Tünel'in millileştirilmesi nasıl oldu?

özelleştirmelerin 'in', millileştirmelerin 'out' olduğu bir zamanda tarihi Tünelin nasıl millileştirildiğine bir bakalım istedik.

Tünel'in millileştirilmesi nasıl oldu?

özelleştirmelerin 'in', millileştirmelerin 'out' olduğu bir zamanda tarihi Tünelin nasıl millileştirildiğine bir bakalım istedik.

29 Eylül 2014 Pazartesi 11:33
Tünel'in millileştirilmesi nasıl oldu?
Tünel'in millileştirilmesi nasıl oldu?

Tünelin Millileştirilmesi Özelleştirmelerin ‘in’, Millileştirmelerin ‘out’, olduğu bu zamanda, tarihi kayıtlardan farklı bir açıdan bakalım ve Tünelin Millileştirilmesine hatırlayalım istedik. Meşhur hikayedir, 1867 yılında yolu istanbul’a düşen Fransız mühendis Henri Gavand Pera ile Karaköy arasında Yüksekkaldırım yokuşunun her gün 40 bin kişi tarafından yürüyerek çıkıldığını tesbit edip buraya bir tahtızemin vasıta yapılmasını zamanın padişahı Abdülazize bir proje olarak sunar. Maliye ve Nafia nazırları Sadık ve Edhem paşanın desteği ile proje kabul edilir. Aynı tarihlerde padişah Abdülaziz mührünü taşıyan bir ‘Tünel Fermanı’ hazırlanır. Bu fermana dayanarak Gavandla Nafia nezareti arasında üç maddelik bir anlaşma imzalanır. Gavand’a Pera-Galata arasında bir taht-el arz demiryolu inşa etme hakkı tanınır. Dönemin çalkantılı günlerinde Fransa’dan sermaye bulamayan Gavand, 250,000 liralık İngiliz sermayesiyle işe başlar. Bölgede meskun ailelerin evleri alınır; bundan dolayı ciddi istimlak bedelleri ödenir. Öyleki Galata Mevlevihane mezarlığının da bu istimlak hareketinden nasibini aldığı söylenir. Ne var ki, Tünelin 1875 yılında yapılan açılış töreninde fikirbabası ve emektarı mühendis H. Gavand bulunmaz. İngiliz şirket böyle kabiliyetli mühendisini şirketten uzaklaştırmıştır. İngiliz sermayesiyle işletilen Tünelin ortalama yıllık geliri 50 bin altın liradır. 1911 yılında el değiştiren Şirket, Belçika uyruklu çok uluslu bir şirket olan Sofina şirketi tarafından satın alınır. Tünel, ilki Londra’da ikincisi Newyork’ta olan raylı sistem taşımacılık örneğinin üçüncüsüdür. Türk siyasi tarihinde Osmanlıdan Cumhuriyete geçiş rüzgarları ve millileştirme hareketleri yaşanır.

Cumhuriyet kurulmuş, millet her şeyine sahip çıkmaya başlamıştır. Tabidir ki, tünelin yabancı şirketler elinde kalmasına müsaade edilemez. ‘Şahsi çıkarlarını milli ve sosyal çıkarlardan üstün tutabilecekleri gerekçesi’ ile yabancı şirketlerin hukuki durumları yeniden düzenlenir. Tünel şirketinin devir teslimi için düğmeye basılır. Arşiv kayıtlarından öğreniyoruz ki, 27/10/1938 yılında İstanbul Belediyesinin Tünel şirketine yazdığı bir yazıda; ‘a) Şirketin bütün tesisatı ile satın alınması için şebekenin ve gayrimenkullerin her kısmı ile levazım ve mevcudatın kıymetlendirilerek bir cetvel hazırlanması, b) Şirketin bir sene zarfında gerçekleştirdiği müfredatlı umum masraf cetvelinin hazırlanıp gönderilmesi’ Belediye reisince talep edilmektedir. Ancak istenilen evraklar belediyeye intikal ettirilmez. 9/11/1938 tarihinde İstanbul belediye reisi imzalı bir ‘ehemmiyetle ve te’kiden’ uyarı yazısı daha gönderilir. Acil işaretli yazının bir nüshası da Fransızca yazılır. Tünel şirketi adıyla bilinen ‘İstanbul Mülhakatından Beyoğlu ile Galata Beyninde Tahtelarz Demiryolu Türk Anonim Şirketi’, aynı tarihlerde yazdığı cevapta Brüksel’den gelecek Murahhaslar ile satın alma müzakerelerinin başlanabileceğini bildirir.

Ayrıca 1937 senesi neşredilen şirket bilançosu da Nafia Vekaletine gönderilir. 1939 yılının ilk aylarında Nafia Vekili Ali Çetinkaya’nın girişimleri sonucu Tünel şirketinin temsilcisi H. Speciale ile yapılan müzakereler sonucu şirketin Türkiye’de mevcut menkul ve gayrimenkul bütün mal, hak ve menfaatleri 175.000 lira mukabilinde hükümete devir ve temlik edilir. Sonrasında Tünel işletmesi 16 Haziran 1939 da 3645 sayılı yasa ile kurulan İstanbul Elektrik Tramvay ve Tünel İşletmelerine devredilmiştir. Zamanın matbuatı Tünelin millileştirilmesini sevinçle karşılar; Hatta Salahaddin Göngör, ‘Bizim Tünel’ başlıklı yazısına ‘o artık bizim tünel’ ifadesiyle başlar ve şöyle devam eder; ‘Kendi kendime düşündüm. İstanbul halkı alınterine bulanmış milyarlarca ve milyarlarca meteliğini senelerce hep bu kör kuyunun doymak bilmeyen ağzına mütevekkilane boşaltıp durmuştur. Ali Çetinkaya’nın en çetin mukavemetleri eriten müdahalesi tam zamanında yetişmeseydi daha belki senelerce boşaltıp duracaktık. Tebberüken cebimden bir yüz paralık çıkararak gişeye sokuldum. Verdiğim bilet parası bana öyle geldi ki gene yanımdadır. Bizim tünele binerken onu bir cebimden alıp öteki cebime indirmiş gibi oldum’.
Son Güncelleme: 22.04.2016 09:23
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.