken çağdaş öykücülüğümüzün de temellerini atar. 128 SAYFA. (CAN YAYINLARI)
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/08/haftanin-kitap-yorumlari-12-agustos-2026-ozkan-sackan-inceledi-2196.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/08/haftanin-kitap-yorumlari-12-agustos-2026-ozkan-sackan-inceledi-2196.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/08/haftanin-kitap-yorumlari-12-agustos-2026-ozkan-sackan-inceledi-2196-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/08/haftanin-kitap-yorumlari-12-agustos-2026-ozkan-sackan-inceledi-2196.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.iyigunler.net/haftanin-kitap-yorumlari-12-agustos-2026-ozkan-sackan-inceledi/360001/</link>
			<pubDate>Wed, 12 Aug 2026 20:51:52 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Ağustos Ayı 2. haftası Kitap Yorumları | Özkan Saçkan inceledi]]></title>
			<description><![CDATA[Sıcak yaz aylarında okunmaya değer yeni kitapları Gazeteci Yazar Özkan Saçkan sizler için inceledi. Haftanın kitap yorumları haberin detayında.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Ağustos Ayı 2. haftası Kitap Yorumları | Özkan Saçkan inceledi


SİVİL İTTİHATÇI: Sivil İttihatçı, bir bireyin yaşamı üzerinden imparatorluktan ulus-devlete geçiş sürecinin çelişkilerini ve kopuşlarını yeniden düşünmeye davet ediyor.

AŞK KÜTÜPHANESİ: Kitapta; unutulmuş aşklar, yarım kalmış seçimler, eksik bırakılmış kadınlıklar ve insanın kendinden sakladığı cevaplar olan bu kütüphanedeki her kitabın her sayfası sahibini tanır.

İSLAM TARİHİNDE ZİNA VE KADINA BAKIŞ: Kitapta; Hz. Muhammed'in cinsel yaşamına dair rivayet edilen vasıflardan aile mahremiyetine ve bir bütün olarak İslam'ın kadına yaklaşımına dair bugüne kadar yeterince ele alınmamış konular titizlikle tahlil ediliyor.

BİR ÖĞRENME YA DA HAZLAR KİTABI: Bir aşk hikâyesinin ötesinde, kişinin kendini bulma halinin en kırılgan ve en yakıcı biçimlerini açığa çıkaran bir roman.

SOFRADA BİRLİK OLMAK ŞAHANE: İstanbul Rumlarının sofra adabından yemek gelenekleri ile günlük hayatlarına uzanan, kişisel tanıklık ve gözlemlere dayanan 52 menü ve 156'yı aşkın tarif içeriyor.

ÇOK ZAMANIMIZ VARMIŞ GİBİ: “Çok zamanımız yok ama bugünümüz var. Ve bazen bir ömre sığan bütün güzellikler, tam da bugünün içinde saklı oluyor.”

İşte o kitaplar;


Tarihin en çalkantılı eşiklerinden birinde, bir insanın hayatı neyi anlatır?

AYŞE Köse Badur’dan SİVİL İTTİHATÇI- MALİYE NAZIRI CAVİD BEY. Selanik'in çok kültürlü dünyasında yetişen, Osmanlı maliyesinin başına geçen, Avrupa başkentlerinde İmparatorluğun kaderini müzakere eden ve sonunda yeni rejimin dışında kalan bir isim: Mehmed Cavid Bey. Maliye nazırı, İttihatçı, müzakereci ve muhalif kimlikleriyle yalnızca bir devlet adamı değil, aynı zamanda siyaset, ekonomi ve uluslararası diplomasi ağlarının kesişiminde şekillenen bir dünyanın temsilcisi. Tarihin en çalkantılı eşiklerinden birinde, bir insanın hayatı neyi anlatır? "Sivil İttihatçı" kavramı etrafında kurulan bu çalışma, Cavid Bey'in hikâyesini yalnızca bir yaşam öyküsü olarak değil, bir zihniyetin, bir kuşağın ve bir dönemin hikâyesi olarak ele alıyor. Selanik'ten Paris'e uzanan çok merkezli bir coğrafyada, günlükler, mektuplar ve uluslararası arşiv belgeleri eşliğinde yeniden kurulan bu anlatı, dönemin siyasal gerilimlerini, karar alma süreçlerini ve tarihsel kırılmalarını yakından izleme imkânı sunuyor. Sivil İttihatçı, bir bireyin yaşamı üzerinden imparatorluktan ulus-devlete geçiş sürecinin çelişkilerini ve kopuşlarını yeniden düşünmeye davet ediyor. Cavid Bey'in yaşamını bu tarihsel dönüşümün çatışmalarını ortaya koyan bir çerçevede ele alarak Türkiye'nin siyasal ve ekonomik tarihine dair temel soruların izini sürebilmek için güçlü bir zemin sunuyor. Memleket şu veya bu fırkanın malı değildir. Hiçbir şahıs ve heyet şu veya bu kimseyi vatandaşlık hakkından mahrum edemez... Her birimiz vicdanımızın gösterdiği yolda yürümeliyiz. Cavid Bey, 1921. 656 SAYFA. (YAPI KREDİ YAYINLARI)

Bu kütüphanedeki her kitabın her sayfası sahibini tanır

SEDA Diker’den AŞK KÜTÜPHANESİ. Aysima, Leyla ve Gamze... Üç kadın. Üç ayrı yara. Üç ayrı susuş. Tüketildiği yere dönmekten yorgun biri, güçlü görünmeye çalışırken içindeki kadını usul usul kaybeden diğeri, evliliğin içinde bile yalnız kalınabileceğini çoktan öğrenen öbürü. İçlerindeki ışığı geri çağırmak amacıyla yola çıktıklarında ortak bir durakta buluşurlar: Kitapta; unutulmuş aşklar, yarım kalmış seçimler, eksik bırakılmış kadınlıklar ve insanın kendinden sakladığı cevaplar olan bu kütüphanedeki her kitabın her sayfası sahibini tanır, her satır dokunulmayı bekleyen bir ihtimali saklar. Buraya giren her kim olursa olsun, çıkarken artık aynı kişi değildir. Kalbin, arzunun, sezginin ve dişil bilgeliğin birbirine kavuştuğu bir mabet burası; hayatımızda eksik sandıklarımızın aslında hiç kaybolmadığını anlatan. Seda Diker. 464 SAYFA. (CERES YAYINLARI)

İslam'ın öne sürdüğü önlemleri, bu önlemlerin caydırıcı olup olmadığını inceleniyor

ARİF Tekin’den İSLAM TARİHİNDE ZİNA VE KADINA BAKIŞ. Yazar, bu çalışmasında İslam'ın en hassas, ancak yerleşik kabullerin gölgesinde kalan konuları mercek altına alıyor. Bunu yaparken de tüm çalışmalarında yaptığı gibi; başta Kur'an olmak üzere İslam'ın temel kaynaklarını referans alıyor; yüzyıllardır süregelen geleneksel din algısını, yine İslam'ın bu temel kaynaklarıyla inceliyor. Yazar bu çalışmasında; İslam'ın özellikle "zina, taciz ve tecavüz" gibi ağır suçlara bakışını, bunlar yaşanmasın diye İslam'ın öne sürdüğü önlemleri, bu önlemlerin caydırıcı olup olmadığını inceliyor ve bunları çalışmasının merkezine alıyor. Kur'an'da "recm" cezasının yeri olmadığı halde Hz. Muhammed tarafından uygulanmasından, "müt'a nikâhı" ve "hülle" gibi tartışmalı konulara kadar birçok tabuya yer veriyor. Kitapta; Hz. Muhammed'in cinsel yaşamına dair rivayet edilen vasıflardan aile mahremiyetine ve bir bütün olarak İslam'ın kadına yaklaşımına dair bugüne kadar yeterince ele alınmamış konular titizlikle tahlil ediliyor. Hz. Muhammed'in, "Sefer dönüşü ailenize haber vermeden evlerinize gitmeyin" talimatının gerekçesinden, cennetle müjdelenen on sahabenin kadınlarla olan sorunlu ilişkilerine kadar pek çok konu, kaynaklar eşliğinde inceleniyor. Kur'an'da cennetlik erkekler için sıkça ve hatta müstehcen bir şekilde hurilerden söz edilirken; aynı konuda kadınlar için hiçbir şey söylenmemesini iki cins arasında bir ayrımcılık olarak gören yazar; Emevi ve Abbasi döneminden de örnekler veriyor; onların uygulamalarından ve saraylarındaki yaşantılarından az ama dikkat çekici kesitler sunuyor. Ayrıca Kur'an'da anlatılanların çoğunu, Tevrat ve İncil metinleriyle karşılaştırarak dinler tarihine bütüncül bir pencere açıyor. Bu kitabı okuduğunuzda, bugüne dek İslam'la ilgili bize yanlış aktarılan ya da üstü örtülen pek çok konu ve bilginin somut örneklerle gün yüzüne çıkarılışına tanık olacaksınız. 348 SAYFA. (BERFİN YAYINLARI)

Ancak tüm bildiklerimizi unuttuğumuzda bilmeye başlarız

CLARİCE Lispector’dan BİR ÖĞRENME YA DA HAZLAR KİTABI. Lóri, yaşamla arasına görünmez bir mesafe koymuş, derin bir iç sessizliğin eşiğinde yürüyen genç bir kadındır. Ulisses'le tanışınca, ilk kez hem kendine hem de başkasına yaklaşmanın inceliğini fark eder. İki ruh, birbirlerini tüketmeden sevmeyi, beklemenin öğretisini ve arzunun özgürleştirici gücünü keşfetmeye başlar. Lóri, kendi iç karanlığından geçerek dünyayla yeniden bağ kurmanın, yaşamı tüm kırılganlığıyla kabul etmenin yolunu arar. Yazar bu romanda aşkı bir öğrenme alanına, bir varoluş pratiğine dönüştürürken okuru Lóri'nin iç devinimlerine ortak olmaya çağırır. Kitap, bir aşk hikâyesinin ötesinde, kişinin kendini bulma halinin en kırılgan ve en yakıcı biçimlerini açığa çıkaran bir roman. "Aşkın değişkenliklerine bu derin dalış, Lispector hayranlarını büyüleyecek." Publishers Weekly. 160 SAYFA. (CAN YAYINLARI)

İstanbul Rumlarının sofra adabından yemek gelenekleri ile günlük hayatları

SULA Bozis’ten SOFRADA BİRLİK OLMAK ŞAHANE- İstanbullu Rumlardan Anılar ve Yemekler. "Hepimizin haftada bir de olsa dostlar meclisiyle bir sofra etrafında buluşması dileğiyle, afiyet olsun!" Yazar çocukluk ve gençlik yıllarını geçirdiği İstanbul'a beslediği doyumsuz sevgiyle yazdı Sofrada Birlikte Olmak Şahane'yi. Masalsı, rengârenk hem yöreseli hem de evrenseli içinde barındıran bir mutfak kültürüne sahip bu kentin farklı köşelerinde, bir zamanların Bakırköy'ünde, Beyoğlu'sunda, ailecek gidilen mesire yerlerinde kurulan sofraları yâd etmek amacıyla. İstanbullu olmanın kıvancıyla... Kitap işte o günlere duyulan bir özlemin ürünü. İstanbul Rumlarının sofra adabından yemek gelenekleri ile günlük hayatlarına uzanan, kişisel tanıklık ve gözlemlere dayanan 52 menü ve 156'yı aşkın tarif içeriyor. Bayram sofralarına özgü tarifleri pişirip dostlarla tatmak, sevgiyle yapılan bir yemeği paylaşmak, bir sofranın etrafında insanlarla buluşmak, günümüzdeki yaşam şartlarının dayattığı yabancılaşmayı kırmak adına bizi hayata bağlayan güzel gelenekleri devam ettirmek demek. Besinin insan yaşamındaki önemi ne kadar tartışılmazsa, sevdiklerimizle birlikte yenilen yemeklerin verdiği neşe ve mutluluk anlarının yaşamı güzelleştirdiği de bir o kadar tartışılmaz." 216 SAYFA. (YAPI KREDİ YAYINLARI)

İnsan bazen küçük kıyasların içinde kendini kaybeder

AHMET Batman’dan ÇOK ZAMANIMIZ VARMIŞ GİBİ. “Çok zamanımız yok ama bugünümüz var. Ve bazen bir ömre sığan bütün güzellikler, tam da bugünün içinde saklı oluyor.” İçindeki çoğu his, kendini neyle kıyasladığınla ilgilidir. Başkasının yoluna baktıkça kendi yolun değersizleşir. İnsan bazen küçük kıyasların içinde kendini kaybeder. Senden önce yaşamış milyarlarca insanı düşündüğünde, yaptıkların hem çok değerli hem de fazlasıyla önemsiz görünür. Neyin mücadelesini verdiğini sorarsın kendine. Hayat cevap vermez. Sadece geçer. Hayat seninle başlamadı; seninle bitmeyecek. Zamanı yaşa. Çünkü biliyorsun, bir sonu var. 216 SAYFA. (DESTEK YAYINLARI)
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/08/agustos-ayi-2-haftasi-kitap-yorumlari-ozkan-sackan-inceledi-672.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/08/agustos-ayi-2-haftasi-kitap-yorumlari-ozkan-sackan-inceledi-672.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/08/agustos-ayi-2-haftasi-kitap-yorumlari-ozkan-sackan-inceledi-672-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/08/agustos-ayi-2-haftasi-kitap-yorumlari-ozkan-sackan-inceledi-672.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.iyigunler.net/agustos-ayi-2-haftasi-kitap-yorumlari-ozkan-sackan-inceledi/359987/</link>
			<pubDate>Sun, 09 Aug 2026 08:44:45 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[5 Ağustos 2026 kitap yorumları | Özkan Saçkan inceledi]]></title>
			<description><![CDATA[Tatil döneminde okunacak yeni kitaplar kitapçıların raflarında okurlarını bekliyor. 5 Ağustos 2026 tarihli kitap yorumları Özkan Saçkan'ın kaleminden haberin detayında.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[5 Ağustos 2026 kitap yorumları | Özkan Saçkan inceledi


SAVAŞIN GÖLGESİNDE: Kitap, çocuklara savaşın gerçeklerini ve nedenlerini öğretirken, aynı zamanda cesaret, dayanıklılık ve umudun önemini de anlatmakta…

İŞ DÜNYASINDA ETİK VE ÇAKALLAŞMA: Büyük umutlarla başlayan ve sürdürülen bir üretim ve paylaşım sisteminin giderek insanı yıkıcı bir hale dönüşmesi, insanın varlıksal bütünlüğünü ele geçirmesi, anlamın yitirilmesi...

ÇİN: TARİH KÜLTÜR VE MEDENİYET: Bu kitap; tarih, siyaset bilimi, sosyoloji ve uluslararası ilişkiler alanlarında çalışan araştırmacılar için vazgeçilmez bir başvuru kaynağı.

MACİDE: II. Abdülhamit'in oğlu Şehzade Abdülkadir Efendi'yle evlendirilen, çocuklarıyla birlikte sürgün hayatı yaşayan, ama her şeye rağmen yılmayı reddeden ve büyük uğraşlarla kocasından boşanmayı da ekonomik özgürlüğünü de elde etmeyi başaran bir kadın.

PETROLÜN DİYETİNİ ÖDEYEN İRAN’I ANLAMAK: Petrolün keşfiyle başlayan büyük güç mücadeleleri, anayasal hareketler, darbeler, devrimler, savaşlar ve toplumsal ayaklanmalar; yalnızca İran'ın kaderini değil, Ortadoğu'nun ve hatta dünyanın siyasi dengelerini de şekillendirdi.

OSMANLI-TÜRK MUSIKİSİ TARİHİNİN İZİNDE: Bestelenen müziğin de birileri tarafından talep edilmiş olması gerek. Ayrıca eserin icra edilmesi, tekrar edilmesi, çoğaltılması, öğretilmesi, intikal etmesi lâzımdır.


İşte o kitaplar;

Herkesin okuması gereken bir başucu kitabı

İLKNUR İnsaf Turan- Elif Su Turan’dan SAVAŞIN GÖLGESİNDE. Kitap Nazi Almanya’sından kurtulup yeni bir hayat kurmaya çalışan altı çocuğun hikâyesini anlatan bir romandır. Çocuklar, savaşın yarattığı yıkım ve acıyı geride bırakarak, arkadaşlık, dayanışma ve umutla hayata tutunurlar. Maria ve Sam, onlara annelik ve babalık yaparak, onlara bir aile olmanın ne demek olduğunu öğretirler. Harti ise, onların en iyi dostu ve koruyucu meleği olur.- Kitap, çocuklara savaşın gerçeklerini ve nedenlerini öğretirken, aynı zamanda cesaret, dayanıklılık ve umudun önemini de anlatmaktadır. Hem gerçekçi hem duygusal bir dille; sürükleyici ve akıcı üslupla yazılmış bir eserdir. Kitap, savaşı ve çocukları anlatan bir roman. Savaşı anlamak ve çocukların savaş etkisindeki psikolojilerini bilmek isteyen herkesin okuması gereken bir başucu kitabı. Siz de bu kitabı okuyun ve savaşın gölgesinde kalan çocukların hikâyelerine tanık olun! 48 SAYFA. (HALK KİTABEVİ)

Büyük umutlarla başlayan ve sürdürülen bir üretim

DANİŞ Navaro’dan İŞ DÜNYASINDA ETİK VE ÇAKALLAŞMA- Neoliberal İş Dünyasında Ahlakın Çöküşü. Gerek şirketler gerek bireyler için asıl anlamda yıkıcı olan, yaptıkları etik yanlışlardır. Etik, insanı tüm diğer canlılardan ayıran temel varlık ve varoluş koşuludur. Etik ilişki, toplumu kuran değer temelli ilişkidir. Bu çok özel, sadece insana mahsus ilişki türü, insan yaşamının çok büyük bir boyutunu kapsayan iş dünyasında ortadan kaybolursa ne üretim ne birey ne toplum varlığını sürdürebilir; insan biter! Neoliberal kapitalizm, "iş ve insan"ı giderek arka plana attı. Verimlilik, ölçülebilirlik, performans, kâr gibi "sözde-rasyoneller" aracılığıyla girişimciyi, çalışanı, yöneticiyi kendinden geçirerek, "hep daha çok" ilkesinin peşinde doyumsuzca koşmaktan yorulmayan, sadece maddi çıkarlarını önceleyen, ahlaksız ve anlamsız bir iş dünyası yarattı. 300-400 yıllık bir yolculuk sonucunda gelinen nokta bu! Büyük umutlarla başlayan ve sürdürülen bir üretim ve paylaşım sisteminin giderek insanı yıkıcı bir hale dönüşmesi, insanın varlıksal bütünlüğünü ele geçirmesi, anlamın yitirilmesi... Kariyerini çokuluslu bir şirketin zirvesinde geçirmiş üst düzey bir yönetici ve aynı zamanda insan felsefesi, varoluşçuluk ve etik alanında derinleşmiş bir düşünür olarak yazar, günümüzde gelinen noktada, insanı gittikçe "kendisinden boşaltan" neoliberalizmin iş dünyasında aşırı ve korkutucu boyutlara erişen etik çürümeyi, bireyin ve toplumun üç kurucu unsuru olan erdem, ödev ve fayda etikleri üzerinden çözümlüyor. 404 SAYFA. (REMZİ KİTABEVİ)

En uzun soluklu siyasal ve kültürel sürekliliğini mercek altına alan kitap

JOHN King Fairbank, Merle Goldman’dan ÇİN: TARİH KÜLTÜR VE MEDENİYET. "Hiçbir zaman bu kadar az kişi, bu kadar çok kişiye, bu kadar uzun süre hâkim olmamıştır." Kitap, insanlık tarihinin en uzun soluklu siyasal ve kültürel sürekliliğini mercek altına alan, alanının kurucu metinlerinden biridir. Elinizdeki kitap, bir şaheser olma hüviyetini muhafaza etmektedir. Eser, arkeolojik kökenlerden başlayarak imparatorluk düzeninin yükselişini, Konfüçyanizm'in devlet ideolojisine dönüşümünü, Song ve Ming dönemlerinin kurumsal yapılanmasını ve Qing Hanedanı'nın idari başarısını kapsamlı biçimde ele alıyor. Ardından 1600-1911 arası geç imparatorluk krizlerini, Cumhuriyet devrimini, iç savaş yıllarını ve 1949 sonrası Çin Halk Cumhuriyeti'nin radikal dönüşümlerini analitik bir çerçevede inceliyor. Büyük İleri Atılım'dan Kültür Devrimi'ne, Mao sonrası reformlardan 21. yüzyılın eşiğindeki küresel yükselişe uzanan geniş bir tarihsel panorama sunuyor. Eser, okuyucuyu yalnızca "Ne oldu?" sorusuna değil, "Neden böyle oldu?" sorusuna da cevap aramaya davet ediyor. Bu kitap; tarih, siyaset bilimi, sosyoloji ve uluslararası ilişkiler alanlarında çalışan araştırmacılar için vazgeçilmez bir başvuru kaynağı; Çin'in yükselişini tarihsel derinliğiyle kavramak isteyen her okur için ise güçlü ve ufuk açıcı bir rehberdir. "Bu eser, önümüzdeki on yıllar boyunca temel bir başvuru kaynağı olacaktır." Washington Post Book World. 544 SAYFA. (VAKIFBANK KÜLTÜR YAYINLARI)

Çocuklarının velayetini üzerine almak için mücadele veren, hanedan üyesi bir kadın

ADAM Persian tarafından yayına hazırlanan MACİDE- 2. Abdülhamit’in Gelinin Anılar. Daha 13 yaşındayken hiç istemediği bir evliliğe sürüklenen, kendinden tam 24 yaş büyük bir şehzadeyle, II. Abdülhamit'in oğlu Şehzade Abdülkadir Efendi'yle evlendirilen, çocuklarıyla birlikte sürgün hayatı yaşayan, ama her şeye rağmen yılmayı reddeden ve büyük uğraşlarla kocasından boşanmayı da ekonomik özgürlüğünü de elde etmeyi başaran bir kadın: Macide Mustafa. Macide Hanım'ın ilk kez 1927 yılında Macaristan'da yayımlanan anıları, öncü bir kadının mücadelesini Osmanlı saray hayatına, II. Abdülhamit ve hanedanın gündelik yaşamına dair içeriden gözlemlerle birleştiriyor. "Macide Hanım'ın anısının silikleşmesinde kasıtlı bir çaba olduğu da düşünülebilir. Macide Mustafa son derece katı, muhafazakâr ve erkek egemen Osmanlı saray geleneklerini reddeden, Şehzade Abdülkadir'den ayrılmak için mahkemeye başvuran, çocuklarının velayetini üzerine almak için mücadele veren, film yıldızı olan, eril toplumun ağır bir şekilde eleştirildiği anılarını yabancı bir dilde yayımlayan hanedan üyesi bir kadındır. Ve tam da bu nedenle kadın olmasına aldırış etmeden, tüm bu özellikleriyle toplumun karşısına çıkmaktan çekinmeyen ve 20. yüzyılın başlarında ticarete atılacak, güzellik salonu açacak kadar modern dünya görüşüne sahip hanedan üyesi bir kadının Osmanoğulları ailesi tarafından reddedilmesi, yaşamının sessizce geçiştirilmeye, unutturulmaya çalışılması, anısının Osmanlı soyağacında silikleştirmek için çaba gösterilmesi hiç de şaşırtıcı değildir." Tarık Demirkan. 208 SAYFA. (MUNDİ KİTAP)

Kaçar Hanedanı'nın son dönemlerinden başlayarak İran'ın modernleşme arayışı 

ERAY Özer’den PETROLÜN DİYETİNİ ÖDEYEN İRAN’I ANLAMAK. "Sömürgecilik zamanları geride kalmış gibi görünse de sömürgeciler amaçlarından hiç vazgeçmedi. Sadece 'suret' değiştirdiler. İran'ın son 150 yılında küresel güçler ellerini ülkenin üzerinden hiç çekmediler. İran halkının kendi kaderini tayin etmesine izin vermediler. 1900'lerin başında petrolün kıymetlenmesiyle ülkeye dış müdahaleler çok daha vahim bir hal aldı. İran bugün de petrolün diyetini ödemeye devam ediyor. Ülkenin yakın tarihine damga vuran bu gelişmeleri okuyunca sadece İran'ı değil Ortadoğu'da olup bitenleri de başka bir gözle değerlendireceğinizi ümit ederim." 

Eray Özer. İran, son yüz elli yılın en çalkantılı siyasal dönüşümlerinden bazılarına sahne oldu. Petrolün keşfiyle başlayan büyük güç mücadeleleri, anayasal hareketler, darbeler, devrimler, savaşlar ve toplumsal ayaklanmalar; yalnızca İran'ın kaderini değil, Ortadoğu'nun ve hatta dünyanın siyasi dengelerini de şekillendirdi. Bu kitap, Kaçar Hanedanı'nın son dönemlerinden başlayarak İran'ın modernleşme arayışını, 1906 Anayasa Devrimi'ni, Pehlevi dönemini, Musaddık deneyimini, 1953 darbesini, Beyaz Devrim'i, 1979 İslam Devrimi'ni ve İslam Cumhuriyeti'nin kuruluşunu anlaşılır ve kronolojik bir çerçevede ele alıyor. Humeyni'den Hamaney'e, Rafsancani'den Hatemi'ye, Ahmedinejad'dan günümüz İran'ına uzanan süreçte ülkenin siyasal, ekonomik ve toplumsal dönüşümünü gözler önüne seriyor. Bugün nükleer programı, bölgesel nüfuzu, ABD ve İsrail ile yaşadığı gerilimler, genç nüfusun değişim talepleri ve ekonomik sorunlarıyla dünya gündeminin merkezinde yer alan İran'ı anlamak, yalnızca bu ülkeyi değil, çağımızın en önemli jeopolitik meselelerinden birini anlamak anlamına geliyor. Yazar tarafından titizlikle hazırlanan bu kısa çalışma, karmaşık olayları sade bir dille aktararak Ortadoğu'yu anlamaya çalışanlar ve günümüz siyasetinin tarihsel kökenlerini keşfetmek isteyenler için güvenilir bir başlangıç niteliği taşıyor. 156 SAYFA. (LİTERATÜR YAYINCILIK)

 "Şimdi, müzik nedir? Bir sestir, uçucu... Eskiler 'havaî' derlerdi, yani anlık

CEM Behar’dan OSMANLI-TÜRK MUSIKİSİ TARİHİNİN İZİNDE. Kitap "Tanpınar'ın Musıki Sezgileri"nden "Tanburî Cemil Bey'e Nasıl Bakmalı?"ya, "Nota Mucitlerinin Yalnızlığı"ndan "Tezkireyle Biyografi Arasında Hoş Sadâ"ya varıncaya dek Cem Behar'ın farklı zamanlarda kaleme aldığı dokuz yazı/bildiri ile bir söyleşisini içeriyor. "Şimdi, müzik nedir? Bir sestir, uçucu... Eskiler 'havaî' derlerdi, yani anlık. Ama o anlık sesi çıkarmak için önce o sesi imal etmek, yani bestelemek gerek. Bestelenen müziğin de birileri tarafından talep edilmiş olması gerek. Ayrıca eserin icra edilmesi, tekrar edilmesi, çoğaltılması, öğretilmesi, intikal etmesi lâzımdır. Müzik bütün bunlarla birlikte vardır, tek başına bir seste veya notada değil. Dolayısıyla müziğin tarihi de bu müziğin nasıl üretildiğinin, kimin için kimler tarafından üretildiğinin, nasıl çoğaltılıp öğretildiğinin de tarihidir aynı zamanda." Yazar musıki tarihimize önemli katkılar yapmaya devam ediyor. 264 SAYFA. (YAPI KREDİ YAYINLARI)
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/08/5-agustos-2026-kitap-yorumlari-ozkan-sackan-inceledi-5885.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/08/5-agustos-2026-kitap-yorumlari-ozkan-sackan-inceledi-5885.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/08/5-agustos-2026-kitap-yorumlari-ozkan-sackan-inceledi-5885-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/08/5-agustos-2026-kitap-yorumlari-ozkan-sackan-inceledi-5885.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.iyigunler.net/5-agustos-2026-kitap-yorumlari-ozkan-sackan-inceledi/359971/</link>
			<pubDate>Wed, 05 Aug 2026 08:54:48 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Ağustos ayı ilk haftası çıkan kitaplar | Özkan Saçkan yorumladı]]></title>
			<description><![CDATA[Ağustos ayının ilk haftası seçkin kitapçıların raflarında yerini alan yeni kitapları, Gazeteci Yazar Özkan Saçkan inceledi. Haftanın ilk kitap yorumları haberin detayında...]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Ağustos ayı ilk haftası çıkan kitaplar | Özkan Saçkan yorumladı

NEDEN ÖLÜRÜZ: Kitap, Nobel Kimya Ödüllü moleküler biyolog yazardan uzun yaşam ve ölümlülük bilimine dair çığır açıcı bir inceleme.

QUENTİN TARANTİNO: GRAFİK BİR BİYOGRAFİ: Tarantino'yu etkileyen şeylere, esin kaynaklarına ve kendine özgü tarzının gelişimine mükemmel bir bakış sunuyor.

İKİ ALEM ARASINDA: ALİ DAMAR: Ali Darmar yalnızca bir besteci, bir eğitimci değil; iç dünyasında defalarca yanıp yeniden doğmuş bir insan.

YARGIÇ VE CELLADI: “Yaşını almış, üstelik ölümcül bir hastalığın pençesine düşmüş komiser ne yapıp edip eski düşmanını, bu acımasız katili yakalamalıdır.”

MONİQUE KAÇIYOR: Kendi kaderini baştan çizmeye çalışan bir anne ile onun en güçlü müttefikine dönüşen oğlunun samimi ve sürükleyici portresi.

ŞİMDİ DEĞİLSE NE ZAMAN?: Yargılamadan, küçümsemeden, “Kendini düzelt!” baskısı kurmadan; önce anlamaya, sonra da içten içe elinden tutmaya niyetli bir yolculuk.

İşte o kitaplar;

Sonsuza dek yaşamaya çalışmanın toplumsal ve etik bedelleri neler olabilir?

VENKİ Ramakrishnan’dan NEDEN ÖLÜRÜZ- Yaşlanmanın Yeni Bilimi ve Ölümsüzlük Arayışı. Kitap, Nobel Kimya Ödüllü moleküler biyolog yazardan uzun yaşam ve ölümlülük bilimine dair çığır açıcı bir inceleme. Ölüm bilgisi öylesine dehşet vericidir ki hayatımızın büyük bölümünü onu inkâr ederek geçiririz. Çocukluğun en sarsıcı anlarından biri de, bir gün yalnızca kendimizin değil, sevdiğimiz herkesin öleceğini ve bunu engellemek için yapabileceğimiz hiçbir şey olmadığını, ilk kez kavradığımız andır. Ya da en azından şimdiye dek öyleydi. Bugün biyolojide bir devrim yaşanıyor. Neden yaşlandığımızı ve bazı türlerin neden diğerlerinden daha uzun yaşadığını anlamak adına dev adımlar atılıyor. Acaba bir gün hastalığı ve ölümü atlatıp çok uzun süre, hatta belki bugünkü yaşam süremizin katbekat fazlasını yaşayabilecek miyiz? Yazar, bizi biyolojinin sınırlarında büyüleyici bir yolculuğa çıkararak şu sorunun peşine düşüyor: Ölümlü olmak zorunda mıyız? Yazar, bilimsel araştırmalardaki son atılımları ele alırken, yaşam süresini fizyolojimizi değiştirerek uzatma çabalarının en ileri noktasını inceliyor. Peki ölüm aslında gerekli bir biyolojik amaca mı hizmet ediyor? Sonsuza dek yaşamaya çalışmanın toplumsal ve etik bedelleri neler olabilir? 304 SAYFA. (EKSİK PARÇA YAYINLARI)

Tarantino'yu etkileyen şeylere bir bakış sunuyor

MİCHELE Botton’dan QUENTİN TARANTİNO: GRAFİK BİR BİYOGRAFİ. Modern sinemanın en büyük yönetmenlerinden Quentin Tarantino'nun sinema tutkusuyla dolu yaşamına ve kariyerine derinlemesine bir bakış. Quentin Tarantino'nun John Travolta'yı Ucuz Roman'da (Pulp Fiction) oynamaya ve Uma Thurman'ı sarı bir tulum giymeye nasıl ikna ettiğini öğrenin; ilk senaryolarına nelerin ilham verdiğini keşfedin ve Kaliforniya'da geçen takıntılı çocukluk günlerini dinleyin. Renkli çizgi roman formatında anlatılan kitap, Tarantino'yu etkileyen şeylere, esin kaynaklarına ve kendine özgü tarzının gelişimine mükemmel bir bakış sunuyor. İÇİNDEKİLER: Bir Bakmışsın Dansçısın, Bir Bakmışsın Gangster'sin. Güzel Ayaklı Sarışının Kana Susamış Bir Geline Dönüşmesi. Kameranın Arkasındaki Kalem ve Kalemi Tutan Adam. Hollywood'un Cüretkâr Ağır Topları Tarihi Değiştiriyor. 128 SAYFA. (LİTERATÜR HAYAT)

Kitap onun kendi külleri içinden nasıl yeniden bir anlatıya dönüştüğünü anlatıyor

İKİ ALEM ARASINDA: ALİ DAMAR. Evin İlyasoğlu tarafından yapılan bu söyleşi biraz mitolojiyi anımsatır. Feniks kuşunun kısmi bir anlatısıdır sanki. Yanar yanar, biter, perişan olur. Sonra daha görkemli olarak küllerinden doğar, geri gelir. Arada bu yanışlar ve yeniden doğuşlar tekrarlanır ancak final zaferdir. Feniks, Anka kuşu, Zümrüdüanka, artık ne dersek diyelim hem Doğu hem de Batı mitolojisiyle özdeşleşir, taa Mısır'a, Habeşistan'a kadar uzanır gider. Ali Darmar yalnızca bir besteci, bir eğitimci değil; iç dünyasında defalarca yanıp yeniden doğmuş bir insan. Yaşadığı her kırılma, müziğine, duruşuna, sözlerine yansımış. Onun notalarında sadece armoni değil, içsel mücadelelerin, hayal kırıklıklarının ve büyük direnişlerin yankısı vardır. Bu kitap, onun kendi külleri içinden nasıl yeniden bir anlatıya dönüştüğünü, müzikle, sessizlikle, sabırla ördüğü o özgün hayat yolculuğunu anlatıyor. Yapmak istediğiniz ve inandığınız konudan asla vazgeçmeyin! 232 SAYFA. (REMZİ KİTABEVİ)

Kitap entrika ile felsefi sorgulamanın ustalıklı bir harmanı 

FRİEDRİCH Dürrenmatt’tan YARGIÇ VE CELLADI- Modern Klasikler. Gelecek vaat eden genç polis teğmeni Ulrich Schmied, bir kır yolunda, aracında direksiyon başında şakağından vurulmuş halde bulunur. Cinayet soruşturmasını tecrübeli komiser Bärlach üstlenir. İlk değerlendirmelerden sonra bütün şüpheler Gastmann'ı, komiserin bir türlü yakalayamadığı kırk yıllık düşmanını gösterir. Ancak bu kez vakit dardır: Yaşını almış, üstelik ölümcül bir hastalığın pençesine düşmüş komiser ne yapıp edip eski düşmanını, bu acımasız katili yakalamalıdır. Bunun için de mükemmel bir planı vardır... Kitap entrika ile felsefi sorgulamanın ustalıklı bir harmanı. Yirminci yüzyılın en büyük yazarlarından. Corriere della Sera. Kafka ve Camus'üyle birlikte bu dünyayı sorgulayan en büyük yazarlardan biri. Süddeutsche Zeitung. 88 SAYFA.  (YAPI KREDİ YAYINLARI)

Kendi kaderini baştan çizmeye çalışan bir anne ile oğlunun sürükleyici portresini

EDOUARD Louis’ten MONİQUE KAÇIYOR. Yorgunluk, annemin hayatındaki adaletsizliğin merkezî işareti olmuştu hep. Evin sınırlarına hapsedilmenin yorgunluğu, aşağılanmanın yorgunluğu, kaçmak zorunda kalmanın yorgunluğu, savaşmak zorunda kalmanın yorgunluğu, sürekli her şeye yeniden başlamak zorunda kalmanın yorgunluğu. Atina'da kaldığı otel odasında annesi Monique'ten gelen bir telefon, Édouard için her şeyi değiştirir. Monique Paris'te birlikte olduğu adamın, tıpkı Édouard'ın babası gibi şiddet ve utanç dolu bir döngü yarattığını anlatmaktadır. Monique'in bu karanlık döngüden kurtulabilmesi için kaçmaktan başka çaresi yoktur. Ancak hayatı boyunca başkalarının çizdiği yollarda yürümüş, özgürlüğü hiç tatmamış bir kadın için hayatını yeniden inşa etmek mümkün müdür? Monique'in bu sarsıcı yolculuğu, yalnızca fiziksel bir kaçış değil; korkuyla özgürlük arasındaki o ince çizgide verilen amansız bir kimlik mücadelesidir. Kitap, kendi kaderini baştan çizmeye çalışan bir anne ile onun en güçlü müttefikine dönüşen oğlunun samimi ve sürükleyici portresini sunuyor. Bir kadının kendini yeniden keşfetme cesaretine, yeniden doğuş ve özgürleşmenin bedeline dair bu derin anlatı, ortak tarihlerinin ağırlığına rağmen birbirini yeniden bulan bir anneyle oğlu arasındaki bağı gözler önüne seriyor. "Monique Kaçıyor, özgürlüğün bedeline dair somut ve etkileyici bir metin." Le Monde. 104 SAYFA. (CAN YAYINLARI)

Önce anlamaya, sonra da içten içe elinden tutmaya niyetli bir yolculuk 

ŞİMDİ DEĞİLSE NE ZAMAN? TERAPİX KİŞİSEL GELİŞİM SERİSİ. Bahaneler biter, sen başlarsın! Hayatın hızla akarken, içinde bir yerde hep aynı cümle dönüp duruyor olabilir: “Herkes sanki yerini buldu, bir tek ben arada kaldım.” Kendini bazen dağınık, bazen yetersiz, bazen “fazla” ya da “eksik” hissediyor; sonra sosyal medyada, videolarda, yazılarda karşına çıkan kelimelerle kendini etiketliyorsun: sendrom, kriz, bağımlılık, korku... Bu kitap, o etiketleri büyütmek için değil, arkasındaki insanı görmek için yazıldı. Yargılamadan, küçümsemeden, “Kendini düzelt!” baskısı kurmadan; önce anlamaya, sonra da içten içe elinden tutmaya niyetli bir yolculuk bu. Eğer içinden “Benimle böyle sakin, insanca konuşan birine ihtiyacım var...” diyorsan, bu kitap bir rehberden çok, yanında oturup “Haklısın, zor...” diyebilen bir arkadaş gibi. Çünkü mesele sendromları silmek değil; onların arasından kendini bulmak. 232 SAYFA. (DESTEK YAYINLARI)
 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/08/agustos-ayi-ilk-haftasi-cikan-kitaplar-ozkan-sackan-yorumladi-9604.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/08/agustos-ayi-ilk-haftasi-cikan-kitaplar-ozkan-sackan-yorumladi-9604.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/08/agustos-ayi-ilk-haftasi-cikan-kitaplar-ozkan-sackan-yorumladi-9604-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/08/agustos-ayi-ilk-haftasi-cikan-kitaplar-ozkan-sackan-yorumladi-9604.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.iyigunler.net/agustos-ayi-ilk-haftasi-cikan-kitaplar-ozkan-sackan-yorumladi/359950/</link>
			<pubDate>Sun, 02 Aug 2026 13:57:45 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[29 Temmuz 2026 haftanın kitap yorumları | Özkan Saçkan inceledi]]></title>
			<description><![CDATA[Temmuz ayının son haftasını tamamlarken, haftanın yeni çıkan kitaplarını Gazeteci Yazar Özkan Saçkan sizler için inceledi. Haftanın kitap yorumları haberin devamında]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[29 Temmuz 2026 haftanın kitap yorumları | Özkan Saçkan inceledi


HİLAFET MESELESİ: Bu kitap, geçmişin en büyük tartışmalarından birine sade, net ve sorgulayıcı bir bakış sunuyor.

KLYTAİMNESTRA’NIN BAĞI: Kitap, cesur ve çarpıcı bir birinci tekil şahıs anlatımıyla Klytaimnestra'nın hikâyesini yeniden yorumluyor.

İSTİKLAL GÖKLERDEDİR: Bu kitap Atatürk'ün sözünden aldığı ilhamla gökyüzünün görkemli sonsuzluğunda sizi bir yolculuğa davet ediyor.

DEM (Bir Nefes): Bu kitap, yaşamın içinden süzülen gözlemlerle, mevsimlerle, hatıralarla, kırıklarla, sevgiyle ve yeniden başlamalarla örülmüş şiirsel bir yolculuktur.

PASAJLAR: Kitap, yazarın Berg, Üç ve Triptikler adlı kitaplarından alışkın olduğumuz, türün sınırlarını sonuna dek zorlayan bir roman.

COĞRAFYA-KILAVUZ: Coğrafya, coğrafyacıların kullandığı en ileri teknolojileri aktararak bu bilim dalının bugün karşı karşıya kaldığımız yakıcı çevresel ve toplumsal meselelerin çözümüne nasıl yardımcı olabileceğine dikkat çekiyor.  

İşte o kitaplar;


Hilafetin doğuşu, dönüşümü ve anlam kaybı üzerine sarsıcı bir inceleme


NADİM Macit’ten HİLAFET MESELESİ- Düşler ve Gerçekler. Hilafet Meselesi, İslam siyasi düşüncesinin en çok tartışılan konularından birini, ezberleri bozan bir yaklaşımla yeniden ele alıyor. Yazar, hilafetin nasıl ortaya çıktığını, ilk dönemden itibaren nasıl tartışıldığını ve zamanla nasıl değişerek farklı bir yapıya dönüştüğünü adım adım inceliyor. Hz. Muhammed’in vefatının ardından başlayan yönetim arayışlarından, hilafetin saltanata evrilmesine ve modern dönemde ortadan kaldırılmasına uzanan süreç, tarihsel veriler ve temel kaynaklar ışığında anlaşılır bir şekilde ortaya konuyor. Peki hilafet, değişmez bir inanç meselesi mi? Yoksa şartlara göre şekillenen tarihsel bir kurum mu? Bu kitap, geçmişin en büyük tartışmalarından birine sade, net ve sorgulayıcı bir bakış sunuyor. 200 SAYFA. (DESTEK YAYINLARI)

Genç kraliçe, mutsuz evliliğinden doğan çocuklarını korumaya ant içer

SUSAN C. Wilson’dan KLYTAİMNESTRA’NIN BAĞI- Atreus Hanedanı. Kitap, cesur ve çarpıcı bir birinci tekil şahıs anlatımıyla Klytaimnestra'nın hikâyesini yeniden yorumluyor; ruhunun bilinmeyen derinliklerini, anne, eş ve kraliçe olarak ardında bıraktığı mirası gün yüzüne çıkarıyor. Kraliçe Klytaimnestra'nın dünyası, Miken tahtının rakibi Agamemnon'un sarayını basıp ailesini katletmesiyle paramparça olur. Agamemnon yalnızca tahtı değil, Klytaimnestra'yı da ele geçirir. Yas ve öfke içinde yanıp tutuşan genç kraliçe, mutsuz evliliğinden doğan çocuklarını korumaya ant içer. Ancak kocasının acımasız bakışları zengin Troya hisarına çevrildiğinde, Agamemnon'un bitmek bilmeyen hırsı Klytaimnestra'nın uğruna yaşadığı ailesini bir kez daha yok oluşun eşiğine sürükler. Erkeklerin mutlak iktidarına meydan okuyan ve Yunan mitolojisinin en karanlık kadın figürlerinden biri olarak anılan Klytaimnestra'dan; güç, aile içi ihanet ve bir annenin yakıcı sevgisi üzerine ateşli bir hikâye yükseliyor. Costanza Casati'nin Klytaimnestra'sını, Madeline Miller'ın Ben, Kirke'sini ve Jennifer Saint'in Elektra'sını seven okurlar için mükemmel bir roman. 304 SAYFA. (EKSİK PARÇA YAYINLARI)

Bu kitap gökyüzünün görkemli sonsuzluğunda sizi yolculuğa çıkarıyor

HAYDAR Ergülen’den İSTİKLAL GÖKLERDEDİR- Yolculuklar ve Kentler 4. "Saygıdeğer Yolcularımız, Bugüne kadar "Yolculuklar ve Kentler" dizisindeki Cümleten İyi Yolculuklar, Trenler Kalkar Haydarpaşa'dan ve Bu Sefer Mavi... kitaplarıyla sizleri keyifli bir yolculuğa çıkaran Kırmızı Kedi, bu sefer başınızı biraz daha yukarı kaldırmanızı istiyor. Çünkü bu kitap Atatürk'ün sözünden aldığı ilhamla gökyüzünün görkemli sonsuzluğunda sizi bir yolculuğa davet ediyor. Cümleten İyi Yolculuklar adlı kitapla başlayan dizimiz elinizdeki bu kitapla son buluyor. Lakin Türk edebiyatının 21 usta ismi yazdıkları metinlerle insana "bir son olacaksa böyle olmalı" dedirtiyor. Ve aklımıza Füruğ Ferruhzad'ın o ünlü dizesini getiriyor: "Kuş ölür sen uçuşu hatırla..." O nedenle sevgili yolcularımız kitaplar biter, siz yolculuğu hatırlayın. 240 SAYFA.(KIRMIZIKEDİ YAYINLARI)

Bu kitap, sevgiyle ve yeniden başlamalarla örülmüş şiirsel bir yolculuk

MARYAM J. Keçecioğlu İnan’dan DEM (Bir Nefes). Hayat, çoğu zaman fark etmeden yaşadığımız bir nefes aralığıdır. Virgül ile nokta arasındaki o görünmez mesafede, asıl anlam saklıdır. DEM (bir nefes), zamanı değil anı anlatır. Bitmeden önceki sessizliği, gitmeden önceki farkındalığı, susmadan önceki iç sesi… Bu kitap, yaşamın içinden süzülen gözlemlerle, mevsimlerle, hatıralarla, kırıklarla, sevgiyle ve yeniden başlamalarla örülmüş şiirsel bir yolculuktur. Kaç yıl yaşadığınız değil, Kaç “dem”i gerçekten hissettiğiniz önemlidir. Dem (bir nefes), ya şimdi ya da hiç. 80 SAYFA. (KORA YAYIN)

Kayıp erkek kardeşini arayan bir kadının hikâyesi

ANN Quin’en PASAJLAR. Yazarın 1969 yılında yayımlanan üçüncü romanı Pasajlar, işkence görüp öldürüldüğünden şüphelendiği kayıp erkek kardeşini arayan bir kadının hikâyesi. Fakirlikle boğuşan, güneşli, kumlu ve isimsiz bir ülkedeki bu arayışta sevgilisi de kadına eşlik etmektedir ve adamın güncesinden parçalar ve kenar notları binlerce yıllık mitlerin gölgesinde anlatıya dahil olur. Pasajlar, yazarın Berg, Üç ve Triptikler adlı kitaplarından alışkın olduğumuz, türün sınırlarını sonuna dek zorlayan bir roman. “Pasajlar, uzun zamandır hissetmediğim bir merak duygusu uyandırdı bende. Tanımlaması zor, sanki ergenlikte insanı yakıp tutuşturan o mutlak merak gibi, cinsel, tekbenci, melankolik, şiddetli, aç, dermansız ve sınırsız.” Claire-Louise Bennett. “Pasajlar’ı okumak berrak sulara bakmak gibi. Saydam ve kör edici bir şekilde sana yansıyor. Hareket halinde ve ne kadar derin olduğunu kestiremiyorsun. Belki orada bir ceset var. Belki de senin cesedin.” Joanna Walsh. 144 SAYFA. (EVEREST YAYINLARI)

Coğrafyanın geleceğine yönelik bir manifesto

DAVİD T. Herbert’ten COĞRAFYA-KILAVUZ. Coğrafya, başlangıcından bu yana bir bilim dalı olarak çok yol katetti. Keşfedilen “uzak diyarlar”ın adlandırılıp haritaya dökülmesiyle başlayan bu bilgi alanı, günümüzde çağdaş yaşamın ayrılmaz bir parçasına dönüşerek doğa ile toplum arasında, fen bilimleri ile beşeri bilimler arasında bir köprü işlevi görür hale geldi. Coğrafya, coğrafyacıların kullandığı en ileri teknolojileri aktararak bu bilim dalının bugün karşı karşıya kaldığımız yakıcı çevresel ve toplumsal meselelerin çözümüne nasıl yardımcı olabileceğine dikkat çekiyor. Onun esas konusunu, belli başlı kavram ve yöntemlerini, güçlü yanlarını ve tartışmalı yönlerini meslekten olmayan okurun da takip edebileceği şekilde açıklayıp tartışmakla kalmıyor, coğrafyanın geleceğine yönelik bir manifesto da sunuyor. 200 SAYFA. (İŞ BANKASI KÜLTÜR YAYINLARI)
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/07/29-temmuz-2026-haftanin-kitap-yorumlari-ozkan-sackan-inceledi-1151.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/07/29-temmuz-2026-haftanin-kitap-yorumlari-ozkan-sackan-inceledi-1151.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/07/29-temmuz-2026-haftanin-kitap-yorumlari-ozkan-sackan-inceledi-1151-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/07/29-temmuz-2026-haftanin-kitap-yorumlari-ozkan-sackan-inceledi-1151.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.iyigunler.net/29-temmuz-2026-haftanin-kitap-yorumlari-ozkan-sackan-inceledi/359917/</link>
			<pubDate>Wed, 29 Jul 2026 10:53:14 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[26 Temmuz 2026 kitap yorumları | Özkan Saçkan inceledi]]></title>
			<description><![CDATA[Temmuz ayının son haftasına girirken kitapçı raflarında yerini alan yeni eserleri, Gazeteci - Yazar Özkan Saçkan sizler için yorumladı. Haftanın kitap incelemesi haberin devamında.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[26 Temmuz 2026 kitap yorumları | Özkan Saçkan inceledi


ANDY WARHOL: GRAFİK BİR BİYOGRAFİ: Kitap modern sanatın bu dev figürüne yönelik eğlenceli bir tanıtım sunarak Warhol'un iç dünyasının en derin katmanlarını ve bir sanatçı olarak kendisini sürekli nasıl geliştirdiğini keşfe çıkıyor.

HZ. MUHAMMED DÖNEMİ: Yazarken oryantalist yazarlardan da yararlanılmıştır; ama asıl başvuru kaynaklarımız İslam tarihi konusunda Müslümanların yazdığı ilk kaynaklardır.

MAHALLEMİZİN KEDİSİ: Kediler küçük iyiliklerin büyük etkisi sayesinde yolları kesişir ve birbirlerinin hayatına temas ettikçe iyileştiklerini fark ederler.    

KİTABEVİ SAVAŞLARI: “Josie’nin dükkânı edebiyata adresiyken neredeyse bölgenin en geniş aşk romanı kataloğu Ryan’ın kitapseverliğindeydi.”

ALBAYIN FOTOĞRAFI: Yazar, bazı ruh hastalarınca çok ciddi biçimde kullanılan ve ayrışık düşünme düzeni ya da marazi düşünme düzeni olarak adlandırılan bir yönteme çok sık başvurur...

ROBİNSON CRUSOE: Kitap, üç yüz yılı aşkın süredir okurları büyüleyen, insanın dayanıklılığının ve hayatta kalma iradesinin en güçlü metinlerinden biridir

İşte o kitaplar;


Modern sanatın bu dev figürüne yönelik eğlenceli bir tanıtım

MİCHELE Botton’dan ANDY WARHOL: GRAFİK BİR BİYOGRAFİ. Andy Warhol kimdi? Hikâyesi neydi? Olağanüstü sanatsal yolculuğu nerede başladı, nerede sona erdi? Pittsburg'lu, çizgi romanlara kafayı takmış garip bir çocuğun büyüyüp New York'a taşınmasını ve yaratıcı dünyayı fethetmesini izleyin. Renkli grafik roman formatında kaleme alınan kitap modern sanatın bu dev figürüne yönelik eğlenceli bir tanıtım sunarak Warhol'un iç dünyasının en derin katmanlarını ve bir sanatçı olarak kendisini sürekli nasıl geliştirdiğini keşfe çıkıyor. İÇİNDEKİLER: Pittsburgh'ta İlk Yıllar, New York, Andy Warhol, Müzik ve Sinema, Bang!, İş, Sürekli Kendini Yenile, Geçmiş ve Şimdi, Son ve Sonsuzluk. 128 SAYFA. (LİTERATÜR HAYAT)

Gerçekçi bir İslam tarihi bilincini oluşturmak

TUNAY Bayrak’tan HZ. MUHAMMED DÖNEMİ. Bu kitap, İslam tarihinin ilk dönemi konusunda yıllardır ezberletilen bilgilerin doğruluğunu, geçerliliğini sorgulamak üzere kaleme alınmış bir eleştirel İslam tarihidir. Yazarken oryantalist yazarlardan da yararlanılmıştır; ama asıl başvuru kaynaklarımız İslam tarihi konusunda Müslümanların yazdığı ilk kaynaklardır. Yani siyer, megazi kitapları, hadisler ve özellikle de Mushaf yani günümüzdeki Kur’an’dır. Öne sürdüğümüz savları kanıtlamaya çalışırken; İbni İshak, İbni Hişam, Vakidi, İbni Sa’d, İbni Esir, Belazuri, Taberi vb. Müslüman yazarların yazdıklarından da çok yararlandık. Hem bu kaynakları hem de hadisler ve ayetleri ele alırken geleneksel “nakliyatçı” anlayışı bir yana bıraktık. Bu kaynakların satır aralarını okumaya çalıştık. Örneğin Peygamber’den “İbni Kebşe” diye söz edilmesini ilgi çekici bulduk. Hz. Muhammed’in annesi Âmine’nin, babası Abdullah’ın, dedesi Abdülmuttalip’in ve onun babası Haşim’in Medine’de kesişen “ilahi tesadüf” güzergâhlarına dikkat çektik. Bedir Savaşı ile ilgili hadisleri okuyunca, “Bedir bir savaş mıydı?” diye sorgulama gereği duyduk. Akabe Biatlarından Medine Belgesi’ne; Hz. Muhammed’in evliliklerinden savaşlarına; çocuklarından vefatına kadar birçok konuda şimdiye kadar neredeyse hiç öne sürülmemiş savları kanıtlarıyla okura sunduk. Amacımız sansasyon yaratarak gündeme gelmek değil; İslam tarihini daha sağlam temellerde yeniden ele alan, irdeleyici, sorgulayıcı bir süreci başlatmak; yüzyıllardır ezberletilen bazı bilgilerin doğru olmadığını ortaya koyarak gerçekçi bir İslam tarihi bilincini oluşturmaktır. (Tunay Bayrak) 243 SAYFA. (BERFİN YAYINLARI)

Sessizce iyileştiren, sıcacık ve umut dolu bir hikâye...

TANYA Guerrero’dan MAHALLEMİZİN KEDİSİ. Şefkatli bir sevgi, içten gelen iyilik, sürpriz karşılaşmalar, parçalanmış hayatlara umut taşıyor... Şehirde bir sokak kedisi... Çevresinde kaybolmuş ve yalnız hisseden insanlar... Her biri şehrin gürültüsü içinde kendi dünyasına saklanır. Onları birleştiren duygu, bir kediye besledikleri koşulsuz sevgi olur. Bazen kurtarılan yalnızca bir sokak kedisi değildir. Kedinin sessiz ve huzurlu varlığı, insanlar arasındaki görünmez bağları hatırlatır. Küçük iyiliklerin büyük etkisi sayesinde yolları kesişir ve birbirlerinin hayatına temas ettikçe iyileştiklerini fark ederler. Sessizce iyileştiren, sıcacık ve umut dolu bir hikâye... 336 SAYFA. (ATHİCA YAYINLARI)

Josie ile Ryan, aşk ve savaşta her şeyin mübah olmadığını fark edecekti

ALİ Brady’den KİTABEVİ SAVAŞLARI. Aynı sokakta iki kitapçı. Birbirlerinden nefret ediyorlar ...ya da öyle sanıyorlar. Boston’da aynı sokakta yer alan iki kitabevini yönetiyor olsalar da Josie Klein ve Ryan Lawson’ın yolları neredeyse hiç kesişmemişti. Josie’nin dükkânı edebiyata adresiyken neredeyse bölgenin en geniş aşk romanı kataloğu Ryan’ın kitapseverliğindeydi. Fakat binanın yeni sahibi onları tek bir çatı altında birleştireceğini ve sadece yaz boyunca en yüksek kârı elde eden yöneticilik tutacağını söylediğinde savaş artık kaçınılmazdı. Planlı, titiz ve detay odaklı Josie ile rahat, dağınık ve içgüdüleriyle hareket eden Ryan ilk andan itibaren çatışma hâlindeydi. Rekabetleri ikili arasındaki gerilimi gittikçe artırırken onların tek sığınağı, bir çevrimiçi kitap forumunda tanımadıkları biriyle kurdukları dostluktu. Oysa belki de gerçek tam da burunlarının ucundaydı. Josie ile Ryan, aşk ve savaşta her şeyin mübah olmadığını fark edecekti. Belki de mutlu sonlar yalnızca kitaplara ait değildi. “En sevdiğim film Mesajınız Var’ın mükemmelliğini aşmak imkânsız sanıyordum, ta ki Ali Brady bunu yapana kadar. Kahkaha attım, gözlerim doldu ve Ryan ile Josie’ye sırılsıklam âşık oldum.” Libby Hubscher. 400 SAYFA. (NOX YAYINLARI)

Ayrışık düşünme düzeni ya da marazi düşünme düzeni

EUGENE İonesco’dan ALBAYIN FOTOĞRAFI. Gergedan, Kel Şarkıcı, Gönüllü Katil gibi tiyatro oyunlarıyla absürt tiyatronun öncülerinden ve çağdaş edebiyatın uyumsuz temsilcilerinden sayılan yazardan bir öyküler toplamı... İnsanın dünyadaki varoluşunun saçmalığını dilde yaşanan yabancılaşma aracılığıyla hemen hemen yazdığı her yapıtta göstermeyi amaçlayan yazarın öyküleri, bu çabanın kusursuz bir örneği. Kitaptaki bazı öyküler yazarın unutulmaz tiyatro oyunlarının nüvesini oluşturmuştu. Yazar, bazı ruh hastalarınca çok ciddi biçimde kullanılan ve ayrışık düşünme düzeni ya da marazi düşünme düzeni olarak adlandırılan bir yönteme çok sık başvurur... Roland Barthes. Ionesco’nun ve dehasının önemi hâlâ doğru dürüst ölçülmüyor. Claude Mauriac. 120 SAYFA. (YAPI KREDİ YAYINLARI)

Denizin ortasında unutulmuş bir adada başlayan hikâye  

DANİEL Defoe’den ROBİNSON CRUSOE. Bir gemi kazası... Issız bir ada... Ve hayatta kalmak için doğayla, yalnızlıkla ve kendi zihniyle mücadele eden bir insan. İngiliz edebiyatının en unutulmaz kahramanlarından biri: Robinson Crusoe. Daniel Defoe'nun 1719'da kaleme aldığı kitap yalnızca bir macera hikâyesi değil, aynı zamanda insanın doğa karşısındaki kırılganlığını, emeğin kurucu gücünü ve yalnızlığın dönüştürücü etkisini ele alan eşsiz bir anlatıdır. Crusoe'nun ıssız adada geçirdiği yıllar; korku, umut, sabır ve inanç arasında gidip gelen insan ruhunun derin bir keşfine dönüşür. Romanın kahramanı kendi elleriyle kurduğu küçük dünyada doğayı evcilleştirmeyi, zamanı sabırla işlemeyi ve en önemlisi yalnızlığın içindeki insanı anlamayı öğrenir. Denizin ortasında unutulmuş bir adada başlayan bu hikâye uygarlık ile vahşi yaşam, insan ile doğa ve kader ile irade arasındaki kadim soruları yeniden sorar. Kitap, üç yüz yılı aşkın süredir okurları büyüleyen, insanın dayanıklılığının ve hayatta kalma iradesinin en güçlü metinlerinden biridir. 336 SAYFA. (CAN YAYINLARI) 

 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/07/26-temmuz-2026-kitap-yorumlari-ozkan-sackan-inceledi-4948.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/07/26-temmuz-2026-kitap-yorumlari-ozkan-sackan-inceledi-4948.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/07/26-temmuz-2026-kitap-yorumlari-ozkan-sackan-inceledi-4948-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/07/26-temmuz-2026-kitap-yorumlari-ozkan-sackan-inceledi-4948.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.iyigunler.net/26-temmuz-2026-kitap-yorumlari-ozkan-sackan-inceledi/359905/</link>
			<pubDate>Sun, 26 Jul 2026 08:27:06 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Günsan’dan çocuklara güvenli yaşam rehberi: Fiyuuu]]></title>
			<description><![CDATA[Çocuklar güvenli elektrik kullanımını Fiyuuu ile öğrenecek]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Günsan’dan çocuklara güvenli yaşam rehberi: Fiyuuu


Çocuklarda güvenli elektrik kullanımı konusunda farkındalık oluşturmayı hedefleyen Günsan Elektrik, Kelime Yayınları iş birliği ile çocuk kitapları yazarı Ayşe Başcı tarafından kaleme alınan “Kıpırdak Elektron Fiyuuu” kitap projesini hayata geçirdi. Çizer Refiye İclal Tıkız ve tasarımcı Hüseyin Özkan’ın renkli anlatımıyla güvenli elektrik kullanımı, enerji tasarrufu ve bilinçli tüketim konularını hikâyeleştirerek aktaran kitap, 10 bin adetlik baskısıyla Türkiye genelindeki çocuklarla buluşurken, sesli kitap ve e-kitap versiyonlarıyla da dijital platformlarda erişime açıldı.


Çocuklarda güvenli elektrik kullanımı konusunda farkındalık oluşturmayı hedefleyen kitap, güvenli yaşam kültürü, enerji tasarrufu ve bilinçli tüketim gibi konuları eğlenceli bir dille anlatıyor. Kitapta, Derin ile meraklı karakter Fiyuuu’nun yolculuğu üzerinden çocuklara elektrik konusunda günlük yaşamda karşılaşabilecekleri riskler ve doğru davranış biçimleri hikâye yolu ile aktarılıyor. Hikâye, çocuklarda sorumluluk bilinci ve sürdürülebilir yaşam farkındalığı oluşturmayı hedefliyor.



Binlerce çocuğa ulaşan farkındalık hareketi

Sosyal etki yaklaşımıyla hayata geçirilen proje kapsamında, 10 bin adet kitap basıldı. Kelime Yayınları'nın katkılarıyla hazırlanan kitap, Bütün Çocuklar Bizim Derneği’nin desteğiyle Diyarbakır, Aydın, Siirt, Gümüşhane, Mardin, Kocaeli, Bilecik’te çocuklarla buluştu. Balıkesir’de de gerçekleştirilen dağıtımlarla birlikte ilk etapta toplam 4 bin 500 adet kitap çocukların hayal dünyasına dokundu. Türkiye genelindeki 120 kütüphaneye de ulaştırıldı. Projenin erişimini artırmak amacıyla kitabın sesli versiyonu da hazırlandı. Seslendirme sanatçısı Harun Can’ın sesiyle hayat bulan eser; Storytel üzerinden erişilebilir hale geldi. Ayrıca kitabın e-kitap versiyonu da yine Storyel ile Sayısal Grafik ve Google Play platformlarında yer alıyor. 

“Güvenli yaşam kültürü küçük yaşlarda başlıyor”

Günsan Elektrik Pazarlama Direktörü Burcu Şahbudak, güvenli elektrik kullanımının yalnızca teknik bir konu değil, aynı zamanda çocukların güvenliğiyle ilgili toplumsal bir sorumluluk olduğuna dikkat çekerek şunları söyledi: “Hepimiz çocuklarımıza ‘Prize dokunma’, ‘Dikkat et’ gibi uyarılar yapıyoruz. Ancak çocuklar kurallardan çok hikâyelerle öğreniyor. Biz de elektrik güvenliği gibi teknik bir konuyu onların dünyasına, anlayabilecekleri bir dil ve hikâye aracılığıyla taşımak istedik. Kıpırdak Elektron Fiyuuu, bir çocuk kitabından daha fazlası; çocuklarla güvenli yaşam kültürü arasında kurulan bir köprü. Güvenli davranışların da tıpkı diğer yaşam alışkanlıkları gibi küçük yaşlarda kazanıldığına inanıyoruz. Başarımızı kaç kitap bastığımızla değil, kaç çocuğun hayatına dokunabildiğimizle ölçeceğiz. Eğer Fiyuuu sayesinde bir çocuk bir riski fark eder, bir önlemi hatırlar ya da güvenli davranışın önemini kavrarsa, amacımıza ulaşmış olacağız.”

"Çocuklar dünyayı hikayeler aracılığıyla keşfediyor"

Projenin yazarı Ayşe Başcı ise çocukların öğrenme biçimine dikkat çekerek şunları söyledi: “Çocuklar kuralları ezberlemekten çok, hikayeler üzerinden öğreniyor. Fiyuuu’yu oluştururken amacımız güvenli yaşam konularını sıcak ve akılda kalıcı bir anlatımla sunmaktı. Derin ve Fiyuuu’nun hikayesi sayesinde çocuklar yalnızca güvenliği değil, doğru karar verme ve sorumluluk almayı da öğreniyor.” 

Fiyuuu projesi, Günsan Elektrik’in toplumsal fayda odaklı çalışmalarının devamı niteliğini taşıyor. Şirket, daha önce hayata geçirdiği “Hayatı Aydınlatan Kadınlar” ve “40. Yıl 40 Okul” projeleriyle farklı sosyal alanlarda kalıcı etki oluşturdu. Bu yaklaşımın devamı olarak Fiyuuu kapsamında önümüzdeki dönemde yazar-okur buluşmaları, okul etkinlikleri ve kütüphane ziyaretleri düzenlenerek çocuklarla interaktif çalışmalar gerçekleştirilmesi planlanıyor.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/07/gunsan-dan-cocuklara-guvenli-yasam-rehberi-fiyuuu-3764.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/07/gunsan-dan-cocuklara-guvenli-yasam-rehberi-fiyuuu-3764.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/07/gunsan-dan-cocuklara-guvenli-yasam-rehberi-fiyuuu-3764-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/07/gunsan-dan-cocuklara-guvenli-yasam-rehberi-fiyuuu-3764.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.iyigunler.net/gunsan-dan-cocuklara-guvenli-yasam-rehberi-fiyuuu/359888/</link>
			<pubDate>Wed, 22 Jul 2026 11:43:38 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Temmuz ayı üçüncü hafta kitap yorumları | Özkan saçkan inceledi]]></title>
			<description><![CDATA[Temmuz ayı üçüncü haftasına girerken yayın evlerinden kitapçı raflarına yolculuğunu tamamlayan yeni kitapları, gazeteci yazar Özkan Saçkan sizler için yorumladı]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Temmuz ayı üçüncü hafta kitap yorumları | Özkan saçkan inceledi


SİLİVRİ’DEN YÜKSELEN SES: Kitapta, bir yandan Silivri günlerinin içeriden tanıklığı aktarılırken; diğer yandan Esenyurt'ta 7 ay gibi kısa bir sürede gerçekleştirilen sosyal belediyecilik projeleri, kent vizyonu, barış ve kardeşlik eksenli yerel yönetim anlayışı ayrıntılarıyla anlatılıyor.

BAŞKA BİR HAYATTA BUL BENİ: Yazarın bu güçlü romanı, o ana dek yaşanan her şeyi tamamen yeniden tanımlayacak çarpıcı bir aydınlanmaya doğru ilerliyor.

ALMANYA NERE ZARA NERE: "Onun söz denilen çelik mermileri, kalem denilen silahı ile düşmanın yüreğine fırlattığını göreceğiz. Gittikçe sakıncalara dalan günümüz yaşamını kurtarmaya yardım edecek."

DÜŞÜNCE GÜCÜNLE GENLERİNİ DEĞİŞTİR: Sağlığımızın, karakterimizin ve hatta yaşam süremizin büyük ölçüde DNA’mız tarafından tayin edildiğini sanıyorduk. Ancak son yıllarda gelişen epigenetik bilimi bu anlayışı değiştirmeye başladı.

DELİKANLININ PORTRESİ: Yazar ürkütücü ortamlar, grotesk karakterler ve bir dâhiyle çırağının unutulmaz hikâyesi eşliğinde okurunu Rönesans devri İtalya’sına davet ediyor.

BİLİM VE DİN-KILAVUZ: Bu kitapta Thomas Dixon ve Adam R. Shapiro can alıcı bir soru sorarak konuyu ele alıyor: Bilim-din gerilimini belirleyen asıl mesele ne?

İşte o kitaplar;

 
Özer, kendi yaşadıklarının içinden Türkiye'nin yakın dönem siyasi atmosferine ışık tutuyor

PROF. DR. AHMET Özer’den SİLİVRİ’DEN YÜKSELEN SES. Yazar, Türkiye'de demokrasi, millet iradesi, kayyım siyaseti ve muhalefet mücadelesi etrafında yaşanan büyük kırılmayı anlattığı kitabında, bir tanıklık kitabı olmanın ötesine geçiyor. Akademisyen, sosyolog ve siyasetçi kimliğiyle yıllardır toplumsal barış ve yerel demokrasi üzerine düşünen Özer, bu kez kendi yaşadıklarının içinden Türkiye'nin yakın dönem siyasi atmosferine ışık tutuyor. Esenyurt'ta yüz binlerin oyuyla seçilen bir belediye başkanının gözaltına alınışını, tutuklanmasını ve yerine kayyım atanmasını kişisel bir anlatıdan çıkararak, halk iradesine yönelik daha büyük bir müdahalenin parçası olarak ele alıyor. Kitapta, bir yandan Silivri günlerinin içeriden tanıklığı aktarılırken; diğer yandan Esenyurt'ta 7 ay gibi kısa bir sürede gerçekleştirilen sosyal belediyecilik projeleri, kent vizyonu, barış ve kardeşlik eksenli yerel yönetim anlayışı ayrıntılarıyla anlatılıyor. Ahmet Özer, Türkiye'nin en büyük ilçesinde kurmaya çalıştığı toplumsal dayanışma modelini, yaşanan siyasi operasyonlarla birlikte değerlendirirken; hukukun siyasallaşması, kayyım uygulamaları ve demokrasi krizine dair kapsamlı bir siyasi analiz de sunuyor. Millet iradesi, demokrasi, hukuk ve özgürlük üzerine yürütülen büyük tartışmanın tam ortasından itiraz eden Silivri'den Yükselen Ses, aynı zamanda yarının Türkiye'sine bırakılmış bir kayıt olarak hakikati arayan okurunu bekliyor. CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun önsözleriyle... 224 SAYFA. (KIRMIZIKEDİ YAYINLARI)

Bir aşk hikâyesi değil; aşka dair bir hikâye

CATRİONA Silvey’den BAŞKA BİR HAYATTA BUL BENİ. Thora ile Santi daha önce de karşılaşmışlardı. Yabancı bir şehirde yolları kesişen bu iki yabancı, anlık ve tuhaf bir tanıdıklık hissiyle sarsılır. Ancak aralarındaki bağ derinleşemeden, trajik bir kaza hikâyelerini yarım bırakır. Fakat bu yalnızca bir başlangıçtır. Hikâyeleri her seferinde yeniden başlar. Birbirinin yörüngesindeki uydular gibi; dost, ortak, âşık ya da düşman olarak her yaşamda birbirlerini yeniden bulurlar. Bunun, son karşılaşmaları olmamasını sağlamak ise yalnızca kendi ellerindedir. Geçmişin anıları bugüne sızıp döngüler belirginleştikçe, hayatları nihai bir sonla noktalanmadan önce bu tekrarlayan yaşamların ardındaki gizemi çözmek zorunda kalırlar. Yazarın bu güçlü romanı, o ana dek yaşanan her şeyi tamamen yeniden tanımlayacak çarpıcı bir aydınlanmaya doğru ilerliyor. Bu bir aşk hikâyesi değil; aşka dair bir hikâye. "Bulmaca gibi kurgulanmış yapısı ve duygusal derinliğiyle, kader ve özgür irade üzerine yazılmış muhteşem bir spekülatif kurgu." Publishers Weekly. 280 SAYFA. (EKSİK PARÇA YAYINLARI)

Sözcüklerinde bazen bir isyan ve bazen de derin bir insan sevgisi var

HALİT Ünal’dan ALMANYA NERE ZARA NERE. “Halit Ünal'ın Türk danış görevlisi olarak yurttaşlarımızın sorunlarıyla ilgilenirken karşılaştığı birbirinden ilginç olayları hikâye etmesinin yanı sıra, kurucusu ve yöneticisi olduğu "Kuzey Ren Vestfalya/KRV-Türkiyeli Yazarlar Çalışma Grubu"nun yaptığı çalışmaları anlatıyor.” Mecit Ünal. Halit Ünal'ın sözcüklerini Fakir Baykurt bir zamanlar şöyle anlatmıştı: "Onun söz denilen çelik mermileri, kalem denilen silahı ile düşmanın yüreğine fırlattığını göreceğiz. Gittikçe sakıncalara dalan günümüz yaşamını kurtarmaya yardım edecek." Haklıydı, bununla birlikte onun sözlerinin okurunun kalbine ve zihnine usulca yerleşen bir yanı da vardır. Halit Ünal'ın sözü ve kalemi; insanı bulan, çözen, anlayan bir yerden gelir. Memleketine yönelttiği kırgınlık da öfkeden değil, aidiyetten ve sevgiden doğar. Sözcüklerinde bazen bir isyan, bazen adı konmamış bir hüzün, bazen de hayatı bütün çıplaklığıyla kavrayan derin bir insan sevgisi vardır. Halit Ünal'ı 22 Aralık 2024'te Köyceğiz'in toprağına, kuşlarına, güneşine, yağmuruna, ağaçlarına emanet ettik. Anısı, sözcüklerinde ve uzun sohbetlerin sonunda "demek öyle ha!" denilen her anda yaşayacaktır. Deniz Özturan. 203 SAYFA. (KORA YAYIN)

“Sağlığınızın ve mutluluğunuzun yönetimini ele alın!”

DAWSON Church’den DÜŞÜNCE GÜCÜNLE GENLERİNİ DEĞİŞTİR. Genleriniz kaderiniz değildir. Uzun yıllar boyunca genlerimizin hayatımızın büyük bölümünü belirlediğine inandık. Sağlığımızın, karakterimizin ve hatta yaşam süremizin büyük ölçüde DNA’mız tarafından tayin edildiğini sanıyorduk. Ancak son yıllarda gelişen epigenetik bilimi bu anlayışı değiştirmeye başladı. Araştırmalar, genlerin sandığımız kadar sabit olmadığını; yaşam tarzımızın, düşüncelerimizin ve duygularımızın genlerimiz üzerinde etkili olabildiğini gösteriyor. 300’ü aşkın bilimsel çalışmaya dayanan bu kitap da epigenetik alanındaki bulguları anlaşılır bir dille ele alıyor; genler, zihin ve beden arasındaki ilişkiyi inceliyor. “Eleştirilerimde üstünlük ifadeleri pek kullanmam, ama bu kitap hepsini hak ediyor. Ciddiye alan kişiler açısından hayatlarını değiştirici kanıtlar sağlıyor. Dawson Church’ün gerçekleri tartışılmaz.”-Chemistry Bookshelf. “Kuantum fiziği ve epigenetik bilimindeki son gelişmeler, dünyadaki her insanın hayatını derinden etkileyecek bir küresel gelişimin müjdecisi niteliğindedirler. Dr. Dawson Church, Düşünce Gücünle Genlerini Değiştir ile bu çığır açıcı bilimin karmaşıklığının özünü çıkarıp, büyük bir ustalıkla herkesin anlayabileceği basit ve zarif bir sunuma dönüştürmüştür. Bu son derece esin verici ve güçlendirici kitabı okuyarak sağlığınızın ve mutluluğunuzun yönetimini ele alın!”-Dr. Bruce H. Lipton, İnancın Biyolojisi adlı kitabın yazarı. 488 SAYFA. (DESTEK YAYINLARI)

Yazar okurunu Rönesans devri İtalya’sına davet ediyor

MARİO Claudio’dan DELİKANLININ PORTRESİ. Günümüz Portekiz edebiyatının usta kalemlerinden Mário Cláudio, Delikanlının Portresi’nde büyük usta Leonardo da Vinci ile çırağı ve ilham perisi Giacomo’nun ilişkisine odaklanıyor. Küçük yaşında haylazlıklarından bıkan babasının, mezar kazan, uçan makineler yapan dâhinin atölyesine bıraktığı oğlan, ilk andan itibaren olağanüstü güzelliği ile ustasını etkileyecek, türlü numaralarıyla onu hem eğlendirip hem kızdıracak, Leonardo’nun taktığı, “küçük şeytan” anlamına gelen Salai ismiyle ölümsüzleşecektir. Leonardo yıllara yayılan hile ve ihanetler arasında çocukluktan yetişkinliğe geçen çırağını resmedecek ve iki adam arasında bazen baba oğul, bazen de çok daha ötelere uzanan bir ilişki kurulacaktır. Yazar ürkütücü ortamlar, grotesk karakterler ve bir dâhiyle çırağının unutulmaz hikâyesi eşliğinde okurunu Rönesans devri İtalya’sına davet ediyor. 136 SAYFA. (EVEREST YAYINLARI)

Bilim-din gerilimini belirleyen asıl mesele ne?

ADAM R. Shapiro’dan BİLİM VE DİN-KILAVUZ. Bilim-din çatışması hep gündemde. Evrimden aşı karşıtlığına, müfredat tartışmalarından bilim inkârcılığına dek birçok güncel konu ve sorun dinin emirleri ile bilimin yöntem ve ilkeleri arasında kurulan zıtlığa sıkıştırılabiliyor. Bu kitaptaysa Thomas Dixon ve Adam R. Shapiro can alıcı bir soru sorarak konuyu ele alıyor: Bilim-din gerilimini belirleyen asıl mesele ne? Bu ezeli ve çetrefil ikiliğe dair peşin hükümleri felsefi açıdan sorgulayan yazarlar, tıpkı Galileo’nun meşhur davasında olduğu gibi, bilim-din ihtilafının birtakım iktidar ve hâkimiyet mücadelelerini nasıl örtbas edebildiğini –sırasında Avrupa merkezli perspektifin dışına çıkıp sömürgecilik tarihiyle de hesaplaşmaya çalışarak– gözler önüne seriyorlar. 176 SAYFA. (İŞ BANKASI KÜLTÜR YAYINLARI)
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/07/temmuz-ayi-ucuncu-hafta-kitap-yorumlari-ozkan-sackan-inceledi-5608.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/07/temmuz-ayi-ucuncu-hafta-kitap-yorumlari-ozkan-sackan-inceledi-5608.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/07/temmuz-ayi-ucuncu-hafta-kitap-yorumlari-ozkan-sackan-inceledi-5608-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/07/temmuz-ayi-ucuncu-hafta-kitap-yorumlari-ozkan-sackan-inceledi-5608.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.iyigunler.net/temmuz-ayi-ucuncu-hafta-kitap-yorumlari-ozkan-sackan-inceledi/359887/</link>
			<pubDate>Wed, 22 Jul 2026 11:39:19 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Temmuz ayı üçüncü haftası kitap yorumları | Özkan Saçkan inceledi]]></title>
			<description><![CDATA[Temmuz ayı üçüncü haftası kitap yorumları | Özkan Saçkan inceledi]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Temmuz ayı üçüncü haftası kitap yorumları | Özkan Saçkan inceledi


ERDOĞAN’IN ÖZEL HAYATI: “Bu çalışma, bir kişiliği yeniden üretme ya da bir siyasi figürü yeniden çerçeveleme iddiası taşımıyor. Onu, kutsal anlatının merkezine yerleştirmek ya da karşı-anlatının nesnesi haline getirmek gibi niyeti yok. Amaç, hüküm kurmak değil, iz sürmek...”

NOKTA: “Son diye bir şey yoktu. Bir şeylere başlamak için de bir noktadan yola çıkılabilirdi.”

LAMEKAN: Lâmekân, geçmişin unutulmadığını, yalnızca yer değiştirdiğini anlatan; mekânın hafızası, insanın yazgısı ve zamanın sessiz bağları üzerine kurulu sarsıcı bir roman.

SONRASI- EVLİLİK VE AYRILIĞA DAİR: Evliliğin sona erişinin ardından gelen yeni gerçekliği soğukkanlılıkla keşfe çıkan yazar, kadının toplum içindeki yerini, aileyi ve evliliği, otorite kavramını teşrih masasına yatırıyor.

ORTAÇAĞ’DA SEYAHAT REHBERİ: Kitap, yalnızca bir tarih kitabı değil, aynı zamanda sizi zamanda geriye götüren bir serüven, bir zaman makinesi...

KÜÇÜK ERDEMLER: Savaşın korku ve yoksullukla açtığı yaralar, kayıplar, kadın ve anne olmanın karmaşık deneyimi...

İşte o kitaplar;

“Bu çalışma, bir siyasi figürü yeniden çerçeveleme iddiası taşımıyor”
 

HÜRREM Elmasçı’dan ERDOĞAN’IN ÖZEL HAYATI- Liderlik Kodları. “Bu çalışma, bir kişiliği yeniden üretme ya da bir siyasi figürü yeniden çerçeveleme iddiası taşımıyor. Onu, kutsal anlatının merkezine yerleştirmek ya da karşı-anlatının nesnesi haline getirmek gibi niyeti yok. Amaç, hüküm kurmak değil, iz sürmek...” Abdest... Aile... Aşk... Atlar... Ayakkabı... Bavul... Beden Dili... Bıyık... Ceket... Cüzdan... Dergi-Gazete... Din Dersi... Diploma... Doğum Günü Pastası...  Düşünme Mekânı... El yazısı... Ev... Eylem... Fotoğraf... Futbol... Gömlek... Gözaltı... Gözlük... Hafıza... Haklılık Anlatısı... Hastalık... Heykel... Hitabet… İçecek... İmzası... İşyeri... Kahvehane... Kalem... Kasetler... Kaşkol... Kaybetmek... Kazak... Kelimeleri... Kemer... Kişisel Düzen... Kitap...  Kol Düğmesi... Kolonya... Komploculuk... Konuşma Üslubu... Köpek-Kedi... Kravat... Mahalle... Mahpusluk... Mendil... Mikrofon... Mimari Dekorasyon... Müzik... Nezaket... Otomobil... Palto... Pantolon... Radyo... Resim-Hat-Tezhip... Rozet... Saat... Saç... Sağlık... Sakal... Seccade... Sinema... Siyasi Bilinç...  Smokin-Papyon... Şapka... Şemsiye... Şiir... Takke... Tarak... Tarikat... Tatil... Teknoloji... Televizyon... Tesbih... Tiyatro... Uyku... Yelek-Hırka... Yemek-Sofra... Yüzük... Zamanın Dili... 288 SAYFA. (KIRMIZIKEDİ YAYINLARI)

Bir şeylere başlamak için bir noktadan yola çıkılabildi

ÇİMEN Erengezgin’den NOKTA. Bu kitapta bitenlerle başlayanların hikâyeleri var. Hangimizin hayatında bir şeyler bitmedi ve bir şeyler başlamadı ki? Bazen biz bile isteye ya da zorunluluktan kondurduk o noktayı, bazen de birileri noktanın yeri ve zamanına karar verdi. Sonuçta bir şeyler bitti. Bitti. Sonra ya yeniden başlandı ya da yeni başlangıçlara sıra geldi. Nokta'daki hikâyelerde sembollerle hiciv el ele verdi, acıyla birlikte karşılıklı kahve içti. Umut her zamanki gibi onlara kahveyi pişirendi. Noktanın sonda olduğunu zannederdim hep. Sen bana tam tersinin de olabileceğini gösterdin. Herkesin kabul ettiği doğruların ötesine geçtim bu nedenle. Ufuk çizgisinin son olmadığı, güneşin bizde batsa da başka yerde doğduğu, bulutlar olsa da güneşin gökyüzünde varlığını devam ettirdiği gerçeği gibiydi fark ettiğim, fark ettirdiğin. Son diye bir şey yoktu. Bir şeylere başlamak için de bir noktadan yola çıkılabilirdi. 72 SAYFA. (AYRIKOTU YAYINLARI)

İki ayrı zaman. İki ayrı hayat. Aynı mekânda kesişen tek bir kader

İLNUR İnsaf Turan’dan LAMEKAN. Yalnızca içindeki insanlar zamana karışır. Osman, her şeyden kaçarak bir adaya gelir. Yorgun, kırılmış, suskun... Sığındığı eski evin kapısını açtığında fark etmediği bir gerçeğin eşiğine basar: Bu eve ondan önce biri daha sığınmıştır. Yıllar önce. Başka bir ülkeden. Başka bir hayattan. Aynı kırgınlıkla. Bir piyanistin, sürgünün ve anneliğin yarım kalmış hikâyesi bu evin duvarlarına; eşyalara, kokulara ve sessizliğe sinmiştir. Osman o evde yalnız değildir. Çünkü bazı hatıralar sahibini bekler. İki ayrı zaman. İki ayrı hayat. Aynı mekânda kesişen tek bir kader. Lâmekân, geçmişin unutulmadığını, yalnızca yer değiştirdiğini anlatan; mekânın hafızası, insanın yazgısı ve zamanın sessiz bağları üzerine kurulu sarsıcı bir roman. "İnsan bazen nereye gittiğini değil, kimin bıraktığı izlere bastığını bilmeden yürür." 416 SAYFA. (GÜNEŞYOLU YAYINLARI)

Kadının toplum içindeki yeri, aile ve evlilik, otorite kavramı teşrih* masasına yatırılıyor

RACHEL Cusk’tan SONRASI- EVLİLİK VE AYRILIĞA DAİR. Yazar yalnızca romanlarıyla değil, anı, deneme, eleştiri gibi türleri iç içe geçirdiği düzyazı kitaplarıyla da günümüzün en önemli edebiyatçıları arasında yer alıyor. Hamileliğini ve anneliğinin ilk yılını ele aldığı Bir Ömrün Emeği'nin ve ailesiyle birlikte çıktığı İtalya seyahatini anlattığı Son Akşam Yemeği'nin ardından gelen kitabının yayımlanmasıyla, yazarın bir üçleme olarak görülebilecek düzyazı kitaplarının sonuncusu Türkçede okurla buluşmuş oluyor. Evliliğin sona erişinin ardından gelen yeni gerçekliği soğukkanlılıkla keşfe çıkan yazar, kadının toplum içindeki yerini, aileyi ve evliliği, otorite kavramını teşrih masasına yatırıyor; yeni edinilmiş acı bir bilginin ışığında hem kendi çocukluğuna ve ailesine yeni bir gözle bakıyor hem de belli başlı Yunan tragedyalarına taze bir bakış getiriyor. Kitap yazarlığında Çerçeve üçlemesiyle başlayan kırılmaya dair ipuçları da sunan, sarsıcı bir kitap. Kadın deneyimini anlatan sıra dışı bir yazar. Financial Times. 120 SAYFA. (YAPI KREDİ YAYINLARI)

Kitap bir tarih kitabı değil, sizi zamanda geriye götüren bir zaman makinesi...

ANTHONY Bale’den ORTAÇAĞ’DA SEYAHAT REHBERİ- Ortaçağ’da Yaşamışların Gözünden Dünya. Ünlü tarihçi yazar, sizi Ortaçağ gezginlerinin ve seyyahlarının gözünden büyüleyici bir keşfe davet ediyor: Hac yolculuklarından dönemin ünlü ticaret yollarına, kraliyet saraylarından mistik manastırlara, Kudüs'ten İstanbul'a, kendinizi o yıllarda yaşamış seyyahlarla beraber bir yolculukta hissedebileceğiniz bir kitap bu. Gerçekten "bilinmeyen yolculuk"lara çıkmanın o dönemde ne anlama geleceğini keşfederken, onların korkularına, meraklarına ve karşılaştıkları şaşırtıcı manzaralara şahitlik edeceksiniz. Kitap, yalnızca bir tarih kitabı değil, aynı zamanda sizi zamanda geriye götüren bir serüven, bir zaman makinesi... "Canlı, heyecan verici ve şaşırtıcı: Anthony Bale'in Ortaçağ dünyası, mucizeler ve hayallerle dolu. Bale'in birçok Geç Ortaçağ seyyahının metinleri aracılığıyla yaptığı bu keşif yolculuğu tam manasıyla sürükleyici ve büyüleyici, ayrıca hem şimdi hem geçmişte yabancı topraklarda güvensiz dolaşan bir insan olmanın nasıl bir his olduğuna dair halden anlar yorumlarla dolu." John Arnold. Cambridge Üniversitesi, Ortaçağ tarihi profesörü. 336 SAYFA. (MUNDİ KİTAP)

Savaşın korku ve yoksullukla açtığı yaralar

NATALİA Ginzburg’tan KÜÇÜK ERDEMLER. "Çocuk eğitimi söz konusu olduğunda, onlara küçük erdemlerin değil, büyük erdemlerin öğretilmesi gerektiğini düşünüyorum. Tasarrufu değil, cömertliği ve paraya kayıtsız kalmayı; ihtiyatı değil, cesareti ve tehlikeyi küçümsemeyi; kurnazlığı değil, açıklığı ve hakikat sevgisini; diplomasiyi değil, insan sevgisini ve kendini adamayı; başarı arzusunu değil, olma ve bilme arzusunu öğretmeliyiz onlara." Anı, deneme ve kişisel anlatı arasında dolaşan ve 1944-1960 yılları arasında yazılmış bu metinlerde yazar eğitimi, aileyi ve insanın iç dünyasını yeniden düşünmeye çağırıyor. Başarıyı ve parayı merkeze alan bir dünyanın karşısına cesareti, cömertliği ve yaşam sevgisini koyarken çocuk yetiştirmeye ilişkin bildik kalıpları da tersyüz ediyor: Meselenin ne disiplin ne de başarı olduğunu, aslolanın çocuğun kendi yönünü bulabilmesi ve yaşamla kurduğu bağı koruyabilmesi olduğunu söylüyor. Savaşın korku ve yoksullukla açtığı yaralar, kayıplar, kadın ve anne olmanın karmaşık deneyimi... hepsi, yazarın bu sayfalarda ustalıkla kurduğu hem mütevazı hem de görkemli bir hikâyenin parçaları. 128 SAYFA. (CAN YAYINLARI)

*Teşrih Masası: Otopsi masası
 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/07/temmuz-ayi-ucuncu-haftasi-kitap-yorumlari-ozkan-sackan-inceledi-5018.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/07/temmuz-ayi-ucuncu-haftasi-kitap-yorumlari-ozkan-sackan-inceledi-5018.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/07/temmuz-ayi-ucuncu-haftasi-kitap-yorumlari-ozkan-sackan-inceledi-5018-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/07/temmuz-ayi-ucuncu-haftasi-kitap-yorumlari-ozkan-sackan-inceledi-5018.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.iyigunler.net/temmuz-ayi-ucuncu-haftasi-kitap-yorumlari-ozkan-sackan-inceledi/359872/</link>
			<pubDate>Sun, 19 Jul 2026 10:40:35 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Temmuz ayı ikinci haftası kitap yorumları | Özkan Saçkan inceledi]]></title>
			<description><![CDATA[Mevsim sıcakları ile birlikte Türkiye'nin gündemi yangın yerine dönerken, Temmuz Ayı ikinci haftası kitapçı raflarında yerini alan kitapları, Gazeteci Yazar Özkan Saçkan yorumladı]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Temmuz ayı ikinci haftası kitap yorumları


HİÇ KİMSENİN KENTİ: Kitap geçmişin katmanlarını ve rengarenk insanlarını sarmalayıp günümüz Galata'sında buluşturan, büyülü bir gerçekliğin romanı...

ÖDEŞMELER VE ŞAHMERAN HİKÂYESİ: Yazarın ilk baskısı 1973'te yapılan ikinci öykü kitabı Ödeşmeler, daha sonra Şahmeran Hikâyesi'yle birleşerek okurla buluşmaya devam etti.

NARSİST VE PSİKOPATLARLA TRAVMA BAĞLARINI KOPARMAK: Seni inciten, değersiz hissettiren, gerçekliğini sorgulatan birine karşı hâlâ bir bağ hissediyorsan... yalnız değilsin. Bu kitap, adını koyamadığın o karmaşık duygunun gerçeğini açıklıyor.

UĞUL: “Kardeşlik bir deniz kıyısında kırılıyor, mahalleler önce düşte yıkılıyor, aileleri dev cisimde bir sessizlik yutuyor.”

KİTAP İÇİN 2: Yazarın 2004’ten itibaren Cumhuriyet Kitap’ta çıkan ve tiryakileri oluşan kıs (s)a denemeleri…
UFUK YOLCULUĞU: XIX. yüzyıl sonlarının büyük macera romanlarına sevgi dolu olduğu kadar biraz da alaylı bir saygı duruşu; iç içe geçmiş hikâyelerden oluşan bir roman…


İşte o kitaplar;

Rengarenk insanlarını sarmalayıp günümüz Galata'sında buluşturan, bir roman

TOLGA Gümüşay’dan HİÇ KİMSENİN KENTİ. "Gerçek bir edebiyat eseri... Galata ve Levanten kültürü" -Ahmet Cemal, Cumhuriyet. İstanbul... Eşsiz doğası, binlerce yıllık geçmişi, zengin hikâyeleriyle medeniyetlerin buluşma noktası, farklı kültürlerin başkenti... Ve şimdi hem herkesin hem de hiç kimsenin kenti oluşunun romanıyla karşımızda! Yazar, büyük bir merak ve ilgiyle gözlerini Galata'ya çevirmiş. Onun tüm zamanlarını, insanlarını, hikâyelerini ustalıkla aktarıyor. Kitap geçmişin katmanlarını ve rengarenk insanlarını sarmalayıp günümüz Galata'sında buluşturan, büyülü bir gerçekliğin romanı...  220 SAYFA. (REMZİ KİTAPEVİ)

Sağlam bir adamı yılgın bir küçük memur yapan yersiz korkuları

TOMRİS Uyar’dan ÖDEŞMELER VE ŞAHMERAN HİKÂYESİ. Ne var ki öfke bir kere edilginliğe dönüştü mü sahibini yiyordu önce; kudurgan, sivri tırnaklarla onun toprağını eşeliyor, yanılgılarını, boyun eğmelerini, budalalıklarını, kısacası geçmişte bağışlanmış, dayanılmaz, örtbas edilmiş ne varsa hepsini bir bir bulup çıkarıyordu. Sağlam bir adamı yılgın bir küçük memur yapan yersiz korkuları bir bir. Yazarın ilk baskısı 1973'te yapılan ikinci öykü kitabı Ödeşmeler, daha sonra Şahmeran Hikâyesi'yle birleşerek okurla buluşmaya devam etti. "Klasik hikâye" ile "modern öykü" arasında özgün bir yere konumlanan kitap, diriliğini ve canlılığını ilk günkü gibi korumaya devam ediyor. "Son hikâyenin başlığı 'Şahmeran Hikâyesi'dir, ki aslı 'Camasbnâme'dir ve Abdi adında bir şair tarafından 15. yüzyılda nazımla ve aruz vezniyle yazılmıştır. Sonradan bir halk hikâyecisi konuyu 'Şahmeran' adıyla ve düzyazıyla yazdı ve hikâye, günümüze kadar bu ikinci şekliyle basıla geldi. Bu eski öykü ile Tomris Uyar'ın çağımıza alegorik bir uygulama niteliğindeki hikâyesi, ilginç bir karşılaştırma konusudur, incelemeye değer." Behçet Necatigil. 184 SAYFA. (CAN YAYINLARI)

Toksik ilişkilerin görünmeyen dinamiklerini keşfedeceksiniz

SHAHİDA Arabi’den NARSİST VE PSİKOPATLARLA TRAVMA BAĞLARINI KOPARMAK. “Neden hâlâ gitmiyorsun?” Belki de soru bu değil. Asıl soru: “Neden kopamıyorsun?” Seni inciten, değersiz hissettiren, gerçekliğini sorgulatan birine karşı hâlâ bir bağ hissediyorsan... yalnız değilsin. Bu kitap, adını koyamadığın o karmaşık duygunun gerçeğini açıklıyor: Travma bağı. Yazar, narsist ve psikopatik bireylerin kullandığı manipülasyon tekniklerini, bu döngünün beyninde ve duygularında nasıl bir bağımlılık yarattığını ve en önemlisi bu bağları nasıl koparabileceğini adım adım anlatıyor. Bu kitapta: Toksik ilişkilerin görünmeyen dinamiklerini keşfedecek. Manipülasyonun ince ama yıkıcı taktiklerini tanıyacak. Kendini suçlamayı bırakıp gerçeği görecek. Ve en önemlisi, kendi gücünü geri kazanacaksın. Çünkü bu bir aşk hikâyesi değil. Bu, özünü geri alma hikâyesi. Özgürlük, fark etmekle başlar. Yazar, narsisizm, toksik ilişkiler ve psikoloji konularında uzmanlaşmış, çok satan kitapların yazarı ve araştırmacıdır. Harvard ve Columbia üniversitelerinden dereceleri bulunan yazar, Becoming the Narcissist’s Nightmare gibi popüler kitapların yazarıdır ve çalışmaları Psychology Today, Salon ve VICE gibi platformlarda yer almıştır. 280 SAYFA. (DESTEK YAYINLARI)

Bu öykülerde yaşananlar tuhaf, bitimsiz bir çatlağın içine sızıyor

UTKU Yıldırım’dan UĞUL. "Elleri buluşuyor.- Eller de düşünebiliyorsa: -lar?" 2024 Fakir Baykurt Öykü Ödülü'ne değer görülen Hayatında Değil Yerin'in yazarı, yeni öykü kitabında çocukluğun, yoksulluğun, dönüşümün ve kaybolan mahallelerin içinden geçen güçlü bir atmosfer kuruyor. Bu öykülerde yaşananlar tuhaf, bitimsiz bir çatlağın içine sızıyor. Kardeşlik bir deniz kıyısında kırılıyor, mahalleler önce düşte yıkılıyor, aileleri dev cisimde bir sessizlik yutuyor. Havuzun dibindeki menekşe, ayakkabı tamircisinin barakası, minibüs caddesinin egzoz dumanı ya da çocukların kurduğu oyunlar kendi hikâyelerini anlatıyor. "Ölünce çok sevinecek olan mı yazdı bunu, Ezgi mi yazdı, ben yazmadım, hatırlıyorum, kitabı elime ilk aldığımda oradaydı ama bundan da emin değilim şimdi. Hiçbir şeyden emin değilim, bunların yaşanıp yaşanmadığından da. Bu anın öncesi dağınık bir emin olamama hali. Burhanettin abi hariç." 96 SAYFA (EVEREST YAYINLARI)

Çalışkan bir aklın, kurnaz bir seyyahın ürünü

SELÇUK Altun’dan KİTAP İÇİN 2. “Kitap İçin-2 bir bilgi dağarcığı. Ansiklopedik bunaltı üzerine kurulu değil; Selçuk Altun’un kıvrak, ama oryantalizme ödün vermeyen diliyle akıcı-akışkan/çatıştıklarına yapışkan, bir sayılmazsa da iki oturmada bitirilebilecek bir tünlük. Günlük diyemiyorum, çünkü gece havası, serinliği pek yok. Çalışkan bir aklın, haşarı bir estetin, muzip bir çekingenin, kurnaz bir seyyahın ürünü.”  K. İskender. Yazarın 2004’ten itibaren Cumhuriyet Kitap’ta çıkan ve tiryakileri oluşan kıs (s)a denemeleri… 312 SAYFA. (İŞ BANKASI KÜLTÜR YAYINLARI)

XIX. yüzyıl sonlarının büyük macera romanlarına sevgi dolu olduğu kadar biraz da alaylı bir saygı duruşu

JAVİER Marias’tan UFUK YOLCULUĞU. Yazarın yirmi yaşındayken yazdığı ikinci romanı XIX. yüzyıl sonlarının büyük macera romanlarına sevgi dolu olduğu kadar biraz da alaylı bir saygı duruşu; iç içe geçmiş hikâyelerden oluşan bu roman da aynı onlar gibi cüretkâr bir deniz yolculuğunu konu alıyor: Servet sahibi, sıra dışı "Geçmişinden neredeyse bütünüyle pişmanlık duyan" Kaptan Kerrigan Güney Kutbu'na bir yolculuk düzenler. Bu maceraya birtakım edebiyatçı, sanatçı ve bilim insanı katılacaktır sadece. İç yüzü anlaşılamayan bir adam kaçırma vakası, gizemli el yazmaları, Edward devri hanımları, ölümcül düellolar ve büyüleyici deniz manzaraları arasında kitap heyecanlı, sürükleyici, çalkantılı bir hikâyeler silsilesi. "Her tür sahicilik kaygısını bir kenara bırakıp Henry James, [Joseph] Conrad ve Conan Doyle gibi üstatların izinden giden Ufuk Yolculuğu, okuru hayrete düşürmeyi hedefleyen esaslı anlatı geleneğine bağlı olarak, daha ilk satırlardan itibaren merak uyandıran başarılı bir üslup alıştırmasıdır." Elide Pittarello. "Hayır, sevdiği yapıtların ister istemez ve farkına varmadan etkisine kapılmış bir gencin kaleminden çıkmış bir kitap, toy bir yazarın eseri değil bu. Çünkü hicvin yanında bu yapıtta iyi edebiyat da estetik değer de bilinçli bir öğrenme de var." Enrique Sordo, La Estafeta Literaria. 144 SAYFA. (YAPI KREDİ YAYINLARI)
 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/07/temmuz-ayi-ikinci-haftasi-kitap-yorumlari-ozkan-sackan-inceledi-5062.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/07/temmuz-ayi-ikinci-haftasi-kitap-yorumlari-ozkan-sackan-inceledi-5062.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/07/temmuz-ayi-ikinci-haftasi-kitap-yorumlari-ozkan-sackan-inceledi-5062-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/07/temmuz-ayi-ikinci-haftasi-kitap-yorumlari-ozkan-sackan-inceledi-5062.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.iyigunler.net/temmuz-ayi-ikinci-haftasi-kitap-yorumlari-ozkan-sackan-inceledi/359847/</link>
			<pubDate>Wed, 15 Jul 2026 21:05:34 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Temmuz ayı ikinci haftası kitap yorumları]]></title>
			<description><![CDATA[Gazeteci Yazar Özkan Saçkan, Temmuz ayı ikinci haftasında yeni basılan kitapları sizler için inceledi. Haftanın kitap yorumları haberin devamında]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Temmuz ayı ikinci haftası kitap yorumları


KENDİ SAĞLIĞININ CEO’SU OL: "Elif Elkin, senelerin tecrübesiyle ve sağlık sektörünün, yaşamın ve insanın hakikatini anlamış olmanın gücüyle okuduğum en iyi rehberlerden birine imza atmış." -Dr. Egemen Koyuncu- Kadın Hastalıkları, Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı...

YERYÜZÜ SÜRGÜNLERİ: Birinci Dünya Savaşı’nın ardından Yunan işgaliyle parçalanan Ege coğrafyasında, Rumlar ve Türkler zorla düşmanlaştırılır.

ULUSLARARASI PSİKANALİZ YILLIĞI 2025- KAYIP VE YAS: İnsan gelişimi, doğası gereği kayıpla başlar; sağlıkla dünyaya gelmek için bebek, vakti geldiğinde rahmi geride bırakmalıdır.

KENTTE BİLE BAHAR: Yazar, ironiyi melankoliyle, iç konuşmayı masalsı bir anlatıyla, kentli yalnızlığı politik alegoriyle ustaca bir araya getirerek okuru amansız bir soruyla baş başa bırakıyor.

TANPINAR’A HUZUR YOK: Tanpınar’a Huzur Yok’taki, Tanpınar’ı ince bir ironinin, kimlikleri sürekli değişen karakterlerin, oyunbaz dil sanatlarının ve dört bir yanında bükülen zamanın evrenine; Menteş geleneğine yerleştiriyor. Yalın Alpay.

İLK AŞK: “Riley, diyalog yazmadaki muhteşem yeteneğiyle Henry Green ve Barbara Pym’in de dahil olduğu İngiliz edebiyat mirasındaki yerini alıyor. Hayatta karşılaştıklarımızı böylesine incelikle aydınlatan bir yazarla tanıştığımız için çok şanslıyız.” –Claire Messud

İşte o kitaplar;

Sadece daha uzun değil, daha güçlü, daha kaliteli bir yaşam için ilk adımı atın

ELİF Elkin’den KENDİ SAĞLIĞININ CEO’SU OL. Tahlillerim normal ama ben iyi hissetmiyorum... Sağlık, kriz çıktığında tamir edilen bir sistem değil; her gün yönetilmesi gereken bir yaşam becerisidir. Bilimsel araştırmalar, uzman görüşleri ve gerçek yaşam deneyimleriyle şekillenen bu kitapta; bedeninizin sinyallerini okumayı, enerjinizi yönetmeyi, sürdürülebilir alışkanlıklar kurmayı ve kendi sağlık sisteminizi oluşturmayı keşfedeceksiniz. Yıllarca şirketleri, ekipleri ve projeleri yönetmeyi öğrendik. Ama en önemli sistemi -kendi bedenimizi ve zihnimizi- nasıl yöneteceğimiz hiç öğretilmedi. Şimdi sıra sizde. Kendi hayatınızın yönetim kurulunda yerinizi alın. Kendi sağlığınızın CEO'su olun. Ve sadece daha uzun değil, daha güçlü, daha bağımsız, daha kaliteli bir yaşam için ilk adımı atın.  "'Her şeyi çözmüş' bir sağlık gurusunun reçeteleri yerine, farkındalığı artırıp, kolektif keyifli bir çalışma öneren bu kitabın, keyifle okunacak bir kaynak olacağını  düşünüyorum." - Prof. Dr. Sibel Çakır- Psikiyatri Uzmanı. "Bu kitap kendi sağlığının sorumluluğunu yeniden eline almak isteyenler için güçlü bir başlangıç." -Dr. Mehmet Portakal- Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı. "Elif Elkin, senelerin tecrübesiyle ve sağlık sektörünün, yaşamın ve insanın hakikatini anlamış olmanın gücüyle okuduğum en iyi rehberlerden birine imza atmış." -Dr. Egemen Koyuncu- Kadın Hastalıkları, Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı... 288 SAYFA.  (MONA KİTAP)

İki halkın, emperyalist emellerin oyuncağı haline gelişini anlatan gerçekçi bir roman

ŞULE Akşun’dan YERYÜZÜ SÜRGÜNLERİ. Savaş, acı kayıplarıyla bir gün elbette biter ama her iki halkın belleğinde silinmesi zor, derin bir nefreti miras olarak bırakır. Çünkü asıl düşman, silahla gelen değil, zihinlerimize zorla sokulan acı hatıralardır. Kitap, bir zamanlar barış içinde yan yana yaşayan iki halkın, emperyalist emellerin oyuncağı haline gelişini anlatan gerçekçi ama aynı zamanda trajik bir roman. Bir yanda geçmişin masalları, mitolojik fısıltılar, Orfeus’un yarım kalmış şarkısı… Diğer yanda tarihin acımasız gerçeği. Birinci Dünya Savaşı’nın ardından Yunan işgaliyle parçalanan Ege coğrafyasında, Rumlar ve Türkler zorla düşmanlaştırılır. Bu iki halk yüzyıllardır aynı rüzgârı, aynı denizi, aynı umutları paylaşırken, Yunan işgali, bu kadim komşuluğu paramparça eder. Düşmanlaştırılan komşular, evinden, toprağından, anılarından koparılan insanlar… İşgal, zulüm, göç ve korku; iç içe yaşayan hayatların arasına görünmez bir duvar örer. Kimi gider, kimi kalır. Gidenler gittikleri yerlerde birer yabancı, kalanlar ise her sabah biraz daha eksilmiş hisseder. Çünkü bazen insan ne doğduğu yere dönebilir ne de kalmayı seçtiği yerde var olabilir. Aşk ise, tüm bu yıkımın ortasında bir umut, yeni bir başlangıç olarak filizlenir. 208 SAYFA. (DESTEK YAYINLARI)

Yas, bireysel bir süreç olmanın ötesinde, kolektif ve kuşaklararası bir mesele olarak da karşımıza çıkar

ŞEYDA Postacı’dan ULUSLARARASI PSİKANALİZ YILLIĞI 2025- KAYIP VE YAS. Uluslararası Psikanaliz Yıllığı insanı anlamaya ve çözümlemeye devam ediyor. “Günümüz dünyasında yaşanan salgın hastalıklar, savaşlar, zorunlu göçler, bireysel ve toplumsal şiddetteki artış, yalnızca somut nesne kayıplarını değil; sağlığın, aidiyetin, dilin, kimliğin, güven duygusunun ve geleceğe ilişkin hayallerin yitimini de beraberinde getirmektedir. Bu bağlamda yas, bireysel bir süreç olmanın ötesinde, kolektif ve kuşaklararası bir mesele olarak da karşımıza çıkar. İnsan gelişimi, doğası gereği kayıpla başlar; sağlıkla dünyaya gelmek için bebek, vakti geldiğinde rahmi geride bırakmalıdır. Anne karnındaki konfordan ayrılmasından itibaren her adımda karşılaşacağı kayıplar, aynı zamanda yeni büyümelerin de kapılarını açar. Psikanalitik açıdan yas, nesne kaybı karşısında verilen duygusal bir tepki olmanın ötesinde öznenin iç dünyasının, bağ kurma ve simgeleştirme kapasitelerinin yapıtaşlarını oluşturan bir deneyimdir.” 216 SAYFA. (YAPI KREDİ YAYINLARI)

Hafızayla, insanın kendine anlattığı hikâyelerle kurulan çok katmanlı bir yüzleşme metni

AHMET Erkam Saraç’tan KENTTE BİLE BAHAR. "Düş kırıklığı içinde, 'Bayım ben sıçanlardan anlamam, hele hayat kurtarmaktan hiç anlamam, üzgünüm ama yanlış numara,' diyesiydi ya sol elinin masaya yapıştığını fark etti. Kim bilir kendisi gibi hangi ipsizin döke saça içtiği oralet artığının üstünde uyuşmuştu eli. Peki ocağın sahibi olacak hıyarağası şu yapış yapış kahverengi lekenin sıçan boku olmadığını kanıtlayabilir miydi? Ayakkabısının sol tekinin önündeki delik de ha giymekten eprimiş ha sıçan kemirmiş, neyi değiştirirdi. Bu virane semtte, şu harap olmuş çay ocağında nefes alabilen bir adamdan daha güçlü bir adam var mıydı ki birinin hayatını kurtarsın?" Kitap yazarın şehirle, hafızayla, insanın kendine anlattığı hikâyelerle kurduğu çok katmanlı bir yüzleşme metni. Çengelköy kıyılarından Küçüksu'ya, lise koridorlarından Akmar Pasajı'na, çocukluk semtlerinden hayalî semtlere uzanan bu öykülerde bahar yalnızca bir mevsim değil; bastırılmış arzuların, yarım kalmış aşkların, ertelenmiş hayatların yeniden gün yüzüne çıktığı bir aralık. Geçmişe saplanıp kalanlar, her gün bir başka kimliğe bürünenler, iktidarın gölgesinde nefes almaya çalışanlarla örülü bu kitap hem karakterlerin hafıza labirentlerinde dolaşıyor hem de toplumsal suskunluklara ayna tutuyor. Ahmet Yazar, ironiyi melankoliyle, iç konuşmayı masalsı bir anlatıyla, kentli yalnızlığı politik alegoriyle ustaca bir araya getirerek okuru amansız bir soruyla baş başa bırakıyor: "Bahar gerçekten kentte bile bahar mıdır, yoksa her filizlenişin altında unutulmuş bir sızı mı saklıdır?" 96 SAYFA.  (CAN YAYINLARI)


Polisiye kurgunun arkasında ikna edici bir Tanpınar imgesi beliriyor

MURAT Menteş’ten TANPINAR’A HUZUR YOK. Bir insan harikaysa, göründüğünden de harikadır. “İnanır mısınız, aşksızlık bana daha romantik geliyor. Gönül sayfasını temiz tutmak... Hani, nerede, ona yaklaştıkça kendime geldiğim sevgili?” Gizemli koleksiyoner Bahtiyar Kont’la dostluk kuran Profesör Tanpınar’ın endişeleri yatışmış, neşesi yerine gelmiştir. 

Bahtiyar Bey, Tanpınar’ı Nermin Mermi adlı zarif kadınla tanıştıracaktır. Fakat o gün Nermin Hanım randevuya gelmez ve Kont öldürülür. Tanpınar, cinayetin bas şüphelisidir. Polis müfettişi Fatin Fantom’un kovaladığı Tanpınar’ı hapse düşmekten çok daha büyük tehlikeler beklemektedir... 

Soğuk Savaş ortamında ruh çağırma seansları, rehine krizleri, kaçak radyo yayınları ve daha birçok acayiplik peş peşe gelirken... 

Menteş, Tanpınar’ı Tarantino’yla buluşturuyor! SEVİN OKYAY. Tanpınar’a Huzur Yok’taki yaratıcılığa ve mühendisliğe hayran kaldım. Menteş’in Tanpınar’a nüfuz kapasitesi inanılmaz. Polisiye kurgunun arkasında gayet ikna edici bir Tanpınar imgesi beliriyor. BESİM DELLALOĞLU. Tanpınar’a Huzur Yok’taki, Tanpınar’ı ince bir ironinin, kimlikleri sürekli değişen karakterlerin, oyunbaz dil sanatlarının ve dört bir yanında bükülen zamanın evrenine; Menteş geleneğine yerleştiriyor. YALIN ALPAY. 376 SAYFA.(EVEREST YAYINLARI)

Daha zengin, daha rafine ve boğucu bir gerilimle dolu kitap

GWENDOLİNE Riley’den İLK AŞK. Elimizdeki kibritler ile kendimizi de karşımızdakini de yakmadan ısınmak mümkün mü? 

Otuzlarında bir yazar olan Neve, kendisinden yaşça büyük Edwyn ile evlidir. Hayatları başlarda görece bir huzurla dolu gibi görünse de ikisinin de geçmişi bugünlerini tehdit eden, kapanmayan yaralarla doludur. Neve, her an patlamaya hazır bir bombanın gerilimiyle dolu yaşamında onu bu noktaya getiren kişileri ve olayları anımsarken, zorba bir baba, benmerkezci bir anne ve aklına estikçe ortaya çıkan eski sevgilisi ile bir türlü bağ kuramamış genç bir kadınla tanıştırır okuru. Yazar, kendisine Women’s Prize, Gordon Burn, Goldsmiths, Dylan Thomas ve James Tait Black Memorial gibi ödüllerde adaylığın yanı sıra Geoffrey Faber Memorial Ödülü’nü kazandıran İlk Aşk’ta çaresizlik ve düşmanlık arasındaki ilişkiyi yine cesur ve benzersiz üslubu ile mercek altına alıyor. “Riley’nin yazdıkları her zaman net, odaklı ve sakin olmuştur- tıpkı bir Edward Hopper resmi gibi fakat İlk Aşk daha zengin, daha rafine ve boğucu bir gerilimle dolu.” 

–The Guardian. “Riley, diyalog yazmadaki muhteşem yeteneğiyle Henry Green ve Barbara Pym’in de dahil olduğu İngiliz edebiyat mirasındaki yerini alıyor. Hayatta karşılaştıklarımızı böylesine incelikle aydınlatan bir yazarla tanıştığımız için çok şanslıyız.” 

–Claire Messud. “Gwendoline Riley’nin düello davetini kabul edin, çünkü buna değer.” –TLS.  152 SAYFA.  (İŞ BANKASI KÜLTÜR YAYINLARI)
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/07/temmuz-ayi-ikinci-haftasi-kitap-yorumlari-8569.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/07/temmuz-ayi-ikinci-haftasi-kitap-yorumlari-8569.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/07/temmuz-ayi-ikinci-haftasi-kitap-yorumlari-8569-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/07/temmuz-ayi-ikinci-haftasi-kitap-yorumlari-8569.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.iyigunler.net/temmuz-ayi-ikinci-haftasi-kitap-yorumlari/359830/</link>
			<pubDate>Sun, 12 Jul 2026 12:10:34 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[8 Temmuz haftanın kitapları | Özkan Saçkan Yorumladı]]></title>
			<description><![CDATA[Temmuz ayının ikinci haftasına girerken yayın evlerinin raflarında yerini alan yeni kitapları, Gazeteci Yazar Özkan Saçkan yorumladı]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[8 Temmuz haftanın kitapları | Özkan Saçkan Yorumladı

KRONOS BİLGELİĞİ: Neyi, ne zaman ve neden yaptığını bilmek, daha fazla işi daha hızlı yapmaktan çok daha ustalık isteyen bir iş. Zamanı kazanmayı değil, onu dönüştürmeyi amaçlayanlardansanız bu kitap tam size göre!

KELİMELER VE RESİMLER: “Pamuk’un düzyazılarını da çok beğeniyorum. Romanlarını iyi anlamak için onun poetikasının da kesinlikle bilinmesi gerekiyor.” Umberto Eco.

DEMOKRATİK PARADOKS: Kitap, modern demokrasi üzerine devam eden temel tartışmalarını anlamak ve günümüz siyasal hayatının sorunlarını farklı bir perspektiften incelemek isteyen okurlar için önemli bir başvuru kaynağı niteliği taşıyor.

YOGA: Yoga, yoga hakkında bir rehber değil; daha çok insan olmanın ağırlığına, zihnin karmaşasına ve iyileşmenin kırılgan doğasına dair dürüst bir anlatı.

GECENİN ÖRTÜSÜNDE GÜNEŞ LEKESİ: "Yürümeye karar veriyorum, burası oldukça büyük bir şehir."

OKUMANIN TARİHİ: Okumanın toplumları dönüştüren gücünü, insan bilincinin gelişimini şekillendiren etkisini ve gelecekte bizi bekleyen olası dönüşümleri ortaya koyuyor.

İşte o kitaplar;

Neyi, ne zaman yaptığını bilmek, daha fazla işi hızlı yapmaktan çok daha ustalık isteyen bir iş

BORA Erkmen’den KRONOS BİLGELİĞİ- Zaman Yönetiminin Sırları. Zaman aslında kime ait? Günümüz profesyonel dünyasında pek çok insan yoğun çalışma temposunun içinde sorumluluklar alıyor, iyi niyetle çabalıyor. Yine de günün sonunda baş başa kaldığı bir soru var: "Bunca koşturmanın içinde gerçekten önemli olanlara ne kadar zaman ayırabildim?" Kitap, bu soruya hazır reçeteler sunan bir "hızlı çözüm" kitabı değil. Aksine, zamanı sadece yönetilecek bir kaynak olarak görmeyip kurulması gereken bir ilişki olarak ele alan bir davet. Bu kitapta, modern iş hayatının içinde kaybolmuş bir yolcu olan Eren ile, zamanı farklı bir bilinçle ele alan Bilge'nin hikâyesine tanıklık edeceksiniz. Onların yolculuğu boyunca; kontrol, ritim, odak, netlik, organizasyon ve sürdürülebilirlik gibi altı temel alan üzerinden zamanla kurduğumuz ilişkiyi yeniden sorgulama şansına sahip olacaksınız. Kurmaca ile kurmaca dışını birleştiren bu hikâyede bilimsel temellere dayanan yöntemler, uygulanabilir çerçeveler ve gerçek hayatla uyumlu pratiklerle karşılaşacak; bazen durup düşünecek, bazen notlar alacak, bazen de kendi alışkanlıklarınızla yüzleşeceksiniz. Neyi, ne zaman ve neden yaptığını bilmek, daha fazla işi daha hızlı yapmaktan çok daha ustalık isteyen bir iş. Zamanı kazanmayı değil, onu dönüştürmeyi amaçlayanlardansanız bu kitap tam size göre! 280 SAYFA. (CERES YAYINLARI)

Yazar romanın ilk fikrini nasıl bulduğunu, müzeyi nasıl yaptığını hikâye ediyor

ORHAN Pamuk’tan KELİMELER VE RESİMLER- Seçme Hatıralar Yazılar ve Bir Hikâye. Yazar bu yeni kitabında kişisel hatıralarını ve edebiyat ve sanatının sırlarını açıklamaya ve tartışmaya devam ediyor. Pamuk, askerlik günlerini, ilk kitabını yayımlama zorluklarını bu kitap için kaleme aldığı yazılarla ilk defa anlatıyor. Masumiyet Müzesi’ne ayrılmış özel bir bölümde yazar müze ve romanın ilk fikrini nasıl bulduğunu, nasıl geliştirdiğini, müzeyi nasıl yaptığını hikâye ediyor ve bütün dünyada ilgiyle izlenen Masumiyet Müzesi dizisini kahramanlar ve oyuncular üzerinden tartışıyor. Pamuk hayatının iki büyük tutkusu yazmak ve resmetmek arasında geçen günlerini, düşüncelerini kendi özel üslubuyla anlatırken daha önceden Türkiye ve dünya dergilerine yazdığı yazılarına elinizdeki kitabın bütünlüğü için eklemeler yaptı, bazılarını yeniden kaleme aldı ve arşivinden ilk defa yayımlanan pek çok eski fotoğraf ve resimle metni zenginleştirdi. Columbia Üniversitesi’ndeki hocalığından Cannes Film Festivali’ndeki jüri üyeliğine, Türkiye’nin ilk kadın hukuk profesörü, teyzesi Türkân Rado’dan babası Gündüz Pamuk’un Genel Müdürü olduğu Aygaz hatıralarına uzanan Kelimeler ve Resimler’de Pamuk’un arkadaşlık ettiği Ara Güler, Umberto Eco, Paul Auster ve Anselm Kiefer gibi yazar ve sanatçılar hakkında içtenlikle kaleme alınmış yazıları da var. “Pamuk’un düzyazılarını da çok beğeniyorum. Romanlarını iyi anlamak için onun poetikasının da kesinlikle bilinmesi gerekiyor.” Umberto Eco. 344 SAYFA. (YAPI KREDİ YAYINLARI)

Günümüz siyasal hayatının sorunlarını farklı bir perspektiften incelemek

CHANTAL Mouffe’den DEMOKRATİK PARADOKS.   Çağdaş siyasal düşüncenin etkili isimlerinden ve post-Marksizm/radikal demokrasi fikrinin iki kurucusundan biri olan Chantal Mouffe’un Demokratik Paradoks adlı çalışması, “Batı’da son iki yüzyılda yerleşmiş olan demokrasi türünü tanımlamanın en iyi yöntemi nedir?” sorusundan hareketle, Batı dünyasında 20. yüzyıl başlarından itibaren süregelen demokrasi tartışmalarını inceliyor. Kitap, J. Rawls, J. Habermas, C. Lefort, J. Schumpeter, L. Wittgenstein, H. Pitkin, J. Tully, C. Schmitt, R. Dworkin, J. Cohen ve S. Benhabib gibi önemli düşünürlerin demokrasi fikirlerini karşılaştırmalı bir tarzla inceleyerek kapsamlı bir tartışma haritası çıkarıyor. Bu çerçevede modern demokrasi, temsili demokrasi, parlamenter demokrasi, çoğulcu demokrasi, anayasal demokrasi, liberal demokrasi, müzakereci demokrasi ve konsensüs gibi temel kavramların dayandığı ilişkileri inceliyor. Kitabın merkezinde, demokrasinin paradoksal doğasını belirleyen “özgürlük, eşitlik, haklar” taleplerindeki anlaşmazlık nedeniyle ortaya çıkan “siyasal farklılıklar”ın korunması yer alıyor. C. Mouffe, çoğulcu demokrasinin varlığının, farklı toplumsal ve siyasal taraflar arasında devam eden gerilimlerin ortadan kaldırılmasını değil, bu gerilimlerin demokratik çerçeve içinde muhafaza edilmesine bağlı olduğunu savunuyor. Dolayısıyla demokrasiyi, taraflar arasındaki çatışmanın yokluğu üzerine değil, şiddet içermeyen ve yapıcı biçimde sürdürülen çoğulcu çatışma üzerine kurulu bir siyasal düzen olarak değerlendiriyor. Demokratik değerler temelinde karşı karşıya gelen taraflar arasındaki gerilimli ilişkinin muhafaza edilmesinin önemini vurgulayan Mouffe, demokrasinin paradoksal yapısını “agonistik çoğulculuk” (yapıcı çoğulcu çatışma) kavramı etrafında yeniden düşünmeye çağırıyor. Kitap, modern demokrasi üzerine devam eden temel tartışmalarını anlamak ve günümüz siyasal hayatının sorunlarını farklı bir perspektiften incelemek isteyen okurlar için önemli bir başvuru kaynağı niteliği taşıyor. 136 SAYFA. (EPOS YAYINLARI)

Modern hayatın gürültüsünde kaybolanlar için sessiz bir çağrı

EMMANUEL Carrère’den YOGA. Yazar kitabında hem bir pratiğin hem de bir insanın kırılganlığının, arayışının ve yeniden ayağa kalkma çabasının izini sürüyor. Meditasyon inzivasında başlayan bu yolculuk, beklenmedik bir şekilde derin bir iç hesaplaşmaya dönüşüyor. Ruhsal dinginlik arayışı ile zihinsel çöküşün eşiği arasında gidip gelen yazar, okuru kendi iç dünyasının en çıplak ve savunmasız haliyle baş başa bırakıyor. Yoga, yoga hakkında bir rehber değil; daha çok insan olmanın ağırlığına, zihnin karmaşasına ve iyileşmenin kırılgan doğasına dair dürüst bir anlatı. Yazar, kendi deneyimlerini saklamadan, süslemeden ve bazen de rahatsız edici bir açıklıkla aktarırken, okura şu soruyu fısıldıyor: Kendinle yüzleşmeye ne kadar hazırsın? Kitap, modern hayatın gürültüsünde kaybolanlar için sessiz bir çağrı. 272 SAYFA.  (CAN YAYINLARI)

“Yürümeye karar veriyorum, burası oldukça büyük bir şehir"

MEHMET Mahsum Oral’dan GECENİN ÖRTÜSÜNDE GÜNEŞ LEKESİ. "Yürümeye karar veriyorum, burası oldukça büyük bir şehir." Yaz ortasında bir kasabada erken uyanılmış ve bir türlü geçmeyen bir pazar gününden birkaç misli uzun İstanbul'un gecesi. Bütün gün milyonlarca insan tarafından bu gecenin örtüsü dikiliyor. Güneşin doğduğu topraklardan gelen bir anlatıcı ise sokaklarda yürüyor, etrafına bakınıyor. Bu örtünün üzerindeki bir güneş lekesi gibi. Bu metnin türünün roman olması, roman erbabı tarafından tuhaf karşılanabilir. Vakanüvis olmakla, dili dengede tutmakla, başlangıcı belirlemekle ve sonu tayin etmekle, ezcümle bazı kaidelerle meselesi olan bir metin bu. Dolasıyla "su gibi akmıyor", daha ziyade ham petrol kıvamında seyrediyor. Yazar, Barbarlarla Beklerken'de bir barbarın yürüyüşünü kâğıda dökmüştü. Ev Düşkünü Bazı Rüzgârlar'da evi teşrih etmişti. Kitapta ise şehre nüfuz ediyor, anlara ve soruların sığdığı boşluklara. Bu büyük şehirde dolaşırken insanlar hakkında daha fazla düşünme imkânı buluyorum. Bunun tam olarak ne işe yarayacağı hakkında bir fikrim yok. Ancak dünyaya birkaç kez üst üste gelmiş gibi davranıyorlar. Ne kadar becerikli davrandıklarına şahit oldukça hayretim artıyor. Sanki çekirdeği ilk defa burada görmemişler de buraya gelirken yol boyunca onu avuç avuç çıtlatmış gibiler. Dünyaya varır varmaz bir duvarda asılı gördükleri önlüğü sanki daha önce bizzat kendileri asmış gibiler. Alıp giyiyorlar, bu bir önlük diyorlar, şurası da bir tezgâh, bu iyi, bu da kötü, gerçek şu, bak şu doğru bir insan, şu çok güzel, bir de şunun çirkinliğine bak, bileğimi kessem partimin rengi akar, bu sene şampiyonuz... 136 SAYFA. (EVEREST YAYINLARI)

Okumanın toplumsal yaşamımızı nasıl etkilediği ele alınıyor 

STEVEN Roger Fischer’den OKUMANIN TARİHİ. Okumak, insanlığın belki de en çarpıcı ve kalıcı başarılarından biridir. Bu mucizenin kökenlerinden günümüze uzanan serüvenini gözler önüne seren kitabında Mezopotamya’nın çiviyazılarının karmaşıklığından Antik Mısır’da sesli okumaya, Roma İmparatorluğu`nda yayılan kodeks kültüründen, Rönesans’ın basılı kitap devrimine ve nihayet internet çağının ekranlarına dek, okumanın farklı biçim ve anlamları inceleniyor. Yazar, okumanın bireysel yaşamlarımızın yanı sıra toplumsal yaşamımızı nasıl etkilediğini tarihsel, kültürel ve teknolojik bağlamlarıyla ele alıyor. Okumanın toplumları dönüştüren gücünü, insan bilincinin gelişimini şekillendiren etkisini ve gelecekte bizi bekleyen olası dönüşümleri ortaya koyuyor. Okumanın Tarihi, akademik disiplinlerin sınırlarını aşan, genel okur kitlesinin de rahatlıkla okuyabileceği bir eser olarak, okumayı hayatının vazgeçilmezi sayan, tarihe ve kültüre meraklı herkesin kütüphanesinde yer alması gereken temel bir kaynak niteliğinde. 312 SAYFA. (İŞ BANKASI KÜLTÜR YAYINLARI)
 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/07/8-temmuz-haftanin-kitaplari-ozkan-sackan-yorumladi-6006.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/07/8-temmuz-haftanin-kitaplari-ozkan-sackan-yorumladi-6006.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/07/8-temmuz-haftanin-kitaplari-ozkan-sackan-yorumladi-6006-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/07/8-temmuz-haftanin-kitaplari-ozkan-sackan-yorumladi-6006.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.iyigunler.net/8-temmuz-haftanin-kitaplari-ozkan-sackan-yorumladi/359808/</link>
			<pubDate>Wed, 08 Jul 2026 17:52:00 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Temmuz ayı ilk haftası kitapları | Özkan Saçkan inceledi]]></title>
			<description><![CDATA[Temmuz ayının ilk haftası kitapçı raflarında yerini alan yeni kitapları Gazeteci Yazar Özkan Saçkan sizler için yorumladı]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Temmuz ayı ilk haftası kitapları | Özkan Saçkan inceledi

 

KARŞI KIYI’NIN KIZLARI: BİR AYVALIK- SARIMSAKLI HİKÂYESİ: İstanbul’dan Ayvalık’a uzanan bu hikâye; aşkın, ihanetin, kayboluşun ve yeniden buluşmanın izini sürüyor.

ŞEYTANIN TUTSAKLARI:Yazarın gotik gerilimi, Romeo ile Juliet tarzı bir aşk hikâyesini ve dedektif janrını birbirine karıştırdığı, pastişi ve parodiyi ustalıkla kullandığı kitap, daha sonra yazacağı tüm romanlar için bir model oluşturuyor.

HALİMİZ NE OLACAK?: Yeni teknolojilerin olumlu etkileri ve riskleri nelerdir? Yarının insanı, üstün yeteneklerle ve hibrit bir beyinle donatılarak “artırılmış” bir insan mı olacak?

ANORMAL: Denizin ortasında arındırıcı bir mağara… Güneşlenmeyen, aylanan bir genç kadın… Anormal, okurunu hayatın özüne dair düşünmeye iten şiirsel ve sarsıcı bir roman.

BÜYÜKANNE- BABALAR: BİR AİLE SORUNU: Bir büyükanne-baba kimdir? Şimdiki zamana kök salmış geleneklerin koruyucusu... Aile anılarının ve geçmiş zaman hatıralarının taşıyıcısı...

MURATA EFENDİ’NİN TÜRKİYE SEYAHATNAMESİ: Pansiyonda Alman ve Rum arkadaşlarıyla yaptığı kar topu savaşı, yerini siyasi ittifakların gerginliğine bırakırken Murata, nasıl bir karar alacaktır?
 

İşte o kitaplar;


Mübadele yıllarında başlayan bir aşk... Ayrılan milletler, ama ayrılmayan kalpler

HÜMEYRA Şahin’den KARŞI KIYI’NIN KIZLARI: BİR AYVALIK- SARIMSAKLI HİKÂYESİ. Bazı insanlar aynı yerden kalkar, ama bambaşka yönlere savrulur. Bazılarıysa hep aynı kıyıda kalır. Aynı hikâyede. Aynı yarım kalmışlıkta. Mübadele yıllarında başlayan bir aşk... Ayrılan milletler, ama ayrılmayan kalpler. İstanbul’dan Ayvalık’a uzanan bu hikâye; aşkın, ihanetin, kayboluşun ve yeniden buluşmanın izini sürüyor. İnsan bazen kendini ararken, başkasının kaybettiklerini bulur. Rum kızı Sofia ile Türk oğlu Tahsin’in yarım kalan hikâyesi, yüz yıl sonra Sera ile Kerem’in yollarında yeniden yazılır. Melina artık kimsesiz ve kayıp bir kadın değildir. Çünkü bazı hikâyeler unutulmaz, sadece sessizce bekler. Yazar, ilk romanında bir asırlık suskunluğu, kalbe dokunan bir masalda sunuyor. “Bazı hikâyeler biter. Bazılarıysa sadece tamamlanır.” 232 SAYFA. (DESTEK YAYINLARI)

Romeo ile Juliet tarzı bir aşk hikâyesi

WİTOLD Gombrowicz’ten ŞEYTANIN TUTSAKLARI. Dilden dile dolaşan efsaneleriyle ürkütücü bir şato, yeraltı geçitleri, şuurunu iyice yitirmiş dejenere aristokratlar, yardımsever medyumlar, femme fatale bir tenisçi ve ona çok benzeyen tenis öğretmeni. Entrikalarla dolu bu karanlık dünyada esrarengiz benzerlikleriyle birbirlerine çekilen Maja ve Leszczuk’un çözmesi gereken çok fazla sorun, aydınlatılması gereken çok fazla sır vardır. Yazarın gotik gerilimi, Romeo ile Juliet tarzı bir aşk hikâyesini ve dedektif janrını birbirine karıştırdığı, pastişi ve parodiyi ustalıkla kullandığı kitap, daha sonra yazacağı tüm romanlar için bir model oluşturuyor. “Şeytanın Tutsakları, Dostoyevski’nin yazdığı, George Saunders’ın dokunuşlarıyla daha da tuhaflaştırılmış modern bir gotik masal gibi. Sadece Gombrowicz kirlenmiş sarı mutfak bezini ürkütücü bir nesne kılabilirdi. –Leonid Bilmes, 3:AM Magazine. “Yüzyılımızın en büyük romancılarından biri.” –Milan Kundera. 360 SAYFA. (EVEREST YAYINLARI) 

 

Yeni teknolojilerin olumlu etkileri ve riskleri nelerdir?

CLAİRE Marin’den HALİMİZ NE OLACAK? TEKNOLOJİ VE YARININ İNSAN- GENÇ YETİŞKİNLERLE DÜŞÜNMEK. Akıllı telefonlar, internet, biyoteknoloji, robotik, mikrocerrahi… Artık sadece dünyayı veya yaşam koşullarımızı değil, insanın kendisini dönüştürmekten bahsediyoruz. Yeni teknolojilerin olumlu etkileri ve riskleri nelerdir? Yarının insanı, üstün yeteneklerle ve hibrit bir beyinle donatılarak “artırılmış” bir insan mı olacak? Yoksa hayatımıza anlam veren kırılganlığımızdan ve ölümlülüğümüzden mahrum bir “azaltılmış” insana mı dönüşecek? Varoluşumuz sorularla doludur ve bunların herkes için geçerli, hazır cevapları yoktur. Peki eğer düşünmeyi öğrenmezsek tüm bu sorularla tek başımıza nasıl başa çıkabiliriz? Genç Yetişkinlerle Düşünmek Dizisi, 18 ve üzeri yaş grubuna yaşamları üzerine düşünme becerisi kazandırmayı, onları felsefi sorularla ve kavramlarla donatmayı amaçlıyor. 64 SAYFA. (İŞ BANKASI KÜLTÜR YAYINLARI) 


Hayatın özüne dair düşünmeye iten şiirsel ve sarsıcı bir roman

TOLGA Gümüşay’dan ANORMAL. Okurunu hayatın özüne dair düşünmeye davet eden şiirsel ve sarsıcı bir roman... “Satırları arasında her yaştan, her zevkten okurun farklı lezzetler bulabileceği genç, güçlü ve öteki mevsimleri etkilemesi kaçınılmaz bir yaz romanı!” –Başak Ümit, Radikal Hayatın anlamı ne olabilir? Ya ölümün kü? Doğadaki her şey olması gerektiği gibiyse… Peki ya insan? Kime, neye göre normal? Aslında kim anormal? Sözcükler insanları birbirine yakınlaştıran araçlar mı, yoksa özü gizleyen kabuklar mı? Mezarlıkta bir felsefe okulu… Denizin ortasında arındırıcı bir mağara… Güneşlenmeyen, aylanan bir genç kadın… Anormal, okurunu hayatın özüne dair düşünmeye iten şiirsel ve sarsıcı bir roman. 228 SAYFA. (REMZİ KİTAPEVİ) 

Aile anılarının ve geçmiş zaman hatıralarının taşıyıcısı...  

PATRİCK Avrane’den BÜYÜKANNE- BABALAR: BİR AİLE SORUNU. "Çocukları anne-babalar yapar, büyükanne-babaları yapansa çocuklardır." Bir büyükanne-baba kimdir? Şimdiki zamana kök salmış geleneklerin koruyucusu... Aile anılarının ve geçmiş zaman hatıralarının taşıyıcısı... Fransız edebiyatı uzmanı psikanalist yazar kısa ama etkileyici çalışmasında, klinik deneyimlerinden hareketle, Victor Hugo'dan Albert Camus'ye, Alexandre Dumas'dan Marcel Proust'a, hatta ünlü Downton Abbey dizisine varıncaya dek, psikanalistler tarafından sıklıkla ihmal edilen bir "atalar" portresi çiziyor. "İnsanı ilgilendiren hemen her konuda hayli meraklı olan psikanalistlerin büyükanne-babalık konusuna hak ettiği değeri vermemiş olmaları hayli ilginçtir. (...) Ama öte yandan kitabın bu konuda bir eksikliği gidermiş olmasının aynı zamanda varolan boşluğun farkına varılmasına da yol açtığını unutmamak gerekir. Çünkü psikanaliz insan ruhsallığının kökenini çocukluğa ve çocukluktaki ilişkilere, özellikle anne-babayla olanlara dayandırdığına göre, kökenlerle ilgili kovuşturmayı daha önceki kuşaklara yaymamış olması elbette sorgulanmalıdır." Talat Parman. 144 SAYFA. (YAPI KREDİ YAYINLARI)

Murata yalnızca İstanbul’da değil, çevre illerdeki arkeoloji çalışmalarına da katılma şansı buldu 

KAHO Nashiki’den MURATA EFENDİ’NİN TÜRKİYE SEYAHATNAMESİ. Yıl 1899. Japon ve Osmanlı imparatorlukları arasında, Ertuğrul Hadisesi'nden sonra başlayan ilişkileri derinleştirmek amacıyla, Japonya'daki bir üniversitede araştırma görevlisi olan Murata; adı, Türk erkeklerinde yaygın olan Murat'a benzediği için İstanbul'a arkeoloji araştırmaları yapmaya gönderilir. İngiliz bir kadının işlettiği pansiyonda bir Yunan, bir Alman, bir Müslüman köle ve kölenin getirdiği bir papağanla yaşayan Murata; bir yandan arkeoloji alanında Hamdi Bey'in müzesinde araştırmalar yürütüp geçmişin tanrılarıyla mücadele verirken, diğer yandan da dönemin siyasetindeki güç kavgalarının tam ortasında kalır. Yalnızca İstanbul değil, çevre illerdeki arkeoloji çalışmalarına da katılma şansı bulan Murata, Eski Yunan uygarlıklarından geriye kalan taş yığınları arasındaki gerçek cevheri görmeye başlamış ve İstanbul'da memleketlisi Japonlarla bir çevre kurmuştur. Ancak bir gün ülkesinden, çalışmalarını yarıda kesme mesajı alır. Pansiyonda Alman ve Rum arkadaşlarıyla yaptığı kar topu savaşı, yerini siyasi ittifakların gerginliğine bırakırken Murata, nasıl bir karar alacaktır? 176 SAYFA. (CAN YAYINLARI)


 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/07/temmuz-ayi-ilk-haftasi-kitaplari-ozkan-sackan-inceledi-1793.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/07/temmuz-ayi-ilk-haftasi-kitaplari-ozkan-sackan-inceledi-1793.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/07/temmuz-ayi-ilk-haftasi-kitaplari-ozkan-sackan-inceledi-1793-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/07/temmuz-ayi-ilk-haftasi-kitaplari-ozkan-sackan-inceledi-1793.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.iyigunler.net/temmuz-ayi-ilk-haftasi-kitaplari-ozkan-sackan-inceledi/359800/</link>
			<pubDate>Sun, 05 Jul 2026 10:35:39 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[1 Temmuz 2026 kitap yorumları]]></title>
			<description><![CDATA[Temmuz ayının ilk haftasında raflarda yerini alan yeni kitapları Gazeteci Yazar Özkan Saçkan yorumladı]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[1 Temmuz 2026 kitap yorumları


MİRALAY- ŞEFİK AKERİN ÖYKÜSÜ: Yazar yıllardır Şefik Bey'in evrakı metrukesini toparladı, dağınık hatırat ve yazılarına bütünlük, hakkındaki tartışmalara açıklık kazandırdı.

ALBÜM: Kitapta Raymond Queneau, Maurice Blanchot, Jean Genet, Michel Foucault, Claude Lévi-Strauss, Georges Perec, Michel Butor, Julia Kristeva ve Jean Starobinski gibi isimlerden oluşan bir dayanışma görülüyor.

İSTANBUL MAVİYKEN: Kitap dili, müziği ve sarıp sarmalayan atmosferiyle okura kendini adeta mavi camdan bir kar küresinde hissettiriyor.

EJDERHA ÇIĞLIĞI: Yazarın önceki öykü kitaplarıyla bir bütünlük içinde ama kendi başına yeni bir bakışı da müjdeliyor.

DÜŞPERESTİN YASASI: "Haklı" dedi Louis, "Rüyalar güneşin altında su gibi buharlaşır."

GEN-Z İLE YÜKSEK PERFORMANS KÜLTÜRÜ YARATMAK: Geleneksel yönetimin insanı hantallaştıran ve motivasyonu düşüren baskıcı yapısını deşifre ederek hepimizi radikal ama bir o kadar samimi bir dönüşüm yolculuğuna davet ediyor.

İşte o kitaplar;

 
Şefik Bey'in en parlak anı Anzak çıkarmasına karşı kazandığı savunma zaferiydi

HALUK Oral’dan MİRALAY- ŞEFİK AKERİN ÖYKÜSÜ. "Osmanlı İmparatorluğu yıkılıp Türkiye Cumhuriyeti doğarken ortaya çıkan kahramanlardan biri de Şefik Bey'dir. Şefik Bey'in askerlik hayatının en parlak anı, 25 Nisan 1915'te Arıburnu'nda 27. Alay Komutanı olarak Anzak çıkarmasına karşı kazandığı savunma zaferiydi. Ancak, o gün 19. Tümen Komutanı Mustafa Kemal Bey de inisiyatif kullanıp tümenini Arıburnu'na sevk ederek Çanakkale Muharebelerinin kaderini değiştirecekti. Bugün Atatürk'ün Arıburnu başarısı bilinirken, imparatorluğun en iyi tümen komutanının yanında imparatorluğun en iyi alay komutanı olarak savaşan Şefik Bey büyük ölçüde gölgede kalmıştır. Şefik Bey'in kariyerinin ikinci doruk noktası, Yunanlıların İzmir'i işgalinden bir hafta sonra Harbiye Nezareti'ne gönderdiği telgrafta Kuvayı Milliye fikrini ortaya atıp, ilk Kuvayı Milliye birliklerinin gayri resmi komutanlığını yapması oldu. Ancak, Denizli Hadisesi ve başka olumsuz gelişmeler yüzünden, çeşitli isyanların bastırılmasında önemli hizmetler gördüğü halde ne terfi edebildi ne de birlik komutanlığına atanabildi. Yazar yıllardır Şefik Bey'in evrakı metrukesini toparladı, dağınık hatırat ve yazılarına bütünlük, hakkındaki tartışmalara açıklık kazandırdı. Üstelik bütün bunları ilgiyle ve rahat okunacak şekilde yazdı. Ciddi okurlar ve tarihçiler kitabı zenginleştiren ve belgesel niteliğini artıran orijinal fotoğraf ve belgeleri ayrıca takdir edeceklerdir." Prof. Dr. Mesut Uyar. 440 SAYFA. (EVEREST YAYINLARI)

Mektup arkadaşlığı ağının yarım yüzyıllık tarihi

ROLAND Barthes’ten ALBÜM- Yayınlanmamış Yazışmalar ve Metinler. Yazarın yüzüncü doğum yılını kutlama vesilesiyle hazırlanan kitap genel hatlarıyla kronolojik sıraya göre düzenlenmiş mektuplaşmalardan bir seçkiyle birlikte, yazarın daha önce yayınlanmamış bir dizi metnini barındırıyor. Kitapta Raymond Queneau, Maurice Blanchot, Jean Genet, Michel Foucault, Claude Lévi-Strauss, Georges Perec, Michel Butor, Julia Kristeva ve Jean Starobinski gibi isimlerden oluşan bir dayanışma ve mektup arkadaşlığı ağının yarım yüzyıllık düşün tarihine, yazarın dünyayla temasına ışık tuttuğu da görülebilir. 468 SAYFA. (İŞ BANKASI KÜLTÜR YAYINLARI) 

İstanbul’unun büyüleyici yaşantısıyla, okurunu usul usul ele geçiren bir roman...

TOLGA Gümüşay’dan İSTANBUL MAVİYKEN. 20. yüzyıl İstanbul’unun büyüleyici yaşantısıyla, okurunu usul usul ele geçiren bir roman... “Tolga Gümüşay bu defa büyüleyici bir İstanbul eseriyle karşımızda. Şehir hafızasını tazeleyecek bir roman.” –Sayım Çınar, Hürriyet Rum Vasili, alnında rakı kadehiyle “Oçi Çorniye” söylüyor… Barones’in notaları Tarlabaşı sokaklarına kar taneleri gibi düşüyor… Agop Bey saka kuşunun hüzünlü cıvıltıları eşliğinde çayları tazeliyor… Mucit Kadir son ve en büyük icadı üzerinde harıl harıl çalışıyor… Denizkızı kadar güzel Bella tavan arasında Chagall’ı kıskandıracak resimler yapıyor… Lale Hanım’ın dans gösterisi apartman dairesini pavyona çeviriyor… Ve 20. yüzyıl İstanbul’unun büyüleyici yaşantısı, Konstantin’le birlikte okuru da usul usul ele geçiriyor. Kitap dili, müziği ve sarıp sarmalayan atmosferiyle okura kendini adeta mavi camdan bir kar küresinde hissettiriyor. 252 SAYFA. (REMZİ KİTAPEVİ) 

Yazar kitabında kaderin akışındaki sapmalara bakıyor

EYLEM Ata’dan EJDERHA ÇIĞLIĞI. Bir hafta önce beni bir böcek soktu. Hâlâ göz kırpamıyorum ama güzel kokuları ve canlı renkleri algılamaya başladım. Kokuyu da renkleri de derinden, ta içerden hissediyorum. Güzel kokulardaki ve renklerdeki derinliği yakalayabiliyorum. Harika şeylerin derinliğinin insanı içine çekme gücünü, elektriğe benzeyen o çekimi duyuyorum. Bunları anneme anlatmadım. Ona sadece bir daha göz doktoruna gitmeyeceğimi söyledim... Bu aralar işleri başından aşkın olduğu için üstelemedi. Kuzenim üniversite sınavını kazanmış, evden kaçıp bize geldi. Annem onun hazırlıklarıyla meşgul. Benim yeni halimin farkına varacak durumda değil. Yazar üçüncü öykü kitabında kaderin akışındaki sapmalara bakıyor. Bu akışta savrulanları, birbirini tutmaya çalışanları, onların seslerini, canlanışlarını anlatıyor. Üzerlerine yığılan çaresizliğin altında duydukları kötücül seslere teslim olmayanları, direnenleri, hatırlayanları sayıyor. Kitap yazarın önceki öykü kitaplarıyla bir bütünlük içinde ama kendi başına yeni bir bakışı da müjdeliyor. 88 SAYFA. (YAPI KREDİ YAYINLARI)

Patlayan bir gece lambası, zemine su gibi yayılan ve her yeri ele geçiren bir ışık...

DANİEL Pennac’tan DÜŞPERESTİN YASASI. "Haklı" dedi Louis, "Rüyalar güneşin altında su gibi buharlaşır." Rüyaların kendine özgü bir mantığı vardır, aklın değil çağrışımın izinden giden bir mantık. Kitaptaki anlatıcı da henüz on yaşındayken en yakın arkadaşına bir akşam, "Işık sudur" dedikten sonra gerçek ile rüya arasındaki sınır neredeyse tamamen ortadan kalkar: Patlayan bir gece lambası, zemine su gibi yayılan ve her yeri ele geçiren bir ışık... Ve beklenmedik dönemeçlerle dolu, katman katman açılan bir gerçekliğin hüküm sürdüğü bir dünya. Anlatının sınırlarını gevşeten, mizah ile melankoli arasında mekik dokuyan bu kitap, rüyalarını filmlerinin hammaddesi olarak kullanan muhteşem Federico Fellini'ye ve düşlerin yaratıcı gücüne bir saygı duruşu. "Daniel Pennac, okuru baştan çıkaran o nadir yazarlardan: Zekâ ile duyguyu, oyun ile ciddiyeti aynı cümlede buluşturabiliyor." Le Monde. 120 SAYFA. (CAN YAYINLARI)

Şirketlerin başarısını belirleyen görünmez güç, çoğu zaman stratejiden ziyade kültürdür 

DİLEK Mete’den GEN-Z İLE YÜKSEK PERFORMANS KÜLTÜRÜ YARATMAK. Yazar, bu eseriyle performans yönetimindeki köhne yargıları bir kenara itip meseleye tam kalbinden, kültür perspektifinden bakıyor. Geleneksel yönetimin insanı hantallaştıran ve motivasyonu düşüren baskıcı yapısını deşifre ederek hepimizi radikal ama bir o kadar samimi bir dönüşüm yolculuğuna davet ediyor. Klasik sistemlerin duvarlarını cesurca yıkan, geleceğin yeni yaklaşımlarını tanımlayan, ezber bozan bir kılavuz niteliğinde bir eser. Cem Çelebiler- Turknet CEO. Yazar, "insan" meselesine hep "kültür" penceresinden baktı. Bu kitapta da başarının hammaddesindeki kültürün "kurumsal karaktere" dönüştüğünü vurguluyor. Özellikle iklim krizinin küresel ölçekte neden olmakta olduğu yıkıcı etkiler ve yapay zekâlı bir yaşam hepimizi "kültürel şoklarla" yüzleşmeye sürüklüyor, 2030'un belirsiz dünyasında sadece kârlılığı değil, etik ve insan onurunu merkeze alan organizasyonlar inşa ederek, küresel kaosun ortasında sürdürülebilir bir "birlikte yaratma" vizyonu sunuyor. Salim Kadıbeşegil- İtibar Yönetimi Danışmanı, Yazar. Şirketlerin başarısını belirleyen görünmez güç, çoğu zaman stratejiden ziyade kültürdür. Bu kitap, değişen iş dünyasında özellikle Gen-Z ile yüksek performanslı ekipler kurmanın mümkün olup olmadığını sorguluyor ve buna dair uygulanabilir bir model sunuyor. Nasrettin Hoca'nın keskin mizahından ilham alan anlatımıyla liderlik, ekip dinamikleri, motivasyon ve kurum kültürü arasındaki ilişkiyi derin bir bakışla ele alıyor. OKR, KPI ve koçluk yaklaşımını dengeli biçimde kullanarak insan odaklı, çevik ve sürdürülebilir bir performans kültürü oluşturmanın yollarını bulacağınız bu kitap; girişimciler, liderler ve geleceğin organizasyonlarını kurmak isteyen herkes için güçlü bir rehber. 248 SAYFA. (CERES YAYINLARI)
 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/07/1-temmuz-2026-kitap-yorumlari-4804.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/07/1-temmuz-2026-kitap-yorumlari-4804.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/07/1-temmuz-2026-kitap-yorumlari-4804-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/07/1-temmuz-2026-kitap-yorumlari-4804.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.iyigunler.net/1-temmuz-2026-kitap-yorumlari/359785/</link>
			<pubDate>Wed, 01 Jul 2026 17:41:43 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Haftanın kitap yorumları | Özkan Saçkan inceledi 27 Haziran 2026]]></title>
			<description><![CDATA[Haziran ayının en sıcan son günlerini yaşarken, yeni yayınlanan kitaplar raflarda yerini aldı. Gazeteci Yazar Özkan Saçkan yeni kitapları sizler için yorumladı]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Haftanın kitap yorumları | Özkan Saçkan inceledi 27 Haziran 2026


PEMBE TUVALET: Taşra yaşantısından Beyoğlu’nun ürpertici arka sokaklarına sürüklenen bir arayış serüveni.

KAVEL: ”1963’te Ataç dergisi ve yayınevinin yönetmeni Şükran Kurdakul dostumdan bir öneri geldi: 0 kendisinin, Necatigil’in ve benim şiir kitaplarımızı yayımlamayı düşünüyordu…”

GİOTTO’NUN SANATI: “Giotto, yalnızca resim tarihi açısından bilinmesi gereken 'müzelik' bir tarih halkası değil, her çağın insanına yepyeni bildiriler sunup çok boyutlu ufuklar açan bir üslup ve insanlık serüvenidir."

IŞIKLARA BAK CANIM: Kitap, tüketim mekânını yalnızca ekonomik bir alan olarak değil, farklı sınıfların, yaşların ve kökenlerin kesiştiği bir toplumsal temas noktası olarak ele alıyor.

ANEMONLAR: Yazar, modern hayatın kadın ve erkeklerin omuzlarına yüklediği rolleri, aile içinde öğrenilen sessizlikleri ve kuşaktan kuşağa aktarılan yaraları merkezine alıyor.

GELECEK ÇALIŞMALARI: Yazar bu kitapta, geleceği erkenden fark edenlerin nasıl düşündüğünü, belirsizliği nasıl avantaja çevirdiğini ve büyük dönüşümlerde nasıl öne geçtiğini adım adım ortaya koyuyor.

İşte o kitaplar;

 
Kendisini, aşkı ve hayatın gizlerini arayan genç bir adam…

TOLGA Gümüşay’dan PEMBE TUVALET. Rüyasında gördüğü pembe tuvaletin peşinde aşkı ve anlamı arayan bir üniversitelin hayata karışma serüveni... Aldı beni kollarına dolaştık Beyoğlu sokaklarında. Bitirmeden bırakmadım. –Ayşegül, Good Reads “Balkonlar... Binaları birbirine bağlayan ipler... Gökyüzü çamaşır dolu. Kazaklar, formalar, çarşaflar, çoraplar hızla geçiyor gözümün önünden. Hepsi gri tonlarda. Birden onu görüyorum yukarıda. Renkli. Bir tek o renkli: Pembe Tuvalet.” Taşra yaşantısından Beyoğlu’nun ürpertici arka sokaklarına sürüklenen bir arayış serüveni. Rüyasında gördüğü pembe tuvaletin peşinde; kendisini, aşkı ve hayatın gizlerini arayan genç bir adam… 200 SAYFA. (REMZİ KİTAPEVİ)

‘Kavel grevcilerinin türküsünü söyliyeceğim’ 

HASAN Hüseyin’den KAVEL- Modern Türk Edebiyatı Klasikleri 68. “1963’te Ataç dergisi ve yayınevinin yönetmeni Şükran Kurdakul dostumdan bir öneri geldi: 0 kendisinin, Necatigil’in ve benim şiir kitaplarımızı yayımlamayı düşünüyordu. O günlerde, ünlü ‘Kavel Grevi’nin destanına çalışıyordum; kimi bölümlerini de yazmıştım. Kurdakul’un önerisi üzerine, destan çalışmamı bir yana ittim. ‘Hiroşima’yı yeniden toparlayıp düzenlemeye koyuldum. Adı ‘Hiroşima’ olsun istiyordum. Kitap bitti. Adını ‘Kavel’ koyduk.” HH. -- İşime karım dedim karıma kavel diyeceğim ve soluğum tükenmedikçe bu doyumsuz dünyada güneşe karışmadıkça etim, kavel grevcilerinin türküsünü söyliyeceğim -- * Kokmuşlar Mezarlığı * Akşam Delisi * Ayazda Kabakçekirdeği * Eşkiya * Türkçe Uyanmak * Portresi * Yedi Çatallı Kazık * Döl Yorgunu * Kavel * Efendiler! * Tutanak * Geçitte Geyikte Güzelde * Şapka * Yitikler Çıkmazı * O Ateşler Orda Uzak * Fettah * Gecekondu Aynası * Kocabebek * Şafakta * Alacakaranlıkta Kimlik * Cezayiruna * Sondan Bir Önceki Çarşamba. 88 SAYFA. (İŞ BANKASI KÜLTÜR YAYINLARI)


Sanat tarihinin ne anlama geldiği, sanat yazarının ne yapmaya çalıştığını anlamak için...

BEDRETTİN Cömert’ten GİOTTO’NUN SANATI. Yazar kitabında, sanat tarihinin en önemli isimlerinden İtalyan sanatçı Giotto di Bondone'nin (1267-1337) tüm eserlerini titizlikle inceliyor. Ama aynı zamanda Giotto'nun sanat tarihine olan katkısının ne anlama geldiğine dair samimi, özgün bir düşünsel araştırmayı da kendine has üslubuyla okura sunuyor. Ortaçağ'ın anlatımını kırıp gerçekçi duyguları figürlere katarak Rönesans'ın temellerini kuran ve bu anlamda devrimci özellikleri olan Giotto, Cömert'in kaleminde yeniden hayat buluyor. Kitap, sanat tarihinin ne anlama geldiğini, sanat yazarının ne yapmaya çalıştığını anlamak için somut, dolu dolu bir örnek... Giotto'nun Sanatı Assisi'deki Aziz Francesco Kutsal Manastırı Fotoğraf Arşivi ve Padova'daki Scrovegni Şapeli'ndeki eserlerinin görselleriyle birlikte sunuluyor. "... Elimizden geldiğince, Giotto'yu kendi gözümüzle, Anadolulu duyarlığımızla, Türkiye'nin toplum yapısının içimizdeki zorunlu yansımasıyla anlayıp anlatmaya çalıştık. Giotto, Batı resim tarihinin önemli bir dönüm noktasıdır. Gerek insanlık ve tarih görüşü gerekse resimsel biçim ve üslup bakımından Ortaçağ'ın ayaklarını yere bastıran ilk devrimcidir. Giotto, yalnızca resim tarihi açısından bilinmesi gereken 'müzelik' bir tarih halkası değil, her çağın insanına yepyeni bildiriler sunup çok boyutlu ufuklar açan bir üslup ve insanlık serüvenidir." 148 SAYFA. (YAPI KREDİ YAYINLARI)

Tüketim mekânını ekonomik bir alan olarak değil, toplumsal temas noktası olarak ele alınıyor

ANNİE Ernaux’tan IŞIKLARA BAK CANIM. Hangi nesneleri ve yerleri hafızamıza kaydedeceğimizi biz seçeriz ya da daha doğrusu neyin hatırlanmaya değer olduğuna aslında zamanın ruhu karar verir. Yazarlar, sanatçılar, sinemacılar da hafızanın oluşumuna katkıda bulunur. Yazar bu metinde dikkatini sıradan ve gündelik bir mekâna, bir alışveriş merkezine yönelterek Paris yakınlarındaki bir süpermarkete bir yıl boyunca yaptığı ziyaretleri kaydediyor ve o devasa duvarların arasında var olan dünyayı görünür kılıyor. Kitap, tüketim mekânını yalnızca ekonomik bir alan olarak değil, farklı sınıfların, yaşların ve kökenlerin kesiştiği bir toplumsal temas noktası olarak ele alıyor. Böylece alışveriş pratikleri, fiyatlar, indirim reyonları, otomatik kasalar, bağış kampanyaları ve güvenlik düzenekleri üzerinden günümüz toplumunun görünmez hiyerarşilerini açığa çıkarıyor. 72 SAYFA. (CAN YAYINLARI)

Kaybetmenin, tutunmanın ve yeniden bakabilmenin hikâyesi...

ZEYNEP Kesler Özdoğan’dan ANEMONLAR. Sessiz ama dirençli, zarif ama inatçı, Kırılgan gibi görünen ama rüzgârla yaşamayı bilen, Toprağa tutunma hâliyle, kayıp ve yeniden doğuş duygusuyla, Vaktinden önce açma cesaretiyle ve hayatta kalma azmiyle, Olmak istedikleriyle, oldukları arasındaki mesafede yaşayanlar... "Beyaz Atlı Prenses" romanıyla tanınan yazar, yeni kitabında modern hayatın kadın ve erkeklerin omuzlarına yüklediği rolleri, aile içinde öğrenilen sessizlikleri ve kuşaktan kuşağa aktarılan yaraları merkezine alıyor. Geçmiş travmalar, insan ilişkileri, hafızanın yanıltıcılığı, önyargılar, aşk gibi meseleler üzerinden hareket eden roman, gerçeklerle hayallerin, geçmiş ile bugünün iç içe geçtiği bir yapı üzerinden gelişiyor. Kitap; kaybetmenin, tutunmanın ve yeniden bakabilmenin hikâyesi... 256 SAYFA. (CERES YAYINLARI)


Geleceği erkenden fark edenlerin nasıl düşündüğü, belirsizliği nasıl avantaja çevirdiği anlatılıyor

HALİT Danagöz’den GELECEK ÇALIŞMALARI- Belirsizlik Çağında Yön Bulma Sanatı. Gelecek tahmin edilmez, tasarlanır. Ve çoğu insan bu gerçeği çok geç fark eder. Dünya değişmiyor. Dünya hızlanıyor. Yapay zekâ, teknoloji, krizler ve fırsatlar aynı anda büyüyor. Bu hızın içinde bazıları yönünü kaybediyor, bazılarıysa oyunu baştan yazıyor. Siz hangisi olacaksınız? Gelecek Çalışmaları size geleceği anlatmaz; onu nasıl yöneteceğinizi gösterir. Yazar bu kitapta, geleceği erkenden fark edenlerin nasıl düşündüğünü, belirsizliği nasıl avantaja çevirdiğini ve büyük dönüşümlerde nasıl öne geçtiğini adım adım ortaya koyuyor. Bu kitapla birlikte: • Geleceği herkesten önce görmeyi • Riskleri fırsata dönüştürmeyi • Doğru zamanda doğru hamleyi yapmayı • Kendi yolunuzu bilinçli biçimde kurmayı öğreneceksiniz. Bu bir kişisel gelişim kitabı değil. Bu bir bakış açısı değişimi. Ve bazı bakış açıları hayatın yönünü değiştirir. Hazır değilseniz, gelecek sizi geçer. Ama hazırsanız gelecek sizinle çalışır. Seçim sizin. 144 SAYFA. (DESTEK YAYINLARI)
 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/06/haftanin-kitap-yorumlari-ozkan-sackan-inceledi-27-haziran-2026-6358.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/06/haftanin-kitap-yorumlari-ozkan-sackan-inceledi-27-haziran-2026-6358.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/06/haftanin-kitap-yorumlari-ozkan-sackan-inceledi-27-haziran-2026-6358-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/06/haftanin-kitap-yorumlari-ozkan-sackan-inceledi-27-haziran-2026-6358.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.iyigunler.net/haftanin-kitap-yorumlari-ozkan-sackan-inceledi-27-haziran-2026/359763/</link>
			<pubDate>Sun, 28 Jun 2026 18:02:10 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Haziran ayı 3'ncü hafta kitap yorumları]]></title>
			<description><![CDATA[Yaz sıcakları ve tatil havası kendini gösterirken, yayın evleri Haziran ayının üçüncü haftasında yeni kitapları seçkin kitap evlerinde yerini aldı. Gazeteci Yazar Özkan yeni kitapları sizler için yorumladı]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Haziran ayı 3'ncü hafta kitap yorumları


Yaz sıcakları ve tatil havası kendini gösterirken, yayın evleri Haziran ayının üçüncü haftasında yeni kitapları seçkin kitap evlerinde yerini aldı. Gazeteci Yazar Özkan yeni kitapları sizler için yorumladı

ZAMAN SALINCAĞI: Geçmişin gölgesinde, şimdinin sessizliğinde ve hatırlamanın sarsıcı yansımalarını hissettiren bu roman, okuru kendi iç dünyasını resmetmeye çağırıyor.

ISTIRAP: Aşkın suçlulukla, sadakatin ihanetle düğümlendiği bu hikâyede; bir kadının gidişinin yanında bir ailenin gölgede kalan yanlarına tanık olacaksınız.


NURİ CONKER: ATATÜRK’ÜN CAN YOLDAŞI: Prof. Dr. Arif Verimli “Bir erkek bir başka erkeğe neden bu kadar sadakatle bağlanır? Derinlemesine incelendiğinde, baba ya da ağabeysizlik veya baba kaybı ardından tutulan yas ve aidiyetsizlik, çocuklukta kazanılan bir korku, bir ses tonu, bir benzerlik arayışının yansıması olabilir...” 

HİÇ KİMSENİN KENTİ: Yazar, büyük bir merak ve ilgiyle gözlerini Galata'ya çevirmiş. Onun tüm zamanlarını, insanlarını, hikâyelerini ustalıkla aktarıyor.

İT YATAĞINDA EKMEK UFAĞI: Yazar, eserlerinde Anadolu'nun sıradan insanlarının hayatlarını merkeze alarak birey ile toplum arasındaki ilişkileri, derinlikli bir biçimde zengin bir dille işler.

KAFA DARBESİ: "Kafa Darbesi Amerika'nın Kızları Boks turnuvasında kıyasıya bir rekabete girişen sekiz kadın boksörün hareketli ve gerilim dolu bir portresini veriyor.”

İşte o kitaplar:


İnsan, en çok kendine bile anlatamadıklarıyla yaşar

KEMAL Ilıkkan’dan ZAMAN SALINCAĞI- Sıradan Birinin Hikâyesi. Kitap, kendi hikâyesinin seyircisine dönüşmüş olan bir insanı anlatıyor. Geçmişin gölgesinde, şimdinin sessizliğinde ve hatırlamanın sarsıcı yansımalarını hissettiren bu roman, okuru kendi iç dünyasını resmetmeye çağırıyor. Hayat gerçekten ileriye doğru mu gider, yoksa sadece gidiyormuş gibi mi görünür? Hayat bir salıncak gibi âdeta; bağlı, sınırlı, fakat sürekli hareket hâlinde... Bazı yüzleşmelerin tanığı yoktur. İnsan kendinin tanığıdır. İnsan, en çok kendine bile anlatamadıklarıyla yaşar. 168 SAYFA. (EPOS YAYINLARI)

Bilinmezlik insanın ruhunu yıpratır, zedeler ve sonunda da öldürür...

LİANA Günberk Benglian’dan ISTIRAP- Aşk Suçluluk ve Sessiz Şiddet Arasında. Herkesin gıptayla baktığı o kusursuz güzelliğin ardında saklı kalanların ve ruhun derinliklerinde hissedilen o "sessiz şiddet"in bir insanı nereye kadar sürükleyebileceğinin hikâyesi. Bir yanda geçmişin küllenmeyen yankısı, diğer yanda güven üzerine kurduğu dünyasının merkezi olan eşi. Tüm bunların ortasında, bir ölümle birlikte gün yüzüne çıkan 16 haftalık sarsıcı bir sır. Evin salonunda hareketsiz yatan bir beden, zihinleri kemiren korkunç bir soru: Bu bir vazgeçiş mi yoksa titizlikle kurgulanmış bir son mu? Aşkın suçlulukla, sadakatin ihanetle düğümlendiği bu hikâyede; bir kadının gidişinin yanında bir ailenin gölgede kalan yanlarına tanık olacaksınız. Ateşin sadece düştüğü yeri değil, dokunduğu her şeyi küle çevireceği sarsıcı bir yüzleşmeye davetlisiniz. 208 SAYFA. (CERES YAYINLARI)

Bir erkek bir başka erkeğe neden bu kadar sadakatle bağlanır?

YAŞAR Gürsoy’dan NURİ CONKER: ATATÜRK’ÜN CAN YOLDAŞI- Gerçek Bir Hayat Hikâyesi. “Nuri, aramızda terlik mesafesi olsun!” “İki erkeğin birbirine çok sıkı bağlanma ilişkisi, psikiyatrik ve psikolojik disiplinlerin üzerinde çalıştığı ve kuramlar geliştirdiği bir alan. Hatta modern psikiyatri bağlanma nesnesi fenomenini 0-6 yaş arasındaki çocukluk çağı travma ve kazanımlarına kadar götürmektedir. Bir erkek bir başka erkeğe neden bu kadar sadakatle bağlanır? Derinlemesine incelendiğinde, baba ya da ağabeysizlik veya baba kaybı ardından tutulan yas ve aidiyetsizlik, çocuklukta kazanılan bir korku, bir ses tonu, bir benzerlik arayışının yansıması olabilir. Bununla birlikte insan bazen yerden o kadar fazla yükselir ki; etrafındaki bazı realiteler flulaşır. İşte böyle zamanlarda size isminizle hitap edecek sadık birine çok ihtiyaç duyar ve ona bağlanırsınız...” – Prof. Dr. Arif Verimli. 272 SAYFA. (DESTEK YAYINLARI) 

Rengarenk insanlarını sarmalayıp günümüz Galata'sında buluşturan, bir roman

TOLGA Gümüşay’dan HİÇ KİMSENİN KENTİ. "Gerçek bir edebiyat eseri... Galata ve Levanten kültürü" -Ahmet Cemal, Cumhuriyet. İstanbul... Eşsiz doğası, binlerce yıllık geçmişi, zengin hikâyeleriyle medeniyetlerin buluşma noktası, farklı kültürlerin başkenti... Ve şimdi hem herkesin hem de hiç kimsenin kenti oluşunun romanıyla karşımızda! Yazar, büyük bir merak ve ilgiyle gözlerini Galata'ya çevirmiş. Onun tüm zamanlarını, insanlarını, hikâyelerini ustalıkla aktarıyor. Kitap geçmişin katmanlarını ve rengarenk insanlarını sarmalayıp günümüz Galata'sında buluşturan, büyülü bir gerçekliğin romanı...  220 SAYFA. (REMZİ KİTAPEVİ)


Sivas yöresinin diyalektinin ağır bastığı, zengin, renkli, çok kültürlü anlatım 


KİRKOR Ceyhan’dan İT YATAĞINDA EKMEK UFAĞI- Hikâyeler. Kirkor Ceyhan 100 yaşında. Kirkor Ceyhan, 29 Ekim 1926'da Zara'da doğmuş; eserlerinde Osmanlı'nın son dönemleri ile Cumhuriyet'in ilk yıllarında Anadolu insanının yaşamını konu edinmiş bir yazardır. Toplumsal gerçekçi bir anlayışı benimseyen Ceyhan, anlatımındaki gözlem gücü ve toplumsal duyarlılık, onu Kemal Tahir, Orhan Kemal ve Aziz Nesin ile aynı edebi çizgide değerlendirmeye olanak tanır. Yazar, eserlerinde Anadolu'nun sıradan insanlarının hayatlarını merkeze alarak birey ile toplum arasındaki ilişkileri, derinlikli bir biçimde zengin bir dille işler. Bu yönüyle yazar, yalnızca edebi bir anlatı kurmakla kalmaz; aynı zamanda dönemine ışık tutan sosyolojik bir tanıklık da yapar. Serinin ilk kitabı "İt Yatağında Ekmek Ufağı"nı GiTa Yayınları olarak beğenilerinize sunuyoruz. Bu kitabı oluşturan 18 hikâyede Kirkor Ceyhan, Seferberlik, Mütareke ve Cumhuriyetin ilk yıllarından 1980'li yılları kapsayan bir zaman diliminde Zara insanının zorluklar içindeki yaşamını, sefaletini anlatmanın da ötesinde, geniş anlamda Sivas yöresinin diyalektinin ağır bastığı, zengin, renkli, çok kültürlü anlatımıyla yeni bir dil, yeni ve evrensel bir coğrafya yaratmaktadır. 224 SAYFA. (GİTA YAYINEVİ) 

Rekabetin coşku ve heyecanını hatta şiddetin çekimini çarpıcı bir sakınmazlıkla anlatıyor


Rita Bullwinkel’den KAFA DARBESİ. Kitap ABD'de, Nevada Eyaleti'nde gerçekleştirilen "Amerika'nın Kızları Boks Turnuvası" boyunca en iyi sekiz genç boksörün iki gün süren müsabakalarını konu alıyor. Bu maçlarda her bir genç kadının zihninin kıvrımlarında dolanan, bir yanda müsabaka anına hassasiyetle odaklanırken bir yanda da hem geçmişe hem geleceğe sıçramalarla ilerleyen roman, rekabetin coşku ve heyecanını hatta şiddetin çekimini çarpıcı bir sakınmazlıkla anlatıyor. Öte yandan da dinmeyen arzuları, hayat boyu süren hüsran duygusunu, gözeneklere işlemiş eşitsizliği, hırs, haset, mükemmeliyetçilik, adanmışlık, obsesyon gibi temaları da sarsıcı yüzleşmelerle, muazzam bir açıklıkla ele alıyor. Yüz yüze, göz göze mücadele eden iki insanın deneyimlerini anbean yansıtırken hem bir tüketim toplumunun anatomisini hem de insan türünün temelsiz dünyasını gözler önüne seriyor. Geçtiğimiz senenin en dikkat çekici ilk romanlarından biri olan, farklı üslubuyla, benzersiz ritmi ve yaratıcılığıyla Booker, Pulitzer, Dublin Edebiyat Ödülü gibi prestijli ödüllerin listelerinde yer alıp eleştirmenlerin büyük beğenisini kazanan kitap, günümüz edebiyatına taptaze bir soluk getiriyor.

"Uzun zamandır tanık olduğum en çarpıcı ve özgün performanslardan biri. Bullwinkel'ın mecazi dili bir ucuyla uzak galaksilere, diğer ucuyla genç boksörlerin bedenlerinin hücresel yapısına bağlanıyor. Aralarında ise bütün bir hayat uzanıyor. Hayran kaldım." Jonathan Lethem. "Kafa Darbesi Amerika'nın Kızları Boks turnuvasında kıyasıya bir rekabete girişen sekiz kadın boksörün hareketli ve gerilim dolu bir portresini veriyor. ...Rita Bullwinkel bir boks maçının hem stratejik hem de vahşi olan fiziksel çatışmasını ve dövüşçüleri ringe çıkmaya iten kişisel umutlarla ıstırapları ustaca ele alıyor." Laura van den Berg. 176 SAYFA. (YAPI KREDİ YAYINLARI)
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/06/haziran-ayi-3-ncu-hafta-kitap-yorumlari-2933.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/06/haziran-ayi-3-ncu-hafta-kitap-yorumlari-2933.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/06/haziran-ayi-3-ncu-hafta-kitap-yorumlari-2933-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/06/haziran-ayi-3-ncu-hafta-kitap-yorumlari-2933.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.iyigunler.net/haziran-ayi-3-ncu-hafta-kitap-yorumlari/359758/</link>
			<pubDate>Wed, 24 Jun 2026 10:48:54 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Haziran ayı 3'ncü hafta kitap yorumları | Özkan Saçkan inceledi]]></title>
			<description><![CDATA[Haziran ayının üçüncü haftası kitapçı raflarında yerini alan, seçkin yayınevlerinin yeni kitaplarını, Gazeteci Yazar Özkan Saçkan sizler için yorumladı]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Haziran ayı 3'ncü hafta kitap yorumları | Özkan Saçkan inceledi

 


SÜPER ANNE: KENDİNİZE ŞEFKAT GÖSTERMENİN YOLLAR: Kitap, beklentilerin ağırlığını hafifletmenize, suçluluk ve yetersizlik hissinin nereden geldiğini keşfetmenize ve kendinize daha nazik davranmayı öğrenmenize yardımcı olacak önerilerle dolu.

NİHAYET MUTLULUK: Karl Ove Knausgaard "Varoluşun absürtlüklerini betimlemenin ustası." Sunday Times.

DEKABRİSTLER: Devletin cezalandırıcı gücüyle bireyin vicdanı arasındaki gerilim, romanın arka planını oluşturur. İsyanın kendisini değil bu isyanın ardından gelen sürgün, bekleyiş ve iç hesaplaşma sürecini anlatır.

YAPAY ZEKÂ DEVRİMİ: İNSAN MAKİNE VE KARAR: Bu kitap, yapay zekâyı bir tehdit ya da mucize olarak değil, bilişsel bir ayna olarak ele alıyor.

BİZ O KİRPİKLERİ BOŞA DÖKMEDİK!: Kayıp, hastalık, korku ve yeniden var olma çabasıyla örülen bu hikâye, okuru kendi içsesine kulak vermeye çağırıyor. 

AYRILMAK ZAMANI: Kayıp, hastalık, korku ve yeniden var olma çabasıyla örülen bu hikâye, okuru kendi içsesine kulak vermeye çağırıyor.

İşte o kitaplar;

Annelerin gerçek deneyimleri, günlük hayatta kolayca uygulanabilen özbakım önerileri

ZEENA Moolla’dan SÜPER ANNE: KENDİNİZE ŞEFKAT GÖSTERMENİN YOLLARI- Annelere Tavsiyeler. Pek çok anne zaman zaman kendini suçlu hissediyor: Uykusuz geceler, altüst olan düzen, bitmek bilmeyen sorumluluklar, bir şeyleri yetiştirmeye çalışırken beliren, "Acaba yeterince iyi miyim?" sorusu... Ama mükemmellik çabasını bir kenara bırakıp kendi ihtiyaçlarınıza kulak verdiğinizde, aslında ne kadar "süper" bir anne olduğunuzu fark etmeye başlıyorsunuz. Kitap, beklentilerin ağırlığını hafifletmenize, suçluluk ve yetersizlik hissinin nereden geldiğini keşfetmenize ve kendinize daha nazik davranmayı öğrenmenize yardımcı olacak önerilerle dolu. Annelerin gerçek deneyimleri, günlük hayatta kolayca uygulanabilen özbakım önerileri ve kaygıyı hafifleten pratik tekniklerle görünmeyen yükleriniz hafifleyecek ve tüm koşuşturmacanın içinde kendinize minik ama değerli molalar yaratabileceksiniz. İÇİNDEKİLER: Giriş, Kılıktan Kılığa Anne Suçluluğu, Dördüncü Trimester, Mükemmel Anne Diye Bir Şey Yoktur! Anneden Öte Biri Olmak, Anne Suçluluğunun Üstesinden Gelmek, Son Olarak. 156 SAYFA. (LİTERATÜR HAYAT)

Zamana, hafızaya, çocukluğa ve aileye dair otobiyografik bir roman

DAG Solstad’tan NİHAYET MUTLULUK. "Zor olacak, anlıyorum, hatta belki de imkânsız, ama bunu, edebi metinler üzerinde hafızama dayanarak çalıştığım son bir yıldır yaptığım gibi yapmam gerekecek." Yazar 2022 yılında yazdığı ve ölümünden sonra yayımlanmasını vasiyet ettiği son kitabına bu cümleyle başlıyor ve hayat hikâyesinin ancak ömrünün son yıllarında su yüzüne çıkan dönüm noktalarına yakından bakıyor. Yıl 2022. Zamanın Yarattığı Tahribatın Acısına Dayanma Çabam. Zamana, hafızaya, çocukluğa ve aileye dair otobiyografik bir roman, Solstad'ca bir veda kitabı. "Solstad'ın dili, eski görünen yeni bir zarafetle parıldar ve taklit edilemeyen, enerji dolu, kendine özgü bir ışıltı yayar." Karl Ove Knausgaard "Varoluşun absürtlüklerini betimlemenin ustası." Sunday Times. 64 SAYFA (YAPI KREDİ YAYINLARI)

Ayaklanmaya katılan subaylar idam edilmiş ya da Sibirya'ya sürgüne gönderildi

LEV Nikolayeviç Tolstoy’dan DEKABRİSTLER- Kısa Klasikler 102. Dekabristler 1825'teki başarısız Dekabrist Ayaklanması'nın hemen sonrasından başlayarak, Rus aristokrasisinin içinden çıkan devrimci subayların ve ailelerinin yaşadığı ahlaki ve insani çözülmeyi konu alır. Devletin cezalandırıcı gücüyle bireyin vicdanı arasındaki gerilim, romanın arka planını oluşturur. İsyanın kendisini değil bu isyanın ardından gelen sürgün, bekleyiş ve iç hesaplaşma sürecini anlatır. Ayaklanmaya katılan subaylar idam edilmiş ya da Sibirya'ya sürgüne gönderilmiştir. Roman, bu yenilginin ardından hayatta kalanların yeni bir düzen kurma çabasını izler. Sürgündeki Dekabristler ağır doğa koşulları, yoksulluk ve devlet baskısı altında, bir zamanlar savundukları ideallerin günlük hayat içinde nasıl anlam değiştirdiğini sorgularlar. Politik amaçlar yerini ahlaki dayanıklılık, sabır ve insan onuru gibi daha temel değerlere bırakır. Tolstoy'un tamamlayamadığı bu roman devrimci idealizmden ahlaki radikalizme yönelişini belgeler. 96 SAYFA. (CAN YAYINLARI)

Yapay zekâ düşünme biçimimizi değiştiren görünmez bir ortak

DUYGU Su Ocakoğlu ve Volkan Kılıç’tan YAPAY ZEKÂ DEVRİMİ: İNSAN MAKİNE VE KARAR. Bu kitap, yapay zekânın yalnızca algoritmaları değil; toplumu, işletmeleri ve tüketiciyi nasıl dönüştürdüğünü anlatıyor. Türkiye'de binlerce kişi ve kurum ile yapılan kapsamlı araştırmalara dayanan çalışma; yapay zekânın gündelik hayata nasıl sızdığını, iş dünyasında nasıl bir ayrışma yarattığını ve tüketicinin zihninde nasıl yeni bir karar eşiği oluşturduğunu gözler önüne seriyor. Toplum yapay zekâya ne kadar güveniyor? Şirketler bu teknolojiyi gerçekten dönüştürücü olarak mı kullanıyor, yoksa yalnızca vitrine mi koyuyor? Tüketicinin hayatı, önerilerle kolaylaştırılıyor mu, yoksa fark etmeden yönlendiriliyor mu? Bu kitap, yapay zekâyı bir tehdit ya da mucize olarak değil, bilişsel bir ayna olarak ele alıyor. Ve şu soruyu soruyor: Zekâyı paylaştığımız bir dünyada, insan nasıl dönüşüyor? 144 SAYFA. (CERES YAYINLARI)

En karanlık anlar, en güçlü dönüşlerin başlangıcıdır

SEZİN Mızraklı Avalin’den BİZ O KİRPİKLERİ BOŞA DÖKMEDİK! Siz hiç yoruldunuz mu? Kendinizi hırpalayarak her şeye “yetişebilmekten” ve çevrenizdeki istisnasız herkesin “O bunu çoktan düşünmüş, hatta ne gerekiyorsa yapmıştır bile zaten!” diye kabullenmesinden... Sürekli üç adım sonrasını düşünmeniz, sürekli karar almanız, bir şeyleri organize etmeniz gerekmesinden... Sevdikleriniz konforlu yaşasın, mutsuz, huzursuz olmasın ya da çok mutlu olsun diye gereksiz detaylara boğulmaktan, o da yetmeyip tüm o detayları bizzat takip etmeniz de gerekmesinden... Hayat hızla akıp giderken, kafanızda dolaşıp duran tonla düşünceden dolayı gerçekten yalnız kalıp kendinizi dinleyemediğinizi, kendinize yeterince vakit ayıramadığınızı hissetmekten... Kitap yazarın yaşamın en kırılgan ve en güçlü anlarını iç içe geçirdiği, içten ve sahici bir anlatı. Kayıp, hastalık, korku ve yeniden var olma çabasıyla örülen bu hikâye, okuru kendi içsesine kulak vermeye çağırıyor. 168 SAYFA. (DESTEK YAYINLARI)

Sevgide bütün ilişkilerden geriye sadece, “Yaşadım” diyebileceğimiz anlar kalır

TUBA Karacan’dan AYRILMAK ZAMANI. “Bazı ayrılıklar sadece geride bırakmakla değil, onlara dönüp yeniden anlam vermekle tamamlanır.” Psikoterapist yazardan dört başı mamur bir ayrılık kitabı; ayrılığa giden yolun, ayrılmanın, ayrılamamanın, dönüşlerin ve bitişlerin derin bir keşfi. Yazar bu kitapta esasen kendi hayatımıza bir anlam ışığı tutuyor. İç dikişleri tersyüz ediyor. Geride bıraktığımız hayat yoluna, anlam vermeye çalıştığımız ayrılıklara, silik izlere bir netlik ayarı yapıyor. Öncesi ve sonrasıyla ayrılıklara açıklayıcı ve yapıcı bir dille yaklaşan bu kitap; filmler, şarkılar, şiirler ve romanlardan örneklerle de zenginleşerek kendi ayrılık tecrübemizi anlamamıza imkân veriyor. Yazar, ilk kitabı Herkes Evine Dönmek İster’den sonra doğduğumuz evden, o ilk kucaktan, sarıp sarmalandığımız yerden, hayallerimizi paylaştığımız sevgiliden ayrılmanın zamanını işaretliyor. Kitabın sonundaki “Ayrılık Sözlüğü”yle de her okura kendi ayrılık anlatısını kuracağı kelimeler bırakıyor. Kitap, kuramları kalp dilimize tercüme eden bir ayrılık kitabı. Sahip olduğu her şeyi bir gün yitireceği bilgisiyle yaşamak zorunda kalan, buna rağmen arzulamadan duramayan tek canlı insandır. Muhtemeldir ki kaybetmekten korkmanın, sıkı sıkıya tutmanın, vazgeçememeyi sahip çıkmak sanmanın sebebi de bu ontolojik sırdadır. Ne var ki ayrılığın hakikati eninde sonunda insanı kıskıvrak yakalar. Bazen kendi isteğiyle bazen istemeden; hastalıkla, ölümle, ayrılıkla hiç bitmez sandığı ilişkiler biter, terk etmez sandıkları gider. Sevgide, hayatta ve ölümde, bütün ilişkilerden geriye sadece, “Yaşadım,” diyebileceğimiz anlar kalır. 384 SAYFA. (EVEREST YAYINLARI)


 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/06/haziran-ayi-3-ncu-hafta-kitap-yorumlari-ozkan-sackan-inceledi-3696.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/06/haziran-ayi-3-ncu-hafta-kitap-yorumlari-ozkan-sackan-inceledi-3696.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/06/haziran-ayi-3-ncu-hafta-kitap-yorumlari-ozkan-sackan-inceledi-3696-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/06/haziran-ayi-3-ncu-hafta-kitap-yorumlari-ozkan-sackan-inceledi-3696.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.iyigunler.net/haziran-ayi-3-ncu-hafta-kitap-yorumlari-ozkan-sackan-inceledi/359744/</link>
			<pubDate>Sun, 21 Jun 2026 15:42:24 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[İş Kültür’ün Yeni Kitapları Raflarda]]></title>
			<description><![CDATA[Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları’nın Hasan Âli Yücel Klasikleri, Modern Klasikler, Türk Edebiyatı-Mektup, İnceleme-Araştırma ve Çocuk dizilerinden yeni kitaplar okuyucularla buluşuyor. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[İş Kültür’ün Yeni Kitapları Raflarda

Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları’nın Hasan Âli Yücel Klasikleri, Modern Klasikler, Türk Edebiyatı-Mektup, İnceleme-Araştırma ve Çocuk dizilerinden yeni kitaplar okuyucularla buluşuyor. 

Hasan Âli Yücel Klasikler Dizisi

THEAİTETOS

Platon

Çeviren: Ari Çokona



Atina’nın aristokrat gençlerinin gramer, müzik ve beden eğitiminden oluşan temel eğitimini alan Platon (MÖ 428/7-348/7), yirmili yaşlarında, kendisini en çok etkileyen düşünür Sokrates ile tanışmıştır. Siyasetle de ilgilenen Platon, Sokrates’in ölüme mahkûm edilişinin ardından bu uğraşından vazgeçip hocasının düşüncelerini geliştirmeye ve kendi felsefe sistemini kurmaya yönelmiş, MÖ 387 yılında Batı dünyasının en uzun ömürlü eğitim kurumlarından Akademia’yı kurmuştur.

Platon’un Theaitetos diyaloğu Batı felsefe tarihinin en temel sorularından biri olan “Bilgi nedir?” konusuna eğilen, içerdiği düşünsel derinlik ve anlatım inceliğiyle dikkat çeken bir eserdir. Kavram analizleri ayrıntılıdır, örneklemeler yoğunlukla matematiksel veya algısal örnekler üzerinden yürür. Diyalog boyunca bilgiyle algı arasındaki sınırlar, doğru sanının yapısı ve tanım kavramının işlevi titizlikle tartışılır.

Modern Klasikler Dizisi

MİLENA’YA MEKTUPLAR

Franz Kafka

Çeviren: Nafer Ermiş



Kafka ile Milena’nın karşılaşması başlangıçta alelade, giderek olağanüstü ve nihayetinde hüsranla neticelenen hüzünlü bir olaydır. Dünya savaşıyla yıkılmış bir Avrupa’nın yoğun kasveti ve çıkışsızlığı mektupların yazarlarını da etkiler. Üstelik başta faşizm olmak üzere totaliter rejimlerin ayak sesleri yükseliyor, dünya daha tahripkâr bir çöküşe doğru hızla yol alıyordur. Henüz 38 yaşına girmiş Kafka’nınsa ciğerleri artık iyice kötülemiştir, öksürük nöbetleri, uykusuzluk işkencesi aman vermiyordur. Milena uzakta da olsa güçlü bir ışık, mahcup bir ihtimal, aranan bir yuvadır Kafka için. Sonradan tıkanacak olsa da karşılıklı mektuplaşmak ikisini de ayakta tutar. Karizmatik edası, kendine has yaşam tutkusuyla Milena sadece “büyüleyici bir kadın” değil, aynı zamanda kendi çağının tanığı olan, politik arzularından taviz vermeyen entelektüel bir simadır da. Kafka, onun için “daha önce hiç karşılaşmadığım türden canlı bir ateş,” diyecektir. Moda yazıları, çevirileri, politik merak ve ilgileriyle dönemin nadide bir şahsiyeti olan Milena’ya yazılan mektuplara imkânsız bir aşkın sızısı, umut ve hayal kırıklıkları damgasını vurur.

Türk Edebiyatı – Mektup Dizisi

İKİ GÖZÜM AYŞE – SABAHATTİN ALİ’NİN ÖZEL MEKTUPLARI

Yayına Hazırlayanlar: Ayşe Sıtkı İlhan, Doğan Akın



Sabahattin Ali, 6 Kasım 1931 ile 15 Nisan 1935 tarihleri arasında Ayşe Sıtkı İlhan’a tamamı eski harflerle yazılmış tam altmış yedi mektup, on bir şiir ve iki çeviri gönderir. Türk edebiyatının efsane mertebesindeki yazarı Sabahattin Ali’nin hiç bilinmeyen altmış yedi mektubu ve bir bölümü bestelenerek milyonlara ulaşmış şiirlerinin cezaevlerinden yazılmış bu orijinal el yazmaları Ayşe Sıtkı İlhan tarafından gazeteci Doğan Akın’a teslim edilir. Ayşe Sıtkı İlhan mektupları eski yazıdan çevirir, Doğan Akın yayına hazırlar.

Dönemin çarpıcı atmosferini yansıtmanın yanı sıra Kürk Mantolu Madonna’dan Kuyucaklı Yusuf’a, ‘Aldırma Gönül’den ‘Melankoli ve Dağlar’a, öykü ve romandan şiire uzanan Sabahattin Ali edebiyatının kaynaklarının birinci elden habercisi olan bu kıymetli mektupların gözden geçirilmiş yeni baskısı, isimlerin üzerindeki giz kaldırılıp tam metin olarak okuyucuya sunuluyor.

İnceleme-Araştırma Dizisi

ÇOCUKLARLA FELSEFE VE MEDİTASYON

Frédéric Lenoir

Çeviren: Güner Or



Montaigne, çocuklara “iyi doldurulmuş” değil, “iyi biçimlendirilmiş” bir kafa kazandırmak gerektiğini söyler. Frédéric Lenoir bu fikri soyut bir eğitim idealinden somut bir deneyime dönüştürüyor. 6-10 yaş arası çocuklarla yapılan ve Paris’ten Abidjan’a, Cenevre’den Montréal’e uzanan felsefe atölyelerindeki deneyimlerini anlattığı bu eserinde, mutluluk, ölüm, dostluk, adalet, sevgi ve hayatın anlamı gibi büyük soruları ele alıyor. Atölyelerde çocuklar hazır cevaplar edinmiyor; dinlemeyi, söz almayı, başkalarının düşünceleriyle gerçekten karşılaşmayı ve kendi düşüncelerini kurmayı öğreniyor. Meditasyon ise bu çerçevede bir rahatlama tekniğinin ötesinde; zihnin dağınıklığını çerçevelemenin, ortak yaşama ve söze dönüşen iç deneyime dikkatle yönelmenin bir pratiği olarak beliriyor.

Spinoza Mucizesi, Öngörülemeyen Bir Dünyada Yaşamak, Hayvanlara ve Hayvanları Sevenlere Açık Mektup gibi eserleri İş Kültür etiketiyle okuyucularla buluşan yazarın Çocuklarla Felsefe ve Meditasyon isimli kitabı, çocukların düşünceyle kurduğu ilişkinin ne kadar erken ve ne kadar ciddi olabileceğini gösteriyor. 

*

CUMHURİYET’E İZ BIRAKAN ALMAN MİMAR – BRUNO TAUT

Kemal Arı



“Nerede bir yapı inşa ediyorsak, orası artık bizim yurdumuzdur!” Bu söz, ünlü Alman mimar Bruno Taut’a ait. Taut’un yaşamının son dönemi Güzel Sanatlar Akademisi Mimarlık Bölümü’nün yöneticisi olarak Türkiye’de geçmiş, aralarında Ankara’da Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi binasının da bulunduğu önemli mimari yapılar ile Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün cenazesi için hazırlanan katafalkın tasarımını yapmıştır.

Prof. Dr. Kemal Arı, bu çalışmasında Taut’un Königsberg’de başlayan yaşamöyküsünü anlatırken, Nazi Almanyası’nın baskıları nedeniyle ülkesinden ayrılışını, Almanya, Hollanda, Sovyet Rusya ve Japonya’da yaşadığı şehirlerin düşünce yapısına kattıklarını, mimarlık mesleğindeki gelişimini, ailesiyle ilişkilerini ve Türkiye günleri ile genç Cumhuriyet’e kazandırdığı eserleri ele alıyor.

Çocuk – Okul Çağı / Etkinlik

DİNOZOR DEDEKTİFİ OLABİLİRİM

EKOLOJİ UZMANI OLABİLİRİM

Yazanlar: Anna Claybourne, Thomas Canavan

Resimleyen: Katie Kear

Çeviren: Ali Berktay 



‘Olabilirim’ serisinin eğlenceli etkinliklerle dolu yeni kitapları, çocukların yeteneklerini ortaya çıkarıyor. Dinozor dedektifi olmak isteyenler, dinozorlar hakkında birbirinden ilginç bilgiler edinirken bir yandan da paleontoloji dünyasını daha yakından tanıyor. 



Ekoloji uzmanı olmayı düşünen miniklerse deneyler aracılığıyla çevreyi nasıl koruyabileceğini öğrenerek birer ekoloji kahramanına dönüşüyor!
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/06/is-kultur-un-yeni-kitaplari-raflarda-1464.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/06/is-kultur-un-yeni-kitaplari-raflarda-1464.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/06/is-kultur-un-yeni-kitaplari-raflarda-1464-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/06/is-kultur-un-yeni-kitaplari-raflarda-1464.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.iyigunler.net/is-kultur-un-yeni-kitaplari-raflarda/359726/</link>
			<pubDate>Fri, 19 Jun 2026 08:53:03 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Haftanın kitap incelemeleri | Özkan Saçkan yorumladı]]></title>
			<description><![CDATA[Haziran ayının üçüncü haftasına girerken, yeni çıkan yayınlar kitapçı raflarında yerlerini aldı. Gazeteci Yazar Özkan Saçkan yeni kitapları sizler için inceledi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Haftanın kitap incelemeleri | Özkan Saçkan yorumladı


3. RİCHARD: Shakespeare'in III. Richard'ı, kötülüğü yalnızca bir karakter özelliği olarak değil, bilinçli, hesapçı ve neredeyse estetik bir tercih olarak sahneye çıkarır.

SAKİN GÜÇ: Kitapta özü ile barışık yaşayan, disiplini sevgi ile harmanlayıp hedeflerine yürüyen sakin ama güçlü bir kadının yaşamına dair iz düşümlere tanıklık edeceksiniz.

DÖNÜŞÜM: “Gregor Samsa bir sabah huzursuz düşlerden uyandığında kendisini yatağında korkunç bir böceğe dönüşmüş buldu.”

ISABELLE: 1911 yılında yayımlanan Isabelle romanında André Gide, merak ve hayranlık duygularının birbirini kamçılayışını özgün üslubuyla anlatıyor.

KUZEY KAFKASYA HALKLARI: Bölgeyi yalnızca siyasi tarih ekseninde değil, coğrafi koşulların toplumsal yapıya etkisinden kültürel ve kimlik inşasına kadar uzanan geniş bir perspektifle incelemektedir.

FELSEFİ BEYAN: Kitap ölümünden sonra yayımlanmasıyla yazarın felsefe tarihine, onun yöntemlerine ve meşruiyet iddialarına yöneltilmiş güçlü bir meydan okuma.

İşte o kitaplar;


Güç arzusunu gizlemez aksine seyirciyi suç ortağına dönüştürerek planlarını bir bir ifşa eder

WİLLİAM Shakespeare’den 3. RİCHARD. Çarpık bedeniyle sahnenin kıyısında duran Richard, dünyayı da kendisi gibi eğip bükmeye kararlıdır. Güç arzusunu gizlemez aksine seyirciyi suç ortağına dönüştürerek planlarını bir bir ifşa eder. Kardeşler, yeğenler, müttefikler... Taht yolunda herkes geçicidir. Shakespeare'in III. Richard'ı, kötülüğü yalnızca bir karakter özelliği olarak değil, bilinçli, hesapçı ve neredeyse estetik bir tercih olarak sahneye çıkarır. Richard, bedensel kusurunu ve toplumsal dışlanmışlığını bir silaha dönüştürür; entrikayı, dili ve korkuyu ustalıkla kullanarak iktidar yolunu cesetlerle döşer. Arka planında kanlı Güller Savaşı'nın bulunduğu III. Richard iktidarın baştan çıkarıcılığını, kötülüğün dili nasıl ele geçirdiğini ve tiranlığın sahnedeki en unutulmaz yüzlerinden birini anlatan bir trajedi ve vicdanın sustuğu, ahlakın araçsallaştığı, gücün kendi meşruiyetini kendisinin yarattığı bir dünyanın anatomisidir. 216 SAYFA. (CAN YAYINLARI)

Sessizliğinde sakladığı güçle dünyaya iz bırakan kadının hikâyesi…

ESRA Oksay’dan SAKİN GÜÇ- Lider Kadının İlham Veren Yolculuğu. Sessizliğinde sakladığı güçle dünyaya iz bırakan kadının hikâyesi… Hediye ettiği oyuncak zaferler ile tattırdığı mağlubiyeti unutturan hayatta; kadere dahildir sevinçler, tıpkı hüzünler gibi… Farkında olanlar için acı-tatlı tüm yaşanmışlıklar; özünü keşfetme, kanatlarını açma ve özgürce uçmak adına sunulan fırsatlar zinciridir esasında. Üsküdar’da başlayıp, dünyaya açılan yazarın yaşam hikâyesini konu alan bu kitapta; özü ile barışık yaşayan, disiplini sevgi ile harmanlayıp hedeflerine yürüyen sakin ama güçlü bir kadının yaşamına dair iz düşümlere tanıklık edeceksiniz. Yalnızca başarılı girişimcilikten ibaret sayılmayan yazarın ilham veren yaşamı; kadınlığın, anneliğin, eş, dost, yoldaş ve topluma mal olabilmenin, dahası kalplere dokunabilmenin öyküsü aslında... Başarıya uzanan yolda mis kokulu güller kadar dikenlerinden de söz açan kitap; yenilgilerin zafere dönüşüp, hüzünlerin sevince gebe olabileceğine dair sessiz çığlıkları satır aralarına konuk ediyor. Yazarın hikâyesi aynı zamanda açık çağrı niteliği de taşıyor. Mesaj net: Özünü keşfetme cesaretin olduğunda kendinle tanışırsın! O vakit kendi yolunu çizmekten korkma. Hedeflerin olsun ve o yolda kararlılıkla yürü çünkü ilerledikçe asla yalnız olmadığını fark edeceksin. 88 SAYFA. (DESTEK YAYINLARI)

Günlük çalışma hayatının anlamsızlığı

FRANZ Kafka’dan DÖNÜŞÜM. Gregor Samsa’nın bir böceğe dönüşümü, modern dünya edebiyatının en meşhur anlatılarından biri olma özelliğini bugün de koruyor. Son derece absürt ve baştan sona gerçeküstü olay örgüsü, 1915’te yayımlanan novellanın yarattığı olağanüstü etkide önemli bir pay sahibi olmakla birlikte esasen kitabı modern düz yazının köşe taşlarından biri haline getiren, hiç şüphesiz yazarın edebi tasavvurunun radikal doğasıdır. Yazarın en özgün anti-kahramanı olan hikâyenin başkarakteri Gregor Samsa, ailesinin borçlarını ödemek uğruna tükenme noktasına gelmiştir ve grotesk dönüşümü, kendisini kurban ettiği bu zilletin fiziksel bir tezahürüdür aslında: “Gregor Samsa bir sabah huzursuz düşlerden uyandığında kendisini yatağında korkunç bir böceğe dönüşmüş buldu.” Metin, Samsa’nın dönüşümden önceki hali hakkında hiçbir bilgi sunmaz bize; sadece bu çifte haliyle, dev bir böceğin bedenindeki pazarlamacının bilinciyle tanırız onu. Ama bu sabahki uyanış bir mutasyon değil, yalnızca bir farkındalık anıdır belki de. “Uyanmış” ve günlük çalışma hayatının anlamsızlığını, insan sıcaklığından tamamen yoksun olduğunu, duygusal yaşamının sefilliğini, en önemlisi de kendi bedenine ve onun ihtiyaçlarına yabancılaştığını fark edivermiştir Modern insanın farkına varmak bir yana, giderek kanıksadığı bu Dönüşüm hikâyesi, çevirmenin anlatının poetik akışı uyarınca soluk alıp verircesine yoğurduğu işlek dili ve dünyada ilk kez yayımlanan desenleriyle şimdi Türkçede yepyeni bir seyre koyuluyor. 104 SAYFA (EVEREST YAYINLARI) 

Merak ve hayranlık duygularının birbirini kamçılayışı

ANDRE Gide’den ISABELLE- Modern Klasikler 246. 1890’lı yıllar... Genç akademisyen Gérard Lacase, doktora tezinin araştırması için Normandiya’ya, Floche ve Saint-Auréol ailelerinin kaldığı Quartfourche Şatosu’na gider. Devri geçmiş soyluluğun kasveti, taşranın boğucu havası içinde Lacase, kütüphanede eski bir mektup bulur. Bu unutulmuş belgede, şato ahalisine dâhil olmasına rağmen ortada hiç görünmeyen bir kadından söz edilmektedir. Yokluğu, oğlu Casimir’in şatodaki varlığıyla daha da açıklanamaz hale gelen Isabelle’dir bu. Lacase’ın bir portrede suretini gördüğü, gizemli Isabelle’e sevdalanması uzun sürmeyecektir. 1911 yılında yayımlanan Isabelle romanında André Gide, merak ve hayranlık duygularının birbirini kamçılayışını özgün üslubuyla anlatıyor. 96 SAYFA. (İŞ BANKASI KÜLTÜR YAYINLARI)

Uzman araştırmacıların Kuzey Kafkasya halklarını ele aldığı makaleler

KUZEY KAFKASYA HALKLARI- Tarih Kültür ve Kimlik. Karadeniz'in kuzeydoğusundaki Taman Yarımadası'ndan Hazar'ın batısındaki Apşeron Yarımadası'na kadar uzanan dağ silsilesi, Kafkas Dağları olarak adlandırılır. Coğrafi ve siyasi bakımdan kuzey ve güney olmak üzere iki ana bölgeye ayrılan Kafkasya'nın güneyinde Azerbaycan, Gürcistan ve Ermenistan; kuzeyinde ise günümüzde Rusya Federasyonu sınırları içinde yer alan yedi özerk cumhuriyet bulunmaktadır. Sarp dağlar, derin vadiler ve geniş düzlüklerle şekillenen bu geniş coğrafya, tarih boyunca çok sayıda etnik grubun ortaya çıkmasına zemin hazırlamış; farklı diller konuşan topluluklar arasında coğrafi şartların da etkisiyle belirgin ayrışmalar ve özgün kültürel yapılar oluşmuştur. Öte yandan sosyal, siyasi ve ekonomik hareketlilik, halklar arasında etnik ve kültürel etkileşimi artırmış, zamanla benzer sosyokültürel yapıların ortaya çıkmasına yol açmıştır. Zengin tarihî birikimi ve çok dilliliğiyle dikkat çeken Kuzey Kafkasya'da Abhazlar, Çerkezler, Lezgiler, Avarlar, Darginler, Laklar, Çeçenler, İnguşlar, Osetler, Kumuklar, Karaçay-Malkarlar, Nogaylar, Kalmuklar, Dağ Yahudileri ve daha pek çok halk bir arada yaşamaktadır. Alanında uzman araştırmacıların Kuzey Kafkasya halklarını ele aldığı makalelerden oluşan elinizdeki bu kitap; bölgeyi yalnızca siyasi tarih ekseninde değil, coğrafi koşulların toplumsal yapıya etkisinden kültürel ve kimlik inşasına, demografik dinamiklerden ekonomik yapılara, dil ve etnisite ilişkilerinden güncel sorunlara kadar uzanan geniş ve disiplinler arası bir perspektifle incelemektedir. 576 SAYFA. (VAKIFBANK KÜLTÜR YAYINLARI)

Kurduğu ilişkiyi, meşrulaştırma, çözümleme, eleştiri ve yorum işlevleri üzerinden çözümler

MİCHEL Foucault’tan FELSEFİ BEYAN. Michel Foucault 1926, Poitiers- 1984, Paris. Yayımladığı ilk kitabı Maladie mentale et personnalité'den (1954) başlayarak hayatı boyunca adeta dört ana eksende topladığı "iktidar" konularının tarihini yazdı. Bir başka deyişle, bu konuların o güne dek "yazılmış tarihlerini" parçaladı. Yazar, Kelimeler ve Şeyler'den hemen sonra 1966 yazında kaleme aldığı kitap taslağında, modern felsefeyi tarihsel sınırları belirlenmiş bir "beyan" biçimi olarak ele alır. Descartes'tan Nietzsche'ye uzanan geniş bir hat üzerinde, felsefi söylemin kendi çağdaşlığıyla kurduğu ilişkiyi, meşrulaştırma, çözümleme, eleştiri ve yorum işlevleri üzerinden çözümler. Yazara göre felsefe, derinliklerde saklı yatan bir özü açığa çıkarma işinden ziyade kendi "bugün"ünü teşhis etme edimidir artık. Foucault Nietzsche'nin açtığı kriz sonrası zemini kayan, aşkın hakikat temelleri çözülen, filozofun konumunun değiştiği ve başka beyan (söylem) türleriyle iç içe geçen Felsefe'nin analizine girişir. Yaşanan bu kırılmayı, mutlak bir sondan ziyade yeni bir başlangıç, "şimdiki zamanın arkeolojisi" olarak yorumlar. Kitap, bu anlamda, ölümünden sonra yayımlanmasıyla yazarın felsefe tarihine, onun yöntemlerine ve meşruiyet iddialarına yöneltilmiş güçlü bir meydan okuma. Felsefenin kendi koşullarını, sınırlarını ve imkânlarını yeniden düşünmek isteyen okur için vazgeçilmez bir kaynak. 256 SAYFA. (YAPI KREDİ YAYINLARI)
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/06/haftanin-kitap-incelemeleri-ozkan-sackan-yorumladi-2732.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/06/haftanin-kitap-incelemeleri-ozkan-sackan-yorumladi-2732.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/06/haftanin-kitap-incelemeleri-ozkan-sackan-yorumladi-2732-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/06/haftanin-kitap-incelemeleri-ozkan-sackan-yorumladi-2732.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.iyigunler.net/haftanin-kitap-incelemeleri-ozkan-sackan-yorumladi/359715/</link>
			<pubDate>Wed, 17 Jun 2026 09:10:08 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Haziran ayı yeni kitap yorumları | Özkan Saçkan inceledi]]></title>
			<description><![CDATA[Haziran ayının üçüncü haftasına girerken, Gazeteci Yazar Özkan Saçkan, yeni çıkan kitapları sizler için inceledi]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Haziran ayı yeni kitap yorumları | Özkan Saçkan inceledi

MÜHÜR: Kitap masalsı bir anlatımdan uzak, hayatın içinden gelen gerçekçi diliyle kadının içsel gücünü ve yeniden ayağa kalkma mücadelesini anlatıyor.

TÜNEL: Aşk, yalnızlık ve saplantının çarpıcı bir portresi sunulurken, okuru varoluşun kırılganlığını ve insan psikolojisinin karanlık dehlizlerini keşfetmeye davet ediyor.

BEYAZ YAKANIN DÖRT MEVSİMİ: Bazı yolculuklar vardır; takvimlere, unvanlara ya da kartvizitlere sığmaz. Sabahın çiseleyen yağmuru bitmeyen mesailerle karışır; aylar ve mevsimler fark edilmeden geçer.

TEVAFUK: Okuman, anlaman, bu rehberlikten faydalanman, mesajı alman, kâinatın ordularıyla birlikte hareket etmen beklenir senden. Bu kitap da bir rastlantı değil, bir buluşma yeridir.


SUSAN ŞEYLERİN GÜRÜLTÜSÜ: Şiirleri, denemeleri ve akademik çalışmalarıyla tanıdığımız yazarın şiirlerden yola çıkan denemeleri, “gece diliyle” yazılmış bir kitap.


PRATİK YAPAN ZİHİN: Kitap spordan iş hayatına, ebeveynlikten hobilere kadar yaşamın her alanında beceri kazanmayı ve süreci sevmeyi mümkün kılmayı gösteriyor.

İşte o kitaplar;


Kitap hem duygusal hem de içsel bir yolculuğa davet ediyor

BAHAR Erkan’dan MÜHÜR. "Kadın, her düşüşte kendi kanatlarını yeniden açar" Che'nin "Güçlü bir kadının yanında olmaktan asla korkmayın. Bir gün o sizin tek ordunuz olabilir" sözünde olduğu gibi, Pınar da genç bir kadın olarak aşkın acımasızlığına karşı kendi içindeki gücüyle ayağa kalkıyor. Yenilginin yıkılış olmadığını kabul ederek mücadele alanını terk etmiyor; tüm engellere rağmen dimdik yürümeye devam ediyor. Genç bir kadın olan Pınar, insanlığın varoluşundan bu yana en güçlü duygulardan biri olan aşkın girdabına kapılıyor. Sevdayı tutkuyla yaşarken, karşılıksız kalan duyguların içinde yıprandığını fark ediyor. Zamanla, kendi hayatında da çekilmesi gereken bir sınır olduğunu anlıyor. Bu zorlu yolculukta Pınar, küllerinden yeniden doğmayı öğreniyor. Düşe kalka ilerlediği uzun süreçte kendi gücünü keşfederken, hayatında yeni bir sayfa açıyor ve kendi hikayesini yeniden yazıyor. Kitap masalsı bir anlatımdan uzak, hayatın içinden gelen gerçekçi diliyle kadının içsel gücünü ve yeniden ayağa kalkma mücadelesini anlatıyor. Kitap, kadın olmanın ağırlığını değil; o gücün kabul edilmesi gereken bir gerçek olduğunu hatırlatıyor. Pınar'ın hikayesi, sevginin bir kadını hem yaralayabileceğini hem de yeniden var edebileceğini gözler önüne sererken; insanın kendi benliğini bulduğunda tüm savaşlarını kazanabilecek güce sahip olduğunu da gösteriyor. Terk edilmiş, yıkılmış, hayata küsmüş kadınların istediklerinde kendilerini küllerinden yeniden yaratabileceklerini Pınar örneğiyle bir kez daha hatırlatan bu etkileyici hikâyenin yazarı Bahar Erkan “Sırların, tutkunun ve keşfin peşinde bu yolculuğa ortak olun” diyor. 291 SAYFA. (HEBE YAYINEVİ)

"Varoluşçu bir klasik... Tüyler ürpertici ve akıllardan çıkmayacak bir roman"

ERNESTO Sabato’dan TÜNEL. Dünya değersiz ve kötüydü ama ben de onun bir parçasıydım. Kendisini yalnız ve anlaşılmamış hisseden ressam Juan Pablo Castel, onu gerçekten anlayan tek insan olduğuna inandığı María'yı takıntı haline getirir. Ancak ressamın bu sevgisi giderek saplantıya, kıskançlığa, kontrol ihtiyacına dönüşecek ve nihayetinde onu, sevdiği kadını yok etmeye kadar götürecektir. 20. yüzyılın en etkileyici Latin Amerikalı yazarlarından Sabato'nun başyapıtı kitap, aşk, yalnızlık ve saplantının çarpıcı bir portresini sunarken, okuru varoluşun kırılganlığını ve insan psikolojisinin karanlık dehlizlerini keşfetmeye davet ediyor. "Varoluşçu bir klasik... Tüyler ürpertici ve akıllardan çıkmayacak bir roman." The New York Times. 144 SAYFA. (CAN YAYINLARI)

Her mevsim bir durak değil, bir dönüşümdür

EREN Gülsever’den BEYAZ YAKANIN DÖRT MEVSİMİ. Bazı yolculuklar vardır; takvimlere, unvanlara ya da kartvizitlere sığmaz. Sabahın çiseleyen yağmuru bitmeyen mesailerle karışır; aylar ve mevsimler fark edilmeden geçer. Kariyer dediğimiz şey de tam olarak böyle ilerler. Çalışır, çabalarsın ve içinden hep aynı soruyu sorarsın: "Acaba yeterli miyim?" Bazen her şey yolundaymış gibi görünürken bir sabah uyanır ve yeniden başlamanın da bu yolculuğun parçası olduğunu fark edersin. O anlarda bir nefes almak, seni gerçekten anlayan bir ses duymak iyi gelir. Bu kitap, tam da o sesi sunuyor. İş hayatının koşuşturmasından, geceye sarkan sunumlardan ve kahve molalarından süzülmüş samimi bir anlatı... Çünkü kariyer; başarı listelerinden çok, kök salmayı ve yön bulmayı öğrenme sanatıdır. Bu sayfalarda kendi yolunun dört mevsimiyle karşılaşacaksın. Önemli olan ilk adım değil, adımının nereye gittiği. Bu defa perde senin için açılıyor. Hazırsan sahne senin! 240 SAYFA. (CERES YAYINLARI)


Sorduğunda cevap veren, durduğunda yoldaşlık eden, okuduğunda seni kendinle buluşturan bir araç

ÜNAL Güner’den TEVAFUK- Anlamın Görünür Hali Rastlantının Ötesi. “Yolun nereye varacağını düşünme; sen sadece ilk adımı düşün. Gerisi zaten O’nun nizamıyla gelir.” Rüzgâr esti, taş düştü, kedi susadı, trafik yoğunlaştı, ayağın taşa değdi, susadın, dünya döndü, akşam oldu... Birbirinden tamamen bağımsız gibi görünen olaylar silsilesinin aslında anlamlı ve yerli yerinde bir uyumla aynı noktada buluştuğunu bilir misin? Gün boyu olanların seninle hiç ilgisinin olmadığını, olamayacağını mı düşünürsün? Oysa hiçbir şey rastlantı değildir, kendiliğinden olmamıştır. İçinde görünmez bir elin imzası, mührü ve rızası vardır. Uzun zamandır düşünmediğin birini aniden hatırlayıp, aynı gün ondan mesaj alırsın mesela. İçinden geçen bir cümle, hiç beklemediğin bir yerde birden karşına çıkıverir. İşte anlamın görünür hale gelmesine tevafuk denir. Karşına çıkan her kitap, her söz, hatta her harf, anlamın parçasıdır. Okuman, anlaman, bu rehberlikten faydalanman, mesajı alman, kâinatın ordularıyla birlikte hareket etmen beklenir senden. Bu kitap da bir rastlantı değil, bir buluşma yeridir. Sorduğunda cevap veren, durduğunda yoldaşlık eden, okuduğunda seni kendinle buluşturan bir aracıdır. Her gün, hatta her an bir sayfa açarsın, sorduğun, aradığın çareler karşına çıkar. Artık ne yapacağını, nereye gideceğini, ne söyleyeceğini bilirsin. Kitaba sor, bu kitabın adı Tevafuk... Bilerek geldik... İsteyerek buluştuk... 392 SAYFA. (DESTEK YAYINLARI)

Önemsizliğin gücünü hatırlatacak, gündüz düşlerinden el almış bir metin...

HÜSEYİN Köse’den SUSAN ŞEYLERİN GÜRÜLTÜSÜ. Şiirleri, denemeleri ve akademik çalışmalarıyla tanıdığımız yazarın şiirlerden yola çıkan denemeleri, “gece diliyle” yazılmış bir kitap. “Kırılabiliyoruz, İyi ki…”, “Düzyazı Gibiyiz Biraz, Akılla Sevmenin Pişmanlığı...”, “Kuşların Avazıyız, Susmanın Yazı...” başlıklarıyla üç bölüme ayrılmış kitaptaki düşünce uçları Didem Madak’tan Ahmet Oktay’a, İsmet Özel’den Enver Ercan’a, Şeref Bilsel’den Levent Karataş’a kadar pek çok şaire ve şiirine uzanıyor. “Yazacak ne kaldı ki?” sorusuna bir cevap olarak önemsizliğin gücünü hatırlatacak, gündüz düşlerinden el almış bir metin... 200 SAYFA. (EVEREST YAYINLARI)

İstediğiniz beceride ustalaşmak ve her türlü zorluğun üstesinden gelmek için süreci sevmeyi öğrenin

THOMAS M. Sterner’den PRATİK YAPAN ZİHİN- Hayatınıza Dikkat ve Disiplin Katmak. İstediğiniz beceride ustalaşmak ve her türlü zorluğun üstesinden gelmek için süreci sevmeyi öğrenin. Büyük heveslerle başladığımız spor, hobi veya projelerde kısa sürede motivasyonumuzu kaybediyorsak, başlangıçtaki heves yerini hızla mazeretlere ve hayal kırıklığına bırakabilir. Bu hayal kırıklığını yeni bir ilgi alanıyla gidermeye çalışsak da hevesimizi tekrar kaybeder ve bir döngüye gireriz. Yeni bir beceri edinmek veya zor bir durumun üstesinden gelmek istiyorsak en çok ihtiyaç duyduğumuz şeyler sabır, dikkat ve disiplindir ancak bu özellikler çoğu zaman ulaşılmaz veya sürdürmesi zor gibi görünür. Kitap, spordan iş hayatına, ebeveynlikten hobilere kadar yaşamın her alanında beceri kazanmayı ve süreci sevmeyi mümkün kılmayı gösteriyor. Müzisyen ve yazar, daha az çabayla ve daha düşük stresle, daha fazlasını en kısa sürede nasıl başarabileceğimize odaklanıyor. Kendisi de özellikle denizcilik ve golf alanlarında yeni şeyler öğrenmeye hevesle devam ediyor. 

İÇİNDEKİLER: Öğrenme Süreci Başlıyor, Ürün Değil, Süreç, Bakış Açısı Her Şeydir, Arzuladığımız Alışkanlıkları Oluşturmak, Algı Değişimi Sabır Getirir! Dört "K" İlkesi, Sükûnet ve "Yap, Gözlemle, Düzelt", Çocuklardan Öğrenmeye ve Onlara Öğretmeye Çalışın, Becerileriniz Gelişiyor. 120 SAYFA. (LİTERATÜR HAYAT)
 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/06/haziran-ayi-yeni-kitap-yorumlari-ozkan-sackan-inceledi-2484.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/06/haziran-ayi-yeni-kitap-yorumlari-ozkan-sackan-inceledi-2484.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/06/haziran-ayi-yeni-kitap-yorumlari-ozkan-sackan-inceledi-2484-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/06/haziran-ayi-yeni-kitap-yorumlari-ozkan-sackan-inceledi-2484.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.iyigunler.net/haziran-ayi-yeni-kitap-yorumlari-ozkan-sackan-inceledi/359695/</link>
			<pubDate>Sun, 14 Jun 2026 11:36:22 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[10 Haziran haftanın kitap yorumları | Özkan Saçkan inceledi]]></title>
			<description><![CDATA[Haziran ayının ikinci haftası seçkin yayın evlerinin listelerinden kitapçı raflarına ulaşan yeni kitapları, Gazeteci Yazar Özkan Saçkan sizler için inceledi. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[10 Haziran haftanın kitap yorumları | Özkan Saçkan inceledi


ÖĞRENME UĞRAŞI: Kitap, sanat, kültür ve edebiyatı sağduyunun aydınlığına çeken yazarın yalın anlatımıyla okuma tatları veren bir kitap.

AHMET RÜSTEM BEY: OSMANLI’DAN CUMHURİYETE SIRA DIŞI BİR DİPLOMAT: Türk olmamasına rağmen Türk milletine karşı güçlü minnet ve sevgi hisleriyle dolu olan, milletinin en zor zamanlarında yanında yer alarak bir aidiyet, vefa ve vatandaşlık örneği gösteren sıra dışı bir diplomatın hayat hikâyesi...


ÇOKLAR VARDIR Kİ HAYCA ANNAMAZLAR: Yazar, bu çalışmasında uzun yıllardır yurtiçi ve yurtdışı kaynaklardan toplayarak bir araya getirdiği, bir kısmı arşivlerde bile bulunmayan Ermeni harfli Türkçe yayınları tanıtıyor.

ARABACI: Yazar bu eserinde, karanlık bir halk efsanesini vicdan ve merhamet temalarıyla birlikte dokuyarak incelikle işliyor.


YOLUN UĞURU: Bir tren yolculuğuyla başlayan bu arayış; köy yollarında, tanımadığı insanlarla kurduğu bağlarda ve Şuur Apartmanı’nın hayaliyle derinleşiyor.


RUH ÜZERİNE: "Ruh bir anlamda bütün var olanlardır... Ama ne anlamda? İşte bunu araştırmak gerekiyor."

İşte o kitaplar;

 

Tiyatrodan sinemaya, şiirden müziğe değişik konularda konuşup yazılanlar bir arada

CEVAT Çapan’dan ÖĞRENME UĞRAŞI: YAZILAR-KONUŞMALAR. Yazar Homeros’tan A. S. Byatt’a, Mübadele’den Mavi Yolculuk’a, Oktay Rifat’tan Gülten Akın’a, tiyatrodan sinemaya, şiirden müziğe değişik konularda konuşup yazdıklarını bir araya getiriyor. Bunların bir bölüğü Sabahattin Eyuboğlu, Memet Fuat, Muhsin Ertuğrul ve John Berger’la ilgili doğaçlama konuşmalardan, bir bölüğü ise 1965-2024 arasında yayımlanmış yazılardan oluşmakta. Bilimsel etkinlikler için üretilmiş metinlerin yanı sıra antoloji ve kitap ön sözlerini, gezi izlenimlerini de içeren kitap, sanat, kültür ve edebiyatı sağduyunun aydınlığına çeken yazarın yalın anlatımıyla okuma tatları veren bir kitap.288 SAYFA. (YAPI KREDİ YAYINLARI)

Milli Mücadele döneminde diplomasi alanında önemli katkılar sağladı

Ö. KÜRŞAD Karacagil’den AHMET RÜSTEM BEY: OSMANLI’DAN CUMHURİYETE SIRA DIŞI BİR DİPLOMAT. Çoğunlukla aşırıya varan haysiyet algısı nedeniyle yaşadığı düello maceraları arasında, şüphesiz en dikkat çekicisi Mustafa Kemal Paşa ile olanıdır. Rüstem Bey, kişiliğinden kaynaklı bir güdüyle böyle bir teklifte bulunur iken kendi ölümünü kesinleştirmek suretiyle haysiyetini korumayı planlamış ve bu tutumuyla hem vatanperverliğini hem de cesaretini bir kez daha göstermiştir. Ahmet Rüstem Bey’in Türk milletine olan sevgi ve bağlılığı ise özel bir vurguyu hak edecek büyüklüktedir. Ahmet Rüstem Bey, hayatının her aşamasında Türk milletine gönülden bağlı kalmıştır. Gerek bulunduğu vazifelerde aldığı tutumlarla gerekse yazdıklarıyla bunu her seferinde ispat etmiştir. Hatta yakın arkadaşı Celal Nuri’nin ifadesiyle o bir “chauvin”dir. Yani Fransızca “fazla vatanperver”dir. 1854 yılında Osmanlı hizmetine giren Polonyalı bir ailenin çocuğu olan Ahmet Rüstem Bey (Alfred Rüstem Bilinski) (1862-1934), Osmanlı Devleti’nin son dönemi ile Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıllarına yakından şahit olmuş bir diplomat ve aydındır. Ahmet Rüstem Bey, aldığı iyi eğitim ve çok sayıda yabancı dile hakimiyeti sayesinde genç yaşlardan itibaren başlayan hariciye kariyerinde edindiği tecrübelerle gerek Osmanlı’nın son dönemi gerekse de Milli Mücadele döneminde diplomasi alanında önemli katkılar sağlamıştır. Yazdığı makaleler ve kitaplar kadar polemikleri ve düellolarıyla da dikkat çekici bir tarihsel figür olan Ahmet Rüstem Bey, Milli Mücadele’ye katılarak Meclis-i Mebusan ve TBMM’de milletvekili olarak bulunmuştur. Pek çok yabancı kaynak, arşiv belgeleri ve devrin gazeteleri gibi zengin kaynak kullanımı ve anlatı kuvvetiyle öne çıkan elinizdeki bu eser; Türk olmamasına rağmen Türk milletine karşı güçlü minnet ve sevgi hisleriyle dolu olan, milletinin en zor zamanlarında yanında yer alarak bir aidiyet, vefa ve vatandaşlık örneği gösteren sıra dışı bir diplomatın hayat hikâyesini okuyucuların beğeni ve dikkatine sunuyor. 536 SAYFA. (VAKIFBANK KÜLTÜR YAYINLARI)


Anadolu coğrafyasında Türkçenin bir başka kullanım biçimine dair roman

GAZANFER İbar’dan ÇOKLAR VARDIR Kİ HAYCA ANNAMAZLAR. Osmanlı İmparatorluğu sınırları içinde yaşayan Ermeniler hem Türkçe hem de Ermeniceyi dil olarak kullanıyordu. Türkçenin Ermeni harfleriyle yazılması, Türkçe konuşan ancak Ermeniceyi bilmeyen veya az bilen Ermeni nüfusun yazı aracılığıyla kendini ifade etmesi ihtiyacından ortaya çıktı. Dinleri Ortodoks, dilleri Türkçe olan Karamanlıların Grek alfabesini kullandıkları gibi Türkçe konuşan Ermeniler de Arap harfleri yerine, kendi kutsal kitaplarındaki Ermeni alfabesini yeğlediler. Böylece önce yazma eserlerde din, edebiyat, felsefe hatta doğa ve ziraat alanlarında karşımıza çıkan Ermeni harfli Türkçe metinler, matbaanın kullanılmasıyla birlikte hukuktan eğitime, fen bilimlerinden edebiyata yayılan çok farklı yayın türlerinde görülmeye başlandı. Yazar, bu çalışmasında uzun yıllardır yurtiçi ve yurtdışı kaynaklardan toplayarak bir araya getirdiği, bir kısmı arşivlerde bile bulunmayan Ermeni harfli Türkçe yayınları tanıtıyor ve Grek harfli Türkçe ile birlikte Anadolu coğrafyasında Türkçenin bir başka kullanım biçimine dair roman, hikâye, şiir, tiyatro, çeviri metinler gibi eserlere yer veren kitap, gazete, dergi, ilan, broşür gibi yayınları okurla paylaşıyor. 176 SAYFA. (İŞ BANKASI KÜLTÜR YAYINLARI)

Arabacı nereye giderse gitsin gözyaşı ve feryatla karşılanır. Gözleri hep hastalık, kan ve dehşet görür


SELMA Lagerlöf’ten ARABACI. "Haydi gel! Gitme vaktimiz geldi. Huzura kavuşan ruhları bizim gibi esaret altında ve karanlıkta yaşayanların karşılaması doğru olmaz." Yılbaşı gecesi saatler tam on ikiyi vurduğunda ölen son günahkâr, o yıl boyunca Ölüm Arabası'nı sürmek zorundadır. Bu kişi, yorgun atının çektiği köhne arabasıyla dünyayı dolaşmak ve eceli gelenlerin ruhlarını toplamakla yükümlüdür. Bir yılbaşı gecesi saldırı sonucu hayatını kaybeden David Holm, efsanevi Ölüm Arabası ve onun gizemli sürücüsüyle karşılaşır. Yeni arabacı olarak görevi devralmadan önce, bu ruhani rehber eşliğinde kendi geçmişine ve yıktığı hayatlara doğru zorlu bir yolculuğa çıkar. Holm, nankörlük ettiği dostlarının, sefalete sürüklediği ailesinin ve kendisi için dua edenlerin yaşadıklarını bu kez bir ruhun gözlerinden izleyecektir. Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazanan ilk kadın yazar olan Selma Lagerlöf, 1912'de kaleme aldığı bu eserinde, karanlık bir halk efsanesini vicdan ve merhamet temalarıyla birlikte dokuyarak incelikle işliyor. Bir insanın, dibe vurduktan sonra bile kurtuluş ihtimali olup olmadığını sorgulayan, dünya edebiyatının başyapıtlarından biri olan Arabacı, Berkan Başören'in özenli çevirisiyle ilk defa Türkçede. Arabacı nereye giderse gitsin gözyaşı ve feryatla karşılanır. Gözleri hep hastalık, ölüm, yara, kan ve dehşet görür. Belki de işin en hafif tarafı budur. Asıl kötüsü, insanın içindeki azabı, pişmanlığı ve gelecek korkusunu görmektir. 136 SAYFA. (EVEREST YAYINLARI)


Öğrendikçe sadeleşen, sadeleştikçe derinleşen bir yol...


CÜNEYT Gültakın’dan YOLUN UĞURU- Göğün Öğrencisi. Ömür bir çizgiyse, asıl mesele o çizgide kaybolmadan yürüyebilmektir. Cüneyt’in Uğur’a dönüşümü, sadece bir isim değişikliği değil; hayata yeniden bakmayı öğrenmenin, kendine yabancılaştığı yerden geri dönmenin hikâyesi. Bir tren yolculuğuyla başlayan bu arayış; köy yollarında, tanımadığı insanlarla kurduğu bağlarda ve Şuur Apartmanı’nın hayaliyle derinleşiyor. Bazen bir karşılıksız aşk, insanı en çok kendine yaklaştırır. Bazen yalnızlık, gerçek dostlukların kapısını aralar. Ve bazen insan, en çok kaybolduğunu sandığı anda yönünü bulur. Uğur’un yolu da böyle bir yol. Öğrendikçe sadeleşen, sadeleştikçe derinleşen bir yol... Kentin gürültüsünden uzaklaştıkça, hayatın özüne yaklaşan bu anlatı, tüketimin, yalnızlığın ve anlam arayışının ortasında; daha sahici, daha insan kalabilmenin mümkün olup olmadığını soruyor. Ve belki de en önemli soruyu bırakıyor geriye: Sen kendi hayatında gerçekten nerede duruyorsun? 152 SAYFA. (DESTEK YAYINLARI)

"Bu kitap bir okuldur ve tartışmasını bilene okulun kapıları açıktır, çünkü bu kitap bir tartışmadır”

ARİSTOTELES’ten RUH ÜZERİNE. Yazar bu eserinde kendinden önce Homeros'tan başlayarak Pythagoras'çılara, atomculara ve Platon'a kadar benimsenen ruh anlatılarını bize aktarıyor ve eleştiriyor. Bu "temizlik"ten sonra Aristoteles kendi öğretisini anlatmaya başlıyor ve eski ruh anlatılarının yerine bir canlılık biliminin temellerini atıyor. Ölümden sonra ne olduğundan ziyade yaşarken ne olduğunu araştırıyor, dolayısıyla konusunu insanla, "nefs terbiyesi"yle veya psikolojiyle kısıtlamayıp bitkilerden Tanrı'ya uzanan bütün bir canlılık spektrumunu ele alabiliyor. "Ruh bir anlamda bütün var olanlardır... Ama ne anlamda? İşte bunu araştırmak gerekiyor." (III, 8,431b21-24) Metnin çevirisinin yanında ön sözü, notları, ek metinleri, e lyazması listesi ve sözlükçesi, meraklı okurlar kadar konunun uzmanları için de ilgi çekici ve bilgilendirici. Ne de olsa Aristoteles'in Ruh Üzerine'si, Helenistik dönemden başlayarak Galenos fizyolojisinden tek tanrılı dinlerin teolojisine ve bilim felsefesine kadar muazzam bir alanda okunup tartışılmış bir metin. Ön sözünde Ömer Aygün'ün dediği gibi: "Bu kitap bir okuldur ve tartışmasını bilene okulun kapıları açıktır, çünkü bu kitap bir tartışmadır ve tartışma 2.400 yıldır sürüyor." 192 SAYFA. (CAN YAYINLARI)
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/06/10-haziran-haftanin-kitap-yorumlari-ozkan-sackan-inceledi-6400.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/06/10-haziran-haftanin-kitap-yorumlari-ozkan-sackan-inceledi-6400.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/06/10-haziran-haftanin-kitap-yorumlari-ozkan-sackan-inceledi-6400-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/06/10-haziran-haftanin-kitap-yorumlari-ozkan-sackan-inceledi-6400.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.iyigunler.net/10-haziran-haftanin-kitap-yorumlari-ozkan-sackan-inceledi/359680/</link>
			<pubDate>Wed, 10 Jun 2026 11:44:44 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Haftanın kitap yorumları | 7 Haziran'da çıkan kitaplar]]></title>
			<description><![CDATA[Haziran ayının ikinci haftasında kitapçı raflarında yerini alan yeni kitapları, Gazeteci Yazar Özkan Saçkan sizler için yorumladı]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Haftanın kitap yorumları | 7 Haziran'da çıkan kitaplar

 

NEHİR KIYISINDA BİR BULUŞMA: Patrick'in eşine, annesine ve yasak aşkına yazdığı mektuplarla Oliver'ın günlük notlarından oluşan yazarın son romanı.

SAKURA MEVSİMİ KİTAPÇISI: Geçmişten gelen pişmanlıklar, söylenmemiş sözler ya da yıllardır bastırılmış duygular…

SON GÖZ AĞRISI: Kendi benliğini keşfetme yolculuğunda, istikrarsız bir öğrenciden hayata uyum sağlamakta zorlanan bir yetişkine dönüşür. Dört yıl süren terapi onun en uzun ilişkisi olur.

AMERİKAN GİZLİ HÜKÜMETİ: Karanlıktaki Dosyalar Serisi, ikiyüzlü yumuşak armoniler çağında, hakikatin sert ama dürüst akorlarını duymayı göze alabilenler için kaleme alındı.

TİLKİ: Sovyet sansüründen Batı edebiyatının kalıplarına kadar pek çok farklı hikâye ustalıkla birbirine bağlanıyor.

HER ŞEY MUTLU OLMAK İÇİN Mİ? GENÇ YETİŞKİNLERLE DÜŞÜNMEK: Eğer düşünmeyi öğrenmezsek tüm bu sorularla tek başımıza nasıl başa çıkabiliriz?

İşte o kitaplar;

Kardeşler arası rekabet, dünyevilik ve maneviyat üzerine, mizahı elden bırakmayan bir roman

CHRİSTOPHER Isherwood’tan NEHİR KIYISINDA BİR BULUŞMA- Modern Klasikler. Genç bir İngiliz olan Oliver, uzun süren bir sessizliğin ardından ağabeyi Patrick'e bir mektup yazar ve son yıllarda hayatını kökünden değiştirecek bir deneyim yaşadığını, Hinduizm'le ilgilendiğini ve bunun sonucunda son yeminlerini edip keşiş olmak üzere Kalküta'daki bir manastıra geldiğini anlatır. Oliver'ın yadsımanın eşiğinde olduğu dünyevi hayata sonuna kadar gömülmüş başarılı bir yayıncı olan evli ve çocuklu Patrick bu haber üzerine Hindistan'a gitmeye karar verir; görünürdeki amacı kardeşini keşiş olmadan önce son bir kez görmek, asıl niyetiyse Oliver'ı kararından vazgeçirmektir. İki kardeşin birlikte geçireceği günler ikisinde de büyük çalkantılar yaratmaya gebedir. Patrick'in eşine, annesine ve yasak aşkına yazdığı mektuplarla Oliver'ın günlük notlarından oluşan yazarın son romanı. Kitap, kardeşler arası rekabet, dünyevilik ve maneviyat üzerine, mizahı elden bırakmayan bir roman. İyi kardeşle kötü kardeş arasındaki klasik zıtlık ikna edici ve inandırıcı. Edmund Wilson. 136 SAYFA. (YAPI KREDİ YAYINLARI)

Kayıpların içinden filizlenen umudu ve affetmenin kalbinizdeki iyileştirici gücünü anlatıyor

TAKUYA Asakura’dan SAKURA MEVSİMİ KİTAPÇISI- İyi Hisset Serisi. “Her okurun hayatında, tam zamanında karşısına çıkan bir kitap vardır.” Dünyanın bilinmeyen bir yerinde, rengârenk kiraz çiçeklerinin büyüleyici bir ahenkle uçuştuğu patikanın sonunda küçük bir kitabevi vardır: “Sakura.” Ama onu herkes göremez; yalnızca kalbinde derin bir sızı taşıyanların yolu düşer buraya. Elinizdeki kitaba dalıp gittiğiniz anda başlar hikâyeniz. Ve bir an sonra kendinizi kiraz çiçekleriyle çevrili o gizemli kitabevinde bulursunuz. Sakura’da sizi esrarengiz bir kız ve her şeyi sessizce izleyen üç renkli bir kedi karşılar. Eğer buraya yolunuz düştüyse, er ya da geç kalbinizin derinliklerinde sakladığınız gerçekle yüzleşmek zorunda kalırsınız. Geçmişten gelen pişmanlıklar, söylenmemiş sözler ya da yıllardır bastırılmış duygular… Kitap, kayıpların içinden filizlenen umudu; hatırlamayı ve affetmenin kalbinizdeki iyileştirici gücünü anlatan büyülü bir roman. Belki de aradığınız cevaplar, Sakura’da sizi bekliyordur. 156 SAYFA. (ATHİCA YAYINLARI)


Cesur ve içten anlatımla aidiyet, aşk ve inanç kavramlarını yeniden sorgulanıyor


FATİMA Daas’tan SON GÖZ AĞRISI. İsmim Fatima Daas. Kitap bu cümleyle başlıyor ve bu cümle etrafında kimlik arayışındaki göçmen kökenli genç bir kadının cesur sesini duymamızı istiyor. Yazar, Paris'in banliyölerinden birinde, Clichy-sous-Bois'de, Cezayirli bir ailenin en küçük kızı olarak büyür. Aile bireylerinin sevgi göstermekten çekindiği, aşk ve cinselliğin tabu sayıldığı bir evde yetişir. Çoğunluğu Müslüman olan mahallesinden çıkıp Paris'e gittiğinde, kendini bir yabancı gibi hisseder. İnançlı bir Müslüman olarak yetişen Fatima, kimlikler arasında gidip gelirken, inancını koruyarak kadınlara duyduğu ilgiyi nasıl yaşayacağını sorgular. Kendi benliğini keşfetme yolculuğunda, istikrarsız bir öğrenciden hayata uyum sağlamakta zorlanan bir yetişkine dönüşür. Dört yıl süren terapi onun en uzun ilişkisi olur. Ailesinden uzaklaştıkça özgürlüğünü kazanır, ancak içindeki çelişkilerle daha doğrudan yüzleşmek zorunda kalır. Nina'yla tanıştığında, eksikliğini hissettiği şeyin ne olduğunu tam olarak bilmez ama onsuz yapamayacağını anlar. Yazar, cesur ve içten anlatımıyla aidiyet, aşk ve inanç kavramlarını yeniden sorgulatıyor. 184 SAYFA. (CAN YAYINLARI)


Yüzyıllardır dünyayı yönetenler gerçekten kim? Ve bu kararlar nerede, kimler tarafından alınıyor


ANTONY C. Sutton’dan AMERİKAN GİZLİ HÜKÜMETİ- Kurukafa ve Kemikler Tarikatına Giriş- Karanlıktaki Dosyalar Serisi 2. Yaklaşık 200 yıldır, dünyanın en etkili kararları aynı kapalı kapılar ardında alınıyor ve isimler hep tanıdık: Siyasetin, finansın, bürokrasinin en tepesindekiler... Hatta aynı ağın içinden yükselen bir başkan: George W. Bush. Amerikan Gizli Hükümeti, Yale Üniversitesi’nin en gizli yapılanmalarından biri olan “Kurukafa ve Kemikler” tarikatının içyüzünü ortaya koyuyor. Ama mesele yalnızca bir üniversite topluluğu değil, ABD merkezli küresel bir güç ağı. Karşıtlıklar yaratıyorlar. Devrimleri finanse ediyorlar. Savaşları yönetiyorlar ve kazananı en baştan belirliyorlar. Çünkü gerçek güç, görünmeden kontrol edenin elinde. Sutton’ın bu kitapta anlattıkları birer komplo teorisi değil, küresel bir güç ağı sisteminin belgelenmiş anatomisi. 432 SAYFA. (DESTEK YAYINLARI)

Edebiyatın hayatta kalma mücadelesi ve anlatıcının varoluşsal serüveni

DUBRAVKA Ugresic’ten TİLKİ. Bir tilki iz sürerken hangi yolları kullanır? Peki ya bir yazar? Tilki, kalıplara uyan bir roman değil; farklı zaman dilimlerinde, farklı coğrafyalarda dolaşan, edebiyatın ve tarihin izini suren girift bir anlatı. Yazar, Sovyet sansüründen Batı edebiyatının kalıplarına kadar pek çok farklı hikâyeyi ustalıkla birbirine bağlıyor; sansürün gölgesinde kaybolan sözcükler, sürgün yazarların izleri, Nabokov’un kelebekleri ve edebiyatın zamansız direnişi bu hikayede buluşuyor. Kimi zaman ironik kimi zaman melankolik ama daima keskin bir yaratıcılık ile yazılmış bu metin, edebiyatın hayatta kalma mücadelesini ve anlatıcının varoluşsal serüvenini gözler önüne seriyor. Modern edebiyatın en cesur seslerinden Dubravka Ugrešić’in kaleminden çıkan kitap, anlatı sanatının sınırlarını zorlayan, zekice kurgulanmış bir eser. Edebiyatın özgürlüğünü, kayboluşunu ve yeniden doğuşunu keşfetmek için… Hepimiz birer dipnotuz, pek çoğumuz hiçbir zaman okunma şansı bulamayacak, her birimiz yaşamımız için, bir dipnot hayatı yaşamak için, tüm gayretlerimize rağmen nihayetinde mecburen batana dek yüzeyde kalabilmek için acımasız ve çaresiz bir mücadele içindeyiz. Her yerde ve sürekli olarak varoluşumuzun, boşluğa ve hiçliğe karşı mücadelemizin izlerini bırakıyoruz. Ve anlamsızlık ne kadar büyükse mücadelemiz o kadar şiddetli oluyor. 392 SAYFA. (EVEREST YAYINLARI)


Her birimizi mutlu eden şey gizemlidir

EMMANUELLE De Champs’ten HER ŞEY MUTLU OLMAK İÇİN Mİ? GENÇ YETİŞKİNLERLE DÜŞÜNMEK. Mutluluk hem bireysel hedefimiz hem toplumsal projemizdir. Her birimizi mutlu eden şey gizemlidir ve kişiye özeldir ama mutluluk topluca oluşturduğumuz insanlığımızın da bir arzusudur. Peki, bireyler kendilerine özgü mutluluk anlayışlarıyla bir arada yaşayabilir mi? Varoluşumuz sorularla doludur ve bunların herkes için geçerli, hazır cevapları yoktur. Peki eğer düşünmeyi öğrenmezsek tüm bu sorularla tek başımıza nasıl başa çıkabiliriz? 56 SAYFA. (İŞ BANKASI KÜLTÜR YAYINLARI) 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/06/haftanin-kitap-yorumlari-7-haziran-da-cikan-kitaplar-5183.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/06/haftanin-kitap-yorumlari-7-haziran-da-cikan-kitaplar-5183.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/06/haftanin-kitap-yorumlari-7-haziran-da-cikan-kitaplar-5183-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/06/haftanin-kitap-yorumlari-7-haziran-da-cikan-kitaplar-5183.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.iyigunler.net/haftanin-kitap-yorumlari-7-haziran-da-cikan-kitaplar/359670/</link>
			<pubDate>Sun, 07 Jun 2026 12:00:08 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Haftanın kitapları | Haziran ayının ilk haftası kitap yorumları]]></title>
			<description><![CDATA[Haziran ayının ilk haftasında kitapçıların raflarında yerini alan yeni kitapları, Gazeteci Yazar Özkan Saçkan sizler için inceledi. İşte haftanın kitapları!]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Haftanın kitapları | Haziran ayının ilk haftası kitap yorumları

 

MAHALLEMİZİN KEDİSİ: Kedinin sessiz ve huzurlu varlığı, insanlar arasındaki görünmez bağları hatırlatır.



İTALYAN ULUSAL SİNEMASI: Kitap sinemayı sadece toplumu yansıtan pasif bir ayna olarak değil, ulusal kimliği bizzat inşa eden kurucu bir pratik olarak konumlandırıyor.



ÖZGÜR İRADE ÜZERİNE: Kitap ahlak, özgürlük ve insanın eylem kapasitesi üzerine düşünmek isteyen herkes için klasik bir başvuru kitabı.



DUYGUSAL ZORBALIK: Bir varoluş savaşına dönüşen “ötekini” yenme, alt etme, geçme ve böylece yaşamda kendine bir yer açıp hayatta kalma savaşını tüm yönleriyle masaya yatırılıyor.



CİVARDA KAYBOLANLAR: Yazar bu ikinci  öykü kitabında, kendi küçük dünyalarında kaybolmuş çıkış yolu arayanların hikâyelerini okura sunuyor.



ALBÜM: Kitap yazarın yüzüncü doğum yılını kutlama vesilesiyle hazırlandı.



İşte o kitaplar;


Sessizce iyileştiren, sıcacık ve umut dolu bir hikâye

TANYA Guerrero’dan MAHALLEMİZİN KEDİSİ- Sempati Dizisi. Şefkatli bir sevgi, içten gelen iyilik, sürpriz karşılaşmalar, parçalanmış hayatlara umut taşıyor... Şehirde bir sokak kedisi... Çevresinde kaybolmuş ve yalnız hisseden insanlar... Her biri şehrin gürültüsü içinde kendi dünyasına saklanır. Onları birleştiren duygu, bir kediye besledikleri koşulsuz sevgi olur. Bazen kurtarılan yalnızca bir sokak kedisi değildir. Kedinin sessiz ve huzurlu varlığı, insanlar arasındaki görünmez bağları hatırlatır. Küçük iyiliklerin büyük etkisi sayesinde yolları kesişir ve birbirlerinin hayatına temas ettikçe iyileştiklerini fark ederler. Sessizce iyileştiren, sıcacık ve umut dolu bir hikâye... 336 SAYFA. (ATHİCA YAYINLARI)

Kitap, İtalyan sinemasının bir filmografisi ve kaynakçasını da içeriyor

PİERRE Sorlin’den İTALYAN ULUSAL SİNEMASI. Sanayileşmiş dünyanın tamamında, sinema yapımları aynı temellere dayanıyor, aynı karakter setleriyle aynı hikâyeleri anlatıyor ve aynı teknik araçları kullanıyor. Bununla birlikte, bir İtalyan filmini bir Amerikan veya Alman filminden ayırt edebileceğimizi düşünüyoruz. Onları bu kadar kolay ayırt edebileceğimize inanmamızı sağlayan şey ne peki? Sinemayı sadece toplumu yansıtan pasif bir ayna olarak değil, ulusal kimliği bizzat inşa eden kurucu bir pratik olarak konumlandıran kitap, modern İtalya'nın dönüşümünde beyaz perdenin oynadığı kritik rolü ortaya koyuyor. Sunduğu sosyolojik perspektifle "Sanat Sineması" ve "Popüler Sinema" gerilimini de irdeleyen eser, Türk sinemasının geçirdiği dönüşümleri ve kendi iç çelişkilerini anlamlandırmak isteyen okurlar için de eşsiz bir tarihsel ayna tutuyor. Kitap, İtalyan sinemasının bir filmografisi ve kaynakçasını da içeriyor. 336 SAYFA. (VAKIFBANK KÜLTÜR YAYINLARI)


Ahlak, özgürlük ve insanın eylem kapasitesi üzerine düşünmek isteyenlere


DESİDERİUS Erasmus’tan ÖZGÜR İRADE ÜZERİNE. Yazar kitabında, insanın seçim yapabilme yetisini, ahlaki sorumluluğunu ve inançla akıl arasındaki dengeyi ustalıkla sorgular. Reform dönemi tartışmalarının tam ortasında kaleme alınan metin, yalnızca teolojik bir savunma değil insan iradesinin sınırlarını ve kapasitesini sorgulayan evrensel bir düşünce çalışmasıdır. Yazar, Kutsal Kitap pasajlarını tarihsel bağlamı ve dilsel yapısıyla birlikte yorumlayarak, insanın tanrısal lütufla işbirliği halinde hareket edebilme kapasitesini rasyonel bir çerçevede savunur. Bu yönüyle eser, Reform döneminin entelektüel iklimini anlamak kadar, özgürlük ve etik tartışmalarını günümüzden geriye doğru izlemek için de temel bir başvuru niteliğindedir. Kitap ahlak, özgürlük ve insanın eylem kapasitesi üzerine düşünmek isteyen herkes için klasik bir başvuru kitabı. 120 SAYFA. (CAN YAYINLARI)


Duygusal zorbalıktan kurtulmanın yollarını göstererek üretken bir hayat vaat ediyor


MÜTHİŞ Psikoloji DUYGUSAL ZORBALIK: SENİN İYİLİĞİN İÇİN SÖYLÜYORUM. “Kimse kendi zincirlerini sevmez, ama onları takanlar sever.” - Friedrich Nietzsche. Ya avuçlarımın arasında tuttuğum o sımsıcak el yalansa! Ya sırtımı dayadığım bu dağ gibi dostluk bir planın parçasıysa! Ya benimle kurduğu bu yakınlık kazanmak istediği bir oyunun stratejisinden ibaretse! Ya beni sevdiği için değil de işine yaradığım için yanımdaysa! Ya ben sevgiyle, aşkla ve dostlukla istismar ediliyorsam! Bu acı deneyimlerin başıma gelme ihtimali mi var mı? Tabii ki var.  Her an ihanete uğrama ihtimalimiz var. Her an her şey olabilir. Güvendiğimiz dağlara karlar yağabilir, bıçak en yakınımızın elinde duruyor olabilir, tutunduğumuz dallar çat diye kırılıverebilir. Bu kitap, bir varoluş savaşına dönüşen “ötekini” yenme, alt etme, geçme ve böylece yaşamda kendine bir yer açıp hayatta kalma savaşını tüm yönleriyle masaya yatırıyor. Modern hayatın şefkat kisvesi altında gizlenen zorbalıklarını, dijital komşulardan tüketim tuzaklarına, başarı baskısından “Sen özelsin!” illüzyonuna kadar inceliyor. Bu kitap, size duygusal zorbalıktan kurtulmanın yollarını göstererek kaygılardan arınmış, özgür ve üretken bir hayat vaat ediyor. 184 SAYFA. (DESTEK YAYINLARI)

"Bıraksalar sonsuza dek orada duracak"

VİLDAN Külahlı Tanış’tan CİVARDA KAYBOLANLAR. Okurun ilk olarak Çizgide Bir Kukla ile tanışıp sevdiği yazar, şimdi yeni kitabıyla yoluna devam ediyor. Bu ikinci öykü kitabında, kendi iç sesinin karanlık bir köşesinde hapsolanların, kadın olmanın ağır yükünü omuzlayanların, yas ve acılarını kapılar ardında yaşayanların, yıllarca saklı kalmış gerçeklerle bir gün yüzleşenlerin, kısacası kendi küçük dünyalarında kaybolmuş çıkış yolu arayanların hikâyelerini okura sunuyor. Bir el göründü içeride, bir kol, bir çift ayak… Koca bir beden. Bir suret sonra. Anlatıldığı kadar var. Belki daha fazlası. Karşı karşıya geldin o suretle. Şaşkınlığını biraz olsun atabilince gözlerini karşındaki yüzde yavaş yavaş gezdirdin. Dümdüz bir ovayı ters yüz etmiş gibi bir yarık. Dedikleri gibi boydan boya. 96 SAYFA (EVEREST YAYINLARI)

Mektup arkadaşlığı ağının yarım yüzyıllık tarihi

ROLAND Barthes’ten ALBÜM- Yayınlanmamış Yazışmalar ve Metinler. Yazarın yüzüncü doğum yılını kutlama vesilesiyle hazırlanan kitap genel hatlarıyla kronolojik sıraya göre düzenlenmiş mektuplaşmalardan bir seçkiyle birlikte, yazarın daha önce yayınlanmamış bir dizi metnini barındırıyor. Kitapta Raymond Queneau, Maurice Blanchot, Jean Genet, Michel Foucault, Claude Lévi-Strauss, Georges Perec, Michel Butor, Julia Kristeva ve Jean Starobinski gibi isimlerden oluşan bir dayanışma ve mektup arkadaşlığı ağının yarım yüzyıllık düşün tarihine, yazarın dünyayla temasına ışık tuttuğu da görülebilir. 468 SAYFA. (İŞ BANKASI KÜLTÜR YAYINLARI) 
 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/06/haftanin-kitaplari-haziran-ayinin-ilk-haftasi-kitap-yorumlari-8634.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/06/haftanin-kitaplari-haziran-ayinin-ilk-haftasi-kitap-yorumlari-8634.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/06/haftanin-kitaplari-haziran-ayinin-ilk-haftasi-kitap-yorumlari-8634-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/06/haftanin-kitaplari-haziran-ayinin-ilk-haftasi-kitap-yorumlari-8634.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.iyigunler.net/haftanin-kitaplari-haziran-ayinin-ilk-haftasi-kitap-yorumlari/359663/</link>
			<pubDate>Wed, 03 Jun 2026 13:49:56 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Mayıs ayının son haftası kitap yorumları | Özkan Saçkan inceledi]]></title>
			<description><![CDATA[Mayıs ayının son haftasında yayınlanan yeni eserler kitapçı raflarında yerini alırken, haftanın kitaplarını Gazeteci Yazar Özkan Saçkan sizler için yorulladı]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Mayıs ayının son haftası kitap yorumları | Özkan Saçkan inceledi


DÜNYA YEŞİLKEN: Her bölümde hem bitkiler hem de hayvanlar sahnede yer alırken, türler arasındaki etkileşimlerin bugün "yuvamız" dediğimiz Dünya'yı nasıl şekillendirdiği ortaya konuyor.



KENDİME, İSTANBUL’A KADINLARA DAİR: Kitap okuru kendi iç dünyasının, İstanbul'un kaybolan sokaklarının felsefi derinliklerine davet ediyor.



OSMANLI İMPARATORLUĞU’NUN EKONOMİK VE SOSYAL TARİHİ 2: Yarım yüzyıllık bir bilgi ve araştırmalar birikimine yaslanırken, hâlâ emekleme aşamasında olan bir çalışma sahasını tek bir ciltte toplamaya çalışıyor.



YEDEK PARÇA: Kimi zaman eğlenceli kimi zaman üzücü tarihi hikâyelerle bezeli kitap, bize organ nakli geleceğinin sadece kim olduğumuz değil ne olduğumuz ve ne olabileceğimizle ilgili sorulara bağlı olduğunu da gösteriyor.



YASAK RENKLER: Hayata ve kadınlara karşı derin bir öfke besleyen yaşlı ve varlıklı bir yazar ile olağanüstü güzelliğiyle dikkat çeken fakat sevme yeteneğinden yoksun genç bir adamın yolları bir noktada kesişir.



ŞAHİTLİK KURAMI: Yazar, “Şahitlik Kuramı” adını verdiği özgün çerçevede, bedensel duyumlarımız, zihinsel anlatılarımız ve ilişkisel kalıplarımız arasında açılan o bir nefeslik boşluğu işaret ediyor.


İşte o kitaplar;


Bizi bitki evriminin kritik anlarının yaşandığı tarih öncesi denizlere, bataklıklara, ormanlara götürüyor


RİLEY Black’ten DÜNYA YEŞİLKEN- Bitkiler Hayvanlar ve Evrimin En Büyük Aşk Hikayesi. Fosil bitkiler, milyarlarca yıllık evrimsel geçmişin kayıp dünyalarına dokunmamızı sağlar. Taşlaşmış her yaprak ve kök; dinozorların, kılıç dişli kedilerin ve hatta insanların bile bitkisel atalarının evrimsel çabaları olmadan var olamayacağını gösterir. Bitkilerin kesintisiz büyümesi atmosferi oksijenle doldurmuş, hayvanları karaya çıkmaya teşvik etmiş ve nihayetinde atalarımızın anatomisini şekillendiren ormanları oluşturarak bugün hayranlık duyduğumuz pek çok tarihöncesi canlının evrimini mümkün kılmıştır. Onlar olmadan ne geçmişimizi anlayabilirdik ne de geleceğimizi... Bilimsel temelli anlatı tekniğiyle tanınan paleontolog yazar, bizi bitki evriminin kritik anlarının yaşandığı tarih öncesi denizlere, bataklıklara, ormanlara ve savanalara götürüyor. Her bölümde hem bitkiler hem de hayvanlar sahnede yer alırken, türler arasındaki etkileşimlerin bugün "yuvamız" dediğimiz Dünya'yı nasıl şekillendirdiği ortaya konuyor. Black, bizi Hayat Ağacı'nın giderek büyüyen gövdesi boyunca yönlendiriyor; taşlaşmış sessiz kayıtların içinden, kadim köklerden günümüze uzanan evrimsel hikâyenin dallarını keşfetmeye davet ediyor. Kitap, tarihöncesi bitkiler ile Dünya'daki yaşam arasındaki kadim ilişkiye dair büyüleyici bir anlatı. 288 SAYFA. (İRENE KİTAP) 


Yazar İstanbul'un kaybolan sokaklarının felsefi derinliklerine davet ediyor


HİLMİ Yavuz’dan KENDİME, İSTANBUL’A KADINLARA DAİR. "İstanbul ve aşk, altın ve gölge dolayımında birbirlerine dönüşür, birer altın ve gölge olurlar." Yazar, kitabında okuru kendi iç dünyasının, İstanbul'un kaybolan sokaklarının felsefi derinliklerine davet ediyor. Bir yanda annesinin lavanta çiçeği kokan anılarıyla dolu ceviz sandığı, diğer yanda babasıyla Kocamustafapaşa'da peşine düştükleri o mistik sümbül kokusu... Şairin kaleminde İstanbul, sadece bir şehir değil, her sokağı bir şiir, her köşesi bir "gizem" olarak yeniden canlanıyor.  Kitap çocukluk günlerinin "radyo ve bisiklet" heyecanından Kabataş Erkek Lisesi'nin "keşhanelerinde" okunan Dostoyevski sayfalarına uzanan bir bellek yolculuğu. Yazar, yıkılan Park Otel'in hüznünü, "kadın-erkek söylemi" üzerine yaptığı derin analizleri ve "insanileşen" eski eşyaların hatırasını, entelektüel bir titizlikle bugüne taşıyor. Çünkü bellektir, geçmiş bir yaşantının, bir an'ın hangi ezgiyle hatırlanacağını bilen... Bu yaşanan ve yeniden hatırlanan an'lar, bir hayatı sanki bir kumaşmış gibisine, baştan başa ve yeniden dokurlar. 312 SAYFA. (EVEREST YAYINLARI)


Osmanlı toplumsal ve ekonomik gerçekliğini küresel bağlamı içinde yorumlanmış


SURAİYA Faroqhi- Bruce McGowan- Donald Quataeri ve Şevket Pamuk’tan OSMANLI İMPARATORLUĞU’NUN EKONOMİK VE SOSYAL TARİHİ 2: 1600-1914. “Elinizdeki eser, hem Osmanlı toplumsal ve ekonomik tarihi alanını özetliyor hem de yeni bilgi ve perspektiflere açılıyor. Yarım yüzyıllık bir bilgi ve araştırmalar birikimine yaslanırken, hâlâ emekleme aşamasında olan bir çalışma sahasını tek bir ciltte toplamaya çalışıyor. Aynı zamanda, değişik bölümlerin yazarları kendi araştırma bulgularını sunuyor, bilinenlerin sentezinden yeni sorgulama ve çözümlemelere uzanıyorlar. Bu eserde, mümkün olan her noktada yeni perspektiflerden hareketle ve gerek özgün arşiv malzemelerine gerekse bu kaynakları kullanarak yapılmış en son çalışmalara dayanarak, Osmanlı toplumsal ve ekonomik gerçekliğini küresel bağlamı içinde yorumlamaya çalışmış bulunuyoruz.” 608 SAYFA. (İŞ BANKASI KÜLTÜR YAYINLARI)

16. yüzyıla dek uzanan şaşırtıcı bir yolculuk...

PAUL Craddock’tan YEDEK PARÇA- Doku ve Organ Nakillerinin Şaşırtıcı Öyküsü. Hepimiz organ nakli ameliyatlarını modern çağın mucizeleri olarak görmeye meyilliyizdir ama bu ameliyatlar çok eski çağlara kadar uzanıyor. Yazar kitabında bizi, 16. yüzyıla dek uzanan şaşırtıcı bir yolculuğa çıkarıyor; ilk deri greftlerinden modern organ nakillerine varan bir tarihi gözler önüne seriyor. Üstelik başrolde sadece doktorlar yok; sanatçılar, berberler ve filozoflar da var. İnsanlık, var olduğu günden bu yana en ilkel korkularından biriyle, ölüm korkusuyla mücadele ediyor. Ruhunu ve vücudunu zaman karşısında dik tutabilmek için çabalayıp duruyor. Bu yüzden de eski zamanlardan bu yana tıp dünyası insan vücudunu tedavi etmek için yeni yöntemler geliştiriyor. Organ nakli de bu yöntemlerden biri. Belki de en önemlisi. 18. yüzyılda dişçiler neden yoksul çocukların dişlerini alıyordu? Berberler ve cerrahlar neden aynı hastalarla çalışıyordu? 17. yüzyılda ilk kan nakli kim tarafından, hangi yöntemle yapılmıştı? Kimi zaman eğlenceli kimi zaman üzücü tarihi hikâyelerle bezeli kitap, bize organ nakli geleceğinin sadece kim olduğumuz değil ne olduğumuz ve ne olabileceğimizle ilgili sorulara bağlı olduğunu da gösteriyor. 264 SAYFA. (YAPI KREDİ YAYINLARI)

Güzelliğin bir silah, arzunun ise hem kurtuluş hem de yıkım olabileceğini gözler önüne seriliyor


YUKİO Mişima’dan YASAK RENKLER. "Herkes aynı. İnsanların hepsi aynıdır" diye sesini yükseltti yaşlı yazar. "Ancak bunun tersini düşünmek gençlere özgü bir ayrıcalıktır." Hayata ve kadınlara karşı derin bir öfke besleyen yaşlı ve varlıklı bir yazar ile olağanüstü güzelliğiyle dikkat çeken fakat sevme yeteneğinden yoksun genç bir adamın yolları bir noktada kesişir. Bu kesişme bir dostluktan çok daha fazlasına evrilirken yalnızca iki hayatı değil, çevrelerindeki tüm düzeni sarsacak bir oyuna dönüşecek; cinsellik, iktidar ve özgürlük kavramlarını dönemin Japon toplumunun dar kalıpları içinde sorgulamaya açacaktır. Yazar henüz 26 yaşındayken yazdığı ve en cesur romanlarından biri olan kitap güzelliğin bir silah, arzunun ise hem kurtuluş hem de yıkım olabileceğini gözler önüne seriyor. "Dünya edebiyatının en önemli yazarlarından biri." The New York Times. 576 SAYFA. (CAN YAYINLARI)

Zihinsel anlatılarımız ve ilişkisel kalıplarımız arasında açılan bir nefeslik boşluk


HÜSEYİN Ünübol’dan ŞAHİTLİK KURAMI. Bilincin nörobiyolojisi, bir psikiyatrın dönüşüm hikâyesinde hayat buluyor. Her şeyi yolunda giden bir psikiyatr… Ta ki ABD’de geçirdiği bir inme onu bir anda yere yığana kadar. Sağ tarafı felçli, konuşması parçalanmış, kimlik duygusu silinmiş bir halde kalan yazar, kaybettiklerinin arasından insanı insan yapan o görünmez yapı taşlarını keşfetmeye başladı. Aynı ışık festivaline iki ziyaret: İnmeden önce ve sonra. Aynı yer, aynı aile-ama bambaşka bir bilinç. Espri yok, merak yok, anlam yok. Geride kalan tek şey, sessizce izleyen bir gözlemci. Bu kitap, o gözlemcinin hikâyesi. Nörobiyoloji, fenomenoloji ve yıllara dayanan klinik deneyim; kişisel bir kırılma anında buluşuyor. Yazar, “Şahitlik Kuramı” adını verdiği özgün çerçevede, bedensel duyumlarımız, zihinsel anlatılarımız ve ilişkisel kalıplarımız arasında açılan o bir nefeslik boşluğu işaret ediyor. Tam da orada, otomatik pilottan bilinçli seçime geçişin mümkün olduğunu savunuyor. İnsanın evrimsel yolculuğundan modern kutuplaşmanın psikolojisine, afaziden empatinin nörobiyolojisine uzanan bu eser; hem bir bilim insanının iç dünyasına açılan sarsıcı bir pencere hem de “Ben kimim?” sorusuna verilmiş cesur bir yanıt arayışı. 288 SAYFA. (DESTEK YAYINLARI)


 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/05/mayis-ayinin-son-haftasi-kitap-yorumlari-ozkan-sackan-inceledi-7.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/05/mayis-ayinin-son-haftasi-kitap-yorumlari-ozkan-sackan-inceledi-7.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/05/mayis-ayinin-son-haftasi-kitap-yorumlari-ozkan-sackan-inceledi-7-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/05/mayis-ayinin-son-haftasi-kitap-yorumlari-ozkan-sackan-inceledi-7.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.iyigunler.net/mayis-ayinin-son-haftasi-kitap-yorumlari-ozkan-sackan-inceledi/359642/</link>
			<pubDate>Sun, 31 May 2026 00:04:57 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Haftanın kitapları | Özkan Saçkan sizler için inceledi]]></title>
			<description><![CDATA[Gazeteci Yazar Özkan Saçkan Mayıs ayının son çarşamba günü sizler için incelediği yeni kitapları yorumladı. Haftanın kitap incelemeleri haberin detayında]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Haftanın kitapları | Özkan Saçkan sizler için inceledi

Gazeteci Yazar Özkan Saçkan Mayıs ayının son çarşamba günü sizler için incelediği yeni kitapları yorumladı. Haftanın kitap incelemeleri haberin detayında


VİNCENT: GRAFİK BİR BİYOGRAFİ: Olağanüstü sanatçının dünyasına bir giriş arayanlar ya da onun hikâyesine taze bir bakış getirmek isteyenler için, elinizdeki kitap Vincent van Gogh'un hayatını daha önce hiç görmediğiniz gibi sunuyor.


SANA İHTİYACIN VAR: Kitap, büyük kırılmaların değil; gündelik hayatın içinde sessizce biriken duyguların ve soruların kitabı.


KİMSELER BİLMEZ ADIMI: “Çok az yazar kelimeleri böylesine tutkuyla kullanmıştır. The Guardian.”


ALMAN SOFRASI: Yedi kısa oyun Almanya'nın ve Avusturya gibi benzeri ülkelerin olduğu kadar bunun hiç de uzağında olmayan dünyanın birçok ülkesinin de çok temel bir sorununu tartışabilmesi için okura birçok ipucu sunuyor.


EPSTEİN: KARANLIK SIRLAR: Bu kitap, Epstein dosyasını yalnızca bir skandal hikâyesi olarak değil; para, güç ve nüfuzun iç içe geçtiği bir sistemin anatomisi olarak ele alıyor.



İNGİLİZ POSTA ARABASI: Kitap, yalnızca bir yolculuğun değil değişen dünyaya tanıklığın, zamanın akışını duyumsamanın ve edebiyatla gerçekliğin iç içe geçtiği özgün bir deneyimin metnidir.

İşte o kitaplar;


"Resim yapmanın iliklerime işlediğini kesin olarak biliyorum"


SİMON Elliott’ten VİNCENT: GRAFİK BİR BİYOGRAFİ. Vincent van Gogh'un hayatı efsanelere karışmıştır; huysuz ve çabuk öfkelenen, son derece tutkulu ve duygusal, inanılmaz derecede yetenekliydi ve yaşamının büyük bir bölümünde yanlış anlaşılmış biri olarak ün salmıştı. Buna rağmen bugün, van Gogh'u tüm zamanların en yaratıcı, en etkili ve en çok hayranlık uyandıran ressamlarından biri olarak görüyoruz. Kısa ama yoğun yaşamı boyunca bize eşlik eden bu grafik biyografi, van Gogh'un sıra dışı gençliğini, bilinen erken dönem başarısızlıklarını, yeni bir resim tarzı keşfedişini, trajik ölümünü ve ardından gelen çarpıcı sanatsal mirasını canlı bir şekilde resmediyor. Bu olağanüstü sanatçının dünyasına bir giriş arayanlar ya da onun hikâyesine taze bir bakış getirmek isteyenler için, elinizdeki kitap Vincent van Gogh'un hayatını daha önce hiç görmediğiniz gibi sunuyor. İçindekiler: İlk Yıllar. Erken Dönem Çalışmaları. Başarısız Aşklar. Patates Yiyenler, Anvers ve Paris. Arles, Sarı Ev ve Vincent'ın Sol Kulağı. Saint-Rémy ve Auvers. Sonsuzluğun Eşiğinde. Van Gogh'u Var Eden Kadın: Her Şey Vincent İçin. Sonsöz. Kaynaklar. 160 SAYFA. (LİTERATÜR HAYAT)

Hayat üç perde; karşılama, ağırlama, uğurlama

NAZLİ Yiğit Büyüksoy’dan SANA İHTİYACIN VAR. Bugün en çok ilgi çeken hikâyeler; hayatı bir anda değişenlerin, büyük sırları bulanların, olağanüstü deneyimler yaşayanların hikâyeleri. Peki, ya sıradan hayatlarının içinde farkındalık arayanlar? Işığı görmeden, sadece varlığına inanarak onu bulmaya çalışanlar? Kitap, büyük kırılmaların değil; gündelik hayatın içinde sessizce biriken duyguların ve soruların kitabı. Hayatın kıyısından değil, tam içinden gelen satırlarla kendini tanımaya, kendi sesini duymaya ve kendine sarılmayı öğrenmeye bir davet. Dünyanın kalabalıklaştığı, teknolojinin her geçen gün kendini aştığı, kendi sesimizi duymanın daha da zorlaştığı zamanlarda bir nefes, bir durak, bir yol arkadaşı... Hayat üç perde; karşılama, ağırlama, uğurlama. Bu yolculukta yeniden bakmaya, düşünmeye ve kendi cevaplarınızı bulmaya hoş geldiniz. 184 SAYFA. (MONA KİTAP)

Kitap, denemeci yazarla tanışmak için ideal fırsat

JAMES Baldwin’den KİMSELER BİLMEZ ADIMI- Modern Klasikler. Yazar, uzun yıllar romanlarının gölgesinde kalsa da son yıllarda yeniden keşfedilmiş ve birçok yazara ilham vermiş denemelerinde, edebiyatın bu türünü müthiş bir özgürlük ve yaratıcılıkla adeta yeniden icat eden, otobiyografiden röportaj ve eleştiriye birçok aracı bir arada işe koşan bir yazar olarak ortaya çıkar. Kitap, denemeci yazarla tanışmak için ideal fırsat: Harlem ve Amerikan Güneyi'nden Paris'e, Faulkner ve Richard Wright'tan Norman Mailer ve Ingmar Bergman'a hangi konu veya kişiyi ele alırsa alsın hep dürüstlükle ve tutkuyla yazan, kişisel ve siyasi olanı aynı potada eriten hem düşünceye hem duyguya hakkını veren bir yazar var karşımızda. Yazarın denemeleri belirli bir tarihsel bağlamda kök salmış olsa da günümüze de seslenmeyi, kışkırtıcı ve evrensel kalmayı başarıyor. Bu ülkenin en iyi deneme yazarı. Yazarın gücü, üstünde iyi düşünülmüş, iğneleyici alaycılığında ve Amerikalıların kendilerini ülkelerinden korumalarını sağlayan kalınlaşmış deriyi kat kat soymaktaki ısrarında yatmıştır her zaman. The New York Times Book Review. Çok az yazar kelimeleri böylesine tutkuyla kullanmıştır. The Guardian. 176 SAYFA. (YAPI KREDİ YAYINLARI)


Kitap dikkati trajik bir güncelliğe yönelten, küçük ama aydınlatıcı bir baş oyundur


THOMAS Bernhard’tan ALMAN SOFRASI: Bir Ölü Mayıs Ayini Maç Beraat Dondurma Alman Sofrası Hepsi ya da Hiç. Yazarın kitabı dikkati trajik bir güncelliğe yönelten, küçük ama aydınlatıcı bir baş oyundur. Bu çerçevede bir araya gelmiş, tek perdelik, yedi kısa oyunu bir araya getiren kitapta, başlangıçta çizilen "cennet dünya" giderek kötülüklerden uyanışa dönüşür, insanlar memnun ve mutluyken sahneledikleri hikâye geliştikçe kendilerini bir korkunçluğun içinde bulur. Oyunların canlandırdığı sıradan vatandaşlar asla büyük laflar etmeden, neşe içinde rahatlıkla demokrasinin sınırlarının ne kadar kolay ortadan kalkacağını, saflıkla saldırganlık, sokak gevezeliğiyle faşizm, tehditle saldırı arasındaki ayrımın ne denli kolay aşılabileceğini dile getirir. Siyasi zihniyet yapılarının ve taşıyıcılarının sürekliliğine dikkati çeken yanıyla bu yedi kısa oyun Almanya'nın ve Avusturya gibi benzeri ülkelerin olduğu kadar bunun hiç de uzağında olmayan dünyanın birçok ülkesinin de çok temel bir sorununu tartışabilmesi için okura birçok ipucu sunuyor. Bu yedi oyunda sergilenen zihniyet ve tipler dünyanın tüm ülkelerinde olduğu gibi Türkiye'de de kendi yerli renkleriyle vardır. Oyunların Türkçe çevirisi Almanya'daki prototipler üzerinden bu ülkenin çok yakın tarihteki ve hâlâ güncelliğini sürdüren sorunlarını tanıtırken, Türkiye'deki benzerlerini de düşünmeye çağırmış oluyor. Konusu Almanya'da geçen bu oyunlarda işaret edilenler, hemen hemen her ülke için geçerli olduğu kadar hiç abartısız birçok benzer örneğiyle Türkiye için de geçerlidir. 128 SAYFA.  (KIRMIZI KEDİ YAYINLARI)


Epstein yalnız mıydı? Yoksa çok daha büyük bir ağın görünen yüzü mü?


TÜRKER Akıncı- Hakan Demir’den EPSTEİN: KARANLIK SIRLAR- HER YÖNÜYLE EPSTEİN DOSYASI. Modern çağın en karanlık güç ağlarından biri olan Epstein dosyasının çarpıcı ifşası. Dünyanın en güçlü isimleri... Özel adalar... Uçuş listeleri… Kapalı kapılar ardında yapılan toplantılar... Ve hepsinin merkezinde tek bir isim: Epstein. Brooklyn’de sıradan bir hayatla başlayan hikâye, kısa süre içinde Manhattan’ın en pahalı malikânelerine, Wall Street’in kapalı dünyasına ve küresel elit çevrelere uzanan sıra dışı bir yükselişe dönüştü. Peki bu yükseliş nasıl mümkün oldu? Paranın kaynağı kimdi? Bu kitap, Epstein dosyasını yalnızca bir skandal hikâyesi olarak değil; para, güç ve nüfuzun iç içe geçtiği bir sistemin anatomisi olarak ele alıyor. 2008’deki tartışmalı anlaşmadan 2019’daki tutuklamaya, Jeffrey Epstein’ın dünya çapında yankı uyandıran ölümüne kadar uzanan süreç; belgeler, tanıklıklar ve açık kaynak verileri üzerinden adım adım inceleniyor. Epstein yalnız mıydı? Yoksa çok daha büyük bir ağın görünen yüzü mü? Karanlık Sırlar, bu sorunun izini resmi belgelerle sürüyor. 168 SAYFA. (DESTEK YAYINLARI)

Edebiyatla gerçekliğin iç içe geçtiği özgün bir deneyimin metni


THOMAS de Quincey’den İNGİLİZ POSTA ARABASI. Yazar kitabında hız, modernlik ve yolculuk deneyimini neredeyse şiirsel bir coşkuyla yeniden kurar. Posta arabasının hem teknolojik hem de toplumsal bir sembole dönüştüğü bu anlatı, hareket halindeki dünyanın ritmini, yolculuğun yarattığı görsel ve duygusal titreşimi çarpıcı bir dille aktarır. Hızın büyüsü, yolun çağrısı ve anlık sahnelerin çarpıcılığıyla kurulan metin sıradan bir ulaşım aracını şiirsel bir sembole dönüştürür. De Quincey hareket eden dünyanın içinde düşüncenin akışını, belleğin kırılmalarını ve hayal gücünün sınırlarını etkileyici bir ustalıkla açığa çıkarır. Kitap, yalnızca bir yolculuğun değil değişen dünyaya tanıklığın, zamanın akışını duyumsamanın ve edebiyatla gerçekliğin iç içe geçtiği özgün bir deneyimin metnidir. 96 SAYFA. (CAN YAYINLARI)
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/05/haftanin-kitaplari-ozkan-sackan-sizler-icin-inceledi-9288.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/05/haftanin-kitaplari-ozkan-sackan-sizler-icin-inceledi-9288.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/05/haftanin-kitaplari-ozkan-sackan-sizler-icin-inceledi-9288-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/05/haftanin-kitaplari-ozkan-sackan-sizler-icin-inceledi-9288.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.iyigunler.net/haftanin-kitaplari-ozkan-sackan-sizler-icin-inceledi/359619/</link>
			<pubDate>Wed, 27 May 2026 22:03:28 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Haftanın kitap yorumları | Özkan Saçkan sizler için inceledi]]></title>
			<description><![CDATA[Mayıs ayının 3'ncü haftasında yayınlanan ve kitapçıların raflarında yer alan 6 kitabı Gazeteci Yazar Özkan Saçkan sizler için inceledi. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Haftanın kitap yorumları | Özkan Saçkan sizler için inceledi

GİYOTİN ÜZERİNE DÜŞÜNCELER: Kitap, ölüm cezasına karşı kaleme alınmış en çarpıcı metinlerden biridir.



COR VİTA: DEMİR PROTOKOLÜ: Beslenme, inflamasyon, mikrobiyota, metabolik sağlık, çevresel toksinler ve modern kardiyoloji tedavileri arasındaki bağlantıları güncel bilimsel kanıtlarla açıklayan kapsamlı bir rehber.



YERYÜZÜ YORGUNLARI: Bir deniz feneri gibi ışığını insanlığın en temel sorunları üstünde gezdiren kutsal metinlerden yanıp sönen alıntılar eşliğinde aşkı, sessiz şiddeti, ebeveynliği, zaman içinde ayrı yerlere düşmeyi ve kayıpları sorgulanıyor.



HARNAME: ŞEYHİ DİVANI’NDAN SEÇMELER: 126 beyitten oluşan eser Dîvân edebiyatının en kısa mesnevisidir, buna rağmen bir mesnevide bulunması gereken tevhid, naat, padişaha övgü, konunun işlenişi ve dua gibi bütün bölümleri içerir.



SIRLAR: Yazar, kitabında tarih çalışmalarına başka bir boyut kazandırmaya çalışıyor.



YUNUS EMRE’DEN NAZIM HİKMET’E TÜRKÇE- MAKALELER: Bu cilt, Semih Tezcan’ın Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi’nden Yunus Emre’ye, Nâzım Hikmet’ten Andreas Tietze’ye, Türk Dil Kurumu’ndan Nasrettin Hoca’ya kadar pek çok isim ve konu üzerine toplam 67 makale, yazı, bildiri ve söyleşisini bir araya getiriyor.



İşte o kitaplar;

Ölüm cezasına karşı kaleme alınmış en çarpıcı metinlerden biri


ALBERT Camus’tan GİYOTİN ÜZERİNE DÜŞÜNCELER. Kısas, hukukun değil, doğanın ve içgüdünün alanına aittir. Hukuk ise tanımı gereği doğayla aynı kurallara tabi olamaz. İnsanın doğasında cinayet varsa, yasa bu doğayı taklit etmek ya da yeniden üretmek için değil, onu düzeltmek için vardır. Kitap, ölüm cezasına karşı kaleme alınmış en çarpıcı metinlerden biridir. Camus burada idamın caydırıcılık iddiasını, adaletin yanılmazlığı mitini ve "suça karşı suç"u meşrulaştıran intikam mantığını kökten sorgular. Ona göre idam cezası toplumu korumaz, şiddeti yasallaştırır ve hiçbir ideoloji, hiçbir devlet, insan hayatı üzerinde mutlak tasarruf hakkına sahip olamaz. Bu kısa metin ölüm cezasına karşı bir itirazdan öte, adalet adına öldürmenin mümkün olup olmadığını sorgulayan etik bir hesaplaşma.  64 SAYFA. (CAN YAYINLARI)


Kalp ve damar hastalıkları dünyada bir numaralı ölüm nedeni ve sağlık sorunudur


BÜLENT Demir’den COR VİTA: DEMİR PROTOKOLÜ. Daha genç bir kalp, daha uzun bir hayat. Kalp ve damar hastalıkları hâlâ dünyada bir numaralı ölüm nedeni ve çok ciddi bir sağlık sorunudur. Bilim artık gösteriyor ki kalbin ve damarların biyolojik yaşını gençleştirmek, yaşam süresini ve yaşam kalitesini belirleyen en önemli faktörlerden biridir. Bu kitap, beslenme, inflamasyon, mikrobiyota, metabolik sağlık, çevresel toksinler ve modern kardiyoloji tedavileri arasındaki bağlantıları güncel bilimsel kanıtlarla açıklayan kapsamlı bir rehberdir. Amaç yalnızca hastalığı ve semptomları yönetmek değil, kalp ve damar sistemini bütüncül bir yaklaşımla korumak, güçlendirmek ve genç tutmaktır. Demir Protokolü temelinde geliştirilen cardiolongevity yaklaşımı, klasik tıbbın kanıtlarını, yaşam tarzı tıbbının gücünü ve yeni nesil tedavilerin imkânlarını bir araya getirerek daha uzun, daha sağlıklı ve daha kaliteli bir yaşam için bilimsel bir yol haritası sunuyor. Bu eser kendi kalbini de iyileştirmeye çalışan bir kardiyolog ve ilaç bilimcinin profesyonel birikimiyle hazırlanmıştır. 312 SAYFA. (DESTEK YAYINLARI)

Yılların yorgunluğunu sırt çantalarına yükleyip âdeta ruhsal bir yolculuğa çıkan bir çift
 

NESLİHAN Önderoğlu’ndan YERYÜZÜ YORGUNLARI. Mucizelere inanmak cesaret ister. Yılların yorgunluğunu sırt çantalarına yükleyip âdeta ruhsal bir yolculuğa çıkan bir çift Sedat ve Cihan. Bu evlilikleri için bir "kurtarma gezisi" midir? Bu iki insan, geçmişi yoklayarak geleceğe birlikte bakabilecek midir? Kitap, bir deniz feneri gibi ışığını insanlığın en temel sorunları üstünde gezdiren kutsal metinlerden yanıp sönen alıntılar eşliğinde aşkı, sessiz şiddeti, ebeveynliği, zaman içinde ayrı yerlere düşmeyi ve kayıpları sorguluyor. Öykü ve roman dalında pek çok önemli ödül kazanmış yazar, öykülerinden tanıdığımız keskin anlatım gücünü bu romanında parlatarak 2019'da Melih Cevdet Anday Edebiyat Ödülü'nü aldı. Kitabı okurken sürekli şaşırtıp sersemleten ve yeni sorulara kapı aralamamızı sağlayan bir roman. Niçin biz de o turistler gibi fotoğraf çektirmedik? Sedat'la omuz omuza, cep telefonlarımızdan birini eline tutuşturduğumuz rehbere bakıp gülümserdik. Parmağını yeşil yuvarlağa dokundurup, "İşte oldu" derdi rehber. "Artık siz de sonsuza kadar saklanacak bir lahdin içindesiniz. Ama keşke biraz daha gülümseyebilseydiniz." 192 SAYFA. (EVEREST YAYINLARI)


126 beyitten oluşan eser Dîvân edebiyatının en kısa mesnevisidir


ŞEYHİ’den HARNAME: ŞEYHİ DİVANI’NDAN SEÇMELER- Hasan Ali Yücel Klasikler. Şeyhî (ö. 1431): Hakkında yeterli bilgiye ulaşılamayan şairin I. Murad’ın saltanat döneminde, 1371-1376 yılları arasında Germiyanoğulları Beyliği’nin merkezi Kütahya'da doğduğu şeyhülislâm ve tarihçi Hoca Sâdeddin’in (1536-1599) Tâcü’t-tevârîh adlı eserinde ileri sürülmüştür. Değişik kaynaklarda Sinan, Yûsuf Sinan ve Yûsuf Sinânüddin adıyla anılmaktadır. Ahmedî, Ahmed-i Dâî ve Şeyhoğlu Mustafâ gibi şairlerle birlikte Dîvân edebiyatının kurucularından sayılır. Aynı zamanda göz hekimidir, Çelebi Sultan Mehmed’in gözünü tedavi etmesinin ardından Osmanlı Devleti’nin ilk reîs-i etıbbâsı olmuştur. En tanınmış eseri Harnâme zarif, nezih ve ironik yapısıyla Dîvân edebiyatında hiciv ve mizahın benzersiz bir başyapıtı olarak kabul edilir. 126 beyitten oluşan eser Dîvân edebiyatının en kısa mesnevisidir, buna rağmen bir mesnevide bulunması gereken tevhid, naat, padişaha övgü, konunun işlenişi ve dua gibi bütün bölümleri içerir. Diğer eserleri Dîvân’ı ve tezkireciler tarafından çok önemli olduğu belirtilen Hüsrev ü Şîrîn adlı mesnevisidir. 144 SAYFA. (İŞ BANKASI KÜLTÜR YAYINLARI)

Tarihte bireyin rolünü ve bireyin tarihsel gelişmelere doğuşunu, coğrafya bağlamında incelikle işleniyor


YALÇIN Küçük’ten SIRLAR. "Sırlar'da, dilimize olan aşkımın, yeni vuslatları var." Dilimize ve ülkemize duyduğu sevgiyle hep insanı yücelten, köklerimizdeki mücadele birikimini inatla arayan yazar, kitabında tarih çalışmalarına başka bir boyut kazandırmaya çalışıyor. Merceğini bu kez yirminci yüzyılın ilk yıllarına, devrim dalgalarının dövdüğü koca bir coğrafyaya, bütünlüklü bir bakış açısı için odaklıyor: Devrimini arayan Avrupa'dan Rusya'ya, kaderinde hep "koşutluk" aranan İran'dan Türkiye'ye ve bugünün Ortadoğu’sunu şekillendiren gelişmelere yoğunlaşan yazar; tarihsel gelişmelerin "geçmişte kalan" ölü olgular değil, bugünü biçimlendiren yasalar olduğunu, sınıfsal eğilimlerde kristalize olduğunu polemikçi ve canlı üslubuyla işaret ediyor. Dönemin kritik uğraklarında boy vermiş Nath Roy, Zeki Velidi Togan, Angelica Balabanova, Kuçuk Han, Çerkez Ethem, Mustafa Suphi, Nâzım Hikmet, Mustafa Kemal Paşa ve Enver Paşa gibi figürlerin portrelerini bir novella ustasının üslubuyla işleyen yazar, tarihte bireyin rolünü ve bireyin tarihsel gelişmelere doğuşunu, coğrafya bağlamında incelikle işliyor. Yeni vuslatların peşine, inatla düşmek için... 296 SAYFA.  (KIRMIZI KEDİ YAYINLARI)

Toplam 67 makale, yazı, bildiri ve söyleşi bir arada

SEMİH Tezcan’dan YUNUS EMRE’DEN NAZIM HİKMET’E TÜRKÇE- MAKALELER. Yunus Emre’den Nâzım Hikmet’e Türkçe, uluslararası Türkoloji camiasının en önemli isimlerinden Semih Tezcan’ın kitapları dışında kalan yazı ve söyleşilerinin ikinci cildi. Bu cilt, Semih Tezcan’ın Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi’nden Yunus Emre’ye, Nâzım Hikmet’ten Andreas Tietze’ye, Türk Dil Kurumu’ndan Nasrettin Hoca’ya kadar pek çok isim ve konu üzerine toplam 67 makale, yazı, bildiri ve söyleşisini bir araya getiriyor. “Metin”leri filolojinin gerektirdiği yöntemlerle ele alıp irdeleyen, sorunları çözme önerileri ortaya koyan; bunları yaparken başta edebiyat, kültür tarihi ve halk bilimi olmak üzere birçok disiplinle karşılaştırmalı çalışmalar yapan yazarın bir bilim insanı titizliğiyle kaleme aldığı bu makaleler ve yazılar Türkoloji ve Türk kültürüne eşsiz bir katkı sağlıyor. Saadet Çağatay, Annemarie von Gabain ve Gerhard Doerfer gibi dünyaca ünlü bilginlerden Türkoloji ve Altayistik eğitimi alan yazar, uzun yıllar Peter Zieme, György Hazai, Robert Dankoff, Marcel Erdal, Ingeborg Baldauf ve Klaus Kreiser gibi önemli isimlerle çalışmış ve 2015 yılında Andreas Tietze’nin Tarihî ve Etimolojik Türkiye Türkçesi Lügati’ni yeniden yayımlama çalışmasının proje başkanlığını yürütmüştür. 664 SAYFA. (YAPI KREDİ YAYINLARI)
 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/05/haftanin-kitap-yorumlari-ozkan-sackan-sizler-icin-inceledi-2890.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/05/haftanin-kitap-yorumlari-ozkan-sackan-sizler-icin-inceledi-2890.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/05/haftanin-kitap-yorumlari-ozkan-sackan-sizler-icin-inceledi-2890-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/05/haftanin-kitap-yorumlari-ozkan-sackan-sizler-icin-inceledi-2890.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.iyigunler.net/haftanin-kitap-yorumlari-ozkan-sackan-sizler-icin-inceledi/359600/</link>
			<pubDate>Sun, 24 May 2026 12:31:48 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Düztaban | Mustafa Akıllı'nın Kaleminden Bir Osmanlı Fantezisi]]></title>
			<description><![CDATA[Tarihin Karanlık Koridorlarından Günümüze Uzanan Sarsıcı Bir Yüzleşme]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Düztaban | Mustafa Akıllı'nın Kaleminden Bir Osmanlı Fantezisi

 

Türk edebiyatında tarihsel kurmaca alanına çarpıcı bir eser daha eklendi. 
Araştırmacı yazar Mustafa Akıllı, “Bir Osmanlı Fantezisi” üçlemesinin ikinci kitabı olan DÜZTABAN ile okurları bu kez Osmanlı döneminin en karanlık ve en az konuşulan gerçeklerinden biriyle yüzleştiriyor ‘kölelik’. 



Telos Yayıncılık etiketiyle yayımlanan roman, yalnızca tarihsel bir anlatı değil; aynı zamanda insanlık tarihinin değişmeyen güç ilişkilerine, sömürü düzenine ve insanın insan üzerindeki tahakkümüne dair sert bir toplumsal hafıza metni niteliği taşıyor.



TARİHİN SESSİZ TANIKLARI KONUŞUYOR

Yıllar boyunca televizyon, reklam ve sinema sektöründe ulusal ve uluslararası projelerde yapımcı olarak görev alan Mustafa Akıllı, tarih alanındaki uzun soluklu araştırmalarını edebiyatla buluşturan, toplumsal şiddet, tarihsel travmalar ve insan hakları temalarını işleyen eserleriyle tanınan araştırmacı yazardır.



Yazarın kendi ifadeleriyle:

“Her kayıt, bir insanın hayatına aittir.
Ve her satır, sessiz kalmış bir gerçeği yansıtır.”

Akıllı, Osmanlı’daki “Esir Haneler” üzerinden kurduğu anlatıyla yalnızca geçmişi anlatmıyor; bugünün dünyasına da güçlü göndermeler yapıyor. Çocuk işçiliği, kadın sömürüsü, sistematik şiddet, insan ticareti ve toplumsal çürüme gibi evrensel meseleler roman boyunca metaforik bir dille yeniden sorgulanıyor. Romanın temelini oluşturan yapı, yalnızca kurmaca değil; yüzlerce arşiv kaydı, tarihsel belge ve dönemin tanıklıklarından beslenen kapsamlı bir araştırma sürecine dayanıyor.

BİR KÖLE KIZIN GÖZÜNDEN ANLATILAN SARSICI HİKÂYE

Romanın merkezinde “Nigâr” isimli genç bir köle kız bulunuyor. “Düztaban” olduğu için uğursuz sayılan Nigâr, toplumun dışladığı bir karakter olarak Esir Hane’nin içinde görünmezleşiyor; ancak tam da bu görünmezlik ona herkesin sakladığı gerçekleri görme fırsatı veriyor. 



Nigâr’ın sesiyle anlatılan hikâye, okuru yalnızca tarihsel bir mekâna değil; korku, aşağılanma, şiddet ve hayatta kalma mücadelesinin tam ortasına taşıyor. Yazar Mustafa Akıllı, karakterle ilgili şu değerlendirmede bulunuyor: “Nigar, geçmişte yaşamış binlerce isimsiz insanın ortak sesi gibi. 
Onun hikâyesini yazarken sadece bir karakter değil, unutulmuş bir insanlık hâlini anlatmaya çalıştım.”

“ESİR HANE” SADECE BİR MEKÂN DEĞİL

Romanda geçen “Esir Hane”, yalnızca köle ticaretinin yapıldığı fiziksel bir alan değil; aynı zamanda yozlaşmış bir toplum düzeninin alegorik merkezi olarak kurgulanıyor. Kölelerin avluda açık artırmayla satıldığı, insanların bedenleri üzerinden fiyat biçildiği bu yapı; modern dünyanın görünmeyen sömürü biçimlerine de güçlü bir gönderme niteliği taşıyor. Bu yönüyle DÜZTABAN, yalnızca bir dönem romanı değil; insanlığın değişmeyen karanlığına tutulmuş edebi bir aynadır.

TARİHSEL GERÇEKLİKLE FANTASTİK ANLATININ ÇARPICI BULUŞMASI

Mustafa Akıllı’nın anlatım dili, tarihsel gerçekçilik ile büyülü gerçekçilik arasında gidip gelen özgün bir yapı kuruyor. Romanın sinematografik dili sayesinde sahneler adeta bir film sekansı gibi zihinde canlanıyor. Kimi zaman sert ve sarsıcı, kimi zaman grotesk, kimi zaman şiirsel, kimi zaman ise karanlık bir masal atmosferine dönüşen anlatı, okuru sürekli diken üstünde tutuyor. Bu yönüyle eser, klasik tarih romanlarından ayrılarak daha deneysel ve katmanlı bir okuma deneyimi sunuyor.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/05/duztaban-mustafa-akilli-nin-kaleminden-bir-osmanli-fantezisi-2482.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/05/duztaban-mustafa-akilli-nin-kaleminden-bir-osmanli-fantezisi-2482.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/05/duztaban-mustafa-akilli-nin-kaleminden-bir-osmanli-fantezisi-2482-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/05/duztaban-mustafa-akilli-nin-kaleminden-bir-osmanli-fantezisi-2482.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.iyigunler.net/duztaban-mustafa-akilli-nin-kaleminden-bir-osmanli-fantezisi/359593/</link>
			<pubDate>Thu, 21 May 2026 19:33:03 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Aynur Ayaz’dan yeni kitap"Damla Sakızı" raflarda yerini aldı]]></title>
			<description><![CDATA[Kaderin Rüzgârıyla Savrulan, Sakız Kokulu Bir Aşk Hikâyesi: "Damla Sakızı - Sakız Ağacının Gözyaşları"]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Aynur Ayaz’dan yeni kitap"Damla Sakızı" raflarda yerini aldı

 

Edebiyat dünyası, kalbin en derin dehlizlerine dokunan, coğrafyaları aşan ama imkânsızlıkların duvarına çarpan sarsıcı bir aşk romanıyla tanışıyor. İletişimci, sunucu, yazar Aynur Ayaz, yeni romanı "Damla Sakızı" okurunu Ege’nin serin sularında filizlenen, kökleri kadim topraklara uzanan epik bir sevdaya davet ediyor ve çağımızın en önemli edebi keşiflerinden biri olma yolculuğuna çıkarıyor.  



Aşkın Coğrafyası: Çeşme’den Sakız Adası’na

Romanın kalbinde, Çeşme’nin bereketli topraklarında "Safiye" olarak bilinen ama aslında Sakız Adası’nın ruhunu taşıyan Sofia ile kalbi fırtınalarla dolu Tayfun’un hikâyesi yer alıyor. 

Bu aşk, sadece iki insanın birbirine duyduğu tutku değil; geçmişin, kimliğin ve aidiyetin birbirine karıştığı bir varoluş mücadelesi. Bir yanda sakız bahçelerinin huzuru, diğer yanda nesiller boyu aktarılan sırların ağırlığı…



Aşk, Karanlığı Aydınlatabilir mi?

Sofia ve Tayfun’un yolları kesiştiğinde, sadece kendi duygularıyla değil, ailelerinin gömülü kalmış gerçekleriyle de yüzleşmek zorunda kalırlar. Aynur Ayaz, "Aşk her şeyi affeder mi?" sorusunu sormak yerine, "Aşk, yıllanmış bir suskunluğu bozmaya yeter mi?" sorusunun peşinden gidiyor. 

Roman, okuru şu can alıcı soruyla baş başa bırakıyor: Sevda, toprağa düşen bir damla sakızı gibi süzülüp iyileştirebilir mi kanayan yaraları?

Aynur Ayaz’ın Kaleminden Bir Başyapıt, Edebiyat Dünyasında Yeni Bir Soluk 

Roman okuru; toplumsal meselelerle, kadına yönelik şiddetle ve insanın kendi içindeki karanlıkla yüzleşmeye davet ediyor.  "Damla Sakızı - Sakız Ağacının Gözyaşları", sadece bir ürünün hikâyesi değil; toprağa sızan her damla sakızının aslında bir gözyaşı, her kokusunun bir hatıra olduğunu hatırlatan edebi bir yolculuk. Aynur Ayaz’ın zarif ve şiirsel üslubuyla hayat bulan bu eser, aşkın en saf halini toplumsal bir fonla birleştiriyor. "Damla Sakızı - Sakız Ağacının Gözyaşları", sevmenin sadece bir duygu değil, aynı zamanda bir cesaret işi olduğunu kanıtlıyor.

Medya dünyasının tanınmış ismi Aynur Ayaz, uzun yıllardır gözlem yeteneğini ve insan hikâyelerine olan tutkusunu bu kez çarpıcı bir romanla taçlandırıyor. Ege’nin iki yakasını birleştiren bu tutkulu hikâye, Telos Yayıncılık etiketiyle tüm kitapçılarda yerini aldı. 

Kitap Künyesi
Kitap: Damla Sakızı – Sakız Ağacının Gözyaşları
Yazar: Aynur Ayaz
Tür: Dram / Aşk / Roman
Tema: Aşk, aile, vicdan, suç, kefaret
Mekân: Çeşme ve Sakız Adası
Yayınevi: Telos Yayıncılık


 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/05/aynur-ayaz-dan-yeni-kitap-damla-sakizi-raflarda-yerini-aldi-1708.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/05/aynur-ayaz-dan-yeni-kitap-damla-sakizi-raflarda-yerini-aldi-1708.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/05/aynur-ayaz-dan-yeni-kitap-damla-sakizi-raflarda-yerini-aldi-1708-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/05/aynur-ayaz-dan-yeni-kitap-damla-sakizi-raflarda-yerini-aldi-1708.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.iyigunler.net/aynur-ayaz-dan-yeni-kitap-damla-sakizi-raflarda-yerini-aldi/359592/</link>
			<pubDate>Thu, 21 May 2026 19:16:15 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Kitap yorumları | Özkan Saçkan kitap kurtları için inceledi]]></title>
			<description><![CDATA[Mayıs ayı üçüncü haftası seçkin kitapcıların raflarında yerini alan yeni kitapları Gazeteci Yazar Özkan Saçkan inceledi. İşte haftanın kitapları]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Kitap yorumları | Özkan Saçkan kitap kurtları için inceledi

BİRİKİM: Yazar “Yıllar geçtikçe fark ettim ki Birikim yalnızca çocuk yetiştirmekle ilgili değil; insanın kendini tanıma, durma, düşünme ve yeniden bağ kurma çabasıyla da ilgili” diyor.



MUCİT: Yalnızlığına ve hastalıklarına rağmen ideali uğruna çıktığı yolda yorulmaz bir tutkuyla yürümüş Augustin Mouchot’ya kıvrak kalemi ve sevilen üslubuyla yeniden hayat veriliyor.



BOĞA GÜREŞÇİSİNİN ADI: Kitap, yalnızca bir polisiye değil; insanın hayalleri, mücadeleleri ve kayıpları üzerine dokunaklı bir hikâye.


UTANÇ DEVRİMCİ BİR DUYGUDUR: Kitapta kıta Avrupa felsefesine özgü zorlu kavramsallaştırmaların uzağında, dünyanın içinde bulunduğu duruma dair son derece sade ama etkili felsefi yorumlarda bulunuyor.



MELO ÇOK KORKUYOR: Korkuları olan ve büyük kayıplar yaşayan çocuklara...


OSMANLI’DAN CUMHURİYET’E ŞİİR ANTOLOJİSİ: Tanzimat'la başlayan süreçte yeni Türk şiirinin izini süren bu antolojide okurlar devrin önde gelen şairlerini ve artık onlarla özdeşleşmiş şiirleri bulabilirler.

İşte o kitaplar;

Annelik deneyiminden kendini ve hayatı tanıma yolculuğuna uzanan bir iç keşif

BERNA Köker Poljak’tan BİRİKİM- Ebeveynliğe Dair Davetler. Annelik deneyiminden kendini ve hayatı tanıma yolculuğuna uzanan bir iç keşif. Birikim, şu anda yirmi iki yaşında olan oğlum Bora üç yaşındayken yazılmaya başlandı. Henüz küçük bir çocuğa eşlik ederken, anneliğin bende neleri dönüştürdüğünü anlamaya çalışıyordum. Yazmak, o dönemde kendimi dinlemenin, karmaşanın içinde neye tutunabileceğimi bulmanın bir yolu oldu. Zamanla bu satırlar, annelik yolculuğumun içten bir kaydına dönüştü. Yıllar geçtikçe fark ettim ki Birikim yalnızca çocuk yetiştirmekle ilgili değil; insanın kendini tanıma, durma, düşünme ve yeniden bağ kurma çabasıyla da ilgili. Her yazı, o uzun annelik yolculuğunun ufak bir durağı. Bu kitapta yer alan metinler, cevaplar vermekten çok, birlikte düşünmeye, hissetmeye ve hatırlamaya davet ediyor. Umuyorum, bu kitap senin de kendi birikimlerini hatırlamana ya da yeniden keşfetmene vesile olur. 72 SAYFA. (DESTEK YAYINLARI)


Bir dâhinin macera dolu yaşam öyküsü

MİGUEL Bonnefoy’dan MUCİT. 19. yüzyılın başlarında, Avrupa’da kimse güneşle ilgilenmez, şehirler aydınlatılmak, yataklar ısıtılmak, kazanlar kaynatılmak için toprağın bağrından çıkarılan yüzlerce ton kömüre bel bağlarken hayatı boyunca gölgelerde yaşamış bir adam, Augustin Mouchot adında bir mucit, yüzünü güneşe döndü… 1825 yılında bir kilit ustasının oğlu olarak dünyaya gelen Mouchot, hayatının ilk üç yılını yatakta geçirdi. Hastalıklar hayatı boyunca bedenini zapt ettiğinden, ona kalan tek sermaye zihni ve hayal gücüydü. Yıllar sonra, matematik öğretmeni olarak atandığı Alençon’daki yeni evinde bulduğu güneş ısısı üzerine yazılmış kitap ömrünü adayacağı fikrin ilk kıvılcımı olacaktı: Güneş ısısından faydalanmak, onu enerjiye dönüştürmek, bunu başaran bir makine icat etmek mümkün müydü? Miras ile tanıştığımız yazar bu kez tarih kitaplarında hak ettiği yeri alamamış bir dâhinin macera dolu yaşam öyküsüne odaklanıyor. Sanayi Devrimi’nden Paris Komünü’ne, zamanın son buluşlarının sergilendiği Paris Evrensel Sergisi’nden Eiffel Kulesi’nin yükselişine dek 19. yüzyıl Fransa’sının dönüm noktalarına yer veren, titiz bir araştırmanın ürünü bu romanında yazar, yalnızlığına ve hastalıklarına rağmen ideali uğruna çıktığı yolda yorulmaz bir tutkuyla yürümüş Augustin Mouchot’ya kıvrak kalemi ve sevilen üslubuyla yeniden hayat veriyor.  128 SAYFA. (İŞ BANKASI KÜLTÜR YAYINLARI) 


İnsanın hayalleri, mücadeleleri ve kayıpları üzerine dokunaklı bir hikâye


LUİS Sepulveda’dan BOĞA GÜREŞÇİSİNİN ADI. “Ben en iyi arkadaşım olan adama ihanet ettim. Ancak baştan sona anlatacağım bu lanet olası olayda duygulara yer olmadığını da biliyorum.” Hayatının yükünü bir sürgün olarak sırtında taşıyan Juan Belmonte, Avrupa’nın çehresinin değiştiği ve sosyalist duvarların yıkıldığı günlerde, kendisini beklenmedik bir maceranın tam ortasında bulur. Nazilerin kaçırdığı paha biçilemez bir koleksiyonun peşinde, eski Doğu Alman gizli servisinin kirli oyunlarına karışırken, iki farklı dünyanın çatışmasını yaşar. Bu sürükleyici hikâyede Belmonte yalnızca bir kayıp hazinenin değil, aynı zamanda kendi geçmişinin ve kimliğinin de peşindedir. Yazarın güçlü kalemi, Avrupa’da çöken sosyalist cumhuriyetlerden Güney Amerika’nın devrim mücadelelerine, bireylerin hayal kırıklıklarından devletlerin zalimliğine uzanan geniş bir tabloyu gözler önüne seriyor. Kitap, yalnızca bir polisiye değil; insanın hayalleri, mücadeleleri ve kayıpları üzerine dokunaklı bir hikâye. Ülkede demokrasi olduğu doğruydu. Ama o demokrasinin nasıl kazanıldığını, bugünlere nereden gelindiğini söylemeye bile yeltenmemişti. Hayır. Şili, demokratik bir “ülkeydi”, bu da onun iyi yolda olduğunu gösteriyordu. Huzursuz edici herhangi bir soru, ülkeyi gittiği bu doğru yoldan uzaklaştırırdı. 216 SAYFA. (EVEREST YAYINLARI) 


Dünyanın içinde bulunduğu duruma dair son derece sade ama etkili felsefi yorumlar


FREDERİC Gros’tan UTANÇ DEVRİMCİ BİR DUYGUDUR. Yazarın İtaat Etmemek'in devamı niteliğindeki kitabında, Kıta Avrupa felsefesine özgü zorlu kavramsallaştırmaların uzağında, dünyanın içinde bulunduğu duruma dair son derece sade ama etkili felsefi yorumlarda bulunuyor. Karl Marx'ın utanç devrimci bir duygudur sözünden hareketle yeni mücadele yöntemlerine kapı aralayan bir utanç felsefesi inşa eden Gros, deyim (i bozmak) yerindeyse, sol gösterip sol vuruyor. Kitap Annie Ernaux'dan Didier Eribon'a, Primo Levi'den Jacques Lacan'a pek çok ismin metinleriyle birlikte, toplumun bu önemli duyguyla ilişkisini tersyüz ederek yeniden tanımlıyor. Frédéric Gros (1965): Felsefeci. L'Institut détudes politiques de Paris'de (Sciences Po) felsefe profesörü. 1999'da Paris-Est-Créteil-Val-de-Marne Üniversitesi'nde Théorie de la connaissance et histoire des savoirs: de L'histoire de la folie à L'archéologie du savoir başlıklı doktora tezini savundu. Michel Foucault'nun Collège de France'ta verdiği dersleri yayıma hazırladı. 144 SAYFA. (YAPI KREDİ YAYINLARI)


Herkesin korkuları vardır ama korkular paylaştıkça azalır


SEMA Akman’dan MELO ÇOK KORKUYOR. Melo da o gün korkuyordu. Bu yüzden arkadaşlarıyla birlikte herkese yardımcı olan bilge Ulu Elma Ağacı’na doğru yola koyuldu. Bu yolda duyguları paylaşmanın ve birbirine destek olmanın önemini keşfederlerken sen de onlara katılmak ister misin? Korkuları olan ve büyük kayıplar yaşayan çocuklara... Bu kitabın yazar ve çizer telif hakları Can Ağacı Sağlık ve Eğitim Vakfı’na bağışlanmıştır. 33 

SAYFA. (ALTIN KİTAPLAR)

Osmanlı'dan Cumhuriyet'e uzanan çizgide Türk edebiyatı nasıl dönüştü


OSMANLI’DAN CUMHURİYET’E ŞİİR ANTOLOJİSİ. Kitap, geç dönem Osmanlı'dan Cumhuriyet'e uzanan çizgide Türk edebiyatının nasıl dönüştüğünü, hangi isimler ve odaklar etrafında şekillendiğini merkeze alan bir çalışma olarak gün yüzüne çıktı. Âkif Paşa, Şinasi, Namık Kemal'le başlayan çizgide giderek şekillenen ve yeni bir şiir anlayışını beraberinde getiren bu süreç, nihayetinde 20. yüzyılda bambaşka bir istikamet almış gerek toplumsal gerekse kültürel olarak yeni düşünceleri beraberinde getirmiştir. Tanzimat'la başlayan süreçte yeni Türk şiirinin izini süren bu antolojide okurlar devrin önde gelen şairlerini ve artık onlarla özdeşleşmiş şiirleri bulabilirler. Şairlere dair açıklayıcı notlar, orijinal ve günümüz Türkçesi şiirlerle... Kitabı yayına Abdullah Ezik hazırladı. 248 SAYFA. (CAN YAYINLARI)
 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/05/kitap-yorumlari-ozkan-sackan-kitap-kurtlari-icin-inceledi-2051.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/05/kitap-yorumlari-ozkan-sackan-kitap-kurtlari-icin-inceledi-2051.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/05/kitap-yorumlari-ozkan-sackan-kitap-kurtlari-icin-inceledi-2051-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/05/kitap-yorumlari-ozkan-sackan-kitap-kurtlari-icin-inceledi-2051.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.iyigunler.net/kitap-yorumlari-ozkan-sackan-kitap-kurtlari-icin-inceledi/359570/</link>
			<pubDate>Wed, 20 May 2026 14:29:13 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Haftanın yeni kitapları | Özkan Saçkan yorumladı]]></title>
			<description><![CDATA[Mayıs ayının üçüncü haftasında kitapçı raflarında yer alan 6 kitabı Gazeteci Yazar Özkan Saçkan sizler için yorumladı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Haftanın yeni kitapları | Özkan Saçkan yorumladı


EĞİTİM FELSEFESİ: Öğretmenin sınıftaki rolünden müfredatın içeriğine, değerlerin nasıl aktarılacağından eğitimin temelindeki otorite anlayışına dek birçok kritik konuya değiniyor.



İYİ İNSANLAR KÖTÜ DÜŞÜNÜNCE: Yazar ve Lawrence Shapiro, bu salgın haline gelmiş kötü düşüncenin panzehrinin felsefenin bilgeliği, iç görüleri ve pratik becerileri olduğunu savunuyor.



GÜÇLÜ BİLİNÇATI MÜKEMMEL ZİHİN: Günlük hayatta kolayca uygulanabilecek egzersizlerle zenginleştirilmiş bu kitap, sizi başarının merkezinde yer alan zihinsel mükemmelliğe ulaştıracak.



TOPLU ŞİİRLER: “Şiir uğraşının geçmişini bilmiyormuş gibi yazan ya da bildiklerini göstermemeyi çok iyi beceren, adeta yol iz bilmezliği meziyet haline getiren, bir tür yeni- ilkelliği temsil eden bir şair.”


OSMANLI’DAN CUMHURİYET’E ÖYKÜ ANTOLOJİSİ: Tanzimat'la birlikte Türk edebiyatının öykü türü bağlamında nasıl geliştiğini merkezine alan bu antolojide okurlar devrin önde gelen yazarlarının metinlerini bulabilirler.


TSSB TRAVMA VE TRAVMA SONRASI STRES BOZUKLUĞU İÇİN DİYALEKTİK DAVRANIŞ TERAPİSİ: Travma, zorlu ya da acı verici bir olaya verilen doğal bir tepki. Neyse ki, iyileşme sürecine başlamak için atabileceğiniz somut adımlar var.



İşte o kitaplar;


İnsanı ve toplumu anlamaya çalışan herkes için başvuru kaynağı

OLİVİER Reboul’dan EĞİTİM FELSEFESİ– Kılavuz. Eğitim üzerine düşünmek, insan üzerine düşünmektir. Fransız düşünür yazar, bu klasikleşmiş eserinde, felsefenin rehberliğinde eğitimin doğası, amacı ve anlamı üzerine kapsamlı ve bütüncül bir perspektif sunuyor. Öğretmenin sınıftaki rolünden müfredatın içeriğine, değerlerin nasıl aktarılacağından eğitimin temelindeki otorite anlayışına dek birçok kritik konuya değiniyor. Eğitim Felsefesi yalnızca eğitimciler değil; yaşam boyu öğrenmenin değerine inanan, insanı ve toplumu anlamaya çalışan herkes için temel bir başvuru kaynağı. 128 SAYFA. (İŞ BANKASI KÜLTÜR YAYINLARI)


Akıl dışılığın ölümcül bir etkiyle patladığı bir dünyada, akla dönüş


STEVEN Nadler’den İYİ İNSANLAR KÖTÜ DÜŞÜNÜNCE- Felsefe Bizi Kendimizden Nasıl Korur? Kötü düşünen insanlardan müteşekkil bir toplulukta iyi düşünmeyi teşvik etmenin en iyi yollarını arayıp bulmak psikologların görevi olabilir. Fakat hangi düşünme biçimlerinin neden iyi olduğunu tespit etmek felsefecilerin işidir. Çok ters giden bir şeyler var. Dünyanın dört bir yanında endişe verecek kadar çok sayıda yurttaş çılgınca, hatta tehlikeli fikirlere kapılıyor. Aşıların otizme neden olduğuna inanıyorlar. İklim değişikliğinin bilimsel bir aldatmaca olduğunu, COVID-19’un yayılmasından ise 5G’nin sorumlu olduğunu düşünüyorlar. Daha da kötüsü, kötü düşünceler kötü eylemlere yol açıyor; akıl almaz tartışmalara, saldırılara tanıklık ediyoruz. Yazar ve Lawrence Shapiro, bu salgın haline gelmiş kötü düşüncenin panzehrinin felsefenin bilgeliği, iç görüleri ve pratik becerileri olduğunu savunuyor. Neden iyi insanlara kötü düşünmenin musallat olduğunu açıklıyor; hakikate dayanmayan bilgileri daha kolay tespit etmemize ve bunlardan kaçınmamıza; bir şeye inanmak ile onu bilmek arasında ayrım yapmamıza ve çok daha fazlasına yardımcı oluyorlar. Kitap, akıl dışılığın ölümcül bir etkiyle patladığı bir dünyada, akla dönüş için olağanüstü bir rehber. Nadler ve Shapiro felsefenin, daha iyi akıl yürütmek için gerekli araçlarını ortaya koyarken mükemmel bir iş çıkarmış. Eserleri, bu araçları kullanma konusunda henüz yetkin olmayan herkes için bir başlangıç kitabı niteliğinde. Julian Baggini, Wall Street Journal. Ustalıkla yazılmış bu kitap, kötü düşünmenin neden ortaya çıktığı ve insanların kendilerini daha iyi düşünen kişilere dönüştürmek için neler yapabileceği hakkında değerli bir inceleme. Choice. 208 SAYFA. (YAPI KREDİ YAYINLARI)


Nörobilim ışığında zihinsel performansınızı geliştirmek için en iyi yöntemler

BİLİANA Todorova’dan GÜÇLÜ BİLİNÇATI MÜKEMMEL ZİHİN. Beyin başarının altın anahtarıdır. Nörobilim alanında çığır açan yaklaşımları kişisel gelişim tadında anlatan bu kitap şunu söylüyor: • Kötü düşüncelerinizi nasıl azaltabilir ve daha etkili iletişim kurabilirsiniz? • Zorluklar karşısında zihinsel stratejiler bulmanız, kontrolü bırakıp yaratıcılığınızı özgürleştirmeniz mümkün mü? • Motivasyonunuzu artırmanın bir yolunu bulsanız ve kariyerinizde daha pozitif etkileşimler kursanız hayatınız nasıl olurdu? Beynimiz değişime doğal olarak direnme eğilimindedir, ancak aynı zamanda gelişmek ve dönüşmek için olağanüstü bir potansiyel de taşır. Onu nasıl yöneteceğinizi öğrenerek özgüveninizi güçlendirebilir, ilişkilerinizi iyileştirebilir ve hem kişisel hem de profesyonel hayatta karşılaştığınız günlük zorlukları daha iyi yönetebilirsiniz. Bir zamanlar ileri seviye utangaç olan ama bugün uluslararası bir konuşmacıya dönüşen yazar Yazar, nörobilim ışığında zihinsel performansınızı geliştirmek için en iyi yöntemleri paylaşıyor. Günlük hayatta kolayca uygulanabilecek egzersizlerle zenginleştirilmiş bu kitap, sizi başarının merkezinde yer alan zihinsel mükemmelliğe ulaştıracak. 224 SAYFA. (ALTIN KİTAPLAR)

“Konu itibariyle sakin, teknik açıdan alışılmadık derecede kendini kıran bir şiir”

 

SALİH Ecer’den TOPLU ŞİİRLER. “Salih Ecer şiirimizde gizli bir avant-garde’ın temsilcilerinden… Şiir uğraşının geçmişini bilmiyormuş gibi yazan ya da bildiklerini göstermemeyi çok iyi beceren, adeta yol iz bilmezliği meziyet haline getiren, bir tür yeni- ilkelliği temsil eden bir şair.” Necmi Zekâ. “Hiçbir şey başlamamışsa ne yapılır? Her şey bitmiş gibi yapılır. Buzun üzerinde yürünmez. Ama buz üzerine yazılır.” Orhan Koçak. “Konu itibariyle sakin, hatta çok sakin, ancak teknik açıdan alışılmadık derecede sert ve kendini kıran bir şiir.” Bir çeviri çalışmasın filme çeken Belçikalı genç sinemacı. 136 SAYFA. (A7 KİTAP)

Türk edebiyatının karşılaştığı yeni edebî formlar


OSMANLI’DAN CUMHURİYET’E ÖYKÜ ANTOLOJİSİ. Kitabı yayına Abdullah Ezik hazırladı. Kitap, geç dönem Osmanlı'dan Cumhuriyet'e uzanan çizgide Türk edebiyatının karşılaştığı yeni edebî formları, bu formları işlek hale getiren yazarları ve onların öykülerini merkeze alan bir çalışma olarak gün yüzüne çıktı. Ahmet Mithat Efendi, Samipaşazade Sezai, Fatma Aliye Hanım gibi isimlerle başlayan ve zaman içerisinde farklı yönlerde gelişen bu anlayış, büyük bir edebî mirası da beraberinde getirmiş, Cumhuriyet'le birlikte kendisine bambaşka bir gelişim çizgisi kazandırmıştır. Tanzimat'la birlikte Türk edebiyatının öykü türü bağlamında nasıl geliştiğini merkezine alan bu antolojide okurlar devrin önde gelen yazarlarının metinlerini bulabilirler. Yazarlara dair açıklayıcı notlarla birlikte hazırlanan kitapta yer alan öyküler günümüz Türkçesiyle okurların karşısına çıkıyor. 248 SAYFA. (CAN YAYINLARI)

Travmayı atlatıp iyileşmeye başlamak için gerek duyduğunuz araçlar 

KİRBY Reutter’dan TSSB TRAVMA VE TRAVMA SONRASI STRES BOZUKLUĞU İÇİN DİYALEKTİK DAVRANIŞ TERAPİSİ.  Eğer bir travma yaşadıysanız ya da travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) tanısı aldıysanız, kaygı, depresyon, öfke, korku, uykusuzluk, geçmişe dönüşler ve hatta bağımlılıkla boğuşuyor olabilirsiniz. Yalnız olmadığınız gibi, bu sizin suçunuz da değil. Travma, zorlu ya da acı verici bir olaya verilen doğal bir tepki. Neyse ki, iyileşme sürecine başlamak için atabileceğiniz somut adımlar var. Bu güçlü çalışma kitabı, bu yolda size kılavuzluk edecek. Kitapta, farkındalık, sıkıntıya dayanıklılık, duygu düzenleme, diyalektik düşünme ve kişiler arası etkililik becerilerini kullanarak, travma ve TSSB’nin üstesinden gelmeye yönelik kullanışlı alıştırmalar bulacaksınız. Anda kalmayı öğrenerek, travmanızı tetikleyen durum ya da etkenleri tanımlamayı öğreneceksiniz. Ayrıca, stresle baş etmenize, yoğun duyguları yönetmenize, başkalarıyla yaşadığınız çatışmaları azaltmanıza ve sizi olduğunuz yerde tutan sağlıksız düşünce kalıplarını aşmanıza yardımcı olacak etkinlikler de göreceksiniz. Eğer travmadan kurtulup iyileşmeye ve hayatınızı yeniden dolu dolu yaşamaya hazırsanız, bu kitap size doğru yolu gösterecek. Bu kanıta dayalı kılavuzda yer alan beceriler size şu konularda yardımcı olacak: Tetikleyicilerinizi tanımak, Zorlayıcı duyguları dengelemek, Stresi sağlıklı yollarla yönetmek, Öteki insanlarla iletişimi geliştirmek. “Travma yaşayan bireyler ve bu alanda çalışan uzmanlar için son derece değerli bir kaynak.” ‒ Danette Montoya, MSW, LCSW, psikoterapist ve askeri cinsel travma koordinatörü, San Francisco Gazi Sağlığı Merkezi. Dr. Kirby Reutter, iki dil bilen uzman bir psikolog, uzman bir ruh sağlığı danışmanı ve uluslararası geçerliliği olan bir madde bağımlılığı danışmanıdır. Özellikle yatılı bakım ortamlarında kalan bireyler, travma yaşamış ergenler ve İspanyolca konuşan kişiler konusunda uzmanlaşmıştır. 304 SAYFA. (DESTEK YAYINLARI) 
 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/05/haftanin-yeni-kitaplari-ozkan-sackan-yorumladi-211.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/05/haftanin-yeni-kitaplari-ozkan-sackan-yorumladi-211.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/05/haftanin-yeni-kitaplari-ozkan-sackan-yorumladi-211-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/05/haftanin-yeni-kitaplari-ozkan-sackan-yorumladi-211.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.iyigunler.net/haftanin-yeni-kitaplari-ozkan-sackan-yorumladi/359548/</link>
			<pubDate>Sun, 17 May 2026 20:11:37 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Haftanın kitapları, Özkan Saçkan inceledi]]></title>
			<description><![CDATA[Yeni çıkan seçkiler arasında 6 kitabı sizler için inceleyen Gazeteci Yazar Özkan saçkan bu hafta Hockney, Gizemli Kalkalı Hayatın, Yüz Yılın Kehaneti, Çifte Kavrulmuş, Kudüs'te Hayal ve Atom Yaşam Derslerini yorumladı]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Haftanın kitapları, Özkan Saçkan inceledi

 

KUDÜS’TE HAYAL: Tanıkların, anlatıların, kitapların, tarihi kayıtların yani ulaşabileceği her bir izin peşine düşülerek kurulmuş bir dünya…



YÜZYILIN KEHANETİ: Yazarın bütün âşıklara ithaf ettiği elinizdeki kitap; 50 yıllık ömür ve 30 yıllık edebiyat birikiminin yüz yıllık bir yansıması.




GİZEMİ KALMALI HAYATIN: Kitap yazarın hareketli kurgusuyla aile hikâyesini dinlerken halkların da mikro tarihini öğrenen Lusi'nin serüven dolu romanı.



ÇİFTE KAVRULMUŞ: Baskı dönemlerinde bile mizahın sunduğu özgürlük alanını koruyan sanatçı, çizgileriyle ifade alanını genişleten nadir isimlerden biri olarak dikkat çekiyor. 



HOCKNEY: GRAFİK BİR HAYAT: İngiltere'ye duygusal dönüşüne ve dünyayı yeniden görme konusundaki hiç bitmeyen coşkusuna ve merakına yer veren bu büyüleyici biyografi…



ATOM YAŞAM DERSLERİ: Bilimsel kavramları soğuk formüller olmaktan çıkarıp hayatın tam merkezine yerleştiren bu kitap, yalnızca anlatmıyor; sorular ve uygulamalarla sizi kendi zihninizi keşfetmeye davet ediyor.



İşte o kitaplar;

Halkının acılarına merhem olmak, onları için mücadele etmek

ALİ Kemal Şahin’den KUDÜS’TE HAYAL 1. Cilt- Uzun ve Kutsal Yolculuk. Bu anlatıcısı tarafından tanıkların, anlatıların, kitapların, tarihi kayıtların yani ulaşabileceği her bir izin peşine düşülerek kurulmuş bir dünya. El verenlere hürmetle yakalayabildiği kadar "hakikat"i taşıyabilmesi umuduyla oluşturulmuş bir kurgu. Kitap önümüze serdiği bu yolculuk, Kürtlerin tarihi ve kimliği üzerine özenli ve etraflı bir bakış sunduğu gibi Mezopotamya halklarını hem kavuşturan hem de ayrıştıran gerçeklikleri geniş bir coğrafyada gezinerek anlatıyor. Mesela "kozmopolit, kozmopolit olduğu kadar halkları birbirine güvenmediği için tehlikeli, güçlünün güçsüze zarar vermeye, onu her an ezmeye, hazır olduğu, değişik dinlerin, mezheplerin, halkların yaşadığı" Beyrut'a düşürüyor yolumuzu. Ya da Bağdat ile Kudüs'ü birbirine kavuşturuyor eski isimlerinin aynılığı üzerinden, "Barış Şehri". Ne yazık ki bir kente ad verilerek barış gelmiyordu. Aynı, halkı katliama uğramış bir kaçkının, "Mazlum"un iç dünyasına öyle durduk yere gelmeyeceği gibi. "Ama Kudüs'te, aslında o âna kadar bilmediği üçüncü bir yolun olduğunu öğrenecekti: Halkının acılarına merhem olmak için çaba sarf etmek, onların katliamlara uğramaması için mücadele etmek. Bunu da Kudüs'te çok kısa sürede öğrenecekti; bunun tam olarak nasıl yapılacağını bilmeksizin sadece bir şeyler yapılabileceğini anlayacak, hissedecek, ne yapılacağını ve yöntemini zaman içinde bulacaktı." 568 SAYFA. (BELGE YAYINLARI)


Bu sadece bir roman değil; zamanın içinden geçen bir hafıza

FERHAT Ünlü’den YÜZYILIN KEHANETİ- Romantik Hayatımın Aritmetik Romanı. Bu romanı yazarken; 100 yıllık zaman dilimindeki bu uçsuz bucaksız yazı ormanında ‘neneleşmiş anılar’ ya da ‘bakire hayaller’le birlikte yürürken istinat noktalarına tutunmam gerekiyordu. Ve sadece zamansal bir istinat noktası yetmezdi. 2025 yetmezdi bana – ki ben 2025’ten ibaret değilim. Ben enteresan bir hayat yaşamış, yarım asırlık bir ayaklı tarihim...” Yazarın bütün âşıklara ithaf ettiği elinizdeki kitap; 50 yıllık ömür ve 30 yıllık edebiyat birikiminin yüz yıllık bir yansıması. Karşı koyamayacağınız bir orijinal hayat ve onun hikâyesi sizi bekliyor. 1975-2025 arasının gizli hakikatlerini bilmek ve 2025-2075 arasının sırlı siluetlerini de görmek istiyorsanız doğru kitaptasınız. Sevgili okur! Kitap, kelimenin sahici anlamıyla hayat değiştirecek türden bir eser. Turuncu, Mavi, Beyaz, Yeşil, Sarı, Siyah, Mor ve Kırmızı’nın tüm tonlarıyla örülmüş bir zaman yolculuğu... Gerçeğin hayal gücüyle, aşkın hafızayla, bilincin kalple ve hayatın ölümle harmonisinin heyecan dolu hikâyesi... Öyle büyüleyici ve güçlü bir roman ki; sanki Cervantes, Schopenhauer, Proust, Hemingway, Fowles ve Oğuz Atay’dan müteşekkil bir dâhiler kadrosunun kaleminden çıkmış gibi... 456 SAYFA. (DESTEK YAYINLARI)

Uzun yola çıkmaya tek bir adım atmak yeter


ZEYNEP Göğüş’ten GİZEMİ KALMALI HAYATIN. Ödüllü romancı yazar hem yerel hem uluslararası sularda kulaç atan, edebi coğrafyası geniş bir roman. Babası Rus, annesi Amerikalı olan Lusi, annesinin ölümünün ardından üvey anneannesi Sara'yı tanımak için Türkiye'ye gelir. Geçmişi ile bugününün birbirine dokunmasıyla iç içe devinen halkalar halinde açılan olaylar, Lusi'yi hem şaşırtır hem eğlendirir hem de korkutur. Geçmişi kavradıkça bugünü daha iyi anlayan Lusi artık pek çok şeyi farklı görecektir: Rus mafyası ve bağlantılarını da, Karadeniz'deki sosyal sorunları ve çevre felaketlerini de, Çernobil'i, İpek Yolu'nu ve göçleri, fedakârlığı, aşkı ve tüm samimiyetiyle insan olmayı da. Peki ya sonra? Kitap yazarın hareketli kurgusuyla aile hikâyesini dinlerken halkların da mikro tarihini öğrenen Lusi'nin serüven dolu romanı. Renkli kalemlerle çizer okuduğu kitapların satırlarını. Sevdiği yerlere pembe çiçekler yapar, aklında kalmasını istediği bölüme mavi oklar, güldürdüyse gülen yüz, ilham verdiyse turuncu güneş, asıl bravosu sarı yıldızlar. Göz ucuyla Sara'nın profiline bakıyor, üvey anneannesi okuduğu bir kitap olsaydı satırlarının altını hangi renklerle çizeceğini, onu nasıl bezeyeceğini henüz bilmiyor. Öyle bir kitabı belki yazar bir gün. 192 SAYFA. (EVEREST YAYINLARI)

Yazarın en büyük gücü, gündelik olanı evrensel bir dile dönüştürebilmesinde yatıyor

İZEL Rozental’dan ÇİFTE KAVRULMUŞ. Kitap, Türkiye'nin ve dünyanın son 35 yılına dair görsel bir hafıza kaydı niteliği taşıyor. Yazarın 1991 yılında Şalom gazetesinde başlayan ve aralıksız süren karikatür serüveni, bu kitapta güçlü bir seçkiyle bir araya geliyor. Körfez Savaşı'ndan günümüzün küresel krizlerine kadar uzanan bu uzun yolculuk, sanatçının kaleminden süzülen ironik, eleştirel ve zaman zaman sarsıcı çizgilerle okurla buluşuyor. 35 yıl boyunca aynı köşede, "Tünelin Ucu" başlığı altında yayımlanan karikatürleriyle yazar, yalnızca gündemi yorumlayan bir çizer değil; aynı zamanda bir görsel tarihçi olarak öne çıkıyor. Yazarın çizgileri, siyasetten toplumsal meselelere, savaşlardan demokrasi tartışmalarına kadar geniş bir alanı kapsarken; yalın sembollerle derin anlamlar kurmayı başarıyor. Yazarın karikatürlerinde mizah, düşünmeye zorlayan, sorgulayan ve eleştiren bir dil olarak karşımıza çıkıyor. Baskı dönemlerinde bile mizahın sunduğu özgürlük alanını koruyan sanatçı, çizgileriyle ifade alanını genişleten nadir isimlerden biri olarak dikkat çekiyor. Bugüne kadar 20 kitap ve çok sayıda sergiyle üretimini sürdüren Rozental, uluslararası platformlarda da Türkiye'yi temsil eden önemli karikatürcüler arasında yer alıyor. Ancak onun en büyük gücü, gündelik olanı evrensel bir dile dönüştürebilmesinde yatıyor. Kitap, uzun yıllara dayanan, birikimin ve hafızanın ürünü olarak, çağın ruhunu anlamak isteyen herkes için önemli bir kaynak niteliğinde. 192 SAYFA. (KIRMIZI KEDİ YAYINLARI)

Dünyayı yeniden görme konusundaki hiç bitmeyen merakına yer veren biyografi,


SİMON Elliott’ten HOCKNEY: GRAFİK BİR HAYAT. Bradford'daki çocukluğundan başlayıp genç bir sanatçı olarak ilk yıllarına ve güneşli Los Angeles dönemine gelen, İngiltere'ye duygusal dönüşüne ve dünyayı yeniden görme konusundaki hiç bitmeyen coşkusuna ve merakına yer veren bu büyüleyici biyografi, Hockney'nin tüm yaşamını ve sanatsal dönemlerini izliyor. İÇİNDEKİLER: Bradford'lu (ve Hollywood'lu) Çocuk. Sanat Dünyasına Doğru.
Los Angeles'a Taşınma. Başarılı Bir Sanatçı Olarak Hayat. Yeni Yönler. Sanat Teorisi. Sonraki Yaşamı. Normandiya'dan Bugüne. Teşekkürler. Kaynaklar. 224 SAYFA. (LİTERATÜR HAYAT)

Bu kitap, yalnızca anlatmıyor; sorular ve uygulamalarla sizi kendi zihninizi keşfetmeye davet ediyor

EDA Horozlu’dan ATOMDAN YAŞAM DERSLERİ. Hayat gerçekten karmaşık mı, yoksa biz mi onu karmaşık yaşıyoruz? Neden aynı biyolojiye sahip insanlar birbirleriyle anlaşamıyor? Stres neden bedenimizde kırılma noktaları yaratıyor? Ve en temelde: Ben kimim?
Atomdan Yaşam Dersleri, bu sorulara bilimle cevap veriyor. Fizikle başlayan, nörobilimle derinleşen bu arayış; beynimizi ve fizik yasalarını aynı zeminde buluşturuyor. Maddenin hâlleriyle ruh hâllerimizi, atomlar arası bağlarla insan ilişkilerini, Hooke Yasası'yla stres sınırlarımızı açıklıyor. Katılaştığımız anlar neden olur? Neden bazı bağlar bizi büyütür, bazıları yorar? Değişime neden direniriz? Bilimsel kavramları soğuk formüller olmaktan çıkarıp hayatın tam merkezine yerleştiren bu kitap, yalnızca anlatmıyor; sorular ve uygulamalarla sizi kendi zihninizi keşfetmeye davet ediyor. "Ben kimim?" sorusunun cevabı sandığınızdan daha bilimsel. -Ve kendinizi anladığınızda, hayat gerçekten başka bir hâl alıyor. 160 SAYFA. (MONA KİTAP)
 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/05/haftanin-kitaplari-ozkan-sackan-inceledi-5436.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/05/haftanin-kitaplari-ozkan-sackan-inceledi-5436.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/05/haftanin-kitaplari-ozkan-sackan-inceledi-5436-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/05/haftanin-kitaplari-ozkan-sackan-inceledi-5436.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.iyigunler.net/haftanin-kitaplari-ozkan-sackan-inceledi/359534/</link>
			<pubDate>Wed, 13 May 2026 08:13:07 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Haftanın kitap yorumları | Özkan Saçkan inceledi]]></title>
			<description><![CDATA[2026 Mayıs ayının ikinci haftasında kitapçıların raflarında okurlarıyla buluşan yeni kitapları, Gazeteci Yazar Özkan Saçkan sizler için inceledi. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Haftanın kitap yorumları | Özkan Saçkan inceledi


KANLI KANATLAR: Yazarın yeni romanı polisiye tutkunlarını, alışılmış kalıpların dışına çıkaran güçlü bir hikâyeye davet ediyor.



DULUMSU: KALIPLARIN DIŞINDA YAS TUTMAYA VE SEVGİNİN ŞAŞIRTICI DOĞASINA DAİR UMUT DOLU BİR ANI KİTABI: Yazar, yaşadığı kayıp ve içinden geçtiği keder sürecine dair modern bir bakış açısı sunuyor, hayatın tuhaf yollarını, bizi ileriye taşıyan kararlılığı ve öngöremediğimiz sürprizleri gözler önüne seriyor.



ORMANDA KAYBOLMAK: Kitap okuru bir anlam arayışına değil içten bir sohbete, meraklı bir karşılaşma ânına, eskizler üzerinden bir oyuna; sözcükler, öyküler ve çizgilerin ormanında bir gezintiye davet ediyor.



MENFAAT EKONOMİSİ: Bu kitap, ekonomik söylemlerin ardındaki güç ilişkilerini görmek isteyenler için yazıldı.



TAŞIYAMADIĞIM YÜK: “Bastırıldığı için içe gömülmüş bir sesin, bir tür anlatma ihtiyacının eseri… Sarsıcı, yüklerinden kurtulmuş, gelecek vaat eden bir kitap.” Kemal Varol.



KABİL: Bir tiyatro eserinden ziyade Kabil ve Habil kardeşlerin hikâyesine getirdiği şiirsel bir yorum, kötülük üzerine bir inceleme.



İşte o kitaplar;


Birbirini tanımayan insanların ve ailelerin kesişen hayatları

AYŞE Erbulak’tan KANLI KANATLAR. Yazarın yeni romanı polisiye tutkunlarını, alışılmış kalıpların dışına çıkaran güçlü bir hikâyeye davet ediyor. Kitapta birbirini tanımayan insanların ve ailelerin kesişen hayatlarını, bu kesişimlerin nasıl karanlık dönüşümlere yol açtığını ve bireylerin hangi koşullarda birer ‘canavara’ dönüşebileceğini çarpıcı bir dille ele alınıyor. Müzik bitti. Alkış koptu. Kepler havaya uçarken nereden geldiği "şimdilik" bilinmeyen bir patlama oldu. Ülkenin gelmiş geçmiş en büyük felaketi o haziran ayında yaşandı... "'Katil kim?' sorusunun ve ters köşe finallerin peşinden gitmeyi geride bıraktım. Artık ilgimi çeken şey, katilin nasıl yakalanacağı ve bu süreçte okurun onunla kurduğu bağ. Daha katmanlı hikâyeler anlatmak, okuru yalnızca merakla değil, çelişkili duygularla da baş başa bırakmak istedim. Okurun bazen katile hak vermesi, bazen ondan nefret etmesi ve belki de katilin sandığından çok daha yakınında olabileceğini düşünmesi amacıyla yazdığım Kanlı Kanatlar'ı size sunuyorum." Ayşe Erbulak. "Ayşe Erbulak Polisiye Edebiyatının en üretken yazarlarından biri olarak okurlarına bir kez daha kadın kaleminin gücünü gösteriyor." Ahmet Ümit. 152 SAYFA. (EKSİK PARÇA YAYINLARI)

Yazar yaşadığı kayıp ve içinden geçtiği keder sürecine dair modern bir bakış açısı sunuyor


MELİSSA Gould’tan DULUMSU: KALIPLARIN DIŞINDA YAS TUTMAYA VE SEVGİNİN ŞAŞIRTICI DOĞASINA DAİR UMUT DOLU BİR ANI KİTABI. Yazarın kocası Joel beklenmedik bir şekilde hastaneye kaldırıldığında, Melissa hayatının nasıl değişeceğinden habersizdi. Durumu hızla kötüleşen Joel, geride hâlâ ona bağlı, acılı bir eş bıraktı. Kocası olmadan hayatına devam etmek ve küçük kızlarını tek başına büyütmek zorunda kalan Melissa, kısa süre sonra, Joel'la beraber büyüttükleri sevginin onun içinde yaşamaya devam ettiğini anladı. Tam da bu yüzden, tipik "dul" kalıbına uymadığını ve toplumun yasla ilgili beklentilerini karşılamadığını fark etti. Dul gibi görünmüyor, dul gibi davranmıyor, ancak öyleymiş gibi hissediyordu. "Dul" değil, "dulumsu"ydu. Yazar, yaşadığı kayıp ve içinden geçtiği keder sürecine dair modern bir bakış açısı sunuyor, hayatın tuhaf yollarını, bizi ileriye taşıyan kararlılığı ve öngöremediğimiz sürprizleri gözler önüne seriyor. "Gould'un bu sürükleyici anı kitabı, aniden genç bir dul olmanın travmatik deneyimini ele alıyor. Kendisini sevenlerle çevrelenmenin bir yandan rahatlatıcı, diğer yandan kaybettiği şeyleri hatırlatan günlük keder ayrıntılarını ustalıkla anlatıyor. Gould, okurları sevdiklerine daha yakın olmaya teşvik edecek bu anı kitabına benzersiz bir bakış açısı katıyor." Publishers Weekly. "Ödüllü bir senaristin, sevgili kocasının beklenmedik ölümünden sonra nasıl yaşayabildiğine ve hayatı kendi başına idare etmeyi nasıl öğrendiğine dair anıları... Bu kitabın en güçlü yanı, Gould'un yaşadığı kaybın, kimliği üzerindeki etkisine dair içgörüsü... Gould'un kitabı, dulluğun ne demek olduğunu anlamaya çalışan kadınlara hitap ediyor. Kederle başa çıkma ve ilerlemeye dair bir anı." Kirkus Reviews. 208 SAYFA. (MUNDİ KİTAP)

Kimdi bu? Hocası mı? Onu reddeden kadın mı? Yıllardır haber almadığı babası mı? Kim?


ERTUĞ Uçar’dan ORMANDA KAYBOLMAK. Bir şehir, bir orman, bir coğrafya mıydı içinde olduğu, yoksa bir formül, bir dil, bir kitap mı? Tabii şu ihtimali de görmezden gelemez: Ölüm. Ellerini kavuşturup kanıtları gözden geçirmeye koyuldu. İlk olarak, biraz önce ölümü düşünürken çıkan ani esintiyi anımsadı. Sonra botlarına bulaşan bu safran rengi toz vardı. Ufukta beliren dumanı da kanıtlar arasına katmalı. Bu bir savaş yüzünden olabilirdi. Ve nihayet ceketinin cebinde olduğunu şu anda fark ettiği mektup. Biraz modası geçmiş şekilde başlıyordu. Hal hatır soruyor, bir sorun varsa ona iletebileceğini belirtiyordu. Kimdi bu? Hocası mı? Onu reddeden kadın mı? Yıllardır haber almadığı babası mı? Kim? Olasılıkları düşünmek için bir ağaca yaslandı. Çok yorgundu. Mektup elinden düştü. Yazar, aklına takılan, yoluna çıkan, gözüne ilişen dünyayı kelimeler ve çizgilerle yeniden anlamlandırıyor, şeyler arasında bağlar kurup kayda geçiriyor. Bahçeler ve köpekler, anılar ve rüyalar, ölüm ve yeniden doğum, âşıklar ve maşuklar, eşyalar ve insanlar. Kitap, bu temalar etrafında döndükçe daha fazlasını girdabına çeken öykü, anı ve diyaloglarla onları bütünleyen eskizlerden oluşuyor. Kitap okuru bir anlam arayışına değil içten bir sohbete, meraklı bir karşılaşma ânına, eskizler üzerinden bir oyuna; sözcükler, öyküler ve çizgilerin ormanında bir gezintiye davet ediyor. Kaybolmak serbest. 160 SAYFA. (CAN YAYINLARI)

Ekonomide en büyük enflasyon, gerçeğin değer kaybıdır…

PROF. DR. EMRE Alkin’dan MENFAAT EKONOMİSİ- Büyük Hesaplaşmaya Doğru Yeni Dünya. Ekonomik krizler geçiyor, sistem aynı kalıyor. Liberal kapitalizmin çatırdayan zemininde, devletin, piyasanın ve bireyin rollerini yeniden düşünmenin zamanı geldi. Artık mesele, büyümenin rakamlarını değil, büyümenin niteliğini tartışmak. Yazar, ekonomiyi bir disiplinin ötesine taşıyarak, toplumsal düzenin siyasi tercihlerle şekillenen yapısının aynasında yeniden okuyor. Verilerle, söylemlerle ve politik gerçeklerle kurduğu diyalogda temel bir soruyu gündeme getiriyor: Yoksa krizler sistemi ayakta mı tutuyor? Enflasyondan savaş ekonomisine, dijital çağın üretim ilişkilerinden ahlaki erozyona uzanan analizleriyle, bugünün dünyasında “istikrar” kavramını sorguluyor. Bu kitap, ekonomik söylemlerin ardındaki güç ilişkilerini görmek isteyenler için yazıldı. Çünkü artık veri, yalnızca bir sayı değil, bir ideolojinin yansımasıdır. Ve belki de ekonominin en büyük krizi, artık gerçeği değil, algıyı yönetmesidir. 200 SAYFA. (DESTEK YAYINLARI)

Bir derdi olan, bir meselenin etrafında ilmek ilmek örülen öyküler toplamı

RUHSAN Çarpadan’dan TAŞIYAMADIĞIM YÜK. “Zamansız gelen kelebek habercidir, iyi dinle.” On üç öyküden ve üç bölümden oluşan kitap yazarın 2024 Seyhan Livaneli Öykü Yarışması'nı kazanan “Aldığım Yol” ve “Kekik Kokusu” başlıklı öykülerinin de yer aldığı ilk öykü kitabı. Bazen silik bir fotoğrafın, bazen bir mercimek tanesinin, bazen yamalı bir yorganın çağrışım gücünden yararlanan yazar, taşınan ve taşınamayan yükleri, alınan ve alınmayan yolları, kayıpları ve hiç kazanılmamışları anlatıyor. Bu öykülerde karanlık, daima içindeki ışıkla birlikte var oluyor. “Taşıyamadığım Yük, bir derdi olan, bir meselenin etrafında ilmek ilmek örülen öyküler toplamı. Bastırıldığı için içe gömülmüş bir sesin, bir tür anlatma ihtiyacının eseri… Sarsıcı, yüklerinden kurtulmuş, gelecek vaat eden bir kitap.”- Kemal Varol. 120 SAYFA. (EVEREST YAYINLARI)

Şiirsel bir yorum, kötülük üzerine bir inceleme

LORD Byron’dan KABİL- Hasan Ali Yücel Klasikler. Lord George Gordon Byron (1788-1824): Dünya edebiyatında derin bir iz bırakmış İngiliz şair, oyun yazarı. İlk şiir kitabı Hours of Idleness 1807'de yayımlandıysa da Byron ününe daha sonra, Childe Harold's Pilgrimage'la kavuştu. Tamamlanmamış epik şiiri Don Juan başyapıtı kabul edilir. Uzun anlatısal şiir onun sayesinde bir furyaya dönüşmüş, Puşkin gibi büyük isimlere ilham olmuştur. Kitap yazarın yazdığı az sayıda oyundan biridir fakat bir tiyatro eserinden ziyade Kabil ve Habil kardeşlerin hikâyesine getirdiği şiirsel bir yorum, kötülük üzerine bir inceleme, bir tür metafizik egzersiz olarak ele alınabilir. 104 SAYFA. (İŞ BANKASI KÜLTÜR YAYINLARI) 


 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/05/haftanin-kitap-yorumlari-ozkan-sackan-inceledi-1352.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/05/haftanin-kitap-yorumlari-ozkan-sackan-inceledi-1352.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/05/haftanin-kitap-yorumlari-ozkan-sackan-inceledi-1352-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/05/haftanin-kitap-yorumlari-ozkan-sackan-inceledi-1352.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.iyigunler.net/haftanin-kitap-yorumlari-ozkan-sackan-inceledi/359521/</link>
			<pubDate>Sun, 10 May 2026 11:09:46 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Tüyap Eskişehir 5. Kitap Fuarı Kapılarını Açtı]]></title>
			<description><![CDATA[Tüyap Tüm Fuarcılık Yapım A.Ş. tarafından Türkiye Yayıncılar Birliği iş birliğiyle düzenlenen Eskişehir 5. Kitap Fuarı, Eskişehir Ticaret Odası - Tüyap Fuar Merkezi’nde kapılarını açtı. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Tüyap Eskişehir 5. Kitap Fuarı Kapılarını Açtı

126 yayınevinin katılımıyla gerçekleşen fuar; atölye çalışmaları, şiir dinletileri ve söyleşilerden oluşan 71 kültürel etkinlik, yüzlerce imza günüyle dokuz gün boyunca kitapseverleri ağırlayacak. 

Anadolu’nun kültür, sanat ve eğitim başkentlerinden biri olan Eskişehir, bölgenin önemli kültürel buluşmalarından birine bir kez daha ev sahipliği yapıyor. Tüyap Tüm Fuarcılık Yapım A.Ş. tarafından ve Türkiye Yayıncılar Birliği iş birliğiyle düzenlenen Eskişehir 5. Kitap Fuarı, gerçekleştirilen açılış töreniyle ziyaretçilerini ağırlamaya başladı.

Eskişehir Valiliği, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi, Eskişehir Ticaret Odası ve Eskişehir İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün destekleriyle düzenlenen fuar, yalnızca Eskişehir’den değil çevre illerden gelen kitapseverleri de bir araya getiriyor.

Edebiyat Dünyasının Önemli İsimleri Okurlarla Buluşuyor

Eskişehir Kitap Fuarı, yayıncılık dünyasının önemli temsilcilerini kitapseverlerle buluşturarak kültür ve edebiyat dolu bir atmosfer sunuyor. 126 yayınevi, marka, yerel yönetim ve sivil toplum kuruluşunun katılımıyla gerçekleşen fuarda; Müge İplikçi, Murat Yetkin, Naim Babüroğlu, Üstün Dökmen ve Sinan Meydan gibi tanınmış isimlerin yanı sıra aralarında D.N. Archeron, Emre Gül, Loresima, Maral Atmaca ve N.G. Kabal’ın da bulunduğu genç yazarlar da imza günlerinde okurlarıyla bir araya geliyor.

Fuar Şehrin Ekonomisini Olumlu Etkiliyor

Açılış töreninde konuşan Tüyap Fuarlar Yapım A.Ş. Genel Müdürü İlhan Ersözlü, fuarın Eskişehir’in kültürel yaşamı kadar şehir ekonomisine de katkı sunduğunu belirterek şunları söyledi: “Eskişehir, kültür ve sanat dünyasının ülkemizdeki en önemli şehirlerinden biri. Çok farklı etkinliklere, kültürel buluşmalara ev sahipliği yapıyor. Eskişehir Kitap Fuarı’nın da bu etkinlikler içerisinde ayrı bir yeri olduğunu düşünüyorum. Beş yıldır sürdürdüğümüz bu fuar, Eskişehir’in kültür ve edebiyat dünyasına önemli katkılar sağlıyor. Çocuklarımızın, öğrencilerimizin kitaplarla iç içe olması, yazarlarla buluşması ve kitabın ne kadar değerli olduğunu deneyimlemesi açısından çok önemli bir etkinlik. Bu yıl 120 binin üzerinde ziyaretçi bekliyoruz. Bunun yaklaşık 30 bini şehir dışından, çevre illerden gelecek. Bu da fuarın şehir esnafına ve ticari ekosisteme önemli katkı sunduğunu gösteriyor. Bu yıl 126 yayınevi, sivil toplum kuruluşu, kamu kurum ve kuruluşları ile dernekler fuarda yer aldı. Dokuz gün boyunca yaklaşık 400 yazarımızı, şairimizi, eleştirmenimizi, sanatçımızı kitapseverlerle buluşturacağız.”

Etkinlikler Gençler İçin İlham Oluyor

Türkiye Yayıncılar Birliği Genel Sekreteri Nazlı Berivan Ak, dikkatimizin sürekli dağıldığı bu çağda, odağımızı yeniden toplayan en önemli unsurun kitaplar olduğunu ifade ederek, "Kitap fuarları yalnızca kitap satın alınan yerler değil; yazar, yayıncı ve okurun birebir buluştuğu alanlardır. Özellikle yayıncılık dünyasına adım atmak isteyen gençlerimiz için bu fuarların ilham verici, çok özel mekanlar olduğuna inanıyoruz." dedi. 

Eskişehir'in üç üniversitesiyle eğitim ve sanat alanında öne çıkan çağdaş bir şehir olduğunu vurgulayan Eskişehir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Metin Güler ise "Oda olarak kültür ve sanat hayatına değer katmayı çok önemsiyoruz. Beşinci kez ev sahipliği yaptığımız bu fuarın, hem şehrimize hem de bölgemize önemli kazanımlar sağlayacağına yürekten inanıyoruz" ifadelerini kullandı. 

Eskişehir’e En Çok Yakışan Organizasyon 

Tepebaşı Belediye Başkan Yardımcısı Suat Yalnızoğlu, kitap fuarının Eskişehir’e en çok yakışan organizasyonlardan biri olduğunun altını çizerek, şehrin kültürel kimliğine değer katan bu fuarı, özellikle çocukları kitaplarla buluşturması açısından son derece kıymetli bulduklarını dile getirdi.

Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Hasan Ünal da dijitalleşmenin yoğun yaşandığı günümüzde gençlerin kitaplarla güçlü bağ kurmasının önemine değinerek, "Kitaplar, toplumları geleceğe taşıyan en güçlü araçlardır. Kültür ve sanatla anılan şehrimizin böylesine anlamlı bir organizasyona ev sahipliği yapmasından büyük gurur duyuyoruz" değerlendirmesinde bulundu.

Kitapların insanlığın ortak hafızasını taşıdığına dikkat çeken Eskişehir Vali Yardımcısı Oğuz Şenlik ise okuyan toplumların düşünen, üreten ve geleceğe yön veren toplumlara dönüştüğünü vurguladı. Şenlik, toplumun entelektüel gelişimine katkı sunan kitap fuarlarını, özellikle çocukların ve gençlerin kitaplarla kurduğu bağın güçlenmesi adına çok önemsediklerini belirtti.

71 Etkinlikle Kapsamlı Kültür Deneyimi

Eskişehir 5. Kitap Fuarı, yalnızca kitap satış alanlarından oluşan bir organizasyon olmanın ötesine geçerek ziyaretçilerine çok yönlü bir kültür deneyimi sunuyor. Toplam 71 etkinlikten oluşan program kapsamında söyleşi, şiir dinletisi, müzik dinletisi ve atölyeler düzenlenirken; özellikle öğrenci ve çocuklara yönelik etkinlikler de yoğun ilgi görüyor.

Katılımcı yayınevleri ve sivil toplum kuruluşlarının katkılarıyla hazırlanan etkinlikler, ziyaretçilere farklı kültürel deneyimler sunarken şehrin kültürel yaşamına da katkı sağlamayı hedefliyor.

Eskişehir 5. Kitap Fuarı, 9 – 17 Mayıs 2026 tarihleri arasında Eskişehir Ticaret Odası - Tüyap Fuar Merkezi’nde 10.00 – 19.30 saatleri arasında ücretsiz olarak ziyaret edilebiliyor.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/05/tuyap-eskisehir-5-kitap-fuari-kapilarini-acti-2529.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/05/tuyap-eskisehir-5-kitap-fuari-kapilarini-acti-2529.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/05/tuyap-eskisehir-5-kitap-fuari-kapilarini-acti-2529-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/05/tuyap-eskisehir-5-kitap-fuari-kapilarini-acti-2529.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.iyigunler.net/tuyap-eskisehir-5-kitap-fuari-kapilarini-acti/359519/</link>
			<pubDate>Sun, 10 May 2026 11:02:28 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Can Yayınları mayıs kitaplarını duyurdu]]></title>
			<description><![CDATA[Can Yayınları mayıs ayı yayın programını açıkladı. Bu ayın programında da çağdaş, modern ve klasik edebiyattan nitelikli eserler yer alıyor.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Can Yayınları mayıs kitaplarını duyurdu 


Ahmet Erkam Saraç, ikinci öykü kitabı Kentte Bile Bahar’da kentli yalnızlığı politik alegoriyle birleştirirken; Annie Ernaux, Işıklara Bak Canım’da tüketim mekânını sınıfların kesiştiği bir toplumsal temas noktası olarak ele alıyor.

Édouard Louis, Monique Kaçıyor’la kendi kaderini baştan çizen bir anne ve oğlunun portresini çizerken; Albert Camus Giyotin Üzerine Düşünceler’de idamın ardındaki intikam mantığını ve adalet fikrini sunuyor.

Clarice Lispector, Bir Öğrenme ya da Hazlar Kitabı’nda aşkı bir varoluş pratiğine dönüştürüp Kuşatılmış Kent’te bireyin ve mekânın içsel sınırlarını sorguluyor. Catherine Lacey, X’in Biyografisi adlı kitabında hakikat ile kurgu arasındaki sınırları bulanıklaştırırken; Emmanuel Carrère, Yoga’da zihnin karmaşasına dair dürüst bir anlatı paylaşıyor. Halide Edib Adıvar’ın Talim ve Terbiye adlı eseri ise eğitimi birey ve toplum inşasının temeli olarak ele alan zamansız bir rehber niteliğinde.

Mayıs ayının klasiklerinde Aristoteles’in ruhu mistik bir öz değil, yaşamın ilkesi olarak tanımlayan büyük düşünce metni Ruh Üzerine yer alıyor.


Can Yayınları mayıs ayı yayın programını açıkladı. Bu ayın programında da çağdaş, modern ve klasik edebiyattan nitelikli eserler yer alıyor.

Ahmet Erkam Saraç, Kentte Bile Bahar

Ahmet Erkam Saraç’ın ikinci öykü kitabı Kentte Bile Bahar’da ironiyi melankoliyle, iç konuşmayı masalsı bir anlatıyla, kentli yalnızlığı politik alegoriyle ustaca bir araya getirerek okuru amansız bir soruyla baş başa bırakıyor: “Bahar gerçekten kentte bile bahar mıdır, yoksa her filizlenişin altında unutulmuş bir sızı mı saklıdır?”

Annie Ernaux, Işıklara Bak Canım (çev. Siren İdemen)

2022 Nobel Edebiyat Ödülü’nün sahibi Annie Ernaux, Işıklara Bak Canım kitabında  dikkatini sıradan ve gündelik bir mekâna, bir alışveriş merkezine yönelterek Paris yakınlarındaki bir süpermarkete bir yıl boyunca yaptığı ziyaretleri kaydediyor ve o devasa duvarların arasında var olan dünyayı görünür kılıyor. Yazar bu kısa metninde, tüketim mekânını yalnızca ekonomik bir alan olarak değil, farklı sınıfların, yaşların ve kökenlerin kesiştiği bir toplumsal temas noktası olarak ele alıyor.

Édouard Louis, Monique Kaçıyor (çev. Ayberk Erkay)

Édouard Louis, Monique Kaçıyor’da kendi kaderini baştan çizmeye çalışan bir anne ile onun en güçlü müttefikine dönüşen oğlunun samimi ve sürükleyici portresini sunuyor. Bir kadının kendini yeniden keşfetme cesaretine, yeniden doğuş ve özgürleşmenin bedeline dair bu derin anlatı, ortak tarihlerinin ağırlığına rağmen birbirini yeniden bulan bir anneyle oğlu arasındaki bağı gözler önüne seriyor.

Albert Camus, Giyotin Üzerine Düşünceler (çev. Ömer Şentürk) 

Albert Camus ölüm cezasına karşı en ufuk açıcı metinlerden biri kabul edilen Giyotin Üzerine Düşünceler’de, okuru idamın ardındaki intikam mantığını ve adalet fikrini yeniden düşünmeye çağırıyor.

Clarice Lispector , Bir Öğrenme ya da Hazlar Kitabı (çev. Sevcan Şahin) / Kuşatılmış Kent (çev İpek Gürsoy Manavbaşı)

Özgün dili ve anlatımıyla 20. yüzyılın en önemli kadın yazarlarından Clarice Lispector, Bir Öğrenme ya da Hazlar Kitabı romanında aşkı bir öğrenme alanına, bir varoluş pratiğine dönüştürürken; Kuşatılmış Kent’te ise geleneksel anlatı kalıplarını yıkarak bir kadının bakışı üzerinden kenti, bireyin ve mekânın içsel sınırlarını sorguluyor.

Catherine Lacey, X'in Biyografisi (çev. Püren Özgören)

Catherine Lacey’nin kaleminden X’in Biyografisi, hakikat ile kurgu arasındaki sınırları bulanıklaştıran, kimliğin gerçekliğini sorgulayan çarpıcı bir roman. Lacey, fotoğraflar, dipnotlar ve David Bowie’den Tom Waits’e gerçek figürlerin yer aldığı bu devasa anlatıda, biyografi türüne sıradışı bir boyut kazandırıyor. 

Emmanuel Carrère, Yoga (çev. Canan Özatalay)

Yoga, yoga hakkında bir rehber değil; daha çok insan olmanın ağırlığına, zihnin karmaşasına ve iyileşmenin kırılgan doğasına dair dürüst bir anlatı. Carrère, kendi deneyimlerini saklamadan, süslemeden ve bazen de rahatsız edici bir açıklıkla aktarırken, okura şu soruyu fısıldıyor: Kendinle yüzleşmeye ne kadar hazırsın?

Halide Edib Adıvar, Talim ve Terbiye

Halide Edib Adıvar’ın, İstanbul Kız Öğretmen Okulu’nda öğretmenlik yaptığı yıllarda Amerikalı pedagog H. Harrell Horne’un İlm-i Talimin Psikolojik Esasları kitabından yararlanarak hazırladığı Talim ve Terbiye; eğitimi sadece bir bilgi aktarımı değil, birey ve toplum inşasının temeli olarak da ele alan bu eser, güncelliğini koruyan zamansız bir rehber sunuyor.

Bu ay klasiklerde

Aristoteles, Ruh Üzerine (çev. Ömer Aygün)

Aristoteles’in “can kitabı” Ruh Üzerine, Ömer Aygün'ün Eski Yunancadan çevirisi, önsözü, notları ve diziniyle okurla buluşuyor. İnsan nasıl algılar, nasıl düşünür, nasıl yaşar? Ruh Üzerine, ruhu mistik bir öz değil, yaşamın ilkesi olarak ele alan büyük bir düşünce metni.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/05/can-yayinlari-mayis-kitaplarini-duyurdu-8535.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/05/can-yayinlari-mayis-kitaplarini-duyurdu-8535.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/05/can-yayinlari-mayis-kitaplarini-duyurdu-8535-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/05/can-yayinlari-mayis-kitaplarini-duyurdu-8535.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.iyigunler.net/can-yayinlari-mayis-kitaplarini-duyurdu/359517/</link>
			<pubDate>Fri, 08 May 2026 23:23:21 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Haftanın kitap yorumları | Özkan Saçkan inceledi]]></title>
			<description><![CDATA[Hafta içinde kitapçı raflarında yer alan 6 kitabı gazeteci yazar Özkan Saçkan sizler için yorumladı]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Haftanın kitap yorumları | Özkan Saçkan inceledi

 


BALIKÇI VE OĞLU: Şiirsel dili ve güçlü imgeleriyle öne çıkan Balıkçı ve Oğlu, aile bağları, aşk, kadın dayanışması, ekoloji, göç ve doğa üzerine çağdaş bir anlatı sunuyor.

İSTANBUL LİMONATASI: Yazar, incelikli hikâyelerine bir yenisini daha ekliyor ve bir tohumun çıtırtısını duyar gibi kendisini, içini duymaya başlayan Dario’nun öyküsünü anlatıyor bu kez.

ZAMANIN ÇARKI DÖNDÜĞÜNDE: Yazar, geçmişe bakarak geleceği inşa etmeye çabalamanın edebiyatçasını, şaircesini, yazarcasını ilk defa bu kitabında konuşuyor.

DÖNÜŞ: Yazar, dışarıda toplum baskısını, içeride cezaevi koşullarını, şiddetin toplum içinde sıradanlaştırılarak sistemi nasıl acımasızca yeniden ürettiğini anlatıyor.

AYTAŞI: Sürükleyici eserde, Hindistan’da bir tapınaktan çalınan Aytaşı’nın ikinci defa çalınması konu ediliyor.

YALNIZ BİR ANNE: Serinin bu son halkasında, fedakârlığın sınırlarını, sert bir coğrafyada yeşeren şefkati ve tek başına bir topluluğu ayakta tutan Ingrid'in hikâyesi anlatılıyor.


İşte o kitaplar;

Hem bir ailenin hem de bir ülkenin yakın tarihine ışık tutuluyor


ZÜLFÜ Livaneli’den BALIKÇI VE OĞLU. Deniz ekmek kapısı, deniz hayat, deniz sevgili, deniz zalim, deniz suskun, deniz sevecen, deniz öfkeli. Bazen acından öldürür balıkçıyı, bazen de verdikçe verir. Tek çocuğunu kaybetmiş, yaşamaya dair içinde hiçbir istek duymayan balıkçı Mustafa’nın hayatı, denizde bulduğu bir bebekle derinden sarsılır: Minik bir şişme botun üzerinde ona doğru sürüklenen Samir. Başlangıçta bu bebeği denizin kendilerine bir armağanı olarak gören Mustafa ve eşi Mesude, çok geçmeden o akşam Ege’nin ıssız sularında neler olduğunu öğrenir ama bu hakikat karşısında sessiz kalmak, Samir Bebek’i kendi çocukları olarak kabul etmek isterler. Tam da burada çatallanan roman çok geçmeden aile olmaya, sevdiklerini yitirmeye, ahlaki değerlerle kişisel hesaplaşmalara dair derinlikli bir yüzleşmeyi beraberinde getirir. Yazar kitabında Mustafa, Mesude ve Samir Bebek üçgeninden hareketle hem bir ailenin hem de bir ülkenin yakın tarihine ışık tutuyor. Şiirsel dili ve güçlü imgeleriyle öne çıkan Balıkçı ve Oğlu, aile bağları, aşk, kadın dayanışması, ekoloji, göç ve doğa üzerine çağdaş bir anlatı sunuyor. 152 SAYFA. (CAN YAYINLARI)

Bir insan, yaşamı boyunca kaç defa yeniden doğar?



YASEMİN Özek’ten İSTANBUL LİMONATASI. “Malzemeler dünyanın her yerindekiyle aynıydı ama adını İstanbul koyduğum bu limonatayı diğerlerinden ayıran en büyük ve tek özelliği her defasında çocukluğumdan, gençliğimden bir İstanbul anısı anlatmamdı. Şişli’nin, Büyükada’nın, Beyoğlu’nun bir köşesinden çıkıvermiş bir hatırayı anlatıyordum. Çocuklarım için bir oyun, benim içinse kırk yıllık anıları temize çekmek, günlüğe iki satır yazmak    gibiydi... Yaşamımın ta kendisiydi İstanbul limonatam!” Yazar, incelikli hikâyelerine bir yenisini daha ekliyor ve bir tohumun çıtırtısını duyar gibi kendisini, içini duymaya başlayan Dario’nun öyküsünü anlatıyor bu kez. Bir insan, yaşamı boyunca kaç defa yeniden doğar? Ben mesela çok sefer… Hele o nisan ayında, tam kırk yaşımda, öyle bir doğdum ki bir yanımın cenazesini kaldırmam gerekti önce. Ölen yanım için yas tutmadım ama yeniden doğumum çok sancılı oldu. 336 SAYFA. (EPSİLON YAYINEVİ)


"Her şeyin hızla akıp geçtiği çağımızda zamanın çarkına tanık olmak..."


MERTCAN Karacan’dan ZAMANIN ÇARKI DÖNDÜĞÜNDE. “Başka bir örnek de hadi, tarihten verelim. İnsin Gazi’miz trenden, Haydarpaşa Garı’nın merdivenlerine kadar gelsin yine, baksın ki karşısında işgal gemileri, Boğaz’ı bir uçtan öbür uca kadar sarmışlar... Buraya kadar her şey aynı olsun, tarihteki gibi gelişsin; ama tam bu anda ‘Geldikleri gibi giderler!’ demesin de Gazi, ‘Yapcak bi şey yok!’ desin. Diyebilir miydi? Elbette diyebilirdi. Ama deseydi ne olurdu, dememiş de ne olmuş, işte, orada tarih...” Bunlar ve yine bunlar gibi cümlelerle tarihe bakış açımızı değiştirmeye zorluyor bizi bu kitabında, yazar. Değişen ve dönüşen zamana karşı insanın hangi saflarda yer tutması gerektiğini fısıldıyor sanki, okurlarına. Zamanın çarkı döndüğünde olup bitenlerin ve olup bitebileceklerin hesabını içinden bir an bile eksik etmediği vefa duygusu eşliğinde gören yazar, geçmişe bakarak geleceği inşa etmeye çabalamanın edebiyatçasını, şaircesini, yazarcasını ilk defa bu kitabında konuşuyor. Sözü zaman zaman zamana bırakarak elbet... 120 SAYFA. (REMZİ KİTAPEVİ)

Hayatta kalma, anlama ve anlatma çabasını "ötekinin de ötekisi" üzerinden resmediyor



MEHTAP Ceyran’dan DÖNÜŞ. "Saklayamadığın yaraya akbabalar konar" diyordu. Hapishanede on yılını geçiren "Pero" nihayet tahliye edilmesiyle memleketine dönmektedir. Dönüş yolunda hayatının muhasebesini babasıyla hesaplaşması üzerinden yapar. Baba-kız hesaplaşması gölgesinde sistemi, gücü elinde tutanların her fırsatta kullandığı şiddeti açık eder. Yazar, dışarıda toplum baskısını, içeride cezaevi koşullarını, şiddetin toplum içinde sıradanlaştırılarak sistemi nasıl acımasızca yeniden ürettiğini anlatan; çok dokunaklı, çok içeriden ve çok cesur bir metin ortaya koyuyor. Peki bunca söz hep içeride, hep içinde mi kalacaktır yoksa Pero bunları babasına söyleyebilecek midir? Bu sürükleyici anlatı, bir hayatta kalma, anlama ve anlatma çabasını "ötekinin de ötekisi" üzerinden resmediyor. Ev ise "yuvalara" ve kabuklara ayırdığım iki bölümden oluşuyordu. "Yuvalar" yaşamak zorunda kaldığım yabancı evlerdi, kabuklar kendimi korumak için giyindiğim kamuflajlar. Ev "yuvalarla" kabuklar arasında ona istediğim anlamı yükleyebileceğim bir boşluktu; içinde savrulup durduğum, kendimi ve yerimi bulamadığım bir boşluk. Boşluk çoğu şeyi içine hapseder; bıçaklar, yaralar, uçurumlar. Ve o güne kadarki hayatımın bir uçurum kenarında geçtiği gerçeği. Durmadan dibini bulduğum ve yeniden tırmandığım bir uçurum. 232 SAYFA. (EVEREST YAYINLARI)

Hindistan’da bir tapınaktan çalınan Aytaşı’nın konu ediliyor



WİLKİE Collins’ten AYTAŞI- Hasan Ali Yücel Klasikler. Wilkie Collins (1824-1889): Gizem ve dedektif romanlarının öncüsü kabul edilen İngiliz romancı. Collins, birlikte de çalıştığı dostu Charles Dickens’ın gölgesinde kalmadan önce hatırı sayılır bir şöhrete kavuşmuştur. Birçok kaynakça ilk dedektif romanı sayılan Aytaşı, 1868’de Charles Dickens’ın All the Year Round dergisinde tefrika edilmeye başlandı. Bu son derece sürükleyici eser, Hindistan’da bir tapınaktan çalınan Aytaşı’nın ikinci defa çalınmasını konu edinir. Anlatı farklı tanıkların ağzından yazılmış, böylelikle olay örgüsü de tıpkı bir elmasın yüzeyleri gibi tek tek işlenmiştir. Janr içinde güncelliğini hâlâ koruyan eksantrik dâhi dedektif karakteri, şüphelilerle dolu kır evi, olayın suç mahallinde yeniden canlandırılması gibi temalar ilk kez Aytaşı’nda yer bulmuştur. İngiltere Hindistan ilişkilerini ele alışı bakımından da Aytaşı kesinlikle çağının ötesindedir. 616 SAYFA. (İŞ BANKASI KÜLTÜR YAYINLARI)


“Annesinin, çocuk seslerinin Tanrı'nın şarkısı olduğunu söyleyişini hatırladı”


ROY Jacobsen’den YALNIZ BİR ANNE. Serinin bu son halkasında yazar, fedakârlığın sınırlarını, sert bir coğrafyada yeşeren şefkati ve tek başına bir topluluğu ayakta tutan Ingrid'in hikâyesini ustalıkla kaleme alıyor. Savaşın gölgesi Barrøy Adası'nın üzerinden çekilmiş, geriye cevapsız mektuplar kalmıştır. Ancak Ingrid için asıl direniş şimdi başlar. O, savaş sonrası kurulan bu yeni dünyada ve adanın ıssızlığında savaşın öksüz çocuklarını büyütürken bir yandan da mülkiyet kavgaları ve kasaba dedikodularıyla baş etmek zorundadır. Erkeklerin denizde, kadınlarınsa hem karada hem denizde varlık mücadelesi verdiği Barrøy Adası'nda Ingrid sadece bir anne değil, sarsılmaz bir iradedir de. Salthammer'in gövdesine sinen tuz ve kan kokusu ile çocukların uykulu nefesleri arasında Ingrid, bir yuvayı bir vatana dönüştürmenin bedelini öder. Annesinin, çocuk seslerinin Tanrı'nın şarkısı olduğunu söyleyişini hatırladı. Derinlerdeki balina dansını düşündü, annesinin ağlama sanatı üzerine anlattıklarını duyar gibi oldu; gözyaşı ancak yalnızlıkta yerini bulurdu. Durgun havada üvez ağacının tek bir yaprağı kımıldamıyordu, ama Ingrid'in içinde hep bir kıpırtı, bitmeyen bir huzursuzluk vardı. 216 SAYFA. (YAPI KREDİ YAYINLARI)


 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/05/haftanin-kitap-yorumlari-ozkan-sackan-inceledi-1079.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/05/haftanin-kitap-yorumlari-ozkan-sackan-inceledi-1079.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/05/haftanin-kitap-yorumlari-ozkan-sackan-inceledi-1079-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/05/haftanin-kitap-yorumlari-ozkan-sackan-inceledi-1079.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.iyigunler.net/haftanin-kitap-yorumlari-ozkan-sackan-inceledi/359506/</link>
			<pubDate>Wed, 06 May 2026 19:18:17 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Mayıs ayı ilk hafta kitap yorumları | Özkan Saçkan inceledi]]></title>
			<description><![CDATA[Mayız ayı ilk haftası kitapçı raflarında yerini alan kitapları, Gazeteci Yazar Özkan Saçkan sizler için inceledi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Mayıs ayı ilk hafta kitap yorumları | Özkan Saçkan inceledi

 


SANDİMA TABLETİ: Sürükleyici kurgu içinde aynı zamanda Batı uygarlığının başlangıcına dair yerleşik bazı kabulleri de sorguluyor.

ÇOK GEZEN ÇOK BİLİR Mİ?: Hiç duymadığınız bir gelenek, bugünkü alışkanlıklarımızın kökeni olabilir mi? Bakmakla görmek arasındaki çizgiyi geçmeye hazır mısınız?

ŞAİR İMPARATORİÇE: Kitapta gerçek dünya ve fantastik evren aynı satırlarda hayat buluyor.

GELİŞİGÜZEL: Birlikte olmak için mücadele eden, birbirine değer veren, sadece “ben”i değil “biz”i de düşünen insanlar bu öykülerde kendilerine vücut buluyor, sesini çıkarıp yazarın hayal dünyasında kendi karşılıklarını inşa ediyor.

KIRILMA NOKTASI: Bu yarışta ikinci şansın adı aşktı. Knox Holland’ın başı beladaydı.

POETİK ÇIKMAZ: Yazar kitabında çok az çalışılmış bu dönemin şiirine odaklanırken yalnızca genç kuşağın şairlerini değil, bu zaman aralığında yazan neredeyse tüm şairleri ele alıyor.

İşte o kitaplar;


Eski bir gazetecinin peşinde soluk soluğa ilerleyen bir polisiye roman...


CEM Kozlu’dan SANDİMA TABLETİ. Hem iş dünyasından hem de iş ve yönetim alanındaki kitaplarından tanıdığınız yazar, bu kez farklı bir kulvara adım atıyor. Uluslararası entrikalar, arkeolojik gizemler ve pek de yakışıklı sayılmayacak ancak bir buldog gibi dişini geçirdi mi bırakmayan eski bir gazetecinin peşinde soluk soluğa ilerleyen bir polisiye roman... Yazar, bu sürükleyici kurgu içinde aynı zamanda Batı uygarlığının başlangıcına dair yerleşik bazı kabulleri de sorguluyor. Genç arkeolog Elâ, çalıştığı müzenin sessiz koridorlarında dolaşan görünmez tehlikeyi ilk fark eden kişi olur. MÖ 2. binyılın ortalarına tarihlenen ve Anadolu'nun kadim halklarından Luvilerin henüz tam çözülememiş dilinde yazılmış olan kitap, artık güvende değildir. Birileri onu çalmak üzeredir. Kitap sıradan bir arkeolojik buluntu değildir. Deşifre edilirse insanlık tarihinin en köklü kabullerinden birini geçersiz kılabilecek sarsıcı bir gerçeğin kapısını aralayacaktır. Elâ'nın yolu, gerçeğin peşinden gitme uğruna kariyerini kaybetmiş ünlü bir gazeteciyle kesişir. Güçlerini birleştirip olayın üzerine gittiklerinde, karanlık bir planın içine çekildiklerini fark ederler. Karşılarında, sıradan kaçakçılar değil, iyi organize olmuş, acımasız ve her yere sızabilen bir yapı vardır. Ve bu yapı, gerçeğin ortaya çıkmasını engellemek için her şeyi göze almıştır. 176 SAYFA. (REMZİ KİTABEVİ)


Tarihin tozlu raflarında ikinci plana atılmış gerçek hikâyeler


NİLSU Emre’den ÇOK GEZEN ÇOK BİLİR Mİ? “Bize, okullardaki tarih derslerinde sadece savaşları, sınırları, fetihleri ve antlaşmaları anlatırlar. Oysa gerçek fetih, zihinlerde başlar. Ve tarih bize anlatılan değil, o küçük detayların hikâyesidir. Tarih bize kralları anlatır; oysa asıl sırlar, bize fısıldanan kelimelerin köklerinde saklı olmasın? Bir gezi kitabı değil, bir geri dönüş biletidir. Toprağın altındaki fısıltıları, kelimelerin bin yıllık genetiğini ve günlük hayatın unutulmuş hikayelerini anlatan bir hatırlayış rehberidir… Bu sayfalarda sadece şehirleri gezmeyeceksiniz. Tarihin tozlu raflarında ikinci plana atılmış gerçek hikâyelerin, kelimelerin ve olayların ardındaki detayların izini süreceksiniz. Bugünü anlamak için geçmişin dilini çözmeye hazır mısınız?  Bazen şehirler susar, kelimeler haykırır. Dünün sırları, bugünün kelimelerinde gizli olabilir mi? Hiç duymadığınız bir gelenek, bugünkü alışkanlıklarımızın kökeni olabilir mi? Bakmakla görmek arasındaki çizgiyi geçmeye hazır mısınız? Ama en önemlisi… Geçmişin sesini duymaya, hazır mısınız?” 213 SAYFA. (HARMONİA YAYINLARI)


Masallar diyarından bir macera, akıl almaz bir gerçeklikle buluşuyor


SHEN Tao’dan ŞAİR İMPARATORİÇE. “Azimli ve kararlı. Bir kadının gücünü kimse hafife almasın! Hanedanlar bile…” Açelya Hanedanlığı’nın tahtına oturmak ve tacı almak için beş prens yarışıyor. Tahta geçecek olan kabiliyetli prens Maro mu, zalim prens Terren mi yoksa bolluk ve bereketin habercisi olan Isan mı? Belki de küçük prensler Kiran ve Ruyi’dir. Peki ya sıradan bir köylü kızı saray entrikalarının üstesinden gelip imparatoriçe olabilir mi? Büyü, sihir, şiir ve kılıcın amansız mücadelesi hiç böyle anlatılmamıştı. Yazarın kalemi, masallar diyarından bir macerayı, akıl almaz bir gerçeklikle buluşturuyor. Kitapta gerçek dünya ve fantastik evren aynı satırlarda hayat buluyor. 488 SAYFA (ATHİCA YAYINLARI)


Hayata ve doğaya umutla bakan, dünyayla bütünleşen insanlar


CAN Göknil’den GELİŞİGÜZEL.  Ben hayal toplarım. İnsanları anlamalı diye düşünürüm. Konuşmalardan seçtiğim sözcükleri biriktiririm. Hayal kurarım. Yel gibidir hayaller. Bir görünür, bir yok olurlar. Biriktirmeye gelmezler. Uçucu hepsi. Kimini yakalarım. Yakaladığımı görünür kılmak isterim. Çizerim, boyarım, az buçuk yazarım da. Kitap, hayata ve doğaya umutla bakan, dünyayla bütünleşen insanları anlatıyor. Birlikte olmak için mücadele eden, birbirine değer veren, sadece “ben”i değil “biz”i de düşünen insanlar bu öykülerde kendilerine vücut buluyor, sesini çıkarıp yazarın hayal dünyasında kendi karşılıklarını inşa ediyor. Dünyaya nefretle değil sevgiyle, öfkeyle değil sağduyuyla, hayal kırıklığıyla değil umutla bakanlar kitapt kendilerine yeni bir direnme alanı buluyor. Yazar, bütün dikkati, heyecanı, yaratma arzusuyla umut dolu bir dünya düşlüyor. 72 SAYFA.
(CAN YAYINLARI)

İkisinin de tek ihtiyacı her şeyin üstesinden gelmelerini sağlayabilecek bir aşktı

REBECCA Jenshak’tan KIRILMA NOKTASI. Bu yarışta ikinci şansın adı aşktı. Knox Holland’ın başı beladaydı. Profesyonel motokros dünyasındaki ilk yılı fırtına gibi geçse de dizginleyemediği öfkesi takımdan kovulmasına neden olmuştu. Artık herkes ondan umudu kesmişti fakat Knox kariyerini tekrar parlatmaya kararlıydı. Olimpiyatlarda iki madalya kazanmış Avery Oliver’sa geçirdiği kritik sakatlığı atlatmaya çalışıyordu. Üzerinde çok büyük bir baskı vardı ve bütün dünyaya tekrar jimnastiğe dönebileceğini kanıtlamak zorundaydı. Ondan yardım isteyen dövmeli bir serseriye ayıracak zamanı kesinlikle yoktu. Oysa ikisinin de tek ihtiyacı hayata başka bir gözle bakmalarını ve her şeyin üstesinden gelmelerini sağlayabilecek bir aşktı. 336 SAYFA. (NOX YAYINLARI)


Genç şairlerin diğer yandan önceki kuşakların akım ve eğilimleri


ORHAN Kahyaoğlu’ndan POETİK ÇIKMAZ- 1960-1980 Arası Modern Şiir. Yazar kitabında 1960-1980 arasına odaklanıyor. Başlangıç ve bitiş yılları bile darbeleri işaretleyen tarihsel bir kesitte yaşanan siyasal ve toplumsal gerilimler, poetik sorunların devamlı ikinci plana itilmesine yol açmış, tam da bu nedenle dönemin şiirine ilişkin sonrasındaki araştırmalar hayli sınırlı kalmıştır. Yazar kitabında çok az çalışılmış bu dönemin şiirine odaklanırken yalnızca genç kuşağın şairlerini değil, bu zaman aralığında yazan neredeyse tüm şairleri ele alıyor. Bir yandan genç şairlerin diğer yandan önceki kuşakların akım ve eğilimlerinin bu süreçte nasıl bir değişim gösterdiğinin izini sürdüğü gibi 1980’lerden sonra kanonik hale gelecek İkinci Yeni’ye 1960-80 arasında gösterilen tepkileri de ayrıntılı biçimde inceliyor. Yalçın Armağan’ın sunuşuyla yayımlanan kitapta, poetikapolitika ikilemi üzerinde tartışılan sayısız şiir-içi sorun dönemin edebiyat tarihi gözetilerek tartışmaya açılıyor. O yıllarda belirgin bir şiir, akım veya hareket oluşmadığı için burada özellikle yeni kuşak şairlerin eğilimlerini, yönelimlerini odağa almaya çalıştım. Bu eğilimlerin ağırlık noktası, kökleri 1930’lara kadar uzanan toplumcu-gerçekçi şiir oldu. Ayrıca Garip, İkinci Yeni gibi akımların içinden gelen, çoğu ustalaşmış şairlerin ürettikleri yeni şiiri anlamayı, sorgulamayı yeğledim. İkinci Yeni şairleri özellikle 1960’larda yeni ve iyi şiir üretmeyi sürdürerek ciddi biçimde ön plana çıktılar, dergiler yoluyla da şiir ortamını belirlediler. 320 SAYFA. (YAPI KREDİ YAYINLARI)
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/05/mayis-ayi-ilk-hafta-kitap-yorumlari-ozkan-sackan-inceledi-3720.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/05/mayis-ayi-ilk-hafta-kitap-yorumlari-ozkan-sackan-inceledi-3720.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/05/mayis-ayi-ilk-hafta-kitap-yorumlari-ozkan-sackan-inceledi-3720-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/05/mayis-ayi-ilk-hafta-kitap-yorumlari-ozkan-sackan-inceledi-3720.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.iyigunler.net/mayis-ayi-ilk-hafta-kitap-yorumlari-ozkan-sackan-inceledi/359490/</link>
			<pubDate>Sun, 03 May 2026 23:08:10 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Nisan ayı son haftası kitap yorumları]]></title>
			<description><![CDATA[Nisan ayının son haftasında kitapçılarında yerini alan yeni kitapları Özkan Saçkan inceledi. Yeni kitaplarla ilgili yorumlar haberin detayında]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Nisan ayı son haftası kitap yorumları


KUŞLAR BİZE NE ÖĞRETİR?: On iki kısa denemeden oluşan bu seçki boyunca yazar, kalbini ve hayal gücünü etkileyen samimi karşılaşmaları paylaşıyor.


DENİZ ÜSTÜ KÖPÜRÜR: Kitap, belgeler, günlükler ve tanıklıklarla Cem Aziz Çakmak'ın sıra dışı yaşam öyküsünü okura sunuyor.


SEVGİ EMEĞİ: Kitap, kaybın gerçekliğini kabul etmeden tam anlamıyla sevmenin, ölümün gerçekliğini kabul etmeden tam anlamıyla yaşamanın mümkün olmadığını hatırlatan; karanlık, alegorik ve unutulmaz bir başucu eseri.

BOŞANMA: "Boşanma, sadece bir evliliğin bitişiyle ilgili değil. Belki de en çok, zekâsıyla var olmaya çalışan bir kadını yıldırabilen ve köreltebilen kadın düşmanlığıyla ilgili." Deborah Levy.

LEMURYA’NIN ÇOCUKLARI: Bu kitap, bilgi vermek için yazılmadı. Bu kitap bir rehber değil, bir çağrı. Ne öğretmek için burada ne de ikna etmek için. Bu kitap, seni sana hatırlatmak için yazıldı

TOPAÇ: Kitap, fantastik, bir o kadar da olası bir gelecek tablosu çizerken kurtuluşun yolunu düşünmeye davet ediyor okuru.

İşte o kitaplar;

Yazar, kalbini ve hayal gücünü etkileyen samimi karşılaşmaları paylaşıyor



LİLİ Taylor’dan KUŞLAR BİZE NE ÖĞRETİR? Fark Etmenin Gücü ve Güzelliği. Başımı gökyüzünden yere doğru eğiyorum. Etrafımdaki insanlar hep aşağı bakıyor. Yukarıda bir harikalar diyarı var ama onlar müjdeyi duymamışlar. Çoğu insan kuşları gerçekten tanımaz ya da daha doğrusu, onların farkında değildir. Oyuncu yazar da bir zamanlar böyle biriydi. Kuşların var olduğunu biliyor, hatta ortalama bir insandan daha çok düşünüyor ama onları gerçekten tanımıyordu. Ta ki "bir şey" olana kadar. On iki kısa denemeden oluşan bu seçki boyunca yazar, kalbini ve hayal gücünü etkileyen samimi karşılaşmaları paylaşıyor: Ağaçların arasında fark ettiği ya da hiç tanımadığı insanlarla yan yana durup izlediği kuşları, bahçesinde büyüyen yavruların verdiği heyecanı, bambaşka bir gerçekliği sessizce gözlemlemenin yarattığı küçük ama derin mutluluğu anlatıyor. Sonra bize fısıldıyor; kuşlara, gökyüzüne, dünyaya yeni gözlerle bakabilmek olağanüstü bir şey. 160 SAYFA. (LİTERATÜR HAYAT)

Birbiri ile alakasız görünen olaylar arasındaki derin bağlantı ve kapalı kapılar



ÇAĞDAŞ Bayraktar’dan DENİZ ÜSTÜ KÖPÜRÜR- Emperyalizmin Hedefindeki Amiral. Emperyalizm, son 25 yıldaki en büyük bozgununu Türkiye'de 1 Mart tezkeresi ile yaşadı. Bunun Türkiye'ye faturası ise çok ağır oldu. Kumpas davalarla cumhuriyet ve kurumlarının kuşatılması... Bu kuşatmanın uygulayıcısı, her yetki ile donatılmış bir savcı... Bugün Türkiye'de yaşananların zeminini oluşturan gelişmeler... Birbiri ile alakasız görünen olaylar arasındaki derin bağlantı ve kapalı kapılar arkasındaki kirli ittifaklar... Türk siyasetinin yeniden dizaynı... Ve tüm bunların merkezinde, hedefte bir amiral... Kitap, belgeler, günlükler ve tanıklıklarla Cem Aziz Çakmak'ın sıra dışı yaşam öyküsünü okura sunuyor. 376 SAYFA. (KIRMIZI KEDİ YAYINLARI)


Aşka ve sevgiye dair önemli sorulara yanıt bulmaya çalışılıyor


STEPHEN Grosz’dan SEVGİ EMEĞİ- Sevgi Bağlarını Nasıl Kurar Nasıl Koparırız. Işığı görmek için karanlığa inmeniz gerekir. Bir intiharın ardından on yıl boyunca hiçbir şey yapamayan bir heykeltıraşın dehşet verici rüyası, ihanetin ahlaki boyutlarını tartışan analistlerin kavgası, hamilelik korkusunu manastır duvarlarının ardına gizleyen eski bir rahibe. Hepsi, bir psikanalistin muayene odasından süzülüp gelen; arzu, kalp kırıklığı ve sevgiye ışık tutan hikâyeler... Konuşmak, dinlemek ve anlamak üzerine muazzam bir eser olan İncelenen Hayatlar kitabının yazarı bu kitabında, aşka ve sevgiye dair önemli sorulara yanıt bulmaya çalışırken öykülerdeki kendini kandırma katmanlarını tek tek kaldırıyor ve altındaki çatışmalı arzuları, korkuları ve yasları keşfediyor. Ortaya sadece kalbin gizemlerine değil, psikanalizin etik sınırlarına ve insan ruhunun karanlık dehlizlerine dair sarsıcı bir kitap çıkıyor. Kitap, kaybın gerçekliğini kabul etmeden tam anlamıyla sevmenin, ölümün gerçekliğini kabul etmeden tam anlamıyla yaşamanın mümkün olmadığını hatırlatan; karanlık, alegorik ve unutulmaz bir başucu eseri. Bu adam evliliğinizi kurtarabilir. Sunday Times. Psikanaliz üzerine yazan en iyi isimlerden biri. The Times. Sarsıcı ve sürükleyici. Guardian. 144 SAYFA. (YAPI KREDİ YAYINLARI) 

"Boşanma, sadece bir evliliğin bitişiyle ilgili değil…”



SUSAN Taubes’ten BOŞANMA. Yalnızca rüyalar biter. Ve bu mantık doğrultusunda aşklar, oyunlar ve hikâyeler de tıpkı rüyalar gibidir; biterler. Budapeşte'de doğan Sophie çocukluğunu orada geçirdikten sonra İkinci Dünya Savaşı öncesi babasıyla birlikte New York'a taşınır ve orada Ezra Blind'la evlenip anne olur. Zamanla eş, anne ve entelektüel kimlikleri arasında bölünen Sophie hayatı, ilişkileri ve inançları üzerine düşünürken evliliğin ondan neleri aldığını sorgulamaya başlar. Kitap, inanç, beden ve özgürlük kavramlarını keskin bir dürüstlükle irdelerken toplumsal rollerin altında ezilen bir kadının yalnızca evliliğinden değil, kendisini tüketen her kalıptan kurtulma hikâyesini anlatıyor. "Boşanma, sadece bir evliliğin bitişiyle ilgili değil. Belki de en çok, zekâsıyla var olmaya çalışan bir kadını yıldırabilen ve köreltebilen kadın düşmanlığıyla ilgili." Deborah Levy. 328 SAYFA. (CAN YAYINLARI)

Kitap bir rehber değil, bir çağrı, ne öğretmek için burada ne de ikna etmek için…



MUKADDES Pekin Başdil’den LEMURYA’NIN ÇOCUKLARI- Işığın Unutulmaz Kıtasından Yükselen Frekans. Savaş meydanları görünmez artık ama mücadele bilincin katmanlarında sürüyor. Sekiz köşeli yıldız gökyüzünden değil, içimizden doğuyor. Bu kitap, bilgi vermek için yazılmadı. Bu kitap bir rehber değil, bir çağrı. Ne öğretmek için burada ne de ikna etmek için. Bu kitap, seni sana hatırlatmak için yazıldı. Lemurya, fiziksel bir kıta değil, bir bilinç düzeyidir. Ve sen o bilinçten geliyorsun. Seninle birlikte gelen bilgi, uzun bir yolculuktan sonra şimdi yeniden aktive edilmeye hazır. Burada okuduğun her cümle, sadece anlam taşımaz. Aynı zamanda bir frekans kodudur. Bazı cümleleri okuduğunda neden gözlerinin dolduğunu, neden boğazında bir düğüm hissettiğini, neden bir satırda nefesinin değiştiğini bilmiyor olabilirsin. Çünkü bu tepkiler, zihinsel değil frekanssal düzeyde yaşanır. Bu kitap, gözünle değil, kalbinle okuduğunda açılır. Her sayfa bir anahtardır. Her başlık bir geçittir. Ve her geçit, seni özüne yaklaştırır. Bugün yazılmış gibi görünse de, bu kitap aslında zamanlar ötesinden gelen bir hatırlatma protokolüdür. Senin kodlarının içinde kayıtlı olanı, yeniden görünür kılmak için... 248 SAYFA. (DESTEK YAYINLARI)

Gerçeklerle nasıl yüzleşeceğiz? Bunun altından kalkabilecek miyiz?



GÜLAYŞE Koçak’tan TOPAÇ. “İnsan gerçekten belli bir kişiye mi bağlı oluyor, yoksa yalnızca içindeki o duyguya, o bağlanma ihtiyacına mı?” Yasaklarla, “öteki” korkusuyla tamamen sindirilmiş, had safhada duyarsızlaşmış, birbirinin acılarına tanık olmamak için “özlük”lerle, “filtre”lerle duyguları adeta buzların altında donarak derin bir uykuya dalmış bir toplum… Sevgisizliğin, ayrımcılığın, duyarsızlığın ivmesi arttıkça “her şey sarhoş bir uğultu içinde eriyor, çılgınca dönen bir atlıkarıncadan bakılan dünya karmakarışık olmaktan çıkıp rengârenk bir topacın birbiri içinde eriyerek beyazlaşıveren renkleri gibi, birden basit bir sükûnet ve küntlük halini alıyordu.” Peki ya birileri topacı yavaşlatıp bu toplumu derin uykusundan uyandırmaya girişse? Bu topluma yeniden sevgi, merhamet kazandırılabilir mi? İnsanlar renkleri görmeye dayanabilecek mi? Kitap, fantastik, bir o kadar da olası bir gelecek tablosu çizerken kurtuluşun yolunu düşünmeye davet ediyor okuru. En kritik soruyu sorayım sana: Buzların altından çıkmanın beraberinde getireceği utanç ne olacak peki? Utanç, o dayanılmaz utanç... Bu utancın ağırlığı altında ezilmeden nasıl yaşayacağız? Birbirimizin yüzüne nasıl bakabileceğiz? Biz öyle büyük kötülükler yaptık ki... Gerçeklerle nasıl yüzleşeceğiz? Bunun altından kalkabilecek miyiz? 352 SAYFA.  (EVEREST YAYINLARI)


 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/04/nisan-ayi-son-haftasi-kitap-yorumlari-7334.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/04/nisan-ayi-son-haftasi-kitap-yorumlari-7334.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/04/nisan-ayi-son-haftasi-kitap-yorumlari-7334-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/04/nisan-ayi-son-haftasi-kitap-yorumlari-7334.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.iyigunler.net/nisan-ayi-son-haftasi-kitap-yorumlari/359486/</link>
			<pubDate>Wed, 29 Apr 2026 20:18:44 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[İZKİTAP’ta edebiyat şöleni yaşanıyor]]></title>
			<description><![CDATA[İzmirliler, Kültürpark’ın eşsiz atmosferinde, gün boyunca söyleşilerde yazar ve şairlerle bir araya gelirken, imza etkinliklerinde uzun kuyruklar oluşturdu. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[İZKİTAP’ta edebiyat şöleni yaşanıyor

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde, İZFAŞ ve TACT Fuarcılık iş birliğiyle Kültürpark’ta düzenlenen İZKİTAP - 7. İzmir Kitap Fuarı, hafta sonunda da bahar havası eşliğinde adeta festival atmosferinde geçti. İzmirliler, Kültürpark’ın eşsiz atmosferinde, gün boyunca söyleşilerde yazar ve şairlerle bir araya gelirken, imza etkinliklerinde uzun kuyruklar oluşturdu. 



İZKİTAP; yayınevleri, sahaflar, eğitim ve kültür kurumları ile sivil toplum kuruluşlarını bir araya getirirken, yaklaşık 200 katılımcı ve 400’e yakın yazar, şair, gazeteci ve akademisyeni okurlarla buluşturuyor. Cumartesi günü güzel havayı da fırsat bilen İzmirliler, Kültürpark’ı doldurdu. Özellikle söyleşi alanları ve imza stantlarında kuyruklar oluştu. Okurlar hem sevdikleri yazarlarla bir araya gelme hem de yeni yayımlanan kitapları keşfetme fırsatı buldu. Kültürpark’ta, İZKİTAP ile eş zamanlı gerçekleştirilen ve birbirinden nadir ve göz alıcı klasik araçların sergilendiği Klasik Otomobil Sergisi de büyük ilgi gördü.
 İZKİTAP’ta 25 Nisan’da Behiç Ak, Beyhan Budak, Cihat E. Çiçek, Doğu Yücel, Mavisel Yener, Mehmet Eroğlu, Mine Söğüt, Murat Menteş, Mustafa Balbay, Saygı Öztürk, Sinan Meydan, Şükrü Erbaş ve Yekta Kopan’ın da aralarında bulunduğu birbirinden değerli yazar, şair ve gazeteci İzmirlilerle bir araya geldi. Fuar kapsamında Gazeteci - Yazar Murat Ağırel, Tarihçi - Yazar Sinan Meydan, Klinik Psikolog Yazar Beyhan Budak ve Yazar Dr. Efdal Sevinçli söyleşilerde okurlarla buluşan isimler arasında yer aldı.

“Bu topraklar kolay kazanılmadı, Cumhuriyet kolay kurulmadı”

“Atatürk’ün Mirası: Laik Cumhuriyet” başlıklı söyleşiyle okurlarıyla buluşan Sinan Meydan, Atatürk ilke ve inkılaplarının tarihsel önemine dikkat çekerek, “Cumhuriyet devrimleri yalnızca bir yönetim değişikliği değil, aynı zamanda toplumsal bir dönüşüm projesidir. Özellikle kadın hakları konusunda atılan adımlar, dönemin pek çok ülkesinin ilerisindedir. Kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanınması, medeni kanunla sağlanan eşitlikler, çağdaşlaşma sürecinin en somut göstergelerindendir” diye konuştu.
 Cumhuriyet’in kazanımlarının korunmasının önemini vurgulayan Meydan, “Bu topraklar kolay kazanılmadı, Cumhuriyet kolay kurulmadı. Bu bilinçle hareket etmek ve Cumhuriyet değerlerine sahip çıkmak hepimizin sorumluluğudur. Çanakkale Savaşı’nda ‘Ben size taarruzu değil, ölmeyi emrediyorum’ diyen bir liderin mirasçıları olarak, bu değerleri yaşatmaya devam edeceğiz” dedi. Meydan, söyleşinin ardından okurlarına kitaplarını imzaladı. 

Modern hayatta anlam arayışı ve dengeli yaşamın önemi

Fuar kapsamında düzenlenen “İnsanın Anlam Arayışı” başlıklı söyleşide konuşan Beyhan Budak, “Hayatta kontrol edemediğimiz pek çok şey var. Olan olur, olacak olan da olur; her şeyi kontrol etmeye çalışmak kaygıyı artırır. Huzur ise biraz da bu akışı kabul edebilmekten geçiyor. Sürekli bir yerlere yetişmeye çalışıyoruz. Oysa iyi hissettiren şey, her şeyi yapmak değil; daha az ama daha nitelikli bir yaşam kurabilmek” ifadelerini kullandı.
 

Her bireyin farklı ihtiyaçlara sahip olduğunu vurgulayan Budak, “Popüler olan her şeyin bize iyi geleceğini düşünmemeliyiz. Kendimiz için gerçekten iyi olanı keşfetmek daha sahici bir yaklaşım” diye konuştu.
 İnsan ilişkilerinin önemine de değinen Budak, “Yalnızlık zaman zaman tercih edilebilir; ancak insanın insana ihtiyacı vardır. Hiç kimse tek başına iyi değildir. Herkesin güçlü ve zayıf yönleri vardır; önemli olan, ilişkilerde bize iyi gelen tarafları görebilmek ve besleyebilmektir” dedi.

İzmir’in ilk gülmece ve karikatür gazetesi Kara Sinan’ı anlattı 

İzmir Büyükşehir Belediyesi Kent Kitaplığı tarafından düzenlenen “Kara Sinan: İzmir’in İlk Gülmece ve Karikatür Gazetesi” başlıklı söyleşide konuşan akademisyen Dr. Efdal Sevinçli, İzmir basın tarihine ışık tutan önemli bilgiler paylaştı. Sevinçli, “Kara Sinan, 3 Haziran 1875’te yayımlanmaya başlayan ve İzmir’in ilk gülmece ve karikatür gazetesi olarak kabul edilen çok önemli bir yayın. Haftalık olarak çıkarılan bu gazete, genellikle dört sayfa olarak basılmış, ilk üç sayfasında yazılara, son sayfasında ise karikatürlere yer verilmiştir” dedi.
 Kentin mizah geleneğinin köklü bir geçmişe sahip olduğunu vurgulayan Sevinçli, “Kara Sinan üzerinden İzmir’in yalnızca ticaret değil, aynı zamanda güçlü bir kültür ve basın hayatına sahip olduğunu da görebiliyoruz. Bu yayın, kentin çok kültürlü yapısı içinde mizahın nasıl üretildiğini göstermesi açısından da oldukça kıymetli” ifadelerini kullandı.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/04/izkitap-ta-edebiyat-soleni-yasaniyor-209.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/04/izkitap-ta-edebiyat-soleni-yasaniyor-209.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/04/izkitap-ta-edebiyat-soleni-yasaniyor-209-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/04/izkitap-ta-edebiyat-soleni-yasaniyor-209.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.iyigunler.net/izkitap-ta-edebiyat-soleni-yasaniyor/359481/</link>
			<pubDate>Sun, 26 Apr 2026 21:27:41 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Özkan Saçkan'ın kaleminden Haftanın kitapları]]></title>
			<description><![CDATA[Nisan ayının son haftası seçkin kitapçıların raflarında yer alan 6 yeni kitabı, gazeteci yazar Özkan Saçkan sizler için inceledi. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Nisan ayının son haftası kitap yorumları 

SALTANATIN SONU: Yazar, bu kitabında Osmanlı Devleti'nin çöküşünü ve Sultan Vahdettin'in son yıllarını anlatıyor
KURTULUŞ KURULUŞ: Yazar, arkasında bıraktığı kıymetli analizleriyle tarihimizin anlaşılması için bugüne bir ışık düşürüyor.
VEDA TÖRENİ: Kitapta yazarla arkadaşlıklarına, aşklarına, öteki ve kendi benliğiyle olan ilişkisine birinci elden şahit oluyoruz.
KISACA EKONOMİ: Ekonomik güçleri anlamak ve bu çalkantılı dünyada bilinçli kararlar verebilmek isteyen herkes için sağlam bir rehber... 
İNSAN HAKLARINI KİM ÖLDÜRDÜ: Bu kitap insan hakları düşüncesi kadar eski olan insan haklarına yönelik eleştirileri nesnel bir bakışla ele alıyor.
GÜVENİLİR KİŞİ: “İçinde yaşadığımız şu dünya ne acayip: Bugün insanlara en az inandırıcı gelen şeyler en saf niyetler.”

İşte o kitaplar;

 

Yazar, kitabında bizi yakın tarihimize yeniden bakmaya davet ediyor



BÜLENT Tanör’den KURTULUŞ KURULUŞ. Denklem açıkça ortaya çıkmaktadır: Ulusal bağımsızlık eşittir ulusal-demokratik egemenlik. Ulusal özgürlüğe demokrasiyle (ulusal egemenlikle) ulaşılabilecektir. Ulusal bağımsızlık hedefi, içte ulusal-demokratik egemenliği beslemekte, hatta zorunlu kılmaktadır. Çünkü dayanılabilecek başka bir güç yoktur. Halkın gücü ve iradesi, kurtuluşun biricik dayanağıdır. Türkiye'nin yetiştirdiği en önemli isimlerden yazar, kitabında bizi yakın tarihimize yeniden bakmaya davet ediyor. Birinci Dünya Savaşı ve hemen ertesindeki Kurtuluş Savaşı sürecinde "kurtuluş"un nasıl başarıldığına ve Türkiye Cumhuriyeti inşa edilirken yaşanan "kuruluş" dönemine odaklanan bu kitap, yazarın sözleriyle, ne liderlerin payını göz ardı eden ne de halkın payını azımsayan bir tutum içinde. Gerçek bir devrimin ancak bu iki tarafın bir araya gelmesiyle gerçekleşebileceğini gösteren yazar, arkasında bıraktığı bu kıymetli analiziyle tarihimizin anlaşılması için bugüne bir ışık düşürüyor. 392 SAYFA. (MUNDİ KİTAP)

“Kutunuzun içindesiniz, oradan çıkmayacaksınız, ben de orada size ulaşamayacağım”



SİMONE De Beauvoir’den VEDA TÖRENİ. Simone de Beauvoir ve Jean-Paul Sartre 1929'da Sorbonne'da tanıştılar, Sartre'ın 1980'de vefat etmesine değin hem entelektüel hem de romantik birlikteliklerini sürdürdüler ve Fransa ve dünya tarihine isimlerini yazdırdılar. Beauvoir Veda Töreni'nde Sartre'ın insani taraflarını gözler önüne sererken, Fransa'nın politik ve toplumsal alanını da tanıklıklarla anlatıyor. Sartre yalnızca bir filozof değildi, o kendini topluma adayan, insanların gündelik hayatına dokunmaya çalışan bir insandı. Kitapta yazarla arkadaşlıklarına, aşklarına, öteki ve kendi benliğiyle olan ilişkisine birinci elden şahit oluyoruz. Gençliğimizde, tutkulu bir tartışmanın sonunda ikimizden biri parlak bir başarı elde ettiğinde öbürüne, "Kutunuzun içindesiniz!" derdi. Kutunuzun içindesiniz, oradan çıkmayacaksınız, ben de orada size ulaşamayacağım: Beni sizin yanınıza gömseler bile sizin küllerinizden benim kemiklerime hiçbir geçit olmayacak. 200 SAYFA. (EVEREST YAYINLARI)

 

Osmanlı Devleti'nin çöküşünü ve Sultan Vahdettin'in son yılları



TURAN Akıncı’dan SALTANATIN SONU. 600 yıllık Osmanlı Devleti'nin son padişahı Sultan Vahdettin, ülkenin çöküş döneminde, Anadolu'da gelişen Kuvayı milliye Hareketi'ni, kendine karşı bir tehdit olarak algıladı. Saray düzenini ve tahtını kaybetmemek için işgalcilere hizmet eden bir hükümdar olmayı seçti. Anadolu Hareketi, millî ayaklanmayı gerçekleştirip vatanı işgalcilerden temizleyince de ülkeden kaçmak zorunda kaldı. İslam halifesi olarak eski Osmanlı topraklarında kurulan yeni devletlerce de kabul görmedi. Sonunda İtalya'ya sığındı. Yazar, bu kitabında Osmanlı Devleti'nin çöküşünü ve Sultan Vahdettin'in son yıllarını anlatıyor. 280 SAYFA. (REMZİ KİTABEVİ)

Modern dünyanın karmaşık ekonomik dinamiklerine kapsamlı bir giriş 



TEJVAN Pettinger’den KISACA EKONOMİ- Büyük Fikirler Arasında Yolculuk. Kitap, modern dünyanın karmaşık ekonomik dinamiklerine kapsamlı bir giriş sunuyor. Enflasyon ve deflasyon, büyüme ve daralma döngüleri, teşvik mekanizmaları, batık maliyet yanılgısı, yeşil yatırım stratejileri ve Hollanda hastalığı gibi kilit kavramları ele alarak, günümüz ekonomilerini şekillendiren temel güçleri anlaşılır kılar. Kitap, alanın uzmanları tarafından yanıtlanan çok sayıda kışkırtıcı soruya dayanarak, ekonomik düşüncenin temel ilkelerini sistemli bir çerçevede sunuyor. Her soru, kavramların ardındaki mantığı sadeleştiren net açıklamalarla ele alınırken; ekonomik modellerin, tarihsel örneklerin ve güncel politikaların nasıl etkileşime girdiğini gösteren analitik bir perspektif de okura kazandırılır. Kitap, ekonomik güçleri anlamak ve bu çalkantılı dünyada bilinçli kararlar verebilmek isteyen herkes için sağlam bir rehber niteliğindedir. 160 SAYFA. (LİTERATÜR YAYINCILIK)

İnsan haklarına yönelik eleştirileri nesnel bir bakışla ele alınıyor 



HARUN Tepe’den İNSAN HAKLARINI KİM ÖLDÜRDÜ. Yazar 1978 yılında Hacettepe Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nden mezun oldu. 1981-2023 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi Felsefe Bölümü ve Sosyal Bilimler Enstitüsü İnsan Hakları Anabilim Dalında ağırlıklı olarak etik, insan felsefesi, felsefi ekoloji ve insan hakları konularında dersler verdi ve uzun yıllar İnsan Hakları ve Felsefesi Uygulama ve Araştırma Merkezi müdürlüğü görevini yürüttü. 2018 yılını insan hakları eleştirileri üzerinde araştırmalar yapmak üzere misafir öğretim üyesi olarak Toronto Üniversitesi, Siyaset Bilimi Bölümü’nde geçirdi. 2023’te emekli olmasından sonra da Hacettepe ve Başkent üniversitelerinde ders vermeyi sürdürmektedir. Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi Etik Kurulu ve Türkiye Felsefe Kurumu Yönetim Kurulu üyesidir. Baskıya, eşitsizliklere, hak ihlallerine karşı koyarak insan onurunu korumayı amaçlayan insan haklarının, günümüzde sıkça bir başkaldırı söylemi olmaktan çıkıp devletlerin kendi meşruiyetlerini sağlama aracına dönüştüğü iddialarıyla karşılaşılmaktadır. İnsan haklarının sonundan veya devrini tamamladığından, insan haklarının son ütopya olduğundan söz edenlerin çıkış noktası bu iddialardır. Bu kitap insan hakları düşüncesi kadar eski olan insan haklarına yönelik eleştirileri nesnel bir bakışla ele alarak, “tüm insanların onur ve haklar bakımından eşit olduğu” düşüncesi olan insan haklarının ve etik ilkeler olarak insan hakları normlarının neden vazgeçilmez olduğunu anlatma girişimidir. Zira insan haklarının ölümü, haklarından yoksun bırakılanların günümüzdeki sesi olan etiğin de ölümü ya da sonu anlamına gelmektedir. 184 SAYFA. (YAPI KREDİ YAYINLARI)

Hayatları birbirlerine güvenerek değişen iki yabancı



DİDİER Van Cauwelaert’ten GÜVENİLİR KİŞİ. Sıradan bir iş gününde genç Max, yükleme alanına park eden lüks bir aracı vincine takıp yediemine doğru yola çıkar. Fakat bu sefer çektiği aracın içinde, film kaplı pencereler ardında kafası karışmış, yaşlı bir hanımın olduğundan habersizdir. Üstüne üstlük dehşetle fark edeceği üzere karşısındaki, kurabiye paketlerindeki yüzüyle herkesin tanıdığı, II. Dünya Savaşı sırasında Paris Direnişi'nin kahramanlarından Madeleine Larmor'dan başkası değildir. Kendine geldiğinde yaşlı kadın, Max'i yıllar önce savaş sırasında Nazilere esir düşen sevgilisi ile karıştıracak, ikili çok geçmeden hayatlarında yepyeni bir sayfa açacak bir maceraya sürüklenecektir. Yazdığı kırkın üzerinde kitap otuza yakın dile çevrilen Fransa'nın Gouncourt Ödülü sahibi yazarlarından Didier van Cauwelaert, hayatları birbirlerine güvenerek değişen iki yabancıyı merkezine aldığı bu romanında umudu her yaşta diri tutmaya dair yürek ısıtan bir öyküye imza atıyor. “Birbirinden renkli karakterler ve akıllardan uzun süre çıkmayacak sahneler içeren bu romanıyla Cauwelaert bizi bir kez daha şaşırtıyor.” –Le Parisien. 136 SAYFA. (İŞ BANKASI KÜLTÜR YAYINLARI)
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/04/ozkan-sackan-in-kaleminden-haftanin-kitaplari-7849.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/04/ozkan-sackan-in-kaleminden-haftanin-kitaplari-7849.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/04/ozkan-sackan-in-kaleminden-haftanin-kitaplari-7849-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/04/ozkan-sackan-in-kaleminden-haftanin-kitaplari-7849.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.iyigunler.net/ozkan-sackan-in-kaleminden-haftanin-kitaplari/359478/</link>
			<pubDate>Sun, 26 Apr 2026 09:25:01 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[İş Kültür’de Nisan Ayının Yeni Kitapları]]></title>
			<description><![CDATA[Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, Nisan ayında Hasan Âli Yücel Klasikleri, Modern Klasikler, Türk Edebiyatı Klasikleri, Kılavuz, İş Dünyası ve Çocuk dizilerine yepyeni kitaplar ekledi.  ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[İş Kültür’de Nisan Ayının Yeni Kitapları

 

Hasan Âli Yücel Klasikler Dizisi

REDBURN 

Herman Melville 

Çeviren: Zafer Avşar

Amerikan edebiyatının en büyük yazarlarından Herman Melville (1819-1891), Moby Dick, Kâtip Bartleby, Benito Cereno, Billy Budd gibi bugün hepsi birer klasik olan eserler vermesine rağmen yaşarken pek ilgi görmezken, yirminci yüzyılın ilk yarısında âdeta yeniden keşfedildi. Melville’in yarı otobiyografik sayılabilecek eseri Redburn ilk kez 1849’da yayımlandı.

Melville, dördüncü romanı olan Redburn’de, macera tutkusuyla bir yük gemisi mürettebatına katılan genç ve masum bir delikanlının denizde hayatın acımasızlığıyla karşılaşıp “büyümesini” yalın, gerçekçi bir dille anlatır. Sadece deniz yaşamını değil Liverpool ve Londra’nın arka sokaklarındaki hayatı olanca gerçekliğiyle yansıtmasıyla da eşsiz olan Redburn, okurun Melville’in eserlerinde görmeye pek alışık olmadığı hızlı temposu ve trajikomik üslubuyla yazarın en “eğlenceli” eserlerinden biri sayılır.

Modern Klasikler Dizisi

BAKİRE İLE ÇİNGENE   

D. H. Lawrence 

Çeviren: Ferit Burak Aydar

D. H. Lawrence, yirminci yüzyıl başlarında İngiltere kırsalında geçen bu novellasında, aşk, cinsellik, sınıf, özgürlük ve kimlik arayışı temalarını ustalıkla iç içe geçirir. Aristokrasi gücünü kaybetmiş; burjuvazinin yükselişiyle sanayileşme ve kentleşme, geleneksel değerler ve yaşam biçimleri için tehdit oluşturmaya başlamıştır. 1930 yılında yayımlanan Bakire ile Çingene’nin merkezinde, özgürlük arzusuyla ailesine karşı görevleri arasında sıkışıp kalmış orta sınıftan genç bir kızın bu çatışmalı duygularını uzlaştırma çabası yer alır.

Lawrence, ana karakteri Yvette’in kendini tanıma ve dünyadaki yerini bulma yolculuğunda toplumsal normların sınırlayıcı ve hatta boğucu etkisini vurgular. Savunmasız ve kolay incinir, ancak aynı zamanda güçlü bir iradeye sahip olan Yvette saflığı, masumiyeti ve korunma ihtiyacını temsil eder. Onu daha önce hiç tatmadığı duygularla tanıştıran Çingene ise adeta özgürlük, tutku ve isyanın cisimleşmiş halidir. Tıpkı doğa gibi ne yapacağı önceden kestirilemeyen bu gizemli karakter, toplumsal beklentilerden, geleneklerden azade yaşamı ve özgür ruhuyla Yvette’in özlemini çektiği her şeyi kendinde barındırır.

Türk Edebiyatı Klasikleri

PERVİN ABLA                         

Mahmut Yesari

Erken Cumhuriyet döneminin popüler romancılarından Mahmut Yesari’nin kaleme aldığı Çulluk ve Çam Tırtılları’nın ardından Pervin Abla romanı da okuyucularla buluşuyor. 1926’da Yeni Ses gazetesinde tefrika edildikten bir yıl sonra kitaplaştırılan Pervin Abla, bir aşk anlatısıyla birlikte esasında Çanakkale Savaşı’nı, her türlü bireysel ve toplumsal yozlaşmayı ve türedi harp zenginlerini konu ediniyor. Çanakkale Cephesi’nde bulunan yazarın hayatından da izler taşıyan romanda, cephe hattı ve savaşın dehşeti çok canlı tasvirlerle anlatılıyor. 

Kalamış’ın masal zamanlarının köşk ve bahçelerinde, sokak ve parklarında geçen neşeli çocukluk ve mektep yıllarında Pervin’in Muzaffer’e olan ilgisi, kendisiyle birlikte gizliden gizliye büyür. Pervin genç yetişkin çağında bu ilginin fark edilmesini beklerken, Muzaffer onun okul arkadaşı Nükhet’e ilgi duyar ve böylece Pervin’in daha da alevlenen aşkı, sessizce ve büyük bir fedakârlıkla derinlere gömülür. Bu esnada Birinci Dünya Savaşı başlar ve Muzaffer, Hukuk Mektebi’nden en yakın arkadaşı Nahit Refik’in aksine bir vatansever olarak Çanakkale Cephesi’ne gider. Askerliğini tamamlamak için İstanbul’a döndüğünde ise Muzaffer’i bambaşka bir hayat ve büyük altüst oluşlar beklemektedir.

Kılavuz Dizisi

ANTROPOSEN         

Erle C. Ellis

Çeviren: Hayrullah Doğan

İklim değişikliği, küresel döngülerdeki değişimler, artan kirlilik, fosil yakıtların kullanımı, radyoaktif serpintiler, plastik birikimi, tür istilaları, türlerin kitlesel yok oluşu... Tüm bu göstergeler, Dünya tarihinde insan faaliyetlerinin iklim ve çevre üzerinde belirleyici bir etkiye sahip olduğu yeni bir çağa girildiğinin işareti sayılıyor. ‘İnsan Çağı’ anlamına gelen Antroposen, insanların Dünya’yı kayaçlarda kalıcı bir kayıt bırakacak kadar köklü bir şekilde değiştirmesi olarak tanımlanıyor.

Onca sağlam kanıta karşın, çağımızı resmi olarak Antroposen şeklinde tanımlama önerisi, akademik dünyanın içinde ve dışında yoğun tartışmalara yol açıyor. Zira bu kavramla gelip dayanılan eşik belki de doğanın anlamı ve insanın doğası hakkında kadim soruların yeni baştan ele alındığı ve kökten değerlendirildiği bir muhasebeyi gerekli kılıyor. Halen süregelen bir tartışma konusu olduğu için, bu kitap, bilimsel bir öneri olarak Antroposen’i anlamak için gerekli temel bilgileri sunarken bu önerinin neden bu kadar büyük bir etki yarattığını da açıklamayı hedefliyor.

İş Dünyası

RİSK YÖNETİMİNİN BAŞARISIZLIĞI – NEDEN BOZULUR VE NASIL DÜZELTİLİR

Douglas W. Hubbard

Çeviren: Hasan Candan

Risk Yönetiminin Başarısızlığı, hangi risk analizi yöntemlerinin işe yaradığını, hangilerinin yaramadığını örneklerle anlatırken aradaki farkın nasıl anlaşılabileceğini de çözümlemelerle ortaya koyuyor. 2008 finansal krizinden hemen önce yazılmaya başlanan kitap, finansal riskler, doğal afetler, endüstri kazaları, ürün güvenliği, teknoloji riskleri, projelerin tamamlanamaması, pandemi, bilgisayar güvenliği gibi akla gelebilecek her türlü riskin yönetimine uygulanabilecek yöntemler öneriyor.

Alanının en saygın uzmanlarından olan Douglas W. Hobbard, sürükleyici ve eğlenceli bir üslupla yazılmış bu kitapta, risk analizi yaklaşımlarının yol açtığı ciddi problemleri gerçek hayattan verdiği örneklerle ele alıyor. Risk Yönetiminin Başarısızlığı, risk yönetimini çok çeşitli alanlara doğru ve sonuç alıcı biçimde uygulayabilmek için vazgeçilmez bir kaynak.

“Sadece geçmişin olaylarına tepki veren risk yönetimi, hiçbir şekilde risk yönetimi değildir.”

- Douglas W. Hubbard

“Risk yönetimi alanında çalışan uzmanlar arasında haklı bir üne sahip olan Douglas Hubbard, bu paha biçilmez kılavuz kitapta, konunun kapsadığı yelpazenin tamamını mercek altına alıyor. Her bölümde okurların ufkunu zenginleştireceği kesin olan değerli katkılar bulunuyor.” 

- Peter Julian, Alliance Danışma Grubu Başkanı

Çocuk – Popüler Bilim

HAYVANLARIN SÜPER GÜÇLERİ

Yazan: Nick Crumpton 

Resimleyen: Viola Wang

Çeviren: Esra Kökkılıç

Hayvanlar hayatta kalmak için birbirinden dâhice birçok yöntem geliştirmiştir. Yer altında yaşamaktan sesleri görebilmeye uzanan bu uyum becerileri öyle harikadır ki milyonlarca yıl boyunca dünyanın dört bir yanındaki, birbiriyle hiçbir akrabalığı olmayan hayvanlarda bile ortaya çıkar. İşte bunlar hayvanların süper güçleri! Evrimin ne olduğuna dair büyüleyici ve özgün bir başlangıç sunan bu kitapta evrimin en büyük başarı hikâyelerinin nasıl tekrar tekrar ortaya çıktığına tanık olacak ve hayvanlar âlemini adım adım keşfedeceksiniz.

Çocuk – Okul Dönemi

İŞTE MERT! – ARKA BAHÇEDEKİ GİZEM | ŞÜPHE DUYMAK VE SORGULAMAK

Yazan: Sally Rippin 

Resimleyen: Stephanie Spartels

Çeviren: Ahu Ayan

Kazanımlar Serisi’nden çıkan İşte Mert! kitapları, yardımlaşmanın gücünden hayvan sevgisine, dostluktan cesarete pek çok kavramı eğlenceli bir şekilde minik okurlarla tanıştırıyor. Serinin yeni kitabı Arka Bahçedeki Gizem, şüphe duymanın ve sorgulamanın önemine dikkat çekiyor. Bu kitapta Mert arka bahçede bir koza bulur ve onu heyecanla eve getirir. Peki içinde ne olduğundan gerçekten emin midir?
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/04/is-kultur-de-nisan-ayinin-yeni-kitaplari-9693.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/04/is-kultur-de-nisan-ayinin-yeni-kitaplari-9693.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/04/is-kultur-de-nisan-ayinin-yeni-kitaplari-9693-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/04/is-kultur-de-nisan-ayinin-yeni-kitaplari-9693.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.iyigunler.net/is-kultur-de-nisan-ayinin-yeni-kitaplari/359469/</link>
			<pubDate>Wed, 22 Apr 2026 21:40:24 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Özkan Saçkan'ın kaleminden haftanın kitap incelemeleri]]></title>
			<description><![CDATA[Nisan ayının üçüncü haftasına girerken, yeni çıkan yayınlar kitapçıların raflarında yerini aldı. Bu hafta 6 kitabı sizler için Özkan Saçkan yorumladı]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Özkan Saçkan'ın kaleminden haftanın kitap incelemeleri

 

KARANLIĞI SEVERSİN: Kitaptaki "İki Yetenekli Serseri" adlı öyküde uzun süredir bazı yeteneklerin ardında saklı kalan sırlar ortaya çıkıyor.

TARİHİN EN BÜYÜK SOYGUNU: Kitap Lenin rejiminin Rusya'nın paha biçilmez kültürel mirasını zırhlı trenlere, uçaklara ve makineli tüfeklere dönüştürmesinin hikâyesi...

REZONANS: Yazar “Bu kitabı okurken bir yerde durup düşünürsen, bir cümlede sessizce nefes alırsan, bir satırda ''evet, tam da bu" dersen... bil ki senin rezonansın başlamıştır” diyor...

AĞACA DÖNÜŞEN KIZ: Kitap, nesnelerin bile ruh taşıyabildiği bir evrende, kadın olmanın ne anlama geldiğini sarsıcı bir dille sorguluyor.

KUR’AN İLE ALDATMAK: Dindar ile dinci arasındaki farklar... Şeriat ile İslam arasındaki farklar... Cihada karşı cihat! İlahiyatçı yazar, Kur’an ile aldatanların maskelerini indiriyor!

SAĞ VE SOL: Kitap, yalnızca üç adamın hikâyesi değil, para, güç ve inanç arasında savrulan modern insanın iç hesaplaşması, ideallerini yitirmiş bir çağın ruh ölçümüdür.

İşte o kitaplar;

On iki öyküde yazar şans ve gerçeklik üzerine muhteşem hikâyeler anlatıyor


STEPHEN King’ten KARANLIĞI SEVERSİN. Yazarın şaşırtma, okuru hayran bırakma, korkuyu da teselliyi de aynı anda sunma konusundaki eşsiz yeteneği hâlâ doruk noktasında. Hayatın hem mecazi hem de gerçek anlamda daha karanlık yönlerine inen bu on iki öyküde yazar fanilik, şans ve gerçeklik üzerine muhteşem hikâyeler anlatıyor. Kitaptaki "İki Yetenekli Serseri" adlı öyküde uzun süredir bazı yeteneklerin ardında saklı kalan sırlar ortaya çıkıyor. "Danny Coughlin'in Kötü Rüyası" kısa ve benzeri görülmemiş bir rüyanın onlarca hayatı altüst etmesini anlatıyor. "Çıngıraklı Yılanlar" Kujo'nun devamı niteliğinde bir öykü; yaslı bir adam, biraz huzur bulmak için Florida'ya gidiyor ama orada şartları çok ağır, beklenmedik bir mirasla karşılaşıyor. "Rüya Görenler", içine kapanık bir Vietnam gazisinin bir iş ilanına yanıt vermesi ve evrenin bazı köşelerinin keşfedilmemesi gerektiğini öğrenmesi üzerine. "Cevapçı" ise önsezinin iyi şans mı yoksa kötü şans mı olduğunu sorguluyor ve dayanılmaz trajedilerle dolu bir hayatın bile anlamlı olabileceğini hatırlatıyor. Efsanevi yazarın bu yeni derlemesindeki öykülerin her biri kendi başına heyecanlı, neşeli, gizemli ve ikonik. 600 SAYFA.(ALTIN KİTAPLAR)

Lenin rejiminin Rusya'nın kültürel mirasını zırhlı trenlere, uçaklara dönüştürmesinin hikâyesi


SEAN McMeekin’den TARİHİN EN BÜYÜK SOYGUNU: RUSYA’NIN BOLŞEVİKLER TARAFINDAN YAĞMALANMASI. Tarihçiler Rus Devrimi'nin şu en büyük gizemini çözmeyi hiçbir zaman başaramadı: Bolşevikler, etrafı düşmanlarla çevrili olmalarına ve geride devasa bir ekonomik yıkım bırakmalarına karşın, beş yıl süren uzun iç savaş boyunca iktidarda nasıl kalabildi? Yazar, kitabında Sovyet Maliye Bakanlığı'ndan ve farklı arşivlerden elde ettiği, daha önce gün yüzüne çıkmamış belgelerden yararlanarak Rusya'da komünizmin ilk yıllarına dair karanlık sırları açığa çıkarıyor. Bolşeviklerin sıradan Sovyet yurttaşlar ile kurumların altından gümüşe, antikadan sanat eserine varıncaya dek birikimlerine el koyuşunu belgelerken, Rus Komünist Partisi'nin 1917-1922 yılları arasında tarihin gördüğü en büyük yağma hareketini sınıf savaşının temel maddi kaynağına nasıl dönüştürdüğünü ortaya koyuyor. Kitap Lenin rejiminin Rusya'nın paha biçilmez kültürel mirasını zırhlı trenlere, uçaklara ve makineli tüfeklere dönüştürmesinin hikâyesi... 288 SAYFA. (YAPI KREDİ YAYINLARI)

Kendine, özüne, bilincine yapılan bir davet


TUĞBA Camuzoğlu’ndan REZONANS.
Bu bir öğreti kitabı değil.
Bir davet.
Kendine, özüne, bilincine yapılan bir davet.
Eğer bu kitabı okurken
bir yerde durup düşünürsen, bir cümlede sessizce nefes alırsan,
bir satırda ''evet, tam da bu" dersen...
bil ki senin rezonansın başlamıştır.
Ve unutma;
hayat sana hiçbir zaman yabancı bir dil konuşmaz. Sadece senin iç sesini, dışarıdan sana geri okur.
Bu kitap, o sesi duyman için. 160 SAYFA. (A7 KİTAP)

Kadın olmanın ne anlama geldiği sarsıcı bir dille sorgulanıyor



NATSUKO Imamura’dan AĞACA DÖNÜŞEN KIZ. Yazar bu öykü kitabında, toplumun kenarında duran kadınları; sessiz kalanları, görmezden gelinenleri, dönüşerek var olmaya çalışanları anlatıyor. Gerçek ile fantezinin sınırlarının silikleştiği bu hikâyelerde, kadınlık deneyimi bir bedene değil, bazen bir ağaca, bazen bir ruha, bazen de bir kediye sığınıyor. Asa, herkese bir şeyler sunmak isteyen ama hep reddedilen bir kız; sonunda kendini bir yemek çubuğuna dönüştürerek kabul edilme arzusunu gerçekleştirmeye çalışıyor. Nami, ona fırlatılan hiçbir nesnenin isabet etmediği bir bedende yaşarken, ruhuna dokunan şiddeti sessizlikle karşılıyor. Bir kedi gibi yaşamayı seçen Mayumi ise, kendini inkâr etse bile boyun eğmekten kurtulamıyor. Kadınlar dönüşüyor ama dünyaları da sarsılıyor. Kadınlar dönüşüyor ama özgürleşemiyor. Şintoist çağrışımlar, fablvari anlatımlar ve toplumsal eleştirilerle örülü üç öyküden oluşan kitap, nesnelerin bile ruh taşıyabildiği bir evrende, kadın olmanın ne anlama geldiğini sarsıcı bir dille sorguluyor. 112 SAYFA. (CAN YAYINLARI)

İlahiyatçı yazar, Kur’an ile aldatanların maskelerini indiriyor!



CEMİL Kılıç’tan KUR’AN İLE ALDATMAK. Kur’an ile aldatmak nasıl başladı? Kur’an ile aldatanların niteliği: Şeytanın evliyası olmak! Kur’an ile aldatmada şeriat hilesi... Kur’an ile aldatma kurumu olarak Diyanet İşleri Başkanlığı... Kur’an ile aldatma kurumları olarak Kur’an kursları...İslam’a pusu kuranlar kimler? Müslüman ile İslamcı arasındaki farklar... Dindar ile dinci arasındaki farklar... Şeriat ile İslam arasındaki farklar... Cihada karşı cihat! İlahiyatçı yazar, Kur’an ile aldatanların maskelerini indiriyor! 296 SAYFA. (DESTEK YAYINLARI)


I. Dünya Savaşı'nın ardından değerini yitiren idealler, yönsüz kalmış insanlar...


JOSEPH Roth’tan SAĞ VE SOL. Bir çağın vicdanı, üç insanın hayatında yankılanır. I. Dünya Savaşı'nın ardından yıkılan imparatorluklar, değerini yitiren idealler, yönsüz kalmış insanlar... Yazar kitabında yalnızca iki kardeşin değil, aynı zamanda bir çağın ahlaki çöküşünü anlatır. Paul Bernheim, kaybolmuş bir dünyanın kültürlü, kibirli, kırılgan bir çocuğudur; savaşın ardından yükselmek için ruhunu satarken kardeşi Theodor, ulusun ve tekniğin sahte tanrılarına tapar. Ve onların arasında, Rusya'dan sürüklenip gelen Nikolai Brandeis, yeni çağın acımasız aklını temsil eder yükselir, güçlenir ama her adımında yalnızlaşır. Yazar, bu üç kaderi kesiştirerek iki savaş arasındaki dönemde Avrupa'nın büyük boşluğunu gözler önüne serer. Yazarın üslubu, klasik zarafetle modern kırılganlığın sade ve ironik bir bileşimidir. Onun cümlelerinde ahlak paranın değeriyle ölçülür, vicdan borsanın iniş çıkışlarıyla dalgalanır. Kitap, yalnızca üç adamın hikâyesi değil, para, güç ve inanç arasında savrulan modern insanın iç hesaplaşması, ideallerini yitirmiş bir çağın ruh ölçümüdür. 240 SAYFA. (EVEREST YAYINLARI)
 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/04/ozkan-sackan-in-kaleminden-haftanin-kitap-incelemeleri-5304.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/04/ozkan-sackan-in-kaleminden-haftanin-kitap-incelemeleri-5304.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/04/ozkan-sackan-in-kaleminden-haftanin-kitap-incelemeleri-5304-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/04/ozkan-sackan-in-kaleminden-haftanin-kitap-incelemeleri-5304.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.iyigunler.net/ozkan-sackan-in-kaleminden-haftanin-kitap-incelemeleri/359457/</link>
			<pubDate>Wed, 22 Apr 2026 09:41:52 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Haftanın kitap yorumları | Özkan Saçkan inceledi]]></title>
			<description><![CDATA[Nisan ayının üçüncü haftasında kitapçıların raflarında yerini alan 6 kitabı, Özkan Saçkan kitap kurtları için inceledi]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Haftanın kitap yorumları | Özkan Saçkan inceledi


GÜNEŞ VE ÇELİK: Kitap, yazarın gençlik yıllarından beri noksan hissettiği entelektüel ve atletik alanda kendini nasıl eğittiğinin ve nasıl geliştirdiğinin kurgusal olmayan öyküsü….

SESTEN AZ ÖNCE: Aşkın en sessiz hali, yalnızlığın en tanıdık yeri ve insanın kendine geç kalışı anlatılıyor.

KARANLIK ODADA: Yazar, bellek ile mekân arasındaki derin bağları keşfederken Baudelaire’den Barthes’a, Proust’tan Bachelard’a, Berger’dan Benjamin’e pek çok düşünürü de bu içsel yolculuğa dahil ediyor.

KARNAVAL: Yazılarından dolayı Abdülaziz yönetimi Namık Kemallerle birlikte onu da sürgüne gönderir. Üç yıl süren Rodos sürgününde çocuklar için bir okul açarak ders vermeye başlar ve ilk romanlarını yazar.

SAVAŞÇILAR, CADILAR, ŞİFACILAR: Sevgiyle yeniden anlatılan ve güncellenen bu kitapta yazar, her kahramanı, isyancıyı ve provokatörü kendi hikâyesinin merkezine yerleştiriyor.


ZEHİRLİ OK: Yazar kitabında, yaşadığımız acı verici olaylardan sonra zihnimizde yer eden korkunun bir zehirli ok gibi vücudumuza saplanıp bizi engelleyen hikâyeler ürettiğini anlatıyor.

İşte o kitaplar;

Kitap yazarın yazdığı kurgusal metinlere açılan bir pencere 



YUKİO Mişima’dan GÜNEŞ VE ÇELİK. Bedenin ciddiyeti ve zarafeti içinde taşıdığı ölüm unsurundan ibaretse, ona giden yol gizlice acıdan, ıstıraptan ve yaşamın kanıtı olan bilincin sürekliliğinden geçerdi. Yazarın yazdığı kurgusal metinlere açılan bir pencere olan kitap, yazarın gençlik yıllarından beri noksan hissettiği entelektüel ve atletik alanda kendini nasıl eğittiğinin ve nasıl geliştirdiğinin kurgusal olmayan öyküsüdür. Yazar erkeklerdeki güzellik algısı, ideal uğruna ölüm ve sürekli antrenmanlarla elde edilen disiplin gibi konuları işlediği bu denemeyi, F-104 savaş jetine binerek gökyüzüne yükselişinin anlatısı ve göklerden düşüşüyle bilinen İkarus'un ağzından yazdığı şiirle taçlandırıyor. 88 SAYFA (CAN YAYINLARI)

En sadık dinleyicindir, kaçamadığın kendin!


MURAT Aygen’den SESTEN AZ ÖNCE. Bazen bir kitap okursun... Ve bir cümle, günlerce içinde dolaşır. Kitap, aşkın en sessiz halini, yalnızlığın en tanıdık yerini ve insanın kendine geç kalışını anlatıyor. Bu kitap sana bir yol göstermiyor. Çünkü bazı yollar zaten biliniyor... Sadece yürünmüyor. Bazı satırlarda “Beni yazmış!” diyeceksin. Bazılarında da fark etmeden durup susacaksın. Çünkü insanın en çok sustuğu yer, en gerçek yeridir. 128 SAYFA.
(DESTEK YAYINLARI)

 

“Ev, annemin her zaman direttiği gibi lanetliydi”



BRİAN Dillon’dan KARANLIK ODADA. Yazarın ilk kitabı, belleği gerekli gereksiz her nesnenin istiflendiği bir mekân olarak tanımlayarak geçmişin karanlık koridorlarında dolaşıyor. On beş yaşında annesini, beş sene sonra da babasını kaybeden yazar, yıllar sonra yaşadığı bir çöküşün ardından çocukluk evine dönüyor: Bu ev artık yalnızca dört duvardan ibaret değildir, aynı zamanda bir anılar ve kayıplar galerisidir. Yazar, bellek ile mekân arasındaki derin bağları keşfederken Baudelaire’den Barthes’a, Proust’tan Bachelard’a, Berger’dan Benjamin’e pek çok düşünürü de bu içsel yolculuğa dahil ediyor. Ev, eşyalar, fotoğraflar, bedenler, yerler... Geçmişinin sessiz tanıklarıyla bir tür yas meditasyonu yaparken ailesinden ve kendisinden geriye kalan döküntüleri topluyor, parçalıyor, yeniden birleştiriyor ve belleğin labirentinde kayboluyor. Kitap, bireysel bir yas anlatısı olmasının yanında, belleğin doğasını ve geçmişle kurduğumuz kırılgan bağı sorgulayan sarsıcı bir bellek kazısı niteliğinde. Ev, annemin her zaman direttiği gibi lanetliydi. Ama ortaya çıktı ki lanet benimdi ve geriye dönüktü. Onu terk ettiğim sabaha kadar ondan ne kadar nefret ettiğimi hiç bilmiyordum. 272 SAYFA.(EVEREST YAYINLARI) 


Beyoğlu’nda gayrimüslimler tarafından düzenlenen karnaval ve balolar



AHMET Mithat Efendi’den GÜNÜMÜZ TÜRKÇESİYLE KARNAVAL- Türk Edebiyatı Klasikleri 95. “Karnaval romanı, esasında Osmanlı sosyal hayatına tamamen yabancı bir eğlence tarzı olan balo ve karnavalların aile hayatında, kadın-erkek münasebetlerinde tamiri kabil olmayan yaralar açtığını gösterir. Ahmet Mithat’ın bu romanı da Felâtun Bey ile Râkım Efendi gibi, alafrangalığın hicvidir.” Orhan Okay. Tercüman-ı Hakikat gazetesinde tefrika edildikten sonra 1881 yılında kitaplaştırılan Karnaval’da yazar, Beyoğlu’nda gayrimüslimler tarafından düzenlenen karnaval ve baloları ele alır. Bu eğlencelere katılan ve aynı kadına gönül veren Zekâi Bey ile Resmi Efendi adında iki Osmanlı gencinin aşk, ihanet ve entrika dolu maceraları anlatılırken aynı zamanda dönemin konak hayatı, eğlence mekânları, alafrangalığın vitrini olan Beyoğlu ve çevresi de sosyokültürel görünümüyle gözler önüne serilir. Ahmet Mithat Efendi (1844-1912) Tanzimat devrinin önde gelen yazarlarındandır. Gazetecilikle başladığı yazı hayatına hikâye ve roman yazarlığını da ekleyerek çeşitli alanlarda sayısı yüz elliyi bulan eser kaleme almıştır. Yazıyı halkı eğitmek için bir araç olarak gördüğünden ansiklopedik bilgilerle dolu eserlerinde okuyucuyla daima diyalog halindedir. Sofya’da Tuna gazetesinde önce yazar, daha sonra başyazar olarak gazeteciliğe adım atar. Mithat Paşa’yla gittiği Bağdat’ta ressam Osman Hamdi Bey, Muhammed Zühavi ve Şirazlı Bakır Can Muattar gibi isimlerin de bulunduğu oldukça geniş kültürlü bir çevreye girerek Batı ve Doğu kültürleri üzerine bilgisini derinleştirir. Tahtakale’deki evinde kendi matbaasını kurup kitaplarını yayımlamaya başlar. Bir yandan da yayımladığı Devir, Bedir, Dağarcık, Kırkambar gibi gazete ve dergilerle gazeteciliğe devam eder. Yazılarından dolayı Abdülaziz yönetimi Namık Kemallerle birlikte onu da sürgüne gönderir. Üç yıl süren Rodos sürgününde çocuklar için bir okul açarak ders vermeye başlar ve ilk romanlarını yazar. İstanbul’a döndüğünde çeşitli memuriyetlerde bulunur ve Türk basın tarihinin en uzun soluklu gazetelerinden Tercüman-ı Hakikat’i kurar. Hemen her konuda, üstelik yeni tekniklerle de yazan Ahmet Mithat’ın seçme eserlerine Türk Edebiyatı Klasikleri Dizimizde yer vermeyi sürdüreceğiz. 328 SAYFA. (İŞ BANKASI KÜLTÜR YAYINLARI)

 
Hikâyeleri o kadar güçlü ve büyüleyici ki binlerce yıldır hayatta kalmayı başardılar



KATE Hodges’ten SAVAŞÇILAR, CADILAR, ŞİFACILAR- Mitolojinin En Esaslı Kadınları. Dünyanın en büyük efsanelerinin modern bir yeniden anlatımında mitolojinin en esaslı elli kadınıyla tanışın. Feminist perilerden kan emici fettan kadınlara, yarı insan yarı kuş harpia’lar ve koruyucu Vudu tanrıçalarına, bu kadınlar uzun saçlı, gülümseyen stereo tiplerin ötesine geçiyor. Hikâyeleri o kadar güçlü ve büyüleyici ki binlerce yıldır hayatta kalmayı başardılar. Sevgiyle yeniden anlatılan ve güncellenen bu kitapta yazar, her kahramanı, isyancıyı ve provokatörü kendi hikâyesinin merkezine yerleştiriyor. Oyuncular arasında kimler var kimler: Büyücü, sürgün, dönüşüm güçleriyle ünlü ve korkulan içedönük karakter Kirke. Adalete olan bağlılıklarından en ufak pişmanlık duymayan, dürüst Furia’lar. Teşhirciliğiyle çatışan, dostları güldürüp canavarları korkutan, eğlence düşkünü Ame-No-Uzume. Doğum, yaşam ve ölümden oluşan karmaşık bir ağ ören, kaderin kızları Moira’lar. Ait olduğunuz yeri bulun, hayal gücünüzü ateşleyin ve kötü şöhretli, şeytanlaştırılmış ve göz ardı edilmiş kadınlara dair bu temel antolojiyle güçlenin. 224 SAYFA. (LİTERATÜR HAYAT)


Zihnimizdeki korkunun zehirli ok gibi vücudumuza saplanıp bizi engelleyen hikâyeler  



DON Miguel Ruiz’ten ZEHİRLİ OK- Korkuyu Yenmek için Toltek Rehberi. "Hayatınızı, korkudan kaynaklanan kısıtlayıcı anlayış ve ön kabullerin zincirinden kurtarıp kendi yaratınız olan özgün bir başyapıta dönüştürün." Yazar Dört Anlaşma kitabının Meksikalı yazarı don Miguel Ruiz'in oğludur. Bir nagual (ruhsal öğretmen) olan babasından ve büyükannesi Madre Sarita'dan öğrendiklerini önce kendi yaşamına uygulamış ve ardından başkalarına da aktarmıştır. Dünyanın farklı yerlerinde düzenlediği seminerler, verdiği konferanslar ve yazdığı kitaplarla ruhsal sağlık konularında eğitim vermektedir. Yazar bu kitabında, yaşadığımız acı verici olaylardan sonra zihnimizde yer eden korkunun bir zehirli ok gibi vücudumuza saplanıp bizi engelleyen hikâyeler ürettiğini anlatıyor: "Bu korku sağduyumuzu gölgeleyebilir, karşı karşıya kaldığımız tehlikeleri hem abartmamıza hem de onları önleme yeteneğimizi küçümsememize neden olabilir. Doğru olup olmadıklarını dikkate almadan, tehdit edici olarak algıladığımız durumlardan uzak durduğumuz için yaşamımızdaki olanakları sınırlayabilir. İlişkilerimizi etkileyebilir." Yazar, bu olumsuz durumun tek çözümünün ise o zehirli oku çıkarmak olduğunu söylüyor ve korkuyla yüzleşerek onu aşmanın yollarını gösteriyor. 168 SAYFA. (REMZİ KİTABEVİ)
 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/04/haftanin-kitap-yorumlari-ozkan-sackan-inceledi-9809.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/04/haftanin-kitap-yorumlari-ozkan-sackan-inceledi-9809.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/04/haftanin-kitap-yorumlari-ozkan-sackan-inceledi-9809-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/04/haftanin-kitap-yorumlari-ozkan-sackan-inceledi-9809.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.iyigunler.net/haftanin-kitap-yorumlari-ozkan-sackan-inceledi/359447/</link>
			<pubDate>Sun, 19 Apr 2026 00:09:24 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Kültürpark’ta büyük buluşma | İZKİTAP başlıyor]]></title>
			<description><![CDATA[İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde, İZFAŞ ve TACT Fuarcılık iş birliğiyle düzenlenen İZKİTAP – 7. İzmir Kitap Fuarı, 17 Nisan’da (yarın) Kültürpark’ta kapılarını açıyor.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Kültürpark’ta büyük buluşma | İZKİTAP başlıyor

Yayınevleri, sahaflar, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları ve kültür kurumlarının katılımıyla hayata geçirilen İZKİTAP; İzmir’i 17-26 Nisan 2026 tarihleri arasında 10 gün boyunca edebiyat ve yayıncılık dünyasının önemli buluşma noktalarından biri haline getirecek. Binlerce kitabın okurlarla buluşacağı organizasyon, yazarları, şairleri, akademisyenleri, gazetecileri ve sanatçıları aynı çatı altında bir araya getiren kapsamlı bir kültür platformu niteliği taşıyor. Bu yıl fuarda, yaklaşık 200 katılımcı yer alırken 400’e yakın yazar, şair, gazeteci, akademisyen ve sanatçı okurlarla buluşacak. Program kapsamında söyleşi ve imzalarla birlikte 500’e yakın etkinlik hayata geçirilecek.



Ünlü yazarlar geliyor

Fuar programı; edebiyattan tarihe, güncel tartışmalardan toplumsal meselelere uzanan geniş bir içerik sunacak. Söyleşi ve panellerde alanında öne çıkan isimler okurlarla buluşurken, fuar süresince düzenlenecek etkinlikler ziyaretçilere çok yönlü bir kültür deneyimi yaşatacak. Fuar boyunca Ahmet Ümit, Ayşe Kulin, Beyhan Budak, Coşkun Aral, Enver Aysever, İnci Aral, Mehmet Eroğlu, Mine Söğüt, Murat Menteş, Mustafa Balbay, Naim Babüroğlu, Nasuh Mahruki, Saygı Öztürk, Selçuk Şirin, Serhan Asker, Sinan Meydan, Suat Çağlayan, Şükrü Erbaş, Yekta Kopan’ın da aralarında bulunduğu birbirinden değerli isimler, imza günleri ve etkinliklerle okurlarıyla bir araya gelecek. Ayrıca, farklı alanlardan gazeteci, akademisyen ve düşün insanları da fuarın zengin içeriğine katkı sunacak.

Onur konuğu yazar Oya Baydar



İZKİTAP’ın onur konuğu, çağdaş Türk edebiyatının önemli isimlerinden Oya Baydar olacak. Roman ve denemelerinde bireyin toplumsal değişimlerle kurduğu ilişkiyi, kent yaşamını, belleği ve siyasal dönüşümleri ele alan Baydar; güçlü anlatımı ve düşünsel derinliğiyle edebiyat dünyasında özgün bir yere sahip. Uzun yıllara yayılan yazarlık serüveni boyunca çok sayıda esere imza atan yazar, fuar kapsamında 18 Nisan günü, imza ve söyleşisi ile Ahşap Sahne’de okurlarıyla buluşacak.

Prof. Dr. İlber Ortaylı anılacak

Kısa süre önce yaşamını yitiren Prof. Dr. İlber Ortaylı için adını taşıyan İlber Ortaylı Kütüphanesi önünde 18 Nisan Cumartesi saat 14.00’te kardeşi Nuriye Ortaylı ve kızı Tuna Ortaylı Kazıcı’nın katılımıyla anma etkinliği düzenlenecek.



Sergiler

Fuar boyunca İzmirliler, Pakistan Pavyonu’nda 19 Nisan’a kadar Ece Türkel ve Fatih Şimşek’in seramik eserler sergisini, yine Pakistan Pavyonu’nda 23 Nisan’da açılacak Uluslararası Işık Seramik Yarışması Seramik Sergisi’ni ve Mehmet Tüzüm Kızılcan Sanat Galerisi’nde Cem Sağbil’in Dünyada Hala Çiçek Açıyor Sergisi’ni, 10.00 - 20.00 saatleri arasında ziyaret edebilecek.

Çocuklar buraya

İZKİTAP, her yaştan ziyaretçiye hitap eden çok yönlü bir kültür ortamı sunacak. Aileleriyle birlikte fuarı ziyaret eden çocuklar, ilk kitaplarını seçmenin heyecanını yaşarken; bu ortak deneyim alanı kuşaklar arası bir kültür buluşmasına dönüşecek ve okuma alışkanlığının gelişmesine, edebiyatın gündelik yaşamın bir parçası haline gelmesine katkı sağlayacak.

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı etkinlikleri, fuara ev sahipliği yapan Kültürpark’ta gerçekleştirilecek. Söyleşiler, atölyeler, sahne etkinlikleri, yaratıcı drama çalışmaları, masal anlatımları ve interaktif etkinliklerle alan, bayram haftasında edebiyat ve sanatla iç içe bir buluşma noktasına dönüşecek.

İZKİTAP - 7. İzmir Kitap Fuarı, 10 gün boyunca 10.00 - 20.00 saatleri arasında ücretsiz olarak ziyaret edilebilecek. Kitapseverler, fuarla ilgili daha fazla bilgiye, imza ve etkinlik programına kitapizmir.com adresinden ulaşabilecek.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/04/kulturpark-ta-buyuk-bulusma-izkitap-basliyor-4258.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/04/kulturpark-ta-buyuk-bulusma-izkitap-basliyor-4258.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/04/kulturpark-ta-buyuk-bulusma-izkitap-basliyor-4258-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.iyigunler.net/images/haberler/2026/04/kulturpark-ta-buyuk-bulusma-izkitap-basliyor-4258.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.iyigunler.net/kulturpark-ta-buyuk-bulusma-izkitap-basliyor/359439/</link>
			<pubDate>Thu, 16 Apr 2026 11:39:24 +0300</pubDate>
			</item></channel>
</rss>