Sosyal Medya, Yapay Zekâ ve Estetik Cerrahi: Gördüğümüz Her Şey Gerçek mi?
Teknoloji geliştikçe hayatımız kolaylaşıyor. Tıp ve estetik cerrahi de bu gelişmelerden doğal olarak payını alıyor. Yapay zekânın doğru kullanıldığında hem hekimler hem de hastalar açısından çok değerli imkânlar sunduğuna inanıyorum

Ancak her teknolojide olduğu gibi burada da önemli olan yalnızca teknolojinin ne kadar geliştiği değil, nasıl kullanıldığı. Çünkü teknoloji geliştikçe ne yazık ki onu kötüye kullanmanın yolları da gelişiyor.Son zamanlarda hastalarım bana sosyal medyada gördükleri fotoğraf ve videoları giderek daha sık göndermeye başladı.“
Hocam bu gerçek mi?”, “Gerçekten böyle bir ameliyat var mı?”, “Ben de böyle olabilir miyim?”Eskiden böyle bir görüntüye baktığımda öncelikle hangi ameliyatın yapılmış olabileceğini düşünürdüm. Bugün ise bazen aklıma gelen ilk soru çok farklı:
Bu hasta gerçekten var mı?Çünkü artık filtreler, görüntü işleme programları ve özellikle yapay zekâ sayesinde gerçekte hiç yapılmamış bir ameliyatın sonucu, yapılmış gibi gösterilebiliyor. Bir yüz gençleştirilebiliyor, burun küçültülebiliyor, çene hattı değiştirilebiliyor, vücut yeniden şekillendirilebiliyor, cilt kusursuz hale getirilebiliyor.Üstelik artık yalnızca fotoğraflardan söz etmiyoruz. Son derece gerçekçi hareketli görüntüler ve videolar da üretilebiliyor. İlk bakışta olağanüstü bir estetik cerrahi sonucu izlediğinizi düşünürken aslında yapay zekâ ile oluşturulmuş veya değiştirilmiş bir görüntüye bakıyor olabilirsiniz.Bu nedenle hastalarım bana bu tür videolar gönderdiğinde bazen ameliyatın nasıl yapıldığını konuşmadan önce görüntünün gerçek olup olmadığını tartışıyoruz.Bu sorun yapay zekâ ile başlamadıAslında sosyal medyada gerçek dışı veya olduğundan çok daha etkileyici estetik sonuçlar sunulması yeni bir konu değil.Yapay zekâdan önce de zaman zaman öyle öncesi-sonrası görüntüleriyle karşılaşırdık ki, iki fotoğraf arasındaki yaş farkı insana ister istemez “
Bunlar gerçekten aynı kişi mi?” sorusunu sordururdu.Hatta bazı örneklerde insan, öncesinde daha ileri yaştaki bir kişinin, sonrasında ise kızı, oğlu veya daha genç bir akrabasının fotoğrafının kullanılmış olabileceğini düşünecek kadar belirgin farklılıklar görebiliyordu.Elbette yalnızca bir görüntüye bakarak bunun gerçekten yapıldığını iddia etmek doğru olmaz. Ama zaten sorun da tam burada. Sosyal medyada gördüğümüz her öncesi-sonrası paylaşımının gerçekliğini yalnızca ekrana bakarak doğrulamamız mümkün değil.Ben burada bunu yapanlara “sosyal medyacılar” demeyi tercih ediyorum. Çünkü bir hekim arkadaşımın hastaları bilerek yanıltacak böyle bir yönteme başvurabileceğine inanmak istemiyorum.Bugün ise
yapay zekâ bu sorunu bambaşka bir noktaya taşıdı.Artık ikinci bir kişiye bile ihtiyaç yok.Olmayan bir yüzü, yapılmamış bir ameliyatı ve elde edilmemiş bir sonucu birkaç saniye içerisinde oluşturmak mümkün.
Peki hasta neye dikkat etmeli?Benim hastalara ilk tavsiyem oldukça basit:Sosyal medyadaki en etkileyici sonucu değil, güvenebileceğiniz hekimi arayın.Bir estetik cerrahı değerlendirirken yalnızca birkaç çarpıcı öncesi-sonrası fotoğrafına bakmayın. Hekimin farklı hastalardaki sonuçlarını inceleyin. Mümkün olduğunca gerçek ve filtresiz fotoğraf ve videolarını görmeye çalışın.Öncesi ve sonrası fotoğraflarının benzer açıdan, benzer ışıkta ve benzer mesafeden çekilip çekilmediğine dikkat edin. Makyaj, mimik, ışık ve çekim açısı bile elde edilen değişimin olduğundan çok daha fazla veya daha az görünmesine neden olabilir.Cilt dokusunun tamamen kaybolduğu, yüz veya vücut sınırlarının doğal görünmediği görüntülere biraz daha dikkatli bakın.Bir zamanlar “
Fotoğrafa müdahale edilebilir ama video gerçektir” denilebilirdi. Bugün artık bu da güvenilir bir ölçüt değil. Yapay zekâ hareketli görüntü üretme ve değiştirme konusunda da çok hızlı ilerliyor.Bir diğer önemli konu, “
sonrası” görüntüsünün ne zaman çekildiğidir. Ameliyattan birkaç hafta sonraki görüntü ile altı ay veya bir yıl sonraki sonuç aynı değildir. Estetik cerrahide iyileşme bir süreçtir ve gerçek sonucu değerlendirirken bunun mutlaka dikkate alınması gerekir.Deneyimini kendi isteğiyle paylaşan daha önce ameliyat olmuş gerçek hastaların görüşleri de değerlidir. Çünkü gerçek bir hastanın yaşadığı süreç bazen sosyal medyadaki yüzlerce beğeniden daha fazla şey anlatır.Başkasının sonucu sizin sonucunuz değildirHastalarımızın bize başka insanların fotoğraflarıyla gelmesi yeni bir durum değil.
“Benim burnum da böyle olsun.”“Yüzüm böyle görünsün.”“Bu ameliyattaki sonucu istiyorum.”Bunların hepsi anlaşılabilir talepler. Hatta bu fotoğraflar hekimin hastasının neyi beğendiğini ve nasıl bir sonuç beklediğini anlaması açısından faydalı da olabilir.
Ancak burada çok önemli bir nokta var:Başka bir hastanın sonucu size vaat edilemez.Çünkü her insanın anatomisi farklıdır. Kemik ve kıkırdak yapısı, cilt kalitesi, dokuları, yaşı, yüz oranları ve iyileşme kapasitesi birbirinden farklıdır. Bu nedenle sosyal medyada gördüğünüz bir görüntünün aynısını size garanti eden bir yaklaşım, kulağa ne kadar cazip gelirse gelsin sorgulanmalıdır.Diğer taraftan, hekiminizin daha önce yaptığı ameliyatlara ait gerçek ve filtresiz öncesi-sonrası fotoğraf ve videolarını görmek de önemlidir. Bunlar size hekimin cerrahi yaklaşımı, estetik anlayışı ve elde etmeyi hedeflediği sonuçlar hakkında belirli bir fikir verir.Ama bir noktadan sonra estetik cerrahi yalnızca fotoğraf karşılaştırmak değildir.Araştırmanızı yaptıktan, hekiminizin gerçek sonuçlarını gördükten, beklentilerinizi açıkça anlattıktan ve sorularınıza tatmin edici cevaplar aldıktan sonra geriye belki de en önemli konu kalır:
Hekiminize güvenebilmek.Çünkü sonuçta ameliyat masasına bir sosyal medya hesabına, bir fotoğrafa, bir videoya veya takipçi sayısına güvenerek yatmazsınız.
Bir hekime güvenerek yatarsınız.Bence en doğal ve sağlıklı yaklaşım da budur. Hasta ne istediğini açıkça anlatmalı; hekim de neyin mümkün olduğunu, neyin mümkün olmadığını ve bazen de mümkün olsa bile neyin doğru olmayacağını dürüstçe söylemelidir. Bu görüşmenin sonunda hasta ile hekim arasında karşılıklı bir güven oluşmalıdır.İyi bir estetik cerrahi ilişkisinde hasta “
Beni bu fotoğraftaki kişinin aynısı yapın” demez; hekim de “
Sizi aynen böyle yapacağım” diye söz vermez.Amaç başka bir insanın yüzünü veya vücudunu kopyalamak değil, kişinin kendi anatomisi içerisinde ona en uygun, doğal ve gerçekçi sonucu elde etmektir.Kusursuz görüntü, kusursuz ameliyat anlamına gelmezBazen sosyal medyada gördüğümüz görüntüler o kadar kusursuz oluyor ki, belki de tam bu nedenle biraz daha dikkatli bakmak gerekiyor.Gerçek insanın cildinde gözenek vardır. Küçük asimetriler vardır. Mimik vardır. Ameliyat sonrası ödem olur. Morluk olabilir. Dokuların oturması zaman alır. İyileşmenin iyi günleri olduğu gibi daha zor dönemleri de olabilir.Gerçek hayat bilgisayar ekranı kadar kusursuz değildir.Zaten estetik cerrahinin amacı da sosyal medya için kusursuz bir kare üretmek değildir. Amaç hastaya güvenli, doğal, gerçekçi ve mümkün olduğunca kalıcı bir sonuç sağlamaktır.Ben yapay zekâya karşı değilim. Tam tersine, doğru kullanıldığında bilimsel araştırmada, eğitimde, ameliyat planlamasında ve hasta bilgilendirmesinde çok değerli bir araç olduğuna inanıyorum. Önümüzdeki yıllarda tıbbın pek çok alanında çok daha fazla kullanacağımızı da düşünüyorum.Sorun yapay zekânın kendisi değil.Sorun, gerçek ile yapay arasındaki sınırın hastadan gizlenmesi.Bu nedenle sosyal medyada olağanüstü bir estetik dönüşüm gördüğünüzde belki de artık ilk sorumuz,“
Ben de böyle olabilir miyim?”Değil,“
Gördüğüm şey gerçekten bir ameliyat sonucu mu?”Olmalı.Teknoloji değişecek. Sosyal medya değişecek. Yapay zekâ bugün hayal bile edemediğimiz görüntüler üretecek kadar gelişecek.Ama estetik cerrahide değişmemesi gereken bazı şeyler var:Gerçek hasta, gerçek sonuç, doğru bilgilendirme ve hekim ile hasta arasındaki güven.
Doç. Dr. Övünç Akdemir
Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı