Haftanın kitap incelemeleri | Özkan Saçkan yorumladı
3. RİCHARD: Shakespeare'in III. Richard'ı, kötülüğü yalnızca bir karakter özelliği olarak değil, bilinçli, hesapçı ve neredeyse estetik bir tercih olarak sahneye çıkarır.SAKİN GÜÇ: Kitapta özü ile barışık yaşayan, disiplini sevgi ile harmanlayıp hedeflerine yürüyen sakin ama güçlü bir kadının yaşamına dair iz düşümlere tanıklık edeceksiniz.DÖNÜŞÜM: “Gregor Samsa bir sabah huzursuz düşlerden uyandığında kendisini yatağında korkunç bir böceğe dönüşmüş buldu.”ISABELLE: 1911 yılında yayımlanan Isabelle romanında André Gide, merak ve hayranlık duygularının birbirini kamçılayışını özgün üslubuyla anlatıyor.KUZEY KAFKASYA HALKLARI: Bölgeyi yalnızca siyasi tarih ekseninde değil, coğrafi koşulların toplumsal yapıya etkisinden kültürel ve kimlik inşasına kadar uzanan geniş bir perspektifle incelemektedir.FELSEFİ BEYAN: Kitap ölümünden sonra yayımlanmasıyla yazarın felsefe tarihine, onun yöntemlerine ve meşruiyet iddialarına yöneltilmiş güçlü bir meydan okuma.İşte o kitaplar;
Güç arzusunu gizlemez aksine seyirciyi suç ortağına dönüştürerek planlarını bir bir ifşa eder
WİLLİAM Shakespeare’den 3. RİCHARD. Çarpık bedeniyle sahnenin kıyısında duran Richard, dünyayı da kendisi gibi eğip bükmeye kararlıdır. Güç arzusunu gizlemez aksine seyirciyi suç ortağına dönüştürerek planlarını bir bir ifşa eder. Kardeşler, yeğenler, müttefikler... Taht yolunda herkes geçicidir. Shakespeare'in III. Richard'ı, kötülüğü yalnızca bir karakter özelliği olarak değil, bilinçli, hesapçı ve neredeyse estetik bir tercih olarak sahneye çıkarır. Richard, bedensel kusurunu ve toplumsal dışlanmışlığını bir silaha dönüştürür; entrikayı, dili ve korkuyu ustalıkla kullanarak iktidar yolunu cesetlerle döşer. Arka planında kanlı Güller Savaşı'nın bulunduğu III. Richard iktidarın baştan çıkarıcılığını, kötülüğün dili nasıl ele geçirdiğini ve tiranlığın sahnedeki en unutulmaz yüzlerinden birini anlatan bir trajedi ve vicdanın sustuğu, ahlakın araçsallaştığı, gücün kendi meşruiyetini kendisinin yarattığı bir dünyanın anatomisidir. 216 SAYFA. (CAN YAYINLARI)Sessizliğinde sakladığı güçle dünyaya iz bırakan kadının hikâyesi…
ESRA Oksay’dan SAKİN GÜÇ- Lider Kadının İlham Veren Yolculuğu. Sessizliğinde sakladığı güçle dünyaya iz bırakan kadının hikâyesi… Hediye ettiği oyuncak zaferler ile tattırdığı mağlubiyeti unutturan hayatta; kadere dahildir sevinçler, tıpkı hüzünler gibi… Farkında olanlar için acı-tatlı tüm yaşanmışlıklar; özünü keşfetme, kanatlarını açma ve özgürce uçmak adına sunulan fırsatlar zinciridir esasında. Üsküdar’da başlayıp, dünyaya açılan yazarın yaşam hikâyesini konu alan bu kitapta; özü ile barışık yaşayan, disiplini sevgi ile harmanlayıp hedeflerine yürüyen sakin ama güçlü bir kadının yaşamına dair iz düşümlere tanıklık edeceksiniz. Yalnızca başarılı girişimcilikten ibaret sayılmayan yazarın ilham veren yaşamı; kadınlığın, anneliğin, eş, dost, yoldaş ve topluma mal olabilmenin, dahası kalplere dokunabilmenin öyküsü aslında... Başarıya uzanan yolda mis kokulu güller kadar dikenlerinden de söz açan kitap; yenilgilerin zafere dönüşüp, hüzünlerin sevince gebe olabileceğine dair sessiz çığlıkları satır aralarına konuk ediyor. Yazarın hikâyesi aynı zamanda açık çağrı niteliği de taşıyor. Mesaj net: Özünü keşfetme cesaretin olduğunda kendinle tanışırsın! O vakit kendi yolunu çizmekten korkma. Hedeflerin olsun ve o yolda kararlılıkla yürü çünkü ilerledikçe asla yalnız olmadığını fark edeceksin. 88 SAYFA. (DESTEK YAYINLARI)Günlük çalışma hayatının anlamsızlığı
FRANZ Kafka’dan DÖNÜŞÜM. Gregor Samsa’nın bir böceğe dönüşümü, modern dünya edebiyatının en meşhur anlatılarından biri olma özelliğini bugün de koruyor. Son derece absürt ve baştan sona gerçeküstü olay örgüsü, 1915’te yayımlanan novellanın yarattığı olağanüstü etkide önemli bir pay sahibi olmakla birlikte esasen kitabı modern düz yazının köşe taşlarından biri haline getiren, hiç şüphesiz yazarın edebi tasavvurunun radikal doğasıdır. Yazarın en özgün anti-kahramanı olan hikâyenin başkarakteri Gregor Samsa, ailesinin borçlarını ödemek uğruna tükenme noktasına gelmiştir ve grotesk dönüşümü, kendisini kurban ettiği bu zilletin fiziksel bir tezahürüdür aslında: “Gregor Samsa bir sabah huzursuz düşlerden uyandığında kendisini yatağında korkunç bir böceğe dönüşmüş buldu.” Metin, Samsa’nın dönüşümden önceki hali hakkında hiçbir bilgi sunmaz bize; sadece bu çifte haliyle, dev bir böceğin bedenindeki pazarlamacının bilinciyle tanırız onu. Ama bu sabahki uyanış bir mutasyon değil, yalnızca bir farkındalık anıdır belki de. “Uyanmış” ve günlük çalışma hayatının anlamsızlığını, insan sıcaklığından tamamen yoksun olduğunu, duygusal yaşamının sefilliğini, en önemlisi de kendi bedenine ve onun ihtiyaçlarına yabancılaştığını fark edivermiştir Modern insanın farkına varmak bir yana, giderek kanıksadığı bu Dönüşüm hikâyesi, çevirmenin anlatının poetik akışı uyarınca soluk alıp verircesine yoğurduğu işlek dili ve dünyada ilk kez yayımlanan desenleriyle şimdi Türkçede yepyeni bir seyre koyuluyor. 104 SAYFA (EVEREST YAYINLARI) Merak ve hayranlık duygularının birbirini kamçılayışı
ANDRE Gide’den ISABELLE- Modern Klasikler 246. 1890’lı yıllar... Genç akademisyen Gérard Lacase, doktora tezinin araştırması için Normandiya’ya, Floche ve Saint-Auréol ailelerinin kaldığı Quartfourche Şatosu’na gider. Devri geçmiş soyluluğun kasveti, taşranın boğucu havası içinde Lacase, kütüphanede eski bir mektup bulur. Bu unutulmuş belgede, şato ahalisine dâhil olmasına rağmen ortada hiç görünmeyen bir kadından söz edilmektedir. Yokluğu, oğlu Casimir’in şatodaki varlığıyla daha da açıklanamaz hale gelen Isabelle’dir bu. Lacase’ın bir portrede suretini gördüğü, gizemli Isabelle’e sevdalanması uzun sürmeyecektir. 1911 yılında yayımlanan Isabelle romanında André Gide, merak ve hayranlık duygularının birbirini kamçılayışını özgün üslubuyla anlatıyor. 96 SAYFA. (İŞ BANKASI KÜLTÜR YAYINLARI)Uzman araştırmacıların Kuzey Kafkasya halklarını ele aldığı makalelerKUZEY KAFKASYA HALKLARI- Tarih Kültür ve Kimlik. Karadeniz'in kuzeydoğusundaki Taman Yarımadası'ndan Hazar'ın batısındaki Apşeron Yarımadası'na kadar uzanan dağ silsilesi, Kafkas Dağları olarak adlandırılır. Coğrafi ve siyasi bakımdan kuzey ve güney olmak üzere iki ana bölgeye ayrılan Kafkasya'nın güneyinde Azerbaycan, Gürcistan ve Ermenistan; kuzeyinde ise günümüzde Rusya Federasyonu sınırları içinde yer alan yedi özerk cumhuriyet bulunmaktadır. Sarp dağlar, derin vadiler ve geniş düzlüklerle şekillenen bu geniş coğrafya, tarih boyunca çok sayıda etnik grubun ortaya çıkmasına zemin hazırlamış; farklı diller konuşan topluluklar arasında coğrafi şartların da etkisiyle belirgin ayrışmalar ve özgün kültürel yapılar oluşmuştur. Öte yandan sosyal, siyasi ve ekonomik hareketlilik, halklar arasında etnik ve kültürel etkileşimi artırmış, zamanla benzer sosyokültürel yapıların ortaya çıkmasına yol açmıştır. Zengin tarihî birikimi ve çok dilliliğiyle dikkat çeken Kuzey Kafkasya'da Abhazlar, Çerkezler, Lezgiler, Avarlar, Darginler, Laklar, Çeçenler, İnguşlar, Osetler, Kumuklar, Karaçay-Malkarlar, Nogaylar, Kalmuklar, Dağ Yahudileri ve daha pek çok halk bir arada yaşamaktadır. Alanında uzman araştırmacıların Kuzey Kafkasya halklarını ele aldığı makalelerden oluşan elinizdeki bu kitap; bölgeyi yalnızca siyasi tarih ekseninde değil, coğrafi koşulların toplumsal yapıya etkisinden kültürel ve kimlik inşasına, demografik dinamiklerden ekonomik yapılara, dil ve etnisite ilişkilerinden güncel sorunlara kadar uzanan geniş ve disiplinler arası bir perspektifle incelemektedir. 576 SAYFA. (VAKIFBANK KÜLTÜR YAYINLARI)Kurduğu ilişkiyi, meşrulaştırma, çözümleme, eleştiri ve yorum işlevleri üzerinden çözümler
MİCHEL Foucault’tan FELSEFİ BEYAN. Michel Foucault 1926, Poitiers- 1984, Paris. Yayımladığı ilk kitabı Maladie mentale et personnalité'den (1954) başlayarak hayatı boyunca adeta dört ana eksende topladığı "iktidar" konularının tarihini yazdı. Bir başka deyişle, bu konuların o güne dek "yazılmış tarihlerini" parçaladı. Yazar, Kelimeler ve Şeyler'den hemen sonra 1966 yazında kaleme aldığı kitap taslağında, modern felsefeyi tarihsel sınırları belirlenmiş bir "beyan" biçimi olarak ele alır. Descartes'tan Nietzsche'ye uzanan geniş bir hat üzerinde, felsefi söylemin kendi çağdaşlığıyla kurduğu ilişkiyi, meşrulaştırma, çözümleme, eleştiri ve yorum işlevleri üzerinden çözümler. Yazara göre felsefe, derinliklerde saklı yatan bir özü açığa çıkarma işinden ziyade kendi "bugün"ünü teşhis etme edimidir artık. Foucault Nietzsche'nin açtığı kriz sonrası zemini kayan, aşkın hakikat temelleri çözülen, filozofun konumunun değiştiği ve başka beyan (söylem) türleriyle iç içe geçen Felsefe'nin analizine girişir. Yaşanan bu kırılmayı, mutlak bir sondan ziyade yeni bir başlangıç, "şimdiki zamanın arkeolojisi" olarak yorumlar. Kitap, bu anlamda, ölümünden sonra yayımlanmasıyla yazarın felsefe tarihine, onun yöntemlerine ve meşruiyet iddialarına yöneltilmiş güçlü bir meydan okuma. Felsefenin kendi koşullarını, sınırlarını ve imkânlarını yeniden düşünmek isteyen okur için vazgeçilmez bir kaynak. 256 SAYFA. (YAPI KREDİ YAYINLARI)