100 Yıllık Terane; Türkiye'nin bitmeyen filmi iftiralar, yalanlar ve komplolar
Yakın tarihimize damgasını vuran olayların, Osmanlı'dan günümüze uzanan son bir asırlık tarihimiz içinde defalarca tekrarlanbileceğini hiç düşündünüz mü? Sultan Abdülaziz ve Abdülhamid Han döneminden günümüze kadar medya üstünden devlete yönelik yalan, iftira ve komploları araştıran Taha Ün, içinde sadece kahramanların ve isimlerin değiştiği yüzlerce çarpıcı detaya ulaştı. 100 Yıllık Terane adı verilen titiz çalışmada, yakın tarihimize damgasını vuran olayların, okurlara 'Yok artık' dedirtecek cinsten benzerleri yer alıyor. Mehmet Koca, Ömer Faruk Lermizade ve Ahmet Sercan'ı yayın kurulunda yer aldığı müthiş çalışma, titiz bir medya araştırması yapılarak önümüze geliyor.

Osmanlıca, İngilizce ve Fransızca gazetelerde 100 yıl önce - Yüz Yıl Sonra haberleri karşılaştıran 100 Yıllık Terane, yüz yıldan fazla bir süredir Türk Milleti'ne tekrar tekrar izletilen sahnelerin bulunduğu film şeridi gibi gözümüzün önünden akıp gidiyor.

Sanat Ofisi Yayınları arasırda yer alan 210 sayfalık kitabın tamamı belgelere dayanıyor. Muhalif basının sığındığı yalanlar, attığı başlıklar, üslup, yabancı gazeteler aracılığıyla Türk devletine kurulan kumpaslar, darbeler, idamlar ve darbecilerin izlediği yöntemler neredeyse hiç değişmeden 15 Temmuz Gecesi'ne kadar süregelmiş.
Tüm kitapevlerinde ve internette 25 TL'den satışa sunulan kitap, kendi alanında neredeyse ilk olma özelliğini taşıyor. Kadir Mısıroğlu'nun takdim yazısıyla karşımıza çıkan kitap, tarih sayfalarında yerini alan pek çok olayın günümüz versiyonlarıyla karşılaştırma imkanı verirken, okurun zihninde derin izler bırakacağa benziyor.
KİTAPTA NELER VAR?

Selanik'te darbe toplantısı
Abdülhamid Han'a yönelik ittihatçı darbenin organize edildiği Selanik toplantısı Türk İslam düşmanlarını buluşturdu. Selanik toplantısında bazı batılı ülkelerin de temsilcilerinin katıldığı, harekat ordusuna gönüllü katılımın sağlanması için Bulgar ve Sırp kilisesinden de destek alındığı yıllar sonra ortaya çıktı. Silahlı Sırp, Bulgar, Rum ve Yahudi çetelerin oluşturduğu 22 bin kişilik Hareket Ordusu'nun silahlanmasında rol oynayan emperyalist ülkelerin, aradan geçen 109 yıllık süre sonunda benzer bir oyunu Suriye sınırında tezgahladığını görmek, bu ülkenin gerçek sahiplerini hiç bir zaman şaşırtmadı. Öyle ki, Osmanlı topraklarında bulunan Yunan Konsolosluğu'ndan bile destek isteyen İttihatçılar amaçlarına ulaşmak için ezeli düşmanlarla ittifak yapmaktan asla çekinmedi. Selanik'te tertiplenen ihanet toplantısı kan dökme pahasına amacına ulaşsa da, İncirlik'te kurulan kirli ittifak Türk milletinin feraseti karşısında tarihin çöplüğüne çoktan atıldı.
İncirlik'te ihanet toplantısı
Türk tarihinde ender rastlanan bir ihanet tezgahının adresi bu kez Adana İncirlik. Yıllardır NATO ittifakı içerisinde 'Müttefik' olarak gördüğümüz Amerika, kucağında besleyip büyüttüğü FETÖ'cü artıklarıyla Türkiye'yi kaosun eşiğine sürükleyen ihaneti burada tezgahlayor. Kendi halkının üzerine bombalar atacak kadar insanlıktan çıkmış sözde subay müsveddeleri, kendi komutanları yerine
Amerikalı albay 'Abi'lerinden emir alıyor. Bir Amerikalı albayın 'En az bin bomba atın' emri devletin istihbarat kayıtlarına giriyor. 12 kez yapılan gizli toplantılarda Türkiye'nin emperyalist güçlerin işgaliyla sonuçlanacak sürecin planları en ince ayrıntısına kadar yapılıyor. 109 yıl önce Yunanistan'dan destek isteyecek kadar alçalanların, bugün Yunanistan'a devletin askeri helikopteri ve üzerlerinde askeri üniformalarıyla sığınacak kadar zelil duruma düşmesi tarihi bir tesadüf olarak hafızalarımıza kazındı. Selanik'te başlayan tescilli ihanet süreci umarız İncirlik'te son olur.
Sultan Abdülaziz Han'a fetvalı darbe
Osmanlı topraklarında yeniden başlayan devleti ihya etme hamlesi dışarıda Türk-İslam düşmanlarını ümitsizliğe sevkediyor, içeride ise işbirlikçilerinin gerçekleştirmek istedikleri uğursuz planları akim bırakıyordu. Son dönem Osmanlı sultanları içerisinde devletin dizginlerini sıkı bir şekilde elinde bulunduran ve bu hususta ceddi Yavuz'a benzetilen Sultan Abdülaziz, yurt dışına ilk resmi ziyaretleri yapan hükümdar olarak tarihe geçmiştir. Sultan Abdülaziz, dünyanın ikinci büyük donanmasını kurarak dönemin güçlü ülkelerinin tepkisini oldukça çekmişti. Kırım'ı Rus işgalindan kurtarmak için son hazırlıkları yapan Osmanlı Ordusu, İngiliz ve Fransızları ürkütmüş, Osmanlı karşıtı ittifak için İstanbul'da cuntacıları harekete geçirmişti.
Osmanlı topraklarında yoğun olarak örgütlenen Masonik yapılar, Abdülaziz Han ile farklı hesapları olanları ortak bir hedef etrafında biraraya getirdi. Fetva metninde görüldüğü gibi basma kalıp bütün iftiraları alt alta dizerek, gerçek niyetlerini gizlediler. Halkın büyük ümitler beslediği böyle cihangir bir padişahın mahpus edilmesi bile darbecilere yetmedi. Korkularından tir tir titremelerine sebep olan bu durum, Sultan Abdülaziz'i bileklerini kesmek suretiyle hunharca şehid etmeleriyle son buldu.
Tarihin en büyük haini Mahmut Şevket Paşa
Alman Baron von der Goltz'un maiyetinde çalışırken bir tavsiye ile Sultan Abdülaziz'e en yakın göreve atandı. Harbiye ektebi'nde öğretmenlikten başlayan ordu içindeki gücü, dış bağlantıları sayesinde, Harbiye Nazırlığı'ndan Sadrazamlığa kadar yükseldi. Almanlarla olan iyi ilişkileri nedeniyle Sultan Abdulhamit'in gözüne girmeyi başaran Mahmut Şevket Paşa, Türk tarihinin en kara günlerinden biri olarak bilinen 31 Mart Vakıası'nın komutanı olarak karşımıza çıktı.
'Göğsündeki her madalya ve nişan Abdülhamit Han tarafından takılan Mahmut Şevket, Alman çıkarlarına uygun olarak Abdülhamid'e karşı yürütülen tüm kirli kampanyaların içinde etkin rol aldı.
610 yıllık devletin felakete sürüklendiği tüm kararlarda imzası vardır. 11 Haziran 1913'te Beyazıt Meydanı'nda otomobili içinde uğradığı bir silahlı saldırıda öldürülen Mahmut Şevket Paşa son nefesini verirken omuzunda hala ihanet ettiği Sultan Abdülhamid'in taktığı madalya ve rütbeler vardı.
Cumhuriyet tarihinde böyle ihanet görülmedi
FETÖ'cü cuntanın en gözde subayları olduğu, 15 Temmuz gecesi ortaya çıktı. Devletin zirvesinde, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın en yakınında yer alan Topçu Kurmay Albay Ali Yazıcı, TSK içindeki 'Yaverler ihaneti'nin en önemli ayağında rol aldı. Sürmeneli Kurmay Albay Ali Yazıcı, Genelkurmay Başkanı Org. Hulusi Akar ve diğer kuvvet komutanlarında görevli yaverler ile birlikte korkunç ihanetin tam göbeğinde yer aldı. Devletin en mahrem bilgilerini yabancı istihbarat örgütlerine vermekten çekinmeyen hainler, kendilerini bağrına basan devlete en büyük ihaneti yapan güçlerin piyonu olarak tarihe geçtiler. Göğsünde Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın taktığı nişanla taltif edilirken bile, ihanetten geri durmadığı ortaya çıkan hain Yarbay'ın, 104 yıl önceki Mahmut Şevket'ten ne farkı var.
Yakın tarihimize damgasını vuran olayların, Osmanlı'dan günümüze uzanan son bir asırlık tarihimiz içinde defalarca tekrarlanbileceğini hiç düşündünüz mü? Sultan Abdülaziz ve Abdülhamid Han döneminden günümüze kadar medya üstünden devlete yönelik yalan, iftira ve komploları araştıran Taha Ün, içinde sadece kahramanların ve isimlerin değiştiği yüzlerce çarpıcı detaya ulaştı. 100 Yıllık Terane adı verilen titiz çalışmada, yakın tarihimize damgasını vuran olayların, okurlara 'Yok artık' dedirtecek cinsten benzerleri yer alıyor. Mehmet Koca, Ömer Faruk Lermizade ve Ahmet Sercan'ı yayın kurulunda yer aldığı müthiş çalışma, titiz bir medya araştırması yapılarak önümüze geliyor.

Osmanlıca, İngilizce ve Fransızca gazetelerde 100 yıl önce - Yüz Yıl Sonra haberleri karşılaştıran 100 Yıllık Terane, yüz yıldan fazla bir süredir Türk Milleti'ne tekrar tekrar izletilen sahnelerin bulunduğu film şeridi gibi gözümüzün önünden akıp gidiyor.

Sanat Ofisi Yayınları arasırda yer alan 210 sayfalık kitabın tamamı belgelere dayanıyor. Muhalif basının sığındığı yalanlar, attığı başlıklar, üslup, yabancı gazeteler aracılığıyla Türk devletine kurulan kumpaslar, darbeler, idamlar ve darbecilerin izlediği yöntemler neredeyse hiç değişmeden 15 Temmuz Gecesi'ne kadar süregelmiş.
Tüm kitapevlerinde ve internette 25 TL'den satışa sunulan kitap, kendi alanında neredeyse ilk olma özelliğini taşıyor. Kadir Mısıroğlu'nun takdim yazısıyla karşımıza çıkan kitap, tarih sayfalarında yerini alan pek çok olayın günümüz versiyonlarıyla karşılaştırma imkanı verirken, okurun zihninde derin izler bırakacağa benziyor.
KİTAPTA NELER VAR?

Selanik'te darbe toplantısı
Abdülhamid Han'a yönelik ittihatçı darbenin organize edildiği Selanik toplantısı Türk İslam düşmanlarını buluşturdu. Selanik toplantısında bazı batılı ülkelerin de temsilcilerinin katıldığı, harekat ordusuna gönüllü katılımın sağlanması için Bulgar ve Sırp kilisesinden de destek alındığı yıllar sonra ortaya çıktı. Silahlı Sırp, Bulgar, Rum ve Yahudi çetelerin oluşturduğu 22 bin kişilik Hareket Ordusu'nun silahlanmasında rol oynayan emperyalist ülkelerin, aradan geçen 109 yıllık süre sonunda benzer bir oyunu Suriye sınırında tezgahladığını görmek, bu ülkenin gerçek sahiplerini hiç bir zaman şaşırtmadı. Öyle ki, Osmanlı topraklarında bulunan Yunan Konsolosluğu'ndan bile destek isteyen İttihatçılar amaçlarına ulaşmak için ezeli düşmanlarla ittifak yapmaktan asla çekinmedi. Selanik'te tertiplenen ihanet toplantısı kan dökme pahasına amacına ulaşsa da, İncirlik'te kurulan kirli ittifak Türk milletinin feraseti karşısında tarihin çöplüğüne çoktan atıldı.
İncirlik'te ihanet toplantısı
Türk tarihinde ender rastlanan bir ihanet tezgahının adresi bu kez Adana İncirlik. Yıllardır NATO ittifakı içerisinde 'Müttefik' olarak gördüğümüz Amerika, kucağında besleyip büyüttüğü FETÖ'cü artıklarıyla Türkiye'yi kaosun eşiğine sürükleyen ihaneti burada tezgahlayor. Kendi halkının üzerine bombalar atacak kadar insanlıktan çıkmış sözde subay müsveddeleri, kendi komutanları yerine
Amerikalı albay 'Abi'lerinden emir alıyor. Bir Amerikalı albayın 'En az bin bomba atın' emri devletin istihbarat kayıtlarına giriyor. 12 kez yapılan gizli toplantılarda Türkiye'nin emperyalist güçlerin işgaliyla sonuçlanacak sürecin planları en ince ayrıntısına kadar yapılıyor. 109 yıl önce Yunanistan'dan destek isteyecek kadar alçalanların, bugün Yunanistan'a devletin askeri helikopteri ve üzerlerinde askeri üniformalarıyla sığınacak kadar zelil duruma düşmesi tarihi bir tesadüf olarak hafızalarımıza kazındı. Selanik'te başlayan tescilli ihanet süreci umarız İncirlik'te son olur.
Sultan Abdülaziz Han'a fetvalı darbe
Osmanlı topraklarında yeniden başlayan devleti ihya etme hamlesi dışarıda Türk-İslam düşmanlarını ümitsizliğe sevkediyor, içeride ise işbirlikçilerinin gerçekleştirmek istedikleri uğursuz planları akim bırakıyordu. Son dönem Osmanlı sultanları içerisinde devletin dizginlerini sıkı bir şekilde elinde bulunduran ve bu hususta ceddi Yavuz'a benzetilen Sultan Abdülaziz, yurt dışına ilk resmi ziyaretleri yapan hükümdar olarak tarihe geçmiştir. Sultan Abdülaziz, dünyanın ikinci büyük donanmasını kurarak dönemin güçlü ülkelerinin tepkisini oldukça çekmişti. Kırım'ı Rus işgalindan kurtarmak için son hazırlıkları yapan Osmanlı Ordusu, İngiliz ve Fransızları ürkütmüş, Osmanlı karşıtı ittifak için İstanbul'da cuntacıları harekete geçirmişti.
Osmanlı topraklarında yoğun olarak örgütlenen Masonik yapılar, Abdülaziz Han ile farklı hesapları olanları ortak bir hedef etrafında biraraya getirdi. Fetva metninde görüldüğü gibi basma kalıp bütün iftiraları alt alta dizerek, gerçek niyetlerini gizlediler. Halkın büyük ümitler beslediği böyle cihangir bir padişahın mahpus edilmesi bile darbecilere yetmedi. Korkularından tir tir titremelerine sebep olan bu durum, Sultan Abdülaziz'i bileklerini kesmek suretiyle hunharca şehid etmeleriyle son buldu.
Tarihin en büyük haini Mahmut Şevket Paşa
Alman Baron von der Goltz'un maiyetinde çalışırken bir tavsiye ile Sultan Abdülaziz'e en yakın göreve atandı. Harbiye ektebi'nde öğretmenlikten başlayan ordu içindeki gücü, dış bağlantıları sayesinde, Harbiye Nazırlığı'ndan Sadrazamlığa kadar yükseldi. Almanlarla olan iyi ilişkileri nedeniyle Sultan Abdulhamit'in gözüne girmeyi başaran Mahmut Şevket Paşa, Türk tarihinin en kara günlerinden biri olarak bilinen 31 Mart Vakıası'nın komutanı olarak karşımıza çıktı.
'Göğsündeki her madalya ve nişan Abdülhamit Han tarafından takılan Mahmut Şevket, Alman çıkarlarına uygun olarak Abdülhamid'e karşı yürütülen tüm kirli kampanyaların içinde etkin rol aldı.
610 yıllık devletin felakete sürüklendiği tüm kararlarda imzası vardır. 11 Haziran 1913'te Beyazıt Meydanı'nda otomobili içinde uğradığı bir silahlı saldırıda öldürülen Mahmut Şevket Paşa son nefesini verirken omuzunda hala ihanet ettiği Sultan Abdülhamid'in taktığı madalya ve rütbeler vardı.
Cumhuriyet tarihinde böyle ihanet görülmedi
FETÖ'cü cuntanın en gözde subayları olduğu, 15 Temmuz gecesi ortaya çıktı. Devletin zirvesinde, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın en yakınında yer alan Topçu Kurmay Albay Ali Yazıcı, TSK içindeki 'Yaverler ihaneti'nin en önemli ayağında rol aldı. Sürmeneli Kurmay Albay Ali Yazıcı, Genelkurmay Başkanı Org. Hulusi Akar ve diğer kuvvet komutanlarında görevli yaverler ile birlikte korkunç ihanetin tam göbeğinde yer aldı. Devletin en mahrem bilgilerini yabancı istihbarat örgütlerine vermekten çekinmeyen hainler, kendilerini bağrına basan devlete en büyük ihaneti yapan güçlerin piyonu olarak tarihe geçtiler. Göğsünde Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın taktığı nişanla taltif edilirken bile, ihanetten geri durmadığı ortaya çıkan hain Yarbay'ın, 104 yıl önceki Mahmut Şevket'ten ne farkı var.









