Tamamen doğal ve kontrol dışı olan bu fonksiyon, insan vücudunun mikroorganizmalara ve tüm yabancı maddelere karşı savunulmasını sağlar. Standart olarak “antijen” maddelerin vücuda girmesiyle, çalışmaya başlayan savunma “bağışık yanıt” ya da “ immün yanıt” kavramıyla betimlenir. İmmün yanıt işlevinin yerine getirilebilmesi için, çok sayıda sistem, organ ve hücre birlikte hareket ederler. İmmün Sistemi Nedir, Hangi Organlardan Oluşur, Bozuklukları Nelerdir? Sorularının cevaplarının, herkes tarafından bilinmesi önemlidir. Bu sayede olağan yaşamımız sırasında karşılaşabileceğimiz tüm olaylara karşı, sağlıklı yaklaşım geliştirebiliriz.
“ Vücutta bağışıklık fonksiyonlarında etken olan organ ve hücreler ise bağışıklık sistemi, yani bilimsel adı ile immün sistem olarak tanımlanır.”
Bağışıklık sisteminin vücuda giren antijen maddelere karşı yerine getirdiği “bağışık yanıt” fonksiyonu genel itibariyle hücresel bir nitelik taşır. Söz konusu immun hücreler, kemik iliğinde kök hücreden farklılaşarak meydana gelir. Kemik iliği kök hücrelerinin immünolojik şekilde etkin hücre haline gelebilmesi için, ilk olarak ‘santral lenfoid’ organlarda meydana gelmesi gerekliliği bulunur.
Bağışıklık Sistemini (İmmün Sistem) Oluşturan Organlar
İmmün sistem birden fazla organdan oluşur. Vücudun en temel işlevlerinden birisi olan bağışıklık sistemi, pek çok hastalığa karşı vücudun direncini korur. İmmün sistemi oluşturan organlar iki ana grupta değerlendirilir. Bu gruplar;
- Santral Lenfoid Organlar (Kemik iliği, Timus Fabricius kesesi ve buna eşdeğer organlar),
- Periferik Lenfoid Organlar (Lenf düğümleri, Dalak ve Mukoza ile ilgili lenfoid dokular),
şeklindedir. Söz konusu bu gruplarda, hem fonksiyonlarına hem de bağışıklık sistemi işlevlerinin aşamalarına göre farklı yapılardan oluşur.
Santral Lenfoid Organlar
Bağışıklık sisteminin ilk aşamasını oluşturan santral lenfoid organlar 3 çeşittir. Buna göre;
- Kemik İliği
Tüm kan hücrelerinin yapıldığı vücudun en önemli organı kemik iliğidir. Ana yani kök hücrelerden farklılaşarak meydana gelen immün hücreler, kan dolaşımına dahil olarak bağışıklık sisteminin diğer parçaları olan organlara ulaşır. Kemik iliği, yassı ve yuvarlak kemikler ile uzun kemiklerin uç bölümlerinde bulunan süngerimsi yapı içerisinde yer alır.
Önemli Not:
Kemik iliği temel vücut ağırlığının 6%’lık bölümünü teşkil eder.
- Timus
Kemik iliğinde kök hücreden farklılaşan lenfosit, öncü hücrelerinin olgun hale gelmesi ile olgun T-lenfosit durumuna geldiği organ timus’tur. Mediasten boşluğunun üst bölümünde, sternum kemiği arkasında bulunur. Timus, insanın doğumu ile gelişime başlar, ergenlik dönemindeyse fiziksel olarak en büyük evresine ulaşır, ileri yaşlardaysa yeniden küçülmeye başlar. Timus, anatomik açıdan iki loblu ve kapsül ile kaplıdır. Söz konusu ‘kapsülün’ içe doğru uzantılarıyla, bölümler daha küçük bölümlere dönüşür.
Her lobül, koteks yani kabuk ve medulla yani orta kısımdaki iliksi bölge olacak şekilde iki bölümden oluşur. Söz konusu korteks hücrenin yoğunluk düzeyi yüksek seviyededir. Bunlar kemik iliğinden kan dolaşımı ile gelen olgunlaşmamış lenfosit kümlerini oluşturur. Bu olgularda çoğalma çok hızlı bir şekilde gerçekleşse de önemli kısmı kısa süre içerisinde ölür. Medulla içerisinde ise lenfositler, daha seyrek olarak bulunur. Lenfositlerin, timus içerisinde olgunlaşmaları dolayısı ile ‘T-lenfosit’ adı verilmektedir. Timusta ayrı olarak ‘epitel hücreler ve makrofajlar’ yer alır.
Önemli Not:
Timus içerisinde lenfositlerin nasıl geliştiğine ilişkin tam bilimsel bir açıklama bulunmuyor. Fakat epitel hücreleri ve makrofajları ile bazı timus hormonlarının T-lenfosit gelişimine etkili olduğu görüşü hakimdir. Timus “bağışık yanıt” işlevinin en önemli noktalarından birisidir. Özellikle hücresel tip immün yanıt açısından etkilidir.
- Fabricius Kesesi ve Buna Eş Değer Organlar
Fabricius kesesi, hayvanlarda bulunur ki insan vücudunda bu organın gerçekleştirmiş olduğu bağışıklık sistemi işlevlerini kemik iliği gerçekleştirir.
Periferik Lenfoid Organlar
Santral lenfoid organlarda farklılaşarak olgunlaşan, immünolojik etkileşimlere uygun duruma gelen T ve B lenfositelerinin yerleştiği organlar, “periferik lenfoid” organlardır. Antijenik uyarım olması durumunda immün yanıt ikincil lenfoid organlarda meydana gelir.
Özet olarak; immün hücreler, santral lenfoid organlarda olgunlaşma yaşarken, periferik organlarda işlevini yerine getirir.
- Lenf Düğümleri
Küçük gruplar şeklinde, vücudun farklı noktalarına yayılmış, 1 ila 25 mm çapa sahip lenf düğümleri, lenfatik damarlar üzerinde yer alır. En önemli görevi ise lenf süzmesi ve gelen antijene karşı immün yanıt gerçekleştirmektir. Oval biçimde bulunan lenf düğümleri, dışından kapsül ile kaplıdır.
Bu kapsülün iç kısımlara giren uzantıları organı loblara ayırır. Dışarıdan gelen lenf sıvısı, lenf düğümlerinin dış kısımlarından ulaşır. Bu aşamada süzülmelerinin ardından hilus bölgesinden, çıkış verir. Lenf düğümlerinin iç bölüm yapıları 3 bölgeye ayrılır. Buna göre korteks (kapsüle yakın noktalar), iliksi bölge (merkezi) ve bu ikisi arasında bulunan nokta olan parakortikal bölgeden oluşur.
- Dalak
Karın bölgesinde sol üst noktada yer alan dalak, 100 ila 200 gram ağırlığa sahiptir. Dalak diğer organlar gibi kapsül ile çevrilidir ve kapsülünde içe doğru uzantıları mevcuttur. Dalak kesiti içerisinde koyu tonlarda kırmızı pulpa adına sahip olan bölümler bulunur. Dalak kesiti içerisinde soluk tonlarda olan bölgeler ise beyaz pulpa olarak isimlendirilir. Beyaz pulpa, dalağa giren atardamarın en son uç bölümleri olan arteria centralis çevresindeki lenfoid dokudan oluşur. T-lenfoid, söz konusu dokunun çevresinde toplanır. Beyaz pulpa içerisinde B-lenfositlerden meydana gelen foliküller de yer alır.
Dalağın Görevleri Nelerdir?
- İmmün sistem organı olması ile antijenlere karşı bağışık yanıt oluşumunu yerine getirir. Fagosifik fonksiyonu sayesinde kandaki yabancı ve zararlı parçacıkları temizler.
- Portal kan akımı ile birlikte damar yapısını dengeler.
- Fetusta kemik iliği fonksiyonu yerine getirerek, kan hücresi üretir.
- Kan hücrelerinin ömrünü doldurması ya da anormal olması durumunda yok edilmesini sağlar.
Bağışıklık Sistemi (İmmün Sistem) Nasıl Çalışır?
Vücudun direncinin korunması, hastalıklara karşı koruma sağlanması için bağışıklık sisteminin işlevini yerine getirmesi iki ana kategori altında değerlendirilir. Buna göre;
- Doğal bağışıklık sistemi,
- Edinsel bağışıklık sistemi,
Şeklinde iki farklı yapıdan oluşur.
Doğal Bağışıklık Sistemi
Vücutta enfeksiyon oluşumuna neden olan mikroorganizmaların, vücuda girişi doğal bir yaşamsal süreçtir. Mikroorganizmaların vücuda girişiyle birlikte hemen tanımlanmasını ve bunlara karşı mücadele etmeye başlayan sistem bağışıklık sistemidir. Bu bağışıklık sistemi;
- Deri,
- Doğal öldürücü hücreler,
- Fagositik hücreler,
- Solunum sistemi,
- Sindirim sistemi,
- Sitokinler,
- Kompleman sistemi,
gibi olgulardan oluşur. İltihap oluşumuna neden olan mikroorganizmayla, karşı karşıya kalınması durumunda immün sistem doğrudan immün yanıt fonksiyonu için devreye girer.
Edinsel Bağışıklık Sistemi
Vücutta zarar teşkil eden bir mikropla karşılaşılmasından sonra ilerleyen süreç içerisinde fonksiyonunu yerine getirir. Etkene spesifik olduğu gibi hafızası bulunmaz. Ayrıca T ve B lenfoit yapı taşlarından bir araya gelir.
Önemli Not:
Doğal ve edinsel immün sistemi farklı şekilde tanımlansa da vücutta “immün yanıt” fonksiyonunu birbirleri ile reaksiyon halinde yerine getirir.
İmmün Sistem Hastalıkları
Bağışıklık sistemini doğrudan etkileyen ve zayıflaması ile meydana gelebilen pek çok rahatsızlık bulunur. Bu hastalıklar arasında özellikle gribal enfeksiyonlar ve soğuk algınlığı gibi hastalıklar yaygın olarak görülür.
Ancak bu hastalıklara göre çok daha ciddi risk taşıyan hastalıklarda bağışıklık sisteminin çöküşüne neden olabilir. Vücudun kendi dokularına karşı “immün yanıt” teşkil etmesine sebep olan hastalıklar otoimmün hastalıklardır. Bazı hallerde immün sistem tarafından vücudun normal bileşenlerinin ya da birden fazlasının kendisinden olmadığı algısı oluşur. Kendi hücrelerine, dokularına ya da organlarına saldıran otoantikorların üretimine neden olur. Otoimmün hastalıklar(bozukluklar) iki ana grupta değerlendirilir. Bunlar;
- Sistemik Otoimmün Hastalıklar,
- Lokal Otoimmün Hastalıklar,
Şeklindedir.
Sistemik Otoimmün Hastalıklar;
- Eklem romatizması (Romatoid artrit, Jüvenli RA),
- Skleroderma,
- Sjögren sendromu,
- Goodpasture sendromu,
- Plymayalgia rheumatica,
- Wegener sendromu,
Şeklindedir.
Lokal Otoimmün Hastalıklar;
- Tip 1 Diyabet:
İmmün sistem tarafından immün yanıt fonksiyonunu yerine belirli bir sebepten dolayı getirememesi halinde kendi yapısında bulunan hücreleri yabancı olarak algılar. Dolayısıyla bunlara saldırır. Bu durumda da otoimmün hastalıklar meydana gelir. Bağışıklık sistemi tahribatının 80% oranında olması halinde oluşur.
- Çölyak:
Bağışıklık sisteminde meydana gelen sorunlardan kaynaklı olarak gelişen bir hastalık türüdür. Bazı vakalarda yıllarca ‘sinsi’ şekilde gizli olarak ilerlediği görülür.
- Lupus:
Bağışıklık sisteminin sorun yaşaması ile ortaya çıkan hastalıklardan birisidir. Bağışıklık sistemiyle birlikte akciğer, böbrek, kalp, deri ve beyin gibi pek çok organda da ciddi problemler ve tahribatlar meydana gelir.
- Addison hastalığı
- Temporal Arterit
- Multipl skleroz
- Primer biliyer siroz,
- Otoimmun Hepatit,
- Sklerozan Kolanjit,
- Chron hastalığı
- Graves hastalığı,
Şeklindedir.
Önemli Not:
Günümüzde piyasada bulunan pek çok ilaç içeriğinde bulunan ‘parasetamol’ maddesinin, hem yararlı hem de zararlı hücrelere aynı anda saldırdığı bilinmelidir. Bu saldırış sırasında bağışıklık sisteminin de zayıfladığının unutulmaması gerekir. Bu yüzden özellikle gribal rahatsızlıklarda sıklıkla kullanımı tercih edilen ‘parasetamol’ içerikli ilaçların kullanımı öncesinde dikkatli olunmalıdır. Doktor önerisi olmadan ağrı kesici ve antibiyotik gibi ilaçların kullanılmamasına özen gösterilmelidir.
Bağışıklık Sistemine İyi Gelen Bitkiler
Günümüzün ileri tıp bilimi sayesinde üretilen, bağışıklık sistemine yönelik çeşitli ilaç bulunuyor. Bununla birlikte bu ilaçların tüketiminin, hastalık halinde olması gerekir. Daha sağlıklı bir şekilde bağışıklık sisteminin güçlendirilebilmesi için bitkisel çözümlerden yararlanılabilir. Buna göre immün sistemi güçlendiren bitkiler;
- Dolmalık Biber: Karotenoidler likopen ve zeaksantin maddeleri ile bağışıklığı kuvvetlendirir.
- Ekinezya: Altın mühür ya da başka bir bitki ile karıştırılarak veya doğrudan tek olarak tüketilmelidir.
- Gingko Biloba: Yapraklarındaki, vücuttaki serbest radikallerin oluşturacağı zararı engelleyen bilobalit ve ginkgolit şeklinde antioksidan maddeler bulunur.
- Ginseng: İçeriğindeki ginsenositler ile bağışıklığı kuvvetlendirir.
- Maydanoz: Apijenin şeklindeki antioksidan madde içerir.
- Sarımsak: Doğal antibiyotik olarak değerlendirilen sarımsak, bağışıklık sisteminin kuvvetlenmesindeki en önemli bitkisel besindir.
- Yeşil Çay: Antioksidan içeriği ile bağışıklığı kuvvetlendirir.
- Zencefil: Yemeklerde tüketilebildiği gibi ayrı olarak demlenerek de tüketilmelidir.
- Zerdeçal: İçeriğinde yer alan ‘kurkumin’ isimli madde ile antioksidan özelliğe sahiptir.
Önemli Not:
Bitkilerin aynı zamanda ilaçlarında etken maddeleri olduğu unutulmamalıdır. Dolayısıyla yukarıda belirtilen bitkilerin kullanımının sürekli olması halinde, doktorlara danışması gereken kişiler bulunur. Bu grupta, Hamile bayanlar, bebek emziren anneler, periyodik ilaç kullanan kişiler, diyabet, tansiyon gibi kronik hastalıkları bulunan kişiler bulunuyor. Bu tür özel durumu olanların, ilaç ve destek tedavileri sağlayan bitkileri kullanmadan önce, mutlaka doktorlarına danışmaları önemlidir.