Mevsimsel Grip | Küresel Bir Halk Sağlığı Tehdidi
Mevsimsel grip, her yıl dünya genelinde milyonlarca kişiyi etkileyen ciddi bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ediyor. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, grip salgınları yılda 3-5 milyon ağır vaka ve 290.000-650.000 solunum yolu hastalığına bağlı ölümle sonuçlanmaktadır. Vakaların çoğu hafif-orta şiddette seyrederken, özellikle 65 yaş üstü bireyler, kronik kalp-akciğer hastalıkları ve diyabet gibi altta yatan rahatsızlığı olanlar, bağışıklık sistemleri baskılanmış hastalar, küçük çocuklar ve gebeler için influenza; ciddi komplikasyonlar, hastaneye yatış ve ölüm riski taşımaktadır. 2024-2025 sezonu için uzmanlar önemli bir uyarıda bulunuyor: Pandemi sonrası dönemde, yeni influenza varyantlarının sirkülasyona girmesi ve düşük aşılanma oranları nedeniyle erken sezon başlangıcı, yüksek vaka yoğunluğu ve sağlık sistemlerinde ciddi kapasite baskısı senaryoları güçlü bir ihtimal olarak öne çıkıyor. Bu durum, gerekli önlemlerin alınmasını ve toplumsal farkındalığın artırılmasını her zamankinden daha kritik hale getiriyor. Toplumsal olarak gribe karşı doğal bağışıklığın yeterince oluşmaması ve birden fazla etkenin sebep olduğu enfeksiyonlar neticesinde hastaneye yatış ile giden daha ağır klinik durumlar ortaya çıkmaktadır. Grip; yüksek ateş, kas ve baş ağrısı, boğaz ağrısı, kuru öksürük, burun akıntısı ve halsizlik gibi belirtilerle seyreden viral bir solunum yolu enfeksiyonudur. Basit bir nezleden farklı olarak tüm vücudu etkileyen sistemik bir hastalık olan grip, özellikle 65 yaş üstü bireyler ve kronik hastalığı bulunan kişilerde ciddi komplikasyonlara neden olabiliyor. Grip sezonunun da başlamasıyla birlikte Türkiye Aile Hekimleri Uzmanlık Derneği (TAHUD) Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Güzin Zeren Öztürk ve TAHUD Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Seçil Günher Arıca, grip ve soğuk algınlığının farklı olduğunun özellikle altını çizerek, hastalıkla ilgili önemli açıklamalarda bulundular: “Tüm dünyada takip edilen bir hastalık olan grip enfeksiyonu kalp-damar, akciğer, böbrek ve diyabet gibi hastalıkları tetikleyebilmekte. Bilimsel çalışmalar, grip sonrası ilk yedi gün içinde kalp krizi riskinin altı kata kadar arttığını gösteriyor. Bu nedenle, özellikle risk gruplarının grip aşısını ihmal etmemesi hayati önem taşıyor. Örneğin; diyabetik hastalarda gribe bağlı hastaneye yatış ve vefat 5 kat daha fazla.”Aşı, toplumsal bir sorumluluk
Aşı olmanın toplumsal bir sorumluluk olduğunun altını çizen Prof. Dr. Güzin Zeren Öztürk, aşılanma oranının dünyada yüzde 70-80’lerde olmasına rağmen Türkiye’de henüz yolun çok başında olduğumuzu, toplumun grip için aşılanma oranı ne kadar yüksek olursa, ağır hastalık ve hastaneye yatışların önlenmesiyle sağlık sisteminin üzerindeki yük de o kadar hafifler.Sezon erken başladı, bulaş oranı yükseliyor
Prof. Dr. Seçil Günher Arıca da Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi (ECDC) tarafından yayımlanan 2025 45. hafta güncellemesine göre, bu sezon Avrupa bölgesinde influenza aktivitesi önceki yıllara kıyasla daha erken artış eğilimi göstermektedir. Aynı durumun Asya bölgesinde bazı ülkeler için de geçerli olduğu görülüyor. Bu durum, sezonun erken evresinde daha dikkatli bir izlem ve korunma gerekliliğine işaret etmektedir. Okulların tam kapasite açılması, kapalı alanlarda geçirilen sürenin artması ve toplu etkinliklerin yoğunluğu bulaş zincirini güçlendiriyor. Özellikle bu aylarda alınacak koruyucu önlemler sezonun seyrini belirleyecek.Yeni trivalan aşı, korumayı hedefli hale getiriyor”
Bu sezonla birlikte trivalan (3 suşlu) grip aşısı kullanılmaya başlandığının da altını çizen Prof. Dr. Arıca, aşının Dünya Sağlık Örgütü önerileri doğrultusunda geliştirildiğini belirterek şöyle konuştu: “Yeni aşı, baskın virüs suşlarına odaklanarak gereksiz antijen yükünü azaltıyor ve bağışıklık yanıtını optimize ediyor.”Aşılama hem sağlık hem ekonomi açısından stratejik bir önlem
Prof. Dr. Güzin Zeren Öztürk, grip aşısının bireysel korumanın ötesinde ekonomik sürdürülebilirlik açısından da kritik bir yatırım olduğuna da değindi: “Ortalama bir grip vakası 5–7 gün çalışamama ile sonuçlanıyor. Bu da ülke genelinde milyonlarca iş günü kaybı ve ciddi dolaylı maliyetler anlamına geliyor.Yapılan ekonomik analizler, grip aşısının yaygın uygulanmasıyla hem doğrudan sağlık giderlerinde hem de dolaylı maliyetlerde milyonlarca liralık önlenebilir harcama yaratıldığını ortaya koyuyor.”








