Yandık, yanıyoruz, yanacağız… Ya da!
Küresel sıcaklıklar artıyor çünkü iklim krizi ile mücadele etmek için on yıllardır önerilen çözümleri hiçe sayıyoruz; enerji ve elektrik üretiminde fosil yakıtlarda ısrar ediyor, atmosferdeki karbonu yutacak doğal ekosistemleri onarmamız gerekirken orman yangınlarını önleyecek, enerji verimliliğini artıracak önlemleri bir türlü almıyoruz.
Öte yandan bireysel, toplumsal ve sistemsel değişiklikler için bugün harekete geçmezsek karasal ve su ekosistemlerimizi kaybedeceğiz.
Orman Genel Müdürlüğü’nün kayıtları her 10 yangından 9’unun doğrudan ya da dolaylı insan kaynaklı olduğunu gösteriyor.
Malumun ilamı
Yazın kuru, sıcak ve rüzgârlı günlerinde ihmal ve dikkatsizlik nedeniyle çıkan en küçük bir kıvılcım büyük bir yangına dönüşebiliyor. Hasat sonrası tarlada yakılan anızlar, piknik ve kamp alanlarında dikkatsizce yakılan mangal, semaver ve kamp ateşleri, sönmemiş sigara izmaritleri, mercek etkisi yapan cam şişeler; bakımsız, kopuk elektrik telleri, orman içi ve kenarlarındaki çöp alanlarında biriken metan gazının patlaması, çöplerin kontrolsüz şekilde yakılması, orman içi yollardan geçen araçların egzozlarından çıkan kıvılcımlar… Pişmanlığın fayda etmediği her türlü ihmal ya da dikkatsizlik bir yangın nedeni olabilir. Tarım alanı açmak için kasıtlı çıkarılan yangınlarsa cabası.
İnsan türü olarak kurduğumuz şehirler, sürdürmekte ısrar ettiğimiz yaşam biçimleri ile yangını başlatmakla kalmıyor; yangınların daha hızlı yayılmasına, daha geniş alanları yakmasına ve kontrol edilemez hale gelmesine de zemin hazırlıyoruz.
İnsan faaliyetlerinden kaynaklanan sera gazı emisyonları küresel sıcaklıkları artırırken, kuraklık sürelerini uzatıyor ve toprağın/bitkilerin nemini kurutuyor. Bu durum, en küçük bir kıvılcımın bile devasa bir yangına dönüşmesini kolaylaştırıyor. Öte yandan kırsal nüfusun azalmasıyla orman içi otlatma ve odun toplama faaliyetleri yok denecek kadar azaldı; orman tabanında biriken kuru dal, yaprak ve çalı gibi "yanıcı yük" orman zemininde başlayan yangınların tepeye çıkmasına neden oluyor ki, tepe yangınlarını söndürmek her zaman daha zor.
Yerleşim alanlarının, yazlık, otel ve turistik işletmelerin orman içlerine doğru ilerlemesi de ormanla insanın temasını dolayısıyla ihmal ve dikkatsizlik sonucu neden olduğumuz yangın tehlikesini artırıyor. Yanan ormanların restorasyonu sırasında yapılan yanlış uygulamalar da yeni yangınlar için bir sebep teşkil ediyor. Tek tip ve çam gibi daha yanıcı türde ağaçlardan kurulan genç ormanlar yangına karşı yaşlı ve karışık ormanlardan daha dirençsiz.
Koruma, önleme ve müdahale
Türkiye yüzölçümünün yaklaşık %30’u orman. Bu ormanların yönetimi ve korunması; yangın sırasında müdahale ve yangın sonrası restorasyonda görev alan ekiplerin hem sayıca hem de eğitim, denetim ve donanım açısından olası yangınlarla baş edecek kapasitede olmasıyla mümkün.
Yirmi yıldır orman yangınlarını belgeleyen orman mühendisi ve fotoğrafçı Aykut İnce, Orman Mühendisleri Odası tarafından yayımlanan Ormandaki Ateş adlı kitabında farklı uzmanlık alanlarında çalışan sekiz bilim insanının tespit ve çözümleriyle birlikte Türkiye’deki beş eski yangın sahasının uzun yıllara yayılan dönüşümünü anlatıyor:
“Mesleğim gereği uzun yıllardır yangınların nasıl çıktığını, nasıl yayıldığını, insanların bu konudaki sorumluluğunu, toprağın yapısındaki değişimleri, yeniden ormanlaşma süreçleri konusunda bilgi kirliliği olduğunu ve bu konularda yoğun tartışmaların yapıldığını gözlemledim. Tüm bunlar önemli sorular fakat belki de önceliğimiz, ‘yangınların çıkmasını nasıl önleyebiliriz ve insanların yangından zarar görmeyecekleri bir hayat sistemini nasıl yerleştirebiliriz’ sorusu olmalıdır.”
Ormandaki Ateş kitabında, orman yangınlarını önlemek için yapılabilecekler konusunda rehber olabilecek öneriler yer alıyor.
Çok boyutlu strateji ve fiziksel önlemler
Orman yangınlarının yaklaşık yüzde 90'ının insan kaynaklı olduğu gerçeği göz önüne alındığında, hem teknik müdahale hem de toplumsal bilinçlenmeyi kapsayan çok boyutlu bir strateji ile hareket etmek gerekiyor.
Özellikle kurutucu rüzgârlara açık bölgelerde, rüzgârın ve alevlerin yayılma hızını düşürmek için piramidal servi gibi yavaş yanan türlerden oluşan rüzgâr perdeleri oluşturmak rüzgâr hızını yüzde 50-60 oranında azaltarak yangın şiddetini düşürebilir.
Orman tabanında biriken kuru ibre, dal ve yaprak gibi ince yanıcı maddeleri belirli yöntemlerle ortamdan uzaklaştırmak ya da miktarını azaltmak da alınması gereken önlemlerden biri. Denetimli yakma (kontrollü yangınlar) tekniği ile yanıcı madde yükü, yüzde 76 oranında azaltılarak şiddetli yangın riski düşürülebilir.
Elektrik direklerinin altındaki otları temizlemek, trafoların çevresine mıcır dökmek veya beton atmak, kıvılcımların yangına dönüşmesini engelleyebilir.
Ağaçların alt dallarının budanması ve orman içinde aralama yapılması, yüzey yangınlarının tepeye sıçramasını (tepe yangınına dönüşmesini) zorlaştırır ve ekosistemin direncini artırır.
Yönetimsel ve stratejik önlemler
Sadece yangın çıktığında "saldırgan söndürme" stratejisi yerine, yangın çıkmadan önce yanıcı madde yönetimi ve halkın katılımını içeren ekolojik tabanlı "yangın yönetimi" stratejisine bir an önce geçmekte yarar var.
Orman yangınlarının yayılmasını durdurmak, alevlerin yönünü değiştirmek ve itfaiye araçlarının yangın bölgesine hızlıca ulaşmasını sağlayacak yangın emniyet yolları açmak önlem ve müdahalede oldukça etkili bir yol. Bu yolların genişliği araç geçişine uygun olmalı ve kenarları kuru yaprak ve dal gibi yanıcı maddelerden arındırılmalı. Bu şeritler boyunca yöreye özgü meşe, sandal veya harnup gibi geniş yapraklı türler dikilerek dirençli bölgeler oluşturmak mümkün.
Yangın riskinin en yüksek olduğu zaman havanın bağıl neminin %10'un altına düştüğü ve rüzgârın şiddetlendiği dönemler. Bu dönemlerde meteorolojik izleme, denetim ve devriyeleri artırmak yangına hızlı müdahale ederek yayılmasını önlemek de çok etkili bir strateji.
İnsanların ormana yaklaştığı alanlarda, yani orman içi veya bitişiğindeki yapıların çevresindeki yanıcı maddelerin temizlenmesiyle bir emniyet şeridi oluşturularak önlem alınabilir.
Binaların çatılarında yanıcı malzeme kullanmaktan kaçınmak, bahçe çitleri kenarındaki kuru otları temizlemek ve odunları açık alanlarda istiflemek de işe yarayacak yöntemler arasında.
Deprem gibi yangın da çocuk veya yetişkin, herkesin eğitim alması gereken konulardan biri. Çiftçilere anız yakmanın zararları, çobanlara ateş kontrolü ve çocuklara ateşle oynamanın tehlikeleri konusunda düzenli ve belli dönemlerde hatırlatıcı eğitimler vermek önleyici olacağı gibi anız yakma, sigara izmariti atma veya piknik ateşi gibi ihmaller için ağır yasal yaptırımlar ve denetimler uygulamak da caydırıcı olacaktır.
Orman köylerinde hayvan otlatma yangın önlemlerinden biri. Özellikle küçükbaş hayvanların ormanlardaki otları ve kısa boylu çalıları yemesi, yanıcı madde miktarının doğal yoldan azaltılması anlamına geliyor. Bu anlamda genç fidanların ve ağaçların zarar göremeyeceği şekilde kontrollü otlatmanın yapılması da yanıcı madde yükünü azaltabilir.
Bu önlemler bütüncül bir şekilde uygulanarak, ormanları yangına karşı daha dirençli hale getirebilir bu sayede olası afetlerin boyutlarını küçültebiliriz.
Kaynak:
Ormandaki Ateş, Aykut İnce, Orman Mühendisleri Odası, İstanbul, 2024.
Kitaba katkıda bulunanlar; Prof. Dr. Ertuğrul Bilgili, Prof. Dr. Alper Hüseyin Çolak, Prof. Dr. Ömer Küçük, Prof. Dr. Tuncay Neyişçi, Prof. Dr. Bülent Sağlam, Doç. Dr. Süleyman Çoban, Dr. Yasin İlemin, Mustafa Kılıç.






