Gülsuyu'nda devlet yok, örgütler var

Gülsuyu sakinleri, örgütlerin baskısından yakınırken aynı sözleri tekrar ediyor, 12 Eylül döneminde bile böyle baskı görmedik

05 Ekim 2013 Cumartesi 01:10
Gülsuyu'nda devlet yok, örgütler var



DHKP-C ile uyuşturucu çetelerinin çatışmalarıyla gündeme gelen Gül-suyu’nda korku hakim. Çatışmalardan bıkan bölge halkından M.D., hissettiklerini şöyle özetliyor: “12 Eylül darbesini de gördüm ama bunun kadar baskı hissetmedim. Ailem dışarı çıkmaya korkuyor.”

DHKP-C ile uyuşturucu çeteleri arasındaki çatışmalarla gündeme gelen Maltepe’ye bağlı Gülsuyu, 40 yıldır sorunlu bir bölge. Sokaklar, ‘yasak bölge’ ilan edilmiş. Yüzde 90’ı gecekondu ve tapusuz olan evlere ‘cephe’ ismi verilerek DHKP-C ve MLKP’nin propagandaları yapılıyor. Herkes buradaki uyuşturucu ve rant kavgasından haberdar. Sakinler korkudan belli bölgelere giremiyor. M.D., durumu şu sözlerle özetliyor: “12 Eylül darbesini de gördüm ama bu kadar baskı hissetmedim. Üç ay önce taşındım buraya fakat şimdiden yer aramaya başladım. Eşim ve çocuklarım dışarı çıkmaya korkuyor.”

Uzun bir süredir terör örgütleri ile uyuşturucu çetelerinin çekişmesiyle gündeme gelen ve en son Hasan Ferit Gedik’in öldürüldüğü Gülsuyu, adeta kaderine terk edilmiş durumda. Adalar manzarasına sahip olan Gülsuyu’nda yaklaşık 10 bin kişi yaşıyor. Bölge sakinleri ve esnaf, korku ve tedirginlikten dolayı konuşmaktan çekiniyor. Bütün işyerlerinin örgüt kıskacında olduğunu anlatan 30 yıllık esnaf A.D., “Uyuşturucu ve rant kavgası yıllardır bölgenin huzurunu kaçırıyor.” diyor. Gündüz bölgede polis olduğu için rahat bir nefes aldıklarını ancak gece olunca örgüt elemanlarının evleri basıp dükkanlara molotof attığını söyleyen A.D., kimsenin korkusundan şikâyette bulunamadığını belirtiyor. Ardından, “Çünkü burası kaderine terk edilmiş bir alan. Tamamen sol grupların kontrolünde yürüyor işler.” değerlendirmesinde bulunuyor.

Bölge sakinlerinden 56 yaşındaki M.D. ise 3 ay önce Gülsuyu’na taşındığını aktarıyor. “Üç aydır buradayım, korku yaşamadığım gün yok.” diyen M.D., mahalleye geldiklerine pişman olduklarını vurguluyor. Geçen hafta eşiyle gezerken saptıkları bir sokakta karşılarına silahlı grup çıkınca şoke olduğunu ifade ederek, “Ben kendimi değil eşimi, çocuğumu düşünüyorum. Yetişkin kızım var. Olayların olduğu üç gün boyunca evden çıkıp üniversiteye gönderemedik. Darbe döneminde böyle sıkıntı yaşamadık. 12 Eylül darbesini de gördüm ama bunun kadar baskı hissetmedim. Ağzı yüzü maskeli gruplar, ellerinde Kalaşnikof ile sokaklarda nöbet tutuyor.” diye konuşuyor. Durumdan şikâyetçi vatandaş, mahalleden taşınmak için yeni bir ev aradığını söylüyor. Kiraların ucuz olması sebebiyle Gülsuyu’nu tercih eden esnaf da geldiklerine pişman olmuş. Bölgedeki güvenlik zafiyetinin altını çizen bir esnaf, şu örneği veriyor: “Ağustos ayında burada bir taksi durağı gasp edildi. Durakta dizinden vurulan Murat isimli bir vatandaş, ailesini de alıp göç etti. Taksi durağında rant büyük olduğu için onları hedef seçiyorlar. Öncesinde de kahvehaneler tarandı, arabalar kurşunlandı.”

Gülsuyu Mahallesi’nin etrafındaki Esenkent ve Zümrütevler bölgelerinde herhangi bir sorun yaşanmıyor. Kentsel dönüşüm kapsamında imara açılan bölgelerin büyük bir kısmında siteler yükseliyor. Ortada kalan tek mahalle Gülsuyu ise gecekondu yapılaşmasıyla dikkat çekiyor. 1997 ile 2003 arasında kaçak yapılar bölgede tavan yapmış. 30 yıldır Gülsuyu’nda yaşayan H.Ç. isimli bölge sakini, 1995’te evinin tapusunu aldığını anlatıyor. Evlerini terk etmemek için direndiklerine dikkat çekerek, “Buradaki vatandaşlar, evlerini terk etmek istemiyor. O sebepten dolayı uyuşturucu ve rant kavgası her geçen gün yayılıyor. Böylece vatandaşların buradan kaçması isteniyor. Bu, çete ve örgüt savaşından ziyade tamamen rant kavgası.” ifadelerini kullanıyor.

VELİLER, ÇOCUKLARINI OKULA GÖNDEREMİYOR

Bölgede bulunan okullar da terör örgütü mensuplarının baskısından yılmış. Mahallede daha önce Kaşgarlı Mahmut İlköğretim Okulu ile Gülsuyu Ortaöğretim Okulu defalarca basılmış. Okul yönetimleri, “Elimizden bir şey gelmiyor.” diyor. Akşam 18.00’den sonra okulun kapısına kilit vurduklarını söyleyen bir okul müdürü, birçok kez eğitim yuvalarının molotof bombalarıyla yakılmasına şahit olduğunu anlatıyor. Veliler ise tedirginlikten dolayı çocuklarını okula göndermekten çekiniyor. İsmini vermek istemeyen bir veli, “Çocuğumun okumasını istiyorum ama korkudan da gönderemiyorum. Her gün bir şey olur mu endişesiyle yaşıyoruz. Artık mahallede huzura kavuşmak istiyoruz.” şeklinde konuşuyor.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.