Ali Babacan yeni partinin ne zaman kurulacağını açıkladı

Yeni parti hazırlığındaki Ali Babacan, AK Parti'den istifasından sonra ilk kez soruları yanıtladı. Karar gazetesine konuşan Babacan, "Parti kuruluyor değil mi" sorusuna "Onu yeterince ilan ettiğimizi zannediyorum" dedikten sonra politikalar üzerinde çalıştıklarını ve bu ekipleri oluşturmaya çalıştıklarını söyledi.

Ali Babacan yeni partinin ne zaman kurulacağını açıkladı

Yeni parti hazırlığındaki Ali Babacan, AK Parti'den istifasından sonra ilk kez soruları yanıtladı. Karar gazetesine konuşan Babacan, "Parti kuruluyor değil mi" sorusuna "Onu yeterince ilan ettiğimizi zannediyorum" dedikten sonra politikalar üzerinde çalıştıklarını ve bu ekipleri oluşturmaya çalıştıklarını söyledi.

10 Eylül 2019 Salı 12:32
Ali Babacan yeni partinin ne zaman kurulacağını açıkladı

Ali Babacan yeni partinin ne zaman kurulacağını açıkladı

AK Parti'den istifa ettikten sonra yeni parti hazırlıklarına başlayan Ali Babacan, "Takvimler 2020’yi göstermeden tüzel kişiliği kurmak istiyoruz" sözleriyle yıl bitmeden partinin kurulacağı sinyalini verdi. Babacan, Abdullah Gül'ün yeni hareket içindeki rolü ve Ahmet Davutoğlu ile ilgili sorulara da yanıt verdi. Babacan, AK Parti'den kopuş sürecinden, ekonomi ve dış politikadaki duruma, İstanbul seçimleri ve kayyum atanan belediyelere kadar pek çok konuda dikkat çeken açıklamalar yaptı..

"ENFLASYON YÜZDE 7 İDİ"

Bakanlık döneminin sonunda görüş farklılıkları olduğunu belirten Babacan, "faiz lobisi" eleştirilerinin hatırlatılması üzerine de Şimdi sonuçlara bakalım. Bizim görevde olduğumuz dönemde, benim bakanlıktan ayrıldığım dönemde Hazine yaklaşık yüzde 10 faizle borçlanıyordu. Enflasyon yüzde 7 idi. Bugünkü rakamları takip ediyorsunuz. Artık biz yokuz, bambaşka bir ekip görevli. Şu anda iktidarın yapmak isteyip de yapamayacağı hiçbir şey yok" ifadelerini kullandı.

"MEVCUT PARTİ İLE ZOR"

İstifa sürecinde Cumhurbaşkanı’nın kendisine beraber çalışmayı teklif ettiğine yönelik haberlerin hatırlatılması üzerine Babacan, şunları söyledi. "Ben Sayın Cumhurbaşkanımıza gelecekle ilgili yeni çalışmaların yapılması gerektiğini ifade ettim. Her alanda yeni stratejiler, yeni programlar, yeni planlar yapılması gerekiyor. Yeni bir gelecek vizyonu gerekiyor Türkiye için. Ama bu çalışmaları mevcut bir siyasi partinin içinde yapmak çok zor. Çünkü parti disiplini diye bir gerçek var. Söylenmiş pek çok söz var. Takınılmış tutumlar var. Pek çok konuda görüş ayrılıkları da var. Bunlar çalışma alanını çok çok daraltıyor. Bu çalışmaların gerçekten tüm Türkiye’ye hitap edebilmesi için, bu çalışmaların gerçekten bugünün Türkiye’sinin sorunlarına cevap olabilmesi için bağımsız, özgür bir çalışma olması gerekiyor ve sıfırdan başlamak gerekiyor. Beyaz sayfalarla çalışmaya başlamak gerekiyor"

"BÖLEN OLMAYACAĞIZ"

"Buradan baktığımızda biz bölen olmayacağız asla. Tam tersine birleştiren ve buluşturan olmak için yola çıkmış durumdayız" diyen Babacan,  "Toplumun muhafazakar kesimi çok çok önemli ama şu anda Türkiye’nin ihtiyacı olan siyasi hareket toplumun tek bir kesimini hedefleyen bir siyasi hareket değil. Onu yapan çok. Herkesin kendi nişi var, hitap ettiği kitle var. Biz böyle olmak istemiyoruz. Biz toplumun bütün kesimlerini ilgilendiren, toplumun bütün kesimlerini yatay kesen sorunlardan ve o sorunlar için üreteceğimiz çözümlerden bahsedeceğiz" diye konuştu. 

"GÖNLÜMÜZE UYGUN EKİP"

Babacan, şu ifadeleri kullandı: "Öncelikle ekibin gerçekten gönlümüze uygun bir ekip olması lazım. Çok sayıda insanla görüşüyoruz, değerlendiriyoruz. Bu biraz vakit alacak. Ama vakit derken de çok ucu açık bir süreçten bahsetmiyoruz. Bu geniş ekiple politika çerçevelerini çalışacağız. Tabii öyle çok detaylı projeler, spesifik binlerce sayfalık program detaylarından burada bahsetmiyoruz. Ama bu ekibin ortak vizyonunu kurgulayacağız.

"TAKVİM 2020'Yİ GÖSTERMEDEN"

Bunları dikkate aldığımızda gönlümüzden geçen takvimler 2020’yi göstermeden tüzel kişiliği kurmak. Kalite çok önemli burada. Ne insan kaynağından ne de yapılacak işin kalitesinden asla taviz vermek istemiyoruz. Takvim konusunu yaklaşık olarak bir takvim olarak ifade etmekte fayda var."

ABDULLAH GÜL'ÜN POZİSYONU

Abdullah Gül'ün çalışmalarına destek verdiğini kaydeden Babacan, "Bizim çalışmalarımızla önemli bir ilkemiz var. Hukuki ve siyasi sorumluluk kimin üzerindeyse ya da kimlerin üzerindeyse, nihai yetkinin de o insanların üzerinde olması gerekiyor. Yani milletimize karşı bizim net, açık ve şeffaf bir yapı kurmamız lazım. Başkası beklenemez. Bu ilişkiyi bu şekilde tanımlamak önemli" ifadelerini kullandı.


"AHMET BEY'LE YÖNTEM FARKLI"

Yeni parti hazırlığında olduğu belirtilen bir diğer isim Ahmet Davutoğlu ile ilgili sorulara da yanıt veren Babacan, "Biz Ahmet Bey’le 2003 yılında tanıştık. AK Parti kuruldu, daha sonra hükümet kuruldu, daha sonra tanıştık. Yakın dost olduk. İlmine saygı duyduğumuz bir insan. Ailecek yakın olduğumuz ve sevdiğimiz birisi kendisi. Ancak siyasetteki önceliklerimiz, izlediğimiz yöntem ve üslup oldukça farklı. Şu anda bizim geleceğe bakmamız gerekiyor ve tam anlamıyla bir ekip çalışması yapmamız gerekiyor" diye konuştu.

"GELDİĞİMİZ DURUM ÜZÜCÜ"

AK Parti'den kopuş sürecini anlatan Babacan, partinin kuruluş dönemini hatırlatarak "Adaleti tesis etmek, işi ehline vermek, kararları istişareyle almak, kurumların itibarını korumak, şeffaf olmak ve belki de en önemlisi önce insan diyebilmek. Bunlar çok önemli ilkelerdi" dedi. İlkelerin uygulandığı süre içinde başarı elde ettiklerini ve Türkiye'nin dünyada itibarlı hale geldiğini kaydeden Babacan, "Bütün bu başarılardan sonra, Türkiye’nin şu anda içinde olduğu durum gerçekten bizi üzüyor. Ve niye bu durumda ülke diye baktığımızda da bu ilkelerden ve değerlerden uygulamada uzaklaşılmış olması bu sorunların ana kaynağı maalesef" diye konuştu. 

"HAYALİMİZ BU DEĞİLDİ"

"Şahsi kırgınlıklar söz konusu olsaydı benim 2003’te bırakmış olmam gerekiyordu, bırakın böyle 13 yıllık bakanlık dönemini. Hemen ilk birkaç olayda bırakmam gerekiyordu" diyen Babacan, şeffaflığı önemsediğini, siyasette etiğe değer verdiğini belirterek  "Bu konularda problemleri gördüğümüzde de çok geniş çalışmalar yaptık. Kanun tasarıları hazırladık, sunuşlar yaptık. Dünyadaki örnekleri inceledik. Ama bu çabamızda başarılı olamadığımızda da kalbimizde bir kırıklık oluştu doğrusu. Çünkü hayalimiz bu değildi. Çok daha farklı bir Türkiye istiyorduk" dedi. 

"RASYONALİTE OLMALI"

Türkiye’nin en önemli sorun alanlarının özgürlük, adalet ve ekonomi olduğunu kaydeden Babacan, "Bizim bu konularda samimi bir şekilde çalışacağımıza insanlar inanıyor. Toplumsal araştırmalarda ekonomi daha ön planda bir sorun. Ama şöyle bir geriye çekilip gelecek açısından değerlendirme yaptığınızda, ekonomi iner çıkar ama, özgürlük ve adaletle ilgili konular çok yakıcı konular" dedi. Ekonomide defalarca kriz yönettiklerini belirten Babacan, "Düşünün, 34 yıl çift haneli, üç haneli enflasyon olmuş bu ülkede. 2 yılda tek haneye indirdik, paradan 6 sıfırı attık. İki yılda yaptık bunları. Ekonomide rasyonalite olduktan sonra çabuk toparlanıyor işler" diye konuştu.

"AK PARTİ KURULURKEN DE..."

"Ümmeti bölmek", "ihanet, "arkadan hançerlemek", "trenden inmek" gibi ifadelerle yapılan eleştirilerin hatırlatılması üzerine Babacan, "İlginçtir, bu ifadeler aslında AK Parti kurulurken de çok sarf edildi. AK Parti kurulurken önde gelen isimlerle ilgili bu ifadeler çok kullanıldı. Hatta bugünkü ifadelerden daha ağır ifadeler kullanıldı. O dönemi bir hatırlamak lazım" dedi. "Burada söz konusu sadakatse öncelikle şunu söylemek lazım. Biz ilkelere ve değerlere sonuna kadar sadığız. Baştan da söyledim bu bir siyasi tercih değil. Bu bizim hayat idealimiz" diyen Babacan, devletin varoluş sebebinin adalet olduğunu belirterek şöyle devam etti:

DÜŞÜNCE, İNANÇ ÖZGÜRLÜĞÜ

"Milletin birliğini, toplumsal huzur ve barışı ancak fırsat eşitliği ve adaletle sağlayabilirsiniz. Devlet eğer farklı kesimlere farklı farklı bir bakış geliştiriyorsa o toplumda milli birlik ve beraberlik olmaz. Devlet insanların Türkiye’nin hangi bölgesinden geldiğine bakamaz. İnsanları yaşam tarzlarına göre, inançlarına göre ayrıştıramaz. Devletin görevi bu değil. Devletin vatandaşı olan herkese aynı samimiyetle bakabilmesi lazım. Türkiye için şu anda şiddetle ihtiyaç duyulan bu. Düşünce özgürlüğü, inanç özgürlüğü. Devlet bunun bizzat teminatı olmak zorunda."DIŞ

POLİTİKADAKİ DURUM

Dış politikada bir ülkenin itibarının ve güvenilirliğinin en önemli gücü olduğunu kaydeden Babacan, "Eğer içerde demokrasi iyi işliyorsa o zaman dış tehditlere ve şantajlara karşı daha korunaklı bir yapınız oluyor" dedi. Babacan, "Türkiye’nin halihazırda kurucusu ve üyesi olduğu uluslararası kurumlar var, parçası olduğu ittifak sistemleri var, tarafı olduğu anlaşmalar var. Bunlar birçok acı tecrübeden sonra devlet politikası olarak benimsenmiş, yıllarca süren müzakereler sonucunda elde edilmiş kazanımlar. Üstelik bunlar Türkiye’yi daha öngörülebilir bir ülke haline getiren unsurlar. Son dönemde ülkemizin bu kazanımlarının da risk altına girdiğini görüyoruz ve bu bizi tedirgin ediyor" diye konuştu. 

SURİYELİLERLE İLGİLİ STRATEJİ

Suriyeli göçmenlerle ilgili "insanlık sorunu" diyen Babacan, "Bugün geldiğimiz noktada ise hem Suriye’deki durumun hem de Türkiye’deki Suriyelilerin durumunun kapsamlı ve gerçekçi bir şekilde değerlendirilmesi gerekiyor. Konunun siyasi, ekonomik ve toplumsal boyutlarının tüm yönleriyle analiz edilmesi ve yeni bir strateji geliştirilmesi gerekiyor. Bunu yaparken ilgili tüm ülkelerle de istişare içinde olunması gerekiyor" ifadelerini kullandı.

"EKONOMİDE GÜVEN ÖNEMLİ"

Ekonomi ile ilgili sorulara da yanıt veren Babacan, güven kavramının önemine değinerek "Devletin ekonomik aktörlere sürekli olarak güvenilir bir gelecek perspektifi vermesi gerekir. İtibar gören planlar, programlar, yol haritaları hazırlayacaksınız. Söz verince yerine getireceksiniz. Program açıkladığınızda, tavizsiz bir şekilde hayata geçireceksiniz. Politika belgelerinde ilan ettiğiniz tüm ilkeleri sonuna kadar savunacaksınız, uygulayacaksınız. Şeffaf olacaksınız. Tutarlı olacaksınız. Öngörülebilir olacaksınız. Kurumların itibarını koruyacaksınız. Kurallara uyacaksınız. Piyasa ekonomisinin ruhu ile ters düşen müdahale ve uygulamalardan uzak duracaksınız. Bunlara dikkat etmediğinizde güven oluşturmak mümkün değil. Politika uygulamalarında tutarlılık, öngörülebilirlik, kök nedenlere odaklanmak ve bütüncül bir yaklaşım ortaya koymak, ekonomik sorunlarla etkili mücadele etmenin olmazsa olmaz koşulları" diye konuştu.

G20'YE SUNULAN RAPOR

"Dünya genelinde borçluluğun bir sorun olduğunu, özellikle faizli muamelelerin rakam olarak hane halkı için de şirketler için de bankalar, devletler için de çok büyüdüğünü, bunun da dünya finansal riskleri açısından zarar vereceğini açıkladıklarını" hatırlatan Babacan, hazırladıkları 100 sayfalık raporu G20'ye önerdiklerini belirterek "O önerilerimizin içinde özellikle borç-alacak ilişkisine dayanmayan, yani faize dayanmayan finansal metotların tüm dünyada daha çok uygulanmasının gerektiğini de bir tespit olarak ortaya koyduk" dedi. Babacan, şöyle devam etti:

"TEMEL İKTİSAT NORMLARI"

"Dışa açık bir ekonomi olarak ve dışarıdan finansman ihtiyacı olan bir ekonomi olarak devletin farklı alternatifteki finansman imkanlarına da açık olması gerekiyor. Farklı metotları da ön plana çıkarabilirsiniz. Ama bu geçiş esnasında uluslararası kabul edilmiş temel iktisat normları önemli. Bunların dışında hareket edildiğinde bırakın faizlerin düşmesini, olması gerekenin çok daha üstüne çıkabiliyor. Bugün Avrupa Merkez Bankası eksi faiz uyguluyor. Bugün Almanya borçlanırken eksi faiz var. Bugün Bulgaristan hükümeti eksi faizle borçlanıyor. Türkiye’nin borçlanma rakamlarına bakıyorsunuz, çok daha yüksek faizler ödeniyor. Ben buna da üzülüyorum açıkçası."

"KOALİSYONLAR BİTMEDİ"

Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin olağanüstü şartlarda getirildiğini ve yeterince tartışılmadığını belirten Babacan, "Referandum kampanyasında aktif görev almam istendi. Ben reddettim. Artısıyla eksisiyle değerlendirildiğinde, Türkiye için faydasından çok zararı olacağına inandım. Bana soranlara da bunu böyle aktardım" dedi. Kampanya döneminde en önemli argümanın "Koalisyonlar bitecek" olduğunu söyleyen Babacan, "Bugün baktığınızda bırakın koalisyonu, baştan ittifaklar oluşmadan seçime gidilmiyor Türkiye’de" dedi. Hangi sistem olursa olsun Meclis'in güçlü olması gerektiğini kaydeden Babacan, yönetim sistemi konusunda bir kanaati olduğunu "Arkadaşlarımızın çoğunun da kanaati aynı yönde. Ancak, bunu bu aşamada açıklarsam doğru olmaz. Geniş bir ekip kuruyoruz ve herkesin düşüncesini dinleyeceğiz. Bu ortak bir kararı olmalı" sözleriyle dile getirdi.

FETÖ İLE MÜCADELE

FETÖ'nün karanlık yüzünün hem Türkiye’de hem de dünyada artık daha iyi anlaşılmış durumda olduğunu kaydeden Babacan, "Şeffaf olmayan ve takiyye yapan bir örgüt. Türkiye’ye de çok büyük bir zarar verdi. Bu örgütle mücadelenin sonuna kadar da devam etmesi gerekiyor. En küçük bir taviz bile asla söz konusu olmamalı. Bir ülkenin demokrasisini, parlamentosunu, bir ülkenin devlet başkanını hedefleyen bir terör örgütüne mutlaka hak ettiği en ağır ceza uygulanmalı" dedi. Babacan, mağduriyetlerin hatırlatılması üzerine de "Özellikle yargı süreçlerinde benzer durumda olan insanlarla ilgili farklı mahkemelerde farklı kararlar çıkıyor. Uygulamalarda sıkıntılar var ve kurunun yanında yaşın da yandığına şahit oluyoruz. Bu konudaki sorunların çözülmesi için de gayret gerekiyor. Orada adalet mutlaka tesis edilmeli" diye konuştu. 

"KİMLİKLERE SAYGI"

Kürt sorunu ve terör ile ilgili soru üzerine "Devlet tüm kimliklere saygı göstermek zorunda. Her bir vatandaşımız, zaten doğal hakkı olan özgürlüklerini doyasıya yaşamalı. Haklar ve özgürlükler devletin vereceği alacağı bir konu olmamalı. Hakları ve özgürlükleri oylatamazsınız. Bu konularda ciddi sorunlar var" diyen Babacan, bölgeler arasında gelişmişlik farkı olduğunu ve duygusal kopuşların olduğunu belirterek "Sertlik politikalarıyla bunların çözülmesi mümkün değil. Vicdanlı olmak lazım" dedi.

"GÜVENLİKTE TAVİZ OLMAZ"

Terör sorunu ile ilgili olarak da güvenlik tedbirlerinin şart olduğunu belirten Babacan, "Burada taviz asla söz konusu olamaz. Karşınızda silahlı bir örgüt varsa, devletin de güvenlik enstrümanları vardır. Ancak sadece güvenlik tedbirleriyle terör sorununun çözülemeyeceğini bilmemiz lazım. Hem bizim yakın geçmişimiz hem de dünya örnekleri bize bunu söylüyor" diye konuştu. Babacan, şöyle devam etti:

"KÜRT SORUNUNA ÇALIŞIYORUZ"

"Biz yıllarca şunu yaptık. 'Türkiye’de hem özgürlükleri ilerletiyoruz hem de Türkiye’nin güvenlik konumunu güçlendiriyoruz ve bunu eşzamanlı yapıyoruz. Özgürlüklerle güvenlik arasında bir denge kurmak zorunda değiliz' dedik. Ve bununla yıllarca iftihar ettik. Her iki alanda birden ilerledik Türkiye’de. Sorunların daha fazla demokrasiyle çözüleceğine inandık ve bunu da gerçekleştirdik. Yapmamız gereken o ruhu yeniden yakalamak. Bu konuda da yeniden düşünülmüş stratejilere ihtiyaç var. Burada iyi bir strateji çalışmasına ihtiyaç var. Kürt sorunu şu anda bizim en önemli çalışma alanlarımızdan biri."

"SEÇMEN İRADESİNE SAYGI"

Büyükşehir belediyelerine kayyum atanması ile ilgili soruya yanıt veren Babacan, "Seçilmiş bir insanı görevinden alabilecek bir gücün sadece ve sadece hukuktan güç alan bağımsız yargıda olması lazım. Çünkü halkın iradesi demokrasilerdeki en önemli güç. Seçilmiş bir insandan bahsediyorsunuz. Seçilmiş bir insan orada sadece bir fert değil. Onun arkasında ona oy veren bazen on binler, bazen yüzbinler bazen milyonlar var. Seçmenin iradesine saygı göstermek gerekiyor. Aksi takdirde demokrasinin tam da özüne zarar vermiş oluyorsunuz. Halkın iradesini dengeleyebilecek güç ancak bağımsız yargı olabilir. Yoksa vicdanlarda derin yaralar açılır. Bir de burada tabi güvenilir ve bağımsız bir yargı gerekiyor. Demokrasi önemli ama hukuk da çok önemli. Demokrasilerde hukuku göz ardı ederseniz, demokrasi bir süre sonra otokrasiye dönüşebilir" ifadelerini kullandı. 

"EKREM BEY'E BAŞARILAR"

İstanbul seçimlerinin yenilenmesinin ekonomiye de maliyeti olduğunu, seçim sonucunun tartışılmasının demokrasi adına üzücü olduğunu belirten Babacan, Ekrem İmamoğlu ile ilgili olarak da, "Ekrem Bey ile henüz tanışmadık. Kendisi aday olduktan sonra ismini öğrenme imkanını buldum. Anladığım kadarıyla İstanbul'da da aday olana kadar tanınırlılığı çok yüksek değilmiş. Ama oldukça düşük bir tanınırlılık oranından böylesine yüksek bir oranla seçim kazandı. Hayırlı olsun diyorum, kendisine başarılar diliyorum. Allah kolaylık versin" dedi.

"19 ŞUBAT'TA KARAR VERDİK"

Babacan, hareketinin oluşumunda İstanbul seçimlerinin etkili olup olmadığına yönelik soruya da "Hayır. Tam tarih söyleyeyim, biz 19 Şubat'ta bu çalışmayı başlatma kararı aldık" yanıtını verdi.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

mersin escort