Temmuz ayı üçüncü haftası kitap yorumları | Özkan Saçkan inceledi
ERDOĞAN’IN ÖZEL HAYATI: “Bu çalışma, bir kişiliği yeniden üretme ya da bir siyasi figürü yeniden çerçeveleme iddiası taşımıyor. Onu, kutsal anlatının merkezine yerleştirmek ya da karşı-anlatının nesnesi haline getirmek gibi niyeti yok. Amaç, hüküm kurmak değil, iz sürmek...”NOKTA: “Son diye bir şey yoktu. Bir şeylere başlamak için de bir noktadan yola çıkılabilirdi.”LAMEKAN: Lâmekân, geçmişin unutulmadığını, yalnızca yer değiştirdiğini anlatan; mekânın hafızası, insanın yazgısı ve zamanın sessiz bağları üzerine kurulu sarsıcı bir roman.SONRASI- EVLİLİK VE AYRILIĞA DAİR: Evliliğin sona erişinin ardından gelen yeni gerçekliği soğukkanlılıkla keşfe çıkan yazar, kadının toplum içindeki yerini, aileyi ve evliliği, otorite kavramını teşrih masasına yatırıyor.ORTAÇAĞ’DA SEYAHAT REHBERİ: Kitap, yalnızca bir tarih kitabı değil, aynı zamanda sizi zamanda geriye götüren bir serüven, bir zaman makinesi...KÜÇÜK ERDEMLER: Savaşın korku ve yoksullukla açtığı yaralar, kayıplar, kadın ve anne olmanın karmaşık deneyimi...İşte o kitaplar;“Bu çalışma, bir siyasi figürü yeniden çerçeveleme iddiası taşımıyor”
HÜRREM Elmasçı’dan ERDOĞAN’IN ÖZEL HAYATI- Liderlik Kodları. “Bu çalışma, bir kişiliği yeniden üretme ya da bir siyasi figürü yeniden çerçeveleme iddiası taşımıyor. Onu, kutsal anlatının merkezine yerleştirmek ya da karşı-anlatının nesnesi haline getirmek gibi niyeti yok. Amaç, hüküm kurmak değil, iz sürmek...” Abdest... Aile... Aşk... Atlar... Ayakkabı... Bavul... Beden Dili... Bıyık... Ceket... Cüzdan... Dergi-Gazete... Din Dersi... Diploma... Doğum Günü Pastası... Düşünme Mekânı... El yazısı... Ev... Eylem... Fotoğraf... Futbol... Gömlek... Gözaltı... Gözlük... Hafıza... Haklılık Anlatısı... Hastalık... Heykel... Hitabet… İçecek... İmzası... İşyeri... Kahvehane... Kalem... Kasetler... Kaşkol... Kaybetmek... Kazak... Kelimeleri... Kemer... Kişisel Düzen... Kitap... Kol Düğmesi... Kolonya... Komploculuk... Konuşma Üslubu... Köpek-Kedi... Kravat... Mahalle... Mahpusluk... Mendil... Mikrofon... Mimari Dekorasyon... Müzik... Nezaket... Otomobil... Palto... Pantolon... Radyo... Resim-Hat-Tezhip... Rozet... Saat... Saç... Sağlık... Sakal... Seccade... Sinema... Siyasi Bilinç... Smokin-Papyon... Şapka... Şemsiye... Şiir... Takke... Tarak... Tarikat... Tatil... Teknoloji... Televizyon... Tesbih... Tiyatro... Uyku... Yelek-Hırka... Yemek-Sofra... Yüzük... Zamanın Dili... 288 SAYFA. (KIRMIZIKEDİ YAYINLARI)Bir şeylere başlamak için bir noktadan yola çıkılabildi
ÇİMEN Erengezgin’den NOKTA. Bu kitapta bitenlerle başlayanların hikâyeleri var. Hangimizin hayatında bir şeyler bitmedi ve bir şeyler başlamadı ki? Bazen biz bile isteye ya da zorunluluktan kondurduk o noktayı, bazen de birileri noktanın yeri ve zamanına karar verdi. Sonuçta bir şeyler bitti. Bitti. Sonra ya yeniden başlandı ya da yeni başlangıçlara sıra geldi. Nokta'daki hikâyelerde sembollerle hiciv el ele verdi, acıyla birlikte karşılıklı kahve içti. Umut her zamanki gibi onlara kahveyi pişirendi. Noktanın sonda olduğunu zannederdim hep. Sen bana tam tersinin de olabileceğini gösterdin. Herkesin kabul ettiği doğruların ötesine geçtim bu nedenle. Ufuk çizgisinin son olmadığı, güneşin bizde batsa da başka yerde doğduğu, bulutlar olsa da güneşin gökyüzünde varlığını devam ettirdiği gerçeği gibiydi fark ettiğim, fark ettirdiğin. Son diye bir şey yoktu. Bir şeylere başlamak için de bir noktadan yola çıkılabilirdi. 72 SAYFA. (AYRIKOTU YAYINLARI)İki ayrı zaman. İki ayrı hayat. Aynı mekânda kesişen tek bir kader
İLNUR İnsaf Turan’dan LAMEKAN. Yalnızca içindeki insanlar zamana karışır. Osman, her şeyden kaçarak bir adaya gelir. Yorgun, kırılmış, suskun... Sığındığı eski evin kapısını açtığında fark etmediği bir gerçeğin eşiğine basar: Bu eve ondan önce biri daha sığınmıştır. Yıllar önce. Başka bir ülkeden. Başka bir hayattan. Aynı kırgınlıkla. Bir piyanistin, sürgünün ve anneliğin yarım kalmış hikâyesi bu evin duvarlarına; eşyalara, kokulara ve sessizliğe sinmiştir. Osman o evde yalnız değildir. Çünkü bazı hatıralar sahibini bekler. İki ayrı zaman. İki ayrı hayat. Aynı mekânda kesişen tek bir kader. Lâmekân, geçmişin unutulmadığını, yalnızca yer değiştirdiğini anlatan; mekânın hafızası, insanın yazgısı ve zamanın sessiz bağları üzerine kurulu sarsıcı bir roman. "İnsan bazen nereye gittiğini değil, kimin bıraktığı izlere bastığını bilmeden yürür." 416 SAYFA. (GÜNEŞYOLU YAYINLARI)Kadının toplum içindeki yeri, aile ve evlilik, otorite kavramı teşrih* masasına yatırılıyor
RACHEL Cusk’tan SONRASI- EVLİLİK VE AYRILIĞA DAİR. Yazar yalnızca romanlarıyla değil, anı, deneme, eleştiri gibi türleri iç içe geçirdiği düzyazı kitaplarıyla da günümüzün en önemli edebiyatçıları arasında yer alıyor. Hamileliğini ve anneliğinin ilk yılını ele aldığı Bir Ömrün Emeği'nin ve ailesiyle birlikte çıktığı İtalya seyahatini anlattığı Son Akşam Yemeği'nin ardından gelen kitabının yayımlanmasıyla, yazarın bir üçleme olarak görülebilecek düzyazı kitaplarının sonuncusu Türkçede okurla buluşmuş oluyor. Evliliğin sona erişinin ardından gelen yeni gerçekliği soğukkanlılıkla keşfe çıkan yazar, kadının toplum içindeki yerini, aileyi ve evliliği, otorite kavramını teşrih masasına yatırıyor; yeni edinilmiş acı bir bilginin ışığında hem kendi çocukluğuna ve ailesine yeni bir gözle bakıyor hem de belli başlı Yunan tragedyalarına taze bir bakış getiriyor. Kitap yazarlığında Çerçeve üçlemesiyle başlayan kırılmaya dair ipuçları da sunan, sarsıcı bir kitap. Kadın deneyimini anlatan sıra dışı bir yazar. Financial Times. 120 SAYFA. (YAPI KREDİ YAYINLARI)Kitap bir tarih kitabı değil, sizi zamanda geriye götüren bir zaman makinesi...
ANTHONY Bale’den ORTAÇAĞ’DA SEYAHAT REHBERİ- Ortaçağ’da Yaşamışların Gözünden Dünya. Ünlü tarihçi yazar, sizi Ortaçağ gezginlerinin ve seyyahlarının gözünden büyüleyici bir keşfe davet ediyor: Hac yolculuklarından dönemin ünlü ticaret yollarına, kraliyet saraylarından mistik manastırlara, Kudüs'ten İstanbul'a, kendinizi o yıllarda yaşamış seyyahlarla beraber bir yolculukta hissedebileceğiniz bir kitap bu. Gerçekten "bilinmeyen yolculuk"lara çıkmanın o dönemde ne anlama geleceğini keşfederken, onların korkularına, meraklarına ve karşılaştıkları şaşırtıcı manzaralara şahitlik edeceksiniz. Kitap, yalnızca bir tarih kitabı değil, aynı zamanda sizi zamanda geriye götüren bir serüven, bir zaman makinesi... "Canlı, heyecan verici ve şaşırtıcı: Anthony Bale'in Ortaçağ dünyası, mucizeler ve hayallerle dolu. Bale'in birçok Geç Ortaçağ seyyahının metinleri aracılığıyla yaptığı bu keşif yolculuğu tam manasıyla sürükleyici ve büyüleyici, ayrıca hem şimdi hem geçmişte yabancı topraklarda güvensiz dolaşan bir insan olmanın nasıl bir his olduğuna dair halden anlar yorumlarla dolu." John Arnold. Cambridge Üniversitesi, Ortaçağ tarihi profesörü. 336 SAYFA. (MUNDİ KİTAP)Savaşın korku ve yoksullukla açtığı yaralar
NATALİA Ginzburg’tan KÜÇÜK ERDEMLER. "Çocuk eğitimi söz konusu olduğunda, onlara küçük erdemlerin değil, büyük erdemlerin öğretilmesi gerektiğini düşünüyorum. Tasarrufu değil, cömertliği ve paraya kayıtsız kalmayı; ihtiyatı değil, cesareti ve tehlikeyi küçümsemeyi; kurnazlığı değil, açıklığı ve hakikat sevgisini; diplomasiyi değil, insan sevgisini ve kendini adamayı; başarı arzusunu değil, olma ve bilme arzusunu öğretmeliyiz onlara." Anı, deneme ve kişisel anlatı arasında dolaşan ve 1944-1960 yılları arasında yazılmış bu metinlerde yazar eğitimi, aileyi ve insanın iç dünyasını yeniden düşünmeye çağırıyor. Başarıyı ve parayı merkeze alan bir dünyanın karşısına cesareti, cömertliği ve yaşam sevgisini koyarken çocuk yetiştirmeye ilişkin bildik kalıpları da tersyüz ediyor: Meselenin ne disiplin ne de başarı olduğunu, aslolanın çocuğun kendi yönünü bulabilmesi ve yaşamla kurduğu bağı koruyabilmesi olduğunu söylüyor. Savaşın korku ve yoksullukla açtığı yaralar, kayıplar, kadın ve anne olmanın karmaşık deneyimi... hepsi, yazarın bu sayfalarda ustalıkla kurduğu hem mütevazı hem de görkemli bir hikâyenin parçaları. 128 SAYFA. (CAN YAYINLARI)*Teşrih Masası: Otopsi masası