Bizi nasıl bir karbon macerası bekliyor?

Durun bir dakika, o tişörtü, şu ayakkabıyı, terliği, bir yıl daha kullanmakla bir şey kaybetmezsin, Bir kaç kilometre yürüyerek gideceğin yere en fazla 3 dakika geç gidersin. Bunları yaparak geleceğini bir gün daha uzatabilirsin.

29 Ekim 2022 Cumartesi 07:38
Bizi nasıl bir karbon macerası bekliyor?

Bizi nasıl bir karbon macerası bekliyor?

Kadriye Koca

Küresel ısınmadaki 1 derecelik artış dünya genelinde yaşanacak doğal afetleri yüzde 30 oranında arttırıyor. Bunu önlemek için sera gazı emisyonlarının miktarını azaltmak yani karbon canavarını durdurmak gerekiyor.
Peki, dünyanın karbon emisyonları ile ilgili başının belada olduğu bu günlerde ülkemizi nasıl bir karbon macerası bekliyor, yol haritamız ne? Bizi nasıl bir karbon macerası bekliyor?

Dört mevsim hayal oldu şimdi gerçek; K A R B O N L U GÜNLER..

Uzun süre iklim değişikliği olarak adlandırılan sıcaklık artışları nedeniyle küresel ısınma denilen iklim krizi uluslararası literatüre artık ‘global bir kriz yönetim süreci’ olarak girmiş bulunuyor. Yeryüzüne salınan karbon gazlarının atmosferi ısıtması ve bu sürecin doğanın kendini yenilemesine fırsat vermeden büyük miktarda gerçekleşmesi tabiatı kirletiyor, canlıları öldürüyor, hayvanların habitatını elinden alıyor, insanları hasta ediyor, aşırı hava olaylarını sık ve şiddetli hale getiriyor. 

Dünya adı yeni yeni ‘iklim krizi’ olarak konulan bir global krizle karşı karşıya. Üstelik bu krizin sınırları yok, hiçbir ülke yaptığım sadece beni ilgilendirir diyemez, tüm dünya evimiz ve tek başına kurtuluş yok kimseye,  ya hep beraber kurtulacağız ya toplu olarak yok olacağız. Bilim adamlarının verdikleri rakamlar gelecek öngörüleri insanoğlunun sanayi devrimiyle birlikte yapıp etmelerinden dolayı dünyanın topyekûn bir yok oluşa doğru gittiği şeklinde. Bunun ana nedeni ise fosil yakıtlarının atmosferde asılı kalan karbon ile dünya iklimini değiştirip coğrafi yapıyı bozması. 1990’larda dile getirilen iklim değişikliği artık iklim krizi olarak nitelendiriliyor. Fosil yakıtları terk ederek temiz enerji ile üretim yapmak karbon salınımını azaltmak ve çevre kirliliğini önlemek gerekiyor. İklim krizi hayatımıza havada tutulan karbon gazının dünya nasıl etkilediğini öğretti. Sanayi devriminden buyana sürekli artan üretim ve enerji tüketim dünyasının çevreyi kirlettiğini öğretti. Şimdi üretim, tüketim ve yaşam süreçlerini nasıl karbon salınımını arttırmadan sürdürebiliriz? Kısaca sürdürülebilir bir dünya için insanların yaşam tarzı ve üretim girdilerinde hangi süreçleri değiştirecekleri bilim adamlarının uzun zamandır araştırma yaptıkları konuların başında geliyor. Biz de iklim krizi dedikçe ana neden olan kirli enerjiyi ifade eden karbon gazı salınımına dünya genelinde bir bakalım dedik 

İklim krizinin bize armağanı Karbon/karbon ayak izi

Modern insan şehirlerde oturup tüketim odaklı yaşayarak daha fazla kullan at ürün ile hayatını geçiriyor. Her eylemimiz -az veya çok-bir sera gazı üretiminin atmosfere salınmasına neden oluyor. Havada biriken karbon gazı büyük miktarlara ulaşarak kirliliğe neden olur, tabiatın kendini yenilemesine fırsat vermeden hava olayları üzerinde baskıyı arttırır. Karbon ayak izi bir dizi sera gazının toplam hacmini ölçer, karbondioksit eşdeğeri olarak ifade edilir. 

Endüstriyel üretiminin bağlı olduğu enerji kaynağının kirlilik düzeyi bu emisyonların miktarını ve çevreye zararını ortaya koyar. Çevreyi kirleten bir enerji yapısı ile çarkları dönen endüstriyel üretime alışmış insanlar için karbon ayak izi miktarı artarsa çevreyi kirletme oranı yükselir. Atmosferdeki bu emisyonlara enerji kaynaklarının üretiminde Karbon ayak izi denir, karbondioksit emisyonları (CO2) cinsinden ölçülür.

Yeni fosil yakıt projelerine geçit yok

Bilim adamları dünya sıcaklık artışında 1.5 derecenin geçilmesinin eşi benzeri görülmemiş hava olaylarına sellere, kuraklıklara yol açacağını öngörüyorlar. Bu sıcaklık sınırının altında kalmamız için yalnızca 500 milyar ton sera gazını atmosfere verebileceğimizi fazlasının dünyanın ateşini arttıracağını hesaplıyorlar. 

Dünyada ilk defa küresel fosil yakıt veri tabanı oluşturuluyor, karbon emisyonları hesaplanacak, dünyanın karbon gazı ile kirlenmesinin engellenmesi için daha ölçülebilir, kontrol edilebilir enerji politikalarına izin verilecek. İlk önceleri ABD, Rusya, Çin, Hindistan ve Avustralya gibi ülkelerin 100 gigaton karbondioksit emisyon potansiyeli olan yeni projeler geliştiriyorlar. Hükümetler fosil yakıt karbon salınımı eşiğini geçmemeyi taahhüd etmiş olsalar da ekonomik gerekçelerle fosil yakıtlara yatırıma onay veriyorlar. 

Son bir yıldır dünya Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle enerji krizine giren Avrupa ve diğer dünya ülkeleri kömür santralleri, nükleer gibi karbon salan kirli enerjiye dönerken Çin kalkınma yetkilisi karbon hedefine bağlı kaldığını ve taahhüd ettiği zamanda nötr hale geleceğini açıkladı. Hindistan’dan ise tam tersi bir açıklama geldi. Yetkililer, 2030 yılına kadar kömür santrallerini yüzde 25 arttıracağını duyurdu. Hindistan Enerji maliyetlerini dengede tutmak için kömür santrallerini işleteceğini açıklarken aşırı sıcaklıklarla boğuşan ülkedeki iklim krizini dikkate almıyorlar.  
Bilim adamları Çin gibi kalabalık ve geniş bir coğrafyaya yayılan ülkelerin karbon nötr olmasının küresel ısınmayı azaltabileceğini öngörüyorlar. Amerika, Hindistan ve Rusya da Çin gibi karbon nötr olmayı etkileyecek ülkelerin arasında bulunuyor. Bunların yeşil enerji yatırımları dünyayı büyük boyutta etkileyecek. Hatta küresel krizden en çok etkilenecek ancak karbon salınımı sınırlı olan çoğunluğu az gelişmiş ülkeler ısınmaya neden olan zengin ülkelerden iklim kaynaklı hasar vergisi talep etmeye hazırlanıyor. Pakistan’daki sel felaketinden sonra gündeme gelen bu konu Birleşmiş Milletlerde gündeme getirilecek. Çok kirleten ülkelerin farklı bölgelerde olsa da iklim krizinin hasarına ortak olması tartışılacak. Bu da gelişmiş ülkeler için iklim vergisi anlamına geliyor. 

Endüstrileşmiş ülkelerde dönen sanayi çarklarının kirli enerji kullanımından kaynaklanan iklim zararını Afrika ve Orta Doğu ülkelerindeki yoksul halklar aşırı sıcaklıklar, yağışlar, kuraklıklar, seller ve kirli hava ile ödeyecek. 

Karbon nötr olmak hayal değil

Şirketler, ülkeler veya üretim ve tüketim içerisinde bulunan organizasyonlar karbon nötr planlarını dolayısıyla sürdürülebilirlik çalışmalarını kamuoyuna açıklıyorlar, karbon emisyonlarını üretim satış dağıtım ağında farklı iş yapış tarzlarıyla düşürmeye ve yenilenebilir iş akışları oluşturmaya çalışıyorlar. Gün geçmiyor ki bir kurumsal şirket sürdürülebilirlik çalışmaları veya yeşil enerji için yol haritası açıklamasın. Küresel şirketlerden biri Microsoft, 2030’a kadar karbon negatif olacağını ve ürettiği karbon emisyonundan daha fazlasını atmosferden silebileceğini duyurdu. 

Kent ulaşım ve karbon

Şehirleşen dünyada megakentlerdeki ağaçların yüzde 70’i yokolma tehlikesi ile karşı karşıya bulunuyor. Oysa kentlerdeki ağaçlar fiziksel ve zihinsel sağlığı iyileştiriyor, sıcak hava dalgalarını önlüyor, kentleri yaşanılır yerler yapıyor. Karbona karşı kentlerdeki ağaçları korumak ve arttırmak gerekiyor. 

Kentlerin enerji ve ulaşım ağları karbon salınımı üreten devasa sistemler olarak kendini gösteriyor. Dünya nüfusunun çoğunun megakent haline gelen büyük kentlerde yaşaması ulaşım yapısı ve enerji kaynaklarını insanlar için çok önemli hale getiriyor. 
Değişim; şehirlerden başlayacak / kent merkezleri karbon nötr olmalı
Akıllı şehirler deniyor, bu akıl sadece yapay zeka ile olmuyor, karbon nötr olmak havayı kirletmemek temiz enerji kullanmak işin temel kısmını oluşturuyor. Bunun için inovasyon ve yatırıma ihtiyaç var. Toplu taşıma amaçlı araçların elektrifikasyonu yeşil dönüşümün önemli bir parçası. 
Avrupa Hareketlilik Haftasında konuşan yetkililer karbonun şehir kirliliği üzerindeki etkisinin farkında olduklarını belirttiler. Karbon emisyonlarının yaklaşık yüzde 25’i kentsel ulaşım kaynaklı. Ulaşım alışkanlıklarımızı değiştirmeli, karbon nötr yapmalıyız kararı aldılar. 
Ulaşım alışkanlıklarını değiştirme işine Google de el attı. Sistemine düşük karbon emisyonlu yolculuklar için ABD, Japonya, Almanya, İspanya ve İtalya gibi ülkelerde kullanılmak üzere tren bileti arama özelliği ekledi. 
İçinde ülkemizin bulunduğu pek çok ülkede ise Google Haritalar hızlı ve daha fazla yakıt tasarrufu yapılmasına yardımcı olacak rotaları gösterecek. 

Ulaşımı yeşile boyamak

Kent içi ulaşımı pil gücü ile yapılabilir hale getirmek üzerinde Fransız ve Alman demiryolu şirketleri çalışıyor. Fransız üretici Alstom ilk yüzde 100 hidrojenli yolcu treninin tasarlayarak kullanıma sundu. Sürdürülebilir ve akillı mobilite stratejisi dedikleri bir plan dahilinde Avrupa ülkeleri ulaşım kaynaklı sera gazı emisyonlarını 2050’ye kadar yüzde 90 sınıflamayı planlıyorlar. 
Avrupa’da pilli elektrik gücü arabalarda ve kamyonlarda yayılıyor. Ulaşımı sağlayan hibrit trenler geliyor. Bu hibrit tren moduna akülü, elektrikli veya dizel arasında geçiş yapabileceğinden bu ad verilmiş. Bunun için altyapı çalışmalarına da hız veriliyor. Tren çalışırken akü ve dizel elektrik modunda şarj edebiliyor. 

Moda sektörü de yeşillenecek

Giyim sektörü karbon emisyonlarının yüzde 8’ini üretmekten sorumlu olup dünyada her saniye kullanılmayan ve çöpe atılan giysi atıklarının da çevre zararını defetmek gerekiyor. Dünyada kişi başına alınan giysi miktarı arttıkça üretim kadar atık sorunu da ortaya çıkıyor. Geri dönüşüm önemli hale geliyor. Üretimden kaynaklanan karbon salınımlarının geri dönüşüm hesapları yapılarak yeniden düzenlenmesi gerekiyor. Dünya giysi kirliliğini her çeşit çevre kirliliği boyutuyla yeniden düzenlemek ve ürünlerin tekrar kullanımını daha az üretim ve daha az satın alınmasını teşvik etmek gerekiyor. Ancak bu kapitalizmin üret-tüket-sat-kullan-at düsturuna aykırı bulunduğundan insanların davranışlarını etkileyecek kadar etki etmiyor. 
Bu gün değilse bile dünya küresel sıcaklıklar nedeniyle her gün daha fazla ısındıkça bizler de başka bir dünya mümkün demeye hayat tarzımızı değiştirmeye karar vereceğiz gibi görünüyor. 

Bugün kişi başı giysi satın almak, 15 yıl öncesine göre yüzde 60 artmış durumda. Her bir parçanın gardıropta kalma süresi ise 15 yıl öncesine göre yarı yarıya kısaldı. Su kaynaklarının tükendiğini ve çok fazla atık üretildiğini kaydeden Linea Recycle Genel Müdürü Mehmet Boyacılar  tekstil sektörünün kullandığı su, enerji ve ürettiği atıkla dünyayı kirlettiğini ama şimdi bu durumu düzeltmeye çalıştıklarını sürdürülebilir üretimi temin etmek istediklerini açıkladı. 

Okyanuslar da tehlike altında

Buzulların eridiğini buzul dağlarının suya döndüğünü biliyoruz. Üstelik erime hızlanarak devam ediyor. Her yıl bir önceki yıldan daha sıcak olacak bundan kaçış yok. Su kaynakları azaldıkça yaşam alanları zarar gördükçe dünyada insanlar arasında da canlılar arasında da daha çok çatışmalar çıkacak. Filler ve gergedanlar arasındaki çatışma gibi sulak alanlar bir savaş unsuru haline gelecek. 
Küresel ısınma nedeniyle Rocky Dağlarında yaklaşık 300 büyük buz kütlesi hızla eriyor. 30 yıl içinde bütün buz oluşumlarının erimesi kaçınılmaz olarak görülüyor. 

Küresel ısınma hem insanlar hem de hayvanlar için birçok tehlike barındırıyor. Rocky dağlarında koyun ve keçiler arasında dağda son kalan mineralleri yiyebilme savaşı yaşanıyor. Tıpki filler ve gergedanlar gibi dünya nimetleri azaldıkça canlılar arasındaki mücadele de artacak gibi görünüyor. 

Sera gazı atmosferde biriktikçe okyanuslardaki ısınma da artacak. Araştırmalar daha sıcak bir okyanusun daha yoğun fırtınalar, daha ölümcül yağışlar ve tayfun ve kasırgalar getireceği tahmin ediliyor. Yükselen deniz seviyeleri ile fırtına dalgalarının kıyı bölgelerini vuracağı ve buraları yaşanmaz hale getireceği şeklinde. 

Avrupa’nın da başı Karbon’la dertte

Rotterdam Avrupanın en fazla karbon emisyonu üreten limanı. Yıllık 14 milyon ton karbon emisyonu ile Avrupa’nın çevreyi en çok kirleten limanı. Bilimadamları bunun için denizcilik sektöründe temiz yakıtların kullanılması, limanların elektriklendirilmesi ve yeşil enerji kaynaklarına yönelinmesi konusunda tedbir alıyor. 

Sıfır emisyonlu ilk yük gemisi denize açılıyor. Elektrik üretiminde yeşil enerjinin payı tüm dünyada her geçen gün artıyor. Karbon salınımını arttıran kirli yakıtı terkedebilmek için temiz enerji yatırımlarına kaynak ayrılması gerekiyor.  
Rusya ile köprüleri atan Avrupa ülkeleri için Enerji acil durumu ilan eden Avrupa Komisyonu bir eylem planı açıklayarak enerji sisteminden yük atmak için gerekirse kripto para madenciliğini durdurabilecekleri uyarısında bulundu. Kripto para madenciliği aşırı karbon salınımı nedeniyle  iklim krizine yol açtığı biliniyor ve iklim taahhütlerinde bulunan ülkeler kripto dünyasına mesafeli yaklaşıyorlardı. Avrupa Komisyonu enerji darboğazında kriptoların gözden çıkarılmasına hazırlıklı olmak gerektiğini belirterek üye ülkeleri uyardı. 
Küresel karbon emisyonuları 33.8 milyar tona ulaşacak. Daha sıcak daha saldırgan bir dünya ile karşılaşacağız. 
İklim krizi veya iklim değişikliği bizi dört bir yandan vuruyor. Kuraklıklar seller ve diğer aşırı hava olaylarında yaşanan zayiat Avrupa Birliği ülkelerine 10 yılda 145 milyon EURO kaybettirdi. Yapılan bir öngörüye göre iklim ekonomiyi vuracak. 2050’ye kadar dünyanın en büyük şirketlerinin en az bir varlığı iklim krizi yüzünden büyük risk altında bulunacak. Yeşil ekonomik dönüşüm sırasında da ekonominin kabuk değiştireceği ve üretim, tedarik ve alım koşullarının zorlaşacağı konuşuluyor. 

Nükleer ve gazın yeşil enerji olması mümkün mü?

Rusya Ukrayna savaşı dolayısıyla enerji krizine giren ve nükleer ve gazı yeşil enerji sınıfına sokmak isteyen bazı Avrupa ülkelerine tepki yine Avrupa Birliğinden geldi. Avrupa enerji krizini aşmak için kapatmayı taahhüd ettiği nükleer santralleri bir süre daha çalıştırma kararı almıştı. Avusturya Çevre ve Enerji Bakanı Gewessler, Avrupada kimse iklim tedbirleri zora sokamaz, nükleer ve gazı yeşil kabul ederek iklim krizini yok sayamaz, bazı ülkelerin aldığı bu kararı Adalet Divanı’na taşıyarak hukuki karar aldıracaklarını açıkladı. Böylece Avusturya, AB komisyonunun yeni nükleer enerji ve doğal gaz projelerini sürdürülebilir yatırım olarak sınıflandırma planına karşı hukuki süreç başlatmış oldu. 

Avrupa Birliği ülkelerinin içinde böyle farklı sesler çıkıyorsa da Avrupa’nın pek çok ülkesinde güçlü olan yeşil hareketin kirli enerjiye göz yumulmaması için yöneticilere baskı yapacağı tahmin ediliyor. İklim aktivistleri her gün farklı faaliyetlerle seslerini duyurmaya yöneticilerinin kararlarında etkili olmaya çalışıyorlar. 

Bu konuda örnek ülke Almanya. Başbakan Schoz, ülkede faaliyeti sonlandırılmamış son üç nükleer santralin Nisan sonuna kadar çalıştırılması talimatı verdi. Oysa iklim taahhüdünde bu santral yıl sonunda devre dışı bırakılması planlanmıştı. Yani Rusya-Ukrayna savaşı sadece bu ülkeleri değil tüm dünyayı ve iklimi de vurdu, eylem planlarını sekteye uğrattı, taahhüdleri erteletti, Karbon salınımlarının azaltılmasını engelledi, iklim krizine hız verdi. 
Çevreci örgütler AB’nin doğal gaz ve nükleeri yeşil yatırımlar listesine dahil etme kararına karşı yasal itirazlar başlattı. 

Yeşil Hidrojen karbona çare mi?

Enerji krizinin Almanya’yı sarstığı bir dönemde Almanya’nın sanayisini petrol ve gaz gibi iklime zararlı ham maddelere daha az bağımlı kılmaya çalıştığı bir zamanda Türk ve Alman yetkililer yeşil hidrojen ihraç edilmesi için bir ortaklık zemini oluşturdular. Alman ve Türk şirketlerinin, gelecekte, yeşil hidrojen için üretim tesislerinin geliştirilmesi, inşası ve işletilmesi konusunda yakın iş birliği içinde çalışacakları belirtildi.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez ‘Önümüzdeki günlerde hidrojen başta olmak üzere temiz enerji kaynaklarında önemli bir rol üstlenebileceğimizi düşünüyorum açıklaması yapmıştı. 

Karbona alternatif yeşil hidrojen üzerinde çalışmalar sürüyor. Bütün dünyada arge çalışmalarında yeşil hidrojen için araştırmalar uygulamalar sürüyor. 

Küresel ısınmaya neden olan karbon salımını azaltmak için kullanılan karbon yakalama cihazlarından biri ülkemizde geliştirildi. 

Küresel ısınmaya neden olan en önemli sera gazlarının başında gelen karbondioksiti yakalayıp ayrıştıracak karbon yakalama makinesi geliştiren firmanın yetkilileri havayı temizlemek noktasında geliştirdiğimiz karbon yakalama makinesi 5 bin ağacın bir yılda yaptığı işi bir günde yapıyor açıklaması yaptı. 

Yeşil hidrojen yoluyla ağır sanayiyi karbondan arındırmayı genel karbon emisyonunu azaltmayı ve sürdürülebilirliği arttırmayı hedefleyen bilim adamları yeşil hidrojen için Brezilya ve İskandinav ülkelerinde de üretim tesisi kurmayı planlıyorlar. 

Türkiye en çok etkilenecek ülkeler arasında 

Ülkemiz artık dört mevsimin yaşandığı eski iklim şartlarına sahip değil. Dünya kirliliği arttıkça küresel ısınmadan en çok etkilenecek ülkelerin başında geliyor. Türkiye’yi tehdit eden afetlerin başında kuraklık, yangın ve sellerin geldiği aşırı hava olaylarının pek çok bölgeyi etkileyeceği öngörülüyor. Türkiye’de doğal afetler şiddetini arttırcak, daha geniş alanda etkili olacak. Şu üç doğal afet için tedbir almak gerekiyor; Kuraklık, sel ve yangın. yağışlar hızlı akıp giden toprağa faydası olmayan yağışlar olacak. Kurak mevsimden sonra yağış gelmesi bile bizi sevindirmeyecek. Yeraltı sularının azalması toprak ve su kirliliği bizim gıda üretimimizi etkileyecek. Kurak günler demek uzun kurak günlerde gıda güvenliğinin sağlanamaması ve ürünlerin yetişmemesi demek. 

Times of Türkiye'de yayınlanan belgesele konuşan uzmanlar, dünyayı bekleyen gıda krizi tehlikesini değerlendirdi. Uzmanlar, dünya genelinde sıcaklık değerinin yarım derece artması halinde 5 milyar insanın aç kalma ihtimali olduğunu belirttiler. Ülkemiz bu kurak iklimden ve gıda yetersizliğinden ayrı tutulamayacak. 

Uluslararası anlaşmalara göre ülkemiz ulusal katkı beyanında belirtildiği üzere karbon emisyonlarını yüzde 21 oranına kadar azaltmalı. 929 ton ile sınırlı tutması uluslararası konferanslarda belirtilmişti. Ayrıca Türkiye’nin 2023-2030 değişikliği eylem planı ve 2050 iklim değişikliği stratejisi hazırlaması gerekiyor. Tüm dünyada en kirletici ve emisyon yükü fazla olan kömürden vazgeçilmesi gerekiyor. Kömürün tarih olması dünya liderleri tarafından taahhüd edildi. Ancak 2022 Şubat ayında başlayan Rusya Ukrayna savaşı bu taahhüdün yerine getirilmesini öteleyecek gibi görünüyor. Ukrayna’daki savaşın tırmandırdığı enerji krizi nedeniyle büyük ekonomiler fosil yakıtlara yönelmeye başladı. Yani fosil yakıtlardan çıkış sözü kağıt üstünde kalıyor. 

Türkiye’nin karbon macerasında neler var?

Tüm dünyada karbon salınımının 2050’de sıfırlanması için 2030 yılına kadar güçlü bir yol haritası belirlenmesi ve 2030’da da karbon salınımının en az yüzde 50 olarak azaltılması taahhüd edildi. 

Türkiye bu yol haritasında 2030’a kadar karbon salınımını yüzde 35 azaltmak zorunda. Dünya Türkiye’den güçlü bir emisyon azaltıp hedefi ve planlı uygulamalar bekliyor. İklim aktivistleri her ülkeden somut adımlar ve etkili tercihler bekliyor. Bütün dünya bu enerji dönüşüm çalışmasına ayak uydurmaya gerekli finansal yatırımları yapmaya çalışıyor. Yeter ki fosil yakıttan çıkma taahhüdü kağıt üstünde kalmasın. 
Bir zamanlar yeşil ve mavi olan gezegen plastik ve betondan bir AVM’ye dönmüş durumda. Düşük emisyonlu enerji çeşitlerine ve iklim dirençli yaşam biçimlerine ihtiyaç var. 

Türkiye hala kömürden çıkamadı. Türkiye kömür üretiminde dünyada 11.sırada.  Böyle olunca Hava kirliliği OECD ülkelerinde düşerken Türkiye’de artıyor. Küçük partiküllerden kaynaklanan hava kirliliği çöp ithal etmesi, temiz enerji kullanımının sınırlılığı, ulaşım kaynaklı karbon salınımı ülkemizi kirli ülkeler sınıfına sokuyor. 

İç siyaset ve ekonomik sıkıntılar içinde boğulan ülkenin en önemli maddesinin temiz hava, temiz enerji temiz ulaşım olması gerekiyor. Hava kirliliğinden doğal afetlere sellere kuraklığa ve su ve toprağın kirlenmesine kadar iklim krizi insanlığın ama gündemi olmak zorunda. Neyse ki bu konuda gelişmiş ülke bilim adamları dünyayı kurtarmak için alternatif teknolojiler bulmaya çalışıyorlar. 

İnsanlar savaşıyor, dünya kirleniyor

Bilimadamları dünyanın ortalama 10 yılı kaldığını karbon emisyonunu yüzde 50 ve daha aşağısına çekemezsek uğruna savaşacağımız bir dünyanın kalmayacağını her çalışmalarıyla bize anlatmaya çalışıyorlar. Son on yılı ciddi tedbirlerle geçirmezsek dünya uçurumdan aşağı yuvarlanacak, sonrasında alınacak önlemler süreci geri döndürmeye yetmeyecek. Yani köprüden önce son çıkıştayız. 
Dünyanın varoluşunun ilk yıllarında nesli tükenen dinazorlar gibi insan nesli de yeryüzünden silinebilir. BM soyu tükenen dinazorları maskot yaparak insanların dikkatini çekmeye farkındalık oluşturmaya çalışıyor. 

Dünyayı karbondan kurtarmak için yapılacaklar

Acilen temiz enerji üretim kapasitesini arttırmak ve endüstride temiz enerji kullanımını yaygınlaştırmak gerekiyor. Tek güneş paneli 50 ağaç kadar karbon emisyonunu azaltıyor. 

Carbon Tracker ve GEM adlı kuruluşlar küresel fosil yakıt rezervlerini, kullanımını ve salınımını takip eden bir veri tabanı devreye aldılar. Türkiye dahil birçok ülke karbon salınımını acilen azaltmalı. 
ABD’de yapılan yeni bir çalışma, küresel ısınmanın şu anda olduğu şekilde devam etmesi halinde  2035 yılına kadar dünyadaki mercan resiflerinin yarısının kalıcı olarak hasar göreceğini ortaya koydu.

Bilim adamları, 2026 yılına kadar okyanusta doğal bir şekilde süzülürken atmosferden milyarlarca ton karbonu emerek zararsız bir şekilde denizin dibine gönderen dev yosun tarlaları ile de küresel ısınmayı yavaşlatmayı düşünüyorlar. 
Diğer taraftan karbon ayakizi ile sık sık eleştiri oklarının hedefi olan Bitcoin 2024 Aralık ayına kadar net sıfır olmayı hedefleyerek kripto paralara yöneltilen enerji tüketimi eleştirilerinin önüne geçmeyi planlıyor.  

Dünyada başka projeler de var. Bunlardan biri; Karanlık fırtına operasyonu

Beyaz Saray'ın planında da, Güneş ışığını uzaya geri yansıtmak için kükürt dioksiti atmosfere püskürtmeyi içeriyor.
Söz konusu proje ile Güneş ışınlarının gezegenimizi ısıtmasının azaltılması amaçlanıyor.
Kükürt dioksit, güneş ışığını uzaya geri yansıtan parlak bir pus oluşturan, kükürt ve oksijenden oluşuyor ve bu da onu Beyaz Saray'ın iklim değişikliğine karşı mücadelesi için mükemmel bir aday haline getiriyor.
Daily Mail'de yer alan habere göre, ABD'li yetkililer program için yılda yaklaşık 10 milyar dolar harcamayı planlıyorlar.
Bilim insanları projeye yeşil ışık yakmadan önce kükürt dioksitin insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerini mercek altına almış durumda.
Zira söz konusu hamlenin insanların sağlığına zarar verebileceği de sıklıkla dile getirilen tezler arasında.

Hükümetler zararlı projeler geliştirmeye devam ediyor

Bilim insanları, 1,5 derece eşiğinin geçilmesinin dünyada eşi benzeri görülmemiş sıcak hava dalgaları, seller, kuraklıklar ve aşırı hava olaylarına yol açabileceğini öngörüyor. Bundan sonra 400 – 500 milyar ton sera gazı salımı olması halinde bu sıcaklık sınırı aşılacak.
Enerji Ajansı (IEA) da 2021 yılında net sıfır senaryosu için hiçbir yeni fosil yakıt projesinin başlatılmaması gerektiğini aktarmıştı. Ancak hükümetler bu eşiği geçmemeyi taahhüt etmiş olsa da birçoğu yeni fosil yakıt projelerini desteklemeye devam ediyor.

Sonuç yerine;

Ülkemiz uluslararası iklim konferanslarındaki taahhüdlerinde ulusal katkı beyanına göre karbon artışından yüzde 21 oranına kadar azaltılması ve buna uygun politikalar üretilmesi vaadetmiş bulunuyor. Bütün dünya ülkelerinde daha çok bilim adamları ve karar vericiler küresel ısınmanın etkilerini azaltmak ve çevre bilinciyle karar vermek için uğraşıyor. Küresel krizden bütün ülkeler etkilenecek fakat güzel Anadolu’muzun çok etkileneceğini düşünürsek kazancı lüksü ve tüketimi ve başka birçok şeyi çevre için feda etmek gerekiyor. Çevre giderse bunun geri dönüşü yok… 

Son Güncelleme: 29.10.2022 08:33
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.