Meclis'te liseli kız çocuklarını taciz edenler serbest
"TBMM'de stajyer kız öğrencilere cinsel istismar" iddialarına ilişkin davanın duruşmasını izleyen CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Asu Kaya, "Bir çocuk ‘rahatsız ediliyorum’ dediğinde karşısına sadece adalet çıkmalıdır. Ama çocukların karşısına maalesef sadece korkutma, baskı ve sessizlik çıktı" dedi.SANIKLAR GEÇ GETİRİLDİ
Sanıklar duruşmaya belirtilen saatten 1 saat geç getirildi. Duruşmanın başında mağdur vekili Ankara Barosu Çocuk Hakları Merkezi Başkanı Av. Cemile Didem Karaboğa, mağdur çocukların ifadelerinin alacağı için duruşmanın SEGBİS'le kayda alınmasını, mağdur çocukların ifadelerinin dinleme odasında alınmasını ve duruşma hakkında gizlilik kararı verilmesini istedi.Ancak hâkim, Av. Karaboğa'ya söz hakkı verildiğinde talebini söylemesini istedi. TBMM Çocuk Hakları Alt Komisyon üyeleri CHP milletvekilleri Mahmut Tanal ve Sibel Suiçmez katılma talebinde bulundu.TUTUKLU SANIKLAR SUÇLAMALARI REDDETTİ
Katılma taleplerinin ardından, sanıkların ifadesine geçildi. Tutuklu sanık Durmuş Uğurlu; "2 aydır işlemediğim bir suçtan dolayı cezaevindeyim. Beraatimi talep ediyorum" dedi. Tutuklu sanık İbrahim Beşlioğlu, "Ben öyle bir mesaj atmadım, zaten mesaj attığımda da TBMM'de stajyer değildi" ifadelerini kullandı. Tutuklu sanık Recep Seven ise "Hayatım öğrenci yetiştirmekle geçti. 2 aydır neden tutuklu olduğumu bilmiyorum" savunusunda bulundu.
"O DİLEKÇEYİ İŞLEME KOYACAK MISINIZ?"
Recep Seven'in avukatı ise "Hakkında bir delil yokken, medya ve kamuoyu baskısı ile tutuklu bulunuyor. Medya ve kamuoyu bir baskı aracı olarak kullanılamaz. Artık bunun sonlandırılması gerekiyor. Oradaki iddialara bakarsanız Meclis Genel Sekreteri'nin adı, Mahir Ünal'ın adı geçiyor. O dilekçeyi işleme koyacak mısınız? Soruşturma genişletilecek mi?" dedi.'MAĞDURUN RIZASI'NIN OLDUĞUNU İDDİA ETTİ
Tutuklu sanık Halil İlker Güner ise savunmasında "15 yıldır Meclis'te çalışıyorum, hiç böyle bir suçlamayla karşılaşmadım. Yuvam dağılmak üzere, beraatimi talep ediyorum" dedi. Güner'in avukatı da "Medya baskısı ile tutuklandı. D.'nin de rızası vardı" ifadelerini kullandı.TBMM VEKİLİ CEZALANDIRMA İSTEDİ
Bunun üzerine D.'nin babası söz hakkı alarak; "Karşılıklı olduğu söyleniyor. Kızımın rızası olduğu belirtiliyor. Hangi yönden rızası olmuş" dedi. Katılma taleplerine geçilmesi üzerine Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı avukatı tutukluluk hallerinin devamını istedi.TBMM avukatı ise "Sanıklar her ne kadar ihraç edilse de suç tarihinde Meclis personelidir. Meclis bu olaydan yara almıştır. Sanıkların cezalandırılmasını, katılma talebinin kabulünü isteriz" dedi."TBMM LEKE KALDIRMAZ"
Katılma talebinde bulunan CHP'li Tanal: "Dilekçemizin ekinde 2018 yılında benzer olayların olduğunu gösteriyor. O dönem de araştırılması için dilekçe vermiştik. Bu olayın derinlemesine inceleme yapılması lazım. Eğer yapılmazsa, buzdağın görünmeyen kısımlarını açığa çıkartamayız. Kamera kayıtları diyorsunuz; arkadaşlar temizlikçiler benim odamı açabilir, benim odamda kamera yok. Her şey leke kaldırır, TBMM leke kaldırmaz" dedi.CHP'li Sibel Suiçmez ise "Çocuk hakları dediğimiz zaman, konunun herkes tarafından iyi irdelenmesi gerekiyor. Suçtan etkilenme tarafınızca daha geniş incelenmeli, katılma talebimizin kabulünü istiyoruz" ifadelerini kullandı."USULEN YASAYA AYKIRI"
Katılma taleplerinin ardından mağdur taraf vekillerinin taleplerine geçildi. Bu kapsamda taraf vekili Ankara Barosu Çocuk Hakları Başkanı Av. Karaboğa: "Gizlilik ve SEGBİS taleplerimiz duruşmadan önce tarafınıza iletilmesine rağmen, kayda geçirilmemiştir. Bu talebimizin duruşma başlarken değerlendirilmemesi, usulen yasaya aykırıdır. Duruşmanın bundan sonraki kısmının SEGBİS'le kayda alınması, mağdur çocukların ifadelerinin SEGBİS odasında alınması ve 'çocuğun üstün yararı gerekçesiyle' gizlilik kararı verilmesini talep ediyoruz" dedi.
"EN ÇOK DA SANA HAKİM OLMAK İSTİYORUM"
Sanık Güner'in D.'ye attığı "En çok da sana hâkim olmak istiyorum. Hayatımda olacaksan öyle gelemem demeyeceksin. Sen benim küçük sevgilimsin" mesajları okuyarak; "Küçük çocuğun böyle bir diyaloğa rızası vardır demek, hayatın olağan akışına aykırıdır. Güner'in mağdur üzerinde açık bir baskı kurduğu görülmektedir. Böyle bir durumda rızadan bahsetmek olanaksızdır. Bu çocuklara sorulacak soruların mahkemece belirtilmesi, olayın tekrar tekrar bu çocuklara anlatılmaması gerekmektedir" diye savunuda bulundu.MAĞDUR SAVUNMA VERİRKEN KÜFÜR ETMİŞ
Av. Karaboğa'nın savusunun ardından tekrar söz alan D.'nin annesi; "Çocuğum ifade verirken, Durmuş Uğurlu 'Şerefsiz' dedi ve dışarıda bize baka baka, kızımla bana küfür etti" dedi. Bunun üzerine sanık Uğurlu: "Böyle bir şey olmadı, hayır yapmadım" ifadelerini kullandı.MAĞDUR ŞİKAYETİNDEN VAZGEÇTİ
Salonda bulunan tarafların savunmalarının ardından mağdur kız çocukların ifadelerine geçildi. Mağdur kız çocukları salona getirilmeden, dinleme odasından bağlanılarak, uzman bir pedagogun aracılığıyla savunmaları alındı. İfadesi alınan mağdur A., sanık Çetin ve Uğurlu’dan şikayetçi olmadığını, Çocuk İzlem Merkezi’nde verdiği ifadesini kabul etmediğini, davaya katılmak istemediğini açıkladı.Mağdur A.’nın Annesi ise "Böyle bir şey olsa kızım bana anlatırdı. Ben D.'nin iftirası yüzünden buradayım. D. kızımın 1 hafta Ramazan Çetin'in evinde kaldığını söylemiş. Böyle bir şey yok. Şikâyetçi değilim, davaya katılmak istemiyorum" ifadelerini kullandı."YAKINLIK VAR MIYDI İADE EDİLDİ Mİ?"
Bu gelişmenin ardından D.’nin vekili Av. Karaboğa, A.’nın annesine "Kızının çalıştığı yerinden taksi parası alması soru işaretiyken, eğer bir yakınlık yoksa bunun iade edilmesi lazım değil mi? Yakınlık var mıydı, iade edildi mi?" sorusunu yöneltti.A.'nın annesi ise "O gün aile arasında bir tartışma yaşandı. A. o gün amcasına gitti. Ramazan Usta'nın eşi para attı. Ben de zaten o parayı iade ettim. Benim gözetimimde amcasında kaldı. Allah şahit” dedi."BİR DE YATAKTA GÖR DİYE NİYE MESAJ ATIYOR"
Sanık Durmuş Uğurlu da "Hiçbir şekilde Meclis'in böyle aşağılanmasında ben de memnun değilim. Sadece işe yönlendirmemden dolayı tacizci oluyorum. Benim 6 yaşımda kız çocuğum var, benim kızımı sakındığım gibi, diğer kız çocuklarını da sakınırım" savunusunda bulundu. Bunun üzerine de D.'nin annesi; "O zaman 'O erkektir, bir de yatakta gör' diye niye mesaj atılıyor? Biz erken teşhis ettiğimiz için TBMM'ye başvurduk" ifadelerini kullandı."LAKAYT MESAJLARIM OLMUŞTUR"
Sanık Ramazan Çetin de "Staj zamanında bazı ustalarıyla kahve içmeye gidilmiş. Biz gazetelere çıktığımız da hakkımızda; 'Bunlar çocuk kandırmışlar' deniyor. Ben hapisteyim, bu zamana kadar niye adli tıpa götürülmedim. İş görüşmesi adı altında gittim. Kendisiyle yakınlaşmam dahi olmadı. Evet, samimiyetten sonra lakayt mesajlarım olmuştur, ama bunlar bağlamından koparılmıştır. Benim doğum günümü, bazı ustaların doğum gününü kutladılar. Sosyal medyadan fotoğraflar bulup, bunu pastaya koyuyorlardı” dedi."CİNSEL SAİKLE ATILDIĞI AÇIK"
Duruşmada tekrar söz alan D.'nin vekili Av. Karaboğa ise "D. Beyanında da iş bulma umuduyla gittiğini söyledi. Buradaki kişiler erk kişilerdir. 20 yaş küçük bir kızın 'Bugün o zaman buluşamayacağız' mesajına, 'Sana sahip olmak istiyorum', 'Küçük sevgilim' mesajlarının cinsel saiklerle atıldığı açıktır. Müvekkilimin mesaj atması da bunu hak ettiğini göstermez. D.'nin iftira atma saiki olsaydı, herhangi bir delil bulunamayacağı araç mevzusunda kendisini ellediğini, hatta öpmeye çalıştığını çok rahat söyleyebilirdi. İftira diyerek, müvekkilim ifadelerinin güvenirliliğinin zedelenmesini kabul etmiyoruz" diye konuştu."BÖYLE OLUR MU?"
Duruşmada söz alan D.'nin babası ise "Bizim ifadelerimizle Meclis komisyon kurdu. Görevden alınmalar oldu. Bizim dediklerimizle böyle oluyorsa, dışardaki bir kişiye terörist diyeyim. Böyle olur mu? Mağduru oynuyorlar” ifadelerini kullandı.SAVCI TUTUKLULUK İSTEDİ, HAKİM TAHLİYE VERDİ
Savcı mütalaasında; eksik konuların giderilmesi, kuvvetli suç şüphesinin bulunması, adli kontrolün bu aşamada yetersiz kalacağı belirterek, tutuklu sanıkların tutukluluk durumlarının devamını istedi.Savcı mütalaasına karşı ise sanıklar ve avukatları; yeterli bulguların toplandığını, kaçma şüphesinin bulunmadığını; bu açıdan sanıkların tahliyesini, gerekirse adli kontrol kararlarının uygulanarak yargılanmalarına devam edilmesini istedi. Ara kararını açıklayan hâkim ise bulguların toplanmış olması, mağdur A.'nın ifadeleri, sanıkların sabit ikametgâhta oturmaları ve kaçma şüphelerinin bulunmaması gerekçesiyle tutuklu sanıkların yurtdışı yasağı adli kontrol kararıyla ayrı ayrı tahliyelerine karar verdi. Katılma talepleri reddedildi.Dava 15 Mayıs’a ertelendi.ANKARA CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI İTİRAZ ETTİ
Son olarak, TBMM’de staj yapan öğrencilere yönelik taciz iddiasıyla 4’ü tutuklu 5 sanığın yargılandığı davada, Ankara 57'nci Asliye Ceza Mahkemesi’nin tutuklu sanıkların tahliyesine ilişkin kararına, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı itiraz etti.Ankara 57. Asliye Ceza Mahkemesi'nce görülen, TBMM'de cinsel istismar iddialarına ilişkin Meclis lokantasında çalışan 5 sanığın yargılandığı davanın Ankara Adliyesi'ndeki duruşmasını, CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen, CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Asu Kaya ve bazı CHP milletvekilleri, kadın örgütleri temsilcileri de izledi.Adliye önünde açıklama yapan Gökçe Gökçen, "Bugün maalesef bir kez daha, bütün bu davalarda gördüğümüz sistematik bir savunma, hatta bir saldırı yöntemiyle yeniden karşı karşıya kaldık. Ne oldu bugün? Yine çocuğun rızası sorgulandı. 18 yaşının altındaki çocukların rızası olmaz. Bunu her seferinde söylüyoruz, söylemeye devam edeceğiz. Çocuğun rızası diye bir şey söz konusu değildir. Çocukların, kız çocuklarının; taciz dolu mesajlar alan, dokunularak, fiziksel temasla taciz edilen kız çocuklarının herhangi bir rızası söz konusu olamaz" diye konuştu.Bütün bu tür davalarda olduğu gibi bu davada da "Neden ilk anda şikayet etmedi" diyen, sorgulayan, çocuğun ifadesinde açık aramaya çalışan, tekrar tekrar ifade aldırmaya çalışan bir karanlıkla karşı karşıya kaldıklarını söyleyen Gökçen, 4'ü tutuklu yargılanan 5 sanığın tamamının artık serbest bırakıldığını hatırlattı.
"BU KARANLIĞI HEP BİRLİKTE SORGULAMAK ZORUNDAYIZ"
Hakimin kararını açıklarken, "Dosyada deliller toplandı. Başka toplanacak delil yok. Ve kaçma şüphesine dair de herhangi bir bilgi yok" dediğini aktaran Gökçe Gökçen, şöyle konuştu:"Peki, madem Türkiye’de tutukluluk ve tahliyeler bu koşulların oluşup oluşmamasına göre işliyor, o zaman biz ne yaşıyoruz Allah aşkına? Diğer mahkemelerde, siyasi davalarda, bugün Silivri’de görülen davalarda ne yaşıyoruz acaba? Her nasılsa, nasıl bir siyasi tercih, nasıl bir yargısal -sözde yargısal- tercih yapılıyor da nasıl oluyorsa; nerede olduğu belli olan, iftiraya uğrayan siyasetçiler cezaevinde tutulurken, istismarcılar bugün ‘deliller toplandı’ denilerek serbest bırakılıyor. Bu karanlığı sorgulamak zorundayız. Bu durum, bugün Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında, hatta idari bir şekilde araştırmalar yeterince yapılmamışken, faillere cesaret verecek bir biçimde gerçekleşebiliyorsa; yeterli tedbirler alınmıyorsa; hatta sanıklar artık tutuksuz yargılanıp serbestçe gezeceklerse, o zaman bu karanlığı hep birlikte sorgulamak zorundayız."








