SELVÝGÜL KANDOÐMUÞ ÞAHÝN ÝLE KÝTAPLARI ÜZERÝ
Söyleþi: Mehmet ZAHÝT
Son yýllarda yayýnladýðý öykülerle dikkatleri çeken Selvigül Kandoðmuþ Þahin ile
öyküleri, öykücülük ve edebiyat konularýnda söyleþtik.
Selvigül Kandoðmuþ Þahin, 1971 Tokat Reþadiye doðumlu. Anadolu Üniversitesi Ýktisat Fak. Mezunu. Yazmaya lise yýllarýnda baþladý. Yörünge dergisinde kýsa bir süre muhabirlik yaptý. Yine ayný derginin bünyesinde çýkan Sena dergisinin genel yayýn kurulunda yer aldý. Yazýlarý ve öyküleri Kafdaðý, Kitap Dergisi, Yedi Ýklim, Hece Öykü, Kurani Hayat, Umran, Özgün Ýrade, Vuslat, Eðitim Yazýlarý gibi dergilerde ve Edebistan, Kadýnnews, Haber Duruþ, Dünya Bizim, Medya Sofa gibi internet sitelerinde yayýnlandý.
Çeþitli sivil toplum kuruluþlarýnda görev aldý. En son Ýkbal Eðitim Kültür Derneðinin Yönetim Kurulu Baþkanlýðýnda bulundu.
Öykü kitaplarý; Gülendamýn Renkleri, Hayýrlý Haber, Eylül Sancýsý, Yusufhan, Söz Buðusu, Hýzýrla Yolculuk ve Savrulan.
Yazar evli ve dört çocuk annesi.
-Eylül Sancýsý, Hýzýrla Yolculuktan sonra yeni bir öykü kitabýyla okuru selamladýnýz, bu süreçten kýsaca bahsedebilir misiniz?
-Eylül Sancýsý, 2001 yýlýnda Yediiklim yayýnlarýnca yayýmlanan Gülendamýn Renkleri ve 2002 de Eylül yayýnlarýnca yayýmlanan Hayýrlý Haber öykü kitaplarýnýn toplu öyküler þeklinde ikinci baskýsý olarak, Bengisu yayýnlarýnca yayýmlandý. Hýzýrla Yolculuk ta, Hac Yolculuðu, Kudüs, Ýran Gezileri ve ayetler ýþýðýnda yaptýðým ruhsal yolculuklarla, önemli þahsiyetlere ait yazýlar bulunmakta. Savrulan öykü kitabýnda ise, son zamanlarda yazdýðým öyküler yer almakta.
-Eylül Sancýsý adlý kitabýnýzda, 17 Aðustos depremi, mali krizden etkilenen aile bireylerinin maddi manevi sýkýntýlarý ve farklý insan manzaralarýný konu ederken, kitap, Eylül Sancýsý adlý öyküyle baþlýyor. Konu itibari ile de 11 Eylül saldýrýlarýyla alakalý. Bu öyküyü yaklaþýk on sene önce yazmýþsýnýz ama ayný olaylar hala gündemde... Sizi, genel olarak edebiyatýn mesafeli durduðu bir alanda yazmaya iten sebepler neler?
- Sizin de belirttiðiniz gibi, zaman geçse de ayný olaylar hala yaþanýyor. Yine birkaç gün önce Amerikada bombalamalar gerçekleþti ve malum Müslüman halka döndü tüm gözler. Guantanamo Hapishanesinde Kurana yapýlan hakaretler sonucu hala açlýk grevi sürmekte. Beni aþacak konularda konuþmaktan ziyade, öyküm odaklý konuþacak olursam; peygamberimiz Müslümanlar bir bedenin azalarý gibidir demekte. Benim öyküm de bu minval üzere yazýlmýþ bir öykü. 11 Eylül olaylarýndan sonra Afganistan halkýna yapýlan zulme kayýtsýz kalmamak adýna dua niyetiyle yazýlmýþ bir öykü. Birçok bahanelerle hala Ortadoðu halklarý bombalanýyor, zulümler, ambargolar devam ediyor. Edebiyatçýlarýn, baþlarýný gömdüðü kumdan çýkartarak ki; bu edebiyatçýlarýn fildiþi kulesidir, hemen yanýmýzda patlayan bombalara, canhýraþ feryatlara, akan kana dönüp bakmasý gerekmektedir. Bu manada Cemal Þakar: Dergiler; yapýlan onca dosya ve özel sayýlarýn hiç olmazsa bir kaçýnýn Müslüman coðrafyadaki yangýna ayrýlabileceðini; bu yangýnýn edebiyatýn diliyle de anlatýlabileceðini göstermelidirler demekte, adeta bir manifesto gibi yazdýðý, Edebiyatýn Sýrça Kulesi adlý kitabýnda. Yediiklim Dergisinin, Hece Dergisinin ve pek çok derginin Kudüsle ilgili sayýsý, Sezai Karakoç, Nuri Pakdil, Rasim Özdenören, Alaaddin Özdenören, Ali Haydar Haksal, Arif Ay, Mehmet Akif Ýnan, Sefer Turan, Þakir Kurtulmuþ, Adem Turan, Mürsel Sönmez ve þu an aklýma gelmeyen pek çok þair ve yazarýn yazý sancýlarýna yansýmýþtýr Kudüsün kuþatýlmýþ mahzun hali. Böyle de olmalýdýr. Çünkü bir yanýmýz yaralýyken, bir bacaðýmýz ya da kolumuz kopmuþ halde iken bizler nasýl bunlara karþý duyarsýz kalabiliriz. Hasan Aycýnýn da, bu konuda evrensel sesleniþler içeren çizgileri var
- Hýzýrla Yolculuk kitabýnýzda mübarek mekânlara geziler, yine kendinize özgü þiire yaslý denemelerle Musa Peygamberi, Ýbrahim Peygamberi anlatýyor, ayetleri kaleminize mihmandar kýlarak okuyucuyu manevi yolculuklara taþýyorsunuz. Yine son dönemde yaptýðýnýz söyleþiler de dikkat çekici. Daha çok öykü yazarý olarak tanýyoruz sizi, bu tür yazýlarý yazmak bir bölünmüþlük oluþturmuyor mu?
-Rabbim nasip etti mübarek yolculuklara çýktýk, kutsal mabetleri ziyaret ettik. Rabbimin kutlu kýldýðý, ibret nazarýyla bakmamýz gereken mekânlarý; Kâbeyi, Mekkeyi, Medineyi, Mescidi Nebevi yi, Rüya þehri ve yaralý aþkýmýz olan Kudüsü, Peygamberimizin mübarek torunlarýnýn, Ehli Beytinin kabirlerinin bulunduðu Meþhedi görmek nasip oldu. Tüm yazdýklarým yürek heybemde âcizane biriktirip getirdiklerim, özlemlerim, umutlarým, dualarýmdýr. Yukarýda zikrettiðim hadisi þerifte belirtildiði üzere, azalarýmýzýn parçasý olan mukaddes mekânlarýn yüreðime yansýmalarýdýr tüm yazdýklarým. Yaptýðýmýz toplu okumalar sonucu bereketlenen yazýlar, ayetlerin mihmandarlýðýnda sizin de belirttiðiniz gibi kalemime gelince, bana da onlarý paylaþmak düþüyor.
Casiye Suresinde belirtilen, diz çökeceðimiz o an gelmeden, üzerimize ne düþüyorsa yapmamýz gerekiyor. Öykünün imkânlarýný kullanarak da bunu yapabiliriz, deneme ve þiirle de. Yeter ki, Þuara Suresindeki gibi aylak aylak vadilerde dolaþanlardan olmayalým. Rabbimizin emirlerine ve yasaklarýna uyanlardan, her yazdýðý siciline an an yazýlýyormuþ duyarlýlýðýyla, sorumluluk bilinci kuþanarak eserler geride býrakanlardan olalým. Yegâne arzum ve duam budur.
- En son Eyül Sancýsý 2002 de okuyucuyla buluþtu neredeyse on yýl aradan sonra üçüncü öykü kitabýnýz Savrulan geldi. Uzun bir ara deðil mi?
- Ýlk iki öykü kitabým bir sene arayla çýktý. Evet, uzun bir aradan sonra çýktý Savrulan. Doðrusu öyküyü önemsiyorum. Zaten türler arasýnda oldukça emek isteyen, ince iþçilik, sezgi, farklý duyarlýlýklarla zamaný da önemseyerek yazýlmasý gereken özel bir yazý alaný. Önümüzde yürüyen izini sürdüðümüz bize yol olan öncü bir kuþak var, kendi kuþaðým var. Oldukça yetenekli genç öykücüler var ayný zamanda. Hepsinin öykülerinde farklý arayýþlar, özgünlükler ve dikkat çeken bir dil iþçiliði görülmekte. Ýsim vermek zor geliyor ama Aykut Ertuðrul, Hasibe Çerko, Fatma Rana Çerçi, Osman Alagöz, Ayþe Baðcývan, Hümeyra Þahin, Handan Acar Yýldýz, Nuhan Nebi Çam, Mukadder Gemici, Ýbrahim Eyibilir, Naime Erkovan, Esra Demirci, Osman Alagöz, Yýlmaz Yýlmaz, Murat Soyak, Meral Afacan Bayrak gibi ustalarýn izinden anlamlý bir yürüyüþün izini süren bir kuþak.
Öykülerimdeki konularý seçerken, hayata þahitlik duraklarýnda soluklanmam benim için önemli. Her olayý öykü yapan yazarlardan olamadým hala. Biryerlerde insanlar ölürken, Halep, Baðdat, Güneydoðu sokaklarý yanarken, ev içi sýkýntýlarý, kadýn duyarlýlýklarýyla sorgulayan iç ses yüklü bunalým öyküleri yazmak istemiyorum. Tabi tam evlerin ortasýna düþen bombalar gibi meydana gelen ruhsal cinayetler de var. Öykünün ýrmaklaþarak bu topraklarda coþkun akýþýnýn öncüsü olan yazarlarý önemsiyorum. Hepsi benim yýldýzlarým gibi kararan satýrlarýmý aydýnlatýp, yazý yürüyüþümde aydýnlýk yollar açýyorlar
-Savrulan öykü kitabýnýz Harf inkýlâbýný konu alan bir öyküyle baþlýyor. Sonrasýnda hayata farklý açýlardan bakarak deðiþik insan hikâyelerinin dramatik, bazen de ironi yüklü hallerini okuyucu önüne seriyorsunuz. Daha çok modern zamanlar ve postmodern zamanlarýn daðýlmýþ, dumura uðramýþ hayatlarýna dokunurken, bunu bir savrulma olarak mý düþünüyorsunuz?
-Gidip de dönmeyenlerin, savrulanlarýn, acýyla yüzleþenlerin öyküleri var Savrulanda. Modern zamanlarda yaþýyor, hesaplaþmalarýmýz, yüzleþmelerimiz, hesapsýzlýklarýmýz ve bencilliklerimizle aslýnda post modern bir daðýlmayý yaþýyoruz. Kendi öykümü deðerlendirmek konumunda olmak istemediðim için bu konuda konuþmayý okurlara býrakalým diye düþünüyorum. Ama belli savrulmalar yaþadýðýmýz her halimizle ortada. Çýkýþ yolu da ortada, bize düþen sadece kendi dimaðlarýmýzda var olan hakikatin aydýnlatýcý sürur ve huzur dokunmuþ hallerine dönmek. Okuyucunun muhayyilesinde de duygusallýðýn ve düþünmenin sarmalýnda kendi iç dünyalarýna doðru yolculuklara çýkma noktasýnda âcizane mihmandarlýk yapýyor ve bir yol açabiliyorsak ne ala
- Öykülerinizde, aile içi iliþkiler, anne, baba, çocuk iliþkisini konu alan öykülerin yanýnda Acýyý Gömdüler, Asker Kýnasý, 28 Þubat siyasi süreciyle alakalý yaþadýðýmýz dönemin nabzýný tutan öyküler de var. Bu tür öyküler gelecek nesillere neler söyler ya da siz neler söylemek istiyorsunuz?
-Ben artýk 28 Þubat anmalarýnýn farklý bir boyut kazanmasý gerektiðini düþünüyorum. Peygamberi bir ahlakla yaklaþmalýyýz tüm yaþanýlanlara. Öç ve kin yüklü hal ile ne kadar daha bu anmalarý gerçekleþtirecek ve neyle savaþacaðýz. Önderimiz, örneðimiz, kendisini memleketinden kovanlara, amcasýnýn mübarek organlarýný parçalayanlara nasýl davranmýþ, Mekke fethinde onlara nasýl muamele etmiþti. Yine o diyor ki Kini olanýn dini olmaz.
Çocuklarýmýza, yeni 28 Þubatlar yaþatmamak için Efendimizin ahlakýyla yaklaþmalýyýz, tüm yaþanýlanlara. Bunu nasýl gerçekleþtiririz bilmiyorum. Ama hiç mi bizim suçumuz yok ülkenin bu hale gelmesinde. Tüm bu durumlar, sosyoloji, tarih, felsefe ve tüm düþünce ekolleriyle beslenen edebiyatý da etkiliyor. Baþbaðlar katliamýný konu alan, Acýyý Gömdüler adlý öykü, yine Asker Kýnasý, bu topraklardaki mayalanmýþ acýlarýn damarlarýndan süzülüp gelen öyküler. Yýllar sonraya bir mektup niyetiyle yazýlan tüm edebi metinlerin kalýcýlýðý tüm tutanaklardan daha ötelere taþýyacaktýr bu çaresiz çýðlýðý. Çünkü sanat bulunduðu çaðdan sonraki zamanlara ait evrensel bir dille dünyasýný kurar. Biz o nedenle hala Tolstoyu, Balzacý, Dostoyevskiyi, Yunus Emreyi, Attarý ve daha nice bilge sanat insanýnýn çaðlar önce yazdýklarýný okuruz. Çünkü zamana ancak hakikat, erdem, mutlak güzellikler noktasýnda yazýlan eserler direnir ve iz býrakýr
Rachel öyküsüyle de, kendi dininden ve ýrkýndan olmayanlar için savaþan ve kendini feda eden bir direniþçiyi anlatýyorsunuz
Yakýn coðrafyamýzda, Muhammed adlý bir delikanlý kendini ateþe vererek bir direniþ baþlattý. Kaos ortamý Ortadoðuda hala devam ediyor. Zor imtihanlardan geçiyor ümmet. Hemen yanýbaþýmýzda Suriye halkýnýn yaþadýklarý satýrlara sýðmayan acýlara yaslý zulüm ve iþkencelerle devam ediyor
Tam da iþte bu ortada kalmýþlýk hali ile aklýselim olarak düþünüp kendi içimize dönüp neler yapmalýyýz diye akletme zamaný. Global köy haline gelen dünyamýzda batýnýn hesaplý, tutarlý, savaþsýz refah haline inat Müslüman coðrafya yýllardýr kan gölü. Bu canýmý yakýyor. Elimden gelse, kalemim yetse daha fazla ak-tarsam ve daha fazla yazsam asýl yazýlmasý gerekenleri. 28 Þubat sürecinde verilen mücadelelerle bu günlere gelindi. Ama gelinen günlerde, milyonluk eþarp markalarýna, milyon dolarlýk akýllý evler, havuzlu, bahçeli villalara açtýk gözlerimizi. Tüm bunlar her þeyi marka ve gösteriþ için yaþamamýz için deðildi tabi. Acý olacak ama, bir zamanlar cemaatlerde sakallarýný sývazlayarak hep önlerine bakan ve hiçbir namahremle konuþmamaya çalýþan aðabeylerimizin genç ve güzel kýzlarla ikinci evlilikler yapmasý için mi idi, ya da onlarýn her daim yanlarýnda olan, onlarý adam gibi giydiren, ütülü gömlekle dolaþtýran, insan içine çýkartan eþlerine yad yad bakmalarý, artýk yanlarýna yakýþtýrmamalarý için miydi? Acý ama gerçek, makam, para, kadýn, þöhret imtihanlarýndan geçememek, nefislerdeki imtihandan geçememek.
Efendimizin buyurduðu üzere asýl büyük savaþta yenik düþmek
Þimdi çocuklarýmýz var karþýmýzda, bizleri þaþkýna çevirmiþ halde onlara nasýl davranacaðýmýzý bilemediðimiz çocuklarýmýz. Hepsi birer Uhud, birer Bedir gibi büyük imtihanlarla yüreklerimizi sorgu duraklarýna taþýyor. Tüketim çaðýna açýlmýþ gözleriyle neye uðradýklarýný þaþýrmýþ halde, ;Ýsmet Özelin; her doðan çocuk saldýrýya uðrar anlamýndaki ifadesine denk düþecek þekilde, tüm modern saldýrýlara karþý savaþmayý bilmeyen çocuklarýmýz. Ve biz bunlarý yaþarken; ABDli bir genç kýz, Filistin halký için kendini tanklarýn altýna atýyor
-Son olarak önümüzdeki günlerdeki çalýþmalarýnýzdan bahsedebilir misiniz, tezgâhta neler var desek bize neler söylersiniz?
-Planlý, programlý yazarlardan deðilim. Olabilmeyi çok isterdim, elimden bu kadarý geliyor. Herþeye hükmeden Rabbim inanýyorum ki; yazdýklarýma ve yazacaklarýma da hükmediyor. Üstadýn büyük ifadesiyle: Kaderin üstünde bir kader vardýr, Ne yapsalar boþ, göklerden gelen bir karar vardýr
Kalemimin duraklarý nerelere çýkar, göklerden gelen ilahi kararlar beni hangi yazý duraklarýna taþýr bilemiyorum. Ama tüm yazdýklarýmýn saliha bir amel olmasý, sicilime ak sayfalar halinde dökülmesi arzumdur.
Öncelikle gezi yazýlarýmý müstakil bir kitap haline getirme, hocalarýmýn tavsiyesine uyarak söyleþileri de önemseyerek kitaplaþtýrmak, siyer ve tefsir okumalarýndan ilham alarak yazdýðým ayetlerle yaptýðým tüm ilahi öðretiye yaslý yolculuklarý tek bir kitap haline getirmek
Tabi öyküler yazmaya devam. Bu arada bir öykücü için zor bir durak ama doksanlý yýllarýn romanýna doðru içsel bir yolculuða çýkmýþ durumdayým.
Rabbim nasip ederse bu yolculukla öykü soluklu bir roman yazmak duamdýr
Özgün Ýrade Dergisi Haziran sayýsý
Gündem
Yayınlanma: 20 Haziran 2013 - 05:44







