Kurucu Ortak Ayrılığında Fikri Mülkiyet Hakları Nasıl Korunmalı?
Girişimlerde kurucuların şirketten ayrılması, fikri mülkiyet haklarının sahipliği ve kullanımına ilişkin önemli hukuki soruları da beraberinde getiriyor. Yazılım, marka, tasarım, içerik ve ticari sırlar gibi şirket değerlerinin kime ait olduğunun kuruluş aşamasında açık biçimde belirlenmemesi, ortaklık sona erdiğinde ciddi uyuşmazlıklara yol açabiliyor. KYO Legal Hukuk Bürosu Ortak Avukatı Gamze Müge Kan, şirketlerin fikri mülkiyet varlıklarını erken aşamada tespit ederek sahiplik ve devir süreçlerini yazılı olarak güvence altına almaları gerektiğine dikkat çekiyor.Kurucu ortakların şirketten ayrılması, girişimcilik ekosisteminde sık karşılaşılan süreçlerden biri olurken, bu ayrılığın şirketin fikri mülkiyet varlıklarına etkisi çoğu zaman gözden kaçabiliyor. Bir kurucunun şirketin kuruluşundan önce veya şirket bünyesinde geliştirdiği yazılım, tasarım, marka, içerik ya da başka bir fikri ürünün kime ait olduğu; söz konusu varlığın ne zaman, hangi koşullarda ve hangi hukuki ilişki kapsamında oluşturulduğuna göre değişebiliyor.Bu nedenle bir kurucunun bir fikri mülkiyet varlığının ortaya çıkmasına katkı sağlamış olması, şirketten ayrıldıktan sonra söz konusu varlığı otomatik olarak kullanabileceği anlamına gelmiyor. Öncelikle varlığın hukuki niteliğinin ve mülkiyetinin belirlenmesi gerekiyor.Kurucu Olmak Tek Başına Fikri Mülkiyet Sahipliği Sağlamıyor
KYO Legal Hukuk Bürosu Ortak Avukatı Gamze Müge Kan, kurucu olmanın tek başına fikri mülkiyet sahipliğini belirlemediğini belirterek, “Bir varlığın ortaya çıkmasına katkı sağlamak ile o varlığın hukuken sahibi olmak aynı şey değil. Özellikle şirket kurulmadan önce geliştirilen yazılım, tasarım veya diğer fikri ürünlerde sahipliğin ayrıca değerlendirilmesi gerekiyor. Şirket kurulduktan sonra bu hakların şirkete devredilmesi amaçlanıyorsa, sürecin açık ve yazılı şekilde belgelenmesi ileride yaşanabilecek uyuşmazlıkların önüne geçiyor” dedi.Fikri Mülkiyet Envanteri Erken Aşamada Oluşturulmalı
Kan, bu noktada şirketlerin fikri mülkiyet envanterlerini erken aşamada oluşturmasının önemine dikkat çekerek, “Kurucuların şirket kurulmadan önce geliştirdiği varlıklar ile şirket faaliyetleri sırasında ortaya çıkan fikri ürünlerin ayrı ayrı tespit edilmesi gerekiyor. Özellikle şirket kurulmadan önce ürün, yazılım, tasarım veya marka üzerinde çalışılmışsa, şirketin kurulması bu varlıkların otomatik olarak şirkete devredildiği anlamına gelmiyor. Bu nedenle söz konusu hakların kime ait olduğunun belirlenmesi ve şirkete devredilmesi planlanan hakların Fikri Mülkiyet Devir Sözleşmesi ile açıkça düzenlenmesi gerekiyor. Hissedarlar Sözleşmesi, çalışma ve yüklenici sözleşmeleri de bu varlıkların sahipliğinin netleştirilmesinde önemli bir rol oynuyor” ifadelerini kullandı.Gizli Bilgiler de Kurucu Ayrılığında Gündeme Geliyor
Kurucu ayrılığında değerlendirilmesi gereken bir diğer konu ise fikri mülkiyetten farklı olarak gizli bilgiler ve ticari sırlar oluyor. Müşteri bilgileri, fiyatlandırma modelleri, ürün yol haritaları, teknik süreçler ve kamuya açıklanmamış ticari stratejiler, koşullara bağlı olarak korunabilecek bilgiler arasında yer alıyor. Ayrılan kurucunun şirketten edindiği genel mesleki bilgi ve deneyimini kullanması ile şirkete ait gizli bilgileri veya korunan materyalleri yeni girişiminde kullanması ise aynı kapsamda değerlendirilmiyor.Kurucu aynı zamanda yönetim kurulu üyesi veya şirket yetkilisi olduğunda ise konuya ek yükümlülükler de dahil oluyor. Görev sırasında edinilen şirket bilgilerinin kişisel çıkar sağlamak veya şirkete zarar vermek amacıyla kullanılması hukuki sonuçlar doğurabiliyor. Bunun yanı sıra gizlilik hükümleri, fikri mülkiyet devirleri ve varsa rekabet yasağı gibi sözleşmesel düzenlemelerin de ayrılık sonrasında nasıl uygulanacağının önceden belirlenmesi önem taşıyor.Sahipliği Belirsiz Fikri Mülkiyet Şirket İçin Risk Oluşturuyor
Kan, şirketlerin bu süreci bir “ayrılık” konusu olarak değil, kuruluş aşamasından itibaren ele alınması gereken bir hukuki altyapı konusu olarak değerlendirmesi gerektiğini belirterek, “Bir şirketin en değerli varlıklarından biri olan fikri mülkiyetin sahipliği, yatırım veya şirket satışı gibi süreçlerde de doğrudan önem taşıyor. Bu nedenle sahipliği belgelenmemiş bir yazılım, marka veya teknoloji, ilerleyen aşamalarda durum tespiti süreçlerinde önemli bir risk haline gelebiliyor. Şirketlerin fikri mülkiyet varlıklarını erken dönemde belirlemesi, hak sahipliğini netleştirmesi ve gerekli devirleri usulüne uygun şekilde tamamlaması hem kurucu ilişkilerinin sağlıklı ilerlemesi hem de şirket değerinin korunması açısından kritik” dedi.Kurucu ortak ayrılıklarında ortaya çıkabilecek uyuşmazlıkların önemli bir bölümü, tarafların şirketin fikri mülkiyet varlıkları üzerindeki haklarını başlangıçta netleştirmemiş olmasından kaynaklanabiliyor. Bu nedenle şirketin sahip olduğu veya sahip olması gereken fikri mülkiyetin erken aşamada belirlenmesi, hakların şirkete devredilmesi ve gizli bilgilerin uygun sözleşmelerle korunması, ileride doğabilecek hukuki ve ticari risklerin azaltılmasında önemli bir rol oynuyor.