İzmir'e 2 saat mesafede bulunan Muğla, çeşitli güzellikteki doğal oluşumlarıyla öne çıkmaktadır. Muğla, yemyeşil bir doğaya sahip olup, birçok plaj, şelale ve kanyon gibi muhteşem yerler barındırmaktadır. Bu yerlerden birisi de Kızkumu Plajı'dır. Kızkumu Plajı, Muğla ilinin Marmaris ilçesinde yer almaktadır. Kızkumu, doğal bir oluşum olmasına rağmen efsanelerle çevrilidir; ancak burası kayaların gündüz ve gece sıcaklık farkları, donma ve aşınma şeklinde etkenlerle parçalanması ve aynı zamanda da sel sularının etkisiyle çakıl ve kum şeklinde denize taşınması sonucunda meydana gelmiş bir yerdir.
Denizin ortasında yürüyormuş izlenimi yaratan Kızkumu, 3 metre genişliğinde ve 600 metre uzunluğundadır. Kızıl kumlardan oluşmuş olan yolun bitiminde, Kızkumu ismini alan efsanenin ana karakterini temsil eden bir heykel yer almaktadır.
İkinci efsane şu şekildedir: Bybassos Kenti’nin padişahı, düşmanlarıyla yaptığı uzun yıllar süren çatışmayı kaybeder. Krallığın güzelliğiyle tanınan prenses, kenti istila eden düşmanlardan kaçmaya çabalamaktadır. Deniz kenarına gelen ve yüzmeyi bilmeyen prenses, o sırada gerçekleşen mucize ile eteğine doldurmuş olduğu kumları bıraktıkça denizin üstünde bir yol meydana gelmeye başlar. Hava karanlık olduğu için yolunu kaybeden prenses, eteğinde bulunan kumlar sona erdiğinde boğularak hayatını kaybeder.
Kızkumu, Muğla ilinin Marmaris ilçesine bağlı Orhaniye Köyü'nde bulunmaktadır. Kızkumu, Muğla iline 85 kilometre uzaklıkta bulunmaktadır; Marmaris ise Kızkumu'na 26 kilometre mesafededir.

Denizin ortasında yürüyormuş izlenimi yaratan Kızkumu, 3 metre genişliğinde ve 600 metre uzunluğundadır. Kızıl kumlardan oluşmuş olan yolun bitiminde, Kızkumu ismini alan efsanenin ana karakterini temsil eden bir heykel yer almaktadır.
Kızkumu Efsanesi
Kızkumu hakkında iki efsane mevcuttur. Bunlardan ilki şöyledir: Bybassos Kralı'nın güzeller güzeli kızı, bir balıkçıya aşık olur. Geceleyin prenses, gizli bir şekilde sahile giderek balıkçıyla buluşur. Buluşma yeri için elinde bir kandil tutarak beklediği yeri gösteriyor ve balıkçı ışığını görünce küreklerine sarılarak sandalıyla buluşma noktasına doğru ilerliyor. Kral, kızının her gece balıkçıyla gizlice görüştüğünü öğrendiğinde, bir gece askerlerine emir vererek prensesin arkasından yollamıştır. Kız, kumsala indiğinde kandili yaktığında askerler hemen ıonu tutmuştur. Askerler, balıkçıyı tutabilmek için kandili hareket ettirmeye devam ederler. Prenses, askerleirn ellerinden kurtulduktan sonra denize doğru koşar ve o sırada bir mucize meydana gelir; denizde atmış olduğu her adım, kum haline gelirken, arkasından gelen askerler denize batarlar. Kız balıkçıya ulaştığı esnada, bir asker okunu genç adama doğru fırlatır. Ok, balıkçıya saplanmayarak prensese saplanır ve prenses o noktada hayatını kaybeder. Su, prensesin kanıyla kırmızı bir renge bürünür. Prensesin hayatını kaybettiği yerde plaj sona erer. Genç adam, okla vurulan prensesi alarak kayığıyla oradan uzaklaşır ve bir daha ne ikisini ne de kayığı gören olmuştur.
İkinci efsane şu şekildedir: Bybassos Kenti’nin padişahı, düşmanlarıyla yaptığı uzun yıllar süren çatışmayı kaybeder. Krallığın güzelliğiyle tanınan prenses, kenti istila eden düşmanlardan kaçmaya çabalamaktadır. Deniz kenarına gelen ve yüzmeyi bilmeyen prenses, o sırada gerçekleşen mucize ile eteğine doldurmuş olduğu kumları bıraktıkça denizin üstünde bir yol meydana gelmeye başlar. Hava karanlık olduğu için yolunu kaybeden prenses, eteğinde bulunan kumlar sona erdiğinde boğularak hayatını kaybeder.