Komedyen Deniz Göktaş tutuklandı | Türkiye bunu da gördü
Türkiye'de milyonlarca insanın unuttuğu gülme eylemini hatırlamasına yardımcı olan genç Stand-up sanatçısı Deniz Göktaş sonunda babasının gözüne girmeyi başardı. Son gösterisinde babasının kendisini sık sık arayarak "Seni niye gözaltına almıyorlar, sen neden eylemde değilsin, sen iş birlikçi misin" gibi sözlerine maruz kaldığından yakınan Deniz Göktaş çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklandı.
'Ölü Deniz' stand-up gösterisinin ardından hedef alınan ve önce 'dini değerleri aşağılama' ardından 'cumhurbaşkanına hakaret' suçlamalarıyla hakkında soruşturma başlatılan komedyen Deniz Göktaş, dün havalimanında pasaport kontrolü sırasında gözaltına alınmıştı.
Vatan Emniyet Müdürlüğü'ne ters kelepçeli olarak götürülen ve ifade verdikten sonra geceyi nezarethanede geçiren Göktaş, sabah saatlerinde Çağlayan'daki İstanbul Adliyesi'ne sevk edildi.GÖKTAŞ HAKKINDA TUTUKLAMA KARARI
Göktaş'ın savcılık ifadesi saat 11.20 sıralarında başladı, saat 13.10 sıralarında ise sona erdi. Daha sonra tutuklama talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk edilen Deniz Göktaş hakkında tutuklama kararı verildi.SAVCILIK İFADESİ ORTAYA ÇIKTI
Göktaş’a savcılıktaki ifadesinde gösterisinde yaptığı tüm şakalar soruldu, açıklama istendi. Göktaş, sözlerinin mizah kapsamında olduğunu ve hakaret ya da aşağılama kastı taşımadığını söyledi.Üzerine atılan suçlamaları reddeden Göktaş, “Üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum, benim dini değerleri, toplumun bir kesimini aşağılamak veya Cumhurbaşkanına hakaret etmek gibi bir kastım yoktur. Gösteride de öyle anlaşılabilecek veya o anlama gelebilecek bir söylem olduğunu düşünmüyorum” diye konuştu."AŞAĞILAMA VEYA HAKARET KASTI BULUNMAMAKTADIR"
Göktaş, "Psikoloji mezunu olduğum için ve Cumhurbaşkanının stresli bir görev yaptığını düşündüğüm için kendisinin terapisti olabileceğime yönelik olarak gerçekleştirilmiş mizahi bir paylaşımdır, bir aşağılama veya hakaret kastı bulunmamaktadır" dedi.İşte komedyen Deniz Göktaş'ın savcılık ifadesinin tam metni..."Yukarıdaki kimlik bilgileri bana aittir ve doğrudur. Üzerime atılı suçlamayı anladım. Tarafıma okunan Güvenlik Şube Müdürlüğü Kamu Güvenliği Büro Amirliğinde müdafilerim huzurunda vermiş olduğum 02/07/2026 tarihli ifadem doğru olup, ben ifademi hür irademle, herhangi bir baskı altında kalmaksızın verdim.Soruşturmaya konu, video paylaşımında bulunan görüntü benim 01/06/2026 tarihinde Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu’nda yapmış olduğum gösteriye ait bir video paylaşımıdır. Bu videonun paylaşıldığı YouTube hesabı bana aittir, hesap benim tarafımdan kullanılmaktadır, paylaşımı da ben yaptım. Videoda yer alan konuşmalara dair metin gösteri öncesinde tarafımca hazırlanan bir metindir. Ben bu gösteriyi yaklaşık 3 yıldır yani 2023 yılından bu yana Türkiye’nin çeşitli illerinde yaptım. Tarafıma sormuş olduğunuz video içeriğinde yer alan gösteri ise 01/06/2026 tarihinde gerçekleştirdiğim son gösterinin video kaydıdır.Ben tarafıma sormuş olduğunuz kısımda, sokağa çıkarken korktuğumdan bahsediyorum, ben psikoloji mezunu olduğum için toplumun korktuğu şeyleri mizahi yaklaşımla yaklaşılabilecek konulara çevirmeye çalışıyorum, tarafıma sormuş olduğunuz kısımda, sokakta bulunan canlı bomba olabilecek kişilerden toplumun korktuğunu düşündüğüm ve ben de benzer çekinceler taşıdığım için bunu mizahi bir dille gösterimde sergiledim. Canlı bombalar arasında oruç tutup tutmamak şeklinde ayrım olmasının sebebi; kelime oyunu amacıyla. Ben oruç tutan insanlar uzun süre aç ve susuz kaldıkları için daha gergin olacaklarını düşünerek böyle bir şaka yaptım.Diktatör kelimesi siyasal bir tespittir, kamuoyunda da sıkça tartışılan bir konudur, benim herhangi bir hakaret veya aşağılama kastım bu söylemde bulunmamaktadır.Cumhurbaşkanı hepimiz gibi kişisel gelişim videoları izlediğine ilişkin olarak yapılmış mizahi bir espridir. Bu söylemde herhangi bir aşağılama veya hakaret olduğunu düşünmüyorum.Psikoloji mezunu olduğum için ve Cumhurbaşkanının stresli bir görev yaptığını düşündüğüm için kendisinin terapisti olabileceğime yönelik olarak gerçekleştirilmiş mizahi bir paylaşımdır, bir aşağılama veya hakaret kastı bulunmamaktadır.Bu söylemlerde, saçımın uzun olduğu dönemde insanların bana yönelik olumsuz önyargılı bakış açılarından bahsediyordum. Uzun saçlı halime bakan kişilerin ben bu tarz şeyler söylemesem de, söylediğimi varsaydıklarını, zaten şakanın içeriğinde belirtmiştim. Bu şakada çeviriden kasıt mealdir. Kitaptan kastedilen kutsal kitaplardır. 4. kitap olarak kastedilen ise Kuran-ı Kerim’dir. Benim bu şakada herhangi bir aşağılama kastım yoktur. Çeviriden kastım Kuran-ı Kerim’in mealine yönelik tartışmalar ile ilgilidir.İnsanlar beni gördüklerinde dinden uzak bir insan olduğumu düşünüyorlar, ancak ben tarafıma okuduğunuz şekilde 4. kitabı sevdiğimi beyan ettim, bu söylemde 4. kitabın son kitap olduğuna yönelik teolojik espri amacım vardır, herhangi bir aşağılama kastım yoktur, ben benzer şakayı kelimesi kelimesine aynı şekilde 3 yıldır ülkenin farklı bölgelerinde stand-up gösterilerinde yapıyorum, yaklaşık 100.000 kişiye bu şakayı yapmışımdır ancak bu şakadan incinen birisini görmedim. Benim dini değerleri aşağılamak gibi bir kastım veya amacım bulunmamaktadır.Ben bu söylemi zaten gösteride de açıklıyorum, daha önce yayınlanan ilk gösterimin prodüksiyonunun iyi olması için çok çalışmıştım. Bu sebeple prodüksiyonun iyi olması nedeniyle bu gösterinin prodüksiyonun büyük olmasından ötürü FETÖ projesi olarak söylemde bulunulmasına yönelik bir şakadır.Burada ben haşema ile denize giren insanlara karşı deniz giren insanlara karşı ön eleştiride bulunuyorum, hatta söylemin tamamını incelerseniz, haşema ile denize giren insanlara karşı önyargılı olan insanları eleştiriyorum, söylemde “s*....in dalgıçları” diyerek seyirciyi ters köşeye düşürüyorum, söylemin başında seyirci benim haşema giyerek denize giren insanlar ile ilgili konuşacağımı sanıyor, ancak ben konuyu dalgıçlara getirerek seyirciyi kendi ön yargısı ile yüzleştirerek eleştirel bir gösteri sergiliyorum, zaten söylemin devamında da ‘Harbiye testi geçemediniz’ diyerek eleştirel bir gösteri sergiliyorum, kastımın seyircinin ön yargısını sergilemek olduğunu belli ettiğimi düşünüyorum.Seküler büyütülen bir çocuğun kurbanda karşılaştığı zaman yaşadığına ilişkin bir espridir, bu söylemde herhangi bir aşağılama kastı bulunmamaktadır. Üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum, benim dini değerleri, toplumun bir kesimini aşağılamak veya Cumhurbaşkanına hakaret etmek gibi bir kastım yoktur. Gösteride de öyle anlaşılabilecek veya o anlama gelebilecek bir söylem olduğunu düşünmüyorum. İfademe ekleyeceğim başkaca bir husus yoktur."TUTUKLAMA KARARINA ALKIŞ VE SLOGANLARLA TEPKİ Deniz Göktaş hakkında çıkan tutuklama kararı sonrası adliyede "Faşizme karşı omuz omuza", "Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz" ve "Deniz Göktaş yalnız değildir" sloganları atılıyor.KILIÇDAROĞLU'NDAN ADLİYENİN ARKA KAPISINDA AÇIKLAMATutuklama kararı adliyenin önünde çok sayıda kişi tarafından protesto edilirken, Kılıçdaroğlu adliyenin arka kapısında, yanında gelen birkaç partiliyle birlikte açıklama yaptı.
YURTTAŞLARDAN YOĞUN DESTEK
Göktaş'a destek için adliyeye gelenler arasında; gazeteci Barış Pehlivan, CHP Milletvekili Ümit Özlale, TİP Milletvekilleri Sera Kadıgil ve Ahmet Şık, Emek Partisi Milletvekili İskender Bayhan, DEM Parti Milletvekilleri Kezban Konukçu ve Cengiz Çiçek, oyuncu Barış Atay, Gezi Direnişi'nde hayatını kaybeden Berkin Elvan'ın annesi Gülsüm Elvan, Oyuncular Sendikası üyeleri ile Uykusuz Dergisi çalışanları da yer aldı.
"DENİZ GÖKTAŞ YALNIZ DEĞİLDİR"
Adliye önünde Deniz Göktaş'a destek amacıyla yapılan basın açıklamasında, şunlar kaydedildi:"Saray iktidarı Türkiye'de kurmaya çalıştığı faşist bir iktidar için her türlü hukuksuzluğu, saldırıyı sürdürmeye devam ediyor. Sendikacılara, gazetecilere, siyasetçilere, sanatçılara, her geçen gün daha ağır baskı koşullarını reva görmeye devam ediyor.Bizler bugün bir kez daha söylüyoruz; kurmaya çalıştığınız, sindirmeye çalıştığınız, Türkiye işçi sınıfı ve emekçilerinin, haklarını, taleplerini duyurmaya çalıştığı mücadelesini susturamayacaksınız.Bu ülkenin sanatçıları, aydınları, demokratları, sosyalistleri, işçi ve emekçileri, insanca yaşanacak demokratik bir ülke için bulunduğu her yerde mücadele etmeye devam edecek ve kurmaya çalıştığınız faşist rejimi yerle bir edene kadar durmayacak.Deniz Göktaş yalnız değil; çünkü o da bu zamana kadar hak mücadelesinde ve sokakta yalnız bırakmadı. Deniz'i mutlaka alacağız. Deniz Göktaş'a özgürlük."
ADLİYEYE GİRİŞ KISITLAMASI
Göktaş'ın savcılık ifadesinin sürdüğü İstanbul Adliyesi'ne girişlere kısıtlama getirildi. Davası olan, burada çalışan ve basın kartını gösteren gazeteciler giriş yapabiliyor.
"NE YAPMIŞTI DENİZ GÖKTAŞ, ELEŞTİRMİŞTİ..."
Adliye önünde yaptığı açıklamada, Deniz Göktaş'a yönelik yürütülen linç kültürüne dikkat çeken seçilmiş CHP Genel Başkan Yardımcısı Suat Özçağdaş, şunları kaydetti:"Ne yapmıştı Deniz Göktaş; eleştirmişti. Eğer sadece mizahı yargılayacak kadar eleştiriden nasibinizi almadıysanız; geçtiğimiz günlerde yaşanan fıkra olayında olduğu gibi... Türkiye’de insanların gülecek hiçbir şeyi kalmaz. Böyle bir ülke hayatta kalamaz. Gülmeyen bir toplum yaşayamaz."