İklim krizinin geri dönüşü yok, sıcaklıklar artmaya devam edecek

Dünya yakın gelecekte küresel sıcaklıkların 1.5 dereceyi aştığı ve gerekli tedbirlerin alınmadığı yıllara doğru koşuyor. Karbon emisyonunun azaltılması için ciddi tedbirler alınmazken bundan sonra gelecek uygulamalar ile iklim krizinin normale dönmesi onlarca yıl alacak.

19 Ağustos 2022 Cuma 14:53
İklim krizinin geri dönüşü yok, sıcaklıklar artmaya devam edecek

Gelecek 20-30 yılımız ipotek altında

Dünyada karar alıcılar karbon emisyonunu azaltmak için gerekli önlemleri alsalar bile bizler daha 20-30 yıl sıcaklık artışları ve iklim dengesizlikleriyle karşı karşıya kalacağız. Gelecek yıllarımız ipotek altında. 

İklim krizinin geri dönüşü yok, karbon emisyonları azalsa bile etkisini yıllarca yaşayacağız

TÜİK verilerine göre, Türkiye'nin sera gazı emisyonu 2018 yılında 520,9 milyon tona ulaştı. 1970-1979 yılları arasında Türkiye'de ortalama sıcaklık 12.8 santigrat derece iken, 2010-2019 arasında 14.1 santigrat dereceye yükseldi. 1970-2020 yılları arasında deniz suyu sıcaklıkları ise Karadeniz'de 1.2, Marmara'da 1.7, Ege'de 0.9 ve Akdeniz'de 1.2 santigrat derece artış gösterdi. Bu artışların yanı sıra, yangın, sel gibi afetlerde de artışlar devam ediyor.

Doç. Dr. Defne Günay, önlem alınmazsa felaketlerin artacağı konusunda uyarıda bulunarak, şunları söyledi:

"Gelecekteki senaryo için şunu söyleyebiliriz; ne ekersek onu biçeceğiz. Uzmanlar, gerekli önlemleri alsak dahi küresel sıcaklık artış hızının dengelenmesinin ancak 20-30 yılı bulacağı öngörülüyor. Sera gazı emisyonlarımızı azaltmazsak iklim değişikliğinin etkisi dünyanın farklı yerlerinde artarak yaşanacak.

Her bölgede farklı etkiler görülecek. Bazı yerlerde kuraklıklar artarken, bazı yerlerde şiddetli yağış artacak. Deniz suyu seviyesindeki yükselme artmaya devam edecek, bazı kıyı bölgeleri sular altında kalacak."

"SIKLIK ARTTIKÇA YOL AÇTIKLARI HASAR DA ARTACAK"

İklim değişikliğiyle mücadelenin büyük önem arz ettiğini söyleyen Doç. Dr. Günay, "Yapılan çalışmalara göre afetlerin sıklığı arttıkça yol açtıkları hasar da doğru oranda artıyor; çünkü ilk afetle baş etmek için ayrılan kaynaklar daha yerine konamadan ikinci bir afet ya da üçüncü bir afet gelebiliyor.

İklim değişikliği nedeniyle doğal afetlerin sıklığının artmasıyla birlikte doğal afetlerle baş etmek güçleşiyor. Sadece bireysel önlemlerle iklim değişikliğiyle mücadele edilebilmesi güç. Yapısal önlemler alınmadıkça bireylerin katkıları sınırlı kalacaktır" dedi.

"YEŞİL ALANLAR RİSKİ AZALTIR"

Alınabilecek önlemlerden bahseden Doç. Dr. Günay, "Yapısal önlemler ülke olarak yenilenebilir enerji üretimini yaygınlaştırmak ve kolaylaştırmak, iklim açısından en kirli fosil yakıt olarak kabul edilen kömürden vazgeçmek, enerjiyi verimli kullanmak, ormanların ve şehirlerdeki park ve ağaçların muhafaza edilmesi ve şehirlerde yeşil alanların artırılması olarak düşünülebilir. Özellikle şehirlerde yeşil alanların artırılması sel riskini de azaltacak bir önlem.

Enerjinin verimli kullanımı ve enerji tüketiminin azaltılması birincil hedef olması gerekli. Bireysel düzeyde enerji tüketimimize dikkat etmek, gün ışığından mümkün olduğunca yararlanmak ve yapay ışık kullanımını minimize etmek, toplu taşımayı tercih etmek gibi önlemler alınabilir. Keza yapılar da iklime uygun olmalı ve ısı yalıtımı iyi olmalı. İklim değişikliğiyle mücadelede yüksek gelirli bireylere daha çok sorumluluk düşüyor. Araştırmalar üst gelir gruplarının tüketiminin alt gelir gruplarına göre özellikle lüks tüketimleri sebebiyle iklim değişikliğine çok daha fazla oranda etki ettiğini söylüyor" diye konuştu.

Son Güncelleme: 19.08.2022 15:16
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.