Rönesansın Kadınları

Ortaçağda kadınlar her açıdan erkeklere tabiydi, yasa, toplum ve gelenekler tarafından kısıtlanıyordu. Ama bazı kadınlar çağa bilim, sanat edebiyat ve reform edilmiş dini inanış aktivisti olarak damga vurmayı başardılar.

15 Aralık 2020 Salı 19:45
Rönesansın Kadınları

Rönesansın Kadınları

Bu çağda yaşarken kimse bu dönemin tarihte Rönesans (Yeniden Doğuş) ve  Reform olarak adlandırılacağını bilmiyordu. Hem en kötü çağ, hem en iyi çağ olarak tanımladı Erasmus.  Bir yandan 'Sanki bir işaret verilmiş gibi' muhteşem yetenekler canlanırken bir yandan da engizisyonlarda insan yakmalar, mezhep savaşları, cadı avları birbirini takip etti.
 
1350 ve 1750’ler sonrasındaki gelişmeleri içeren tarih aralığı olarak bir yandan durmak bilmeyen savaşların, sık sık yaşanan kıtlığın, salgın hastalıkların her tarafı tuttuğu, köylü ayaklanmalarının olduğu, etnik ve dini azınlıklara zalimce infazlar uygulandığı bu dönem, bir yandan da dinin sorgulandığı, bilimin geliştiği, sanat, müzik ve mimari alanında muhteşem eserlerin üretildiği bir çağ olarak tarihe geçmiştir.
 
Ortaçağda kadınlar her açıdan erkeklere tabiydi, yasa, toplum ve gelenekler tarafından kısıtlanıyordu. Ama bazı kadınlar çağa bilim, sanat edebiyat ve reform edilmiş dini inanış aktivisti olarak damga vurmayı başardılar.
 
Kitleler için kötü günleri barındıran bu yıllarda saraylarda eğitim alan, sanat bilim ve edebiyat alanında kabiliyetli kadınlar da yetişti. Bunlar kuşkusuz toplumun üst kesimlerinde bulunan kadınlardı.

1517 Martin Luther’in kiliseye karşı çıkmasıyla Katolik inançları toplumda sorgulanmaya başlandı. Bu çağ bazı mekanik buluşların ve keşiflerin yapılması ile modern kapitalist sisteme öncülük etti. Bilim ve sanat çağını başlattı. Bu çağa damga vuran kadınların hayat öykülerini biraraya getirerek Rönesans ve farklı dini hareketlerde aktivist olan kadınların hayatına ışık tutmaya çalıştık. 


1-Christine de Pizan (D.1363 – Ö.1430) 

'Akıl, namus ve adaletin peşinde'

Modern dünya üzerinde Fransızca'nın edebi yükselişine büyük etkisi olmuştur. Venedikte doğup çağının kadın düşmanlığı ile mücadele eden bir yazar şair ve filozoftur. Yazarlığı meslek edinmişti ve eserleri yayınlanan ilk feminist yazardı. Kadın ve cesaret temalarını işleyerek 41 adet eser üreten Pizan döneminin saygın kişilikleri arasındadır. 1380'de evlenen şairin evliliği 10 yıl sonra sona ermiştir. Bu dönemde şair, üç çocuğunu bakabilmek için daha fazla yazarak para kazanmak zorunda kalmıştır. Paris’te yaşamış son yıllarını bir manastırda geçirmiştir. 

Pizan’ın şansı bir hekim ve astrolog olan babası ile Fransa kralı V. Charles’in sarayında bulunması ve burada Fransızca, Latince, İtalyanca öğrenmesidir. Erken yaşta evlenmesine rağmen kocası ve babası öldükten sonra eserleriyle geçinmeye ve çocuklarına bakmaya başladı. Edebiyatı meslek edindi, kendini tarih bilim ve şiir çalışmalarına verdi. Eğitimi ile yazıyor, noterlik yapıyor, çizim yapıyor ve kitap neşrediyordu. Bir dönem tarih yazıcılığı da yaptı. İngiliz sarayında da takdir gördü, Kral VII. Henry, onun Şövalyeliğin ve Silahların işleyişi Kitabı’nı tercüme ettirdi. 

Fransız ve İngiliz saraylarında önemli derecede himaye gören de Pisan, 15. yüzyıl İngiliz şiirini önemli ölçüde etkilemiştir.

Bazı düşünürler, Pisan'ın dili kullanma gücüyle kadınların toplumsal yapı içindeki önemini vurgulaması yönüyle; onu feminizmin erken bir  temsilcisi görmektedir. Ancak zamanının polemiklerinden korkmayan Pizan, Kadınlar Şehrinin Kitabı çalışmasında kadınları savunmaya devam etti. Kadınların eşitliğini kutsal kitap kaynaklarına dayanarak savundu.

Toplumsal statüleri ne olursa olsun tüm kadınlara ‘akıl, namus ve adalet’in peşinde gitmelerini salık veren yazarın 1429'da yazdığı Jan Dark Masalı adlı eseri Pizan için; askeri önder durumunda olan bir kadının, kendi cinsinin yüceliğini savunması temasıyla kaleme alınmıştır.

Pisan Simone de Beauvoir tarafından 1949'da kaleme alınan Épître au Dieu d'Amour adlı yazıda, kadın cinselliğinin ve kadınlığın önemini savunan ilk isim olarak gösterilmiştir.

2-Brescialı Angela Merici (1474-1540)

İtalya'nın Lombardiya bölgesinde doğan Angela Merici’nin küçük yaşta başlayan tarikat yolculuğunda dini öğreten yaşayan ve eğitim yoluyla kadınlara ulaşan bir aktivist olarak yaşadı.


 
Aktarılana göre Merici,1524'te kutsal topraklara seyahat ederken aniden kör oldu . Buna rağmen, Kutsal Topraklar'a yolculuğuna devam etti ve bunun mükafatını , dönüşünde körlüğünden kurtularak aldı. 
 

Kutsal Bakireler Birliği

1535 yılında Azize Ursula Birliği’ni kurdu. Hizmet, eğitim ve hastaları tedaviye kendini adayarak, devam eden Merici, 11 bin bakire refakatçi ile düğününe giderken yolda şehid düşen Britanyalı Prenses adına kurulan Ursula Birliği mensupları ibadet ve hayır işlerine kendilerini adadı. Böyle bir birlikle amacı, gelecekteki eşlerin ve annelerin Hristiyan eğitimi yoluyla aile hayatını yükseltmekti.
Papanın onları denetimi altına alma çabalarına rağmen Angela Merici’nin kurduğu birlik kadınların eğitiminde en kuvvetli birliklerden biri oldu. Ursulin okulları İtalya başta olmak üzere Rahibeleri Avrupa'da ve daha sonra dünya çapında, özellikle Kuzey Amerika'da dua ve öğrenim yerleri olarak varlığını sürdürdü.  
Şöhretten uzak duran Angela Merici,, Ursulinler için bir yaşam rehberi yayınladı. İnançlı bir Hıristiyan olarak kitabı papa tarafından da onaylanmış ve tavsiye edildi.   
Merici yaşamı boyunca sık sık St.Afra Kilisesi'ndeki Brescian şehitlerinin mezarlarında dua etmişti. Vasiyeti üzerine ölümünden sonra şehit kalıntılarının yakınında olması için St Afra Kilisesi'ne defnedildi

3-Navarreli Marguerite (1492-1549)

Fransızca, İspanyolca ve şiir okuyacak kadar İtalyanca öğreten kraliçe annesi sayesinde dönemin en edebi figürü olarak bilinen Marguerite, Kral I.Francois’in ablasıydı. Hümanizmin yeşerdiği dönemde o yönde bir eğitim aldı. Eserleri kadar güzelliği de konuşuldu. İlk eşinini vefatından sonra Navarre Kralı Henri d Albert ile evlendi. Ressamlar şairler, hümanistler ve din adamlarından oluşan bir gruba başkanlık etti. Bazen kardeşinin naibi olarak ta görev yapmıştı. 

Edebiyatçı olarak kalmadı, yönetimde yer aldı

Latince ve Yunanca öğrenmesi ile birlikte dönemin entellektürel dünyasını birleştirerek başkanlık ettiği bu ressamlar, şairler, hümanistler ve bazı din adamları reforma giden yolu açacak, Fransa’da olduğu kadar tüm Avrupa’nın başka bir iklime girmesine yardımcı olacaklardı. 
Siyasi sorumluluğuna rağmen edebi yönden eserleri çok kaliteli ve muhteşemdi. Navarreli Marguerite,  Hümanistlerin ve tebalarındaki diğer yazarların eserleriyle de ilgileniyordu.
 
Duygusal yönden güçlü bir edebiyatçı olup Günahkar Ruhun Aynası gibi mistik şiirleri de vardı. Vefatından kısa süre önce kendi koleksiyonunu topladığı Heptameron adlı düz yazı eseri üzerinde çalışıyordu.
 
İtalyan Rönesans yazarı Giovanni Boccaccio'nun 1300'lerde yazdığı Decameron’un etkisi altında yazdığı yetmişiki kısa hikaye Fransız sosyetesinin nükteli bir yansımasıydı. 
Reformu savunun ‘melek gibi konuşabilen ama genelde şeytan kadar açgözlü olan’ zamanın kilise yapılarına karşı kadınları ve reformu cesurca savunmuştu. 

Öyküleri geniş bir yelpazede bulunan Marguerite’nin müstehcen olduğu kadar mistik eserleri de vardı. Kilisenin ve manastırların kadın suistimallerini eleştirmiş ve onlara karşı cesurca yazılar yazmıştı.
 
O sadece edebiyatçı değildi. Yaşamı boyuncu siyasi gücünü kullanarak Reform yanlısı din adamlarını ve akademisyenleri koruyarak Avrupa’da Rönesansı belirleyen Hümanist dalganın yayılmasında ve tüm inanış ve yaşayışı belirleyen Reform rüzgarlarının esmesinde büyük bir pay sahibidir. 57 yaşında Fransa’da vefat etmiştir. 

4-Katherine Schütz Zell (1497-1562)

Çevresinde saygı duyulan bir marangozun kızı olan Katherine, reformun ilk yıllarında yaşamış en önemli kadın liderlerden biriydi.  Protestan Reformu sırasında protestan bir reformcu ve yazardı . Katharina'nın ailesi dönemin varlıklı ailelerinden olup Katharina’e mükemmel bir yerel eğitim aldırdı. Katharina'nın aldığı eğitimin kesin şekli net değil, ancak akıcı bir şekilde Almanca okumayı ve yazmayı öğrendiği ve sonunda Latince hakkında bazı temel bilgileri geliştirdiği bilinmektedir. 
1523’te eski bir keşiş olan Matthew Zell ile evlendi. Zamanın evliliklerine kıyasla; kadın erkek eşitliği üzerine kurulmuş bir aile yapısıydı bu. Bir din adamıyla evlenen ilk Protestan kadınlardan biriydi. Katharina tüm hayatı boyunca Strasbourg'da yaşadı.

Martin Luther’in yazılarından etkilenmişti. Edebi reforma ve teolojiye düşkündü. İki çocuğu küçük yaşta ölünce kendini hayır işlerine verdi, yoksullara yardım, hastalara bakım gibi işlerle yetinmedi teolojik risaleler yazdı, vaaz verdi. Kadınların toplum önünde konuşmasına alışılmayan bir çağda kocasının cenazesinde başlayan hitabeti, vaaz ve nasihatlerle toplumu aydınlatma amacıyla sürüp gitti.
 
Katharina'nın sesi sadece Strazburg'da duyulmadı. Martin Luther, onun yazdıklarına şahsen takip etmekteydi ve Katharina'nın ilk halka açık metni olan Kentzingen toplumunun acı çeken kadınlarına mektup’undan haberdardı.
 
Reform teolojisini savunduğu vaazları kuşkusuz halkın ilgisini çekerken kiliseye bağlı din adamlarını rahatsız ediyordu. Sadece Lutherle değil o zamanlarda farklı bir yorumla ortaya çıkan Jean Calvin ile de irtibatı vardı. Hatta Calvin’in ilk yıllarındaki teolojik görüş alışverinde bulunmuşlardı.
 

Reform sırasında Protestanlık için broşürlerle bilgilendirme yapmak gerekli olup Katharina bir kadın olarak broşürlerle basım ve yazılmasıyla yakından ilgilendi. Erkek dünyasının basım işlerinde kadın olarak varoldu. 

5-Avilalı Teresa (1515-1582)

İspanya Avila’da doğup bir Katolik Rahibe olarak başlayan hayatında asil bir ailenin çocuğuydu. Oniki yaşında annesini kaybetti. Güzel ve genç Teresa, babasının karşı çıkmasına rağmen Karmelit tarikatına bağlı bir manastıra katıldı. O dönemlerde Roma Katolik Kilisesi yalnızca yeni tarikatların değil eskiden varolan tarikatların da canlandığı bir dönemi yaşamakta idi. İspanya’daki Karmelitler Avilalı Terasa ile yeni bir lider kazandılar. 40’lı yaşlarına kadar sağlık sorunları yaşadı ise de bu yaştan sonra bir aktivist ve teolog olarak inancını yaymaya kadınların yanında durmaya devam etti. Tarihçiler onun için, Aziz Augustine’in İtiraflar eserini okumasırğr kendisi için bir dönüm noktası olduğunu belirtirler.

Karmel Tarikatı’nın Reformcusu

Bir rahibe olarak Teresa, bir gün dua ettiği sırada, zihninde İsa Mesih'in acılarını canlandırmaya başladı. Duygularını kelimesi kelimesine yazıya dökerek şu biçimde ifade edecekti;  en büyük eseri olan Yaşam Öyküsü eserinin 9.bölümünde. 
 "Rabbimizin bizim için katlandığı ıstıraplar, acılar, hakaretler, her birisi o kadar canlı ve gerçekçi bir biçimde canlanmıştı ki, Kurtarıcımızı bu durumda görmek beni gerçekten derinden etkilemişti. Nankörlük ettiğimi düşünüyor, öyle tarifi imkansız acıların içine doğru kapılıp gidiyordum ki, sanki yüreğim her seferinde daha da eziliyordu." 

İşte böyle bir süreç içerisinde adımlarını daha cesur, kararlı ve sağlam atması gerektiğine karar vererek, Karmelit Tarikatının manastırlarının eğitim kurumlarının kurulması için girişimlerde bulundu.

 Teresa'nın asıl düşüncesi ise Ávila'da bulunmak, yoksulluk, yalnızlık ve münzevi bir yaşamı disiplin haline getiren manastır yaşamı oluşturmaktı. Sade ve kanaatkar bir yaşam sürmek için 1562’de başkalarının hizmetine adanmış bir ömür yaşamak için manastırı terk etti. Kendisiyle birlikte dört kişi ile birlikte Aziz Joseph’e adanmış yeni bir manastır kurdular. Önce kuşkuyla karşılandılarsa da disiplinli ama samimi gayretleri sonucu Avila’nın reform yanlısı piskoposunun da desteğini almayı başardı. 1562’den sonra Tarikatı Katolik Kilisesi tarafından Yalınayak Karmelitler resmi olarak kabul edildi. 

İspanya’yı gezdi, otuziki manastır kurdu

Karmel Tarikatı’nın reforme edilmesi için çalışmaya başlayıp 24 Ağustos 1562'de Ávila'da San José adıyla ilk manastırını kurdu. Böylelikle Teresyen reform hareketi başlamış oldu. Teresa tarafından San José adlı ilk kurulan manastırı nasıl kurduğunu, kurarken karşılaşmış olduğu zorlukları Yaşam Öyküsü adlı otobiyografisinde ayrıntısıyla anlatıyor. Hayatının sonuna kadar  tam otuz iki manastır kurdu.
Teresa, kurucusu olduğu manastırların yanı sıra, inançlılar açısından değerli ve saygın yere sahip mistik eserler de kaleme almıştır. Yine Teresa, Katolik Kilisesi tarihi boyunca yazılar kaleme alan, ardından eserler bırakan kadın kişilikler içerisinde en ünlüsüdür. 
 

Katolik Kilisesi'nin ilk ve en önemli, mistik teoloji doktorudur. Yaşamı boyunca Kilise'ye her zaman gayret ve sevecenlik içerisinde hizmetlerini sunmuş, kendisine rehberlik eden mistiklerin öğretilerini miras olarak benimsemiş ve yine aynı sorumluluk içerisinde kendi deneyimlerini gelecek kuşaklara en titiz biçimde aktarmıştır. Teresa'nın kendisini takip eden dönemlerde yaşayan mistikler üzerindeki etkisi gerçekten çok değerlidir.

Diğer yapıtları arasında bulunan Manastırların Kuruluşu adlı yapıtı bazı manastırları kurarken başında geçen olayları içermektedir. Her tabakadan kişiye yazmış olduğu mektuplardan 400 kadarı günümüze ulaşmış ve bunlar Mektuplar adlı kitapta toplanmıştır. Manastırları Nasıl Denetlemeli, Rahibelere Öğütler, Ezgiler Ezgisi Üstüne Düşünceler, Haykırışlar, Tanrı Aşkı Üstüne Düşünceler ve İlahiler diğer yapıtlarıdır.

Terasa’nın yayımladıklarından Mükemmelliğe Giden Yol ve İçteki Kale adlı eserleri dini klasikler arasına girmiştir.
 
Terasa, tüm dindarlığının yanında başarılı bir iş kadını ve siyasiydi. Öldüğünde hem erkek hem kadınlar için kurmuş olduğu otuz iki tane reform edilmiş Kamelit ev vardı. Reformun akışkan fikirleri için bu manastırları bu tarikatın teolojisi çerçevesinde yönetmek siyasi bir kabiliyet de gerektiriyordu. Teresa, ‘Luther’ci eğilimleri’ olduğu eleştirilerine rağmen Kral II.Philip ve diğer dini liderlerin desteğini almayı başarmıştı.

Yaşarken alçakgönüllü olan Teresa ölümünden sonra 1622’de Loyalalı Ignatius ile birlikte Papa XV.Gregorius tarafından Azize ilan edildi.  


6-Louise Charlin Perrin Labé (1524-1566)

Fransız edebiyatındaki sıradışı bir şair ve hümanisttir. Lyon’dan gelen bir halatçının kızı olup mensup olduğu sınıfa nazaran iyi bir eğitim aldı. Müzik, edebiyat, çeşitli diller, resim, dikiş, silahlar ve halatçılık konusunda eğitim gören Labe, diğer kadınlara zihinlerini iğne ipliğin ötesine taşımalarını ve eğitimden zevk almalarını öğütledi eserlerinde.
 
Zekası, çekiciliği, başarıları ve sarbest davranışları nedeniyle, adı doğrulanması olanaksız pek çok söylentiye karışmıştır..Örneğin savaşa katıldığı ve kültürlü bir fahişe olduğu bu söylentiler arasındaydı. 1555'te yoğun bir duygusallık taşıyan, sade bir üslupla yazılmış ve büyük olasılıkla şair Olivier de Magny'ye yönelik duygularını yansıtan aşk sonelerinin toplandığı bir kitap yayımladı. Bu kitapta aşk ile deliliğin birbirinden ayrılamayacağının savunulduğu Ahmaklıkla Sevginin Münazarası adlı düzyazı bir diyalog da kaleme aldı. Sıradışılığı eserlerine yansıdı, romantik aşk dizeleri ‘Zavallı Aşık Ruh’ isimli şiirene yansıdı.  

7-Margaret Fell (1614-1702)

Roma Katolik Kilisesine karşı yapılan mücadelede Protestan kadınlar manastırların çoğu kapatılınca ellerindekini yitirmeye başladılar. Oysa Martin Luther, ‘İncil’in okunmasını’ şiddetle tavsiye ediyor, kadınların dini metinleri öğrenmelerini temin etmeye çalışıyordu. Protestanlar eğitim ve dini metinleri öğrenmeye öncelik verince manastırlarda erkek rahipler yerine okuma yazma bilen kadınlar görev almaya başladı. Kadınların vaftiz edip vaaz vermesine yani rahiplik görevi Katolik kadınlar kadar protestan kadınlara da yasaktı. Kadınların bu dini görevleri yerine getirmesine Protestan akım da karşı çıkıyordu. İşte burda Margaret Fell gibi mücadeleci kadınlar kendini gösterdi. Belli süre hapiste yattı. Ömür boyu hapis cezası aldı, Ama mücadelesinden vazgeçmedi.
 
İngiltere’de reform hareketlerine katılana kadar halk içinde vaaz etme yetkileri yoktu. Fell, Dini Dostlar Cemiyeti’nin kurdu. İlk eşinin vefatından sonra Dostlar Cemaati’nin takipçisi ve davetçisi George Fox ile evlendi. 
Fox, misyonerlerle birlikte seyahatte olduğundan Margaret Fell genellikle Swarthmoor Konağı’nda kaldığından Kilisenin Sütannesi olarak nam saldı. Vaaz vermiş, risaleler yazmış ve arkadaşlarının hukuk ve düzene tehdit teşkil etmediği, işkence görmemeleri, cezaevlerinden salınmaları gerektiği konusunda Kral II.Charles’ı ikna etmeye çalışmıştı.
 
‘Tanrı insanı kendi suretinde hem erkek hem kadın olarak yarattı’

Bir aktivist olarak İngiltere’de yapılan reform hareketlerine sayısız katkısı oldu. Tarikat mensuplarını hapseden Kral, Margaret’ın isteklerini reddetti, bununla kalmadı, dini muhalif olarak hapse attı. Kadınların Konuşma Hakkı risalesini hapiste yazarak, Tanrının insanı kendi suretinde yaratırken hem erkek hem kadın olarak yarattığını iddia etti.

Fell aynı zamanda Tanrı’nın mahlukatı olarak kadınların kilisede ve diğer yerlerde Kutsal Ruh kendilerini harekete geçirdiğinde konuşma hakkı olduğunu anlattı. Cemiyet üyesi diğer kadınlar da Margaret’ı takip etti, sözleri, yüzyıllar önce yaşamış eski feminist yazarlardan Christine de Pizan’ınkilerin tekrarı gibiydi.
 
Bunu teolojik bir öğreti içinde kadınlara alan açarak yapması ve reform hareketlerini desteklemesi İngiltere’nin farklı bir toplum olmasının kapılarını açtı. 


8-Meria Sibylla Merian (1647-1717) 

Maria Sibilla Merian Alman entomolog, bilimsel illüstratör ve natiralist olup  1647 yılında Almanya'nın Frankfurt şehrinde doğdu.

Küçük yaşta başlayan merakı ona, önder bir Rönesans bilimi kadınlarından biri olmanın yollarını açtı. Maria'nın doğaya olan büyük ilgisi ve resim çizme tutkusu vardı. 13 yaşındayken çeşitli bitki ve böcek resimleri çizmeye başladı

Sanatçı bir aileden geliyordu. Bir ev hanımı olarak başladığı böcek ve bitki koleksiyonu yapma çalışmalarında araştırma azmi güçlenerek devam etti. Dini bir tarikata katılmak için kocasından boşandıktan sonra Avrupa çiçek ve böceklerini içeren altı adet oyma resim koleksiyonu yayınlayarak bilim dünyasında yerini aldı. 
Kitaplarından birinde, hayatını böcekleri araştırmak için harcadığını yazdı. Nürnberg'deyken güzel bahçeler gördüğünü söyledi. Araştırmasının bir sonucu olarak, 1675 yılında ilk kitabı olan "Yeni çiçek kitabı"nı yayımladı. Tırtılların evrimi üzerine ikinci kitabı 1679'da yayımlandı.

Sonraki yıllarda Amsterdam’dan Güney Amerika’ya Surinam’a seyahat ederek iki yıl boyunca bitki ve böcek incelemesi yaptı. Surinam Böceklerinin Başkalaşımı kitabı ile doğabilimci şöhretini pekiştirdi. Eseri Latince ve Flemenkçe dillerinde yayınlandı. 

Hollanda sömürgeciliğini gördü

Hollanda'dayken tropik bitkiler ve hayvanlara olan ilgisi onu 1699'da Günel Amerika’nın içlerindeki Surinam'a götürdü. Orada çok sayıda yerli bitki okuyor ve onları adlandırıyordu. Hollanda'nın sömürge politikası onu çok üzdü. Avrupa’nın değerlerini sorguladı. Yerlilerin yaşam koşullarından etkilendi. Hamile kölelerin çocuklarının kendileri gibi köle olmaması için yerel bitkiler kullanarak kürtaj yaptığını anlattı. 
Maria, araştırmasında 186 tür böceğin yaşam döngülerini inceledi. Mükemmel deneyimi ve araştırmasıyla, bilimdeki böceklerin çalışmasına katkıda bulundu. Maria, Latince’yi bilmediği için pek çok kişi ondan istifade etmekte zorlandı. Ancak 1665 ve 1771 arasında Maria'nin üç kitabının toplam 19 kopyası çeşitli dillerde yayımlandı.
Maria'ın ölümünden kısa bir süre önce çalışmaları Amsterdam'da Büyük Petro tarafından takdir edildi. Bir bilim kadını olarak tarihteki yerini aldı. 


9-Émilie du Châtelet (1706-1749)

Émilie du Châtelet Fransız matematikçi, fizikçi ve yazar olarak tarihe geçti. Babası, XIV. Louis’ninin baş danışmanı ve özel elçisi olan Émilie Châtelet, küçük yaştan itibaren, eskrim, binicilik, jimnastik gibi derslerin yanında sıkı bir eğitim almaya başladı. 12 yaşına geldiğinde, Latince, İtalyanca, Yunanca ve Almanca'yı akıcı bir dille konuşabiliyor ve çevirmenlik yapabiliyordu. Felsefe, matematik, edebiyat ve bilimsel konularda eğitim almasına karşın, danstan hoşlanıyor, müzik aleti çalabiliyor, opera şarkıları söylüyordu.
 
Chatelet başka şeyler istiyordu; 20 Haziran 1725'te yaşadığı ortamdaki aile baskısından ve sıkı disiplinli eğitim çalışmalarından kaçarak 19 yaşındayken evlendi.
Akademiye almadılar, eserini bastılar.

Eşi aracılığıyla Fransız yazar ve filozof Voltaire ile tanışan Châtelet, ünlü yazarla birlikte kiliseyle devletin ayrılması ve devletin gücünün sınırlanması ihtiyacı gibi konularda çalışmalar yaptı. 20 yaşına geldiğinde eğitimini sürdürmek amacıyla, Fransız Bilimler Akademisi'ne başvurdu ancak cinsiyeti nedeniyle reddedildi. Bu akademi, ilerleyen yıllarda Châtelet'in Tabiat Üzerine Tezler adlı kitabını yayınladı. 
Châtelet'in en önemli eserlerinden biri, Isaac Newton’ın  Prensipler kitabının Fransızca'ya çevirisidir.Fransa’nın  Newton'ı tanımasında, Châtelet'nin bu çevirisi büyük önem taşır.

Voltaire’in sevgilisi olarak anılmak

Newton’a göre; hareket eden cismin enerjisinin kütlesi ile doğrudan orantılı olmadığı düşüncesinin tersini savunan Emilie du Châtelet, kütle ve hızının karesi ile orantılı olduğunu kanıtladı Einstein’in teorisini (e=mc²) destekleyen bu düşünce bilim dünyasında ilgi gördü. 42 yaşındayken emboli nedeniyle yaşamını yitiren Emilie du Châtelet, ölümünün ardından Voltaire'in sevgilisi olarak anıldı.
Ancak bir başka kaynağa göre diferansiyel hesabın kurucusu olarak anılan Isaac Newton ise belki de yaşadığı yüzyılın en önde gelen bilim kadınlarından olan yetenekli matematikçi Emilie du Chatelet’in çalışmalarının tercümenisini yaparak Fransız okuyuculara tanıtmıştır. 
Rönesansın bilimde, sanatta, ebediyatta, resimde, aktivitede ve teolojide öncü olan kadınları tarihteki yerlerini almış olsalar da Rönesans ve Reform hareketleri tanıtılırkan onların katkıları hep unutulmuş, arkaya atılmıştır. 

Son söz yerine; 

Tarihin o döneminde ne yazık ki, bilimsel gelişmeler kadınlar arasında teşvik edilmedi. Kızlarını akuma yazma ve eğitim alanında yüreklendiren aydın ebeveynler dahi genellikle bilimin kadınlar için uygun olmadığını düşünüyorlardı. Kadınlar üniversitelere ve akademilere kabul edilmezdi. Kadınların eserlerini topluma sunmaları da o kadar kolay olmazdı. Bu sıraladığımız kadınlar sanatta edebiyatta bilimde teolojide ve bulundukları toplumu kadınlar için daha yaşanılır bir yer yapma konusunda adlarını tarihe yazdırmış kişilerdir. 
Rönesans ve Reform aydınlanmasında onların emeği ve katkıları büyüktür, adlarını unutmamak gerekir. 

Son Güncelleme: 15.12.2020 22:28
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.