TEPAV: Ekonomi 2012´den daha iyi olacak

TEPAV: Ekonomi 2012´den daha iyi olacak

02 Aralık 2012 Pazar 12:15
TEPAV: Ekonomi 2012´den daha iyi olacak
Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV), 2013 tahminlerini açıkladı. Ekonominin 2012´den daha iyi olacağını belirten TEPAV, büyümenin yüzde 4 ve biraz üzerinde gerçekleşmesini bekliyor. İşsizliğin yüzde 9´un biraz üzerinde olacağını, enflasyonun ise yüzde 6´dan düşük gerçekleşeceğini belirten TEPAV, ihracat performansında sınırlı bir iyileşme bekliyor. TEPAV Finans Enstitüsü tarafından 2 ayda bir yayınlanan 'Ekonomide Durum' başlıklı raporun üçüncü sayısı çıktı. Finans Enstitüsü Direktörü Prof. Dr. Fatih Özatay´ın gözetiminde hazırlanan raporda, Türkiye ekonomisindeki makroekonomik gelişmelerin, ilk iki 'Ekonomide Durum' raporundaki öngörülere önemli ölçüde uyum gösterdiği açıklandı. Büyüme oranının, yılın ilk üç çeyreğinde potansiyelin belirgin biçimde altında kaldığı, üçüncü çeyrekteki büyüme oranının büyük ihtimalle ilk dokuz ayın en düşüğü olduğu, işsizlik oranının da sürpriz yapmayarak yüzde 9 düzeyinde seyrettiğine dikkat çekilen raporda, Dördüncü çeyrek farklı mı? Değil; ilk veriler dördüncü çeyrekte de ekonominin faaliyet düzeyinde belirgin bir değişiklik olmadığı yönünde. denildi. Raporda 2013´e ilişkin geliştirilen temel senaryo ayrıntılı biçimde tartışıldı. Raporda şöyle denildi: Şirketler kesiminin ekonomiye duyduğu güven 2012´ye kıyasla artacak. Bu durumda, yatırım yapma isteği artacak. Ancak, yurt içi kredi artış oranına getirilen üst sınır nedeniyle, yurt içi kredi arzının 2012´ye kıyasla özel yatırım harcamalarında anlamlı bir artış sağlamasını beklemiyoruz. Dolayısıyla, ekonomiye duyulan güvenin artmasının daha fazla yatırım artışına yol açması için iki seçenek kalıyor. Birincisi, şirketler kesimi, daha fazla tahvil ihracına gidebilir. Bunun önünde bir engel yok. Ancak daha fazla tahvil ihracına gidilse bile, bunun yatırımlar üzerine önemli bir etkisi olacağını düşünmüyoruz. Asıl etki yurt dışı finansman olanaklarının artması yoluyla olacak. Yaptığımız ön kabuller ve Türkiye´nin kredi notunun yükseltildiği dikkate alındığında, yurt dışı finansman olanaklarının artmasını beklemek gerekir. Gelişmiş ülkelerdeki çok düşük faiz oranları ve eski parasal genişleme programlarının üzerine yenilerinin de eklendiği dikkate alındığında, dış finansmanın daha çok kısa vadeli sermaye girişi şeklinde olması en makul ihtimal olarak beliriyor. MERKEZ BANKASI NASIL DAVRANABİLİR? Peki, kısa vadeli sermaye girişlerinin giderek artmasına ne ölçüde izin verilecek? Merkez Bankası açısından bakıldığında, bu tür sermaye girişlerinin yurt içi kredi artışını kontrolden çıkarmaması ve liraya reel olarak değerlenme baskısı yapmaması önemli. Yurt içi kredi artış oranının belli bir düzeyde tutulabileceğini varsaydık yukarıda. Liradaki reel değerlenme baskısını azaltmak için ise Merkez Bankası´nın şöyle bir politika bileşimi uygulaması mümkün: Politika faizini, enflasyon gelişmelerinin izin verdiği ölçüde indirmek. Faiz koridorunun alt sınırını düşürüp, bankaların ortalama fonlama maliyetinin aşağıya doğru dalgalanmasına izin vermek. Böylelikle kısa vadeli sermaye girişleri için faiz belirsizliği yaratmaya çalışmak. Rezerv opsiyon katsayısının otomatik dengeleyici katkısını kullanmak. Bu koşullar altında lirada önemli bir reel değerlenme olmayacağını düşünüyoruz. Yukarıdaki ihracat tartışmasına dönülecek olursa, liranın reel değerinin ihracat performansını ne olumsuz ne de olumlu yönde etkileyeceği sonucunu çıkarıyoruz. Öyleyse ihracat açısından temel belirleyici dış talep olacak. Tekrarlamak gerekirse, dış talebin ihracat performansına ancak sınırlı bir olumlu katkı yapacağını beklemek gerekiyor. Buraya kadar yaptığımız tartışma çerçevesinde, büyüme açısından 2012´ye göre 2013´ün daha iyi bir yıl olacağı sonucunu çıkarabiliriz. Büyüme oranının Orta Vadeli Program´da belirtilen yüzde 4´ün az da olsa üzerine çıkması olasılığı var. Bu durumda, işsizlik oranında 2012´de gözlenen katılığın sürmesi beklenir. CARİ İŞLEMLER AÇIĞINDAKİ İYİLEŞME 2013´TE DURACAK Raporda bu düzeyde bir büyüme oranıyla cari işlemler açığındaki iyileşmenin 2013´te duracağı belirtildi; ancak önemli bir kötüleşme olmasını da beklememek gerektiği vurgulandı. Enflasyon açısından da 2013´ün 2012´ye kıyasla daha iyi bir yıl olacağı vurgulanan raporda, şu ifadelere yer verildi: Büyüme oranının bir puanın biraz üzerinde artacak olmasına karşın, hala potansiyelinin altında kalacak olması nedeniyle iç talepten bir baskı gelmeyecek enflasyona. Döviz kurunda öngördüğümüz gelişmeler ise enflasyonu azaltacak yönde gelişmeler. Enflasyon açısından çizdiğimiz görece olumlu tabloyu ne bozabilir? Elbette enerji fiyatlarında beklenmedik bir artış, bazı vergi oranlarının yükseltilmesi ya da kamunun ürettiği bazı mal ve hizmetlere öngörülmeyen bir zam yapılması. Ama enflasyon açısından daha önemli bir tehlike var: Kısa vadeli sermaye girişlerindeki artış eğilimine bağlı olarak, Merkez Bankası 2010´un sonları ile 2011´in ilk yarısı arasındaki dönemde uyguladığı döviz kurunu artırma politikasını o zamanki şiddeti ile uygularsa, enflasyonun tekrar yükselmeye başlayacağı bir sürece girilebilir. Bu olumsuz gelişmeler yaşanmadığı sürece, enflasyonun yüzde 6 ve biraz altında kalmaması için bir neden görünmüyor şimdilik. Raporda temel senaryonun dışında, daha iyi gelişmeler ile daha kötü gelişmelerin olduğu farklı senaryolara da yer verildi. CİHAN
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.