Selvigül KANDOÐMUÞ ÞAHÝN
Yýllar önce, elleri önünde çýkýp gelirdi Sibel Abla
Bahçelievler Belediyesi Kültür Müdürlüðünde, program tertip eden bir grup hanýmýn arasýnda ben de metin yazarlýðý yapardým o zamanlar. Sibel Eraslanýn dostu, doksanlý yýlarda aktivist, öncü ablalardan, Hasibe Turan, maðduriyetlerle kuþanýp ödünsüz yaþantýsý ile mütevazý memleketi Kütahya gibi duyarlý, yürekli sýnýf arkadaþý, Rabia Ünlü Demir, yýllarca gazetecilik yaparak camiada önemli bir yer edinen Kadriye Yýlmaz Koca ve benim kuþaðýmdan gizli þairelerden sevgili, Nimet Usta ile Kültür Müdürlüðünde programlar tertip ediyoruz. Grubumuz gibi Baþkanýmýz Muzaffer Doðan da farklý amaçlarý olmasý hasebiyle, sanatçý duyarlýlýðýyla bir çok, yazar, düþünür ve sanat insanýyla çalýþmayý tercih ediyor
Mehmet Ocaktan, Þaban Abak, Ýbrahim Kiras gibi isimler gelip geçti belediye koridorlarýndan o zamanlar
SAKLI YARALAR VE UNUTULMAZ YILDIZLAR
Týpký þimdi nasýl arabuluculuk, güzel iþler peþinde ise, o zaman da siyasetin kirletmediði bir duyarlýlýkla soluklanarak gelirdi yanýmýza Sibel Abla. Partideki hanýmlarla aramýz hoþ olmazdý. Onlar her hafta defileler düzenleme telaþýndayken, yeni yeni programlar yapan, bizleri an an inþa eden akademik ve edebi çalýþmalarý ile iz býrakan deðerli ablalarýmýzla; Necla Koytak, Yýldýz Ramazanoðlu, Nazife Þiþman, Ayþe Böhürler gibi isimlerle programlar tertipliyor, þuurlandýrma ve bilinçlendirme noktasýnda entelektüel boyutta seminerler düzenleme telaþýndayýz. Bu nedenle aramýz partili hanýmlarla hep limoni. Sibel Ablanýn çýkýp gelmeleri de bu durumu düzeltmek için olurdu. Ben yeni yeni tanýdýðým ablalardan hýz ve heyecan alarak, acemice büründüðüm örtülere alýþma aþamasýnda böylesine güzel insanlarýn içinde olmanýn bahtiyarlýðýný yaþýyorum.
Yörünge Dergisinde, hanýmlara yönelik Sena adlý bir dergi çýkartýyoruz, Resul Tosunun teþvikiyle
Sibel Ablanýn ara ara makaleleri geliyor dergiye ve yayýnlanýyor.
Tüm entelektüel çalýþmalarýmýz, belediyedeki farklýlýklarýmýzla varolma çabalarýmýza raðmen, ülkedeki bir çok belediye kazanýyor ama biz kaybediyoruz. Hiç unutmuyorum, grup halinde Eyüp Belediyesine gidiyoruz, genç yaþta kaybettiðimiz güzel öyküler yazan, hiç ölmeyecek kadar hýzlý ve heyecanlý bir yaþantý býrakan arkasýnda, Vahap karþýlýyor bizi
Ýnandýðýmýz, uðruna pek çok þeyi göze aldýðýmýz davalar. Birlikte yürünecek bir yol. Bizimle ayný duygularý, fikirleri paylaþan arkadaþlar. Ancak onlarla var olabileceðimizi, hayatýmýzýn bir mana kazanabileceðini düþünürüz. Ya Tahammül Ya Sefer, yakýn geçmiþimizde böyle düþünen insanlarýn, nesillerin, nasýl bir araya geldiklerini, sonra nasýl daðýldýklarýný, þahsiyetlerinden ve bulunmalarý gereken yerlerden nasýl uzaklara sürüklendiklerini ele alýyor. Bu insanlarýn açmazlarýný, acýlarýný dile getiriyor.
Mustafa Kutlunun Ya Tahammül Ya Sefer adlý kitabýnýn arka kapak yazýsýný okuyorum hüznü kuþanarak, gençlik ve çaresizlik var, iþte tam da bunu yaþýyoruz hep birlikte sanki
Yapayalnýz öylece kalýyorum ortalarda öksüz bir çocuk gibi
Ama yollarýmýz ayrýlsa da birliktelikler, dostluklar hep sürüyor, farklý duraklarda yollarýmýz kesiþiyor daima
Sibel Eraslan da siyasetle yollarýný ayýrýyor bu büyük çalýþmalar neticesinde. Onun siyasetten kopuþu, kendini yazýyla yollar açmasýna, edebiyatýn derin ýrmaklarýnda batmayan gemilerle yolculuða çýkmasýna sebep oluyor. Genç yaþýna raðmen nice acý tecrübenin ve hayatýn damarlarýndan süzülüp gelmiþ anýlarýn soluðunda giriyor edebiyat iklimine. Dipdiri, tam bir tanýk olarak, öyle fildiþi kulelerde kurgulamadan yazýnsal metinlerini tam da hayatýn ortasýndan, damardan yazýyor; Ben çiçek gibi taþýmýyorum göðsümde aþký /Ben aþký, göðsümde kurþun gibi taþýyorum diyen Üstadýn ifadesiyle sarýlýyor sanki kaleme
Sonrasý akýp ýrmaklaþan, gümrah pýnarlar gibi arkasýndan gelen gençliði ve kendi kuþaðýný sarýp sarmayan, onlara ses olan, yol ve yoldaþ olan bir edibe ile yollarýmýz kesiþiyor.
Bir þey yap
Güzel olsun. Çok mu zor? O vakit güzel bir þey söyle. Dilin mi dönmüyor? Güzel bir þey gör. Veya; güzel bir þey yaz. Beceremez misin? Öyleyse güzel bir þeye baþla
Ama hep güzel olsun. Çünkü, her insan ölecek yaþta
Geç kalmayasýn! Diyor ya Þems Tebrizi, güzel iþlerin izini sürerek, yazýnýn duraklarýndan hep meydanlarda, sancýlý insanlarýn dertlerine derman olabilecek kocaman bir yürekle sarýlýyor kaleme ve hep sýnýrlarýný zorluyor. Zor olaný seçiyor. Hem yazýp, hem sahada olmak, hem yazýp hem konuþmak öyle kolay deðil. Yüreðindeki samimiyetiyle yaslandýðý davasýna, sarsýlmaz imanýna doðru akan ýrmaklar gibi yazýlarý, onu meydanlara taþýrken daðýlmýyor, topluyor adeta, cem ediyor
Tüm bunlarla beraber, toplumun nabzýný tutmanýn telaþýný an an yaþarken, hep ayný manzarayý yaþýyorum sanki. Elleri önünde bizlere arabuluculuk yapmanýn mahcup gülümseyiþi dudaklarýnda, þimdi ekranlarda gözyaþlarýna gark oluyor acýlý insan manzaralarýndan sonra âkil bir yazar olarak
Cesaret isteyen, öncü mübarek kutlu annelerimizin ufuk açan romanlarýnýn yazýnsal sürecinin arkasýndan geldi Saklý Kitap. Þahsiyetlerden bazýlarý, benim de yakýndan tanýdýðým, güzel iþler yaparak baki âleme göç eden ablalarýmýz anlýyorum. Anlatýlanlar; bizim kuþaðýn üzerinden yürüyüp geçtiði, kendini feda eden bir öncü kuþaðýn, ibretlik vesikalar halinde derin izler býrakarak yürüyüþüdür aslýnda
Yazar, kendi fikirsel ve düþünsel deðiþimleri sonucu yolu kesiþtiði inanmýþ bir grup arkadaþýyla, ayný dönemde yaþadýklarý unutulmaz acýlarý, inançlarý eksenindeki dýþlanmýþlýklarý, yok saymalarý, kamusal alandan, toplumdan uzaklaþtýrýlmayý, dramatik bir ironi sarmalýyla anlatýyor. Saçlarýmý kökünden kazýttýðým halde unutamadým. Bu yüzden çýkamadým acýnýn ihramýndan.
Anlatýcýnýn deyimiyle; yedi uyurlarýn her biri olan kahramanlar; acýnýn ihramlarýndan çýkamamýþ halleriyle okuyucu önündeler
Yaþanan süreç genç muhayyilelerin üzerinden, onlarýn naif kýrýlgan dünyalarýný bir silindir gibi ezip geçerken anlatýcý, Ýkna Odasýndaki kadýnlar yavaþ yavaþ þekil deðiþtiriyordu; boylarý tavana deðecek kadar uzayýp sýrtlarýndan yarasa kanatlarýný andýran devasa kamburlar fýþkýrýyordu
derken, ironiye yaslý anlatýmýyla adeta travmatik anlara sürükleyen Tepe Gözler ilan eder, baskýcý zihniyeti.
Bir uçak yolculuðuyla baþlayan kitap, aslýnda dünya hayatýnýn da bir yolculuktan ibaret olduðu izlenimi uyandýrýr gibi
Bu yolculuk boyunca karþýlaþýlan insanlar ve olaylar, imtihan duraklarýndan bir duraktýr.
Sorgu dolu, kalýplaþmýþ bakýþlarýn odaðýnda, ezber bozan ifadelerle yolculuða çýkar kahraman:
Ben kendi ülkemdeyken bile, kendi doðup büyüdüðüm þehirdeyken dahi, hatta evimin içindeyken bile
Doksan kilometre dýþýndaydým zaten..Diyerek
Çýktýðý hicret onu kalbindeki saklý kitaba taþýyacaktýr
Dünyalarý yýkýlan, ama inançlarýyla, erdem ve onurlarýyla teslimiyetin duraklarýnda ayrý heyecanlar yaþarken, babasýnýn çýðlýðý: Sen benim hayal kýrýklýðýmsýn diye ifade buyurmasý, topyekûn bir haykýrýþtý o zaman ki ebeveynler için sanki.
Yedi uyurlarýn her biri bir durak, Tepegözlerden saklanmasý gereken bir sýrdýr kahramanda. O artýk; Bir saklý kitap durur hepimizin içinde diyerek yola revan olduðunda aþk bir merhamet gibi sarýp sarmalar, kuþatýr benliðini
Kara gün dostu aþka tutunduðunda, direncini ve hýzýný içindeki saklý kitaptan ve ruhunun gezindiði yerlerden almaktadýr
Üniversitenin loþ koridorlarýnda, öðrenci, abla evlerinde alternatif okumalarla kendi dünyalarýný, içlerindeki saklý kitabý keþfedip maðaralarýnda irfani bir aydýnlanmayý yaþayan kahramanlar: Yemliha, Mekselina, Mislina, Mernuþ, Debernuþ, Þâzenuþ, Keyfeþtatiyyuþ ve Kýtmir
Saklý kitaptan isimleri silinmeyecek olan, uykuyu, uyanmayý, rüyayý, ninniyi bilen direncin ve inanmanýn ýrmaklarýnda yüreklerini yýkayan bir avuç kahraman. Ben onlarý nasýl saklamayayým ki kalbimde? diyerek sabrý kuþanmýþ, erdemli inanmýþ insanlara duyduðu sonsuz saygýsý sonra anlatýcýnýn
Duraklardan bir durak
Fatihin sokaklarýnda bir sahabe hatunu gibi yürüyen, muhteþem muhalefet olarak bildiðimiz, tüm haksýzlýklara baþkaldýran Süreyya Yýldýzý
Yol gösteren, yol olan;
Ayý, Güneþi ve yýldýzlarý tek tek seyrettikten sonra, Biz batmayanlarý severiz diyen Hz.Ýbrahim gibi kavi bir imanla yürüyen Süreyya Abla
Satýrlardan anýlarýma yürüyor
Fatih Camiinin avlusu devasa bir kalabalýðý aðýrlýyor
Süreyya Yýldýzý akýp gitti avuçlarýmýzdan
Hepimiz ablasýz, öksüz öylece çaresiz kalakaldýk sanki
Fatihin tarih kokan sokaklarýný ve caddelerini adýmlayan taþradan, ailesinden, evlerden ayrýlan kýzlara ev, ocak olan Süreyya Yýldýzý anýlýyor satýrlarda anlýyorum
Minicik bir kadýn Macide Abla
Kuran Hayattýr diyen Küçük, dev kýz uyurlardan bir uyur, kahramana kýblesinin yönünün gösteren, Ýþte buraya yöneliriz beþ vakit diyerek yön ve kýble gösteren Macide Abla. Üzerinde yeþil örtülerle Fatih Cami avlusunda, an an nazil olan Ayetleri hatýrlatan Macide Ablayý hatýrlatan satýrlar, anýlar
Bir zýrh gibi baþýndan kayan, kabus gibi baþýnda taþýdýðý peruðuyla, deðerlerine uymayan Yüzünü al da gel diyecek kadar saf bir aþkla baðlandýðý sevdasýna, vedasýyla, saklý kitabýna yürüyüþü anlatýcýnýn sonra
Çünkü kitap onlarýn kalbinde saklýdýr. Ateþ yakamaz, demir kesemez, su silemez o kitabý. Diyerek, öncü bir kuþaðýn sarsýlmaz imanýyla yaþadýklarýný anýlara taþýyan yazara selam olsun
edebistan.com adlý sitede yayýnlanmýþtýr.
Gündem
Yayınlanma: 07 Mayıs 2013 - 07:50








