Çene Rahatsızlıkları (2. Bölüm)
Çeneden Gelen Her Ses Masum mu? Kistler, Tümörler ve Doğru Tanının ÖnemiDoç. Dr. Övünç AkdemirGeçen yazımda çene eklemi rahatsızlıklarının en sık belirtilerinden, özellikle de hastaların çok sık dile getirdiği “çenemden ses geliyor” şikâyetinden bahsetmiştim. Yazının ardından birçok okuyucudan benzer sorular aldım.Bazıları yıllardır çenesinden gelen sesleri duyduğunu ancak hiçbir zaman doktora başvurmadığını söyledi. Bazıları ise tam tersine, internette okudukları bilgiler nedeniyle ciddi bir hastalığı olabileceğinden endişe ediyordu.
Aslında bu iki yaklaşımın da doğru olmadığını düşünüyorum.Çene eklemi problemlerinin büyük bölümü hayatı tehdit eden hastalıklar değildir. Ancak bazı durumlarda basit görünen şikâyetlerin altında daha farklı problemler yatabilir. Bu nedenle çene bölgesinde ortaya çıkan belirtileri doğru değerlendirmek gerekir.Polikliniğimde sık karşılaştığım bir durum vardır. Hasta çenesinden gelen ses nedeniyle başvurur. Muayenenin sonunda genellikle şu soru gelir:“Hocam bu tümör olabilir mi?”
Bu soru çoğu zaman kaygıyla sorulur. Çünkü insanlar çene bölgesindeki her sorunu ya tamamen önemsiz görmeye ya da en kötü senaryoyu düşünmeye eğilimlidir.Oysa gerçek genellikle bu iki uç noktanın ortasındadır.Çene Ağrısı Her Zaman Eklemden Kaynaklanmaz
Çene bölgesinde hissedilen ağrıların büyük kısmı kas ve eklem kaynaklıdır. Diş sıkma alışkanlığı, stres, eklem içindeki disk problemleri veya kas yorgunluğu günlük pratiğimizde en sık gördüğümüz nedenlerdir.Ancak bazen ağrının kaynağı doğrudan çene kemiğinin kendisi olabilir.Çene kemikleri canlı yapılardır. İçlerinde damarlar, sinirler ve kemik iliği bulunur. Vücudun diğer kemiklerinde görülebilen birçok hastalık çene kemiklerinde de ortaya çıkabilir.Bu nedenle özellikle uzun süredir devam eden ağrılar, tek taraflı şişlikler, yüz şeklinde değişiklikler veya açıklanamayan uyuşukluklar dikkatli değerlendirilmelidir.Çene Kemiğinde Kistler Nasıl Ortaya Çıkar?
Hastaların büyük çoğunluğu çene kemiğinde kist gelişebileceğini duyduğunda şaşırır.Oysa kistler ağız, diş ve çene cerrahisinin oldukça sık karşılaştığı durumlardan biridir.Kistleri basitçe, kemik içerisinde gelişen ve içi sıvı ya da yarı sıvı materyalle dolu boşluklar olarak tanımlayabiliriz.İlginç olan nokta şudur:Birçok çene kisti uzun yıllar hiçbir belirti vermeden büyüyebilir.Hasta hiçbir ağrı hissetmez.Dişlerinde bir problem yaşamaz.Yanakta belirgin bir şişlik oluşmaz.Bazen rutin bir diş filmi çekilir ve tamamen tesadüfen kemik içerisinde büyük bir kist saptanır.Meslek hayatım boyunca bu şekilde tesadüfen tanı koyduğumuz çok sayıda hasta gördüm.Kistler büyüdükçe ise farklı belirtiler ortaya çıkabilir.Bunlar arasında:
- Çene ağrısı
- Kemikte genişleme
- Yüzde hafif asimetri
- Dişlerde yer değiştirme
- Çiğneme sırasında rahatsızlık
- Nadiren dudak veya çenede uyuşukluk
Yer alabilir.Bu nedenle özellikle açıklanamayan çene şişlikleri mutlaka değerlendirilmelidir.Çene Kemiğinde Tümör Görülebilir mi?
Bu soru hastaları doğal olarak endişelendiriyor.Neyse ki çene kemiklerinde görülen oluşumların önemli bir bölümü iyi huyludur.Ancak iyi huylu olmaları onları tamamen önemsiz hale getirmez.Bazı iyi huylu tümörler yıllar içerisinde büyüyerek çevredeki kemik dokuda genişlemeye neden olabilir.Dişlerin yer değiştirmesine yol açabilir.Yüz simetrisini bozabilir.Bazen çene kemiğinin zayıflamasına ve kırılma riskinin artmasına bile neden olabilir.Bu nedenle radyolojik incelemelerde saptanan her lezyon dikkatle değerlendirilmelidir.Burada önemli olan nokta şudur:Her kitle kanser değildir.Ancak her kitlenin ne olduğunun anlaşılması gerekir.Hekimlikte varsayımlarla değil, tanılarla hareket ederiz.Hastaların En Büyük Hatası: İnternet TeşhisiSon yıllarda dikkatimi çeken bir başka durum da internet üzerinden yapılan teşhis girişimleri.Birçok hasta muayeneye gelmeden önce saatlerce araştırma yapıyor.Bu bazen faydalı olsa da çoğu zaman gereksiz korkulara yol açıyor.Örneğin basit bir eklem sesi yaşayan bir kişi birkaç saatlik internet araştırmasının sonunda kendisinde ciddi bir tümör olduğuna inanabiliyor.Tam tersine bazı hastalar da belirgin şişlikleri veya uzun süredir devam eden ağrılarını “önemsizdir” diyerek yıllarca ihmal edebiliyor.Her iki yaklaşım da doğru değil.İnternet bilgi verir.Tanı koymaz.Tanıyı hâlâ hekim koyar.Çene Hastalıklarında Muayene Neden Bu Kadar Önemli?Günümüzde görüntüleme yöntemleri son derece gelişmiş durumda.MR, bilgisayarlı tomografi ve üç boyutlu görüntüleme teknikleri sayesinde çok ayrıntılı incelemeler yapabiliyoruz.Ancak buna rağmen tanının ilk basamağı hâlâ muayenedir.Bir hastanın hikâyesini dinlemek çoğu zaman düşündüğümüzden çok daha fazla bilgi verir.Şikâyetin ne zaman başladığı, nasıl ilerlediği, ağrının karakteri, çiğneme alışkanlıkları ve günlük yaşam üzerindeki etkileri tanıya giden yolda son derece değerlidir.Bu nedenle muayene sırasında yalnızca çene eklemini değil, çiğneme kaslarını, diş kapanışını, yüz simetrisini ve boyun bölgesini de değerlendiriyoruz.Hangi Görüntüleme Yöntemlerini Kullanıyoruz?
Hastalar genellikle doğrudan MR çekilmesi gerektiğini düşünür.Oysa her hastada ilk tercih MR değildir.Çoğu zaman başlangıç incelemesi panoramik çene filmi ile yapılır.Bu görüntüleme sayesinde dişler, çene kemikleri, gömülü dişler, kemik içi kistler ve birçok yapısal problem değerlendirilebilir.Kemik yapıları daha ayrıntılı incelemek gerektiğinde bilgisayarlı tomografi devreye girer.Tomografi özellikle:- Kistler- Kemik tümörleri
- Travmalar
- Kemik erimeleri
- Çene kırıklarıKonusunda son derece değerlidir.MR ise farklı bir amaçla kullanılır.Çene eklemi içerisindeki disk yapısını, bağları ve yumuşak dokuları değerlendirmede en güçlü yöntemlerden biridir.Özellikle kilitlenme yaşayan veya cerrahi planlanan hastalarda önemli bilgiler sağlar.








