Doğan Hızlan Erol Simavi'nin Hürriyet'te muhbiri mi?

Doğan Hızlan Erol Simavi'nin Hürriyet'te muhbiri mi?

24 Şubat 2013 Pazar 11:39
Doğan Hızlan Erol Simavi'nin Hürriyet'te muhbiri mi?
 Erol Simavi'nin Hürriyet'i Aydın Doğan'a satarken sözleşmeye özel madde olarak koydurduğu, "Doğan Hızlan asla işten çıkartılmayacak" maddesinin arkasındaki gerçek ortaya çıktı.Doğan Hızlan, İsviçre'de yaşayan Erol Simavi'nin gazete içindeki muhbiriymiş. Rahmi Turan'ın hayatının anlatıldığı Gazeteci Faruk Mangırcı tarafından kaleme alınan "Tirajların Efendisi" kitabında anlatılanlar Doğan Hızlan'ın neden yıllardır Hürriyet'te yeri en sağlam yazar olduğunu ortaya koyuyor. İşte "Tirajların Efendisi"nden Doğan Hızlan'ın Hürriyet içindeki Erol Simavi'nin gözü-kulağı olduğunu anlatan bölümler: "Halen bugün Hürriyet Gazetesi'nde 'Yayın Danışmanı' sıfatıyla künyede ismi bulunan yazar Doğan Hızlan, Erol Simavi'nin en iyi adamlarındandı.Yıllar sonra gazetesini Aydın Doğan'a satarken satış sözleşmesine “Doğan Hızlan'ın asla gazeteden gönderilmeyeceği” garantisi koyduran Erol Simavi, gazete içinde olan biteni Doğan Hızlan'dan öğrenirdi o günlerde.Emin Çölaşan'ın yazılarını takip etme görevi de Doğan Hızlan'a verilmişti.Yıllar sonra yine bir Hürriyet yazarı Yavuz Gökmen'i hedef alıp, “yazısı makaslandığı halde gazetesinde yazmaya devam eden adam şerefsizdir” diyen  Çölaşan, daha ilk günden itibaren denetime tabi tutuluyordu.Çölaşan yazıyor, Doğan Hızlan'a giden yazılar önce O'nun kontrolünden geçiyor ardından İsviçre'ye fakslanıyor ve onay gelirse gazeteye giriyordu." Hürriyet'in bir dönem Genel Yayın Müdürlüğü'nü yapan Rahmi Turan'ın Hürriyet'ten istifasının anlatıldığı bölümde de bakın Doğan Hızlan'ın 'muhbirliğini' Rahmi Turan nasıl Hızlan'ın yüzüne vurmuş: "Rutin günlerden biriydi.Sayfalar bitmiş, bir görüşme için gideceği Ankara'ya uçmuştu Turan.Ankara Temsilcisi bugünlerin ünlü ismi Ertuğrul Özkök'tü.Özkök, Genel Yayın Müdürü'nü havaalanında karşıladı, gazetenin Cinnah Caddesi'ndeki ofisine geldiklerinde şehir baskıları da ofise ulaşmıştı.Turan açtı gazeteyi ama açtığı gazete kendi yaptığı gazete değildi.Birinci sayfaya yerleştirdiği Fatma Girik fotoğrafı yoktu gazetede.Ne olduysa uçağa bindiği saat ile Ankara'daki ofise geldiği saat arasında olmuştu.Telefona sarıldı, Akgün Tekin'i aradı.Sordu durumu.Hiçbirşeyden haberi yoktu gazetenin iki numaralı isminin.Gece Müdürü'nü aradı.Telefonda hesap sorduğu gece müdürü, talimatın İsviçre'den geldiğini söylüyordu.Sinirleri bozuldu, o dakika itibariyle Hürriyet defterini kapattı.O gece hiç istifini bozmadı Rahmi Turan.Bu işin bir de İstanbul ayağı vardı.Ertesi günü döndüğünde İstanbul'a sabah toplantısında Doğan Hızlan, Vahit Alpata ve Özcan Ertuna da  vardı.Toplantıya başlar başlamaz Erol Simavi'nin halis adamı Hızlan'a döndü, nasılsa ne konuşulursa İsviçre'ye yetiştiriyordu:-”Doğan Bey, bu söyleyeceklerimi lütfen Erol Bey'e bildirin. Hatta not alın ki, eksiksiz bildirin. Söyleyin o patrona, patronluğunu bilsin. Ben Genel Yayın Müdürü'yüm. Benim yaptığım sayfayı bozamaz. Herkes işini bilirse bu gazete doğru yolda yürür. Yok öyle her seferinde işe karışırsa patron, o zaman bu işler yürümez!”Ortam buz gibi olmuştu.Hürriyet'in tepesinde deprem demekti bu sözler.Bu sözleri söyleyen Hürriyet'in Genel Yayın Müdürü zaten artık istese de o görevde kalamazdı.Rahmi Turan'da önceki gece gazeteyi gördükten sonra kararını vermişti.İstifa edecekti.Etti de." 
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.