Görünmez katil | Hava Kirliliği

İklim krizi ile gelen kirlilik, ekolojik yıkım ve sağlık sorunları insanoğlunun sağlığını, hayat kaynağı olan çevresini ve geleceğini tehdit ediyor. 

15 Temmuz 2022 Cuma 11:56
Görünmez katil | Hava Kirliliği

Görünmez katil; Hava Kirliliği

Kadriye Koca

Tarih boyunca insanoğlu böylesine geniş çaplı etkileri olan küresel  bir tehdit altında olmamıştı. Atmosfere saldığımız gazlar ve diğer partikül maddeler soluk alıp verirken ciğerlerimize yapışıyor, kirlettiklerimiz bir şekilde midemize geri dönüyor, kirlettikçe kirleniyoruz. Ancak en sinsi kirlilik Hava Kirliliği….

Atmosferde kirli hava miktarı artıyor

Havayı kirleten gazlar çok çeşitli. Bilim insanları dünyada karbonmonoksit seviyesinin 2005’ten bu yana yüzde 9 oranında arttığını belirtiyorlar. 1950’den bu yana ise bu artış yüzde 31. 2021’de metan gazı emisyonu dünya tarihinde kaydedilen en yüksek seviyeye çıktı. Enerji sektörü kaynaklı küresel metan emisyonları resmi rakamlardan yüzde 70 daha fazla olduğu tahmin ediliyor. Yani kaydı tutulmasa da her geçen gün daha kirli bir dünyaya uyanıyoruz.

Kara Rapor; kara haber

İklim krizinin dünyayı sardığı bu zamanda Temiz Hava Hakkı Platformu; Hava Kirliliği ve Sağlık Etkileri raporunu yayınladı. Hava kirliliği dünyayı saran çevre kirliliği ile birlikte artık daha fazla gündemimizde olacak. 2021 Kara Rapor’a göre ülkemiz ciddi hava kirliliği ve bunların ölümcül sonuçlarının etkisi altında. Amerika’da yapılan araştırmada dünya genelinde ortalama bir insanın hayatında hava kirliliğine bağlı hastalıklar 2.2 yıl erken ölüm getiriyor.  Ülkemizde hava kirliliği ile ilgili kayıtlar ve ölçümler sınırlı şekilde yapılıyor. 2020 yılında 42 şehirde kansorejen olan ince partikül (PM 2.5) seviyesi yeterli düzeyde ölçülmedi. 

Temiz havanın sonuna geldik. 

Türkiye’de sadece iki şehir Bitlis ve Hakkari Dünya Sağlık Örgütü’nün önerdiği kılavuz değerlerin altında kalarak temiz hava soludu. Kirlilik raporunda Iğdır en kirli kent seçildi. Ancak ülkemizin diğer şehirleri bütün çevresel kirlenmeler ve hava kirliliğinin sağlık üzerinde olumsuz etkilerine maruz kalmaya devam etti. 
Sanayi bölgelerinde Termik santral ve trafiğin yoğun olduğu illerde hava kirliliği alarm veriyor. Ölçüm yapılan çok sayıda şehirde PM10 limit aşımı yönetmelikte, kritik eşik olan 35 günü geçti. Hava Kalitesi Değerlendirme ve Yönetimi Yönetmeliği’nde PM10 limitinin 35 günü aşmaması gerekiyordu. Greenpeace; kirliliğe neden olan faaliyetlerinizi askıya alın, tehlikeli eşik gün sayısı bakımından aşıldı, çağrısı yaptı. 

Dünya sonuçlarını gördükçe hava kirliliği ile ilgili değerleri daha ciddiye almaya başladı. Bunlardan biri de Avrupa Birliği. Avrupa Birliği, Adalet Divanı Başsavcısı Avrupa Birliği vatandaşları kirli hava yüzünden tazminat talep edebilir açıklaması yaptı. Bu bütün yönetimdeki paydaşlara ‘tedbirinizi alın’ uyarısında bulunmak anlamına geliyor. 
HDP kirli hava soluyan Iğdır için iktidarın adım atması talebini mecliste gündeme getirdi. Hava kirliliği yüzünden ilk dava ise Batman’da anemi hastası bir vatandaşın valilik ve belediyeye açtığı dava oldu. Davanın sonucunun gelecek için önemli olduğunu söylemeye bile gerek yok..

Türkiye’nin bir, Avrupa’nın en kirli ikinci şehri olan Batman’da yaşayan ‘Orak hücreli anemi’ hastası A. Koç’un açtığı ‘Temiz hava benim hakkım’ davasına ülke genelinde büyük destek verildi. Basından öğrendiğimiz kadarıyla başlatılan imza kampanyasında Koç’a destek için gereken 2 bin 500 imza 3 haftada tamamlandı. Davacı çağrısında ‘bu hastalığın ömrü 45 yıl. Davayı kazandığımı belki göremem ancak doğup büyüdüğüm şehirde artık herkes temiz bir nefes alacak’ dedi. 

Kirli Hava Öldürüyor

Hava kirliliğinin insan sağlığı üzerindeki etkileri konusunda her geçen gün daha aydınlatıcı bilimsel çalışmalar yapılıyor. Avrupa Birliği’ndeki kanserlerin yüzde 10’u kirlilik kaynaklı olduğu belirtiliyor. Hava kirliliği, asbest, ultraviyole radyasyon ve pasif içicilik, enerji santrallerinden çıkan gazlar, egzoz, atmosfere karışan kimyasal gazlar vs… Dünyada her dakika 13 insan hava kirliliği nedeniyle hayatını kaybediyor. Zehirli maddeler sadece akciğer ve kalbe zarar vermiyor, gözle görülemeyecek partiküller doğrudan beyne yerleşip nörolojik hasarlara neden oluyor. 

Hava kirliliği ile birlikte partiküller kan dolaşımına girerek kanı daha yapışkan bir hale getiriyor. Bu durum kalbin daha çabuk yorulması ve çeşitli kalp hastalıklarının başlaması demek oluyor. Hem gezegeni hem kendimizi iyileştirmeliyiz. İnsan ve çevre arasındaki etkileşimin bir bütün olduğunu hatırlatan aktivistler; ‘Bizi kanser yapan her şey küresel ısınmaya, küresel ısınmaya neden olan her şey kansere yol açıyor’ cümlesiyle açıklıyorlar.  Çevre temizliği, toprak, hava, su kirliliği insan sağlığı ile doğrudan alakalı görünüyor. Yoksa ülkelerin sağlık sistemleri kirliliğin getirdiği hastalıkları tedavi etmeye uğraşırken çökme riski altında bulunuyor. 

Türkiye ne yapıyor?

Hava Kirliliği ve Sağlık Etkileri hakkındaki 2021-Kara Rapor’la birlikte Greenpeace Türkiye’de insanların temiz hava hakkının gasp edildiğini açıkladı. Bu açıklama Mersin Ayancık’ta sera atıkları ve zirai ilaç kutularının yakılarak bertaraf etmeye çalışılması üzerine bölge derneğinin tepkisi ve ‘yakılan atıkları ciğerlerimize çekiyoruz’ tepkisi ile gündeme geldi. 

Çevre Bakanlığı’nca şehirlerde hava kalitesinin iyileştirilmesi ve kamoyu farkındalığının oluşturulması projesi yürütülüyor. Bakanlık kısaca HEY denilen Hava Emisyon Yönetimi Portalı kurdu, bunu hava kalitesinin yönetiminde dönüşüm olarak yorumluyor. 
Bakanlık proje kapsamında Türkiye’de temiz hava eylem planını şehirler bazında güncelledi. Adını ‘iklim değişikliği’ bakanlığı olarak değiştirse de ülkemizin şeffaf hava kalitesi ölçümlerine ve bunun kamoyuyla paylaşılması sistemine ihtiyacı var. ‘Temiz Hava Hakkı’ artık konut hakkı, seyahat hakkı veya yaşama hakkı gibi vazgeçilmez haklardan olacak. Sanayi ve madenlere açtığımız alanlarda tehlikeli oranlarda kirli havaya maruz kalan insanlar için işleyen ve koruyan projeleri hayata geçirmeli. 

Şehirler kirli hava tehdidi altında

Yoğun nüfusa sahip şehirler hava kirliliği sorununu daha fazla hissedecek. 2050’de dünya nüfusunun 10 milyar, ülkemiz nüfusunun 105 milyon olması bekleniyor. Yine 2050 yılına kadar dünya nüfusunun yüzde 70’ten fazlasının şehirlerde yaşayacağı, trafik sorunu ile boğuşacağı öngörülüyor.  Şehir insanlarının gıdaya, eğitime, sağlığa ulaşım imkanları ve şehirlerde üstüste binalarda yaşarken seyahat sırasında yakacakları atık gazlar zaten yeşil alanların azaldığı şehirleri yaşanması daha zor yerler haline getirecek. Şehirlerde hava kalitesi ölçümü ve şehirlerin yaşanılası yerler olması için nasıl dizayn edilmesi hava kirliliğinin önlenmesi çalışmaları geleceğin önemli konuları arasında yer alacak. 
Bunun için Deva Partisi yeni açıkladığı Çevre Eylem Planı’nda hava kirliliği ve şehirleşme ile ilgili çözüm önerisinde; ‘tüm şehirlerin işlek caddelerinde hava kalitesini izleme sistemini hava kalitesi ölçüm istasyonları kuracaklarını’ belirtiyor. Hava kirliliği tehlikesi olan şehirler yeni nesil hava kalitesi ölçüm sensörleriyle kontrol edilecek. Böylece insan sağlığı için tehlikeli boyutlara ulaştığında önlem almak imkanı olacak.
Nüfusu artan, kalabalıklaşan şehirler için kesinlikle sürdürülebilir şehircilik anlayışı ile hareket etmek ve şehirleri bütün kirlilik türlerinden korumak gerekiyor. 

Temiz hava hakkı gasp ediliyor

Dünya Sağlık Örgütü PM2.5 isimli maddeyi hava kirleticileri sınıfında sayarak ülkelerin bütün şehirlerinde sağlıklı hava solunması için ölçüm ve planlama yapması gerektiğini öngörüyor. Hava kirleticilerinden en büyüğü DSÖ tarafından tanımlanan bu maddenin maalesef ülkemizde yeterince ölçümü yapılmıyor. Hava kalitesi gerektiği şekilde takip edilmiyor. Bazı illerde DSÖ’nün öngördüğü değer limitlerinin aşıldığını biliyoruz. 

Hava kirliliği yayılmakta sınır tanımıyor

Geçtiğimiz günlerde İran’da hava kirliliği sınır değerleri çok aştı, kirlilik oranının 201 migrogramın üstünde çıkmasıyla Tahran okullar tatil edildi, dünya üzerinde hava kirliliği en ileri olan ilk üç şehir arasına girdi. İran Türkiye’deki barajlardan gelen kum ve toz fırtınalarının kirliliğe neden olduğunu açıkladıysa da Türkiye bunun bilimsellikten uzak olduğu cevabını verdi. Dünyanın çeşitli coğrafyalarından kirli hava haberleri gelmeye devam ederken Dünya Sağlık Örgütü daha şimdiden dünya nüfusunun yüzde 90’ının kalitesiz hava soluduğunu açıkladı.

Biz de ise enerji üretim santrallerinin kirleticileri devam ederken başka kirletici projelere de devam kararı alındı. Afşin Elbistan A Termik Santrali 5. Ve 6. Ünite ilavesi projesinin tamamlanması durumunda İskenderun körfezinden Karadeniz’e kadar uzanan halka içerisinde kalan ve Malatya’nın da içerisinde olduğu onlarca şehirlerin hava kalitesinin riskli hale geleceği iddia edildi. 

Kaybettiğimiz değerlerin farkında değiliz. Bölgesel kirlilikten dolayı Batı Karadeniz’in gözde kenti Yeşil Düzce’nin eskisi kadar yeşil olmadığını biliyoruz. Tarım Orman Bakanlığı verilerine göre şehir kronik hava kirliliği sorunuyla boğuşuyor, tarım alanları kirlilik oluşturucu sanayi faaliyetlerine ayrılıyor. 

Ülkemizdeki Termik santrallerden baca gazlarıyla yayılan kükürtdioksit, azotoksit ve partikül maddeler yoluyla hava kirliliğine yol açıyor, fosil enerji kaynakları hava kirliliğinin başlıca nedeni durumunda. Bu konuda çevreciler; Avrupa Birliği’nin 21 termik santrali için çevre koruma sınır değerleri acilen ülkemiz için de devreye alınmalı. Ayrıca tüm santrallerin baca gazı ölçüm sonuçları kamuoyuyla paylaşılmalı’ taleplerini ısrarla dile getiriyorlar…

Dünya ne yapıyor?

Geçtiğimiz günlerde Çin Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Hava kirliliğinin azaltılmasında önemli ilerleme kaydettiklerini açıkladı.  Daha az sis, daha açık mavi gökyüzü ve daha iyi ortamı Çin halkının da görebildiğini belirtirken namı diğer ‘dünyanın fabrikası’ olarak tanımlanan ülke, hava kirliliğini azaltmayı gelişmişlik değerlerinin arasına koyuyor. Rakamlarına güvenemesek te Çin bununla ilgili 339 kente ait hava ölçüm değerlerini açıkladı. 

Ancak dünyanın en kirli havaya sahip ülkesi Çin değil, 2013’ten beri dünyadaki kirlilik artışının yaklaşık yüzde 44’ü Hindistanda meydana geldi. Hint-Ganj ovası ABD Chicago Üniversitesi tarafından dünyanın en kirli havasının olduğu yer olarak ilan edildi. Hatta bu şekilde devam edilirse; Pencap eyaletinden Batı Bengal’e uzanan yarım milyardan fazla insanın yaşadığı bölgede ortala yaşam süresinin 7,6 yıla kadar kısalabileceği açıklandı. Buna kömürle çalışan santrallerin yaydığı kirli havanın neden olduğu tespit edildi. Kalabalık nüfusuyla iklim krizinden en çok etkilenecek ülkeler arasında sayılan Hindistan inovatif buluşuyla adından söz ettirdi; hava kirliliğini önlemek için sığır dışkısından enerji üretecek. 

Karar alıcıların, inovatif, yaygın ve çözüm odaklı adımlar atması gerekiyor. Siyasilerden ve karar alıcılardan önce bir adım atan Google Haritalar uygulamasında beta sürümünde test ettiği bir özelliği dünya çapında tüm kullanıcılarına açmaya hazırlanıyor; Yeni özellikle birlikte varılacak konumun hava kalitesi ve bölgenin solunum açısından güvenli olup olmadığı kullanıcılarla paylaşılacak. 

Kapitalizm yerküreyi kirletir

Araştırmalar hava kirliliğinin özellikle araba egzozu, enerji santralleri ve orman yangınları tarafından üretilen PM2.5 gibi ince parçacıkların akciğer, meme ve diğer kanser risklerini arttırabileceğini göstermektedir. Genel kabul kirli havanın insan ömründen 2.2 yıl çaldığı şeklinde. Çoğunlukla fosil yakıt yakılmasından kaynaklanan mikroskobik hava kirliliği her tarafımızı sarıyor. Kapitalizmin bize sunduğu imkanları canımızla ödüyoruz. Kapitalizmin bize sunduğu tüketici kimliğindeki hayatı terk etmediğimiz sürece, kirliliği arttırarak üretmeye ve aynı iştahla tüketmeye devam edeceğiz. Kapitalizm canavarı bizim soluduğumuz havayı bile kirletiyor, ancak bunu yine bizim elimizle yapıyor. Uzağa gitmeye gerek yok.. Sorunun kaynağı biziz…Çözüm de bizde…

Çözüm niyetine….

Rusya-Ukrayna savaşıyla gündeme gelen enerji krizine bulduğumuz çözümün ve atılacak adımların iklim krizini de çözecek adımlar olması gerekiyor. Temiz enerji en başta temiz hava demek. Şehirlerde sürdürülebilirlik demek. Finansman sektörü bu konuda yatırımcılar için katalizör görevi üstleniyor. Bilim adamları ‘Yeşil enerji’ diyorlar ancak yeşile boyanmış değil….
Kentleri küçültelim… Büyükşehir; büyük sorun….merkezi ve çevresi ile 15 dakika yürüme mesafesinde olan ‘15 dakikalık şehirler’ denilen yaşam alanları kuralım….

Erişilebilir…. Sürdürülebilir…. Şehirler….. Net sıfır hedefine ulaşmakta ve karbon salınımını azaltmakta, temiz havayı yaşamın bir parçası haline getirmekte ciddi adımlar atalım…Çözüm buradan geçiyor.  
 

Anahtar Kelimeler:
Hava KirliliğiTemiz Hava
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.