Düztaban | Mustafa Akıllı'nın Kaleminden Bir Osmanlı Fantezisi
Türk edebiyatında tarihsel kurmaca alanına çarpıcı bir eser daha eklendi.Araştırmacı yazar Mustafa Akıllı, “Bir Osmanlı Fantezisi” üçlemesinin ikinci kitabı olan DÜZTABAN ile okurları bu kez Osmanlı döneminin en karanlık ve en az konuşulan gerçeklerinden biriyle yüzleştiriyor ‘kölelik’.
Telos Yayıncılık etiketiyle yayımlanan roman, yalnızca tarihsel bir anlatı değil; aynı zamanda insanlık tarihinin değişmeyen güç ilişkilerine, sömürü düzenine ve insanın insan üzerindeki tahakkümüne dair sert bir toplumsal hafıza metni niteliği taşıyor.
TARİHİN SESSİZ TANIKLARI KONUŞUYOR
Yıllar boyunca televizyon, reklam ve sinema sektöründe ulusal ve uluslararası projelerde yapımcı olarak görev alan Mustafa Akıllı, tarih alanındaki uzun soluklu araştırmalarını edebiyatla buluşturan, toplumsal şiddet, tarihsel travmalar ve insan hakları temalarını işleyen eserleriyle tanınan araştırmacı yazardır.
Yazarın kendi ifadeleriyle:“Her kayıt, bir insanın hayatına aittir.Ve her satır, sessiz kalmış bir gerçeği yansıtır.”Akıllı, Osmanlı’daki “Esir Haneler” üzerinden kurduğu anlatıyla yalnızca geçmişi anlatmıyor; bugünün dünyasına da güçlü göndermeler yapıyor. Çocuk işçiliği, kadın sömürüsü, sistematik şiddet, insan ticareti ve toplumsal çürüme gibi evrensel meseleler roman boyunca metaforik bir dille yeniden sorgulanıyor. Romanın temelini oluşturan yapı, yalnızca kurmaca değil; yüzlerce arşiv kaydı, tarihsel belge ve dönemin tanıklıklarından beslenen kapsamlı bir araştırma sürecine dayanıyor.
BİR KÖLE KIZIN GÖZÜNDEN ANLATILAN SARSICI HİKÂYE
Romanın merkezinde “Nigâr” isimli genç bir köle kız bulunuyor. “Düztaban” olduğu için uğursuz sayılan Nigâr, toplumun dışladığı bir karakter olarak Esir Hane’nin içinde görünmezleşiyor; ancak tam da bu görünmezlik ona herkesin sakladığı gerçekleri görme fırsatı veriyor.
Nigâr’ın sesiyle anlatılan hikâye, okuru yalnızca tarihsel bir mekâna değil; korku, aşağılanma, şiddet ve hayatta kalma mücadelesinin tam ortasına taşıyor. Yazar Mustafa Akıllı, karakterle ilgili şu değerlendirmede bulunuyor: “Nigar, geçmişte yaşamış binlerce isimsiz insanın ortak sesi gibi. Onun hikâyesini yazarken sadece bir karakter değil, unutulmuş bir insanlık hâlini anlatmaya çalıştım.”








