Flaş Haber
Kapat

Duygu Delen Cinayeti | Katil zanlısı sersbest bırakıldı, tepki yağdı

Korumasız genç bir kızın ölümüne neden olan ve babası AKP'ye yakın iş insanı olduğu iddia edilen Mehmet Kaplan adlı zanlının serbest bırakılmasına kamuoyundan tepki yağıyor.

18 Haziran 2021 Cuma 09:27
Duygu Delen Cinayeti | Katil zanlısı sersbest bırakıldı, tepki yağdı

Duygu Delen Cinayeti | Katil zanlısı sersbest bırakıldı, tepki yağdı


Geç kızlara, çocuklara ve kadınlara yönelik saldırı, şiddet ve ölüm haberlerinde, zanlı ve şüphelilerin salıverilmesi, tutuksuz yargılanması ya da ev hapsi gibi basit adli tedbirlerle evine gönderilmesi kamuoyunda infiale neden oluyor. Özellikle AKP'ye yakınlığı ile bilinen ailelere, isimlere, adliyede sağlanan imtiyaz vatandaşları isyan ettiriyor. 
Duygu Delen adlı genç kızı evine zorla götürdüğü ve kemerle şiddet uyguladığı iddia edilen, daha sonra da ölümüne neden olan Mehmet Kaplan adlı zanlının bu ilk sabıkası değil. Mehmet Kaplan'ın yine Gaziantep'te Berna Zeynep Atay adlı kadına çarparak ölümüne neden olduğu dava halen devam ediyor.

Gaziantep'te şüpheli bir şekilde kaybeden Duygu Delen'in annesi Şenel Delen, ağırlaştırılmış müebbet ve 32 yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılanan kızının erkek arkadaşı Mehmet Kaplan, dün görülen duruşmada ev hapsiyle tahliye edilmesine tepki gösterdi.

Batıkent Mahallesi'nde, 13 Ağustos 2020 tarihinde meydana gelen olayda Duygu Delen, 5 katlı apartmanın 4'üncü katındaki erkek arkadaşı Mehmet Kaplan'ın evinin balkonundan düşüp yaşamını yitirdi. Mehmet Kaplan, tartıştığı kız arkadaşının intihar ettiğini ileri sürerken, Duygu Delen'in cinayete kurban gittiğinin iddia edilmesi üzerine soruşturma başlatıldı. Olayın ardından gözaltına alınan Mehmet Kaplan, 'kasten öldürme', 'cinsel istismar', 'yağma' ve 'hakaret' suçlamasıyla tutuklandı ve hakkında, 'ağırlaştırılmış müebbet' ve 32 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı. 10 aydır tutuklu bulunan Mehmet Kaplan, devam eden davanın dün görülen 4'üncü duruşmasında mahkeme heyeti tarafından 'ev hapsi' şartıyla tahliye edildi.


BAŞSAVCILIĞIN İTİRAZI İNCELENİYOR


Mahkeme kararı sonrası tutuklu sanık Mehmet Kaplan, gece saatlerinde cezaevinden tahliye edilerek bildirdiği adreste ev hapsi cezasını çekmeye başladı. Dün gece saatlerinde ise Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı, 10'uncu Ağır Ceza Mahkemesinin tahliye kararına itiraz etti. Savcılığın itirazının ardından görevlendirilen 11'inci Ağır Ceza Mahkemesinin dosyayı incelediği ve önümüzdeki hafta içerisinde sanık Mehmet Kaplan'ın ev hapsinin yeterli olup olmadığı ve yeniden tutuklanıp tutuklanmayacağına karar vereceği belirtildi.

KIZIMI BİR KEZ DAHA ÖLDÜRDÜLER'

Ev hapsiyle tahliye edilen Mehmet Kaplan'ın serbest kalmasının ardından Duygu Delen'in annesi Şenel Delen açıklamalarda bulundu. Mahkemenin kararının kendilerini çok üzdüğünü belirten acılı anne, Cumhurbaşkanı ve Adalet Bakanından yardım beklediklerini söyledi. Savcılığın itirazı sonrasında Mehmet Kaplan'ın yeniden tutuklanmasını beklediklerini ve dün verilen karar ile kızının ikinci kez öldürüldüğünü dile getiren Şenel Delen, şöyle konuştu:

''Daha önce de bir cinayet işleyen ve reşit olmayan kızımı öldüren Mehmet Kaplan, dosyada hiçbir değişiklik olmadan nasıl olur da serbest bırakılabilir? Bizi bir kere daha öldürdüler, kızımı bir kez daha öldürdüler. Buradan Cumhurbaşkanımıza, Adalet Bakanımıza sesleniyorum. Bu işi çözse çözse onlar çözer. Onlardan yardım bekliyorum. Çok kötü olduğum için birkaç duruşmaya çıkamadım. Psikolojik tedavi görüyorum ve adaletin sağlanmasını istiyorum. Pazartesi günü hukukçularımızla, adliye önünde açıklama yapacağız. Verilen karara savcılık da itiraz etti. Biz de bu itiraz kararını doğru buluyoruz. Zaten ev hapsine çarptırılmak ona ödül gibi oldu. Umarım en kısa zamanda tekrar içeriye girer. Tekrar adalet yerini bulur."


"GÖRÜNTÜLERE GÖRE DUYGU'NUN BİLİNCİ AÇIK"

Duruşma Adli Tıp Uzmanı Nadir Arıcan’ın beyanıyla başladı. Dosyayı inceleyip, olay yerini gördükten sonra eldeki bulguları değerlendirerek rapor hazırladıklarını aktaran Arıcan, raporda belirttikleri hususları tekrar ettiklerini söyledi. Yüksekten düşme durumlarının intihar veya cinayet olduğuna dair yorum yapmaktan kaçındıklarını dile getiren Arıcan, "Vücutta oluşan ray şeklindeki ekimozların tamamı alttaki kemik yapısıyla ilgilidir. O yaralar ev içerisinde değil düşmeye bağlı olarak oluşan yaralanmalardır. Bu yaralanma şekilleri de düşme kaynaklı yaralanmalardır. Ölüme neden olan yaralanmalar tamamen yüksekten düşmeyle uyumludur. Görüntülerde kişinin yüksekten düşerken aktif hareket yaptığı, korunma refleksi gösterdiğini fark ettik. Bu bulgular bilincin kapalı olmadığını gösteriyor. Bilincin tamamen kapalı olacağı nitelikte bir travma söz konusu değildir" ifadelerini kullandı.

"DUYGU KENDİSİNİ MEHMET'E KARŞI SAVUNABİLİR"

Mahkeme Başkanı’nın "Maktul kendisini sanığa karşı bedenen savunabilir mi, Düşme öncesinde maktul sanığa karşı balkonun durumu itibariyle karşı koyabilir mi" şeklindeki sorulara yanıt veren Arıcan, "Evet, maktul kendisini savunabilir. Balkonda kendisini koruma durumunu net olarak açıklayabilmemiz çok güçtür. Ancak eldeki bulgular karşı koyma imkanı ve gücüne sahip olduğunu göstermektedir. Olayın intihar mı yoksa cinayet mi olduğu noktasında tıbbi yönden net ve kesin bir ayrım yapmamız mümkün değildir. Diğer bilirkişi raporunda orjinin mahkeme tarafından değerlendirmesi gerektiği söylendikten sonra olayın geliştiği ortama ilişkin bir yorum yapılmış bizim buna katılmamız mümkün değildir. Mahkemenizce alınan bilirkişi raporunda da bilincin tam kapalı olmadığı belirtilmiştir" şeklinde yanıt verdi.

YARALAR KEMERLE VURARAK MI OLUŞTU?

"Olay yerindeki kemer vücuttaki yaraları oluşturabilir mi" sorusunu yanıtlayan Arıcan, "Yaralar kemer ile oluşmuş olsaydı ekimozlar paralel olarak görülürdü. Ancak ölçüler açısından böyle bir uyum yok. Ray şeklindeki ekimoz izinin kıvrılmış olması alttaki kemiğin de kıvrılma yapısından kaynaklıdır. Kapının ve perdenin durumu gibi tüm hususlar birlikte değerlendirildiğinde bir kişinin başka birisini oradan sürükleyerek götürmesi pek mümkün değildir" dedi.

Delen ailesi’nin Avukatı Ömer Faruk Akan ise Arıcan’a, "Duygu’nun düşerken avcunun ve elinin açık olması düşüşteki hava sürtünmesinden kaynaklı olabilir mi ile madde ve alkolün sanık üzerinde nasıl bir etkisi olmuştur?" sorularını yöneltti. Arıcan’da, "Hayır olamaz biz bunu refleks olarak değerlendiriyoruz. Gerek alkol gerek uyuşturucunun nasıl bir etki gösterdiği kişiye ve aldığı miktara göre değişir" diye yanıtladı.

"ELLERİN REFLEKSLE AÇILDIĞI GÖRÜŞÜNE KATILMIYORUM"

Delen’in ölümüne ilişkin bilirkişi raporu hazırlayan Prof. Dr. Hakan Kar ise, soruşturma aşamasında hazırladığı raporun eldeki mevcut delilleri değerlendiren bir nitelikte olduğunu ifade etti. Delen’in düştükten yaklaşık 45 dakika daha yaşamını sürdürdüğünü paylaşan Kar, "Duygu’nun vücudunda oluşan lezyonların düşmeyle mi yoksa darptan kaynaklı mı oluştuğu hususunu net bir şekilde değerlendiremeyiz. Olayın orjinini değerlendirmek adli tıp uzmanlarının değil hukukçuların işidir. 4 kişilik bilirkişi heyeti olayın kazara olamayacağını yazmış geriye iki ihtimal kalıyor. Bu iki ihtimal içinde bilimsel veriler sunmalıyız. Düştüğü esnada sol el yere temas etmiyor. Ellerin refleksle açıldığı görüşüne katılmıyorum. Refleks hareketi olması durumunda neden önce kafa yere değiyor. Ben bilincin kapalı olduğu konusunda net bir tespit yapmıyorum ancak eldeki veriler kapalı olduğunu işaret ediyor. Parmakların açık olmasından bilincin açık olduğuna net bir şekilde varılmış olmasını anlamadım. Bilincin açık olup olmadığı konusunda dosyaya sunulan görüşler arasında çelişki bulunuyor" dedi.

"YÜKSEKTEN DÜŞME VAKALARINDA RAY ŞEKLİNDEKİ EKİMOZA RASTLAMADIM" 

Düşmeye bağlı oluştuğu belirtilen ray şeklindeki ekimozlarla ilgili olarak dosyaya sunulan bir olgu olduğunu sözlerine ekleyen Kar, "Dünyada tek örneği olan bu örneğin Delen’deki yaralanmayı açıklamak adına göstermenin doğru olmadığını düşünüyorum. Bu olgu literatürde çok çok az vardır. Eğer böyle bir şey varsa hocalarımız neden kitaplarında yazmamış. 90 yaşındaki bir insanda sadece kolda ve iki adet olan olgunun Duygu Delen’de sağ kol ile ön kolda ve sol bacakta meydana gelen beş veya altı adet ray şeklindeki ekimozları ekarte etmeye yönelik olduğunu düşünmekteyim. Ben yüksekten düşmelerdeki otopsilerde ray şeklinde ekimoza karşılaşmadım. Delen’in sol bacağı düşme eylemi tamamladıktan sonra sadece 10-20 cm bir mesafeden yere çarpıyor. Ancak boylu boylu boyuna uzanan ray şeklindeki ekimoz görüşüne katılmıyorum. Ayrıca sağ kolda humerus olarak tabir edilen kemiğin kadınlardaki büyüklüğü dikkate alındığında eni 2, 2,5 cm aralında değişmektedir. Oysa buradaki oluşan ray şeklindeki ekimozun genişliğinde 5 cm’dir. Ray şeklindeki ekimozlarında gelişimi ile ilgili alınan raporlarda çelişki mevcuttur. Bu nedenle bu hususta adli tıptan görüş sorulmasının faydalı olacağı kanaatindeyim" ifadelerini kullandı.

"PSİKOLOJİK OTOPSİ YAPILABİLİR"

Prof. Dr. Nadir Arıcan’la birlikte 3 adli tıp uzmanının hazırladığı raporda dünyada çok çok az görülen bir detayı sunmalarını doğru bulmadığını kaydeden Kar, “Benim raporumda olayın net olarak nasıl gerçekleştiğine ilişkin bir yorum mevcut değildir. Bu gibi olgularda psikiyatrik açından değerlendirmeler yapılır. Buna adli psikolojik otopsi yapılır. Psikolojik otopsinin olayı aydınlatmaya yardımcı olabileceğini düşünüyorum” şeklinde konuştu.

"ÇOK NADİR GÖRÜLMESİ, GÖRÜLMEYECEĞİ ANLAMINA GELMEZ" 

Prof. Dr. Hakan Kar’ın beyanlarına karşı söz alan Prof. Dr. Nadir Arıcan’da, "Ekimozlarla ilgili yaptığımız tespitin çok nadir görüldüğünü raporumda ve konuşmamda belirttim. Çok nadir görülmesi bunun olmayacağı anlamına gelmez. Hakan hoca düşme anında bilincin kapalı olduğu ancak canlı olduğunu belirtmiş. Biraz farklı bir yorumla karşılaştık. Bilincin açık olmasının gerekçesi görüntülerdeki aktif hareketlerdir. Baş bölgesindeki yaralanma olay öncesi olduğu demek büyük bir yanılgıdır. İpe rağmen aynı şekilde düştüğünü öngöremeyiz. Çamaşır iplerine çarptığı kesin çünkü ipler kopuyor" ifadelerine yer verdi.

ÖFKE KONTROLÜ SORUSU

Sanık avukatı Serhat Pak ise, Hakan Kar’a, "Olay yerine gittiniz mi? Olay yerini görmeniz fayda var mıdır?" sorusunu sordu. Kar ise olay yerine gitmediğini belirterek, "Ben soruşturma esnasında bana verilen bulgularla olası senaryoları ortaya koymaya çalıştım. Biz adli tıp uzmanları bilimde kesinlik olmadığı için kesinlik vermekten kaçınırız. Sonuçta bizim raporlarımız görüştür" şeklinde konuştu.

Sanık avukatı Enes Akbulut’ta Hakan Kar’a, "Hazırladığınız raporda "Olay yerinde öfke kontrolünü kaybetmiş bir insan" diyorsunuz ama Mehmet’in Duygu’nun düşmeden sonra gösterdiği davranışlarını neden değerlendirmiyorsunuz?" şeklinde soru sordu. Raporunda bir senaryo kurmadığını ifade eden Hakan Kar, "Sanığın psikolojik durumunu bu alanda uzman olan kişiler değerlendirebilir. Raporumda evin içerisindeyken Mehmet Kaplan'ın Duygu'ya yönelik öfke kontrolünü kaybederek şiddet gösterdiği konusunda net bir tespit yapmadım. Sadece kanındaki alkol miktarının öfke kontrolünde zorluğa neden olabileceği yönündeki tıbbi kabulden bahsettim" ifadelerini kullandı.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.