Adhemar kimdir?

Adhemar kimdir?

Haçlı seferleri nasıl başladı | Haçlı Seferleri'ni kim organize etti | Adhemar kimdir?

Haçlı seferleri nasıl başladı | Haçlı Seferleri'ni kim organize etti | Adhemar kimdir?

Salgın hastalıkla evlere kapandığımız şu günlerde olduğu gibi tarihte de salgın hastalıklar hep varoldu. Batı’nın büyük ve kutsal yolculuk olarak adlandırdığı 1. Haçlı seferi sırasında, Haçlıların 1098’de zor koşullarda ele geçirdikleri Antakya Kalesi önünde, başgösteren bir salgın hastalık onların manevi liderleri Adhemar de Monteil’i onlardan aldı. 
Bu salgın günlerinden salgında ölen bu piskoposu ve Hristiyanlarca Kutsal addedilen bu yolculukta yaşadıklarını hatırlayalım istedik. 

Haçlılara Kudüs yolunu açan ve Salgın hastalıktan ölen bir piskopos; Adhemar de Monteil, Le Puy Piskoposu


Adhemar, döneminin manevi liderlerindendi. Bir salgın hastalıktan hayatını kaybedene kadar başıbozuk ve farklı amaçlarla yola çıkmış olan haçlı birliklerine rehberlik etti. 
-1045 yılında Fransa Valentinois kontları ailesinde doğdu. 1080’lerde Le Puy Piskoposu seçildi. 
-1095’te bütün Avrupa’yı doğuya sefere çağıran Clemont Konseyi'nde bulundu. Papa ile dostluğu nedeniyle bu kutsal yolculuğun amacı ve detayları konusunda fikirbirliği içindeydi. Kasım 1095’te Papa tarafından Haçlı Seferlerine liderlik etmek üzere onun legatı(elçisi) olarak atandı. Daha önce1086-87 yıllarında kutsal yolculuğa çıktığı için bu göreve getirilmişti. 
- Fransa’nın güçlü asilzadesi Toulose kontu Saint Gillesten Raymond ile Haçlı seferlerine katıldı.
-Bütün Haçlılarla birlikte 15 Ağustos 1096’da Doğuya doğru yola çıktı. 
-Haçlı seferinde manevi lider olarak yol gösterdi. Haçlı reisleri arasında sürtüşmeleri dengeledi, haçlı askerlerine moral desteği oldu. 
-Haçlı seferinin bu büyük piskoposu Antakya kalesinin alınmasından sonra dönemin yaygın salgın hastalıklarından birine yakalanarak vefat etti. Antalya Bazalikası'na gömüldü. 

Şimdi 1.Haçlı seferi sırasında onun etkisine bakalım. 


Yüksek ilkelere sahip bir şahsiyet olarak Haçlı seferlerinin mimarı Urbanus II’nin Clemont Konsilin’de bulundu. Hacı kabul edip Kudüs Yollarına dökülen şövelyelere Urbanus II  adına öncülük etti. Kudüs’ün alınmasını göremeden 1 Ağustos 1098’de bir salgın hastalıktan hayatını kaybetti. Haçlılar naaşını Kudüs’e götürme yemini ettiler, bir sene sonra 1099’da Kudüs Haçlıların eline geçti. 
Onsuz yollarına ve davalarına devam eden Haçlılar bir yandan Kudüs ve çevresine hakim olmak için çabalarken bir yandan da Doğu Ortadoks ve Latin kilise otoriteleri arasında çekişmeleri yaşadılar.  

Kudüs’e giden Hac yollarını açmak, Latin kilise ritüellerini doğuya getirmek ve Batının yoksulluk içindeki makus talihini yenmek….

Sokaklarından ‘bal ve süt akan’ doğu dünyası olarak hayallerinde canlanmişti Doğu dünyası ve Kutsal topraklar 
Avrupa ve Latin Hiristiyan inancı bir çaresizlik ve kuşatılmışlık içindeydi, yoksulluk iliklere işlemişti.
Papa Urbanus II, topladığı Clemend konseyinde (1095) Türklerin Hıristiyanları öldürdüklerini söyleyip Haçlı seferi düzenleyerek Kudus’ü ele geçirmeleri çağrısında bulundu. Avrupa’nın değişik yerlerinden şövalyeler, hacılar vs..den oluşan 60 bin asker toplandı, dört yıl içinde 5 bin km yol katederek 7 Haziran 1099’da Kudüs kapılarına dayandılar. 200 yıl ayakta kalacak Kudüs Krallığı, Latinlerin Kudüs hakimiyetlerinde Latin Hiristiyan ritüellerini kökleştirmek için yeni kiliseler yaptılar, Kutsal Mezar Kilisesini restore ettiler. 

Haçlı seferlerinin mimarı Papa Urbanus II’nin fikirlerinin temsilcisiydi Le Puy Piskoposu Adhemar
Güney Fransalı birçok asilzade gibi bu ilk Haçlı seferinin önemli ismi Toulouse kontu Raymond’un birliklerine katıldı Piskopos Adhemar
Raymond’un bütün haçlı seferlerinin başında olmak isteği Papadan ve kendisinin Papanın temsilcisi La Puy Piskoposu ile olan bu birlikteliğinden geldiği sanılıyor. Adhemar’ın ruhani otoritesinin ona liderliğin kapısını açacağını düşünmüştü belki de. Ancak Adhemar’ın erken ölümü ona bu isteğini gerçekleştirme fırsatı vermedi. 

Adhemar ile birlikte bu düzensiz, eğitimsiz ve disiplinsiz ilk Haçlı Seferinde yola çıkanlar birçok zorlukla karşılaştılar. Her seferinde bu bilge Piskopos’u yanlarında buldular. 
Piskopos Bizans topraklarına girdiklerinde kendilerine refakat eden Bizans birlikleri tarafından bir kavga sırasında esir alındı ve ordudan ayrılıp Selanik’te tedavi oldu. Neyse ki, Haçlı birlikleri  Bizans İmparatorluğu refakatinde onları Anadolu’ya geçmeden yakalayarak orduya katıldı. 
Haçlılar Türklerden İznik’i aldılar. Piskopos Adhemar, I.Kılıçarslan’ın  İznik’i kuşatmasında şehir surlarının sağ kanadını kumanda ederek askeri kabiliyetini gösterdi. 
Kılıçarslan’ın şiddetli saldırılarında Haçlıları ölürlerse (Martyr) din şehidi sayılacaklarını belirterek ordunun moralini yükselten Adhemar’dı. 
Yine Türklerle yapılan Eskişehir savaşında Güney Fransız'lardan oluşan bir birlikle –klavuzlar tutarak tepeler arasında yolu katederek -ansızın arkadan saldırıp taktiksel bir başarı elde etti Piskopos Adhemar.  
Haçlılar, Sultanın
ve beylerin çadırlarındaki ganimete bu başarı sayesinde konmuş oldular. 


Antakya surları önünde 1097 Noelinde Raymond ile birlikte şehri kuşatmaya devam etti. Yiyecek sıkıntısı çeken Haçlılar çevreye akınlar düzenlediler, ancak Antakya emiri Yağsıyan’ın erzak ve takviyeleri de Adhemar’ın bir grup haçlı ile Nehir Geçidi’ni açması dolayısıyla Haçlıların eline düştü. Adhemar orduyu açlıktan kurtarmıştı.
Çevreden Ermeni Keşişler Süryani Hırıstiyanlar Haçlı ordusuna yiyecek getiriyorlardı. Kuşkusuz bu irtibatta da piskoposun rolü vardı. 

Antakya kuşatması sırasında deprem tufanı andıran yağmurlar yağdı, hava soğudu. Haçlılar bu iklim koşullarına çok alışık değillerdi. 
Le puy piskoposu üç gün günahlara tevbe orucu tutulmasını emretti fakat ordu o derece yiyecek sıkıntısı çekiyordu ki bu emrinin bir anlamı olmadı.

Bu zorlu Antakya kuşatması sırasında Haçlıların yiyecek ihtiyaçları için devreye giren Adhemar’ın Kıbrıs’ta bulunan eski Kudüs Patriği Symeon ile irtibatı vardı. Piskopos hiç şüphesiz Papa Urbanus II’ un verdiği talimata uygun olarak doğudaki kilisenin ileri gelenleriyle ilişkiler kurmaya gayret ediyordu. 

Symeon ordunun ihtiyacı maddeleri Antakya önüne gönderdi. 

Yoksa Antakya’yı kuşatan haçlı birlikleri gıda sıkıntısından kuşatmayı bırakıp kaçmaya başlamışlardı. 

Ordunun sayısı açlık ve kaçaklar yüzünden her gün azalmakta olduğundan Adhemar takviye kuvvetleri gönderilmesi için batıya ısrarla başvurulması gerektiği kanaatindeydi.  Bu yardım çağrısını da Kıbrıs’ta bulunan Patrik Symeon ağzıyla yazdı. 

Papanın legatı (elçi) Adhemar’ın ele geçirilen yerleri kilisenin istediği kişiye bahşetme hakkı var diye düşünülüyordu. Bu yüzden Haçlı reisleri ona ayrı bir saygı duyuyorlardı. 

Antakya düştü, Kudüs’e varmak için bu önemli bir adımdı. Haçlılar Antakya’ya girince ilk yaptıkları iş cesetleri temizlemek oldu, Antakya kanlı bir karşılaşmadan sonra ele geçirilmiş, yenilen tarafa acımadan katliam yapmışlardı, askerler bu işle meşgulken Adhemar Aziz Petrus katedralini ve kapatılmış diğer kiliseleri Hıristiyan ibadetine açtı. Patrik Loannes zindandan çıkarılıp tekrar tahtına oturtuldu. O Bizanslı olup latin kilise adetlerinin aleyhindeydi ama o bölgedeki hiristiyanların meşru patriği idi. 
Ancak Haçlıların kaleyi ele geçirmesiyle iş bitmedi, Musul Atabeyi Kürboğa Haçlıları kalede kuşattı. Antakya kalesi haçlıların elindeyken ve Kürboğa Antakya’yı sıkıştırmaya devam ederken açlık ve sıkıntı çeken Haçlılar Tanrının kendilerinden razı olması için sabırlarını zorluyorlardı. Kendilerine umut olacak şeylere de ihtiyaçları vardı. 
Ortada hayallerin ve rüyaların at koşturduğu bir atmosfer teşekkül ettiğinde bir Haçlı gördüğü rüyayı herkese anlatıyordu. 

Hz. İsa’nın böğrünü delen mızrak ya da rüyalar gerçeklerden güzel….

10 haziran 1098 de bir köylü Haçlı şövalyesi Raymond’un çadırına gelerek piskoposla görüşmek istedi. Adı Pierre Bartholemaeus idi. Rüyasında Aziz Andreası görmüş ona Aziz Petrus Katedralinin güneyindeki şapelde Hz İsa’nın böğrünü delen mızrağın yerini göstermişti. 
Azizlerin yeniden insan kılığına girerek haçlıların yanında savaştığını söylemişti. Olay Haçlılar arasında dilden dile anlatıldı. 
Adhemar, bu köylü şövalyenin rüyasını ciddiye almadı, uzun rüya hikayesi Onu pek etkilemedi. Tecrübeli bir kilise adamı olarak cahillerin bu türden hayallerine itimat etmiyordu. Ancak  şövalyelerle birlikte bütün haçlılar hatta Raymond bile rüyanın etkisinden kurtulamamıştı. 

Haçlıların zihnini kurcalayan olaya açıklık getirmek için Aziz Petrus katedralinin tabanını kazarak  demir parçasını buldular. Bu etki o kadar ruhani idi ki kimse işi sorgulayıpta manevi boyuta zarar vermek istemedi. Belki de Katedralin tamir veya yeniden inşaasından kalma bir demir söz konusu idi. Ancak kimsenin farklı düşünecek durumu kalmamıştı. 
İlahi yolculuğa çıkan Haçlılar için Kudüs yolu önlerinde duruyordu. 

Birkaç ay içinde Antakya’da şiddetli bir salgın hastalık ortaya çıktı. Tifüs olduğu tahmin edilen hastalığın ilk kurbanlarından biri zaten sağlığı iyi olmayan Adhemar’dı. 

Papa’nın temsilcisi sıfatıyla saygı gören, fakirlerle ve hastalarla  ilgilenen kuşatıcı çözümleriyle Haçlı reisleri arasında dengeyi sağlayan kutsal yolculuğun bilge kişisi Adhemar Kudüs’un alınışını göremeden vefat etti.

Kendilerini öksüz kalmış gibi hisseden Haçlılar, onun naaşini Kudüse taşımaya and içtiler. 

Bir müddet etkisini gösterip ölümlere neden olan salgın hastalık gücünü yitirince Haçlı Reisleri  Papa Urbanus II’a  Antakya’nın zaptının ayrıntılarını ve elçisi Adhemar’ın ölümünü bildiren bir mektup kaleme aldılar. 

Adhemarın ölümünden sonra Hiristiyanlık içindeki farklılıklara karşı yükselen düşmanca sesler daha çok duyulmaya başlandı.  

Kutsal sefer kutsal savaş kutsal belde
Ancak kılıçtan geçirilen şehir, yağmalanan evler, yakılan araziler…

Kudüs şehri ortaçağ dünyasının en müstahkem mevkilerinden biriydi.  1099’da zorlu bir kuşatmadan sonra Kudüs alınmış ve şehirdeki herkes öldürülmüştü. Şehrin kan gölüne döndüğü müslümanlardan kimseye acınmadığı gibi Yahudilerinde havralarında yakıldığı tarihi kayıtlarda geçmektedir. Kudüs bu kanlı savaştan sonra Hristiyan alemine katılmıştı. 
İnsanların zihninde bu yolculuğun Hz. İsa şerefine planlanmış olduğu ve ele geçirilen yerlerdeki hakimiyetin de Kilise tarafından gerçekleştirilmesi fikri yer etmişti. 
Hatta Kudüs’ün alınması sırasında ön safta çarpışanlar arasında Piskopos Adhemar’ı gördüğünü iddia edenler bile olmuştu. Batı’da Kudüs’ün alınması sevinçle karşılandı, bir dini lider olarak Adhemar’ın yeri doldurulamadı. 

Hedefe varılmıştı, katliam yapılarakta olsa Kudüs Hristiyan alemine geri alınmıştı. 
Latin ve Doğu patrikliği arasında çekişme ise bütün haçlı seferlerine damgasını vuracaktı. 
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.