İşine gelirse!
 
İşsizlik sadece Türkiye’nin değil gelişmiş, gelişmemiş ve gelişmekte olan ülkeleriyle dünyanın  ortak derdi. İşsizlik hem ekonomik hem de sosyal boyutuyla çözümsüzlüğü halinde toplumsal açıdan derin açmazları da beraberinde getiren ciddi bir sorun.
Gerçek hayatta cinayet, cinnet, intihar ve yasa dışı girişimlerin pek çoğunun arkasında yine işsizlik var.  İşsizlikteki bu sevimsiz tablo sanıyorum yine en çok illegal iş yapmak isteyenlerin işine yarıyor. Basiretli  bir işveren olarak yasal zorunlulukları yerine getiren iş dünyasını tenzih ediyorum. Bugün her yaştan ve her eğitim düzeyinden kişi için iş bulmak zorlaştıkça  bu tip işverenler  daha da zalimleşiyor desek yanlış olmaz.
Neden mi yanlış olmaz? Geçtiğimiz günlerde gelen bir mektuptan yola çıkarak durumun aslında ne kadar vahim bir noktaya geldiğini, çalışanların nasıl çaresiz ve korumasız bırakıldığını  hep birlikte göreceğiz.
Bugün işveren kisvesi altında türeyen pek çok kişi, bırakın vaat ettiği maaş ve  yasal hakları ödemeyi neredeyse çalışanın cebindeki paraya göz dikmiş. Abartıyorum diye düşünüyorsunuz ancak değil.
Örnek mi, anlatıyorum. Ticari hayatını farklı bir isimle sürdüren şirket, yeni şirketler kurarak işini büyütmek istiyor. Gayet normal burada sorun yok. Faaliyet gösterdiği şirketlerden biri adına modern bir rezidans dairesi kiralayarak işe başlıyor. 
Ardından genç mezunları ve işsiz gençler arıyor. Asgari ücretten maaş, yol, yemek ve prim vaat ediyor. Satış ekibine de araç, telefon ve iPad.
Genç bunlar deneyimsiz, iş hayatının zorlukları ile henüz yeni yeni taşınıyorlar, bazıları başına ne gelecek hayal bile edemiyor. Basiretli iş adamı ile kaptı kaçtı dolandırıcıları ayırt etmek bu yaşlarda kolay değil. Şirket yetkilileri,  şirketin kuruluşu için gerekli başvuruları yaptıklarını ve en kısa sürede sigorta girişlerini yapacaklarını söylüyor ve seçtiklerini işe alıyor.
Gençler ve aileleri sevinçli. İşsizliğin kol gezdiği bir ülkede  para kazanabilecekleri bir iş buldukları için şans olduklarını düşünüyorlar. Aralarında evli olanlar, çocuklu olanlar hatta anne babası ve kardeşine bakmak zorunda kalan 20-25 arasındaki  gençler umutla başlıyorlar yeni işlerine.
Daha ilk ay sigorta girişleri yapılmadığı gibi maaş vaat edilenden daha az ödeniyor, çalışanın yaptığı yemek ve yol parası da çabası. Bir sonraki ay için söz veriliyor. O ayda ne maaş, ne sigorta girişi, ne yemek yol masrafı . Her şey çalışanın cebinden. İş gezileri ve müşteri ziyaretlerinin yol masrafları ve telefon görüşmeleri bile çalışanlardan.
Gençler zor zar buldukları bu işi olan bitenlere  rağmen hemen bırakıp gidemiyor. Öncelikle bu durumu ailelerine anlatmakta zorlanıyorlar, anlatanlara tavsiye ise “bıraz daha bekle, nasılsa yapacaklar, sık dişini, sabret biraz”.Çalışan sıkıştırıyor işvereni ama işveren acımasız olduğu kadar pişkinde.
Alacağını isteyen çalışana yapılan açıklama:” Biz size başta yeni bir şirket olduğumuzu söyledik. İş yapacağız ki para vereceğiz. Biz önce bir işi yapıp yapamayacağımıza bakacağız, eğer iş yapabilirsek işe devam edeceğiz. Yoksa bırakacağız. Henüz bize bir  katkınız yok. İş getirin, yapalım, yoksa sizde bizde parasızız.”
Ticarette böyle bir mantık nerede var? Önce araştırmanı yaparsın, sermayeni koyarsın, en az 6 ay -1 yılı göze alır, şirketini kurar, işine başlarsın. Ticarette yeni iş yapma anlayışı demek böyle.
İşine gelirse…
İşveren kaçın kurası. Git dese çalışan şikayet edecek,  bedava çalıştırdığı adam kaçacak ya da  alacağı için baskı kuracak. Oyalayabildiği kadar oyalıyor. Bekliyor ki kendi kendine gitsin, o da birikmiş borçlarından kurtulsun. Biliyor ki en kısası 6 ay sonraya dava günü veren iş mahkemelerinden bir şey çıkmaz, biliyor ki kurulmamış şirkete kim dava açacak hem dava açmak istese bile 600-700 lirayı nereden bulacak, harç vb. parayı nasıl verecek?
Bunu bildiği için de pişkin ve umarsız….. Ne çalışandan ne de yasalardan korkuyor. Olan yine çalışana oluyor. Üç beş ay maaşsız, sigortasız, masrafları kendi cebinden ödediği bir işe yine de bir umutla sarılıyor.
Bugün iş yaşamı yeni yasalarla yeniden düzenlemeye çalışılıyor. Kıdem tazminatı kaldırılmaya, esnek çalışma modeli diye bir model dayatılmaya  kısaca çalışanların emeği işverenlerin insafına bırakılmaya çalışılıyor.
Bunlar iş bulma umuduyla yola çıkıp daha baştan sömürülenler… Bir de son derece düşük ücretlerle, 16 saate, kadar yemek saati ve molaları  yok sayılıp adete köle gibi çalıştırılan büyük bir kesim var.  Büyükşehirlerde ekmek var ama o ekmeğe ulaşmak için çalışmanız değil artık köle gibi çalışmanız gerekiyor.
İşinize gelirse!
Peki bu örnekte son durum ne mi? Çalışanlardan biri iş mahkemesine başvurarak haklarını aramak istiyor. Ama bu yasalar ve düzenlemelerle hak aramak ne mümkün. Diyelim ki başvurdu, sonuçlanması yıllar alacak.  Çünkü iş mahkemelerinin durumu malum. Bunun avukat masrafı var, geldi gittisi  var,moral bozukluğu, kandırılmışlık, kullanılmışlık duygusu var. Yasalar var ama hala çalışanın hakkını korumaya muktedir değil anlayacağınız.
İnanmayacaksınız ancak bu işyeri hala işten ayrılanların yerine yenilerini almaya devam ediyor. Hem de aynı şartlarla. Tabii, işe alınacaklara durum başta böyle anlatılmıyor, pembe tabloya devam.
Ya tutarsa?
Peki  bu gidişe dur diyecek kimse yok mu? Galiba yok. SGK’ya gitseniz diyor ki, ”ALO 170’i ara şikayet et”. Oradan  sonuç yok. Savcılığa git dilekçe ver. Nitelikli dolandırıcılık  suçu.Yine de sonuç yok.
Hani Maliye, hani Çalışma Bölge Müdürlükleri, nerede SGK? Eğer ilgileri merak ederler ve  görevlerini yapmak isterlerse bilgileri paylaşmaya hazırım.
Kıssadan hisse …Korkarım, torbadan çıkan ve çıkacak yasalar, bundan böyle değil çalışanların hakkını korumak daha zorlaştıracak. İşveren kisvesi altında illegal faaliyet gösterenleri  yani dolandırıcıları daha da cesaretlendirecek.
Merdiven altı şirketleri bulmak zor değil, eğer siz onları gerçekten bulmak isterseniz. Siz ne kadar ekonomiyi kayıt altına alacağım diye uğraşırsanız uğraşın, kurulmaya çalışılan acımasız bu düzen; açgözlü, cüretkar işverenlerin ekmeğine yağ sürecek ve işsiz her 5 gençten birinin iştahla sömürülmesine ortam yaratacak.

Mektubu bize yazarak derdini anlatan genç  şimdi ne  mi yapıyor ? Söyleyeyim, alacaklarının peşini bıraktı çünkü baktı ki peşine düşse, astarı yüzünden pahalı. İşsiz ve yeniden iş arıyor.
İşte kalabalık genç nüfusuyla şişine şişine övündüğümüz ülkemizin, işsiz ve umutsuz milyonlarca gencinden birinin iş yaşamına katılma öyküsü.
Üzerine alınmak isteyen var mı?
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.