Küresel ısınma | Sıfır Karbon | Yeşil Mutabakat

Batının Küresel ısınmayı 1.5 derecede tutmak için  yeni yol haritaları; Karbon Nötr hedefi ve/ya Yeşil Mutabakat

11 Şubat 2021 Perşembe 23:34
Küresel ısınma | Sıfır Karbon | Yeşil Mutabakat

Küresel ısınma | Sıfır Karbon | Yeşil Mutabakat

Kadriye KOCA

Dünyayı saran Covid-19 salgını ile birlikte küresel ısınma ve/ya iklim krizi bambaşka bir noktaya doğru ilerlemeye başladı. Her gün yaşanan bir çevre felaketi, kuraklık, eriyen buzullar ve kuruyan dereler haberleri tüm dünya medyasında yer buluyor. Bu olaylar eskisi gibi yavaş değil artık hepimizin kısacık hayatında görebileceği kadar keskin ve can yakıcı... Uzun süre komplo teorileriyle adı anılan salgın bile küresel iklim krizinin bir başka sonucu olarak değerlendirilebilir. 

Çinlilerin deyişiyle ‘ilginç’ zamanlardan geçiyoruz. Mevcut sistemin devam etmesi bize iklim maliyetini ve bu maliyetin acınası sonuçlarını katlayarak getirecek. Çünkü hergün hayatımızı altüst eden olayların bizimle, çevreyle, sağlıkla, gıda güvenliği ile ve insan hakları ile mutlaka bir bağı var. 

Ülkemizin her bölgesindeki değişik coğrafyalardan aynı acıyı yansıtan; farklı haberler geliyor,  Afşin Elbistan’da filtresiz çalışan termik santral çevreyi siyah kül rengine bürüyor. Bodrum’da sağanağın ardından yağmur sularının getirdiği çamur nedeniyle denizin rengi değişiyor. 

Dünyada her yıl bir trilyon tondan biraz fazla buzul eriyor. Hindistan’ın kuzeyinde Himalaya dağlarından kopan ve küresel ısı etkisiyle eriyen buzullarla sular altında kalan bölgelerde boğulmalar ve can kayıpları oluyor. 

İki aydır Delhi ve çevresinde kamp kuran Hindistanlı çiftçiler yeni tarım yasasının geri çekilmesi için protesto yapıyor. Yeni yasa tarımda sübvansiyonları kaldırıyordu. Küresel iklim krizinin en çok etkilediği ülkeler arasında olacak bulunan Hindistan kalabalık nufusunu ve yoksul insanlarının karnını doyurmak için devletin tarımı desteklemesi talebini sürdürüyor. 

Büyük Dönüşüm Başlıyor!

Fosil yakıtlarıyla ısınmayı arttıran teknolojileri bırakmayı hedefleyen gelişmiş ülkelerin başı çektiği küresel bir dönüşüm zinciri sözkonusu oluyor. Havaya saldığımız karbonu azaltmayı ve ısıyı kontrolde tutmayı hedefleyen bu dönüşüme ‘karbon demokrasisi’ diyenler var. Bunun için Norveç’te  2020’de elektrikli araç satışı fosil yakıtlı araç satışını geçti. Biz de ise elektrikli araçlara uygulanan özel tüketim vergisi oranları bu ay yükseltildi. 

Öte yandan son düzenlemelerle fosil yakıt şirketlerinin hisseleri eridi. 

Suudi Arabistan petrolü bırakmak için adım atıyor, hidrojen üretiminde öncü olmak istiyor.  Yani  ‘büyük dönüşüm’ün farkında....

Elon Musk, geçen ay,  karbon yakalama teknolojisi geliştirene 100 milyar liralık ödül verme vaadinde bulundu. 

Fransa’da çevreciler 38 bin m2'lik alana orası Roma döneminin Pont du Gard isimli tarihi su kemeri olduğu için Amazon’un tesis kurmasını protesto ederek Amazon’un bu girişimine engel oldular. 

Dünyada bunlar olurken biz de ise Amasya Bolu Trabzon ilinde 15 yayla imara açıldı. 

Dünya düşman milletlerin çevre için ittifak ettiklerine şahit oluyor. İsrailli Filistinli ve Ürdünlüler Ürdün nehrinin rehabilitasyon programı için biraraya geliyor, bir çeşit EcoPeace...

Çevre her üretimin görünmez maliyeti idi. Artık görünür maliyeti oldu. Karbon maliyeti, dünyayı nasıl kirlettiği, arıtma maliyeti.... Üretim süreci artık bunları konuşacak.... Maliyetler yeniden hesablanacak. Çevre artık bir maliyet unsuru... 

Kömür kullanımı, ormansızlaşma, endüstriyel tarım, şehirlerin büyümesi bunlar çevre maliyetinin sonuçları.... bugünden yarına katlanarak devam edecek.... Kömür kullanımı ile çevreye yayılan toz, traşlanmış dağlar, madende ölen insanlar, endüstriyel üretim için kesilen ağaçlar, tarıma veya imara açılarak yok olan ormanlar, kimyasalların kullanıldığı toprağı öldüren daha çok ürün alma hevesiyle yapılan endüstriyel tarım yöntemleri, iş ve sosyal yaşam için büyüyen şehirler kirli hava solumaktan ölümlere ve hastalıklara neden olacak.... Okyanuslar atık ve kimyasalla dolu olduğundan tuzlu ve asidik hale gelecek. Okyanuslarda yaşam yok olabilir.... 

Arjantin’in ünlü plajı Mar del Plata deniz köpüğüyle kaplandı

Grönland buzulunun erimesi halinde dünyada belli bölgelerdeki kıyıların 7 metre yükseleceği tahmin ediliyor. Kıyıların yükselmesi milyonlarca insanı etkileyecek...

Gelecek ‘Şimdi’ye dönüştü

Karbon vergisi için çalışan ülkeler önce kendi ekonomilerini ve üretim süreçlerini sürdürülebilir çevre gereksinimlerine uygun hale getirecek, sonrasında da tüm dünyaya bunu dayatacaklar.... Az gelişmiş ülkelerin bu dönüşümü sağlayacak kaynağı yok...

Karbon vergisi artık bu ülkelerin eşitsiz ve insani olmayan yaşam düzeylerinin daha kötü olması anlamına gelecek. Uluslararası ticaret yeniden şekillenecek...Tıpkı tarihin bir döneminde o zamana kadar dünya ticaretinin güzergahı olan ipek ve baharat yolunun önemini kaybetmesi gibi....

Avrupa yeşil mutabakat adı altında birlikte hareket edip iklim krizini en kısa sürede bütüncül politikalarla değiştirmeyi ve kontrol altında tutmayı hedefliyor. Artık ertelenemez zamanlardayız. Torunlarımız için değil kendimiz için gelecek için değil şimdiki zaman için karbon salınımımızı daha aza indirmek zorundayız. Bunu görmeyen iktidarlar gidecek, bunu beceremeyen ülkelerin insanları yaşanacak bir temiz vatan toprağı bulamayacak. 

Türkiye Nükleer yapmaya çalışıyor. Nükleer Enerji Santralleri şu an pahalı bir seçenek. Çünkü yeşil enerjinin maliyeti düşüyor, daha hızlı yaygınlaşıyor. Dünya kısa zamanda kirli enerjiden ve çevreyi kirleten üretim yöntemlerinden kurtulmayı hedefliyor. Bu hedefi önüne koymayan yöneticiler, şirket patronları ve girişimciler silinip gidecek gibi görünüyor. 

Ekonomi alanında büyüme değil sürdürülebilir küçülme öne çıkabilir. Eskinin düşük fiyat, yüksek kar beklentili üretim modelleri gelişmemiş ülkelerdeki taşeron imalathaneler artık ‘tedarik zincirindeki sorunlar’ olarak kalmayacak, dönüşerek ‘karbon salınım hesabı’ ile piyasaya sürülecek. Dolayısıyla ‘çevre’ bir maliyet unsuru olarak öne çıkacak. Ekonomiyi ve küresel ticaret ağını şekillendirecek.

Küresel ısınma ile gıda kayıpları hem miktar ve kalite olarak hem gıda güvenliğini temin açısından daha beslenme ihtiyacını zorlayacak. Isı arttıkça verimsizlik gıda ihtiyacını karşılanamaz hale getirecek. İlk etapta yüzde 10 olan gıda kaybı, küresel ısınma arttıkça yıl içi sıcak günler çoğaldıkça artacak; yüzde 40’ları bulacak.  Sıcaklar ürün verimsizliğini ve gıda besleyici değerinin azalmasını getirecek. 

Bilimsel çalışmalarda iklimin sıcak ortalamasındaki artışın iç ve dış çatışmaları, deprasyonları ve salgın hastalıkları tetikleyeceğini gösteriyor. Ortadoğu ve Basra körfezinin iklim krizini şiddetini en çok yaşayacak bölgelerden biri olduğu kabul edilirse 4 derecelik bir ısınmada tahılda yüzde 50 oranında üretim azalması yaşanacak. Dünyanın buğday kuşağı çölleşme nedeniyle zarar görecek....

Bütün bu çevre afetlerini durdurmak için dünyanın gelişmiş ülkeleri ‘yeşil mutabakat’ta birleştiler.. Amerika yüzyıllık stratejik planlarını bu iklim krizini -tersine çeviremese bile- daha kontrol edilebilir hale getirmek için uygulamaya koyuyor. Dünyanın gelişmiş ülkeleri çevre vizyonları ile bu dönüşümün öncüsü olmak için daha kapsamlı bilimsel araştırmalar ve sürdürülebilir üretim modelleri için kolları sıvamış durumda...

Elektrikli araç satın alacakları vergi ile cezalandırmak, yaylalarımızı imara açmak, göl ve nehirlerimizi özel şirketlere vermek, maden arama ruhsatları ile dağlarımızı kazıp talan ettirmek, bilim adamlarının dünyanın geleceği için yaptıkları çalışmaları arkaya atıp, yeşil mutabakat veya karbon nötr uygulamalarını görmemek bizi iklim afetleriyle karşı karşıya bırakabilir. 

Soğuk kışımızı kaybettik

2016 yılından beri bütün çaba küresel ısınmayı 1.5 derecede tutmak. Fosil yakıtlarına son vermek. Değişen hava olaylarını takip edip tavır ve politika belirlemek... Çünkü artık her geçen gün daha sıcak oluyor. Son yıllarda dünyanın bazı bölgelerinde çiftçiler ürünlerin yaşam döngülerine ve hava koşullarına uygun olarak ekim tarihlerini ve ürünlerinin çeşitlerini değiştirdi. Artık iklim verileri hayati önem taşıyor. Sibirya soğukları bile tarih kitaplarında kalıyor. Sibirya’da göller kuruyor ve donmuş toprak eriyor.
 
Bilimadamlarının bu aşamadaki tahminlerine göre Akdeniz ve Güneydoğu Avrupa sıcaklık ve kuraklıktan çok etkilenecek. Tarımsal üretim Kuzeye kayıyor, ürün çeşitliliği değişiyor. 
Sıcak hava insanları olduğu kadar hayvanları da etkiliyor. İsveç’in Abisko koyu hava yağışlarından bölge bitkisi olan likenler yere yapıştığı için onları yiyerek hayatta kalan ren geyikleri aç kalmaya başladı. Yerel halk geyikleri besleyerek onları hayatta tutmaya çalışıyor. 

Avrupa ülkeleri Karbon nötr hedefi için plan ve proje üretiyor. Danimarka çevreyi korumak için doğalgaz ve petrol üretimine son veriyor. 2050 yılına kadar doğaya saldıkları karbon miktarını sıfırlamak üzere üretim süreçlerini yeniden tanımlıyorlar. Fosil yakıt çağına son veriyorlar. Danimarka günde 100 bin varil petrolle en büyük petrol üreticilerinden biri iken büyük bir dönüşümün arefesinde bulunuyor.
 
Avrupanın karbon nötr hedefi doğrultusunda Portekiz kömürü tamamen terk etmek için planlar yapıyor.
 
Kamunun veya özel söktörün kullandığı araç filolarının elektrifikasyonu karayolu ulaşımı kaynaklı emisyonları büyük ölçüde azaltabilir. Bu konudaki devlet teşvik ve uygulamaları Küresel ısınmayı 1.5 derecede tutmakta büyük katkı yapabilir.
  
Dünya ve bilhassa Avrupa yüzünü yeni bir çağa ve bütün yönleriyle ‘dönüşüm’ çağına dönmüşken biz karbon salınımı ve kuraklık, artan sıcaklıklar gibi iklim krizini arkaya atıp sanki bunlar yokmuş gibi davranmaya devam edersek Anadolu’nun bereketli topraklarında iklim afetleriyle karşı karşıya kalabiliriz. Suyumuzu, toprağımızı, gıdamızı ve sağlığımızı korumak için bilimsel politikalar üretmek ve bunları hayata geçirmek gerekiyor.

Son Güncelleme: 13.02.2021 03:22
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.