
Erdoğan'dan Putin'e Şangay'a katılma teklifi gazetelerde 'Erdoğan'ın Putin'e Şangay şakası' olarak yerini aldı. Ancak dış politika uzmanları bu şakanın altında yatan derin gerçeği irdeliyor.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Kanal 24 televizyonunda ''Sansürsüz Özel'' isimli programda önemli açıklamalarda bulundu.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 18 Temmuz'da gerçekleştirdiği Rusya seyahatine atıfta bulunarak, ''Putin'e 'Zaman zaman bize takılıyorsun. AB'de ne işin var diyorsun. O zaman ben de şimdi size takılayım. Hadi gelin bizi Şangay Beşlisi'ne dahil edin, biz de AB'yi gözden çıkaralım' şeklinde bir latife yaptım'' dedi.
Erdoğan, ''Hükümetinize yönelik devamlı olarak eleştiriler var. Bunlardan bir tanesi, 'AK Parti kurulduğu yıllarda AB hedefine kilitlenmişti ama son dönemde bu hedefi biraz boşlar gibi oldu' eleştirisi. Siz bu değerlendirmelere ne diyorsunuz'' sorusunu, ''Bu mümkün mü? Bunun en güzel örneği ilk defa bizim hükümetimizde salt görevi AB olan bir bakanlık kuruldu ve bu bakanımın tek görevi var, AB üyesi ülkeleri fellik fellik dolaşacak ve bu işin sürekli propagandasını yapacak'' diye yanıtladı.
Erdoğan, şöyle devam etti: ''Türkiye'de de biz bunu çalışırken, özellikle isim vereceğim burada, Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy ve Almanya'dan Merkel bu süreci baltalayan iki lider olmuştur ve bunu acımasız yapmışlardır. Sarkozy ve Merkel gelene kadar ben Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı olarak liderler zirvesine AB'ye katılıyordum ve onlar geldikten sonra, kalktılar bunlar 10 yeni ülke aldılar ve bu ülkelerin alınışı tamamen siyasidir. AB müktesebatına uygun oldukları için değil ama Türkiye'yi bunlar yine kapıda bekletmeye devam etmişlerdir ve Sarkozy ile Merkel geldikten sonra zirveye bizim ve Hırvatistan'ın katılmaması kararı aldılar. Oradaki müzakerelerde dahlimiz olur ya da olmaz, bu endişeyle aldılar.
Müktesebatta olmadığı halde fasılları açma ve kapama söz konusu. Kapamayı kaldırdılar, sadece açmaya müsaade ettiler. Burada da bize hendek atlatıyorlar. Bütün bunlar ortada, konuşuyorsun hiçbir cevapları yok. Bize cevap veremiyorlar, savunamıyorlar kendilerini. Ama kalkıyor, diyor ki 'boşladılar'. Neyi boşlamayacağız kardeşim ya? Şu anda bütün fasılların hepsi bizde hazır, kurumsallaşmamızı biz hep buna göre yapmışız ve şu anda AB üyesi olan ülkelerin müktesebata uygun olmayan birçok yönleri var ki bunların en önemlisi Kıbrıs'tır. Bir defa sen Kıbrıs diye Güney Kıbrıs'ı alamazsın. Çünkü ortada yeşil hat var. Kuzey Kıbrıs'ta Güney Kıbrıs'ın herhangi bir tasarrufu yok ki. Buna karşı sizin de duruşunuz önemli. Biz de bu duruşumuzu sergiliyoruz. Niye? Bu millete yakışan duruş budur da onun için. Biz ezilemeyiz. Ama şu anda AB ile ilgili bakanlığımız çok güzel çalışıyor. Bütün kurumsal yapısını kurmuş vaziyette ve bütün ülkeleri devamlı dolaşıyor ve anlatıyor. Biz de anlatıyoruz ama buna rağmen Türkiye'deki iç muhalefet kalkıp, 'AB'yi dışladık' diyor. Hiçbir şeyi dışlamadık.''
''2023'e Avrupa kalır mı sizce'' sorusu yöneltilen Erdoğan, ''Kalır, kalmaz ama AB'nin hali ortada şu anda'' yanıtını verdi.
''Ekonomik anlamda AB'nin Türkiye'ye katılması söz konusu olabilir mi'' yönündeki soruyu yanıtlayan Başbakan Erdoğan, ''İnşallah, rakamlar biraz daha büyüsün de...'' yanıtını verdi.
Erdoğan, şunları söyledi: ''Geçenlerde Rusya seyahatimde Putin'e şöyle bir latife yaptım. Dedim ki 'Zaman zaman bize takılıyorsun. AB'de ne işin var diyorsun. O zaman ben de şimdi size takılayım. Hadi gelin bizi Şangay Beşlisi'ne dahil edin, biz de AB'yi gözden çıkaralım...
PEKİ UZMANLAR BU KONUDA NE DİYOR?
Nejat ÇOĞAL- Türk Ocakları:
Sovyetler Birliğinin dağılmasının hemen ardından, 1992 yılında Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatının kurulması ve gelişmesinde öncü rol oynayan, ECOya Türk Cumhuriyetlerinin üyeliğini sağlayan, halen AB ile tam üyelik müzakerelerini yürüten Türkiyenin, altı üyesinden 3 tanesi Orta Asya Türk Cumhuriyeti olan, dünya enerji kaynaklarının önemli bir bölümüne sahip Şangay İşbirliği Örgütüne tam üye veya gözlemci üye olup olmayacağı hususu gittikçe artan bir şekilde gündeme gelmektedir. Zira, her yıl yapılan zirve toplantılarıyla dünya gündemini meşgul eden ŞİÖ ye Türkiyenin katılma isteğinin, zaman zaman siyasi otoritelerce de dile getirildiği bilinmektedir. Özellikle ECOyu önemli bir bölgesel örgüt haline getirmek için çaba göstermesi gereken Türkiyenin, bir taraftan da ŞİÖ içinde yer almaya çalışması anlaşılabilir bir tutum olacaktır.
Ayrıca, Kasım 2007de Azerbaycanın başkenti Baküde yapılan 11. Türk Devlet ve Toplulukları Dostluk, Kardeşlik, İşbirliği Kurultayı'nda, Türkiye tarafından gündeme getirilen ve ortak bildiride yer alan Türk Birliği projesinin ilk adımı olarak bir Türkçe Konuşan Devletler Parlamentolararası Konsey oluşturulması kararlaştırılmış, bu kapsamda TBMM Başkanı Köksal Toptan, Kırgızistan, Kazakistan, Özbekistan, Türkmenistan ve Azerbaycan meclis başkanları veya başkanvekilleri ile genel sekreterlerini Türkiyeye davet etmiştir. Bir kısmı ŞİÖ üyesi de olan bu ülkelerle ilişkilerin geliştirilmesi, aynı zamanda Türk dünyasının ekonomik, sosyal ve kültürel bütünleşmesine de katkıda bulunacaktır.
Türkiye çok yönlü stratejik ve politik ilişkiler geliştirmek, jeopolitik konumuna, siyasî, tarihî ve kültürel yapısına uygun özgün politikalar izlemek mecburiyetindedir. Ülkemizde, çevremizde ve dünyada yaşanan gelişmeler Türkiyeyi istese de istemese de başrollere yönelmeye çağırmaktadır.
....
Türkiye, Orta Asya ve Hazar Denizi petrol ve doğalgaz kaynaklarının Dünyaya açılımını sağlayabilecek bir enerji koridoru konumundadır ve Bakü-Tiflis-Ceyhan Boru Hattı ve Mavi Akım gibi, stratejik önemi büyük yeni projelerle bu statüsünü güçlendirmeye devam etmek durumundadır. Elbette, bölgede yer alan her ülke, giderek etkinliğini artıran ve yeni bir güç dengesi haline gelen Şangay İşbirliği Örgütünün, kendilerine sağlayabileceği birtakım faydaları hesap etmek suretiyle bu örgüte tam üye olmuşlar veya üyelik için sıraya girmişlerdir. Örneğin, bir yanda Rusya, Çin ile ilişkilerini normale dönüştürmek ve ABDnin bölgedeki etkinliğini kırmak amacıyla ŞİÖnün kuruluşu ve gelişiminde belirleyici rol oynarken, öbür yanda nükleer silah geliştirmeye çalışan İran, uluslararası izolasyondan kurtulmak için Örgüte üye olmak istemektedir.
NATO üyesi olan ve AB ile tam üyelik müzakerelerini yürüten Türkiye, Batı ile olan bu ilişkilerine halel getirmeden Avrasya seçeneğini çok iyi değerlendirmek durumundadır. Zira, bu bölgede akraba toplulukları, dost ve kardeş Türk Cumhuriyetleri ve İslam ülkeleri bulunmaktadır. 1992 yılından itibaren karşılıklı ticaret hacmimizin hızla arttığı bu ülkelerin doğal kaynaklar bakımından sahip oldukları zenginlikleri dikkate aldığımızda, ekonomik ve siyasal alanda işbirliği potansiyelimizin ne kadar geniş olduğu ortaya çıkmaktadır. Ayrıca, Türkiyenin Kafkaslarda etkinliğinin artırılması ve bölgesel bir güç merkezi haline gelmesi, aynı zamanda 21. yüzyılın lokomotif ülkelerinden birisi olmasının yolunu da açabilecektir.
Diğer taraftan, Şangay işbirliği Örgütünün temel hedefleri arasında terörizmle mücadele gelmektedir ve Örgüt islamî ve etnik ayrılıkçı terör faaliyetleriyle mücadele anlamında önemli adımlar atabilmiştir. Orta Asyada varlığını sürdüren bu tip terör faaliyetleriyle mücadelede yeterli düzeyde bilgi birikimi ve tecrübeye sahip olan Türkiyenin, Örgüte büyük katkıları olabileceği gibi bu alanda ciddi işbirliği imkânları da söz konusu olabilecektir.
Ayrıca, Türkiyenin Rusya ve Çin ile ilişkilerini normal zemine oturtabilmesi için Türkistan coğrafyasındaki akraba topluluklarıyla kültürel bağlarını geliştirmesi büyük önem arz etmektedir. Zira, ortak tarihi ve kültürel bağlara sahip bu toplulukların birbirleriyle yakınlaşması ve müşterek bir payda etrafında toplanması herhalde zor olmayacaktır. Türkiye, toplumlar arasında kurulacak iyi ilişkilerin devletlerarası münasebetlere yapacağı olumlu yansımalardan da yararlanarak, hem Çin ve Rus halklarıyla ilişkilerini geliştirmede ve kendisinin bu halklara tanıtılmasında Türk Cumhuriyetlerini bir köprü olarak kullanabilecek ve hem de bu ülkelerle siyasi ilişkilerini güçlendirebilecektir. Böylece, jeopolitik konumu nedeniyle Türkiyenin, hem Kafkaslarda etkinliğinin artırılması ve hem de Orta Asya ve Hazar Denizi doğal enerji kaynaklarının Batıya ulaştırılmasında yeni insiyatifler alması mümkün hale gelebilecektir. Enerjide önemli ölçüde dışa bağımlı bulunan Ülkemiz açısından Şangay İşbirliği Örgütü, bu stratejik hedefin gerçekleştirilebilmesi için kaçırılmaz bir fırsat olarak karşımızda durmaktadır. Nitekim Türkiyenin doğalgaz ihtiyacının önemli bir kısmını karşılayan İranın, keyfi olarak ve sık sık doğalgaz kesintisine gitmesi gösteriyor ki, Ülkemizin doğal gaz kaynaklarını daha da çeşitlendirmesi ve BTC ye paralel, alternatif bir doğalgaz boru hattı üzerinde mevcut çalışmalarını hızlandırması gerekmektedir. Böylece, ŞİÖ ile iyi ilişkiler kurmuş bir Türkiye için, bu tür projeleri gerçekleştirmek daha kolay olacaktır.
Orta Asyada, Çin ve Rusyanın önderliğinde, terörle mücadeleden ortak enerji yatırım alanlarına kadar çok geniş bir yelpazede işbirliğini geliştiren ve hızla kurumsallaşmasını tamamlayan Şangay İşbirliği Örgütü ile ilişkilerin artırılması Türkiyenin öncelikleri arasında yer almalıdır. Zira, jeopolitik konumu itibariyle Doğu-Batı arasında bir köprü niteliği taşıyan ve yönünü Batıya çevirmiş bulunan Türkiyenin, ABD ve AB ile olan ilişkilerine zarar vermeden ve uygun bir zamanlama ile, geleceğin küresel güç odağı olma potansiyeline sahip böylesi bir Örgüte gözlemci veya tam üye olarak katılması, bölgede etkili bir denge politikası uygulamasına da yardımcı olacaktır. Ayrıca, Şangay İşbirliği Örgütü alanı içinde bulunan Kafkasya bölgesinin jeo-kültürel yapısı, Türkiyenin bu coğrafyada çok kısa sürede etkinlik sağlayabilmesini mümkün kılabilecektir.
4- SONUÇ
Rusya Federasyonu, Çin Halk Cumhuriyeti, Kırgızistan, Kazakistan, Tacikistan ve Özbekistandan oluşan altı üyeli Şangay İşbirliği Örgütü (Shanghai Cooperation Organization) toplam 30 milyon kilometrekareyi aşan genişlikte bir coğrafyaya ve Dünyanın dörtte birini teşkil eden bir nüfusa sahip bulunmaktadır. Gözlemci üye statüsünde bulunan İran, Pakistan, Hindistan ve Moğolistanın da tam üye olmaları halinde, Dünya nüfusunun yaklaşık yarısını oluşturan küresel bir örgüt olması kaçınılmaz görünmektedir.
.....
Şüphesiz ABD, Çin ve Rusyanın artan nüfuzlarına karşı Türkistan Cumhuriyetlerinin bağımsızlıklarını koruyabilmeleri Türkiye açısından son derece önemlidir ve bu nedenle Türkiyenin bölgede dengeleyici bir rol oynaması kaçınılmaz bir gerekliliktir. Zira, Orta Asya Cumhuriyetleri, ŞİÖ içinde, Çin ve Rusyayı birbirine karşı denge unsuru olarak kullanırken, diğer yandan ABDni de Rusya ve Çinin her ikisine karşı denge unsuru olarak kullanmak istemektedirler. Türkiyenin de Doğu-batı arasında benzer bir dengeleme politikası uygulaması gayet tabi ki mümkündür. Özellikle son günlerde, Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy'nin hasmane bir tutumla, Türkiyenin ABne tam üyelik yollarını kapatma yönündeki yoğun ve etkili çabalarını dikkate aldığımızda, Türkiyenin alternatif projelere ne kadar ihtiyacı olduğu ortaya çıkmaktadır.
Netice itibariyle, Orta Asyada, Çin ve Rusyanın önderliğinde, terörle mücadeleden ortak enerji yatırım alanlarına kadar çok geniş bir yelpazede işbirliğini geliştiren ve hızla kurumsallaşmasını tamamlayan Şangay İşbirliği Örgütü ile ilişkilerin artırılması Türkiyenin öncelikleri arasında olmalıdır. Bölge halkları ile derin tarihi, dini ve kültürel bağlarımız bulunması nedeniyle bu ülkeler üzerinde siyasi ve kültürel anlamda etkinlik sağlamamız herhalde zor olmayacaktır. Orta Asya ve Hazar Denizi petrol ve doğalgaz kaynaklarının Dünyaya açılmasında bir enerji koridoru mevkisinde bulunan Ülkemiz, ŞİÖ ile ilişkilerini geliştirmek suretiyle hem bu stratejik konumunu güçlendirecek hem de enerji kaynaklarını çeşitlendirme fırsatını yakalayabilecektir. Ayrıca, jeopolitik konumu itibariyle Doğu-Batı arasında bir köprü niteliği taşıyan Türkiyenin, ABD ve AB ile olan ilişkilerine zarar vermeden ve uygun bir zamanlama ile, geleceğin küresel güç odağı olma potansiyeline sahip böylesi bir Örgüte gözlemci veya tam üye olarak katılması, bölgede etkili bir denge politikası uygulamasına da yardımcı olacaktır.
Kaynakça
* Yüksek Lisans, University of Illinois, A.B.D.
1- ÇOMAK, Hasret, Prof.Dr., Küresel Kutuplaşma Çerçevesinde Şangay İşbirliği Teşkilatının Geleceği ve Bu Durumun Türkiyenin Güvenliğine Etkileri, http://www.harpak.tsk.mil.tr/duyurular/SEMPOZYUM_MART_2006/06_HASRET_COMAK.doc
2- DELİÖMEROĞLU, Yakup, 11 Eylül Öncesi ve Sonrasında Avrasya, Türk Yurdu Dergisi, Ağustos 2005, Sayı:216
3- GÜRGÜR, Nuri, Türkiye-Türk Dünyası ilişkilerinin Anlamı Üzerine, Türk Yurdu Dergisi, Ağustos 2004, Sayı:204
4- KAMALOV, İlyas, Şanghay Ekseni, NATOyu Dengeleyebilir mi?, Stratejik Analiz Dergisi, Sayı:69, Ocak06.
5- KAVUNCU, Orhan, Prof. Dr., Küresel Güçlerin Bölgemizdeki Hakimiyet Mücadelesi, Türk Yurdu Dergisi, Ağustos 2005, Sayı:216
6- OĞAN, Gökçen, Şanghay İşbirliği Örgütünde Gündem Çok Kutupluluk ve Genişleme, Stratejik Analiz Dergisi, Sayı:88
7- SOMUNCUOĞLU, Anar, Yeni Gelişmeler Işığında Orta Asya Güvenliği, Türk Yurdu Dergisi, Ağustos 2005, Sayı:216
http://www.turkyurdu.com.tr/modules.php?name=Dergi&file=article&sid=1196
MAHŞERİN ALTI ATLISI: Şangay Ekonomik İşbirliği Örgütü
Akın Eraslan Balcı Amerika ve Batı Dünyasının kalan kısmına alternatif olabilecek bir yapılanma mümkün mü? Avrupa Birliği ve NATOyu alternatif olabilecek bir birlik yaşar mı? Böyle bir birliğin Dünyaya etkisi nasıl olur? Türkiye alternatif birlikler konusunda nasıl bir strateji izlemelidir?
Haziran 2011de Şangay İşbirliği Örgütü Çinin başkentinde bir zirve toplantısı yaptı. Çin ve Rusyanın öncülük ettiği Asya ülkeleri bloğu olarak da tanımlanabilen örgütün toplantısına, üye ülkelerin dışında İran, Moğolistan, Hindistan, Pakistan ve Afganistan liderleri de katıldı. Afganistana yakın zaman içinde gözlemci statüsü verilmesi planlanıyor.
...
Türkiyenin Nisan 2011de Şangay İşbirliği Örgütüne yaptığı teklif, örgüt tarafından oybirliğiyle kabul edildi. Türkiye gibi Belarus ve Sri Lanka da örgütün diyalog partneri statüsünde bulunuyor. Dışişleri Bakanlığımız Şangay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ, Shanghai Cooperation Organisation SCO) ile yaptığı diyalog ortaklığı hakkında şu açıklamayı yaptı: Tarih ve kültürel bağlarımızın bulunduğu Asya coğrafyası ülkeleri ile yakın ilişkilerimiz çerçevesinde Asyanın barış, huzur ve istikrarı dış politikamız açısından önem arz etmektedir. Bu yaklaşıma uygun olarak Türkiye bölgedeki siyasi, güvenlik, ekonomik ve kültürel işbirliği girişimlerine etkin katkıda bulunmakta; Asyanın artan ağırlığına uygun şekilde bölgesel işbirliği örgütleriyle kurumsal diyalog mekanizmaları geliştirilmesine önem vermektedir. ŞİÖ üyesi ülkelere, başvurumuza vermiş oldukları destek için şükranlarımızı sunuyoruz. Türkiyenin Şangay İşbirliği Örgütüne (ŞİÖ) üyeliği yok. Örgütün Türkiyeyi kabul ettiği statü üyelik değil, diyalog ortaklığı. Ama yine de önemli. Türkiyenin ileride Batı Dünyasına alternatif olabilecek bir yapılanmayla diyalog içinde olması çok önemli. Çünkü küresel satranç tahtasında tarafların hamleleri sertleşti
Türkiyenin ŞİÖne yakınlaşmasının ABD tarafından iyiye yorulmayacağı aşikardır. Rusya ve İranın yanı sıra, Türkiyenin de Orta Asya ilişkilerinde bağımsız hareket etmesini kendisi için tehdit olarak algılayacaktır. İranın Batı yönü Amerika tarafından kapatılmışken, Şangaya yakınlığı kendisini Doğuya ve Güney Asyaya açmış ve stratejik derinlik kazanmasına neden olmuştur. ABD Türkiyeden, ne diyorsa aynen yapılmasını, Irak, İran ve Suriye konusunda da yakın işbirliğini beklemektedir. NATO ve ŞİÖ ve bunların liderleri olan ABD, Rusya ve Çinin bölgeye bakış açıları dolayısıyla Türkiye ve İran arasında ilişkiler devamlı gerilim ve çatışmaların hüküm sürdüğü, ateşi hiç sönmeyen Orta Doğu kazanında yeni gerginlik, çatışma ve hatta harplere dönüşebilir. Bu bağlamda her iki ülke geçmiş tarihi bağları ve tecrübelerinden hareketle temkinli davranmakla birlikte varlıklarını sürdürebilmeleri için savunma harcamaları yapmak ve artırmak durumundadırlar (Akal, Doğruyol, Bilişli, 2011).






