Ormanlar, hayvanlar, bitkiler ölüyor, peki ya insanlar?
Kadriye Koca
Küresel iklim krizinin kendini gösterdiği alanlardan biri de yok olan türler başka bir deyişle biyoçeşitliliğin azalmasıdır.
Bu ‘yokoluş’ gibi dehşetli bir başlık altında en son söyleyeceğimizi şimdiden söyleyelim; Ekolojik sistem içerisinde sağlıklı toprakların oluşması, bitkilerin tozlaşması, suyun temizliğini koruması ve arındırılması, aşırı hava olaylarına karşı dirençin olması ve tabiattaki denge için biyoçeşitlilik vazgeçilmezdir.
Dünya iki yıldır ölümler hastalanmalar ve sıkı kurallarla geçen pandemiden çıkıp şöyle bir rahatlayamadan şimdi de Rusya’nın Ukrayna’yı işgali ile acı ve gözyaşı yaşıyor. Yerinden edilen milyonlar, düşen bombalar, nükleer santralleri hedefleyen askeri harekatlar derken savaş sadece insanlar için değil çevre ve diğer canlılar için de felaket anlamı taşıyor. Ağaçlar yanıyor, toprak kavruluyor, kumsallar petrole bulanıyor, deniz ve göllere kan akıyor, bir kuş kaçıyor, bir dağ keçisi ürküyor, yaşam alanını kaybediyor, insanlarla birlikte çevre ve diğer canlılar da savaşın acısını yaşıyor. Ne var ki, insanoğlunun savaşı bunlarla kalmıyor, insan eliyle kirlilik ve tahribat ile çevreye verdiği bir savaşı sürdürüyor. bir bilim adamının dediği gibi doğayla yaptığımız bu savaşı kazanırsak kaybedeceğiz. Ekolojik hayat tükenirken bütün türler yokoluş trajedisini yaşarken biz nasıl yaşayalım?
Biyoçeşitlilik krizi kapıda; yakın zaman 855 hayvan türü yok olacak
Dünyada yaban hayatı ölüyor, dünyanın bir yerinde çıkan öldürücülüğü eski savaşlara nazaran çok daha fazla olan bir savaş veya kirlilik rüzgar, su ve hava ile dünyanın başka bir yerine kolayca ulaşabiliyor. Nesli tükenen canlılar büyük bir eko-fakirleşmeyi beraberinde getiriyor. Hayvanlar için ortak yaşam alanları geliştirmeliyiz. En mühimi ise yaban hayatını korumalıyız. Doğanın dengesi için kaçınılmaz olan türlerin korunması konusunda Türkiye Veterinerler Birliği uyarıyor; Yaban hayatının tarafında olmazsak bertaraf olacağız. Dünyada her dört hayvan ve bitki türünden biri yok olma tehlikesi altında; doğal hayat hızla yok oluyor. Buna örnek olabilecek bir başka yokoluş hikayesi Kutup ayılarından geldi. Buzullar eriyince kutup ayılarının yaşam alanları daralıyor.80 yıl sonra nesilleri tükenecek, Kutup ayıları evsiz kalacak. NASA’nın uydu verilerine göre Antarktika’da eriyen 1200 km karelik buz sahanlığı bilim adamlarını endişelendiriyor. Bu buzulun erimesiyle dünyada pekçok canlı habitatını kaybedecek.13 yıl sonra buzsuz bir Artrik Okyanusu göreceğiz. Diğer taraftan bilim adamları türleri koruyan sulak alanların da korunması gerektiğini belirtiyorlar. Hatay Milleyha sulak alanı bir çok bitki ve hayvan türünü koruyor, ancak sulak alanların korunması yasasına rağmen bu bölgenin kullanıma açılması ile nadir görülen bitki ve hayvan türleri yokolacaklar. Bilim adamları bir yandan da yeni türler keşfetmeye devam ediyor. Yakın zamanda meteorların yok edemediği bir kaplumbağa türü keşfedildi. Bu türün dinazorlarla birlikte yaşadığı tahmin ediliyor. Bilimin imkanlarıyla bazı korumaya alınan türlerde gelişme yaşanıyor. Kambur balina, kaplan ve kara ayaklı gelincik gibi türlerde artış sağlandı.
Koalalar da tehlike altında
Türlerin korunmasında yanlış siyasi kararlar ve çevre tahribatına yol açan uygulamalar her yerden duyuluyor; Avustralya hükümetinin onay verdiği yeni maden alanlarındaki ormanlarda yapılan ağaç kesimleri ülkeye özgü hayvan türlerini yok olma tehlikesi ile karşı karşıya bırakıyor. Ülkenin simgesi olan koalalar bunlardan birisi. Nesli tükenen türlerden olan resifler için İskenderun körfezine yapay resif yapılıyor. Bilimsel çalışmalarla türlerin yok oluşuna engel olacak tedbirler alınıyor. Spil dağı milli parkında nesli tükenmekte olan kızıl geyiklerin korunması ve doğaya salınması gerçekleştirildi. Kara akbabaların yuvası Köroğlu dağları bu neslin ülkemizdeki en zengin üreme alanı olarak biliniyor. Manisa’da kuş cenneti olan Marmara gölü kuruyor, 2010 yılında Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi’ne imza atan devletlerin 2020 yılına kadar dünya topraklarının yüzde 17’sini korunan alan ilan ederek korumayı taahhüd etmelerine rağmen devletler taahhüdlerini yapmadı, küresel biyoçeşitlilik önemli ölçüde azaldı. İstanbul’a yapılması planlanan Kanal İstanbul projesiyle uzmanlar 200 bin ağacın kesileceğini ve o bölgedeki habitatın yok olacağını belirtiyorlar. Sigortacılar da küresel risklerden bahsedip biyoçeşitlilik kaybına karşı sigorta çözümleri üzerinde duruyorlar. Artık insanoğlu için en büyük felaket iklim krizi, doğal afetler ve çevre felaketleri…Sulak alanların kaybı ülkemizde çok çeşitli olan kuş türlerinin yok olmasına zemin hazırlıyor. Ekolog Prof. Dr. İlhami Kiziroğlu, kuraklığın orman yangınlarının plastik kirliliğinin 1981 ila 2021 yılları arasında kuş türlerinin popülasyonunda yüzde 50’lik bir azalma meydana geldiğini açıkladı.









