30 Eylül Ayın son kitap yorumları | Özkan Saçkan inceledi
BEYAZ MUHAFIZLAR: Okuru bir yandan kahramanların kim olduğunu bulmaya sevk ederken, bir yandan da savaş yıllarının trajedisini düşünmeye zorluyor.UYKUSUZLAR: Kitap, insanın iç dünyasındaki çatışmalar ile dış dünyanın gerçeklerini bir araya getirerek, yaşamın kırılganlığını ve dayanma gücünü güçlü bir şekilde yansıtıyor.BENONİ İLE ROSA: Arşivinde daktilo edilmiş sayfalar halinde bulunan ve 1979'da İstanbul Radyosu "Arkası Yarın" kuşağında 12 bölüm olarak yayımlanan oyun ilk kez kitaplaşıyor.KONUT SATIŞININ ANATOMİSİ: Yazar kitabında sizi bu buzdağının altına; alıcının zihnindeki derin beklentilere ve kalbindeki güven arayışına davet ediyor.BENİ BİR TEMİZ DÖVERLER: Yazar kitabında zaman yolculuğunu; pişmanlıkların, kaçırılmış fırsatların, aile bağlarının ve insanın kendinden kaçma arzusunun hikâyesi olarak anlatıyor.KÜÇÜK SUFİ: Modern dünyanın gürültüsünden kalbin sessizliğine, nefsin dar koridorlarından hakikatin enginliğine uzanan şiirsel bir anlatı.
İşte o kitaplar;Otobiyografik bir roman
MİHAYL Afanasyeviç Bulgakov’tan BEYAZ MUHAFIZLAR. Felaketin güncelleşip olağanlaştığı koşullarda insan nasıl ayakta kalır, ruh halini nasıl diri tutar sorularının bir yanıtıdır 1918-1919 iç savaş dönemini kitap. Büyük ölçüde otobiyografik olan roman, okuru bir yandan kahramanların kim olduğunu bulmaya sevk ederken, bir yandan da savaş yıllarının trajedisini düşünmeye zorlar. 384 SAYFA. (ALFA YAYINCILIK)Kitap insan ruhunun en derin noktalarına dokunan öykülerden oluşuyor
İNCİ Aral’dan UYKUSUZLAR. "Yaşamak bir serüvendir. Yaşamak tükenmektir. Ben birini aradım ve köklerim kuruyor şimdi. Yeniden yeşermeyeceğim." Kitap, hayatın en zor, en kırılgan anlarını cesurca ortaya koyan, insan ruhunun en derin noktalarına dokunan öykülerden oluşuyor. İnci Aral, karakterlerinin yaşadığı kayıpları, hayal kırıklıklarını ve arayışlarını yalın ama etkileyici bir dille anlatıyor. Bu kitap, hayatın akışı içinde sıkışmış bireylerin yalnızlık, umutsuzluk ve direnme mücadelelerini gözler önüne seriyor. Her öykü, günlük hayatın sıradanlığında saklı kalmış ama derin anlamlar taşıyan insan deneyimlerini somutlaştırıyor. Okuyucu, farklı hayatlara, farklı sınavlara tanık olurken kendi varoluşunu sorgulama fırsatı buluyor. Kitap, insanın iç dünyasındaki çatışmalar ile dış dünyanın gerçeklerini bir araya getirerek, yaşamın kırılganlığını ve dayanma gücünü güçlü bir şekilde yansıtıyor. Unutmak zorunda olduğumuz birçok şey geçti başımızdan. Unutmak insanın en önemli yeteneklerinden biri, diye düşünüyorum bazen. Ama unutmamamız gerekenleri de yaşadık. 176 SAYFA.(EVEREST YAYINLARI)Rosa, Benoni'nin teklifini kabul eder görünür ama…
KNUT Hamsun’dan BENONİ İLE ROSA. Behçet Necatigil, romanını 1960'ta, Rosa'yı 1968'de çevirmiş, birbirinin devamı olan bu iki romanı "Benoni ile Rosa" adıyla radyoya uyarlamıştı. Arşivinde daktilo edilmiş sayfalar halinde bulunan ve 1979'da İstanbul Radyosu "Arkası Yarın" kuşağında 12 bölüm olarak yayımlanan oyun ilk kez kitaplaşıyor. Benoni, Norveç'in küçük kıyı kasabalarından birinde genç bir balıkçıdır, posta sürücülüğü de yapmıştır. Komşu köyün rahibinin kızı Rosa ile evlenmek ister. Uzun süredir nişanlısı bulunan hukuk öğrencisi Nikolay Arentsen'den ümidini kesmiş olduğu için Rosa, Benoni'nin teklifini kabul eder görünür, fakat bir süre beklemesini söyler. Yönetmeni Engin Uludağ, efektörü Erhan Mesutoğlu olan oyunu seslendiren sanatçılar; Muazzez Küçük, Jeyan Mahfi Tözüm, Kâmuran Usluer, Bilge Zobu, Sait Ergenç, Nüvit Özdoğru, Sezai Altekin, Nedret Denizhan, Zihni Göktay, Mümtaz Ener, Müşfik Kenter ve Kadriye Kenter'di. 128 SAYFA. (YAPI KREDİ YAYINLARI)Sektörde fark yaratmak ve kalıcı başarıyı yakalamak isteyen herkes için
DERYA Demirli’den KONUT SATIŞININ ANATOMİSİ- Alıcı Psikolojisinden Stratejik Yönetim Modeline. Metrekareler, fiyat listeleri ve teknik detaylar... Konut satışında bunlar sadece buzdağının görünen kısmı. Yazar kitabında sizi bu buzdağının altına; alıcının zihnindeki derin beklentilere ve kalbindeki güven arayışına davet ediyor. Demirli, uzun yıllara ve kapsamlı projelere dayanan saha tecrübesini akademik bir disiplinle harmanlayarak satışın bir "sprint" değil, "maraton" olduğunu kanıtlıyor. "Nasıl satılır?" sorusuyla birlikte "İnsan neden satın alır?" sorusuna da odaklanıyor. İnsanı okumanın, empati kurmanın ve duvarlardan ziyade o duvarların içinde geçecek hikâyeyi anlatmanın inceliklerini keşfedeceğiniz bu satırlarda, bir satış yöneticisinin nasıl bir "orkestra şefi" gibi ekibini ve müşterinin duygusal ritmini yönetmesi gerektiğini sahadaki gerçek örneklerle inceleme fırsatı yakalayacaksınız. Kitap, sektörde fark yaratmak ve kalıcı başarıyı yakalamak isteyen herkes için temel başvuru kaynağı! 160 SAYFA. (CERES YAYINLARI)Aile bağlarının ve insanın kendinden kaçma arzusunun hikâyesi
BAŞAR Başarır’dan BENİ BİR TEMİZ DÖVERLER. Gençlikten yaşlılığa ömür saklamalıymış, bilemedim, dedi kadın. Kütük eskidi şimdi. Ecel yastığına koydum başımı. Halime bak nispet al evladım. Hayat dediğin bu panayır çok sürmez geçer. Üniversiteden ihraç edilmiş, hayata küsmüş bir tarihçi olan Feridun, evliliğinin ağırlığı altında ezilen Elvan, boşanmanın eşiğindeki Nesrin, aç ve açıkgözlü bacanak Ayhan ve ölümle inatlaşan Hayret Hanım... İstanbul'un yokuşları, sahafları, mezarlıkları ve unutulmuş hikâyeleri arasında dolaşan bu tuhaf aile, geçmişle bugün arasındaki ince çizgide yürürken sürekli kendi yaralarıyla yüzleşmek zorunda kalır. Feridun'un Hayret Hanım'dan işittiği, Rumeli Hisarı'nda geçmişe açılan gizemli bir kapıyı arama serüveniyle başlayan roman, çok geçmeden evliliğe, hayata, tarihe dair sıra dışı bir yolculuğa dönüşür. Feridun bu yolda çok şey kaybedecek ama bir kız evlat kazanacaktır. Yazar kitabında zaman yolculuğunu; pişmanlıkların, kaçırılmış fırsatların, aile bağlarının ve insanın kendinden kaçma arzusunun hikâyesi olarak anlatıyor. Mizahla hüznü, fantastikle gündelik hayatı ustalıkla bir araya getirirken okuru İstanbul'un ve Roma'nın el değmemiş katmanlarında gezdiriyor. Nâzım Hikmet, Suavi Sonar, Sadun Boro ve daha nice tanıdık simayı karşımıza çıkaran bu roman, çok şey öğrenirken aynı zamanda çok eğleneceğiniz bir Türkçe şenliği! Bazen insanın geçmişe dönmek istemesinin sebebi, kendi kişisel tarihini temize çekmektir. 336 SAYFA. (CAN YAYINLARI)Neden seviyor, bağlanıyor ve kaybetmekten bu kadar korkuyorum?
İKBAL Bayrak’tan KÜÇÜK SUFİ. İnsan bir ömür kendini arıyor; ne tuhaf ki en çok da kendisi sandığı şeyin içinde kayboluyor. Büyüdükçe öğreniyor insan. Okuyor, biliyor, tecrübe biriktiriyor. Dünyaya dair cevapları çoğaldıkça, kendine sorması gereken o kadim soruları unutuyor: Kimim ben? Nereden geldim; nereye gidiyorum? Neden seviyor, bağlanıyor ve kaybetmekten bu kadar korkuyorum? Bunca şeye sahipken niçin hâlâ eksiğim? İçimde durmadan konuşan bu ses gerçekten benim mi? Ve kalbimde hiçbir şeyin dolduramadığı o yer... aslında kimin? Küçük Sufi... Modern dünyanın gürültüsünden kalbin sessizliğine, nefsin dar koridorlarından hakikatin enginliğine uzanan şiirsel bir anlatı. Bazı yolculuklar insanı uzaklara götürmez. Perdeleri kaldırır. 112 SAYFA. (KAPI YAYINLARI)